·
Okunma
·
Beğeni
·
4.483
Gösterim
Adı:
Gülünesi Aşklar
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750702259
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Směšné lásky
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Gülünesi Aşklar
Gülünesi Aşklar
Gülünesi Aşklar
Milan Kundera, bütün yapıtları arasında en çok zevk alarak ve keyifle Gülünesi Aşklar’ı yazmış olduğunu söyler. Yedi öyküden oluşan bu kitapta, yazarın daha sonraki eserlerinde geliştireceği aşk, yalan gibi temaların özünü, özgün ve yenilikçi anlatım tekniklerini bulmak mümkün.

Hayatı, yanılsamalar üzerine kurulu bir parodi olarak sunan Gülünesi Aşklar’daki öyküler, 1958 ile 1968 arasında yazılmış. Milan Kundera, o eşsiz kara mizahı ve ironisiyle kahramanlarının kimlik sorunlarını, oyun gibi başlayan cinsel yanılsamalarını, trajik bir tutsaklıktan başka bir şey olmayan erotik güç tutkularını işliyor; cinsellik ve erotizmi benzersiz gözlem gücü ve duyarlılığıyla, kusursuz bir estetik düzeye oturtarak yansıtıyor. Bu öykülerin her birinde “gülünesi” aşklar ya da gerçek aşk oyunları yer alıyor. Yirminci yüzyıl edebiyatına damgasını vuran yazarlardan Kundera’nın Gülünesi Aşklar’ı, zamana karşı durabilen bir başyapıt.
240 syf.
·1 günde
Pek çok hikayeden oluşan ve genellikle aşk üzerine kurgulanmış anlatılara sahip olan bu eser Kundera'nın dilini anlamak için nadide bir eser sayılabilir.

Kitapta en etkilendiğim hikaye iki sevgilinin birbirlerinin aslında kendi karakterlerinden çıktıklarında sevemedikleri ve başkalaştırdıklarını gözler önüne seren kısmıydı. Özellikle otostop çekme kısmı bu noktada belirleyiciydi.

Genç kadın sevgilisini etkilemek için sevgilisinin hoşlanabileceğini düşündüğü bir kadın gibi davranır. Genç adam ise kadının kendince masum bulduğu ve diğer kadınlara benzemediğini düşündüğü saflığını sevmektedir.

Genç kız bir oyun oynar, rol olarak ise cilveli, hafif meşrep bir kadını seçer. Oğlan ise böyle kadınlara nasıl davranıyorsa ona da öyle davranır.

O gece her ikisi de başkası oldukları takdirde birbirlerini sevemeyeceklerini anlamışlardır. Birbirlerinin herkes gibi olduğunu düşünürler.

Kitabı okurken sorduğum soru 'gerçekten konuşmak bu kadar mı zor' olmuştu. Diğer hikayeleri de sorgulatır tarzda olan Kundera'nın dili oldukça akıcıdır.

Keyifli okumalar :)

Not: Herkesleştiremediklerinizi sevin..
246 syf.
·Beğendi
Gülünesi Aşklar, Kundera'nın hikayelerinden oluşan bir kitap. Eğlenceli, ironik, akıcı...Dikkatimi çeken husus, Kundera'nın erkek kahramanları zaman zaman birbirinin kopyası gibi. Sanki hepsi "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği"ndeki Tomas'ın klonlanmış versiyonları gibi. Kundera'yı seviyorum, zira cesur bir adam Kundera, cesur olmasaydı erkekler dünyasını bu kadar aşikâr bir şekilde anlatamazdı kanımca.
246 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
"Her insan hayatı hesaba sığmaz anlamlar taşır."

"Ah, bayanlar baylar, insan hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi ciddiye alamayınca yaşamak ne kadar da hüzün verici!"

Milan Kundera'nın 1958-68 arasında yazmış olduğu yedi hikayenin birleşmesiyle oluşturulan kitap, aslında farklı yerlerde geçen bu iki cümleyle de özetlenebilir. Kundera'nın "yazarken en zevk aldığım romanım" dediği kitap bende aynı etkiyi uyandırmadı. Bunun en önemli nedeni kitaptaki karakterlerle ciddi anlamda bağ kuramamam oldu sanırım. Son bölüm olan "Edward ve Tanrı" parçasını çıkarırsak kitapta şaşırtıcı hiçbir şey yok. Kundera'da alıştığımız üzere, kimlik sorunları, cinsellik ve ikili ilişkiler yoğun bir şekilde işleniyor. Her bölümde de hayata dair önemli düşüncelerin yer aldığını söyleyebiliriz. İlk altı bölümde şahsen beni en çok etkileyen "Kolokyum" bölümü oldu. Beş karakterin de iç dünyalarını, olaylar karşısında tepkilerini çok hoş okuyoruz.

