Aleksandr Puşkin

Aleksandr Puşkin

Yazar
8.0/10
4.548 Kişi
·
16,9bin
Okunma
·
1.254
Beğeni
·
32,9bin
Gösterim
Adı:
Aleksandr Puşkin
Tam adı:
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Unvan:
Rus Şair ve Yazar
Doğum:
Moskova, Rusya, 6 Haziran 1799
Ölüm:
Sankt Petersburg, Rusya, 10 Şubat 1837
Aleksandr Puşkin (Rusça: Алекса́ндр Серге́евич Пу́шкин; 6 Haziran 1799 - 10 Şubat 1837), Rus şâir ve yazar. Rusya'nın "ulusal şâir"i ve modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilir.

Yaşamı
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, 6 Haziran 1799'da Moskova'da doğdu. Babası Sergey Lvoviç Puşkin, soylu bir ailenin ilk çocuğudur. Annesi Nadejda Osipovna Hannibal'in büyük dedesi Etiyopyalı Abraham Petroviç Hannibal, Rus Çarı I. Petro'nun vaftiz oğlu ve çarlık ordusunda seçkin bir subaydı. Puşkin, soylu bir ailenin üyesiydi. Annesi ve babası eğitimli insanlardı. Puşkin, ilk bilgilerini Fransız mürebbiyelerden edindi. Henüz sekiz yaşındayken Fransızca ve Rusça öğrenmişti. 11 yaşına geldiğinde özgürlükçü ve hicivci yazarlarını beğendiği Fransız edebiyatından etkilenerek Fransızca şiirler ve güldürüler yazmaya başlamıştı.

Döneminin tanınmış şair ve yazarları, Puşkin'in evine gelip gidenler arasındaydı. Ancak hiçbiri geleneksel Rus masalları anlatan, Rus türküleri söyleyen dadısı kadar Puşkin'i etkilememiştir. Yaşlı dadısı Arina'nın anlattıklarının, Puşkin'in çocuk rûhunda önemli izler bıraktığı düşünülmektedir. İleride Rus halk şiiriyle, masallarla, konuşma dilinin deyimleriyle ve anlatım özellikleriyle tanışıklığını dadısın ve anneannesi Mariya Hannibal'a borçludur.

Şiire başlaması
Puşkin, on iki yaşına geldiğinde, aristokrat aile çocuklarına yönetime hazırlamak için Rus Çarı I. Aleksandr'ın Tsarskoye Selo'da (Çarın yazlık köyü) açtırdığı okula yazdırıldı ve bu okuldaki altı öğrenim yılı boyunca, tıpkı okulun diğer öğrencileri gibi, Petersburg'a gitme izni verilmeden dış dünyadan kopuk bir şekilde eğitim gördü.

Şairlik yeteneğiyle arkadaşları arasında sivrildi. İlk şiiri "Şair Dost'a" (1814) Nikolay Karamzin'in Avrupa Habercisi dergisinde yayımlandı. Puşkin'in lise yıllarında yazdığı şiirlerinde gerçekçilik eğilimi açıkça göze çarpmaktadır. O dönem şiirinde kullanılmayan kaba ve gündelik sözcükleri kullandığı şiirleriyle Gavrila Derjavin'in dikkatini çekmeyi başardı.

Artık ünlü bir şair sayılmaya başlayan Puşkin, Çar Köyü Lisesi'ndeki eğitimini 1817'de tamamladıktan sonra Petersburg'a giderek Dışişleri Bakanlığında çalışmaya başladı. Bu arada birçoğu yasaklanan özgürlükçü şiirleri ve taşlamaları, bu sıralarda halk arasında yayılmıştır. Rus edebiyatında ilk kez, şiir halk tarafından hayranlıkla karşılanmıştı.

Puşkin, bu sırada Rus Çarı I. Aleksandr tarafından Kafkasya'ya tayin edildi ve burada ünlü Kafkas Esiri ve Bahçesaray adlı destanlarını yazdı. Gerçeği olduğu gibi aktarmayı tercih eden Puşkin'in eserlerinde ne klasik şiirin kuralcılığı, ne de Romantizm'in etkileri belirgin bir şekilde öne çıkıyordu.

Sürgün yılları
Kafkasya'dan dönen Puşkin'in Rusya'daki askeri yönetime karşı oluşundan dolayı dört yıl süreyle başkente girmesi yasaklandı ve ailenin sahip olduğu Mihaylovskoye köyünde yaşamak zorunda bırakıldı. Hükûmet tarafından oğlunu gözetim altında tutmakla görevlendirilen babası da görevini yerine getirmişti.

Yirmi dört yaşındaki Puşkin, bu sürgün döneminde, yedi yıl sonra tamamlayacağı Yevgeni Onegin adlı romanını yazmaya başladı. Çingeneler, Peygamber ve Boris Godunov adlı önemli eserlerini de yine bu sürgün yıllarında yazdı. Bu yıllarda ülkesinde süregelen özgürlük mücadalesi dışında Yunan İsyanı ve İspanya ile İtalya'daki mutlakıyet karşıtı hareketleri yakından takip etti.

1820-1824 yılları arasındaki sürgün döneminden sonra Rus Çarı I. Nikolay tarafından Moskova'ya çağrılan genç şairin kaleminden çıkan her şey, artık çarın sansüründen geçecektir. Polis baskınları ve aşk serüvenleri ise Puşkin'in yaşamının ayrılmaz parçaları olmuştu.

Evliliği
Puşkin, bir baloda yüksek rütbeli ve emekli bir memurun kızı olan Natalya Gonçarova ile karşılaştı ve bu genç kıza aşık oldu. Puşkin, Natalya'ya evlenme teklif etti; Natalya ise şairin evlenme teklifini belirsiz bir tarihte cevaplamak üzere cevapsız bıraktı. Puşkin, bu durum karşısında umutsuzluğa kapılmış ve Moskova'dan uzaklaşmak istemişti. Bu nedenle, 1829'da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katıldı ve Osmanlı topraklarına geldi. Sonradan yazdığı "Erzurum Yolculuğu" adlı eserinde seyâhat izlenimlerini anlatan Puşkin'in, daha başka birçok eserinde de Erzurum'dan aldığı esinlerin izlerini bulmak mümkündür.

Moskova'ya dönen Puşkin, Natalya'ya evlenme teklifini yineledi. Uzun çekişmelerden sonra Natalya'nın ailesini de ikna etmeyi başardı ve sonunda nişanlandılar. Bu evliliği istemeyen Natalya ise bu duruma kayıtsız kaldı. Natalya'nın bu olumsuz tutumu, ilişkilerinin sonuna kadar da bu şekilde devam etti.

