Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

꧁Funda Usta꧂

꧁Funda Usta꧂
@fundausta
Yeminli Tercüman~Hollandaca Dil Eğitmeni
European Business Studies~Economics & Modern Languages~Yüksek Lisans (The Netherlands)
⣸⣷⣄⠀⠀⠀⢀⠠⠴⠶⣶⣤⡀⠀⠀⠀⠀⠀⣀⣤⣤⡀ ⠀⣙⣡⣀⣬⣿⠗⠁⣠⣴⣶⣶⣝⣿⣿⣷⣾⣿⣾⣿⣿⣿⣯⣀ ⠘⢻⣿⣿⣿⡏⠀⢰⣿⣿⣿⣿⣿⣿⠘⠟⣻⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣯ ⠰⢼⣿⣿⣿⡇⠀⢸⣿⣿⣿⣿⣿⣶⢀⣌⣻⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⡂ ⠀⢘⣿⣿⣿⣿⣄⠀⠻⢿⣿⣿⢟⣿⣾⣿⣿⣿⣿⡿⠿⠿⠛⠛⠓ ⠀⠀⠈⠉⠿⠿⠉⠑⢤⣤⡤⠂⠛⣹⠙
Aydın (ancient Tralleis), 9 Temmuz
1301 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
#NewBook📖
Ayşe Kulin
Ayşe Kulin
✍🏻
4 Gün 3 Gece
4 Gün 3 Gece
📕
Konumuz Kitap

Konumuz Kitap

@KonumuzKitap
·
19 Mayıs 18:43
Ayşe Kulin'den Yeni Roman Geldi!
📣Detaylar: konumuzkitap.com/2024/05/ayse-ku... Ayşe Kulin okurları burada mı! Sizlere büyük bir haberimiz var. Ünlü yazar Ayşe Kulin'in yeni romanı 4 Gün 3 Gece çıktı! Everest Yayınları tarafından basılan roman, 160 sayfadan oluşuyor. Ayşe Kulin'in son romanı 4 Gün 3 Gece, 27 Mayıs 1960 tarihinde yaşanan askeri darbeyi farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Kitap:
4 Gün 3 Gece
4 Gün 3 Gece
Yazar:
Ayşe Kulin
Ayşe Kulin
✍🏻Peki siz 4 Gün 3 Gece'yi okudunuz mu? Yorumlarda buluşalım!
Reklam
Ey Türk Genci!
Mustafa Kemal Atatürk, ülkemizin savunulması ve korunması görevini Türk Gençliğine verdi. Bunu unutma! Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinde vurguladığı; ‘En zor şartlarda, en karanlık günlerde, umudunuzu yitirmeden mücadeleye devam edebilmenin’
Oğuz Atay’dan kızına mektup…
Oğuz Atay
Oğuz Atay
tedavisi için Londra’dayken, kızı Özge’ye bir mektup yazar (17.5.1977). Kızının güzel ve uzun mektubu için teşekkür ederek başlamış. Sonrasında yazım hatalarını çok tatlı öğretmiş kızına…:) Oğuz Atay’ın el yazısının güzelliği peki.. (İşte o mektup, tam metin):📜 “Sevgili Özgeciğim; Ahmet Mithat Efendi-Hüseyin Rahmi hikâyesini çok beğendim.

