Adı:
Yavaşlık
Baskı tarihi:
Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732294
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La lenteur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yavaşlık
Yavaşlık
Yavaşlık'ın kıssasından çıkan hisse şu: "Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır." Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. 

"Kundera, gerçek `libertin'liğin gücünü görüntünün zorba güçsüzlüğünün karşısına, Epikuros'un hazlarını otomobilin karşısına çıkartıyor."
(Jean-Pierre Tison, LIRE) 

"Varoluşun dayanılabilir hafifliğinin savunusu. Diderot ile Gogol yüzümüze ayna tutuyorlar: Sanıldığı kadar çirkin değiliz..." (Alain Bosquet, MAGAZINE LITTERAIRE) 

"Yavaşlık, ciddi bir roman değil, bir şaka: Gevezeliğin can sıkıcı ciddiliğinde yitmekte olan hazzın gizini, haz aracılığıyla ve haz için yeniden bulmaya çalışan bir kitap. Don Kişot da bir şakaydı." (Pierre Lepape, LE MONDE) 

"Milan Kundera, Roman Sanatı'ndan bu yana, kurmaca (fiction) ile denemeyi, deneyim ile imgelemi birleştiren bir roman biçimini ileri sürüyor. Ona göre roman sanatı bütün olanaklarını tüketmiş değil, keşfedilmeyi bekleyen daha bir yığın yol var."
(Antoine de Gaudemar, LIBERATION)
117 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır.

Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.

Kitap yavaşlık ve hız kavramlarını örneklerle kıyaslayarak, açıklayarak başlıyor. Aslında romanda üç farklı hikaye var. Birincisi yazarın ve eşinin bir şato otelinde geçirdikleri kısa bir tatil( Anlatıcı bunu gerçek hayatmış gibi düşünmemizi istiyor), ikincisi bu şatoda 18.yy da yaşanmış yasak bir aşk hikayesi( vivant denon’un bir hikayesi), üçüncüsü de böcekbilim uzmanlarının bu şato otelde gerçekleştirdikleri bir sempozyum.
Anlatıcının ve eşinin olduğu hikayeyi gerçekmiş gibi diğer ikisini de kurmaca olarak düşünelim.

18. Yy da teknoloji çok gelişmediği için insanlar işlerini yavaşça hallederdi. Bir yerlere yetişmek için aceleleri yoktu. 20.yy hız çağı oldu. Herkesin bir yerlere yetişmek için acelesi var.

Romanın sonunda 18. Yy daki şövalye ile 20.yy daki Vincent Şatonun bahçesinde buluşurlar. Kısa bir muhabbetleri olur. Şövalye o kadar güzel vakit geçirmişki yüzü neşe dolu. Birazdan at arabasına binip yaşadıklarını düşüne düşüne yavaşça uzaklaşıcak. Vincent ise 20.yy’ın modası olan ünlü olmak, görünür olmak, haz için yaşamak çılgınlığında olduğundan tatminsiz bir şekilde, mutsuz bir aceleyle hız motorsikletine binip hemen uzaklaşmak istiyor.
120 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
Kendinden tiksindiğini unutmak için çabalayan şuanki neslin, hızlandığını vurgulamak için hatırlamak isteyenlerin yavaşladığını söyler milen kundera.Yavaşlamamızı sağlamak için de eskilerden unutulmuş bir hikayeyi anlatır ve hatırlamamızı sağlar.Hatırada yaşayanlardan(Çek böcek bilimci gibi) ,unutanlardan ve anın sonunda unutmak istemediği için yavaşlayan şövalyeden bahseder bize.İlk elime aldığımda başlığın yalnızca bir cümleden sebeple konulması, olayların kopuk oluşu , en azından iki bölüm arasındaki bir şeyleri ilişkilendirme çabamın sonuçsuz kalması alışık olduğum ve sevdiğim bir şey değil diye düşündüm.Kitabın sonunda bu bağdaşmamanın bilinçli yapıldığını fark ettiğimde biraz rahatladım.Bir şatonun meskeninde bir anda kalış, bir unutuş ve bir izleyişin yazımı.(Roman diyemiyorum çünkü farklı bir deneyim okuduğunuzda bana hak vereceksiniz)
150 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Milan Kundera'nın okuduğum ilk kitabıydı ve oldukça iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum. Kundera'nın olay kurgusuna bağlı gibi gözüken romanı aslında olay kurgusundan çok şeyi içeriyor desek yeridir. Psikoloji, tarihsel devinim, yaşam görüşü, romantizm, ilişkiler, birey ve toplum, vs. Bu açıdan Camusvari bir zenginliğe sahip olduğunu da iddia edebiliriz.