Puşkin'in eşi Natalya Gonçarova
Bitmek bilmeyen soruşturmalar ve yasaklamalar yüzünden rahatsız olsa da, Puşkin yazmaya devam etti. Yevgeni Onegin, Don Juan, Veba Sırasında Ziyafet gibi manzum trajedyalarını ve Dubrovski, Maça Kızı gibi önemli eserlerini bu dönemde kaleme aldı. Gogol ile olan arkadaşlığı da bu döneme rastlamaktadır. Öyle ki, Gogol'a ünlü Ölü Canlar romanını yazma fikrini Puşkin'in verdiği söylenmektedir.

Ölümü
Bu dönemde hayatına George Charles d'Anthès adında biri girdi. Puşkin, kendisine yazılan birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d'Anthès adındaki bu Fransız'ın karısı Natalya Puşkin'e kur yaptığını öğrendi. 1837'de d'Anthès'i düelloya çağırdı. 27 Ocak 1837'de St.Petersburg yakınında Kara Dere'nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verildi. Puşkin'in şâhidi arkadaşı Danzas'tı. Düelloda kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilmektedir.

Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin'i karnından yaralamayı başardı. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, şubat ayında bir öğleden sonra hayata gözlerini yumdu.

Şâirin ölüm haberi duyulunca evinin önünde toplanan halk, Yevgeni Onegin'in son baskısını tüketti. Şairin ölümü üzerine başlayan huzursuzluk, neredeyse hükümete karşı bir ayaklanma noktasına geldi. Olayların kontrolden çıkmasından çekinen polis, bir gece yarısı şairin tabutunu gizlice kiliseden aldı ve Mihaylovskaya köyüne götürerek toprağa verdi.

Hakkında Gogol'un “Puşkin, olağanüstü bir olaydır.” ve Dostoyevski'nin de daha mistik bir tavırla “Puşkin, bize gelecekten haber veren bir ermiştir.” dediği Puşkin, modern Rus edebiyatının oluşmasına en büyük katkıda bulunan edebiyatçı olarak kabul edilir. Puşkin, klasik Batı edebiyatını ve Rus halk ruhunu sentezleyerek, Rus edebiyatında “gerçekçilik akımı”nı başlatan öncü bir isim olmuştur.

Aleksandr Puşkin'in düello günü uğradığı son yer, Peterburg Nevski Prospekt'de Wolf's şekercisidir (şimdiki Cafe Litteraturnia). Bu cafede Puşkin'in balmumundan bir heykeli bulunmaktadır.

Eserleri
Ruslan i Lyudmila – Ruslan ve Ludmila (1820) (şiir)
Kavkazskiy Plennik – Kafkas Esiri (1822) (şiir)
Bakhchisarayskiy Fontan – Bahçesaray Selsebili (1824) (şiir)
Tsygany, – Çingeneler (öyküsel şiir) (1827)
Arap Petra Velikogo – Büyük Petro'nun Arabı (tarihsel roman, bitirilmemiş) (1828)
Poltava (1829)
Küçük Trajediler (1830)
Boris Godunov (1825) (dram)
Papaz ve uşağı Balda'nın hikâyesi (1830) (şiir)
Povesti Pokoynogo Ivana Petrovicha Belkina – İvan Petroviç Belkin'in hikâyesi (5 kısa hikâyeden oluşur: Atış, Kar Fırtınası, Cenazeci, Menzil Müdürü ve Bey'in Kızı) (1831) (düzyazı)
Çar Saltan Masalı (1831) (şiir)
Dubrovsky (1832-1833, yayınlandı1841, roman)
Prenses ve 7 Kahraman (1833, şiir)
Pikovaya Dama – Maça Kızı (hikâye) (1833) daha sonra operaya uyarlanmıştır.
Altın Horoz (1834, şiir)
Balıkçı ve Altın Balığın Hikayesi (1835, şiir)
Yevgeni Onegin (1825-1832) (şiirsel roman)
Mednyy Vsadnik – Bronz Süvari (1833, şiir)
Yemelyan Pugachev isyanının Tarihi (1834, düz yazı)
Kapitanskaya Dochka - Yüzbaşının Kızı (1836, düz yazı)
Kirdzhali – Kırcali (kısa hikâye)
Gavriiliada
Istoriya Sela Goryukhina – Goryukhino Köyü'nün Hikayesi (bitirilmemiştir)
Stseny iz Rytsarskikh Vremen – Şövalye Hikayeleri
Yegipetskiye Nochi – Mısır Geceleri (kısa şiirsel hikâye, bitirilmemiştir)
K A.P. Kern – AP. Kern'ne (şiir)
Bratya Razboyniki – Haydut Kardeşler (oyun)
Graf Nulin – Kont Nulin
Zimniy vecher – Kış akşamı
Puşkin'in birçok eserini filolog Metehan Mollamehmetoğlu Türkçeye çevirmiştir.
384 syf.
·4 günde·9/10 puan
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/nljKaOPQcBI

Hepiniz Gogol'ün paltosundan çıkmış olabilirsiniz beyler fakat Puşkin'in o paltoları diktiği dükkan olmasaydı kusura bakmayın ama hiçbir yerden çıkamazdınız!

Şu incelemede 19. yy ortası ve sonlarındaki geç Rusya sosyopolitik tarihinden bahsetmiştim : #35245702

O zaman hadi biraz da 19. yy başlarındaki Rusya tarihi, Rusların bitmek bilmeyen sıcak denizlere inme politikası, köylülerin toprak ağalarına olan bağlılığını anlatan serflik sistemi, Rusya köy-sosyete hayatı, zamanın Rus liderleri, Dekabristler ve Slav kadınlarını Puşkin'in Yevgeni Onegin eseri üzerinden konuşalım!

Nasıl ki Kürt milliyetçiliğinde ve Kürt kimliğinin oluşturulmasında dengbêj ve mıtırbların bir hatırlama kültürü ve kültürel bellek amacıyla yazmış ve çalmış oldukları şer, lawık, dîlok ve stran türleri varsa, Yevgeni Onegin şiirsel romanında da özellikle şer ve stran türlerinin bir karışımına benzeyen, Rus milliyetçiliğinde ve Rus kimliğinin oluşturulmasında başat nitelik taşıyan, Rus yazınının kurucusu kabul edilen ve bu kitabı yazdığı sırada da Dekabrist İsyanı gibi isyanları görmüş geçirmiş bir Aleksandr Puşkin gerçeği vardır!

