Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"Özgürlük zorunludur."
9/10
·329 syf.··
2024 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2024 01:57
Profesör yazarın kaleme aldığı ilk romanı. Ne yazık ki yayınevleri zamanında basmayı reddettiğinden , kitap yazarın ölümünden sonra yayımlanmış. Yazar aslında "Jane Eyre" ile tanınmıştır. Bu kitap için kullandığı takma adı ise "Currer Bell." Kitabın konusu ailesinden dışlanan ve destek göremeyen genç bir adamın, toplumun beklentilerini reddedip istediği alanda var olmaya çalışmasını, kişisel gelişimini ve azmini konu alıyor. İlk kitabı olması nedeniyle edebi açıdan bakılırsa anlatım yönünden zayıf olan noktalarını sadece karmaşık yapıda ve uzun cümleler barındırmasında buldum. Bu da çok tekrarlanmamış, sadece bazı kısımlarda görebiliriz. Onun dışında anlatımı gayet akıcıydı. Bu kitaptaki ana karakter güçlü kalmaya çalışan, temele kendi kişisel gelişimini koyan, toplumun iş kalıplarını reddederek kendisinin istediği ilgi alanlarında ekonomik özgürlük arayan genç bir adam. Bu karakterin, erkek egemenliğine girmeyi istemeyen, kuracakları hayatta beraber çabalayacakları bir kadına aşık olması ile iki güçlü karakter birleşimi görüyoruz. Güzellik , çekicilik ve estetik kaygısı olmayan; zekası , azmi ve ahlakıyla öne çıkan karakterler.Yazar ,kendi özgürlük arayışında olan bu karakterlere sağlam bir psikolojik dayanıklılık da eklemiş. Yaşanılan dönemde İngiltere koşulları ve aynı zamanda , dünyanın genel durumu, koşulları çok eleştirel ve farklı bakış açılarıyla sunulmuş. Bu bakış açılarıda karakterlerin aralarında geçen diyaloglarda çok zevkli bir şekilde birleştirilmişti. Bu konuda şu alıntıyı çok beğendim: "Evrensel bir yurtseverim: benim ülkem dünya. " (syf.286) Yazarın kendi hayatından da izler taşıyan, kendi kişisel deneyimlerinden de kesitler bulabildiğimiz güzel bir eser.Umudun önemini, azmin kararlılığını, özgür olmanın hafifliğini
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
Puan vermedi·329 syf.·
2022 38. kitabı
Charlotte Bronte’den okuduğum ilk kitap. Yazarın hayatı ilginç. Hayatında beni en çok etkileyen şey; Bronte kardeşlerin bir şiir kitabı yayımlatırken takma isim olarak erkek isimleri kullanmaları oldu. Muhtemelen, Profesör romanında da Bronte, erkek karakteri kitabı basmak için kullanmıştır. Bir kadının kendi ismiyle yazamadığı bir dönemde, böyle bir eser yazmak bana göre ciddi başarı. O yüzden eseri yorumlarken önce bu açıdan bakmak gerekir. En önemliside yazıldığı dönemin şartlarını göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmak gerekir. Gelelim eseri incelemeye… Eser ilk başlarda biraz sıkıcı başladı. Özellikle ana karakterimiz olan William’ın kendini fazla ezdirmesi, silik bir profille kitaba başlanması benim açımdan biraz sıkıcı oldu. Ta ki Hunsden karakteri devreye girene kadar. Bu adamın William’ın hayatını değiştireceğini tahmin etmeniz zor değil. Aslında ilginç bir karakter Hunsden. Diyaloglarda çok sert cümlelerle okuyoruz bu karakteri fakat bir yandan da ilginç bir şekilde birçok sözüne hal veriyoruz. Sadece söyleniş tarzı, uslup bakımından biraz sıkıntılı. Kitapta ilk başlarda ve sonlarda görüyoruz Hunsden’i. William karakteri, yani ana karakterimiz, kitapta bence çok güzel işlenilmiş. William, ilk başlarda sessiz, her şeye boyun eğen bir karakterken, daha sonra yavaş yavaş geliştiğine şahit oluyoruz. William’ı tanımlarsak; güçlü, dürüst, yer yer biraz kibirli, yaptığı işe saygısı olan, yer yer mütevazi, zeki bir karakter. Hayata sil baştan başlayıp, belli bir konuma geldiği içinde bence güçlü bir karakter. Tıpkı Frances Evans Henri gibi… Kitabın biraz ortalarına doğru sahneye çıkar Henri. Çıktığı ilk andan itibarende bu kadından bir şeyler çıkacak, kitaba damgasını vuracak dersiniz ve aynen öyle olur. Güçlü ve gururlu bir kadın. Tipik “Ev Hanımı”