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
🫶🏻
Türkân Saylan
Türkân Saylan
🎗️18.5.2009 ✨Gökyüzündeki yıldızlar Ömrünü tamamladıklarında söner. Yeryüzündekiler ise ideallerine Ulaşana kadar parlar…✨
Batı Polonya’yı bir lokmada çiğneyip yutan Wehrmacht
“Endişeli bekleyiş artıyor ve sıcaklıklar iyice bunaltıyordu. 1 Eylül 1939’da fırtına patlak verdi ama beklediğimiz biçimde değil. Durmadan ve giderek artan uçakların sesini duyduğumda. Hastane yolundaki boş bir arazi boyunca yürüyordum. Düşmesin diye bir elimle, gönüllü hemşire olarak çalıştığım Kızılhaç’ın kepimi tutarak kafamı kaldırıp yukarı
Reklam
Was war der ‘Molotov-Ribbentrop Pakt’?
“1939’un Ağustos ayının 24’ünde Almanya ve Sovyetler bir tür barış antlaşması olan ‘Molotov-Ribbentrop Paktı’nı imzaladıklarını açıklayarak dünyayı şaşkınlığa uğrattılar: Her ikisi de diğerine karşı savaşmayacaktı. İnsanlar sokak ve kafelerde toplanmış, bu haberin Polonya için ne anlama geldiğini tartışıyorlardı. İki ülke arasında savunmasız duruyorduk: Bizi bölüşüp yiyecekler miydi?”
Slavların Ülkesini yok edici politikalar
“Kasabamız Kozlowa Gora’da komşularımızın büyük çoğunluğu artık Almandı, Polonya köklerini reddediyor, sadece Almanca konuşuyorlar ve Hitler’in Nasyonal Sosyalist Partisi’nin, yani Nazilerin politikalarını açıkça destekliyorlardı. Hepsinde olmasa da bazı dükkânlarda, ‘Yahudilerden mal almayın!’ ya da ‘Yahudilerden kurtulmuş Polonya özgür Polonya’dır!’ diyen yazılar asılıydı. Ülkemizde daha önce insanlar arasında hiç dine ya da ırka dayalı ayrımcılık olmamıştı. Ama yalnızca altı kilometre ötedeki Hitler’in yaptığı tam da buydu. Bu durumun ne kadar ileri gidebileceğini göremedik. Çünkü bizim için Almanya her zaman medeni bir toplum olmuştu. Şairlerin ve müzisyenlerin, filozofların ve bilim insanlarının ülkesi. Onların mantıklı, eğitimli insanlar olduklarına inanıyorduk. Almanların bizi bu kadar hor gördüklerini nasıl bilebilirdik? Yüzyıllar boyunca elde ettiğimiz başarılara rağmen, Chopin’e ve Kopernik’e, katedrallerimize, kahramanlarımıza ve atlarımıza rağmen, tüm bunlara rağmen Almanya, Polonya’yı sadece işgücünden yararlanılacak kaba saba Slavların Ülkesi olarak görüyordu. Hitler bizi yok etmek istiyordu!”
Hitler’in istediği ‘Lebensraum’
“Hitler’in Polonya’ya tehditler savurduğunun yavaş yavaş farkına varıyordum. 1914-1918 yıllarındaki I. Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan ‘Versay Antlaşması’ gereğince, Almanya daha önce fethettiği toprakların çoğunu kaybetmişti. Şimdi ise Hitler bu topraklarda hak iddia etmeye kararlıydı. Almanya’nın gücünü ve kudretini bütün dünyaya gösterecek, herkesin gözünde eskiden sahip olduğu yeri kazanmasını sağlayacaktı. Ama Hitler’in istediği toprakların çoğu Polonya’nındı ve hep öyle olmuştu. Birçok Alman göçmen bu topraklara yerleşmişti, özellikle de batıda, benim ailemin oturduğu bölgede, ama bu, o toprakları Alman toprağı yapmaya yetmezdi ki! Hitler ‘Lebensraum’ istiyordu, Almanlar için ‘yaşam alanı’. İstediği alansa bizim Polonyamızdı.”
‘Tarlalar’ ülkesi Polonya
“Polonya’nın Almanya sınırına sadece altı kilometre uzakta ve küçük bir kasaba olan Kozlowa Gora’da yaşıyorduk. Komşularımızın çoğu Alman kökenliydi. Okulda Almanca öğrenmeye başladık. Ve bu dili kasabadaki tabelalarda görmeye ya da insanları Almanca konuşurken duymaya alıştık. Soyadımız ‘Gut’ olduğu için, çoğu insan bizim Alman kökenli olduğumuzu varsayıyordu ama ailem son derece vatanseverdi. Biz Polonyalıydık. Bundan gurur duyacak şekilde yetiştirilmiştim. Okuldaki Tarih dersi bana, yüzyıllar boyunca batıdan Almanlar, kuzeyden İsveçlilerle Litvanyalılar, doğudan Tatarlarla Ruslar, güneyden de Macarlar tarafından defalarca işgal edilen ülkemin acıklı tarihini öğretmişti. Güzel Polonya, adı ‘Tarlalar’ anlamına gelen bu ülke, Avrupa’nın en elverişli tarım alanına sahip ülkesiydi ve bu diğer ülkeler onun hasadını toplamak istiyorlardı. Biz Polonyalılar, toprağımıza el atmaya hazır ülkeler tarafından çevrelendiğimizin farkındaydık. Bu bilinç, ülkemize ve kimliğimize daha da sadakatle bağlanmamızı sağlıyordu.”
Der Führer
“1934’te Almanya’nın başkanı Paul von Hindenburg öldü. Ağustos geldiğindeyse Adolf Hitler ‘Führer’ (kılavuz, yol gösteren) sıfatını alarak Almanya’nın başkanı oldu.”
Reklam
Ellerimde onlarca kişiyi soykırımdan kurtaran İrene’nin hatıraları
“İrene Gut Opdyke, 5 Mayıs 1918’de Doğu Polonya’da küçük bir kasabada dünyaya gelir. Bir hemşirelik okuluna yazılır ve 1939’da Alman ordusunun Polonya’ya saldırmasıyla, Polonya ordusuna katılmak için gönüllü olur. Rus askerleri tarafından yakalanıp dövülerek tecavüz edilir. Alman mühimmat fabrikasında ve ardından Nazi subaylarının yemek salonunda garson olarak çalışmaya zorlanır. Almanların Yahudileri yok etmekle ilgili niyetinden haberdar olunca, olabildiğince çok Yahudiyi kurtarmaya karar verir. Küçük bir adım atarak çitlerin altından Yahudilerin olduğu bölgeye yiyecekler bırakır ve bu, 12 Yahudiyi bir Alman binbaşının evinde saklamaya kadar gider. İrene Gut Opdyke, Amerikalı çocuklara 30 yıl boyunca hikâyesini anlatmıştır.”
Ses Bayrağımız, Güzel Türkçemizi Korumak Milli Vazifemizdir
🇹🇷 “Şimden (Bundan) geru (böyle) hiç kimesne (kimse) divanda (karar meclisinde), dergâhta (tarikat meclisinde), bargâhta (sarayda), mecliste (bir arada bulunulan yerde) ve seyranda (açık alanlarda) ve dahi her yerde Türk dilinden özge (gayri) söz söylemeye (başka dil kullanılmayacaktır)!” (eski Türkçe olarak) ✍🏻Karamanoğlu Mehmed Bey’in Fermanı📜
%91 (256/280)
·
Beğendi
Ellerimde
Ellerimdeİrene Gut Opdyke
8.4/10 · 19 okunma
3.082 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.