Son bölüm ayrı bir şekilde değinilmeyi hak ediyor, ayrıca güzel bir sinema filmine de ilham verebileceğini düşünüyorum... Bir köyde genç bir öğretmen olan Edward, daha sonra sevdiği kız, Tanrı, müdüre, mesleği ve vicdanı arasında kalıyor. Bu kısa öykü "Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği" gibi uzun bir romana da dönüştürülebilirdi, hoş olurdu bence...
240 syf.
·3 günde·6/10
Kitap yedi hikâyeden oluşuyor ve teması genel olarak ilişkiler üzerine. Yazardan daha önce Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'ni okumuştum ve Gülünesi Aşklar'dan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Çoğu yerde sıkılarak okudum sadece en sonda yer alan Edward ile Tanrı hikâyesini beğendim, çok kötü değil ama mutlaka okuyun diyebileceğim bir kitapta olmadı maalesef.
246 syf.
·8 günde·8/10
Kundera’dan hepimizin rahatlıkla kendimizden parçalar bulabileceğimiz ama bir yandan da tuhaf hatta komik/gülünesi bulacağımız aşklara dair hoş öyküler (toplam yedi öykü).Tümünü keyifle okudum diyebilirim.

Ben esasen ‘romancı’ biriyimdir, öyküleri detaylı değerlendirmesem sanırım daha uygun olacak. Ama şunu belirtmeden geçmiş olmayım: Kundera’ya öykücülük çok yakışmış. Şöyle ki, Kundera aşk, kadınlar, ilişkiler, cinsellik gibi konuları hem özgün hem de ustalıklı şekilde işleyebiliyor. Bu temaları kısa yaşam kesitlerine uygulamak da harika sonuçlar ortaya çıkarmış.

Bu Kundera’nın okuduğum ikinci kitabı oldu, bu kitapla kendisine beğenim pekişti. Kundera’nın iki kitabını daha okunacaklar listeme alıyorum (biri “Ölümsüzlük” diğeri “Gülüşün ve Unutuşun Kitabı”).
246 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Hiç Kimse Gülmeyecek, Sonsuz Arzunun Altın Elması,Otostop Oyunu, Kolokyum, Yaşlı Ölüler Yerlerini Genç Ölülere Bıraksınlar, Dr.Havel Yirmi Yıl Sonra, Edward ile Tanrı isimli yedi kısa öyküden oluşan kitap okuduğum ikinci Milan Kundera kitabı. Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği ile tanıştığım yazarı akıcı anlatımı ve Rus işgalinden sonra değişen ülke şartlarını hikayeleri ile süsleyerek anlatış tarzı kitapla daha çabuk bütünleşmenizi sağlıyor. Kendi kahramanlarının yanı sıra gününün koşulları ve tarihe damgasını vuran iyi, kötü karakterler le yaşadığı dönemin gerçek kahramanları da kitaplarında yer buluyor. Ve o günün siyasi yapısı hakkında da bilgi sahibi olabileceğiniz realiteye yakın kitaplar olması sebebi ile keyifle okumaya devam edeceğim yazarlardan biri olarak listemde ki yerini aldı.
191 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Milan Kundera'nın, Gülünesi Aşklar'ı, erkek bakış açısıyla aşk ve cinsellik üzerine, erkeklerin kadın bedenine sahip olma arzusu çerçevesinde yaşanan ilişkileri anlattığı söylenebilir, bu tespit doğrudur ama aynı zamanda eksiktir. Zira Kundera'nın öyküleri, aşk ve cinsellik yanında; ülkesindeki sosyalizmin sorunlarından tutun, Tanrı inancına, Tanrı düşüncesine; erkek-kadın ilişkilerine, kadınların ve erkeklerin varoluş sorunlarına, bir bütün olarak insan ilişkilerine kadar bir yığın insanî sorunu dile getirir ve bu sorunlara bakışını da ortaya koymaya çalışır.

Genellikle şakayla ve yadsımayla başlayan öykülerde, yadsınan şeyin dönüp dolaşıp nasıl ayak bağı olduğu ve nihayetinde nasıl çözüme kavuştuğu açık seçik anlatılır. İlk öykü olan Hiç Kimse Gülmeyecek bu meyanda bir öyküdür. Yaşamı renklendirmek, heyecan katmak için söylenen bir yalanın nasıl dönüp dolaşıp hayatı etkileyen, toplumsal konumu tehlikeye atan sonuçlar doğurabileceği ve sonuçta tatlıya bağlanmasıyla nasıl trajik pardon komik bir öykü olduğu anlatılmış.