Yevgeni Onegin kitabı 1823-1831 yılları arasında yazılmış. 1814 yılında Napolyon'u yenen bir Rusya'dan sonra, liberal görüşlere ve Avrupa ilişkilerine daha çok ilgi duyan I. Aleksandr'ın hükümdarlığının 1825 yılında sonlanmasıyla birlikte, bu liberalizm fikirlerini bir neden olarak kabul edecek olursak I. Aleksandr'dan sonra tahta geçen I. Nikolay'ın çarlığının yetkilerinin azaltılması için ortaya çıkan bir Dekabrist İsyanı zamanının tam ortasında yazılmıştır Yevgeni Onegin.

Yahu peki bu Rusların sorunu ne?
Niye devrim istiyor bu adamlar?
Niye sıcak denizlere inmek istiyorlar? Coğrafi kaderden dolayı çok üşüdükleri için mi?
Niye sıcak evlerinde salt oturup matruşka bebekleriyle oynamıyorlar, kamarinskaya dansı izlemiyorlar, mujiklerle dalga geçmeye devam etmiyorlar?
Hadi bu soruları cevaplayalım.

Sıcak denizlere inme politikası I. Petro'dan ibaret olacak şekilde bir devlet politikası haline getirildi desek yalan olmaz. Ben Yevgeni Onegin kitabındaki mitolojik göndermeleri, aynı Rusların sıcak denizlere inme istemindeki saklı olan güneyin madensel ve jeopolitik zenginliği istemi gibi güneyin edebi zenginliğine bir istek olarak gördüm.

Rusya'da o zamanlarda toprak ağası adına çalışan köylünün oluşturduğu serflik kurumu var arkadaşlar, özgür düşünce hor görülüyor. Bunu Dostoyevski'nin ilk eserlerinde de görebilirsiniz. Özgür düşünceye karşı savaş açılmış, baskıcı bir politika sergileniyor. Fakat halk bastırıldığı yerden patlar! I. Nikolay tahta geçtikten sonra özgür düşünce ortamını ne kadar sağlamaya çalışsa da esas reform 1861'de olacak şekilde ve 1837'de ölen Puşkin'in göremeyeceği bir şekilde Rusya milletine serfliğin kaldırılarak armağan edilmesiyle gerçekleşiyor! Yani Yevgeni Onegin'deki özgürlük ve devrim temalı satırlar Rus köylüleri ve genel olarak özgür düşünce ortamı için çok büyük bir yenilik getiriyor!

Budala'daki Prens Mışkin sosyete hayatına tanıtılmaya çalışılıyordu, hatırladınız mı? İşte bu kitapta da Onegin ve Tatyana karakterleri arasındaki cereyanlar köy-burjuva kısmı arasındaki Rus sınıfı katmanlarına ışık tutar. Nasıl ki Atsız, Ruh Adam kitabında büyük ülküler dururken boş heveslerin peşinden giden Türk gençliğini yansıtmaya çalışmışsa Puşkin de Yevgeni Onegin kitabında büyük ülküler, devrimci idealler dururken boş ve geçici heveslerin peşinden koşan ve özgürlük bağlamında bir sonucu Puşkin'e göre yanlış bir şekilde elde etmeye çalışan Rus gençliğinden bahseder. Hepsi bu.

Nasıl ki genel olarak geç Rus Edebiyatı'nda ve özellikle Dostoyevski'nin İnsancıklar, Beyaz Geceler kitaplarında Slav kadınları bırakıp giden ve vefasız karakterler olarak yansıtılmışsa, Polonya ve Slav dünyasında 1 yıl yaşamamın sonucunda ben de Slav kadınlarının sosyeteye girmek, esas refahı sosyetede aramak uğruna içlerindeki gerçek sevgilerini hiç ettiğine şahit olmuştum.

Pek çok eserini okuduğumuz Gogol, Dostoyevski, Tolstoy, Çehov vb. gibi yazarlara esin kaynağı olan Puşkin olay örgüsü, karakterler, zaman ve mekan kullanımı, yazım tekniği gibi konularda bu edebiyat türünün liderlerindendir desek yalan olmaz.
562 syf.
·5 günde·7/10 puan
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/nljKaOPQcBI

Asteğmenin kızı, teğmenin kızı, üsteğmenin kızı, yüzbaşının kızı, binbaşının kızı, yarbayın kızı, albayın kızı, tuğgeneralin kızı, tümgeneralin kızı, korgeneralin kızı, orgeneralin kızı. Puşkin'in edebiyatında rütbelerin hiyerarşisinin bir önemi var mıdır? Hayır, kendisi rütbeler yerine bu kız sıralamasının bile akla göre yapılması gerektiğini düşünen bir yazardır.

"Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru."

Puşkin'in Dubrovski kitabında girizgahını yaptığı epik türdeki ilk halk ayaklanmasını ve Byelkin'in öykülerindeki lirik romantisizmini bir üst seviyeye çıkardığı eseridir Yüzbaşının Kızı.

Ben de 18. yy'da kendimi III. Petro olarak tanıtsaydım Ruslar bana da inanırdı herhalde. Köylülerin III. Petro'nun simasına bakabilecekleri ve karşılaştırma yapabilecekleri bir telefonları yok, kendilerine her para verene ve biraz laf edene kanmak için hazır bekliyorlar. Odun kesmekten ve hayvanları otlatmaktan canları sıkılmış Rus köylülerinin arasında dünyaya gelseydim ben de Rusya'nın kasvetinden ve siyasi sisteminin diktesinden sıkılıp ayaklanmayı isteyebilirdim. Pugaçev de ayaklanırken aynen bunu yapmış zaten. Pugaçev'in ayaklanmasının açıklaması bir bakıma proletaryanın varoluş problemleri olarak belirtilebilir.

Savaşlar arasında sevgi unutulur mu peki? Tam tersine esas sevgi bir savaştır. Hatta savaş olması gerekir. Çünkü sevginin savaşında da bazen iki bazen de ikiden fazla cephe vardır. Siperlerin arkasında savunmaya geçeriz bazen biz de bu kitaptaki Rus askerleri gibi. Karşıdan bir Pugaçev'in bize doğru saldırıya geçtiğini sanırken aslında bu bir bakıma kalıcı sevgiyi unutup unutmadığımızın bir imtihanıdır. Bu savaşın taktiği ise doğaçlama olmalıdır. Sevginin sınırlarına girmeyi istediğiniz zaman planlı hiçbir taktik işe yaramayabilir, hiç beklemediğiniz yerden bir saldırı alabilir veya karşı cephenin askerlerinin triplerine maruz kalabilirsiniz. Pugaçev aslında geçirgen bir zar gibidir, ona düşen insan bir o tarafa bir bu tarafa yalpalayabilir. İşte bu da kitabın ana karakterinin içinde bulunduğu durumun kısa bir özetidir diyebiliriz.

