1000Kitap Logosu
Aleksandr Puşkin

Aleksandr Puşkin

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.0
6,6bin Kişi
24,5bin
Okunma
1.629
Beğeni
40,3bin
Gösterim
Tam adı
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Unvan
Rus Şair ve Yazar
Doğum
Moskova, Rusya, 6 Haziran 1799
Ölüm
Sankt Petersburg, Rusya, 10 Şubat 1837
Yaşamı
Aleksandr Puşkin (Rusça: Алекса́ндр Серге́евич Пу́шкин; 6 Haziran 1799 - 10 Şubat 1837), Rus şâir ve yazar. Rusya'nın "ulusal şâir"i ve modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilir. Yaşamı Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, 6 Haziran 1799'da Moskova'da doğdu. Babası Sergey Lvoviç Puşkin, soylu bir ailenin ilk çocuğudur. Annesi Nadejda Osipovna Hannibal'in büyük dedesi Etiyopyalı Abraham Petroviç Hannibal, Rus Çarı I. Petro'nun vaftiz oğlu ve çarlık ordusunda seçkin bir subaydı. Puşkin, soylu bir ailenin üyesiydi. Annesi ve babası eğitimli insanlardı. Puşkin, ilk bilgilerini Fransız mürebbiyelerden edindi. Henüz sekiz yaşındayken Fransızca ve Rusça öğrenmişti. 11 yaşına geldiğinde özgürlükçü ve hicivci yazarlarını beğendiği Fransız edebiyatından etkilenerek Fransızca şiirler ve güldürüler yazmaya başlamıştı. Döneminin tanınmış şair ve yazarları, Puşkin'in evine gelip gidenler arasındaydı. Ancak hiçbiri geleneksel Rus masalları anlatan, Rus türküleri söyleyen dadısı kadar Puşkin'i etkilememiştir. Yaşlı dadısı Arina'nın anlattıklarının, Puşkin'in çocuk rûhunda önemli izler bıraktığı düşünülmektedir. İleride Rus halk şiiriyle, masallarla, konuşma dilinin deyimleriyle ve anlatım özellikleriyle tanışıklığını dadısın ve anneannesi Mariya Hannibal'a borçludur. Şiire başlaması Puşkin, on iki yaşına geldiğinde, aristokrat aile çocuklarına yönetime hazırlamak için Rus Çarı I. Aleksandr'ın Tsarskoye Selo'da (Çarın yazlık köyü) açtırdığı okula yazdırıldı ve bu okuldaki altı öğrenim yılı boyunca, tıpkı okulun diğer öğrencileri gibi, Petersburg'a gitme izni verilmeden dış dünyadan kopuk bir şekilde eğitim gördü. Şairlik yeteneğiyle arkadaşları arasında sivrildi. İlk şiiri "Şair Dost'a" (1814) Nikolay Karamzin'in Avrupa Habercisi dergisinde yayımlandı. Puşkin'in lise yıllarında yazdığı şiirlerinde gerçekçilik eğilimi açıkça göze çarpmaktadır. O dönem şiirinde kullanılmayan kaba ve gündelik sözcükleri kullandığı şiirleriyle Gavrila Derjavin'in dikkatini çekmeyi başardı. Artık ünlü bir şair sayılmaya başlayan Puşkin, Çar Köyü Lisesi'ndeki eğitimini 1817'de tamamladıktan sonra Petersburg'a giderek Dışişleri Bakanlığında çalışmaya başladı. Bu arada birçoğu yasaklanan özgürlükçü şiirleri ve taşlamaları, bu sıralarda halk arasında yayılmıştır. Rus edebiyatında ilk kez, şiir halk tarafından hayranlıkla karşılanmıştı. Puşkin, bu sırada Rus Çarı I. Aleksandr tarafından Kafkasya'ya tayin edildi ve burada ünlü Kafkas Esiri ve Bahçesaray adlı destanlarını yazdı. Gerçeği olduğu gibi aktarmayı tercih eden Puşkin'in eserlerinde ne klasik şiirin kuralcılığı, ne de Romantizm'in etkileri belirgin bir şekilde öne çıkıyordu. Sürgün yılları Kafkasya'dan dönen Puşkin'in Rusya'daki askeri yönetime karşı oluşundan dolayı dört yıl süreyle başkente girmesi yasaklandı ve ailenin sahip olduğu Mihaylovskoye köyünde yaşamak zorunda bırakıldı. Hükûmet tarafından oğlunu gözetim altında tutmakla görevlendirilen babası da görevini yerine getirmişti. Yirmi dört yaşındaki Puşkin, bu sürgün döneminde, yedi yıl sonra tamamlayacağı Yevgeni Onegin adlı romanını yazmaya başladı. Çingeneler, Peygamber ve Boris Godunov adlı