9,7/10  (9 Oy) · 
13 okunma  · 
5 beğeni  · 
749 gösterim
Gülünç ile acıklının iç içe geçtiği anlatımıyla, yaşadığımız dönemin çelişkilerine tanıklık eden ilginç kişileriyle Yalan, günümüz toplumunun hastalıklı yanlarından birine parmak basıyor. Romanın odak kişisi, şaşırtıcı bilgisini ansiklopedilere ve olağanüstü belleğine borçlu olan, yapayalnız, silik, beceriksiz, ama benzerine güç rastlanır bir adam: Yusuf Aksu. Saçma bir aşk yüzünden on yedi yaşında kendini öldüren bir sınıf arkadaşının anısı, Yusuf'un yaşamına bambaşka bir yön verir. Arkadaşının kuramı kendisine mal edilince de çok geniş bir hayran kitlesinin gözdesi olur. Çevresinin kendisine dayattığı kimliği üstlenir. Ancak mutsuz bir aşkın ardından, yalnızca yanıldığını görmekle kalmaz, başta kendi kimliği olmak üzere, her şeyin yalan üzerine kurulduğunu anlar. Edebiyat dünyamızda büyük ses getiren Peygamberin Son Beş Günü adlı romanında tam on yıl sonra usta yazar Tahsin Yücel, çağımızda toplumsal bir alışkanlığa dönüşen, ama evrensel boyutlara uzanan Yalan'ı ele alıyor. İzdüşümlerini pek çok kesimde bulabileceğimiz, aynalarda yansımışçasına çoğaltabileceğimiz Yalan, çok katmanlı, derinlikli bir roman.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2011
  • Sayfa Sayısı:
    576
  • ISBN:
    9789750701542
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
23 Oca 00:59 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gecenin geç bir vaktinde kitabı elime aldığımda, bir kaç sayfa okuyup uyurum diye düşünmüştüm. Son 200 sayfayı böyle hızlı okuyacağım aklıma gelmemişti. Yalan eseri üzerine çokça şey yazılmış ve ödüller de verilmiş... Kendi adıma söyleyebileceğim şey ise şu: sözcükler yutamadığım bir şey gibi boğazıma takıldı.
Tahsin Yücel'in "Kumru ile Kumru" ve "Peygamberin son beş günü" kitaplarını da okuyup beğenmiştim ama bu kitapta farklı bir şey vardı. Belki de Yusuf Aksu, Yunus Aksu, Cemile Hanım, Bayram Beyaz, Beşinci Murat ve daha nice karakterin muhteşem ince tasvirleri... Örneğin Peygamberin son beş günü de çok güzel ve akıcı bir roman ama karakter üzerinde çok da durulmamış gibi gelmişti. Burada ise, tüm karakterleri görsem tanırmışım gibi bir his oluştu. Sanırım romanın başarısı en çok bundan kaynaklanıyor. Ve tabi bir de konusunun özgünlüğü ve işleniş biçiminden... Hayatını ansiklopedi okuyarak geçiren, en yakın arkadaşının travmasını atlatamamış ve korkunç benzerliğin yükünü ömrünün sonuna dek yaşayan, belleğinin gücü deha ile karıştırılmış ve kendisinden çokça şey beklenen yaşlı-çocuk bir adamın, ömrünün yalanını ancak ömrünün sonunda çözmeye yeltenmesi... Tahsin Yücel duygusal atmosfer yaratıp, okuru duygulandırma gibi çabalara girmiyor ancak eserin doğallığı kitabın sonunda sizi büyülüyor.
Kitapta özellikle Beşinci Murat karakteri ile arasında geçen diyaloglar ilgimi çekti.
Eserde Rousseuau'nun "Yalnız Gezenin Düşleri" ve Dostoyevski'nin "Budala" eserine bolca gönderme var. İyi bir roman okuyucusu kesinlikle Tahsin Yücel'i ve özellikle "Yalan" eserini boş geçmemeli. Üzerine söylenecek şeyi bitmeyecek olan değişik bir eser. Sabırlı okurlara tavsiyemdir.