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
Puan vermedi·329 syf.··
2021 17. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2021 01:43
Charlotte Brontë'den okuduğum ikinci kitap Profesör. Tam bir Charlotte Brontë romanıydı bu da. Yazarda en sevdiğim özellik olan güçlü kadın karakter burada da vardı. Aynı zamanda zekâya verilen önemi de çok seviyorum. Başkarakterlerin güzel/yakışıklı olmaması sevdiğim diğer Charlotte B. özelliği. Bir bölümde yine gotik izler vardı. Severek okudum. Zaten Brontë kardeşlerden çıkan bir eseri sevmeme gibi bir durumum olamaz. Düşüncelerini çok değerli buluyorum. Feminizm açısından da kendisini çok önemli bir yerde görüyorum. Keşke uzun bir yaşamı olsaydı da daha çok eser bırakabilseydi bize. 100 yılı geçmiş olmasına rağmen bugün hâlâ Charlotte B.'nin kadınlar için verdiği mesajların ne kadar önemli ve değişmemiş olduğunu görüyorum. Pek okunmayan ama okunması gereken kitaplardan. Özellikle Brontë sevenlere ve klasik okuyanlara öneririm.
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
9/10
·329 syf.··
Beğendi
·
2018 47. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2018 23:51
Caharlotte Bronte'un ilk yazdığı kitap. Dönemin yayıncıları, yazarın bu kitabını kesinlikle yayınlamak istemediklerinden dolayı ancak ölümünden iki yıl sonra baskısı yapılarak yayınlanabilmiştir. Kitaptaki ana karakter yine bir öğretmen, fakat bu defa diğer kitapların aksine bir erkek öğretmen. Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi ana karakter, annesiz ve babasız aynı zamanda da hayatta hiç bir şeyi olmayan yoksul biri. Yine var olma ve hayata tutunma için verilen yaşam mücadelesi. Ana karakterin bir erkek olması ve yazarın da kadın olmasından dolayı, karakterle cinsiyeti konusundaki uyum yönünden zaman zaman olumsuzluklar hissedilse de, kitabın bütünü ele alındığında , yazarın ilk kitabı olmasına rağmen aşırı bir uymsuzluğa fırsat vermediği görülüyor. Bunu yaparken de ana karaktere fazla duygu yüklemeyerek başarılı olduğu düşüncesindeyim. Kitaptaki konunun genelde Brükselde geçmesi ise yazarın kendi hayatında öğrenci ve öğretmen olarak bulunduğu Brüksel günlerinin etkisi altında kalarak kitabı yazdığını bize göstermektedir. Bu kitaptaki farklı bir özellik ise yazarın yer, zaman, kişi tasvirlerine ve karakterlerin fiziksel ve psikolojik analizlerine diğer kitaplarının aksine çok daha fazla ve ayrıntılı olarak yer vermesidir. Ama bu durum akıcılığı pek fazla etkilememektedir. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı bulduğum bu kitabın, dönemin yayıncıları tarafından inatla yayınlanmamasına da bir anlam veremedim. Bir ''Jane Eyre'' gibi olmasa da , Charlotte Bront'un elinden kaleme alındığı, her sayfasında hissedilen bu kitabı ben beğenerek ve keyif alarak okudum. Özellikle Charlotte Bronte okumak isteyenlere , yazarın bu kitabını da okumalarını tavsiye ederim.