Şiirleriyle epik bir destanı anlatırmışcasına, eleştirileriyle satirik üsluptaki bir eleştirmeni hatırlatırmışcasına, romantiklikleriyle de lirik üsluptaki bir şairi betimlemişcesine harman edebiyatı sunuyor bize Puşkin. Bunu da yaparken dönem şairlerinin ve şiir ürünlerinin arasında kendisine öz eleştiri yapmayı da ihmal etmiyor olgun bir şekilde.

Erzurum Yolculuğu ise kesinlikle bu kitaptan daha iyiydi. Evet, bu kitapta biraz daha aşk ve dramatik tonlar olabilir ama bunları Dostoyevski'nin daha iyi kurguladığını düşünüyorum. Epik ve savaş içerikli bir eser okunacaksa Puşkin, psikolojik ve romantisizmin daha iyi kurgulandığı bir eser okunacaksa Dostoyevski'yi öneririm.
393 syf.
Puşkin'den bahsedebilmek için kaseti geri sarıyorum; ... Puşkin (Rus edebiyatı), Fransa Burjuva Devrimi (Avrupa tarihi ve edebiyatı), Büyük Petro (Rus tarihi), Rönesans (Her şey). İsminin önüne "Deli" yazdığımız I Petro'yu özellikle konuşmamız lazım. Öyle "deli" ki, gidip Avrupa'dan rönesans tohumlarını getirerek Rusya topraklarına serpecek ve Puşkinler, Tolstoylar, Dostoyevskiler, Çehovlar, Lomonosovlar vb. yetişecekler. Rus topraklarında yetiştikleri için "ruslaşacaklar". Bu, Rönesans'ın "ruslaşması"dır. Deli'nin şerefine!.. Puşkin bu sürecin en bariz ve ilk büyük örneklerinden biridir. Rönesans Rusya'ya biraz geç getirildiği için kısa zaman sonra Fransa Burjuva Devrimi de buna eklenmiş oldu. İki kat güç birden..bir arada.. Şimdi kim tutabilir rus ilminin ve edebiyatının gelişme hızını?!

Bahsettiğim gibi bu sürece en bariz örnek Puşkin'dir. Onun eserleri içinde de bu açıdan en dikkat çekeni ve incelenmesi gerektiğini düşündüğüm eseri "Yevgeni Onegin"dir. Sekiz bölümlük manzum romandır (Roman v stihah/Роман в стихах). Ayrıca Puşkin, rus şiirinin (poetry/поэзия) güneşi olarak kabul edilir. Biz çevirilerden okuduğumuz için bunu anlamayacak olmamız ayrı bir konudur. Demek ki, Puşkin manzumesi ve şiirleri ile ön plandadır. Doğal olarak da "Yevgeni Onegin". Çevirmenler kitaba yazdıkları önsözlerinde şiir çevirisinin özellikle Rusça'dan -Puşkin'den- çeviri yapmanın zorluğundan bahsetmişlerdir. Sözlerine kuvvet olarak Nabokov'un çabasını örnek vermişler: << Ünlü yazar [Nabokov] bu romanın İngilizce'ye çevirisi ve yorumu için hayatının 15 yılını vermiştir ve sonunda şiir-romanı düzyazıyla çevirerek, buna 1100 sayfalık bir yorum eklemiştir. >> Ben de Ayrıntı Yayınları'ndan okurken aynı zamanda internetten Rusça okumaya özendim. Bazı mısraları çevirmeye çalıştığımda Nabokov'un da Türkçe'ye tercüme edenlerin de çilesini anlamış oldum. O kadar ki, çoğu mısralar 4-5 satır sonrasına kaydırılmış. Böyle durumda içeriğe yönelik nasıl inceleme ve eleştiri yazabilirim?! Tarih ve edebiyat bilgilerimi kullanarak izlenimlerimi yazmaya gayret ettim.

İncelemenin bundan sonrası içeriğe yönelik SPOİLER içerir:

Romanın olay örgüsü genel hatlarıyla trajik aşk hikayesi üzerine kurgulanmıştır. Yevgeni Onegin şehirli, geçimi iyi olan, sosyetik ailenin mensubu şımarık bir gençtir. Gençliği sosyetik ortamlarda, balolarda, partilerde geçiyordur. Ne var ki Onegin'in iç dünyasında bu yaşam tarzına isyan eden bir şair ruhu vardır. Puşkin, karakterinin samimiyetsiz ortamlardan sıkıldığını ve böyle hayat tarzının onu tatmin etmediğini fazlasıyla dile getirmiş ve betimlemiştir. Onegin'in köyde yaşayan yaşlı ve hasta amcası vardır. Kısa zaman içinde amcası vefat eder ve bu haber üzerine amcasının mirasına sahip çıkmak için köye gider. Böylece, zaten sosyete hayatından bunalmış Onegin için köy hayatıyla tanışma olanağı ortaya çıkmış olur. Tatyana, Olga ve yazarın 'yarı rus' dediği alman tabiatlı şair Lenskiy de bu köyde yaşar. Kurgu(kader) bu dört karakteri bir araya getirdiğinde zirve (kulminasya) yapar. Lenskiy Olga'ya aşıktır. Onegin de ondan hoşlanır. Tatyana ise Onegin'e sevdalanır. Mektup yazıp ona saf duygularını itiraf eder. Dur hele Tatyana, ne acele?! Sosyetik, samimiyetsiz ortamdan gelmiş zengin oğlu daha köy hayatından, köylü Rus'un safiyetinden, samimiyetinden, sadeliğinden ne anlar?! Onegin, Tatyana'ın mektubunu küçümser, yalın bulur, karşılık vermez. Al işte sana Tatyana! (Puşkin, zaten ana karakterini islah etmek, iç sesine karşılık bulmak, vicdanını tetiklemek için getirdi sizlerle karşılaştırdı Tatyana! Biliyorum ki, yazarımız özür dilemiştir senden ama maalesef olaylar böyle ilerletilmeli, acı da olsa.) Bundan sonrası, keşke böyle olmasaydı diyeceğiniz olaylar dizisine dönüşecektir. Nedeni belki bundandır diyerek ve ayrıca da inanıyorum ki, "Yevgeni Onegin", trajik bir aşk hikayesi adına okunacak en etkileyici (manzum) roman özelliğini taşıyordur.

Duyguların ifadesi ve karakter canlandırma konusunda Shakespeare kadar olmasa da (zaten kimse Shakespeare kadar olamaz) çeviriden anladığım kadarıyla Puşkin "büyük" kalem
sahibidir.

Hepsi bunlar mı? Tabii ki hayır. Yazarın değindiği ve eleştirdiği bir çok konu var. Örneğin Fransa Burjuva Devrimi'nin etkisi ve Fransızca modası. Bunun gibi konuları eserden bulup çıkarmak ve eleştirisini yapmak ehli (icazeti) olanların işidir. Bu şiir romanı çevirisiyle yanaşı orijinaline de göz gezdirmek şartıyla tavsiye ederim.