Edward ile Tanrı'da ise arzuladığı bir kızı, arkadaşını elde etmek için söylediği yalanın nasıl bir yüzleşmeye dönüştüğü, gerçek düşüncelerini söylediği yalanıyla yola çıkan adamın insanları yanıltarak nihayetinde istediği kızı nasıl elde ettiği müthiş kurgusuyla anlatılmış. En sevdiğim öykünün bu olduğunu rahatlıkla söylenebilirim. İnanç ile inançsızlık, doğruyu söyleme ile insanları yanıltma, amaca ulaşıldığında düşülen boşluk, yaşamı sorgulama gibi öğeler âdeta filozof bilgisi ve duyarlılığıyla anlatılmış.

Kundera'nın yedi öyküsüne bir bütün olarak bakıldığında, aşk ve cinsellik teması çerçevesinde esasen Çek insanının yaşayış ve düşünüş biçimi, insan ilişkileri ve yeni toplum düzeninin insanların yaşamını nasıl etkilediği çok çarpıcı biçimde işlenmiş. Kundera'nın romanlarında daha sonra işleyeceği varoluşçu temanın izlerini görmek mümkündür. Şaka romanındaki gibi öykülerin çoğunda da şaka yapılması ve sürdürülen şakanın sonuçlarıyla yüzleşilmesi görülmektedir. Kundera salt bir romancı değildir. Öykülerinde verdiği, yazdıklarına sindirdiği öğelerle aynı zamanda varoluşçu felsefenin bir temsilcisidir. Kundera hayranları bu öyküleri mutlaka okumalıdırlar.
246 syf.
·Beğendi·8/10
Aşk üzerine kurgulanmış öykülerden oluşmaktadır. Kundera'nın her cümlesi dipsiz bir kuyu gibi sizi karanlığa çeker ve her cümlesini sorgulamaya başlarsınız. Kalemi ağırdır biraz ama çok güzel yazar.
240 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Harika bir öykü kitabının sonuna geldim , beyin devrelerimi seveyim ne güzel yolculuktu. Kundera ile ilk tanışmam . Öykü de bu kadar zevk aldıysam romanlarını düşünemiyorum bile .. Hemen devam edeceğim ara vermeden.
Kundera ; bütün yapıtları arasında en çok keyif alarak yazdığı eserinin bu olduğunu söylemiş. Eser 7 tane öyküden oluşuyor. Tema kadın-erkek, cinsellik , varoluş . Cinsellik ve erotizmi işleme sınırları o kadar muazzam ki tam tadında . Kesinlikle tavsiye ederim, sorgulatan bir eser.
En çok 4. Öyküyü sevdim ismi kolokyum hala bana yaşattırdığı duygudayım.
246 syf.
·4 günde·8/10
Kundera, yapıtları arasında en çok keyif ve zevkle yazdığını söylediği bu kitabıymış. Genelde Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği ile anılır, lisans tezimi hazırlarken bu kitabından yararlanmıştım ve dili çok hoşuma gitmişti.

Bu kitabı da 7 kısa öyküden oluşuyor, içerisinde aşk bulunan ve kimi yerleri ağlamaklı kimileri ise gerçekten de gülünesi aşklar. Yazarın gözlem yeteneği ortaya çok net çıkmış, betimlemeleri hoşuma gitti. Yer yer cinsel öğeler de yok değil ama çok rahatsız edecek tarzda değil.
Dilinin sadeliği ve akıcılığı kolay okumanıza yardımcı oluyor.
Benim için kısa bir mola oldu bu kitap, en son kitabım biraz beni sıkmıştı, zihnimi dağıtmama fırsat verdi.
246 syf.
·27 günde·Beğendi·8/10
Kundera’nın yazarken en çok keyif veren kitabım dediği Gülünesi Aşklar, bahsettiği kadar ciddi eğlenceli bir kitap, acayip keyif aldığımı söylemeliyim. 7 farklı öyküden oluşan kitabın ana teması adından da anlaşılacağı üzere ‘aşk’ ama bildiğimiz saf duyguları ihtiva eden, zengin kız fakir oğlan edebiyatında, kalbin derinliklerinden akan bir ‘adrenalin’ nehri etkisinde olan bir ‘Aşk’ değil. Klişeleşmiş kalıpların dışında, daha çok ‘testesteron ve östrojen’ hormanları etkisinde, şuanda bulunduğumuz zaman dilimi içerisinde karşılaşma olasılığımız daha yüksek olan; sevgi, güzellik anlayışı, sadakat kavramlarının hasıraltı edildiği; bunun yanında cinsel oyunlar, metreslik, Don Juanlık, erotizm, aldatma, baştan çıkarma gibi kavramların yükseldiği ve yüklendiği ‘Aşk’ yani Kundera tabiriyle ‘Gülünesi’ olanlar. Hal böyle olunca farklı bir lezzet hissetmemek elde değil.

Varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilen Kundera’nın aynı zamanda bundan sonra yazacağı kitaplar için de bazı düşüncelerin tohumlarını attığı belirtilir:
‘’Evlilik hayatımda mutlu olma, bu nedenle de boşanamama talihsizliğine sahibim. Ve, aşkta da, mutsuzum, çünkü ne yazık ki, sevdiğim kadın buradaki doktordan başkası değil. Ama yine de, yeryüzünde olmaktan mutluyum.
Doğru, doğru, dedi kadın doktor başhekime, alışılmadık bir sevecenlikle. Ben de yeryüzünde olmaktan mutluyum’’

Hemen hemen her hikâyesi aynı zamanda kara mizah konusudur kitabın, oyun gibi başlayıp saçma sapan bir hal alan ilişkilerden, tanrının varlığını sorgulamaya kadar uzanan geniş yelpazede çalan bir absürd komedidir. Beni en çok güldüren ve eğlendiren ise Edward ve Tanrı olmuştur ki tekrar tekrar okuyasım gelir. 15 dakikalık tutku için insanın nasıl değerlerden, prensiplerden, yıkılmaz denen kalelerden, aşılmaz denen ön yargılardan bir anda vazgeçebileceğini süper bir mizahla anlatmaktadır.

Kitabı okurken nedense bir hissiyat belirdi ki bu karakterler içerisinde sanki Kundera hep bir yerlerdeydi; yoksa bu kadar alaycı ve içten, gerçeklere bu kadar yakın bir öyküleme pek mümkün gelmedi bana. Muzip bir gülümsemeyle’’ Seni gidi Kundera seni ‘’ derken buldum kendimi :)

‘Aşk’ın değer eleştirisini acımasızca yapan, karanlık yüzünü gösteren bu farklı ve eğlenceli kitabı ben sevdim, tavsiye ederim.
246 syf.
·Beğendi·10/10
ikili ilişkiler hakkında yazılmış renkli ve nefes kesen hikayeler. Beni en çok otostop oyunu etkilemişti.. Alın ve okuyun,pişman olmayacaksınız.
Çevremde bu kadar mutsuzluk görünce, bütün bunların olmasına izin veren bir Tanrı olabilir mi, diye sık sık merak edip duruyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gülünesi Aşklar
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750702259
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Směšné lásky
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Gülünesi Aşklar
Gülünesi Aşklar
Gülünesi Aşklar
Milan Kundera, bütün yapıtları arasında en çok zevk alarak ve keyifle Gülünesi Aşklar’ı yazmış olduğunu söyler. Yedi öyküden oluşan bu kitapta, yazarın daha sonraki eserlerinde geliştireceği aşk, yalan gibi temaların özünü, özgün ve yenilikçi anlatım tekniklerini bulmak mümkün.

Hayatı, yanılsamalar üzerine kurulu bir parodi olarak sunan Gülünesi Aşklar’daki öyküler, 1958 ile 1968 arasında yazılmış. Milan Kundera, o eşsiz kara mizahı ve ironisiyle kahramanlarının kimlik sorunlarını, oyun gibi başlayan cinsel yanılsamalarını, trajik bir tutsaklıktan başka bir şey olmayan erotik güç tutkularını işliyor; cinsellik ve erotizmi benzersiz gözlem gücü ve duyarlılığıyla, kusursuz bir estetik düzeye oturtarak yansıtıyor. Bu öykülerin her birinde “gülünesi” aşklar ya da gerçek aşk oyunları yer alıyor. Yirminci yüzyıl edebiyatına damgasını vuran yazarlardan Kundera’nın Gülünesi Aşklar’ı, zamana karşı durabilen bir başyapıt.

Kitabı okuyanlar 517 okur

  • Bahar T.
  • harunk
  • Leila H. Poudeh
  • Yetkin
  • Korkmaz Erdoğan
  • İsmail banazli
  • Adil Serkan Satı
  • İrem
  • Sena ünal
  • Evin gizlenç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.9
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%13.2
25-34 Yaş
%32.9
35-44 Yaş
%38.2
45-54 Yaş
%11.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.9
Erkek
%33.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.8 (15)
9
%11.5 (16)
8
%27.3 (38)
7
%19.4 (27)
6
%5 (7)
5
%5 (7)
4
%1.4 (2)
3
%0
2
%0.7 (1)
1
%0