Yalan söylemekte hırsızlıktır.başkasının gerçeği öğrenme hakkını çalmış olursun.

Sadık Cemre Kocak, Asteriks ve Roma Dünyası'ı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

İlki 1968 yılında yayınlanan Asterix Çizgi Roman serisi, bu kitapta biraz daha farklı olarak –belirtildiği gibi çizgi roman değil- Tarih kitabı rolü olduğu rolü. Kitabımız “Asterix’in Dünyası & Sezar ve Kleopatra & Korsanlar, Ozanlar ve Büyücüler & Hatipler, Oyuncular ve Sporcular & Asterix ve Eskiçağ Tarihi Araştırmaları” olarak beş bölümden oluşuyor.
İlk bölüm yani “Asterix’in Dünyası” bölümü oldukça çekici geldi çünkü daha önsöz kısmında hoş başladık –ki bu serinin doğasında var sanırım- kitabın anlatımında da filmde duyduğumuz Klasik Sözlerin anlatımı ve nereden geldiklerine değiniliyor. Mesela ‘Bu Romalılar Kafayı Yemiş’ sözünün gelişi ve Latinceyle dalga geçilmesi olayı anlatılıyor. Galya’nın gerçekten bir Tarih kitabı varsa Sezar’ı bayağı yerden yere vurmuş desek yeridir. Tabi gerçekten var mı o yörenin tarihini bilmiyorum pek araştırasım da yoktu yalan olmasın o yüzden kitap üzerinden ilerlemek en iyisi.
İkinci bölüm de “Sezar ve Kleopatra” kısmında Asterix’in, Sezar ve Kleopatra ile yaşadıkları çizgi roman destekleri ile anlatılıyor. Yaşananlar oldukça hoş aslında, gerçekten filmde de çok güzel yansıtılmış. Kitabı bitirdikten sonra iftara kadar seyrederim gibime geliyor. :) Özellikle Sezar’ın yaptığı tüm işlerde yaşadığı ‘Üstünlük’ duygusundan söz ediliyor. Kleopatra için mükemmel (!) bir burun ve hayat hikâyesi kısmı vardı –ki bölüm bitti hayat hikâyesi bitmedi kadının- ancak aklıma en çok takılan erkek kardeşiyle evlenip evlenmediği? Yuh ama ya.
Üçüncü kısım yani “Korsanlar, Ozanlar ve Büyücüler” kısmında da, Asterix Dünyasında Korsanlar bölümünde dönemin tüm korsanları ve neler yaptıkları anlatılıyor. Korsanların oldukça iyi betimlendiğini de belirtmek gerek. Aynı zamanda bu bölümde Asterix ve Din bölümü mevcut. Konu din olunca haliyle meşhut Tutatis unutulmamış ancak geneli Roma üzerine yazılmış desek yalan olmaz. Burada eklemek istediğim bir yer de var müsaadenizle.
https://i.hizliresim.com/yq890y.png
Bir sonraki bölümüz “Hatipler, Oyuncular ve Sporcular” ve bildiğiniz üzere artık kitaplarımı oldukça yavaş okuyorum. Ramazan nedeniyle vakit geçmesi için yoksa akşam olmadan kitap bitiyor ben ortada kalıyorum. :) Bu bölümüzde mahkeme sanatı, hatiplik ve eğlenceli birkaç resim üzerinden geniş bir bilgi veriliyor aslında bizlere. Oldukça hoş bilgiler de mevcut tabi. Romalıların araba savaşları -yarışları- üzerine olan sevgisini ve Olimpiyat Oyunları için oldukça güzel anlatımlar ve minik görseller mevcut.
Asterix ve Eskiçağ Tarih Araştırmaları yani son bölümüze de geldik. Sezar'ın, Belçika ile yaptığı savaş ve yaşananlar oldukça garip. Kim demiş en güçlü Belçika diye? Gereksiz kalabalık fazla güç değilmiş bunu öğrendik. Kitabımız hoş bir finalle bitiyor. Galya Tarihi kitabı gerçekten var mı merak ediyorum. Bir de bilinçaltına yerleşen Galya, Roma’dan büyüktür anlayışını silmemiz gerekebilir ancak bu filmin güzel olmadığı anlamına tabi ki gelmiyor. Şimdiden mutlu sabahlar dilerim, bana pek öyle olmadı..

Zülküf, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

kabemin sanemiydin saltanat döneminde
kalmadı gözlerimde nemin de önemin de
yüce tanrım seni de zalime zebun etsin
sende benim kadar yan hicran cehenneminde

sen de bir gece otur başbaşa namerdinle
öptüğün dudaklardan kuyruklu yalan dinle
kıyasla öncekiyle savaşa dur kendinle
benden eksik olmasın acın da matemin de
sen de benim kadar yan hicran cehenneminde

senden besbeterine düşsün ki muhabbetin
gözlerinin önünde oynaşsın muhannetin
sana dersini versin en rezil ihanetin
sen de hüsrana uğra ömrünün her deminde
sen de benim kadar yan hicran cehenneminde

sen de elin bir anlık zevki uğruna satıl
sen deryalar bağışla, bir damlaya aldatıl
bir iki koklan atıl, yosma güllere katıl
dinmesin gözlerinde elemin de, nemin de
sen de benim kadar yan hicran cehenneminde

dostlar başından ırak bir gönül kazasısın
girdiğim son günahım, en ağır cezasısın
sebep sensin ahını aldıysam rızasızın
oyunusun bahtımın en kara döneminde
sen de benim kadar yan hicran cehenneminde

kırılan gururundan ödün verdiğin için
aşağılık gönlünden utanç duy için için
hep yanıl, hep aldatıl sorama ama niçin
oku intizarımı hem ağla, hem amin de
sen de benim kadar yan hicran cehenneminde

Ya Evde Yoksan, Cemal Safi (Sayfa 249)Ya Evde Yoksan, Cemal Safi (Sayfa 249)

İnsanlar değişmez, sadece daha iyi yalan söylemeyi öğrenirler.