Puşkin kendini yazmış. Bunu iddia aşamasına taşıyamasam da, "içindeki Puşkin"i yazdığını eminlikle iddia ederim.

* İkinci okuyuşumdan sonra bir kaç ilave not:

- "Yevgeni Onegin" manzum romanı Puşkin'in ve Rus edebiyatının şah eseridir. İlk beş listesi oluşturulsa, bu beşte kesin yerini almalıdır.
- Hikayesiyle romantizme dahil edilse de, diğer tüm unsurlarıyla tam bir realist eserdir.
- Rus edebiyatında, varoluş sancısı, bunalım psikolojisi yaşayan modern batı insanı prototipinin yansıması ciddi bir şekilde ilk kez bu eserde gözlemlenmektedir. Hatta nihilizm ipuçları bulabileceğimiz ilk romandır.
- Puşkin'in dehasının en bariz şekilde ortaya çıktığı eserdir.
- "Yevgeni Onegin" 18. yüzyıl Rus bireyi ve toplumunun bir arada özeti ve yine bu anlamda 19. yüzyıl ed.-ın zeminidir.
- Ana karakterler (Onegin ve Tatyana), o devir açısından bilinen ve genel yaygın rus isimleri olarak seçilmemiştir. Tatyana ismi ortodoks-slav ismi olarak sıradan halkın üyesini simgeler. Yevgeni Onegin batı tarzı isimlendirmeyle seçilmişdir; rus isimleri gibi baba ismiyle verilmez. Keza, Tatyana karakteri de baba ismi olmadan aktarılmıştır. Bu durum eserin genel mahiyeti ile ayrılmaz bir bütün oluşturmuştur. Onegin timsalinde sosyeteden sade, sıradan Rus insanına "evrilişi", Tatyana timsalinde ise bunun tam aksine şahid oluyoruz.
- Eserin hikayesi, kurgusu ve betimlemesinden istediğiniz kadar bahsederseniz edin, spoiler vermiş olamazsınız. Eserin herşeyi Yevgeni Onegin'dir. Romana başka isim seçilemezdi. Spoiler eserin ismidir. Hadi, şimdi, spoiler verin bakalım!
- En iyi çevirisini aramayınız, boşuna zahmet. En az üç farklı çeviriden üç kez okunması tavsiyedir. Bunu gerçekten hak eden bir eserdir.
- Anlatılabilecek çok şey var: 8 yılda 8 bölüm olarak...işte ne bileyim ne kadar mısra...şöyle veya böyle bir Rusça tercihi...sansür...
- Üç kez okunmasını tavsiye ettimse daha fazla anlatacaklarım üçüncü okumaya kalsın.
- ...
222 syf.
·1 günde·10/10 puan
İlk defa Puşkinden okuma mutluluğuna erdim...
Kitabın ne zaman bittiğinden haberim olmadı..o kadaaaaarr akıcı bir dili var ki...sayfa sayısı da zaten az.
Sayfalar arasında sürekli anlamlı atasözleri kullanmış ... "Kıyafetini yeniyken, şerefini gençken koru" vs.

Tolstoydan, Dostoyevskiden daha felsefi değil dili ama ben çok mu çok sevdim..mesela Tolstoy bir konu üzerinde iki insanın diyalogundan çok kullanır hatta 6 sayfa bakmışsın geçmiş hala konu üzerinde tartışılıyor ki buna Tolstoy'un "Anna Karenina"sını misal çekebilirim..tam 1200 sayfalık bir kitap...ama Puşkin konuşmaları fazla uzatmayı sevmemiş ki bu da benim çok hoşuma gitti. Başka kitaplarını da okuyacağıma şüphem yok .
İyi okumalar..
283 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap benim için iki türlü önem taşıyor. Biri Puşkin'in, modern Rus edebiyatının kurucusunun, “ulusal şair”inin kaleminden çıkmış olması bir diğeri de elbette Aralık'tan beri yürüttüğümüz etkinlik ("Sabahattin Ali'nin Kayıp Kitaplarının İzinde" #34700268 ) yani kitabın Sabahattin Ali‘nin ölmeden önce yanında taşıdığı iki kitaptan biri olmasıydı.

Öncelikle Sabahattin Ali'nin edebiyatımızda muhteşem bir yerinin olmasının yanı sıra onu anlamak, ona yaklaşmak adına hem kamp ekibi olarak hem de kendi şahsi araştırmalarımla her geçen gün farklı şeyler okuyor ve öğreniyorum. Bu etkinlik sonunda da kendimce bazı fikirler geldi aklıma. Mesela neden bu iki kitap vardı Sabahattin Ali’nin çantasında: Yevgeniy Onegin ve Modeste Mignon .

İki kitabı da okumuş biri olarak, biri edebiyatın tanrısı Balzac diğeri Rus edebiyatının kurucusu Puşkin. İkisi de aynı yıl hatta neredeyse aynı gün doğmuşlar. Yani o zamanın şartlarında birbirlerinden haberlerinin olması çok da mümkün değil gibi. Ama ikisinin de bu kitapta o kadar çok ortaklıkları var ki. İkisinde de toplumsal sınıflara eleştiriler, kadınların eline, tercihine, aşkına, insafına bırakılmış şairler, okumuş güçlü kadınlar, toplumsal yapıyı değiştirmeye çalışanlar... Sonra düşünüyorum Sabahattin Ali bu iki kitabı boşuna seçmiş, öylesine seçmiş olabilir mi? Bence kesinlikle hayır. Bu benzerlikleri göz ardı etmeyecek zekada bir adamdı. Belki de çıkış noktası olarak bu iki kitabı kullanacak ve enfes bir roman daha yazacaktı.
Ama işte ülkemiz...

Etkinliğimiz sürerken kitabı okuma listesine alan 1000Kitap İstanbul Okuma Grubu 'na ayrı teşekkür etmem lazım bence. Çünkü benim bu etkinliği yapma amacım zaten bu okunmayan kitapları konuşma ihtiyacıydı. İhtiyacım fazlasıyla karşılandı tekrar teşekkürler. Öyle güzel oldu ki hem Sabahattin Ali'nin hem de Puşkin'in ruhuna değsin.

Yevgeni Onegin'i daha önce okuduğum yine bir Puşkin kitabından, Bakır Atlı 'dan öğrenmiştim. Orda da muhteşem Puşkin şiirleri var, ama bu kitap dünyada şiirsel romanın ilk örneği. Peki bu kitap bir aşk romanı mı? Kusura bakmayın aptallar için öyle olabilir ama Anna Karenina ne kadar aşk romanıysa Yevgeni Onegin de o kadar aşk romanı.
Puşkin sürgünde iken yazıyor bu şiir - romanı. Yani onu tam da toplumsal meselelerden uzak tutmaya çalışanlara dahiyane bir karşılık değil mi? O kadar çok şey söylemiş o kadar çok şey ima etmiş ki... Ama büyük başlar o kadar küçük beyinli oluyor ki içindekini anlayabilene rastlanmadı.