önemli eserlerini de yine bu sürgün yıllarında yazdı. Bu yıllarda ülkesinde süregelen özgürlük mücadalesi dışında Yunan İsyanı ve İspanya ile İtalya'daki mutlakıyet karşıtı hareketleri yakından takip etti. 1820-1824 yılları arasındaki sürgün döneminden sonra Rus Çarı I. Nikolay tarafından Moskova'ya çağrılan genç şairin kaleminden çıkan her şey, artık çarın sansüründen geçecektir. Polis baskınları ve aşk serüvenleri ise Puşkin'in yaşamının ayrılmaz parçaları olmuştu. Evliliği Puşkin, bir baloda yüksek rütbeli ve emekli bir memurun kızı olan Natalya Gonçarova ile karşılaştı ve bu genç kıza aşık oldu. Puşkin, Natalya'ya evlenme teklif etti; Natalya ise şairin evlenme teklifini belirsiz bir tarihte cevaplamak üzere cevapsız bıraktı. Puşkin, bu durum karşısında umutsuzluğa kapılmış ve Moskova'dan uzaklaşmak istemişti. Bu nedenle, 1829'da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katıldı ve Osmanlı topraklarına geldi. Sonradan yazdığı "Erzurum Yolculuğu" adlı eserinde seyâhat izlenimlerini anlatan Puşkin'in, daha başka birçok eserinde de Erzurum'dan aldığı esinlerin izlerini bulmak mümkündür. Moskova'ya dönen Puşkin, Natalya'ya evlenme teklifini yineledi. Uzun çekişmelerden sonra Natalya'nın ailesini de ikna etmeyi başardı ve sonunda nişanlandılar. Bu evliliği istemeyen Natalya ise bu duruma kayıtsız kaldı. Natalya'nın bu olumsuz tutumu, ilişkilerinin sonuna kadar da bu şekilde devam etti. Puşkin'in eşi Natalya Gonçarova Bitmek bilmeyen soruşturmalar ve yasaklamalar yüzünden rahatsız olsa da, Puşkin yazmaya devam etti. Yevgeni Onegin, Don Juan, Veba Sırasında Ziyafet gibi manzum trajedyalarını ve Dubrovski, Maça Kızı gibi önemli eserlerini bu dönemde kaleme aldı. Gogol ile olan arkadaşlığı da bu döneme rastlamaktadır. Öyle ki, Gogol'a ünlü Ölü Canlar romanını yazma fikrini Puşkin'in verdiği söylenmektedir. Ölümü Bu dönemde hayatına George Charles d'Anthès adında biri girdi. Puşkin, kendisine yazılan birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d'Anthès adındaki bu Fransız'ın karısı Natalya Puşkin'e kur yaptığını öğrendi. 1837'de d'Anthès'i düelloya çağırdı. 27 Ocak 1837'de St.Petersburg yakınında Kara Dere'nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verildi. Puşkin'in şâhidi arkadaşı Danzas'tı. Düelloda kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilmektedir. Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin'i karnından yaralamayı başardı. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, şubat ayında bir öğleden sonra hayata gözlerini yumdu. Şâirin ölüm haberi duyulunca evinin önünde toplanan halk, Yevgeni Onegin'in son baskısını tüketti. Şairin ölümü üzerine başlayan huzursuzluk, neredeyse hükümete karşı bir ayaklanma noktasına geldi. Olayların kontrolden çıkmasından çekinen polis, bir gece yarısı şairin tabutunu gizlice kiliseden aldı ve Mihaylovskaya köyüne götürerek toprağa verdi. Hakkında Gogol'un “Puşkin, olağanüstü bir olaydır.” ve Dostoyevski'nin de daha mistik bir tavırla “Puşkin, bize gelecekten haber veren bir ermiştir.” dediği Puşkin, modern Rus edebiyatının oluşmasına en büyük katkıda bulunan edebiyatçı olarak kabul edilir. Puşkin, klasik Batı edebiyatını ve Rus halk ruhunu sentezleyerek, Rus edebiyatında “gerçekçilik akımı”nı başlatan öncü bir isim olmuştur. Aleksandr Puşkin'in düello günü uğradığı son yer, Peterburg Nevski Prospekt'de Wolf's şekercisidir (şimdiki Cafe Litteraturnia). Bu cafede Puşkin'in balmumundan bir heykeli bulunmaktadır. Eserleri Ruslan i Lyudmila – Ruslan