Gönderi

Olağanüstü Bir İfade Gücü
Puan vermedi·328 syf.··
2020 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 21:26
Kitabı ikinci kez okudum.İlkinde, sanırım yaşım küçük olduğu için aklımda kalan tek şey Felix'in aşkıydı. Şimdi ise beni en az etkileyen nokta "aşk" oldu. Kitapta aşkın anlatıldığını zaten baştan biliyordum .Ben, aşkın kendisinden çok güzel ifade edilişini sevdim bu romanda. Aşkı ile ön plana çıkan üç kahramana bir bakmak isterim: Felix: Çocukluğunda ailesi ve çevresi tarafından hiç sevilmemiş. En temel ihtiyaçları bile tam karşılanmamış. İçinde dolduramayacağını sandığı büyük bir boşluk var. O yüzden güzel ve kendinden yaşça büyük bir kadını sevmesi şaşılacak bir şey değildi. Felix, Henriette'in anneliğine de hayrandı. Çünkü kendi annesinden hiçbir zaman "annelik" görmedi. Henriette: Kendinden önce ölen üç ağabeyi var. Tek çocuk. Paranın ve soyluluğun miras kalabileceği tek kişi ve bu bir kız. "Kız"olarak doğması annesi tarafından asla bağışlanmamış. O da sevgisiz ve ilgisiz bir çocukluk geçirmiş. İçinde öyle bir beğenilme tutkusu var ki erdemli olacağım diye çıldırdı sonunda. İçindeki derin boşluk kocası tarafından görülmeyince onun da Felix'e bağlanması normaldi. Daha romanın başında Felix'e aşkını açıklamazken ve Felixsi de açıklamaması için sustururken onun daha çok seven taraf olduğu hissediliyordu. Lady Dudley: Onun Felix'e tutkusu klasik bir söylem: "Kaçan kovalanır". Başka bir kadını çok seven erkeğe diğer kadınlar tarafından hayranlık beslenmesi... Ayrıca Lady Dudley'in gözünde Felix bir bakir. Oyunları oynayacağı tecrübesiz bir oyuncak. Yani işin bu kısmı bana ilginç gelmedi. Başka kitaplarda da karşımıza çıkabilir. Beni asıl ilgilendiren olayların anlatılışı. Yani edebi dil... Aşkın bu kadar çok yönünün ele alınabilmesi, kelimelere bu denli özenli dökülebilmesi beni şaşırttı. İnsanları bu kadar iyi analiz edebilmek, karmaşık duyguları bu denli somutlaştırabilmek büyük bir başarı. Kitabı okumadan hemen önce Stefan Zweig'ın Üç Büyük Usta kitabından "Balzac" kısmını okumuştum. Zweig, Balzac'ın insanları bu kadar iyi anlatabilmek için gözlem yapma fırsatının olmadığını, bu başarının bir yetenek olduğunu düşünüyordu. Zweig 'a hak verdim bu konuda. Güzel tasvirler yapabilen, insanı çok iyi anlatabilen yazarları daha önce okudum ama Balzac bu konuda özgün ve kesinlikle farklı bir tat bırakıyor. Bir başka başarı gerilimi hissettirebilmek: Felix de Henriette de duyarlı kişiler. İnsanları iyi anlayabiliyor, yönlendiriyorlar. Ama kendileri sürekli bir kriz halinde. Aşkın cinsel boyutu mu, ruhsal boyutu mu? Bu soru hep kafalarında. Biri çiçek demetlerine işliyor aşkını diğeri nakışlara. Bu gerilim halinin bize yansıtılmasını çok sevdim. Yoksa aynı konuyu başarısız bir yazar anlatsa benim için çok sıkıcı olabilirdi. Felix... Tam sevgisini akıtabilecegi bir vadi bulmuşken buna izin verilmemesi nasıl da yıprattı onu. Henriette'in arada kalışları...İkiye, üçe bölünüşleri benim de yüreğimi sıkıştırdı. Aslında Henriette benim onaylayacağım bir karekter değil.Onu okurken aklıma 'Sigmund Freud'un savunma mekanizmalarından "özgecilik" geldi. Kendinden vazgeçmekten, kocasının eziyetlerine katlanmaktan, çocukları için kendini yıpratmaktan zevk duyuyordu. Kendisi de söylüyor: "Başkalarının mutluluğu, artık mutlu olamayacakların tesellisidir." Bu tür insanlar çevresindekilerin mutluluğu için kendini feda ettiğini düşünür ama aslında kendi mutsuzlukları çevresindekileri daha mutsuz eder. Bu bakımdan Kont'un daha az erdemli ama erkeğini mutlu etmeyi daha iyi bilen biriyle evlenmediğine pişman olması ironik değil mi? Ben, Kontesi onaylamasam da acılarını, ruhunun haykırışlarını hissettim. Yani yazar bunu hissettirdi. Kendimi özdeşleştiremediğim bir karekteri bu kadar iyi tanımam da Balzac'ın gücü bence. Kontes, hep bir yanıyla aşkı bedensel anlamıyla yaşamak istiyor ,diğer tarafıyla bunu bastırmaya çalışıyordu. Ölümüne yakın sayıklamalarda "İngiliz kadın gibi" yaşamak