Eşik, ilk kitap olmasına rağmen şaşırtıcı bir cesaret ve yoğunluk taşıyor. Pek çok yazarın yıllar sonra kurabildiği o karanlık, metaforik atmosferi daha ilk metinde yakalamaya çalışması bile başlı başına dikkat çekici. Bu, temkinli bir başlangıç değil; doğrudan derin sulara atlayan bir anlatı.
Kitabın en güçlü yanı, okuru rahatsız etmekten çekinmemesi. Metaforlar zaman zaman ağırlaşsa da bu bir eksiklikten çok, yazarın sınırları zorladığını gösteriyor. Çünkü Eşik, kolay anlaşılır olmayı değil, iz bırakmayı tercih ediyor. Bazı öykülerde hissedilen o keskin dil, uzun süre zihinde kalacak türden.
Elbette ilk kitap olmanın getirdiği pürüzler mevcut. Yer yer dağınıklık hissi, bazı bölümlerde anlatının kendi içinde kaybolması gibi durumlar var. Ancak bunlar, metnin değerini düşüren kusurlar değil; aksine, yazarın henüz tam olarak törpülenmemiş ama bu yüzden de canlı kalan sesinin parçaları.
Asıl etkileyici olan, bu kitabın taşıdığı potansiyel. Eşik, sadece yazılmış bir eser değil, aynı zamanda ileride çok daha güçlü metinlerin habercisi. Daha iyi bir editoryal süreç ve daha güçlü bir yayıneviyle çok daha geniş bir etki yaratabileceği açık.
Sonuç olarak Eşik, kusursuz olduğu için değil, iddialı olduğu için değerli. Ve bu iddia, bir ilk kitap için fazlasıyla umut verici. Bu metin bir son değil, gerçekten bir başlangıç eşiği.