Kitabın genel teması hız ve yavaşlık/unutmak ve hatırlamak üzerine kurulmuş diyebiliriz.

"Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle? Bir Çek atasözü der ki 'Tanrı'nın pencerelerini seyrediyorlar.' Günümüz dünyasında işsizliğe dönüştü aylaklık; kuşkusuz aynı şey değil."

Bugünkü dünya bizden 'hızlı' olmamızı istiyor, hem de her zaman. İşte bu 'hızlı olmak' da 'unutma' getiriyor. Neyi unutmak? Sevmeyi unutmak, kendi olmayı unutmak, insanlığı unutmak, kısaca gerekli olan herşeyi.

Kitapta birçok karakter var, şahsen ben okurken karakterleri ve olayları takip etmek yerine metine odaklandım, öylesi daha iyi olabilir diye düşünüyorum. Pontevin'den başladık. Pontevin'in 'dansçı' kavramı, 'manevi judo' kavramı. Sonra Berck ile tanıştık, Vincent var, Julie var, İmmaculata var, Çek bilgin var, kameraman var. Kişilerin iç dünyaları var, zenginlikleri var, yoksunlukları var. Düz bir şekilde okunursa kolay anlaşılır bir kitap değil, olaylar zaman akışına bağlı değil, o sahneden o sahneye hızlıca geçiyorum. Kundera'nın bu kadar küçük bir kitapta, bu kadar etkili yazması müthiş gerçekten de...
150 syf.
·Beğendi·10/10
Yavaşlık

Varoluş sancısı ...

en sıradan durumları bile mükemmel şekilde anlatan sıradışı yazar milan kundera kitabı.

''yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: bir adam sokakta yürüyor. birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. o anda kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan bir insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.''
150 syf.
·7/10
Kitap karmaşık bir dille yazılmış, okunması zor. Dikkatlice ve çok yavaş okumanızı tavsiye ederim. Kitapla ilgili etkilendiğim bir kavramı, aşağıdaki paragrafta okuyabilirsiniz.

"Yavaşlık ve anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim; Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda, kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık; az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hala çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.
Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
(....)
Çağımızda unutma arzusu bir saplantı haline gelmiştir, bu nedenle, bu arzuyu tatmin etmek için hız iblisine teslim olmuştur çağımız; kendi anımsamak istemediğini bize anlatmak için hızını artırır; çünkü kendinden bırakmıştır; kendinden tiksinmektedir; belleğinin küçük titrek alevini söndürmek istemektedir.
150 syf.
Milan Kundera'nin kendine has tarzı yine kelimeler arasına gizleniyor. Bir nevi teknoloji ile değişen algımızdan, konu itibariyle yavaşlıktan söz ediyor. Kundera'nin değişik ruh hallerini değerlendirmesi diğer kitaplarında olduğu gibi güzeldi, işleyişi karışık gelebilir normaldir. Kısacık ama zamana yayılması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum siz de okuyunuz. Ayrıca "Tanrının pencerelerini seyreden kimsenin canı hiç sıkılmaz; mutludur." diyor yazarımız belki de haklıdır?
120 syf.
·1 günde·8/10
Edebi anlatım; yaşamda görmezden geldiğimiz sıradan olgulara dair tespitlerle başlıyor. Olaylar kişiler ekseninde devam ediyor. Dünyadaki açlığa değinen bölümler var. Ardından Epiküros' un hazlar hakkındaki söylemlerinden beslenen olay akışları pornografiye kayıyor.
150 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kundera'nın merkeze bir kavram koyarak onu didik didik etmesi, edebiyatın bir bilgi alanı olarak da gayet iyi iş gördüğünün en güzel göstergesi. Zira bahsettiği birçok olgu psikoloji, etoloji ya da sosyoloji ile paralellik gösteriyor.

