Adı:
Bilmemek
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750733833
Orijinal adı:
L'Ignorance
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bilmemek
Bilmemek
1968. Prag’da Sovyet tankları. Prag Baharı’nın sonu gelmiştir. Yurdundan ayrılan pek çok göçmenden biri de Irena’dır. Kocasıyla birlikte Paris’e yerleşen Irena, onun ölümüyle yalnız kalır. Kendine yurt edindiği bu yerde duygularını, özlemlerini anlayacak, “bilecek” kimse yoktur. Yıllar sonra, soğuk savaşın bitimiyle memleketini sık sık ziyaret etmeye başlar. Bu yolculuklarından birinde havaalanında yine eski bir göçmen olan Josef’le karşılaşır. Josef, onun bir türlü kopamadığı ama yabancılaştığı geçmişinden bir sayfadır. Bütünüyle farklı nedenlerle çıktıkları Prag yolculuğu, Irena ile Josef’in yurtsuzluklarına, özlemlerine yeni halkalar ekleyecektir. Milan Kundera’nın en önemli yapıtlarından sayılan Bilmemek, hatırlama yalnızlık, yabancılaşma, yurtsuzluk, bellek ve unutuş üzerine bir roman.
133 syf.
·2 günde·7/10
Eser, İrena'nın, Bohemya'dan sığınmacı olarak Paris'e yerleşmesini konu alıyor. Yıllar sonra, gittiği ülkesinde kendi kültürüne ne kadar yabancılaştığını bizzat yaşayarak deneyimliyor...

Josef ile bir Prag yolculuğu esnasında karşılaşan Irena onun geçmişinden biri olduğunu bilse de Josef için bir yabancıdan farksızdır...

İrena, annesi ile yaşadığı çekişmeler ve sıla hasreti ile yaşamaya çalışırken, Josef'i hayatının içinde isteyerek ona kendini hatırlatmayı başaracak mıdır?

Josef'in eline geçen lise günlüğü kendi ile ne kadar yabancılaştığını anlamasına katkı sağlasa da geçmişini merak etmekten ve hatırlayamadığı ergenlik dönemini okumaktan da geri kalmayacaktır...

Eser biraz karışık, ilk sayfalarda tarihi bilgiler verilmiş sonrasında ise iki karakter ağzından yazıldığı için biraz sıkılarak okudum...
133 syf.
·9/10
Şaşırtıcı bir sonu olan kitaplardandı. Yazarın kendine has tarzı insanın kitaptan ayrı bir edebi haz almasını sağlıyor. Ancak birinci kişi ağzından yazılsa daha az karışık ve daha sürükleyici olacağını düşünüyorum. Tabi birinci kişi ağzından yazılmadığı için çok daha fazla şey öğrendim.
133 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Tek kelimeyle hayran kaldım ve okumak için niye bu kadar geciktim diye hayıflandım... İnsan doğasını, ruhunu bu denli iyi tanıyan ve oldukça yalın bir dille aktaran bir yazar, keyifle ve bir çırpıda okuyacağıniz kısa ama dolu dolu bir eser... Ne diyoruz o zaman gelsin sıradaki Kundera'lar :)
133 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Nostalji" sözcüğü bize ne anlatiyor? Daha doğrusu "nostalji"yi doğru mu anliyoruz?

Cevirmenlerin yaptigi, salt sözlük veya gramer bilgisi kullanarak diller arasi geçiş yapmak değildir; yabanci bir sözcüğü kendi dilindeki en yakin anlami karşilayacak koltuğa oturtmaktir. Lakin bu eylem %100 oraninda başarili olamaz çünkü dünya üzerinde sayisiz miktarda dil olmasi, sayisiz miktardaki kelimenin sayisiz miktarda anlama gelmesi demektir ki her toplum kendi duygu ve düşüncelerini nesilden nesile aktarmak için kendi ihtiyaçlarini karşilayabilecek bir dil kullanmak zorundadir. Bu da "dil"in toplum yaşami uzerindeki yadsinamaz etkisini gosterir.