Kitapta en etkilendiğim yerlerden biri coğrafya değişse de kadınların kaderinin yüzyıllarca değişmediğini görmemdi. Fikri alınmadan küçük yaşta kızların evlendirilmesi, tercihine bir şey bırakılmaması, evden çıkarılmaması, ikinci sınıf insan muamelesi görmesi... Puşkin bu algıyı bu kitapta yıkıyor, o döneme göre öylesine büyük bir adım ki bu, o yüzden de büyük işte. Kadın okuyor, düşünüyor, sağlam duruşla, cesaretle konuşuyor hareket ediyor ve reddediyor. O yüzden şu noktada Dostoyevski'ye katılmamak olanaksız:
"Puşkin bize gelecekten haber getiren peygamberimizdir."
Hatta Yevgeni Onegin kitabının ismi "Tatyana" olmalıydı, diyebiliriz ki o zamandan beri edebiyatımızda Rus kadınını böylesine olumlu, böylesine güzel görmedik de diyor, kesinlikle haklı.

Biliyor musunuz Rusya'da kadınlar Tatyana'nın Yevgeni'ye mektubunu "güçlü kadınlar" ın cesaretini anlatma amacıyla kullanırlarmış, bir örneğini de koyayım;
https://www.youtube.com/...7rr69E7pu9s&t=5s

Onegin'in kişisel özellikleri, insanlarla olan ilişkileri, hayat tarzı üzerinden müthiş bir aristokrasi eleştirisi var. Onegin aslında her şeyden parça parça bilen ama aslında içi bomboş, kendini iyi satabilen, her şeyi tüketen,insanlara küçümseyerek bakan sevgisiz bir adam, o dönemde işaret ettiği bu adamlar kim ola ki... Bir yapıtı yazarından bağımsız düşünmek mümkün mü? Bence kesinlikle değil. Onegin'in iyi arkadaşı şair, duygusal, iyi niyetli, alçakgönüllü Lenskiy de aslında Puşkin'in ta kendisi işte. Belki bilerek bilmeyerek kendi sonunu bile Lenskiy'de yazmış Puşkin. Anlamsız bir gelenek "düello" da cabası.
Lenskiy'in ölmesi de bence kitaptaki "iyi"nin ölmesi demek. Yani bu toplumsal şartlarla, baskılarla "iyi" olan yaşayamaz, içindeki iyi de böylece ölüyor. Yani dünya iyilerin yaşayacağı bir yer değil.

Yevgeni Onegin üzerine yıllarca bir çok film, opera, bale, tiyatro yazılmış, nasıl yazılmasın. Bunlardan en etkileyici olanlardan biri ünlü besteci Çaykovski'nin çok etkilenerek -ki kendini Yevgeni Onegin ile eşleştirmiş buna benzer bir hayatı var- yazdığı senfonisidir. Dinlemek isteyen olursa küçük bir parça;
https://www.youtube.com/watch?v=Cz7JREul22g
213 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Söz konusu Rus edebiyatı olunca kitaba başlamadan önce insanın bir gözü korkmuyor değil.. Ancak korkmasın o gözler, Rus edebiyatından beklenmeyecek şekilde akıcı, insanı yormayan, ağır bir dile sahip olmayan bir kitaptı. Hiç sıkmadı, aktı gitti.
Konu olarak; Nüfuzlu, zengin bir ailenin oğlu olan 17 yaşındaki Pyotr Andreyiç'in memleketinden oldukça uzağa askere gitmesini, burada yüzbasının kızı olan Marya Ivonovna'ya duyduğu aşkını ve o dönemlerde meydana gelen Pugaçov Ayaklanmasını anlatıyor.
Romantizm, aşk gibi konular bayagı geri planda kalmış olmakla beraber yazarın bunu 17 yaşındaki çocugun hislerine uygun bir şekilde işlemiş olduğunu düşünüyorum. Genel olarak Pyotr'u cok sevdim. Fazla iyi kalpli, cesur ve mert bir delikanlıydı.
576 syf.
Savaşı, aşkı ve fedakarlığı konu alan güzel bir dünya klasiği. Sade dili, akıcı anlatımıyla, sıkmadan kendini okutabilen klasiklerden biridir bu kitap. İlk sayfalar biraz diğer sayfalara göre bence heyecansızdı. Ama ortalarda heyecan kazandı.

Ve kitap bittiğinde ne çabuk bitirdim diyor insan.

Sizinde hemen bitirip kitaba hayran kalacağınızı düşünüyorum.

Keyifli okumalar.

Ayrıca bu kitap benim Puşkin den okuduğum ilk eserdi.

Keyifli okumalar dilerim...
Kitapla kalın...
Sihirli günler /*

#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
158 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Savaşın ve aşkın iç içe olduğu bir roman.Ama aşk ikinci planda kaldı benim için.Sadece bunlar değil tabii ki; dürüstlük,cesaret,kin,sadakat,nefret duygularını karakterle özleştirmiş.Cesaret ve dürüstlüğün kesinlikle ana katakter Pyotr Grinyov olduğunu göreceksiniz.Açık sözlü ve doğru olması ona her daim her konuda kazandırmıştır.Aşkı uğruna pek çok kez kendi canını hiçe saymıştır.Kitabın son sayfalarına geldiğinizde çok farklı bir tat bıraktığını anlayacaksınız.
116 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/nljKaOPQcBI

Bu adam tam bir coğrafi ve epik edebiyat ustası dostum. Puşkin'in şimdilik en sevdiğim eseri kesinlikle bu oldu.

Çocukken bir türlü sevemediğim tarih derslerine girdiğimde hep böyle bir eser okumayı hayal ederdim, bugüne kadar bize sürekli Osmanlı Devleti ve Türklerin kazandığı ya da kaybettiği savaşlar salt bilgiye dayatılarak anlatılmıştı ama hiç Rus bakış açısından ya da başka herhangi düşman bir milletin bakış açısından bu savaşları dinlememiştik. İşte Puşkin sayesinde en azından dönemin Rus bakış açısını dinlemiş oluyoruz.