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
9/10
·329 syf.··
2026 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 15:32
Sakinlik arıyorsanız büyük dramlardan yorulduysanız ve bir karakterin adım adım gelişmesini izlemek istiyorsanız tam sizlik olan bu kitap, yine okurken çok keyif aldığım dönem kitaplarından biri oldu... Eğer Jane Eyre’deki o gotik havayı veya Uğultulu Tepeler’deki çılgın aşkı bekleyerek bu kitaba başlarsanız biraz şaşırabilirsiniz veya hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Çünkü "Profesör" Charlotte’ın en ayakları yere basan ve realist çalışması diyebilirim. Hikayenin merkezinde, İngiltere’deki zorba akrabalarından kaçıp şansını Belçika’da, Brüksel’de bir öğretmen olarak denemeye karar veren William Crimsworth var. William, bazen biraz fazla ciddi, hatta yer yer sıkıcı bile gelebilir. Karakterimizin güzelliği şurada ki Charlotte onu o kadar gerçekçi çizmiş ki hayatta kendi yolunu çizmeye çalışan, gururlu ama yalnız bir gencin iç dünyasını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kitapta hazıra konan veya kolay yoldan zengin olmaya çalışan karakterler bulamazsınız, tamamen emek ve çalışma üzerine kurulu hayatlarla çevrili, ilkelerine bağlı güçlü karakterlerle dolu. Kitabın sonunda sahip olunan her şey ise kendi emeklerinin meyveleri... William’ın Frances Henri ile kurduğu bağda alışılagelmiş o büyük patlamalar veya imkansız dramlar yok. Aksine bu ilişki karşılıklı saygı, sarsılmaz bir çalışma azmi ve derin bir entelektüel uyumun güçlü bir inşası... "Bırakın temel saygıdan, birinci kat şefkatten, üstteki yapı da aşktan oluşsun.." (s. 110) Aynı zamanda Brontë gerçek aşkın sadece geçici duygulardan değil, aynı dünya görüşünü paylaşmanın ne kadar kıymetli olduğunu o kadar güzel anlatıyor ki... Bunu aşağıdaki satırlardan da görebilirsiniz! "Bir taş bebekle ya da bir aptalla evlenme düşüncesi benim için her zaman tiksinti verici oldu: Çekici bir taş bebeğin, güzel bir aptalın
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
Puan vermedi·329 syf.··
2017 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2017 10:38
Kitabın başları çok monotondu. Asıl kitap yarısında başladı. Başları sıkıcı olmasına rağmen kitap çok iyi bir entrika ile başladı. Bu kitabı okumak isteyenlerin çok sabırlı ve tam bir kitap kurdu olması gerekir.
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
7/10
·329 syf.··
2026 7. kitabı
Jane Eyre'i çok sevdiğimden bunu da seveceğimi düşünüyordum ve onun kadar olmasa da gerçekten sevdim. Her şeyden önce yazıldığı dönemin şartlarını düşündüğümüzde kendi ayaklarının üzerinde durabilen ya da durmaya çalışan ve bu yolda emek sarf eden kadın karakterleri okumak gerçekten çok zevkli. Aynı zamanda yazarın bunu o dönemde yazabilmiş olmasına şaşırıp saygı da duyuyorsunuz. Yazıldığı dönemde okuyanların tepkisini görmek isterdim. Bu kitapta baş karakter erkek olsa da yine dikkatimizi çeken ve bence baş karakterden daha çok kendini okutan bir kadın karakterimiz var. Gelelim kitaba :) Yazım dili bence oldukça akıcıydı, kusur sayılabilecek bir şey varsa o da cümlelerin çok uzatılması ve bazı yerlerde yapılan benzetmelerin bence aşırıya kaçmasıydı. Öyle ki benzetmeleri ve uzun cümleleri kaçırmamak ve anlamını tam olarak kavrayabilmek için pek çok paragrafı baştan okumak zorunda kaldım bu da akıştan kısa süreli kopmama neden oldu. Bir de genel olarak heyecan ve entrika okumayı sevenlere uygun bir kitap değil. Durgun ama güvenli hissettiren bir tarafı var. Olay olmasını bekliyorsunuz ama olmuyor. Hayatın monoton akışı gibi. Baş karakter William son derece gerçekçi. Hani okurken şunu demiyorsunuz melek gibi bir insan ya da şeytan gibi biri. Basbayağı gerçek. Bazı yerlerde duygularını bazı yerlerde mantığını kullanan yeri geldiğinde hatalar yapan ama kendi içerisinde vicdan muhasebesini de aksatmayan bir karakter. Kendince ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor ve bunu yaparken ahlaki ilkelerden de uzaklaşmamaya çalışıyor. En çok takdir ettiğim yanı da buydu. Zararına olacak bir durumu bile kabul edebiliyor böyle bir durumda. Aynı şekilde Frances de öyle. karakterlerimiz yunan heykelleri ya da tanrıçalar değiller, aksine her insanın başına gelebilecek şeyleri yaşayıp
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
5/10
·310 syf.··
2025 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 16:02
yazarın ilk kitabı olduğu için Jane Eyre ile kıyaslamak doğru olmasa bile insan ister istemez karsilastiriyor. kendi acimdan söyleyecek olursam 2 kitabı da aynı yazarın yazmış olması inanması zor geliyor. brontë kardeşlerin tüm kitaplarında oldugu gibi bunda da hikayenin ana hatları cok güzeldi ama resmen BAYDI. 50 derece sıcakta okurken bayginlik gecirdim, sırf yarım birakmis olmamak için zorlaya zorlaya bitirdim. cok beğenenler elbet olacaktır ama sahsen 600 sayfadan fazla olan Jane Eyre 2 günden az sürede bitmisken bunu 1 haftada bitirmem sahsi düsüncelerimi özetler diye düşünüyorum.