Kitapta arka planda ilerleyen temalardan biri de dil olarak karşimiza çikiyor. Kendi dilini kullanamayan, yillarca başka kultur ve insanlarla beraber birer siginmaci gibi yaşayan insanlarin, kendi toplumlarina karsi nasil yabancilastiklarini, duygu dunyalarinin ilerleyis gostermeksizin dusunce bakimindan nasil geri kaldiklarina tanik oluyoruz. Bu insanlarin kendi ulkelerini ziyaret etmeleri sirasinda gecmisleri ve simdiki zamanlari arasinda köprülerle bir karsilastirma firsati bularak "nostalji" kelimesinin daha çok "gecmise duyulan bir özlem" olarak çevrilebilecegini aktariyor yazar.

Butun eserlerinde oldugu gibi Kundera'nin vatandasliktan cikarilmasina dair dusunceleri, Stalin,Rus işgali ve komunizm etrafinda dönüyor olaylar.

Toplumundan ve dilinden kopan insanlarin kendilerinden dahi kopabileceklerinin bir panaromasidir aslinda bu roman. Kitabin beklenmedik finaliyle de bunu açikca gorebiliyoruz.
133 syf.
·9/10
Genel olarak yazarın edebi dilinden etkilendim. Arada felsefi düşünceleri serpiştirmesi çok hoşuma gitti. Konu kısmı bana yabancı (Bırakın başka bir ülkede yaşamayı , başka bir şehirde bile yaşamadım. :D) olduğu için karakterlerin duyguları güzel yansıtması bu konuda empati yapmamı sağladı. Kurgu konusunda geçişlerde biraz sıkıntı yaşam da sonradan hepsini toparlayabiliyorsunuz.
Özel olarak gurbet konusunu iki cinsiyet üzerinden işlemiş yazar. Kendine özüne yabancılaşmanın ne demek olduğunu çok güzel yansıtmış. Beni etkileyen olay ana dilin ne demek olduğunu ve ne kadar önemli olduğunu hissediyorsunuz. Milan Kundera ile en az bir kitap ile tanışması gerektiğini düşünüyorum.
133 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
“Çekler,vatanlarını parlak zaferleri olduğu için değil tanınmadığı için seviyorlardı;büyük olduğu için değil,küçük ve sürekli tehlikede olduğu için.Onların yurtseverliği ülkelerine karşı sonsuz bir merhamet duymaktı.”
.
Irena ve Josef, ’68 sonrası iltica ediyorlar ülkelerinden.Irena’nın yolu Paris’e,Josef’in ise Danimarka’ya düşüyor.Aslında nereye gittiklerinin bir önemi yok.Bellek dediğimiz şey üzerinde olduğumuz toprak parçasıyla sınırlandırılamıyor.Çatlaklarından sızıp bir şekilde kendi yolunu yapıyor.İşte karakterlerimizin de kesiştiği nokta,yola çıktıkları yer oluyor: Prag.Ama büyük bir farkla: Prag bıraktıkları gibi değil artık.
.
İltica etmek,bir yere-bir kültüre hatta bir dile tam anlamıyla ait olamamak üzerine ‘bilmemek’..Hani o mutluluğun en çok hissedildiğine inanılan hal.’Bilmeden,bilinmeden,bildirmeden’ yaşadığınızda ödül gibi sunulan ceza.
133 syf.
·8/10
Ülkelerinden göç etmek zorunda kalan iki insanın hikayesini anlatıyor.Tekrar geriye döndüklerinde artık ülkeleri eskisi gibi değildir.Belki de onlar için hiçbir yer artık evimiz diyebileceği yer değildir.İnsanların kendi kimliklerinden uzaklaştıktan sonra yaşadıklarını etkili bir şekilde yansıtıyor.
