"Yeniden dirilen ruh öldürülemez" s.s430
Çarlık Rusya çadırının çatırdadığı bir dönemde yaşayan ve ortalamanın altında bir hayat süren Pelageya (ana) ve oğlunun düşünsel değişiminden bahseden bu kitapta zorba rejimin , kilisenin ve beyaz adamın(!) menfaati uğruna halkın her yönden sömürülmesiyle beraber az biraz mürekkep yalamış insanların sosyalizm düşüncesine doğru evrilmesi ve bu düşüncenin bir nebze de olsa toplumda karşılık bulması ile başlar kıyımlar, sürgünler, Sibirya'lar.
"Neden dünyada her şey bol, ama ben açım?" S.s 265 . Evet haksızlığa karşı dipten gelen bir devrimi ana-oğul ekseriyetinde anlatıldığı Gorki'nin bu kitabını fazlasıyla beğendiğimi itiraf etmek isterim. Aklıma Charles Dickens 'ın İki Şehrin Hikâyesi kitabı geldi. Hoş tüm devrimlerin amaçları farklı olsa da ayak sesleri aynı değil midir?
"Düşünceler vardır, ama birbirlerine bağlı değildirler, çobansız koyunlar gibi dolaşır dururlar kafalarda." S.s 339
İşte bu kafalarda dolaşan çobansız düşüncelerin derlenip toparlanması sürecinde; anneyi (Pelageya'yı) nereye koyacağımı daha doğrusu nasıl tanımlayacağımı bilemedim. Bizim bildiğimiz sözüm ona korumacı anneliğin çok ötesinde inandığı dava uğruna oğluna "git" diyebilen bir anneden bahsediyoruz sonuçta. Hayattaki tek varlığı olan oğlu (Pavel) için girdiği bu yeni dünya onun ruhunun derinliklerindeki hiç tanımadığı bir diğer yanını , gözler önüne sermekte.
"Kentlerde, Tanrı'ya hiç de gerekli olmayan altınlarla, gümüşlerle dolu tapınaklar vardı, oysa bu tapınakların önünde yoksul insanlar, ellerine ne zaman bir bakır para bırakılacağını beklerken titriyorlardı."
Olay akışının gayet sade ve anlaşılır bir biçimde verildiği bu kitapta sayfaların canını okuyacağınız bir serüven dilerim.
İyi okumalar
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
Maksim Gorki'nin kitapları beni çok etkilemiştir, bu kitapta Annenin çektiği sefalet ve en son dileçiliğe başlaması oldukça duygulandırmıştı. Keyifli okumalar.