Emin

Mesela ilerde bu manada olmak üzere Allah'a imanın ve namaz kılmanın hikmet ve faydalarından bahsedilecektir. Bunu bir misalle izah edelim: Oruç tutmanın herkesçe malum olan birtakım ferdi, içtimai, bedenî, sıhhi ve terbiyevi faydaları bulunduğu muhakkaktır. Fakat farz kılınışının illeti bu faydalar değildir. Esas ve ilk maksat, tahakküm ve taabbüddür. Sözü edilen hususlar ise orucun yan faydalarıdır. Onun için bu faydalar başka surette temin edilse artık oruç tutmaya ihtiyaç yoktur, denemez. Çünkü oruç tutmanın ilk ve ana gayesi tahakküm ve taabbüd, yani kayıtsız ve şartsız olarak kulluk vazifesini ve borcunu ifa etmektir. Orucun talî derecedeki ve yan faydaları başka surette elde edilmiştir, diye temel gayeden vazgeçilmez. Halbuki mesela müellefe-i kulûba beytülmâlden maaş verilmesinin esas maksadı bunların kalplerini yeni dine ısındırarak kendilerini İslâm'a kazanmak oldu-ğundan, bu esas gayenin hasıl olduğuna kanaat getiren Hz. Ömer, Allah'ın emriyle Hz. Peygamber tarafından bağlanan maaşları kesmişti. Belli kişilere bu maksatla tahsisat bağlanması taabbüdî değil, ta'l'îlî bir hüküm olduğundan zamana ve şartlara bağlı olarak değişmişti.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
TA'LİL VE TAABBÜD
Dinî hitab ve hükümlerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında "ta'lil" ve "taabbüd" kavramları son derece önemlidir. Bu iki kavram etrafında bir hayli ihtilaflar vukua
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Fıkıh ve usûldeki illet ve sebeple, hikmet arasında fark vardır. İllet ve sebep, hükümlerin başlangıç ve ilk defa ortaya konulmalarıyla ilgili olduğundan geriye dönük bir husustur. Hikmet ise hükümlerin son vaziyeti ve gayeleriyle ilgili olduğundan ileriye dönük bir husustur. Mesela ibadetlerin eda edilmesinin illeti ve sebebi vakitlerin girmesidir. Vakit girince namaz ve orucun edası farz olur. Keza, kısas olarak bir adamın idam edilmesinin sebebi, suçsuz olarak adam öldürmektir. Fakat ibadetlerin ve kısasın hikmetleri vaktin girmesi ve haksız cinayet değildir. İdam hükmünün uygulanmasıyla ortaya çıkan müessir ibret, yeni cinayetleri önleme ve kan davalarını sona erdirme gibi hususlar kısasın hikmetidir. İllet ve sebeb hususi ve ferdî; hikmetse umumi ve içtimaidir. Hikmetin hususi ve ferdi olduğu da vardır ama bu şekildeki hikmet ileriyle ilgili olması bakımından illet ve sebepten yine farklıdır.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
İşte bu gibi sebeplerden dolayı kainatta mevcut olan sonsuz ve sayısız hikmetlerin bir benzerinin de dinde, dini emir, yasak, tavsiye ve telkinlerde bulunduğuna inanmak icap etmektedir. Hikmet-i teşri denilen ilmin gayesi budur. Bu ilim, bir çeşit din felsefesi olduğundan, her çeşit dini hükmün araştırılmasını, bunların vaz ve teşrii edilmelerinin maksat ve faydalarını, aralarındaki münasebet ve irtibatı incelemeyi konu almaktadır.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Hilkatin hikmete ve gayeye göre, şeriatın ise hikmetsiz ve gayesiz olması düşünülemez.
Sayfa 12·Kitabı okuyor