Puşkin, kendi gözlem yeteneğiyle birlikte tamamen realist bir üslupla yazdığı 1829 Seferi Sırasında Erzurum'a Yolculuk kitabında epik ve pastoral unsurları edebiyatıyla harmanlayarak yazın kronolojisinin sonlarını gayet makyajsız ve olabildiğine gözlemlerine bağlı kalarak getirmiş. 1829lu yıllardaki Osmanlı-Rus Savaşı'nı kendi gördükleriyle ve Rus bakış açısından anlatan Puşkin aslında Rusya, Kafkasya ve Doğu Anadolu Bölgesi coğrafyasını, Kafkasya kültürünü ve bölgenin yerel insanlarının sahip olduğu gelenekleri de bu bağlamda okuruna çok iyi yansıtmış.

İçeriğin beraberinde Puşkin'in diğer öykü ve romanlarında ön plana çıkan Rus milliyetçiliği bu eserinde hiç de belirgin değil. Olabildiğince objektif bir şekilde savaş görüntülerini bize sunan Puşkin, kitabın çevirmeni olan Ataol Behramoğlu'nu da aynı benim gibi etkilemiş :

"Yolda yanlamasına uzanmış yatan genç bir Türk'ün cesedi önünde durdum. 18 yaşlarında bir delikanlıydı bu. Bir kızınkini andıran solgun yüzü henüz tazeliğini yitirmemişti. Sarığı tozlar içinde, yatıyordu. Tıraşlı ensesinde bir kurşun yarası vardı..." Bu tümceler, bütün tarih kitaplarından çok daha belirgin ve elle tutulurcasına gözlerimizin önünde canlandırmaktadır bir savaş alanı görüntüsünü." demiş Ataol Behramoğlu.

Evet, bu kitap ne ATV'nin yaptığı gibi kendini bir milletin milliyetçiliğini basın yoluyla göstermesi konusunda bir iddiada bulunuyor ne de çöpten çıkarılan GTA oyunu şifrelerini FETÖ'nün şifreleri olarak göstermeye çalışıyor. Tamamen saf, realist ve makyajsız bir savaş anlatımına sahip. Puşkin, Rus Edebiyatı, coğrafya ve savaş alanı anlatımı severler kesinlikle okumalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aleksandr Puşkin
Tam adı:
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Unvan:
Rus Şair ve Yazar
Doğum:
Moskova, Rusya, 6 Haziran 1799
Ölüm:
Sankt Petersburg, Rusya, 10 Şubat 1837
Aleksandr Puşkin (Rusça: Алекса́ндр Серге́евич Пу́шкин; 6 Haziran 1799 - 10 Şubat 1837), Rus şâir ve yazar. Rusya'nın "ulusal şâir"i ve modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilir.

Yaşamı
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, 6 Haziran 1799'da Moskova'da doğdu. Babası Sergey Lvoviç Puşkin, soylu bir ailenin ilk çocuğudur. Annesi Nadejda Osipovna Hannibal'in büyük dedesi Etiyopyalı Abraham Petroviç Hannibal, Rus Çarı I. Petro'nun vaftiz oğlu ve çarlık ordusunda seçkin bir subaydı. Puşkin, soylu bir ailenin üyesiydi. Annesi ve babası eğitimli insanlardı. Puşkin, ilk bilgilerini Fransız mürebbiyelerden edindi. Henüz sekiz yaşındayken Fransızca ve Rusça öğrenmişti. 11 yaşına geldiğinde özgürlükçü ve hicivci yazarlarını beğendiği Fransız edebiyatından etkilenerek Fransızca şiirler ve güldürüler yazmaya başlamıştı.

Döneminin tanınmış şair ve yazarları, Puşkin'in evine gelip gidenler arasındaydı. Ancak hiçbiri geleneksel Rus masalları anlatan, Rus türküleri söyleyen dadısı kadar Puşkin'i etkilememiştir. Yaşlı dadısı Arina'nın anlattıklarının, Puşkin'in çocuk rûhunda önemli izler bıraktığı düşünülmektedir. İleride Rus halk şiiriyle, masallarla, konuşma dilinin deyimleriyle ve anlatım özellikleriyle tanışıklığını dadısın ve anneannesi Mariya Hannibal'a borçludur.

Şiire başlaması
Puşkin, on iki yaşına geldiğinde, aristokrat aile çocuklarına yönetime hazırlamak için Rus Çarı I. Aleksandr'ın Tsarskoye Selo'da (Çarın yazlık köyü) açtırdığı okula yazdırıldı ve bu okuldaki altı öğrenim yılı boyunca, tıpkı okulun diğer öğrencileri gibi, Petersburg'a gitme izni verilmeden dış dünyadan kopuk bir şekilde eğitim gördü.

Şairlik yeteneğiyle arkadaşları arasında sivrildi. İlk şiiri "Şair Dost'a" (1814) Nikolay Karamzin'in Avrupa Habercisi dergisinde yayımlandı. Puşkin'in lise yıllarında yazdığı şiirlerinde gerçekçilik eğilimi açıkça göze çarpmaktadır. O dönem şiirinde kullanılmayan kaba ve gündelik sözcükleri kullandığı şiirleriyle Gavrila Derjavin'in dikkatini çekmeyi başardı.

Artık ünlü bir şair sayılmaya başlayan Puşkin, Çar Köyü Lisesi'ndeki eğitimini 1817'de tamamladıktan sonra Petersburg'a giderek Dışişleri Bakanlığında çalışmaya başladı. Bu arada birçoğu yasaklanan özgürlükçü şiirleri ve taşlamaları, bu sıralarda halk arasında yayılmıştır. Rus edebiyatında ilk kez, şiir halk tarafından hayranlıkla karşılanmıştı.

Puşkin, bu sırada Rus Çarı I. Aleksandr tarafından Kafkasya'ya tayin edildi ve burada ünlü Kafkas Esiri ve Bahçesaray adlı destanlarını yazdı. Gerçeği olduğu gibi aktarmayı tercih eden Puşkin'in eserlerinde ne klasik şiirin kuralcılığı, ne de Romantizm'in etkileri belirgin bir şekilde öne çıkıyordu.

Sürgün yılları
Kafkasya'dan dönen Puşkin'in Rusya'daki askeri yönetime karşı oluşundan dolayı dört yıl süreyle başkente girmesi yasaklandı ve ailenin sahip olduğu Mihaylovskoye köyünde yaşamak zorunda bırakıldı. Hükûmet tarafından oğlunu gözetim altında tutmakla görevlendirilen babası da görevini yerine getirmişti.

Yirmi dört yaşındaki Puşkin, bu sürgün döneminde, yedi yıl sonra tamamlayacağı Yevgeni Onegin adlı romanını yazmaya başladı. Çingeneler, Peygamber ve Boris Godunov adlı önemli eserlerini de yine bu sürgün yıllarında yazdı. Bu yıllarda ülkesinde süregelen özgürlük mücadalesi dışında Yunan İsyanı ve İspanya ile İtalya'daki mutlakıyet karşıtı hareketleri yakından takip etti.