ve Ludmila (1820) (şiir) Kavkazskiy Plennik – Kafkas Esiri (1822) (şiir) Bakhchisarayskiy Fontan – Bahçesaray Selsebili (1824) (şiir) Tsygany, – Çingeneler (öyküsel şiir) (1827) Arap Petra Velikogo – Büyük Petro'nun Arabı (tarihsel roman, bitirilmemiş) (1828) Poltava (1829) Küçük Trajediler (1830) Boris Godunov (1825) (dram) Papaz ve uşağı Balda'nın hikâyesi (1830) (şiir) Povesti Pokoynogo Ivana Petrovicha Belkina – İvan Petroviç Belkin'in hikâyesi (5 kısa hikâyeden oluşur: Atış, Kar Fırtınası, Cenazeci, Menzil Müdürü ve Bey'in Kızı) (1831) (düzyazı) Çar Saltan Masalı (1831) (şiir) Dubrovsky (1832-1833, yayınlandı1841, roman) Prenses ve 7 Kahraman (1833, şiir) Pikovaya Dama – Maça Kızı (hikâye) (1833) daha sonra operaya uyarlanmıştır. Altın Horoz (1834, şiir) Balıkçı ve Altın Balığın Hikayesi (1835, şiir) Yevgeni Onegin (1825-1832) (şiirsel roman) Mednyy Vsadnik – Bronz Süvari (1833, şiir) Yemelyan Pugachev isyanının Tarihi (1834, düz yazı) Kapitanskaya Dochka - Yüzbaşının Kızı (1836, düz yazı) Kirdzhali – Kırcali (kısa hikâye) Gavriiliada Istoriya Sela Goryukhina – Goryukhino Köyü'nün Hikayesi (bitirilmemiştir) Stseny iz Rytsarskikh Vremen – Şövalye Hikayeleri Yegipetskiye Nochi – Mısır Geceleri (kısa şiirsel hikâye, bitirilmemiştir) K A.P. Kern – AP. Kern'ne (şiir) Bratya Razboyniki – Haydut Kardeşler (oyun) Graf Nulin – Kont Nulin Zimniy vecher – Kış akşamı Puşkin'in birçok eserini filolog Metehan Mollamehmetoğlu Türkçeye çevirmiştir.
Yüzbaşının Kızı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Maça Kızı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Seviyordum Sizi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Erzurum Yolculuğu
OKUYACAKLARIMA EKLE
Dubrovski
OKUYACAKLARIMA EKLE
Boris Godunov
OKUYACAKLARIMA EKLE
Yevgeni Onegin
OKUYACAKLARIMA EKLE
Bakır Atlı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Byelkin'in Öyküleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Büyük Petro'nun Arabı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Ruslan ve Ludmila
OKUYACAKLARIMA EKLE
Küçük Tragedyalar
OKUYACAKLARIMA EKLE
Gizli Günce
OKUYACAKLARIMA EKLE
Öyküler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Mısır Geceleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
İstasyondaki Görevli
OKUYACAKLARIMA EKLE
Bahçesaray Çeşmesi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Poemalar
OKUYACAKLARIMA EKLE
Çingeneler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Aşk Şiirleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Pugaçev İsyanının Tarihi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Balıkçı ve Altın Balık
OKUYACAKLARIMA EKLE
Çar Sultan
OKUYACAKLARIMA EKLE
Bütün Eserleri 2
OKUYACAKLARIMA EKLE
Qafqaz əsi­ri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Qızıl Xoruz
OKUYACAKLARIMA EKLE
Seçme Yazılar
OKUYACAKLARIMA EKLE
Düello
OKUYACAKLARIMA EKLE
198 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yüzbaşının Kızı
Roman; Pyotr Andreviç adındaki gencin başından geçen epik ve lirik olaylardan oluşmaktadır. Daha çok aşk romanı olduğu bilinse de bence kitabın canlılığını büyük oranda koruyan, gerçekleşen ayaklanmalardır. Baş karakterimizin Marya ile olan aşkı ise bana Yeşilçam'ın klasiklerini andırdığı için çok hoşuma gitti. Saf aşkı ve onurlu mücadelesi ile Pyotr Andreviç'in bu güzel hikayesi tarihte bir zamanlar yaşanmış olduğundan da romanı ilgi çekici hâle getiriyor. Ayrıca kitapta Rusların karakterize özellikleri de belirginleştirilmiş, okunulası bir kitap tavsiye ederim.