istediğini haykırması çok acıklıydı . Yazar bir yerde anneler çocuklarını, çocukların annelerini tanıdığından daha iyi tanıyamaz, benzeri bir cümle kuruyordu.O kadar haklı ki. Çünkü Henriette kızının olan biteni anlamayacağını düşünüp onu Felixle evlendirmeyi hayal ediyordu. Bu konunun ahlaki boyutu ayrı bir mesele. Madeline annesinin düşündüğünün aksine tüm olanları gözlüyor, annesinin kendileri için neyi feda ettiğini çok iyi biliyordu. Başlarda onun çocukluktan itibaren Felix'e hayranlık beslediği düşündürüldüğü için son tavırları çok etkileyici oldu . Kont'un Felix ve eşi hakkında düşündükleri benim icin bir muamma olarak kaldı. Ama bu adamın hastalıklı hali çok gerçekçi yansıtılmıştı. Kitapta kafama takılan bir eksik var: Dönemin Fransa'sını çok fazla görememek. Herhalde aşk ön plana çıkarılmak istenmişti. Yine de "zambak'tan bahsedilği kadar vadiden de bahsedilseydi ne güzel olurdu! Natali'nin mektubu beni çok etkiledi. O kadar içtendi ki... Bir kadının bile kolay kolay anlamlandıramayacağı duyguları , Balzac mükemmel şekilde ortaya döküyor. Okurken gülümsemekten kendimi alamadım. Yazarın farklı yaştan ve karakterden kadınları bu kadar iyi çözebilmesine bir kez daha hayran kaldım. Tabi Felix'in bir başka aşkı arayıp aramayacağını merak ettim:) Felix'in sevdiği kadını vadinin zambağına benzetmesi çok hoş ve manidardı. Kafamda çok sevdiğim bir şiirin şu dizeleri yankılandı durdu: "Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur."
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
··
3 +1'leme
·
43,5bin Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gönül.
Gönderi Sahibi
#116320705 bu incelemenin sahibi benim kendisinden yaklasık bir sene önce yaptığım incelemedeki bazı bölümleri açıkça bazı bölümleri ise değiştirerek çalarak emek hırsızlığı yapmıştır.
Gönül. Gönül hanım, incelemeniz çok güzel ve sayenizde kitap, bende merak uyandırdı. Ve ayrıca ben de sizin gibi düşünüyorum. Kendisi mutsuz olarak çevresini daha mutsuz eden insanlar var. Çok yakınımdan aynı sıkıntıyı çekiyorum. İçerisinde özgecilikten ziyade dikkafalılık da barındırıyor bence. Bunu değiştirmek neredeyse imkansız hâle geliyor. Artık, yapılarından dolayı deyip geçiyorum. Bence, acılarından beslenen insanlar yıpratıcı.
Gönül.
Gönderi Sahibi
Ben de teşekkür ederim katkılarınız için.
Gönül.
Gönderi Sahibi
"Baudelaire, çağdaşı Balzac'ın bir 'gözlemci' olarak tanınmasına çok şaştığını, kendisi­ne göre onun başlıca üstünlüğünün görünenin ötesi­ni gören bir yazar olmasından kaynaklandığını söyler." Yazın, Gene Yazın
20 yaşlarımda ben de okumuştum, ikinci defa okuyacağım.
Gönül.
Gönderi Sahibi
Daha çok seversiniz umarım.
Valla bende ilk izlenimlerimi yazacaktım ama sizin bu özeti görünce vazgeçtim🤪 bence kitaptan daha net ve anlaşılır olmuş. Teşekkürler✋🏻
Gönül.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim.
Reklam
youtu.be/ZZtTGJwvWg8 incelememize yorum bırakmanızı çok isterim
Gönül.
Gönderi Sahibi
Oğuzhan Bahar, yolunuz açık olsun. Edebiyata verilen emekler değerli. Videonuz çok uzun, şuan bu kadar vaktim yok. Uygun olduğumda izlemeye çalışacağım.
Çok güzel bir inceleme olmuş. Şuanda kitabı hala okumaktayım ve bazı kafama takılan kısımlarda diğerleri ne düşünüyor diye bakmak için incelemeleri okuyordum. Gerçekten incelemenizi çok beğendim her noktaya değinmişsiniz. Felix’in anne sevgisine olan özlemiyle kontes’e aşık oluşu arasındaki ilişki kitap boyuncaki en etkilendiğim ve gözüme çarpan durum oldu. Onun dışında kontesin erdemli olmaya karşı takıntılı hali hakkındaki yorumlarınıza da katılıyorum. Kont’a gelince de sizin gibi henüz felix ve karısı arasındaki ilişki konusunda ne hissediyor anlyamadım bu konudan eksik olduğunu düşünüyorum aktarımın ama kesinlikle kont’un ruh hali ve hastalıklı tavırları dediğiniz gibi güzel betimlenmişti😊
Gönül.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Şimdiden kitabın içine ne güzel girmişsiniz! Umarım bittiğinde keyfi ve verimi katlanır:)