Çağımızın üretme ve hız fetişizmi beni bir de Kundera'nın gözünden meseleyi görmeye itse de kitapta tam olarak aradığımı bulamadım. Ancak yine de girişte ve kitap içerisindeki birkaç noktada yaptığı analizler beni benden almaya yetti. Bugün neredeyse artık bir ilke haline gelmiş "hız ile unutma" arasında kurduğu ilişkiyi okumak bile büyük bir keyif.
150 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Bir adamın içsel konuşmalarını içeren kitabın başlarında yoğun anlatımı sebebiyle biraz zorlandım diyebilirim. Tabi üslubuna sayfalar ilerledikçe alıştım.

Konusuna gelecek olursam, Fransada'da bulunan gizemli şatoda eşiyle konaklamakta olan anlatıcının ağzından 2 farklı yüzyılda geçen hikaye anlatılmakta. Tabi bu öyküleri belli sırayla değil, iç içe geçmişlikte söz konusu. Öykülerin ortak noktası haz. Dolayısıyla cinselliğinde bulunduğu öykülerini en ince ayrıntısıyla sohbet havasında anlatarak yorumlamış. Bazı bölümlerinde bu konuya dair gerçek yaşam hikayelerini eklemekten geri kalmamış. Buna ek olarak anlatıcı Marquis de Sade'nin Yatak Odasında Felsefe, Choderlos de Laclos'ın Tehlikeli İlişkiler kitaplarını üstün körü yorum yapıp atıfta bulunmuş. Kısacası Yavaşlık'a başlamadan önce bu kitapları okumanın yararı var diye düşünüyorum. Kurgulanan 2 farklı yüzyılda geçen öykülerindeki kişileri kendi zamanında buluşturması, anlatıcının derin düşüncelerinden dolayı uyuyan eşinin kabus görmesi gibi absürtlükleri mevcut.

Sonuç olarak, anlatıcının çıkarımlarını kaçırmamak adına dikkatli okunması gerektiği kanısındayım.
120 syf.
·Puan vermedi
Günaydın sevgili kitap dostlarım. Üslubu ve anlatım yöntemleri ile hayran olduğum yazar olan Milan Kundera'nın bir eserini daha okudum ve çok mutluyum.Yazar anlatımın içine gizlediği ve bazen de alenen ortaya çıkarıp didik didik ettiği tek kavramı sayfalarca okumayı seviyorum bu yüzden benim favorilerim arasında.
_________________________________________
Gelelim konusuna bir adamın içsel konuşmalarını içeren kitabın başlarında yoğun anlatımı sebebiyle biraz zorlandım ama üslubuna sayfalar ilerledikçe alıştım. İki farklı yüzyılda geçen öykü anlatılmakta ve bu öyküler belli sırayla değil, iç içe geçmiş şekilde aktarılıyor. Öykülerin ortak noktası haz ve işin içine müstehcenlik katıyor.Olay örgüsü çağımızın hastalığı haline gelen hız tutkusuna inat bir şekilde yavaş ve ağır çekimde ilerliyor. Kitapta adı geçen kahramanlar çok arka planda yaptıkları şeyler de çok arka planda kalıyor tek algıladığımız ve yoğunlaştığımız şey onların ertelemeleri ve "yavaşlatma"ları oluyor bu yüzden de müstehcenlik barındıran yerlerde bile arka planını arıyoruzdur. Daha önce #bilmemek #kimlik eserlerini okumuştum bu da dahil öneririm.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~#alıntı~~~~~~~~~~~~~~~~
Çağımızda unutma arzusu bir saplantı haline gelmiştir, bu nedenle, bu arzuyu tatmin etmek için hız iblisine teslim olmuştur çağımız; kendi anımsamak istemediğini bize anlatmak için hızını artırır; çünkü kendinden bırakmıştır; kendinden tiksinmektedir; belleğinin küçük titrek alevini söndürmek istemektedir
.
Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. 
150 syf.
·6 günde
Biraz hayal kırıklığı yaşadım. Yazarın ilk kitabı olarak okunamayacak bir kitap. Yavaşlık teması hakim değil kitaba. Daha çok değişik ruh hallerinin anlatıldığı bir kitap.
150 syf.
·Beğendi·7/10
Kundera'nın yaptığı yorumlar ve analizler karşısında her seferinde yutkundum.
"Yavaşlık " ,ciddi bir roman değil, bir şaka: Gevezeliğin can sıkıcı ciddiliğinde kaybolup gitmekte olan hazzın gizini , haz aracılığı ile ve haz için yeniden bulmaya çalışan bir kitap .
Pierre Lapape , Le Monde