1820-1824 yılları arasındaki sürgün döneminden sonra Rus Çarı I. Nikolay tarafından Moskova'ya çağrılan genç şairin kaleminden çıkan her şey, artık çarın sansüründen geçecektir. Polis baskınları ve aşk serüvenleri ise Puşkin'in yaşamının ayrılmaz parçaları olmuştu.

Evliliği
Puşkin, bir baloda yüksek rütbeli ve emekli bir memurun kızı olan Natalya Gonçarova ile karşılaştı ve bu genç kıza aşık oldu. Puşkin, Natalya'ya evlenme teklif etti; Natalya ise şairin evlenme teklifini belirsiz bir tarihte cevaplamak üzere cevapsız bıraktı. Puşkin, bu durum karşısında umutsuzluğa kapılmış ve Moskova'dan uzaklaşmak istemişti. Bu nedenle, 1829'da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katıldı ve Osmanlı topraklarına geldi. Sonradan yazdığı "Erzurum Yolculuğu" adlı eserinde seyâhat izlenimlerini anlatan Puşkin'in, daha başka birçok eserinde de Erzurum'dan aldığı esinlerin izlerini bulmak mümkündür.

Moskova'ya dönen Puşkin, Natalya'ya evlenme teklifini yineledi. Uzun çekişmelerden sonra Natalya'nın ailesini de ikna etmeyi başardı ve sonunda nişanlandılar. Bu evliliği istemeyen Natalya ise bu duruma kayıtsız kaldı. Natalya'nın bu olumsuz tutumu, ilişkilerinin sonuna kadar da bu şekilde devam etti.

Puşkin'in eşi Natalya Gonçarova
Bitmek bilmeyen soruşturmalar ve yasaklamalar yüzünden rahatsız olsa da, Puşkin yazmaya devam etti. Yevgeni Onegin, Don Juan, Veba Sırasında Ziyafet gibi manzum trajedyalarını ve Dubrovski, Maça Kızı gibi önemli eserlerini bu dönemde kaleme aldı. Gogol ile olan arkadaşlığı da bu döneme rastlamaktadır. Öyle ki, Gogol'a ünlü Ölü Canlar romanını yazma fikrini Puşkin'in verdiği söylenmektedir.

Ölümü
Bu dönemde hayatına George Charles d'Anthès adında biri girdi. Puşkin, kendisine yazılan birkaç imzasız mektup aracılığıyla, d'Anthès adındaki bu Fransız'ın karısı Natalya Puşkin'e kur yaptığını öğrendi. 1837'de d'Anthès'i düelloya çağırdı. 27 Ocak 1837'de St.Petersburg yakınında Kara Dere'nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verildi. Puşkin'in şâhidi arkadaşı Danzas'tı. Düelloda kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilmektedir.

Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d'Anthès, Puşkin'i karnından yaralamayı başardı. Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin, şubat ayında bir öğleden sonra hayata gözlerini yumdu.

Şâirin ölüm haberi duyulunca evinin önünde toplanan halk, Yevgeni Onegin'in son baskısını tüketti. Şairin ölümü üzerine başlayan huzursuzluk, neredeyse hükümete karşı bir ayaklanma noktasına geldi. Olayların kontrolden çıkmasından çekinen polis, bir gece yarısı şairin tabutunu gizlice kiliseden aldı ve Mihaylovskaya köyüne götürerek toprağa verdi.

Hakkında Gogol'un “Puşkin, olağanüstü bir olaydır.” ve Dostoyevski'nin de daha mistik bir tavırla “Puşkin, bize gelecekten haber veren bir ermiştir.” dediği Puşkin, modern Rus edebiyatının oluşmasına en büyük katkıda bulunan edebiyatçı olarak kabul edilir. Puşkin, klasik Batı edebiyatını ve Rus halk ruhunu sentezleyerek, Rus edebiyatında “gerçekçilik akımı”nı başlatan öncü bir isim olmuştur.

Aleksandr Puşkin'in düello günü uğradığı son yer, Peterburg Nevski Prospekt'de Wolf's şekercisidir (şimdiki Cafe Litteraturnia). Bu cafede Puşkin'in balmumundan bir heykeli bulunmaktadır.

Eserleri
Ruslan i Lyudmila – Ruslan ve Ludmila (1820) (şiir)
Kavkazskiy Plennik – Kafkas Esiri (1822) (şiir)
Bakhchisarayskiy Fontan – Bahçesaray Selsebili (1824) (şiir)
Tsygany, – Çingeneler (öyküsel şiir) (1827)
Arap Petra Velikogo – Büyük Petro'nun Arabı (tarihsel roman, bitirilmemiş) (1828)
Poltava (1829)
Küçük Trajediler (1830)
Boris Godunov (1825) (dram)
Papaz ve uşağı Balda'nın hikâyesi (1830) (şiir)
Povesti Pokoynogo Ivana Petrovicha Belkina – İvan Petroviç Belkin'in hikâyesi (5 kısa hikâyeden oluşur: Atış, Kar Fırtınası, Cenazeci, Menzil Müdürü ve Bey'in Kızı) (1831) (düzyazı)
Çar Saltan Masalı (1831) (şiir)
Dubrovsky (1832-1833, yayınlandı1841, roman)
Prenses ve 7 Kahraman (1833, şiir)
Pikovaya Dama – Maça Kızı (hikâye) (1833) daha sonra operaya uyarlanmıştır.
Altın Horoz (1834, şiir)
Balıkçı ve Altın Balığın Hikayesi (1835, şiir)
Yevgeni Onegin (1825-1832) (şiirsel roman)
Mednyy Vsadnik – Bronz Süvari (1833, şiir)
Yemelyan Pugachev isyanının Tarihi (1834, düz yazı)
Kapitanskaya Dochka - Yüzbaşının Kızı (1836, düz yazı)
Kirdzhali – Kırcali (kısa hikâye)
Gavriiliada
Istoriya Sela Goryukhina – Goryukhino Köyü'nün Hikayesi (bitirilmemiştir)
Stseny iz Rytsarskikh Vremen – Şövalye Hikayeleri
Yegipetskiye Nochi – Mısır Geceleri (kısa şiirsel hikâye, bitirilmemiştir)
K A.P. Kern – AP. Kern'ne (şiir)
Bratya Razboyniki – Haydut Kardeşler (oyun)
Graf Nulin – Kont Nulin
Zimniy vecher – Kış akşamı
Puşkin'in birçok eserini filolog Metehan Mollamehmetoğlu Türkçeye çevirmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 1.254 okur beğendi.
  • 16,9bin okur okudu.
  • 316 okur okuyor.
  • 7,5bin okur okuyacak.
  • 156 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları