• 21
    Sevmek Yeter Sandınız!

    Bu, büyüme sancıları içinde olan oğlunuzun, siz anne ve babasına hitaben karaladığı bir mektuptur. Belki de don mektubudur. Bilmiyorum:

    beni tanımıyorsunuz.
    tanıma çabanız ise size öğretilenlerden ibaret
    veya, kendi ailenizden gördüğünüz kadar işte.
    yeterli değik ve siz farkında değilsiniz!

    en acı veren taraf ise,
    tanıdığınızı sanıp bana hep doğruları söylemeniz.
    kendi doğrularınızı.
    onlar da nedense hep yapmamam gerekenler.
    ve o kadar çoklar ki!

    ben sanırım büyüyorum.
    kafam karışık.
    kim olduğumu anlamaya çalışıyorum.
    neden nefes aldığımı!

    okulda aldığım notlardan mı ibaretim ben?
    bana o notu veren hoca kim, ne kadar tanıyor ki beni?
    boğuluyorum ve siz farkında değilsiniz!

    biri bana iyi bir laf etti mi mutlu oluyorum mesela.
    ne garip ki, bu da internette oluyor en çok veya sokakta.
    ve ne acı ki, tanımıyorum bile çoğunu!

    göstermemeye çalışsam da kırılganım esasında.
    neye kızdığım da değişiyor sürekli.
    anlık işte her şey!
    ve yoksunuz siz o anlarda.
    biliyorum, olamazsınız da.
    dedim ya, kafam karışık.
    sorularım basit, cevaplar ise o denli yetersiz!

    çok şey değişiyor bende.
    vücudum, kimyam, zevklerim...
    çok yakın bir iki arkadaşım anlıyor esasında beni
    ancak bana nasıl cevap versinler ki,
    onlar da aynı şeyleri kendilerine soruyor.
    çaresiz hissettiğim anlar çok.
    sadece bilmiyorsunuz!

    siz iyi niyetlisiniz, farkındayım,
    başıma kötü bir şey gelmesin istiyorsunuz.
    en çok da adam olmamı.
    sizin gözünüzde adam olmak her ne ise, işte onu.
    kendi gözümde ise adam olmak hayali bir şey.
    ben önce ben olsam, gerisi kolay!

    bazen tek başıma dünyayı değiştirebileceğimi sanırken,
    bazen de kolumu kaldırmaya enerjim olmuyor.
    köşeme sindiğim anlar var ya,
    hani en çok yalnız kalmak istediğimi söylediğim.
    işte sizi en çok aradığım anlar, o zamanlar esasında
    ama siz, farkında bile değilsiniz.
    esasında siz ya da başkası, kim anlarsa,
    zayıf anlarım onlar, büyüdüğüm!

    ha bu arada, bir de şeytanlar var içimde,
    bana keyif alacağım şeyleri söyleyip duruyorlar.
    arada kaçamak yapıp deneyince dediklerini,
    yalan yok, haklılar.
    gerçi o anlarda da, bir şeyler oluyor hep içten içe rahatsız eden.
    hissediyorum, ama engelleyemiyorum!

    ancak ne var biliyor musun, pişman da olmuyorum.
    eminim siz de benim yaşlarımdayken yaptınız ve
    unutmayı seçtiniz sonra
    bir şey söyleyeceğim, unutmayın onları n'olur.
    çünkü siz, yaşanılan her şeye rağmen,
    bugün hâlâ benim annem, babamsınız!

    sizi belki ileride daha iyi anlayacağım.
    ama ilerisi yok ki benim için.
    bir anlasanız, ütopya o bana!

    dedim ya, kafam karışık benim.
    sakın psikolog falan demeyin.
    sizin yıllarca yapamadığınızı,
    parayla üç beş seansta yapacağını söyleyen
    biri hiç değil aradığım!

    tek dileğim ne biliyor musunuz,
    bu yaşadığım sancıları hiç unutmamak.
    ve kendi çocuklarımla,
    o şeytanlar daha çıkmadan piyasaya yaşamak hayatı birlikte.
    tıpkı beni anlayan o yakın bir iki arkadaşım gibi.
    ancak bu sefer, cevapları da bilerek.
    becerecek enerjim yoksa da,
    baştan hiç doğurmamak!

    söylesene bana baba,
    annemle evlenirken hiç dedin mi,
    işte bu hatundan olsun istiyorum çocuğumu?
    veya anne sen,
    babamla evlenirken hiç dedin mi,
    işte bu adamdır çocuğumun babası?
    yoksa o günün şartlarında siz,
    birbiriniz için en iyi alternatif miydiniz?
    deli gibi yürekten severek mi evlendiniz,
    yoksa zamanı mı gelmişti imza atmanın?