Yüzbaşının Kızı
Okuyacaklarıma Ekle
74
94 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Aslında bu kitaba bir inceleme yazmayı hiç düşünmemiştim. Hoş şimdi de yazacağım şeyler inceleme niteliğinde değil, sadece okurken içten içe beni rahatsız eden şeyleri dile getirmeden edemeyeceğim. Öncelikle kitap Puşkin'in Osmanlı-Rusya savaşı döneminde Erzurum ve Kars'a seyahatini konu aldığını belirteyim. Lakin bu seyahat boyunca beni huzursuz eden ifadeler mevcut kitapta... Bana göre Puşkin bir Rus gözü ile Doğu'yu, Doğu medeniyetini anlayamamış, zaten Erzurum ve Kars seyahati ile de anlayacağını düşünmüyorum. Gelelilim benim rahatsız olduğum konulara: Puşkin seyahati boyunca karşılaştığı Türkler ve Müslümanlar hakkında küçümseyici ifadeler kullanmış. Bunun yanı sıra yorgunluğunu ve açlığını gidermek için uğradığı bir Türk köyünde, misafir olmak istediği evden hırpalanıp kovulduğunu ifade etmiş. Şavaşın ortasında acı çekmiş insanların böyle bir şey yapmasını yadırgayamazsınız. Kaldı ki Türk milleti misafirperver bir millettir. Savunmasız, silahsız ve onlara muhtaç birine böyle bir şeyi yapacaklarını ben düşünmüyorum. Gelelim diğer konuya: Puşkin Erzurum'un kuşatıldığı vakit şehrin anahtarını teslim eden komutanların Rus komutanlar önünde diz çöktüğünden bahsetmiş. Benim bildiğim Osmanlı ordusu, Türk ordusu bir tek namaz kılarken diz çöker bunu da bir Rus'un egosunu tatmin etme şekli olarak yazdım kafama. Ayrıca dikkat çeken bir başka mevzu da Puşkin'in doğu medeniyetine barbar bir medeniyetmiş izlenimi vermeye çalışması idi. Birçok ifadesinde ben böyle anladım. Yani demem o ki, okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz, okusanız da kısmen de olsa Puşkin'in Türklere ve Müslümanlara olan bakışını anlamış olursunuz bence. Keyifli okumalar arkadaşlar. :)
Erzurum Yolculuğu
Okuyacaklarıma Ekle
47
126 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Puşkin'in topu topu 38 yıl süren ömrü, komploya çok benzeyen bir düelloyla son bulmadan 21 yıl öncesinden başlayıp 1 yıl öncesinde biten; aşk, tutku, özgürlük, doğa, tarih dolu 126 sayfalık bir serüvene çıkmış olmaktan şeref duyarım. Rus ve Etiyopya aristokrasisine mensup aile bireyleri, Tsarskoye Selo'daki imrenilesi eğitim, Fransız yazarlar, bunların hepsi Puşkin'i bir "Kehanet Çocuğu" yapar zannedilse de masal anlatan bir dadının, Arina Rodionovna'nın, yanında halt yemişler. Puşkin; sahte, cafcaflı bir sosyete yerine dadısının doğal, büyülü gerçekçi halkçı-köylü ortamını benimsemiş; saraydan saraya süzülmek yerine tezek yakan köylülerin sesi olmaya karar vermiştir. Tabii başta hükümete kurbanlık dana misali 7 cengaver gücünde girmeye çalışan Puşkin; sürgün, gerici zihniyet, destekçi kaybı gibi nedenlerden ötürü iyice yalnızlaşıyor ve ölümünün önsezilerini yansıtan, ölümden kaçmaya çalışan şiirler yazmaya başlıyor. Puşkin'in şiirlerinde özgürlük teması çok hakimdir. Yaşadığı siyasi dönem Napolyon sonrasına denk geldiğinden ötürü çok otokratik ve despot bir yönetim mevcuttu. Bunun yanı sıra