Kaan

Kaan
@siyahyazar_
Bir bardak çay bir de kitap verin bana, kalan şeyler sizin olsun... 𐱅𐰼𐰇𐰰 ~Daima ATATÜRK'ün izinde..!!~
@siyahyazar_·
·
sabitlendi
Ne macera ama! Buralar alev aldı!
10/10
·582 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 20:53
16.yy... Fransa yanıyor... Katoliklerle Protestanlar arasındaki savaş haddini aşarak bütün Fransa'yı, özellikle Paris'i esir almış durumda... Sokaklar öyle bir durumda ki birini gösterip ''işte bir prostestan'' diye bağırsanız, o kişi katoliklerin ölümcül saldırılarına maruz kalıyor. Böyle bir atmosferin merkezinde elbette 'güç' var. Ve olmazsa olmazımız, 'krala sadakat' bahanesi altındaki bencillikten doğan çıkar ilişkileri. Şimdi bu atmosfere kral, kraliçe, kral adayı, kont, mareşal, aşık, dost unvanlarına uygun bir sürü karakterin dahil olduğunu düşünün. Ve bunların dışında bir unvanımız daha var ki, bu kusursuz maceranın en önemli sahnelerinde boy gösteriyor, Şövalye... Şövalye dendiği zaman aklıma gelen ilk isim elbette Dumas'nın d'Artagnan'ı. Üç Silahşor romanı zihnimin en güzel odalarından birinde senelerdir yaşıyor. Şimdi ise zihnimdeki o odanın yanına başka bir roman daha taşındı: Pardayanlar... Ve bu iki roman daha şimdiden öyle iyi arkadaş oldular ki, aralarındaki uyum muazzam. Pardayanlar'ı okurken sık sık Dumas'yı andım ve yaptığım araştırmalardan sonra Pardayanlar'ın yazarı Michel Zevaco'nun ciddi bir Alexandre Dumas hayranı olduğunu öğrendim. Kitaptaki karakterlerin işlenişinden biraz bahsedecek olursak; Zevaco, gerçekten her karakteri detaylıca veriyor bize. Yoldan geçen bir karaktere, sakın yoldan geçen herhangi bir kişi olarak bakmayın. Zira sayfalar sonra o karakter bambaşka bir olayın kilit ismi olabilir. Genç şövalyemiz Jean Pardaillan ve babası Honore Pardaillan’ın aralarındaki uyuma bayıldım. Düşünce olarak sık sık çatışsalar, hatta farklı kişilerin yanında olsalar bile, birbirlerine olan bağlılıkları, son ana kadar el ele yürek yüreğe savaşmaları çok etkileyiciydi. Genç şövalyemizin ruhunda aşk ve iyilik gibi iki baskın duygu varken; baba
Pardayanlar 1Michel Zevaco · Dedalus Yayınları · 2021443 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Umarım bir kez olsun adalet yerini bulur da hep kazanan insanlar kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu anlarlar.”
Sayfa 117 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
''Bu dünyada Tanrının birleştirdiği iki yürek, birbirini seven iki yürek, biz buyduk işte, seninle ben."
Sayfa 79 - Can Yayınları·Kitabı okuyor

Kaan

, şu anda okuyor
%27 (46/168 syf.)
Mario Vargas Llosa
7.5/10 · 197 okunma
Ütopya maskesi takan distopya
9/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:42
Bir kasaba düşünün; çocuğundan yaşlısına, erkeğinden kadınına, içinde ne kadar insan barındırıyorsa herkes mutlu. Geçim derdi, eğitim, yaşama sancısı gibi olgular yok. Savaş yok, herkes barış içinde. Herkes müthiş mutlu, bahçelerdeki otlar bile daha bir yeşil, gökyüzü daha bir mavi, güneş daha bir kızıl. Şehri oluşturan her detay kusursuz bir güzellikte. Rüyalarımızda görebileceğimiz türden, fazla ütopik. Böyle bir kasaba anlatıyor bize Ursula. Ve o kadar ballandıra ballandıra anlatıyor ki o kasabaya gitmek istiyoruz okurlar olarak. O şehirde ağaçlara konan kuşları bile merak ediyorum, ötüşlerinin, renklerinin güzelliğini. Birbirinden coşkulu çocukları, huzur dolu insanları. Bu kasabada gerçekleşecek bir festivalle başlıyor kitabımız. Festival hazırlıkları ve detaylar öyle güzel ki, ömrümüzde tek bir an yaşama hakkımız olsa, o festivale katılma hakkı isterdik, o derece. Her yerde cümbüş, alan; festivali bekleyen, birbirinden farklı özellikleri olan insanlarla dolu. Ancak Ursula severler bilirler ki, bu kadar mükemmellik, bu derece ütopik detaylar onun kalemine aykırı. Okurken her an kötü bir şeyle karşılaşacağımı, karanlık bir detayın bütün bu güzel sahneleri def edeceğini tam düşündüğüm sırada; Ursula bir çocuktan bahsetmeye başlıyor. Bu çocuk bir apartmanın kilitli bir odasında kalıyor. Odası üç adımlık boyutta, yani kafeslerde bekletilen hayvanlar gibi, hareketi korkunç kısıtlı. Bu çocuğun detayları daha da korkunç, o pis odada pencere yok, gün ışığı yok, yaşam şartları berbat. Kendisiyle konuşulması yasak, iyi davranılması yasak. Alan darlığından dolayı dışkısının üzerine oturuyor ve pislikte oturmaktan bacakları yara bere içinde. Bu güzel kasabayı tasvire devam ederken yazarımız, kasabadaki refahın bu çocuğun kilitli kalmasına bağlı olduğunu söylüyor ve hikaye
Omelas'ı Bırakıp GidenlerUrsula K. Le Guin · İnka Kitap · 2026253 okunma