Son okuduğum anarşist Osmanlı aydını Baha Tevfik’i incelerken, onun bir sözü dikkatimi çekmişti.
“Nüfuzlu ve kuvvetli bir devlete ihtiyacımız olduğunu söylüyorsunuz. Peki, nüfuzlu bir devletin kullanılış mahalli neresidir? Böyle bir hükümet nüfuzunu ve kuvvetini, harici düşmanlar üzerinde mi kullanır yoksa halk üzerinde mi?”
Bu sorunun cevabı belli değil mi özellikle 1984 kitabını okuyanlar için. Baha Tevfik bu sözü 1910’lu yıllarda hem Abdülhamid dönemi için, hem de, İttihad ve Terakki dönemi için söylemişti. Ancak tarihin tüm dönemleri için de söylenebilirdi ki yetkiyi ve gücü eline alan her rejim, bunu önce kendi halkı üzerinde kullanır.
Şimdi 1984 kitabı çok popüler bir kitap, ben bu kitabı inceleyeceğim evet ama daha önce söylenmiş ,ve çok da harika şekilde söylenmiş şeyleri tekrar etmek istemiyorum. Youtube’da bile bu kitap hakkında yapılmış mükemmel inceleme videoları var.
Portal kanalında var, Harun Çelik, BayKedi, Sokak Kedisi kanallarında var, yabancı kanallarda var, çok güzel videolar var. Dediğim gibi ben oralarda söylenenleri tekrarlamak istemiyorum. Ben, Orwell ne düşünüyordu, neyi eleştirmişti, bu eleştirisi doğru muydu, bu eleştirisi nerelerde kullanıldı? Daha çok bunları incelemek istiyorum.
Yazıldığı 1949 yılından bugüne, komünizmin eleştirildiği en popüler roman bu. Bugüne kadar da hep anti-komünist pencereden, liberal pencereden incelendi. Övüldükçe de övüldü. Bugüne kadar kötülendiğine pek şahit olmadım.
Halbuki George Orwell de bi Marksist-komünistti aslında. Yani başlarda kesin öyleydi,, ama hayatı boyunca hiçbir zaman sert çizgilere sahip olan bi adam olmadı zaten. Ateistti mesela ama kiliseye giderdi, dini ritüeller falan hoşuna giderdi. Anarşistti ama gelenek ve göreneklere bağlıydı. Yani Orwell’i bi kefeye koymak, bi gruba dâhil etmek biraz