1000Kitap
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
Puan vermedi··
Beğendi
Yazarların karşı cinsi ana karakter yapıp onun hissettiklerini yazması bana hep olağanüstü gelmiştir. Karşı cinsin hissettiklerini dört dörtlük bir şekilde betimlemek ustalık işi...
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma
Profesör ve Charlotte Bronte hakkında
Puan vermedi·329 syf.··
2023 5. kitabı
Kitabın önsözünde yazarın, bir zamanlar süslü püslü ve ağdalı bir yazı tarzına duyduğu beğeniyi anlattığını, yalın ve gösterişsiz bir tarzı benimsemeye başladığını söylemiş. Kitabın ilk yarısına kadar buna uyduğu söylenebilir fakat sonlara doğru artık kendisini tutamamış olacak ki yalın anlatım ve ağdalı abartılı anlatım arasına sıkışıp kalmış gibi. Özellikle sonlara doğru aşırı boğucu aşırı tekrara kaçan düşünceler var. Hristiyanlığın erdemleri sayesinde, gerçeklikten bir hayli uzak bir şekilde zafer kazanılmış gibi, bu duygu verilmiş. Yazarın Jane Eyre'de olan kendine özgü ukala ve zeki geçinen karakteri aynı şekilde burada da görebiliriz. Yazarın ana karakeri parlatma taktikleri arasında ana karakteri bir avuç zengin ahmağın ortasına koyup bakınız 'ne de güzeldir gururlu bir fakirlik hali, zengin olmak hiçte erdemli değil' demekte, hatta adeta kitaptaki yan karakterin maddi varlığını arttıkça görgüsüzlüğü ve aptallığı da artıyor. Yani yazar fakir, zeki ve gururlu üçlemesini bırakmıyor. Acaba yazarda aşağılık kompleksi mi var diyorum ara ara. Kitap öylesine yazılmış gibi, olay örgüsü içinde gelişen ana fikri yok gibi. İçerik olarak ingiliz seviciliği belirgin olarak görüşmekte Sanırım en sevdiğim karakter matmazel Rauter ve Mr Hundsen. Çünkü diyalogları ve hareketleri çok yerinde ve gerçekçi kurgulanmış karakterler, ana karakterlerden daha çok ısındığımı söyleyebilirim en azından ne oldukları belli, tutarsız değiller ki gerçek hayatta böyle insanlar var. Kitabı okurken zevk almamı engelleyen şey kesinlikle ana karakterin yan karakterler tarafından ikili diyaloglarla övgü - sövgü arasında yüceltilmesi, tanımlanması.sen şöylesin böylesin tarzı konuşmalar. Özellikle Hundsen ve William arasında geçen diyaloglar. Ana karakteri göze batırarak öne çıkarmak için yapılan
Edebiyat
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020977 okunma

Yazar Hakkında

Charlotte BrontëYazar · 25 kitap
Charlotte Brontë, 1816 doğumlu İngiliz yazar. İngiliz Edebiyatı'nın klasikleri arasına yerleşmiş eserleriyle tanınan 3 kardeşin (Charlotte Brontë, Emily Brontë, Anne Brontë) en büyüğü. En ünlü eseri 'Jane Eyre', bir asırdan fazla geçmişiyle halen büyük ilgi görüyor. Ayrıca ailenin kısa ve acıklı hayat hikâyesi de birçok esere konu oluyor. Charlotte Brontë, 21 Nisan 1816’da Yorkshire, İngiltere’de doğdu. Annesi Maria Branwell idi. Babası Partick Brontë, İrlandalı bir rahipti. Charlotte Brontë, çiftin 6 çocuğundan 3. olanıydı. Nisan 1820'de aile Haworth'a taşındı. Anneleri Maria, 15 Eylül 1821’de kanserden ölünce, 5 kız ve bir erkek çocuğuna bakma görevi teyzeleri Elizabeth Branwell’e düştü. 