Ceren Taştan

Ceren Taştan

Çevirmen
8.5/10
850 Kişi
·
4.090
Okunma
·
1
Beğeni
·
98
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
576 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Charlotte Bronte 'den okuduğum ilk kitap. Zaten yazarın kısa ömründe yazdığı sadece dört eseri var. Bunlardan ''Vilette isimli eserini de aldım ve sırası gelince okuyacağım.Ama diğer iki eseri olan ''Profesör'' ve ''Shirley'' in maalesef Türkçe baskılarını şu anda kitap sitelerinde bulamadım. Eğer baskıları yapılırsa onları da mutlaka okumak isterim.

Jane Eyre, yazarın en ünlü eseri olarak kabul edilmektedir. Kitap, her ne kadar roman özelliğini taşısa da, yazım tekniği olarak direk okuyucuya hitap eden bir günlük veya anı kitabı özelliğine daha yakın görünümde kaleme alınmıştır. Konu itibariyle ise, anne ve babasının ölümüyle yalnız kalan küçük bir çocuğun, dayısının himayesi altına girmesi, ama maalesef dayısının ölümünden sonra ise ailenin onu kabullenmemesi sonucu büyüyüp yetişkin olana kadar ki başına gelenlerin, kendi ağzından anlatımından ibarettir. Tabii ki yetişkinliğinin ilk dönemleri de bu anlatıma dahildir.

Kitapta ayrıca, yazıldığı dönemdeki ve yerdeki sosyal ve çevre yapısı ile ilgili geniş bilgiler verilmektedir. Jane 'nin dünyaya geldiği andan beri süren kadersizliğini okurken, tesadüflerin insan hayatında olumlu veya olumsuz ne kadar etkili olduğunu yazarın bize vurguladığına şahit oluyoruz. Jane Eyre ' nin, temkinli ve mantıklı hareket eden, sağlam ve güçlü bir karaktere sahip olması, olumlu veya olumsuz tüm olaylar karşısında aynı tutumundan taviz vermemesi, bence o dönemde olmayan güçlü kadın imajına bir özlem olarak değerlendirilmelidir. Yazarın bu durumu özellikle bilerek ve isteyerek kurguladığını düşünüyorum.

Dünya Edebiyat Tarihinin bu önemli klasiği hakkında çok daha fazla yazmaya gerek görmüyorum. Kisaca , mutlaka okunması gereken kitaplardan biridir diyorum.
576 syf.
·Puan vermedi
İlk kez kitap incelemesi yapacağım, yanlışlarım veya aksaklıklarım olursa mazur görün. Öncelikle yazardan bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı Charlotte Bronte. Yazar bir nevi kendi hayatının acılarını bu kurgu yoluyla bizlere aktarmakta. Yazarın kız kardeşi Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler klasiğini hepiniz duymuşsunuzdur. Bunlar üç kız kardeş, hepsi yazar ve o dönemde -yine- erkek egemenliği daha fazla görüldüğü için takma erkek isimleriyle eserlerini yayınlamışlar. Kitaba gelecek olursak da aşk klasiklerinin baş yapıtlarından biri. Romantizm ve Viktorya Dönemi kendini baskın olarak göstermekte. Adından da anlaşıldığı üzere baş karakterin ismi Jane Eyre ve bu karakterimiz zorluklarla, annesiz babasız bir çocuk olarak büyüyor. Olayları daha fazla anlatarak kitabın tadını kaçırmak istemiyorum ama Jane, Bay Rochester'in evine mürebbiyelik yapmak için gittiğinde; zorluklardan sonra gelen mutluluğu, aşkı burada bulur. Kitabın ana fikrine gelecek olursak; erkeklerin üstün olmadığını, kadınların gerekli durumlarda seslerinin çıkması gerektiğini, zorlukların üstesinden bazı güzel ve önemli tesadüflerin gelebileceğini, dış görünüşün hiçbir zaman önemli olmadığını, üzgün olduğumuz zamanlarda illa ki mutlu rolü yapmamızın gerekmediğini ve duygularımızı gizlemeyip açıklığa kavuşturduğumuzda bir şey kaybetmeyeceğimizi okuyucuya iyi aktarıyor. Benim gibi klasikleri seven biriyseniz, kesinlikle tavsiye ederim.
576 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Evet, nadiren yaptığım incelemelerden biriyle daha sizlerle karşı karşıyayım.