°° Vaveyla °°, bir alıntı ekledi.
8 saat önce

Yalan olur sevmedim dersem;
Ama yolcu yolunda gerek.
Ey ömrümün uğuldayan durağı;
Yanlış bir hesaptan dönerek,
Benli günlerini sil istersen.

Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok (Sayfa 271)Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok (Sayfa 271)
Fahriye, bir alıntı ekledi.
8 saat önce

Gözlerini kaçırıyorsun, deli olduğumu düşünüyorsun. Tamam, acı veriyor bu. Ama yine de sizden biri olmaktan daha iyidir.

Beden Asla Yalan Söylemez, Alice MillerBeden Asla Yalan Söylemez, Alice Miller
Abdullah SAFİDEMİR, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Cüz: 11 Sûre: 10 Yunus 69
De ki: “Allah’a karşı yalan uyduranlar, şübhesiz kurtuluşa eremezler!”

Kur-ân’ı Kerîm Muhtasar Meâli (Açıklamalı), Kolektif (Sayfa 215 - Hayrât Neşriyat)Kur-ân’ı Kerîm Muhtasar Meâli (Açıklamalı), Kolektif (Sayfa 215 - Hayrât Neşriyat)

Bir çiçek sergicisi
Bin dokuzyüz on iki miydi, bin dokuz yüz elli iki miydi
güneşli bir öğle miydi, çiçekler gölgesiz miydi
ellerim kirli miydi
neydi
çiçeklere su mu serpiyordum, bir karanfil çok mu uzaklardan gelmişti
bilmem ki
benim bütün yaşamımda hep karanfiller olmuştur
her zaman hatırlarım
sanki bir karanfilden sürekli doğmuşumdur
bin dokuz yüz on iki doğumlu bir karanfili
karım göğsüme takmıştı. şimdi ben çok yaşlıyım
şimdi ben nedense çok yaşlıyım
herkesi ayrı ayrı tanımam
ruhi bey'i içerenköy'den tanırım
içerenköy'ü iyi bilirim de ondan
kaç yıl önceydi, şimdi unuttum
babasını da tanırım
kaç yıl önceydi, bilemem
üryani eriği gibi gözleri vardı
çizmeleri, kamçısı
ruhi bey, benden çiçek alırdı
o zamanlar sokak sokak dolaşırdım
çiçek alanları iyi bilirdim
ruhi bey de çiçek alırdı
nedense benden alırdı. çünkü ben çiçekleri çok biçimli tutarım
kuşkonmazları sevmem, kullanmam
çiçeklerin aralıklarına bakarım
sanki ben onları hep yeniden yaratırım, yontarım
bin dokuz yüz kırk üçde biri öldü
boynu değil, bir karanfilin sapıydı, yana düştü
düşünce öldü
bir ölülük sindi ellerime
bir ölülük bana sindi
ona sergimde her zaman bir yer ayırırım
kimseler bilmez
ben işte gizli gizli onu sularım
karanlık bir karanfilliği
yoklukta bir karanfilliği
o gün bugündür bütün çiçekler
karanfildir benim için.

bir gün de bir demet karanfilim yandı
bir demet karanfilin penceresi, kapısı
nedense yandı
önce giyinik bir ev görünümündeydi, öyleydi
takındı kırmızılarını sonra
süslendi
bir boşluk edindi orda kendine
hemen oracıkta bir boşluk
açtı şemsiyesini ve gitti.

ben şimdi oğlumun yanında kalırım
onun kırmızı yapraklardan yapılmış
bir zamandışılığı vardır
beni anlamaz
anlamaz, niye anlasın
anlaşılmak -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz

ben kendime bir karanfil mezarı satın aldım
beni oraya gömecekler
ruhi bey cenazeme gelecek
ama hangi ruhi bey
doğrusu biraz şaşırdım
içerenköy'deki ruhi bey gelmez
osadece karanfil satın alır
ölümü pek beğenmez
şimdiki ruhi bey ölümedaha yatkındır
yaşamaya da
ölümle yaşam arasında bunalır bunalır
ben bu kadarını anlarım
o gelir beni kaldırır
bir karanfil kalabalığına arrtık katılır
geçen gün gördüm
acımayı unuttum
sevinmeyi unuttum
ben her şeyi artık unutuyorum
ama ogeçerken ne yalan söyleyeyim şuramda birağrı duydum
ağrı da değildi belki, hani, nasıl
gövdemi yeniden buldum
acılar acılara eklenince ağırlaşıyor
gövdem de ağırlaşıyor
ruhi beyle kocaman bir demet karanfil oluyoruz
şu üstümdeki boşluk kadar
bir demet
yok artık pek konuşmuyoruz
benim sözlerim eskidi
onunki de eskidi
zaten kelimeler sonludur
öyledeğil mi
donuk donuk bakışıyoruz
ben ölüme iyice yakın
o yaşamaktan uzak
öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz
karanfiller ölürken
karanfillerden bir deniz.

Edip cansever

Bazen bir fısıltı çıkar bağırmaya çalışınca
Tek bir ümit bile yok mu insan geçmişle yaşayınca
Son kez inan yalan olsa da bazen bir rüya yeter

Kişisel bir şey
Teoman Yakupoğlu