Güzel bir kavram ve bu kavramın işlenmesini okuyacaksınız "Yavaşlık ile hatırlama" Dur biraz düşün. "Hız ile unutma " O kadar hızlı olduki hiçbir şey hatırlayamıyorum. ....
Bir kadın bana, “Seni seviyorum, çünkü zekisin, çünkü namuslusun, çünkü bana armağanlar alıyorsun, çünkü zamparalık yapmıyorsun, çünkü bulaşık yıkıyorsun,” derse, hayâl kırıklığına uğrarım; bu aşkta çıkarcı bir yan vardır.
Şöyle bir cümle duymak kimbilir ne güzeldir: "Zeki olmamana, namuslu olmamana karşın, yalancı, bencil, alçak olmana karşın senin için deli oluyorum.."
Milyonlarca televizyon seyircisinin açgözlülükle seyrettikleri ölen Somalili çocuklar artık ölmüyorlar mı? Ne oldular acaba? Şişmanladılar mı, yoksa zayıfladılar mı? Somali diye bir ülke var mı hâlâ? Dahası hiç varolmuş muydu? Bir serabın adı olmasın sakın?
Sen benim karabasanımsın. Benim kötü rüyamsın. Benim başarısızlığımsın. Benim utancımsın. Benim aşağılamamsın. Benim tiksintimsin. Bunu söylemek zorundayım. Acımasızca. Duraksamadan. Artık hiçbir anlamı kalmamış olan bu ilişkiyi uzatmadan.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yavaşlık
Baskı tarihi:
Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732294
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La lenteur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Yavaşlık
Yavaşlık
Yavaşlık'ın kıssasından çıkan hisse şu: "Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır." Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. 

"Kundera, gerçek `libertin'liğin gücünü görüntünün zorba güçsüzlüğünün karşısına, Epikuros'un hazlarını otomobilin karşısına çıkartıyor."
(Jean-Pierre Tison, LIRE) 

"Varoluşun dayanılabilir hafifliğinin savunusu. Diderot ile Gogol yüzümüze ayna tutuyorlar: Sanıldığı kadar çirkin değiliz..." (Alain Bosquet, MAGAZINE LITTERAIRE) 

"Yavaşlık, ciddi bir roman değil, bir şaka: Gevezeliğin can sıkıcı ciddiliğinde yitmekte olan hazzın gizini, haz aracılığıyla ve haz için yeniden bulmaya çalışan bir kitap. Don Kişot da bir şakaydı." (Pierre Lepape, LE MONDE) 

"Milan Kundera, Roman Sanatı'ndan bu yana, kurmaca (fiction) ile denemeyi, deneyim ile imgelemi birleştiren bir roman biçimini ileri sürüyor. Ona göre roman sanatı bütün olanaklarını tüketmiş değil, keşfedilmeyi bekleyen daha bir yığın yol var."
(Antoine de Gaudemar, LIBERATION)

Kitabı okuyanlar 445 okur

  • Yelda İçöz
  • Bir kız
  • Cihan
  • Activist
  • Tuğçe ışıksaçan
  • SK
  • §edef
  • Kerim Baş
  • elif
  • temmuz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.9
25-34 Yaş
%53.5
35-44 Yaş
%23.9
45-54 Yaş
%1.4
55-64 Yaş
%4.2
65+ Yaş
%4.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.8
Erkek
%42.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.3 (15)
9
%10.6 (12)
8
%25.7 (29)
7
%21.2 (24)
6
%9.7 (11)
5
%4.4 (5)
4
%2.7 (3)
3
%1.8 (2)
2
%0
1
%0.9 (1)