Jane Eyre aslında World Romance Classıcs (Dünya Romantizm Klasikleri) kapsamında bir eser ama kitap yalnızca romantizm içeriğine sahip bir kitap değil.Pek çok klasik gibi anlatmak istediği hadiseler ve vermek isteği mesajlar var.Kitapta bir kadının çocuk yaştan itibaren türlü zorluklardan geçerek,tek başına verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor.
Daha bebekken anne ve babasını kaybeden Jane,verildiği akrabasının yanında da kısa zaman içinde kaybettiği dayısıyla bir kez daha ölümle karşılaşır.Hayata hep kayıplarla başlayan Jane çocuk yaşta sevgisiz büyümenin de ne demek olduğunu yengesi ve bencil kuzenleri sayesinde öğrenir.
Bu kötü şartlar altında hayata tutunmayı bir şekilde başarır ve kendisini o dönemdeki pek çok kadından daha iyi yetiştirir.Zamanla hayat ona,ele avuca sığmaz karakterinin de katkısıyla bambaşka pencereler açar ve farklı insanlarla tanışır. Hayatında iyi bir mürebbiye,çevresi tarafından sevilen, sayılan bir insan ,sevgi dolu anlayışlı eş rollerini üstlenir.Yaşadığı ağır şartlar onu acımasız bir insana değil de tam tersine daha anlayışlı ve olgun bir şahsiyete çevirir.


Roman 1.tekil şahıs ağzından yazıldığı için,benim gibi Mr.Rochester'ın ya da diger karakterlerin duygu ve düşüncelerini öğrenmek isteyebilirsiniz.Ama bu anlatım tarzının faydaları da olmadı diyemem.
Karakteri daha kolay anlamamı sağladı ve onunla empati kurabilmemi kolaylaştırdı.
Victoria döneminin İngilteresi'nin anlatıldığı bu kitapta sınıf farklılıklarıda göze batıyor.Jane Eyre'nin,yazarın kendi hayatından esinlenerek kaleme alınmış bir eser olduğu söyleniyor.Hatta Jane'in okuduğu okulun,yazarın ablalarıyla birlikte öğrenim gördüğü Cowan Bridge'deki gittikleri şartları pekte iyi olmayan okul olabileceği,romandaki ölüm sahnesinin ablasının ölümüyle bire bir olduğuda da söylentiler dahilindedir. (Bronte kız kardeşlerin hayatını anlatan kitapta/The Bronte Sisters) Kadın yazarlar Viktorya döneminde ciddiye alınmadığı için yazar, eseri bir erkek ismi olan "Currer Bell" adıyla yazmış,takma isimle başarı yakalayamayınca kendi ismiyle eseri tekrar basmış ve başarıyı yakalamıştır.Tabi bu başarı diğer Bronte kardeşlere de yaramıştır.

Ayrıca kitabın en hoşuma giden kısımlarından biride yazarın ara ara "Sevgili Okuyucum" diye okura hitap etmesi oldu.Yazar bu şekilde bir deneme havasında okuyucuyla sık sık iletişime geçiyor ve dikkati sürekli kitaba topluyor.

Jane Eyre'yi okumanızı naçizane tavsiye edebileceğim bir eser olarak görüyor ve kendisinden ders alınılabilecek sağlam bir karakter olduğunu düşünüyorum.

Okumak isteyenlere şimdiden,İYİ OKUMALAR DİLERİM...
576 syf.
·Beğendi
Bu kitabı 5 sene önce okumuştum.Okadar güzel bir kitap ki sizleride içine çekeceğine eminim.Zorlukla başlayan bu mücadelede en sonunda zafere ulaşmış bir kızın hikayesi...
576 syf.
·Beğendi·10/10
Jane Eyre, belki de benim bu hayatta koşulsuz kalbimi açabildiğim nadir insanlardan biridir. Bakmayın öyle, onu yalnızca bir kitap karakterinin içine sıkıştırmak çok ayıp olur.
Peki kimdir bu Jane? Sahi, insanların ya da benim gönlümde nasıl taht kurmuştur?
Haydin başlayalım.
Romanın ilk cümlesi şöyleydi, yanılmıyorsam 'o gün yürüyüş yapmak olanaksızdı.' Ve işte bu cümle ile bütün bir roman boyunca kolunuz Jane'in kolunda dağları tepeleri aşıp zorluklara göğüs gerip kırık bir çanak misali olan hayatı alabildiğin dolduruyorsunuz.
Jane Eyre için bir aşk romanı demek yasaklanmalı, evet içinde belki de 'ideal koca adayı' ismine hak kazanıp size her fırsatta tebessüm hediye edecek bir Bay Rochester var mamafih Jane Eyre gibi bir romanı aşk teması içerisine sıkıştırmak hem Jane'e hemde onunla birlikte yaşanılan her anıya hakaret niteliği taşır.
Karışık kuruşuk yazımı hafiften şöyle kenara itecek olursak bir de yazım diline değinelim.
Birinci ağızdan yazılmış olması Jane'i dost bellerken çok etkili oluyor, inkar etmeyelim. 'Sevgili okuyucularım' diyerek başlanan cümleler sizi Jane'in hayatında gizli bir gözlemciden ziyade olayları ilk elden öğrenen en önemli kişiye dönüştürüyor. Bur'da yadsınamaz bir şekilde gönlünüze taht kuracak olan yazarımızı unutmamak lazım sanırım.
Charlotte Bronté!
Bir süre sonra olan şey şu, Jane ile çay içerken Charlotte tarafından yapılmış enfes kurabiyeleri tatmak!
Velhasıl kelam, ne Jane Eyre yalnızca bir roman, karakter, genç bir bayan değil, ne de sevgili yazarımız Charlotte Bronté alelade bir yazar değil. İkisi de uzun bir süre, sol omurganızın altında ki o şeyi avuçlarında yüceltip size güzel tebessümler hediye edecek iki harika kişi.
Kalbiniz kadar zarif iki leydi.
304 syf.
·2 günde·8/10
Bu incelemeyi okuyorsanız siz de bir sırçalansınız.Çünkü bu kitabı okurken siz de anakarakterin sırlarını ve diğer karakterlerin sırlarını çalıyorsunuz.