1824 yılında 3 kız kardeşiyle birlikte 'Clergy Daughters' adlı okula başlayan Brontë, buradaki sağlıksız koşullar dolayısıyla okuldan hiç hoşlanmadı. Yazarın sağlığı bozuldu, hatta kardeşleri 1814 doğumlu Maria'yı ve 1815 doğumlu Elizabeth'i de okuldaki koşullar yüzünden 1825'te tüberküloza kurban verdi. Bir yıl sonra okuldan ayrıldı. Gençlik yıllarında, sağ kalan 4 kardeş; Charlotte, Branwell, Emily ve Anne, babalarının kütüphanesinde bolca vakit geçirmeye başladılar. Kurgusal krallıklar kuruyorlar ve bu krallıklarla ilgili hikâyeler ve şiirler yazıyorlardı. Edebiyata karşı ilgileri de bu yıllarda başlamış, hayal güçleri kardeşlerin tümüne ileride geliştirecekleri araçlar sunmuştu. Brontë, eğitimine Mirfield’daki Roe Head adlı okulda devam etti. 1831 ve 1832 yıllarında burada okudu ve bu okul, en iyi arkadaşları Ellen Nussey ve Mary Taylor ile tanıştığı yer oldu. Eğitimini tamamladıktan sonra bu okula öğretmen olarak döndü ve 1835-1838 yılları arasında burada öğretmenlik yaptı. 1839’da Yorkshire'daki birçok ailenin evinde mürebbiyeliğe başladı ve 1841’e kadar bu işle uğraştı. 1842’de kardeşi Emily'yle Brüksel'e, Constantin Heger ve karısı tarafından işletilen okulda Almanca ve işletme dersleri almaya ve çalışmaya gitti. Önceleri öğrenci olarak katıldıkları okulda daha sonra bir miktar para ve kalacak yer karşılığında Brontë İngilizce, Emily de müzik öğretmenliği yapmaya başladı. Ancak Brüksel'de yeni kurdukları bu hayat, teyzelerinin ölümüyle yarıda kesildi. 1842'de bu yüzden İngiltere'ye döndüler ancak Brontë, 1843'te tekrar Brüksel'e gitmeye karar verdi. Brüksel'deki serüveninin 2. yarısı yazar için pek de iyi geçmedi. Yalnız kalmıştı, evine ve kardeşlerine karşı büyük bir özlem duyuyordu ve okulun sahibi Constantin Heger'e aşık olmuştu. Burada geçirdiği günleri, kitapları 'The Professor' ve 'Villette'ye ilham kaynağı oldu. Yazar, Ocak 1844'te İngiltere'ye geri döndü. 1846'da 3 kız kardeş Charlotte, Emily ve Anne, 'Currer Bell', 'Elise Bell' ve 'Acton Bell' isimlerini kullanarak ortaklaşa 'Poems by Currer, Elise and Acton Bell' isimli bir şiir kitabı çıkarttı. Kitap sadece 2 adet satarak büyük bir hayal kırıklığı yaratsa da kardeşler yılmadı ve ilk romanlarını yazmak için kolları sıvadı. Charlotte Brontë, ilk iki romanında 'Currer Bell' ismini kullanmaya devam etti. Ailenin tek oğlu olan Branwell, 1848'de bronşit yüzünden öldü. Aynı yıl Emily Brontë ve 1849'da Anne Brontë tüberkülozdan hayatını kaybetti. Charlotte Brontë, babasıyla kalmıştı. “Jane Eyre”in gördüğü büyük ilgi üzerine bir yayıncı, yazarı sık sık Londra’ya davet ediyordu. Bu ziyaretler sırasında Brontë geniş bir sosyal çevre edinmiş, Harriet Martineau, Elizabeth Gaskell gibi isimlerle tanışmıştı. Ancak sürekli olarak yaşlı babasının yanında olmak istediğinden Londra seyahatlerini birkaç haftadan daha uzun tutmadı. Haziran 1854'te Charlotte Brontë, babasının yardımcısı Arthur Bell Nicholls'la evlendi. Hamileliğinin dokuzuncu ayında, 31 Mart 1855'te öldü. Ölüm nedeni tam olarak bilinmese de tüberküloz, tifüs ya da hamileliğin ilk safhalarındaki bir rahatsızlıktan dolayı öldüğü sanılıyor. Brontë'nin eserleri halen büyük ilgi görüyor ve İngiliz Edebiyatı'nın klasikleri arasında sayılıyor. Aynı zamanda 'On the Death of Anne' ve 'Brontë' isimli iki şiir kitabı bulunuyor.