deniz motifi de neredeyse her şiirinde görülür. Deniz motifini ben "Özgürce akmak, sonsuz bir mezarlık (Deniz'e şiiri), yalnızca Puşkin'in gittiği yolda onun gittiği şekilde gidenlerin onu anlayabilmesi (Puşkin şiirlerinde yelken açıp deniz yolculuğu yapar) şeklinde yorumladım. Ayrıca minik bir ay motifi de var. Yalnız ve parlak, yalnız ve özgüveni olan Puşkin'i temsil ediyor. Bu incelemede kitabın ne kadar güzel, harika, mükemmel, hisli olduğundan vesaire bahsetmek yerine hoşuma giden ya da anlamlı olduğunu düşündüğüm şiirlerin kendimce çıkardığım anlamlarını paylaşmak istiyorum. Çaadaev'e: Çaadaev, Dekabrist bir yazardır. Dekabristler de Çarlık rejimine karşı olan bir topluluktur. Puşkin'in arkadaşına "Rusya uykusundan silkinip kalkacak/Ve yıkıntılarına mutlakiyetin/Yazacaklar adlarımızı!" dizeleriyle biten bir şiir ithaf etmesi, dahası bu Dekabristlerin bu şiirden 7 yıl sonra mutlakiyet rejimini bitirmek için silahlı ayaklanmaya kalkması çok enteresan. Yeniden Doğuş: Düpedüz bir hükümet eleştirisi. "Barbar sanatçı, dahinin tablosunu/Karalıyor özensiz bir elle." cümlelerinden çıkan anlam Çarlık rejimi  (barbar sanatçı), Puşkin'in (dahinin) tablosunu karalıyor (şiirlerine sansür getiriyor). Zaten Kafkasya sürgününden sonra Puşkin'in şiirleri Çarlık tarafından bizzat sansürlenmişti. Köy: Puşkin aslında son dönem şiirlerinde yalnızlık, minimalist yaşam temasını yansıtsa da erken dönemde bu şiiri yazması ilginç. Halkçı fikirleriyle bir tereddüt yaşıyor sanırım, samimiyeti devam ediyor ama "Eğitimsiz kalabalığın mırıltısına kulak asmamayı" öğrenmiş. Tutsak: Puşkin, bir kuş üzerinden kendini gösteriyor. "Beslediğim genç kartal, avluda/Altında parmaklıkların çırpıyor kanatlarını/Gagalarken kanlı bir yiyecek parçasını/Gagalıyor ve fırlatıyor, gözleri pencerede." Dizeleriyle bir kartalın gücünü parmaklıkların sunduğu yarı özgür hayatın dizginleyemeyeceğini, bir kartalın minik bir yemek parçasını hak ettiğini düşünmeyeceğini ve bununla yetinmeyeceğini söylüyor. Aslında kapitalizm karşıtlığının da bir timsali olabilir. Yaşam Arabası: Ahmet Haşim'in "Merdiven" şiirinde hayatı merdiven basamaklarına benzetmesi gibi Puşkin de hayatı bir günlük araba yolculuğuna benzetmiş. Doğduktan sonra hıphızlı büyüme isteği ("Sabahleyin bineriz arabaya/.../Bağırırız: Haydi sür!"), orta yaş döneminde yavaşlama, yaşlanmama isteği ("Fakat öğlenleyin biter o atılganlık/.../Bağırırız: Daha yavaş, salak!"), yaşlılık ve o sonsuz uykuya dalma ("İlerleriz uyuklayarak barınağımıza doğru") alegorik bir şekilde anlatılmış. Kuran'a Öykünmeler: İlk dörtlükte birçok şeye yemin edildiğine (tek ve çift, kılıç ve haklı savaş, sabah yeli, akşam duası vs.) vurgu yapmış. Beşinci şiir birinci dörtlükte Kuran'daki göğün havada kalması gibi fizik ve astronomiyle zıt düşer gibi görünen şeylere bir gönderme yapmış. Fizikle örtüşmediğini, ama çok şiirsel ve gözüpek yazılmış olduğunu söylüyor. Ayrıca Kuran meali okur gibi hissettim: Peygamber'e hitap, kadınların iffeti, İslam savaş hukuku gibi birçok