Sylvie adındaki anakarakterimiz çocukluğundan beri narkoleptik bir hastalığa sahiptir ve başka insanların zihinlerine geçiş yapabilmektedir.Sakın X-Men gibi bir şey sanmayın öyle bir şey değil.Bizim Sylvie daha çok zihnine geçtiği insanların gözlerinden bakıyor o an ne yapıyorlarsa onu görüyor.Bu harika bir şey dediğinizi duyar gibiyim.Peki yanlışlıkla en sevdiğiniz arkadaşınızı öldüren katilin zihnine girip arkadaşınızın ölüsü ile karşılaşsanız ve kendi kız kardeşiniz de tehlikede olsa ne yapardınız ?

Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak kitabı çok beğendim ve bu yazarın daha ilk kitabı.Bir ilk kitaba göre fazlasıyla iyiydi.Akıcılık,kurgu,mekanlar,kitapta yaşananları okuyucuya yansıtma özellikle merak unsuru olağanüstüydü.Tek kötü yanı bu kitabın herhangi bir kategoriye giremiyor oluşuydu çünkü kitapta polisiye,dram,aşk,psikoloji ve daha niceleri vardı.Sanki mutfaktaki tüm malzemelerden yanlışlıkla iyi bir yemek yapılmış gibi bir kitaptı buda.En beğendiğim noktası kitaptaki her bir karakterinin rolü o kadar iyi ayarlanmıştı ki çevrenize baktığınızda bir nefes kadar uzağınızdalardı sanki.

Kitabın özellikle bir yanı vardıİnsanın kaybettiklerini anlatırken yazar o kadar güzel anlatmıştı ki otobüste kitabı okurken ağladım.Yapayalnız kalmanın ne demek olduğunu,herkesin sizi yanlış anlamasını,herkesin size sırt çevirdiğinde ki o dışlanma hissini çok güzel anlatmıştı özellikle de özlem duygusunu.
Kitaplarla kalın :)
576 syf.
·24 günde·8/10
''Jane Eyre'' küçüklüğümde kısaltılmış halini okuduğum klasiklerden biriydi ve okuduğum vakit umduğumu bulamamış, beğenmemiştim. Kardeşim kitabı almamış olsaydı, bir daha da okumak için yelteneceğim eserlerden biri olmayacaktı belki de.

Çocukluğundan yetişkinliğine kadar hayatını okuduğumuz Jane Eyre'i kendi ayakları üstünde durabilen, kararlı, akıllı bir kitap karakteri olarak hatırlayacağım. Tek kusuru fazla iyi yazılmış olmak bence Jane'in, biraz daha gri bir karakter olmasını istedim okurken. Charlotte Bronte'un yarattığı Jane karakterini, ister istemez kardeşi Emily Bronte'un ''Uğultulu Tepeler''inin Catherine Earnshaw karakteri ile karşılaştırdım. Hatta sadece karakterleri değil, kitabın bütününü de birbiri ile mukayese ettim ve Jane Eyre aşağılarda kaldı gözümde. Ancak bunu yaparken belki biraz adil davranamamış olabilirim, çünkü ''Uğultulu Tepeler''e olan sevgim bambaşka. Neyse, zaten kitapları kıyaslamak çok da doğru değil...