    söylesenize,
    ben gelene kadar kaç kardeşim gitti çöpe?

    tesadüfler sonucu bugün nefes aldığımın farkındayım da,
    en çok ağırıma giden,
    sizin tesadüfler eseri anne baba olmanız.

    bana bir desene baba,
    o müthiş sülalemizin devamı için mi gerekliydim ben?

    en çok da ne üzüyor beni biliyor musunuz,
    bana iyi niyetle kötülük yapıyorsunuz.
    seviyorsunuz tamam da,
    beni ben olduğum için değil,
    sizin çocuğunuz olduğum için!

    siz o "ben"i tanımıyorsunuz bile.
    hayalinizdeki çocuk değilim işte ben.
    istemiyorum da artık oyuncağınız olmayı!

    siz kendi hayatınızda yapamadıklarınızı denediniz üzerimde,
    hep isteyip de olamadıklarınızı.
    anlasanıza,
    kendi hayallerinizle sınırlı bir gelecekti o.
    benim hayallerimi anlamaya ise ne vaktiniz vardı,
    ne de enerjiniz.

    çünkü siz
    sevmek yeter sandınız hep!
    elinizden fazlası gelmiyor, tamam.
    o zaman n'olur huzur verin, akıl değil.
    akıl sizin aklınız,
    yaşamsa benim!

    beni sevdiğinizi biliyorum.
    başka seçeneğiniz olmadığını da!

    başıma gelen hem en büyük şans, hem büyük felaketsiniz.
    farkında değilsiniz,
    kayıp gidiyorum ellerinizden.
    Tunç Kılınç
    Destek Yayınları
  • Bence kitabı tüm anne babaların okuması gerekmektedir. Kitabı okuyunca çocuklar neden yalan söylerden çok anne ve babalar neden yalan söylememeli fikri beni daha çok ateşledi.
    Son bölümleri biraz akademik bilgi olsa da yine de tüm anne ve babaların okumasını tavsiye ederim.
  • Yalan söyleyerek dünyanın öbür ucuna gidersin ama geri dönemezsin.
  • Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.

    Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.

    Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.

    Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.

    Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.

    Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.

    Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.

    Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.

    Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden "sen" olduğun için vazgeçtim.

    Bencil olduğun için vazgeçtim.

    Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.

    Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.

    Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.

    Frida Kahlo
  • Hayat ne kadar garip oluyor bazen. Bir bakıyorsun seni dünyanın en mutlu insanı yapmış. Böyle kendini bulutların üstünde sanıyorsun, özgür, anka kuşu kadar özgür. Ama bir an geliyor ki tam mutluluğun tadını almaya başlarken üstünde kara bulutlar dolanmaya başlıyor. Kendini karanlıkta hissediyorsun. Uçurumun kenarında buluyorsun kendini. Elin ayağın tutmaz oluyor birden. Içine sanki bir hançer saplanmış gibi hissediyorsun. Işte o an anlıyorsun ki hayat sadece bir oyun ve sen de o hayatta sadece çaresiz bir oyuncak. Bu sefer oyuncak olmamak için çabalıyorsun. Sana türlü türlü oyunlar oynanıyor sanki herkes ağız birliği etmişcesine yalan söylüyor. Diyorsun ki oyuncak olmak mı özgür olmak mı? Özgürlüğü seçersen uçurumdan atlıyorsun. Yalansız dolansiz tek başına yapayalnız kalıyorsun. Oyuncak olmayı seçsen sen uçurumdan atlamasan da eninde sonunda seni o uçuruma yine atıyorlar, itiyorlar seni o dipsiz kuyuya.
    Bense ne oyuncak olmak istiyorum ne de özgür... Ben sadece senin olmak istiyorum. Sadece senin gözlerinde esir olmak, sadece senin nefesinde özgür olmak istiyorum. Senin hikayende son olmak, senin kalbinde tek olmak istiyorum!
  • Kendine ait bir yalan, başkalarına ait gerçekleri tekrarlamaktan belki de daha iyidir. Birincisinde sen bir insansın, ikincisinde ise bir papağan!
  • Bir elmayı ortadan ikiye böldüler
    Sağdaki yarısına sağcı
    Soldaki yarısına solcu
    Dediler.

    İnanmayın çocuklar
    Anneleriniz babalarınız size yalan konuşuyorlar.
    Solcu yok sağcı yok
    Elma var.
    Sağcı yok solcu yok
    İnsan var.