Yazarın okuduğum ilk kitabı.Kitapta ana konunun yanında değişik düşüncelerle ilgili bilgiler de veriyor.Göç ettikten sonra boşluğa düşen insanların yaşamlarını merak ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
133 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kundera ile ilk kez okul kütüphanesinde tanıştım.Kitabının yalnızca bi kısmını okumama rağmen dedim ki :"Sevgili Kundera benim en sevdiklerim listesine kesin girer".Ne kadar öngörülü bi insanım; kendime bi kez daha hayran oldum ;))
Onunla tanışmak için Bilmemek kitabını seçmiş olmam da bence şahane bi hareketti.Kendime 10 üzerinden 10 veriyorum;))Şaka bi yana:Kundera felsefeyle yoğurduğu kitabında yurtsuz kalmak,göçmenliğin zorlukları,kahramanların savaş bitimiyle ülkelerine geri döndüğünde;dil sorunları ve en yakın zannedilen kişilerle dahi iletişim kurmakta yaşadıkları zorlukları konu ediyor.En etkilendiğim karakter kesinlikle Josef'di.Olay örgüsü ve kişiler guzel yansıtılmış.Kitabı beğendim.Kitap hakkında yazılan bi kaç incelemeye baktım ve:"kitap çok karışıktı"gibi yorumlar gördüm.Bence bi karışıklık yoktu ama niye böyle bi yorum yapıldığını da düşündüm..ve şu sonuca vardım:Butün bölümlerin anlatımı bir kişi tarafından olmadığı için;belki o noktada ufak bi karışıklık olabilir.Ama bazı karışıklıklar okuyucuyu uyanık tuttuğu için güzeldir ve iyi ki varlardır;))
Spoiler vermeden "Tanıştığıma memnun oldum Kundera" diyip incelememi sonlandırayım..;)
Beraber okuduğumuz ve kitabı tartıştığımız zat-ı şahaneye de teşekkürlerimi sunarım;)))
133 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Hepimiz bir an için bulunduğumuz andan farklı, uçsuz bucaksız yerlerde olduğumuzu hayal etmişizdir. Bunun birçok sebebi vardır illaki. Fakat en temel sebebi o an için yaşadığımız çevrede mutlu ve huzurlu olmayışımızdır. Böylelikle kısa süreli hayal ile andan koparak fizyolojik ve psikolojik olarak rahatlarız. Bu duruma savunma mekanizması da diyebiliriz. Bazen huzursuzluk daha ağır basar, ülke geneli huzursuzluk ve güvenlik koşulunun sağlanamaması yurdu terk etmeye zorlar. Kısacası geleceğim konu günümüzünde esaslı sorunu mülteci olmak ! Hele kopuk ilişkilerden oluşma aile faktörü varsa ülkeyi ilk terk edenler arasında onlar olur.
Kitabın iki baş karakteri de bu sınıflamaya giriyor. Esas sebebi 1968 yılında Çekoslovakya'yı işgal eden Sovyet Rusya'dan kaçmak olarak gösterilse de Milan Kundera araya girerek karakterleri derinlemesine inceler ve gerçeği gözler önüne serer.
Ruhu esir olmuş insanların tek çıkış yolu mülteci olmak. Bu da geçmişi bilmemekten geçer. Yine bir savunma mekanizması olan Bastırmak.