Jane'in çocukluğu ve Thornfield'de geçen kısımlar okumaktan keyif aldığım bölümler oldu. Kitabı kendi gözümde bölümlere ayırdım zaten, fakat kitap hakkında sürprizi bozacak herhangi bir ayrıntı vermemek adına bunları paylaşmayacağım. Thornfield'da misafirlerin ağırlandığı bölümlerde de ''Gurur ve Önyargı'' geldi aklıma. Misafirlerin ağırlandığı o bölüm, dönemin sosyal yaşantısını gösteren ufak çaplı bir aynaydı bence. Çoğunluğu kendilerini başkalarından üstün gören asil, zengin ve kibirli insanların; sosyal statüsü düşük fakat kendilerinden çok daha akıllı ve yetenekli olan insanlardan nasıl da üstün tutulduğunu görebiliyoruz bu bölümlerde. Sosyal statü durumu, eserin tamamına yayılmış bir biçimde işleniyor zaten. Özellikle de Bay Brocklehurst karakteri ile bu durumun net bir şekilde gözler önüne serildiğini düşünüyorum. Yetimler okulunun müdürü olan Brocklehurst, okuldaki çocukların kısıtlı imkanlarla yetişmesi gerektiğini, ancak bu şekilde iyi bir eğitimden geçeceklerini söylerken kendi eşi ve kızının kürkler ve mücevherlerle dolaşması keskin bir tezatı gözler önüne seriyordu. Ayrıca Brocklehurst, okurken en sinir olduğum karakter oldu. Bunların dışında din olgusu da kitapta baskın bir şekilde etkisini gösteriyor.

Kitapta Jane Eyre, Edward Rochester, St. John belli bir profil çizilmiş ve başarılı şekilde anlatılmış karakterler. Kitap aslında akıcı, fakat bazen aşırıya kaçan detaylar okumama ket vurdu. Kurgu konusunda ufak tefek zayıflıklar olduğunu düşünsem de okumaktan keyif aldım.

Evet, ''sevgili okuyucu'' (burada Jane Eyre'e selamlar...) hepinize keyifli okumalar diliyorum...
576 syf.
·Beğendi·10/10
Yazıldığı dönem göz önüne alındığında feminizm öğelerinin böylesine yoğun olduğunu görmek insanı şaşırtıyor.
Güçlü bir kadın karakterini, onun çocukluğundan başlayan zorlu hayat hikayesini ve her zaman ahlaklı kararlar verdiği aşkını okuyoruz.
Kitap boyunca tüm yaşadıklarını, hissettiklerini Jane ile beraber yaşıyoruz okuyucu olarak.
Hiç yorucu olmayan aynı zamanda çok içten, güzel bir dili var yazarın diğer kitapları gibi.
Karakterimiz bağımsız bir kadın her açıdan.
Bu da benim kitabı daha fazla sevmemi sağladı.
Karşılaştığı gerçeği, sevdiği adamın ona yalan söylemesini sineye çekmiyor.
Belki yaşadığımız bu çağa rağmen bazılarımızın cesaret edemeyeceği kararlar alıyor.
Kitaptaki aşk da sade ama etkileyiciydi.
Okumanızı tavsiye ederim.
576 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Akici ilginc ve guzel bir kitapti.Jane Eyre nin cocukluk ve genclik donemini anlatiyor.Yazarin kendi hayatindan da alintilar yaparak kitabi yazmis oldugunu ogrenince daha bir merak ve ilgiyle okudum. En kisa zamanda filminide izliycem ins...okunasi bir kitap tavsiyemdir...🤗
576 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Bir kadın karakter düşünün! Her şeyi ile sizi büyüleyen, her yaptığını düşünüp taşınarak yapan, hem kendine hem de dış etkenlere elinden geldiğince karşı koyma gücü bulan, yalnız, kimsesiz. Yalnızsınız, sığınacak kimseniz, derdinizi anlatacak, sizi anlayacak kimseniz yok ve bir de görünüşünüz ve kişiliğiniz yüzünden size ön yargı ile yaklaşıldığını, eleştirildiğinizi, kimsenin sizi beğenmediğini düşünün! Nasıl yaşardınız, ne yapardınız?

Jane Eyre, bir kitaptan daha fazlası. Eşi benzeri bulunmayan gerçek bir karakter. Onun gibi kişiliği daha başka yerde bulunmayan iki karakter daha var ki; Mr. Rochester ve St. John! Bir kitapta ki benzersiz üç karakter! Üçü de birbirinden müthiş tasvir ediliyor hayalinize.

Mr. Rochester ve Jane Eyre kadar birbirini tamamlayan iki eş daha okumadım.

Jane Eyre'ın belki buruk ama tebessüm ettiren, düşündüren, hırslandıran hikayesi...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 4.090 okur okudu.
  • 118 okur okuyor.
  • 1.903 okur okuyacak.
  • 52 okur yarım bıraktı.