konudan bahsedilmiş. Sonlara doğru bir gezgin hikayesi anlatılıyor. İsrafil'in sura üflemesi gibi bir yanıp yıkılma ve yeniden canlanma örnekleri var. Kitaptaki favorim kesinlike bu bölümdü. Bir Ortodoks'un İslam'ı Müslüman gibi anlatması beni hayran bıraktı. Gram düşmanlık yoktu. Öğüt: "Keneler ve sivrisinekler/Çevrende uçuştuğunda gazete kalabalığıyla/.../Kızmak da boş, fakat kaldır elini ansızın/Ve şimşek gibi bir yergiyle ez onları!" dizeleri bana üç çeşit anlam çıkarttırdı. Burada kene ve sivrisinekleri Rus halkına da benzetebilirsiniz, devlet onları elini kaldırıp komut vererek eziyordur. Ya da devlet erkanına benzetebilirsiniz, halkın kanını emen, sömüren bir hükümet. Halkı devlete karşı ayaklanmaya çağırıyor olabilir Puşkin. İyice detaya girmek isterseniz de "gazete kalabalığıyla" "sözüne yoğunlaşırsınız. Kene ve sivrisinekler haber manşetleridir, yazarlar da yergiyle onlara karşı çıkar. Stenka Razin Üstüne Türküler: 1670-1671 yılları arasında ayaklanan Don Kazaklarından Stenka Razin'i ve onun isyanını tarihi gerçekliğe yüzde yüze yakın bağlı kalarak anlatmış. Wikipedia'dan Stenka Razin'i araştırmak gerek ama. Epik bir anlatım var elbette, ama cengaverlik abartılmamış. Tam bir Puşkin şiiriydi. Bülbül ve Gül: Bir bülbülün bir güle sırnaşmasına rağmen gülün bülbülü umursamadığı gibi bir erkeğin bir kadına flört etme amacıyla gelmesine rağmen pas verilmemesini anlatıyor. Aslında bunu paylaşma sebebim şuydu: Bu dizeleri yazan Puşkin ise Natalya'nın peşinde köpek olan ve zorla evlenen adam kim? Ağır bir çelişki var. Seviyordum Sizi: Nahif, Ortaçağ'dan devralınmış Yeniçağ aşkını anlatıyor. Ancak aşkın toplumsal bir mesele haline gelmeye başladığını görüyorum. Shakespeare, Byron gibi yazarların eserlerinde aşk iki kişi arasında gerçekleşir, kalan herkes ya bu iki kişiyi ve yalnızca onların arasında geçebilecek hissi müdafaa eder ya da mani olmaya çalışır. Puşkin toplumun sesi olsa da destekçi istemiyor, olanı kabul ediyor, bir kadının yalnızca bir erkekle sonsuza dek olması gerektiği anlayışına karşı çıkıyor. İnsanlar diğerinin mutluluğuyla mutlu olabilir diyor ve aşk için ölüp bitilmez, hayat devam ediyor demeye getiriyor. Puşkin'in ölümden kaçma çabasını önceden belirtmiştim. Ve tabii ki sevdiği kadına "Siz" diyişi de ona yabancılaştığının bir belirtisi zaten. Ben İnsanüstü Bir Anıt Diktim Kendime: Özgüvenini yitirmemiş, ileri görüşlü ve ölümünden bir yıl önce bile Çarlık karşıtı. İnsan bunu okuduğunda düellonun bir komplo olduğuna ya da Puşkin'in görevini tamamladığını düşündüğüne, ölmeye gittiğine kanaat getirebiliyor. Çünkü insanların onun şanını devam ettireceğini düşünüyor ama bunu o canlıyken yapamıyorlar sansürler ve Çarlıktan ötürü. Puşkin bir anıt dikmedi aslında, dükkan açtı. Gogol, o dükkanda palto sattı; diğer tüm ünlü Rus yazarlar da o paltolardan satın alıp giydi. Tüm dünya da Puşkin dükkanının ne kadar kaliteli olduğundan bahsetti, sıcaklığını içinde hissetti. Благодарю! ceren güneş Oğuz Aktürk
Seviyordum Sizi
Okuyacaklarıma Ekle
1
17