Zülfü Livaneli'nin Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm'ünü hatırlattı bana. Okumanızı tavsiye ederim.
133 syf.
·9/10
Prag'da Sovyet ile savaşın başlaması üzerine ülkelerinden göç etmek zorunda kalan İrina ve eşi Paris'e yerleşir. Ancak daha sonra eşini kaybeden İrina kendini giderek yalnız hissetmeye başlar. Yaşadığı şehirde onun duygularını anlayacak insanların olmadığını düşünür. Soğuk savaşın bitimiyle eski ülkesini ziyaret etmeye başlar. Josef ile bu ziyaretleri sırasında karşılaşır. Josef onun için kopamadığı geçmişinden bir sayfadır. Josef de onu gibi eski bir göçmendir. Bu ikisinin yakınlaşmasına bir zemin oluşturur. Kitapta İrina'nın annesiyle olan sorunlarından da bahsedilmektedir. Birçok sorunla boğuşan İrina hatırlamayı başarabilecek midir? Bilmemek romanı kesinlikle yurt özlemini ve döndüğünde hiçbir şeyin aynı olmadığını fark ettiğimiz o yabancılaşma hissini bize çok güzel bir biçimde sunmuş bir roman. Kundera bu romanı kendi kişisel tarihi ile de harmanlayarak yazdığı için midir bilinmez ama göçmen olma durumunu duyguları güzel bir biçimde vurgulayarak anlatmış.
133 syf.
·17 günde·7/10
İltica etmek durumunda kalan insanların, yıllar sonra ülkelerine geri döndüklerinde, yaşadıkları aidiyet bağlamında karmaşık hislerin gözler önüne konulduğu bir eser. Josef'in soğuk savaşın bitimiyle Prag'a döndüğü esnada hissettikleri kitapta şu şekilde belirtilmiş: " Dünyayı, tıpkı yirmi yıl sonra mezarından çıkan bir ölü nasıl bulursa, öyle bulduğu izlenimine kapıldı." Göçmenlerin yaşamlarına dair kesitlerin de aktarıldığı, kesinlikle okunası bir yapıt.
136 syf.
Prag da devrim var. Büyük olaylar yaşanırken Paris’e yerleşen İrena’nın annesinin onu çocukluğundan beri dışlamasının nedeninden habersiz olan İrena, soğuk savaşın bitimiyle memleket ziyaretleri sırasında anılarında kalan Josef’le başlamadan bıraktığı ilişki olağanını yıllar geçtikten sonra karşılaşmalarıyla ilişkiye başlama arzusuna kapılarak kalan hayatını onunla tamamlama niyetini açığa vurmasıyla öğreneceği gerçeği bilmemek, hatırlama, yalnızlık, yabancılaşma, yurtsuzluk, bellek ve unutuş üzerine alınması gereken dersi yaşanmasını kimsenin istemeyeceği haliyle her şeyin olması gerektiği gibi kalması halinin en güzeli olduğu dersini okuyucuya açıkça en edebi anlatımla aktarmaktadır.
Onların gücünü emen, cesaretlerini boğan
ve yaşamlarını sefil duruma getiren
gerçek hayatlarındaki acılar değil,
geleceğin boşluğuydu.
Milan Kundera
Sayfa 14 - Can
Geride bıraktığımız hayatın, karanlıktan çıkıp gelmek, bizden şikayet etmek, bizi yargılamak gibi kötü huyu var.
Dönüş, Yunanca’da nostes demek. Algos, keder anlamına geliyor. Yani nostalji doyurulamamış dönüş arzusundan kaynaklanan bir keder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilmemek
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750733833
Orijinal adı:
L'Ignorance
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bilmemek
Bilmemek
1968. Prag’da Sovyet tankları. Prag Baharı’nın sonu gelmiştir. Yurdundan ayrılan pek çok göçmenden biri de Irena’dır. Kocasıyla birlikte Paris’e yerleşen Irena, onun ölümüyle yalnız kalır. Kendine yurt edindiği bu yerde duygularını, özlemlerini anlayacak, “bilecek” kimse yoktur. Yıllar sonra, soğuk savaşın bitimiyle memleketini sık sık ziyaret etmeye başlar. Bu yolculuklarından birinde havaalanında yine eski bir göçmen olan Josef’le karşılaşır. Josef, onun bir türlü kopamadığı ama yabancılaştığı geçmişinden bir sayfadır. Bütünüyle farklı nedenlerle çıktıkları Prag yolculuğu, Irena ile Josef’in yurtsuzluklarına, özlemlerine yeni halkalar ekleyecektir. Milan Kundera’nın en önemli yapıtlarından sayılan Bilmemek, hatırlama yalnızlık, yabancılaşma, yurtsuzluk, bellek ve unutuş üzerine bir roman.

Kitabı okuyanlar 287 okur

  • §edef
  • Ülker Gündoğdu
  • Buğra Çelik
  • Kronik Kitapkolik
  • Yalın Pekvar

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%1.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları