Adı:
Murphy
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390772
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Murphy, bir Beckett anti-kahramanı. Belli bir eğitimden geçmiş. İrlandalı. Yalnız, edilgen ve tekbenci. Bir işte çalışmıyor. Tek mutluluğu sallanan bir koltuğa kendini çırılçıplak bağlamak, iç dünyasına çekilip orada yolculuklara çıkmak...Celia, Murphy’ye âşık. Fahişe. Bedensel bir aşkla sevilen ve dış dünyaya ait olduğu için Murphy’nin reddetmek istediği bir kadın... Murphy, peşini bırakmayan dış dünyadan kaçarken, sığındığı akıl hastaları tarafından da dışlanır... Kitabın traji-komik öyküsü bu merkezi çelişki etrafında gelişir. Descartes’ın ‘ruh-beden’ ikiliğinden etkilenen Beckett, bu ilk romanında, ruhla bedenin, iç dünyayla fiziksel dünyanın kaynaşma zorunluluğundan uzakta, bir arada yaşayabileceğini göstermek ister. Doğu mistisizminden hareketle, bedenin, ait olduğu fiziksel dünyada asla tam özgür olamayacağı, gerçek özgürlüğün düşüncelerde yaşanabileceği fikrini ana izlek haline getirir. Bu anlamda Murphy, Beckett’in daha sonraki romanlarında sadece düşünerek ve konuşarak, sözcük üreterek, dili kullanarak var olabilen anti-kahramanlarının ilk örneğidir... Murphy, karamsarlıktan alaya, komikten traji-komiğe, hayatın ruhsal ve fiziksel alanlarını kapsayan izlekleriyle tüm yaşamın deliliğini veya insanın insanlığını seslendirerek eğlenen bir roman. Düşünmek veya düşünmemek isteyenlere... insanlara...
191 syf.
·10 günde·8/10
Varoluşcu felsefeyle hiç tanışmamış birisi ya da sokaktan geçen alelade birisine bu kitabı uzatırsanız, en fazla 2-3 sayfa okuyup size saydıracaktır.
''Hayır, ben felsefe'yi seviyorum. Varoluşun anlamını felsefi metaforlar ve absürdizm de arıyorum'' diyorsa eğer... bu kitap okura her cümlede birçok şifre verecektir.
Beckett'i godot'yu beklerken ve eşlik kitaplarında tanımış ve özümsemiş birisi olarak; bu kitapla parçalar biraz daha tamamlandı diyebilirim.

Kitapta 5-6 karakter ve cok kaliteli dialoglar olsa da esas oğlanımız Murphy üzerinden şekilleniyor her şey.
Murhpy'nin tek bir ideali var. Sallanan bir sandalyede hiç rahatsız edilmeden ileri geri devinimini sürdürerek yaşamak. Tabi buna yaşamak denirse!
Murhpy'nin tek mutluluğu bununla sınırlı da değil. Sandalyeye çırılcıplak oturmayı ve sandalyeye kendisini bağlamayı da seviyor :) Aklınıza herhangi bir BDSM fantezisi gelmesin! öyle bir şey değil :)

Murphy'nin sandalye metaforunun ben de oluşturduğu izlenim;

Sallanan sandalye : Dünya ve sürekli oluşan devinimlerimiz. Yapıp ettiklerimiz , bazen ileri bazen geri gidişlerimiz... Yerimizde sayışlarımız, tökezleyişlerimiz.

Çıplaklık : Dünyaya gelişimiz. Özümüz. Çırılçıplak doğuşumuza bir vurgu olduğunu düşünüyorum...

Kendini sandalyeye bağlanmak : Kimi kendi rızamızla kimisi değil , zincirlere vurulmuş bir yaşam etrafında dönen insanın sayıklamaları...
Tıpkı Platon'un mağarasında , elleri , ayakları ve başları zincirlenmiş mahkumlar gibi... Gerçek ile gerçek olmayanın yitimi ve gölgeleri hakikat sanarak yaşamanın dayanılmaz hafifliği...

Camus'nun sisifos'u misali ; yaşama mahkum edilen insanın gözlerini kapayana dek sürdürdüğü, sürdürmek zorunda olduğu kronik rutinlerini, sallanan sandalye metaforuyla anlatan bir Beckett romanı...

Son olarak Beckett'in de dediği gibi...

Dünyadasın, işte bunun tedavisi yok.
178 syf.
"Neye âşıksın?" dedi murphy. "ben böyleyim. var olmayan bir şeyi arzulayabilirsin ama sevemezsin." murphy'den iyi bir hücumdu doğrusu. "peki neden beni değiştirmek için bunca çaba harcıyorsun? beni artık sevmemek için mi?"
178 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Murphy, okumayı çok istememe rağmen, bir kaç kez başlayıp yarım bıraktığım bir kitaptı, çevirideki sıkıntı ile başa çıkacak gücü bulduğumda yeniden başladım ve bitirdim.
Bir yalnızlıklar kahramanı Murphy. Hayatı kendi anladığı şekilde yaşamayı seviyor, çalışmak ona göre değil ama hayatına giren bir kadın uğruna çalışmayı da denemiyor değil.
Aslında hayatla tek bağı zaman zaman çırılçıplak kendini bağladığı sallanan koltukta geçirdigi anlar. O anlarda gerçekten mutlu hissediyor kendini. Ben bunu yalnız ve mutsuz insanın en güvenilir yer olarak düşündüğü anne rahmine dönüş arzusuyla benzeştirdim. Bir süre çalıştığı akıl hastahanesinde de kendini iyi hissettiği anlar oluyor ve kaçınılmaz sona yavaş yavaş gidişi de burada oluyor zaten.

Değişik karakterdeki kahramanları ile okunmaya değer bir kitap Murpy.

Kitaptan bir kaç alıntı:

Bütün yaşam bir karmaşa ve bu yığının içinden seçebildiklerimizden oluşuyor.

Sonu kötü bitecek bir ilişkiye zaman varken son ver.

Var olmayan bir şeyi arzulayabilirsin ama sevemezsin.

Akıl onu kaybetmekten korkanlara kene gibi yapıştırdı. Ya kaybetmeyi umut edenlere...

Dış gerçekliğin ya da kısacası gerçekliğin tanımı tanımlayanın duyarlılığına göre değişiyordu.
178 syf.
·Puan vermedi
Murphy. Yalnız, edilgen ve tekbenci olarak tanımlanıyor. Bir anti kahraman. Tek mutluluk kaynağı sallanan koltuğuna çırılçıplak halde bağlanıp sallanmak.

Murphy çalışmayan bir anti kahraman ve bu özelliğini korumak için sağlam düşüncelere sahip. Ama hayatında bir kadın var. Celia.

Celia. Fahişe. Murphy'e aşık ama Murphy'nin çalışması, bir işe girmesi için ısrarcı. Çalılmamaya devam etmesi Murphy'e ayrılık tehdidi.

Murphy. Dış dünyanın üzerinde bıraktığı rahatsızlıktan kaçmak, Celia'nın şartını yerine getirmek için en uygun yeri bulur. Bir akıl hastanesi. Bir sanatoryum. Ama kaçtığı dış dünyanın kendisini burada da bulur.

Sanatoryum. Murphy'nin iç dünyası ile dış dünyanın kaynaştığı yer.

Murphy. Yaşamını astrolojik özelliklerle şekillendiren ve günlerini buna adapte etmeye böylece de her şeyin uygun olacağına inanır.

Murphy;
Celia'nın aşkı
Neary'nin tek dostu
Counihan'ın cerrahi ihtiyacı
Cooper'in iş sahibi olma sebebi
Wylie'nin mecburi ilişki sebebi

Felsefik cümleler, düşüncelerle karıştırılmış bir roman Murphy.

Samuel Beckett okunması kolay olmayan bir yazar ve bu kitabı düşünmek isteyen ve düşünmek istemeyenlere
192 syf.
·10 günde·7/10
Bu kitabı uzun zamandır okuyorum ve çok kısa bir roman olmasına karşın bana ağır geldiğini söyleyebilirim. Öncelikle amaçlanan düşünceyi anlamak mümkün oldu. Özellikle Descartes'ı daha önce okumuş olduğum için aşinaydım. Kişinin düşünmek için etrafından belki de fiziksel olarak en yakın çevresinden soyutlanmış olması gerekiyordu. Murphy karakteri üzerinden bu durumu anlatan Beckett, okuyucuyu Murphy amacıyla kasvetli bir duruma sokuyor desem doğru olabilir. Murphy'nin insanlara karşı olan mesafesi, düşünmeye, kendi usuyla buluşmaya olan ihtiyacı oldukça hissediliyor. Aynı zamanda Celia karakteriyle birlikte ufak bir aşk öyküsü de olsa Murphy'nin fiziksel dünyayla bir temas istememesini okuyorsunuz çoğu kısımda. Bu yüzden Celia'ın aşkı pek de karşılık bulmuyor gibi.

Açıkçası bir daha okumak ve çok ara vermeden 1-2 günde bitirmek daha faydalı olacak benim için. Şimdi biraz rafa kaldırmam gerekiyor. Okuyacak olanlara iyi okumalar şimdiden.

Sevgiler.
178 syf.
·8/10
Öncelikle kolay okunan bir kitap olmadığını belirteyim. Hele benim gibi gezmeli bir tatilde daha da zor oluyor. Hikayesi basit, anlamsızlık üzerinden anlatıyor yazar anlatacağını. Üzerinde düşünmek lazım anlamak için.
178 syf.
Yazar : SAMUEL BECKETT
Ayrıntı Yayınları
4. Basım 2015
192 SAYFA

Murphy usunu dış evrene sımsıkı kapalı büyük ve oyuk bir küre olarak tasarlıyor. Bir fakirleşmenin söz konusu olmadığı çünkü bu kürenin içinde dış dünyada bulunan hiçbir unsur eksik değildi. Dışındaki evrende sanal ya da gerçek olan ya da sanaldan gerçeğe dönüşen ya da gerçekten sanala gerileyen her şey onun iç evreninde de yerini bulacaktı.

Bu özelliği nedeniyle Murphy’yi idealist katranına bulamamız gerekmiyor. Bir yanda ussal olgu, diğer yanda ise, aynı ölçüde hoş olmasa da eşit derecede gerçeklik taşıyan bedensel olgu var.

Usu sanal ve gerçek olgular arasındaki ayrımı, bir biçim arayan, biçimden yoksun şeyler için değil ama hem ussal hem de bedensel bir deneyime sahip olduğu olgular ile yalnız usundan geçirdikleri arasında yapıyordu. Yani tekmenin biçimi gerçek, okşamanınki sanaldı.

Usunun gerçek parçasını yukarıda ve berrak, sanal parçasını da aşağıda ve bulanık bir biçimde duyumsuyordu, yine de bu duyguyu ahlaki bir dürtünün sonucunda edinmiş değildi. Ussal deneyim bedensel deneyimden başkaydı, ölçütleri bedensel deneyimin ölçütlerinden farklıydı içeriğinin bir parçasının bedensel gerçekliğe uygunluğu bir parçanın değerine bir şey eklemiyordu. Us çalışmıyordu, bir değer yargısına göre düzenlenmişti. Işık, gölge ve karanlıktan oluşuyordu, bir aşağısı bir de yukarısı vardı; yoksa iyilik ve kötülük kavramları söz konusu değildi. Us başka bir kipte koşutluklar taşıyan ve taşımayan biçimlerle doluydu; yoksa iyi ve kötü biçimlerle değil. Usu için aydınlık ve karanlık arasında bir çelişki yoktu, aydınlığının karanlığını yok etmesi söz konusu değildi. Gereksinmesi bazen aydınlıkta, bazen gölgede, bazen de karanlıkta olmaktı.

Böylece Murphy kendini bir beden ve bir us olarak ikiye bölünmüş hissediyordu. Görünürde bir iletişim vardı aralarında; yoksa ortak bir şeylere sahip olduklarını nasıl bilebilirlerdi. Ama usunu bedeninden soyutlanmış hissediyordu ve ne iletişimin hangi yoldan sağlandığını ne de deneyiminin nasıl olup da birbirinin alanlarına taştığını anlayabiliyordu. İkisinin de birbirinden bağımsız olduğuna inanıyordu. Ne bir tekmeyi duyumsadığı için tasarlıyor ne de tasarladığı için duyumsuyordu. Belki de bilinciyle tekme edimi arasında, iki büyüklüğün bir üçüncü büyüklükle ya da iki sonucun ortak bir nedenle aralarında oluşturduğu türden bir bağlantı vardı. Belki de uzam zaman dışında, usdışında, varoluşun ilk anlarından bu yana bilincin ve somutluğun bağlantılı kiplerinden Murphy’ye oldukça bulanık gözüken beden dışı bir tekme vardı, yani usundan tasarladığı tekme bir yanda, gerçek tekme öte yandan. Peki öyleyse o yüce okşama neredeydi?

Yine de Murphy, doğa üstü bir gücün varlığını kabullenircesine, usunun dünyasının bedeninin dünyasıyla kurduğu kurduğu bu kısıtlı uyumu kabulleniyordu. Sorunun ilgi çekici bir yanı yoktu. Murphy yaşı ilerledikçe, usunun kendi ilkeleri dışındahiçbir değişiklik ilkesine bağımlı olmadığı, kendi içinde yeterli ve bedensel değişikliklerden etkilenmeyen bir yapıda bulunduğu görüşüyle çatışmayan bir açıklamayı benimsemeye yanaşıyordu. Olabildiğince yararlanmaya çalıştığı bu durumun nedenleriyle hiç mi hiç ilgisini uyandırmıyordu onun.

İkiye parçalanmıştı, bir parçası aydınlık, gölge ve karanlık bir küre olarak tanımladığı şu usundaki odayı terk etmiyordu hiç, buradan çıkış yoktu çünkü. Ama ussal dünyadaki her devini, bedenin dünyasında bir dinlenme gerekiyordu. Yatağında uyumak isteyen bir adam. Onun başının ardındaki sakladığı yerden çıkmak isteyen bir fare.

Murphy bedeni hareket halindeyken de usunun hüzün verici bir alışkanlığıyla düşünebilir, hatta yorumlamalarda bile bulunabilirdi, akılcı bir davranış parodisine benzetilebilirdi bunları. Ama bilinç dediği şeyin bütün bunlarla bir ilgisi yoktu.

Bedeni hem usu iyice devinebilsin diye, hem de kendi yararına uykudan daha korunaklı bölgelere uzanıyordu gitgide Usuyla işbirliğine girmeyen pek az parçası kalıyor gibiydi bedeninden, üstelik bu parçalarda yenik düşüyordu yorgunluğa. Birbirine böylesi yabancı unsurların arasında oluşan böylesine gizli bir anlaşma Murphy’ye telekinezi kadar esrarengiz görünüyordu ama umursamıyordu bunu. Bu olguyu da, bedeninin gittikçe usuna daha çok gereksinme duymasına da hoşnut duygularla gözlemliyordu.

Bedeni yok olmaya sürüklendikçe, kendini usunda doğuyor gibi hissediyordu. Usunun zenginlikleri içinde özgürce deviniyordu. Bedenin stokları, usun zenginlikleri var.

Her biri kendine özgü niteliklere sahip aydınlık, gölgeli ve karanlık üç bölge bulunuyordu.

İkinci bölgedeki biçimlerin koşutları yoktu gerçek yaşamda. Burada estetik bir zevk hakimdi. Türdeş bir kipin bozduğu hiçbir yapay düzenlemeye gereksinme ve buna yakın hazlar tadılabilirdi.

İç dünyasının bu iki bölgesinde de Murphy kendini, mutlak hakim ve özgür duyumsuyordu. Birinde başına gelenleri misillemelerle karşılık veriyor, ötekinde erinç dolu eşsiz görüntüler arasında dilediğince deviniyordu. İkisi arasında bir rekabet yoktu.

Üçüncüsü karanlık bir biçimler gelgitiydi. Biçimler durmadan bir araya gelip parçalanırdı burada. Aydınlık yeni bir çoğalışım uysal unsurlarını, lime lime edilen bir oyuncağa benzetebileceğimiz bedenin dünyasını içeriyordu; gölgeyse barış durumunu. Ama karanlık ne unsurları ne de belirli bir durumu içeriyordu, yalnızca oluşan ve yeni bir oluşumun parçalarında un ufak olan aşksız, nefretsiz ve değişimin hiçbir ilkesine bağlı kalmayan biçimler vardı. Burada özgür değildi ama saltık özgürlüğün karanlığı içinde bir noktaydı. Deviniyordu, cizgilerin bitip tükenmeyen yok oluşu yeniden oluşumu içinde, her şeyden bağımsız o kaynaşmanın içinde bir noktaydı.

Kuşku etmek düşünmenin beklide noktasal varoluşu, insanın iç dünyası ile nasıl dallanıp budaklanırken yaşadığı fiziksel dünyasında varoluşu devam ederken ayrışamadığı ama o düşünce yapısı ile ezoterik ve bedensel ilişki arasında gidip gelmesine gerek kalmadan yaşayabileceğini geçmişten geleceğe bakış acısını sorgularken şimdiki zamanın içinde yoğunlaşması mutlak mükemmellik içinde içinde hareket edebilen saf düşüncenin kavrayış ile kurulmadığını ama yaşamın bakış acısının her insanın iç dünyasında ki farklılıkların mükemmel ifadesine yaklaşımını ifade ediyor Samuel Beckett.
178 syf.
·3 günde·8/10
Beckett’ın zor bir yazar olduğunu söylemekle başlayalım incelemeye.

Onu veya eserini yorumlamak için külliyatını bitirmeli aslında. Çünkü takip ettiği öğretiler, yaşamının iniş çıkışları, seyahatleri eserlerinde tadıyoruz fazlasıyla.

İlgi istiyor. Öyle parkta, bahçede, otobüste, metroda okuyamazsınız; okusanız da anlayamazsınız Beckett’ı.

Murphy. Yine onun anti kahramanlarından. Aykırı bir tip. Yalnız, edilgen biri. Onu mutlu eden tek şey çırılçıplak sallanan koltuğa bağlanıp sallanmak.

Bir akıl hastanesinde çalışmaya başlar. Dış dünyadan yalıtılmışlığı ve arayışı burada da devam eder.

Sonrası mı.. Okuyun artık bekletmeden.
İnsanlık iki kovalı bir kuyudur, biri dolmak için aşağı inerken öteki boşalmak için yukarı çıkar.
Samuel Beckett
Sayfa 43 - Ayrıntı Yayınları
Kibarlık ve dürüstlük birlikte yol alırlar, birinin uygun olmadığı yerde, öteki de uygun değildir.
Samuel Beckett
Sayfa 163 - Ayrıntı Yayınları
“Peki neden beni değiştirmek için bunca çaba harcıyorsun? Beni artık sevmemek için mi? Sesi burada hayranlık verici bir tizliğe ulaştı, “Beni sevmeye yazgılı olmamak için mi, beni sevme zorunluluğundan kurtulmak için mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Murphy
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390772
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Murphy, bir Beckett anti-kahramanı. Belli bir eğitimden geçmiş. İrlandalı. Yalnız, edilgen ve tekbenci. Bir işte çalışmıyor. Tek mutluluğu sallanan bir koltuğa kendini çırılçıplak bağlamak, iç dünyasına çekilip orada yolculuklara çıkmak...Celia, Murphy’ye âşık. Fahişe. Bedensel bir aşkla sevilen ve dış dünyaya ait olduğu için Murphy’nin reddetmek istediği bir kadın... Murphy, peşini bırakmayan dış dünyadan kaçarken, sığındığı akıl hastaları tarafından da dışlanır... Kitabın traji-komik öyküsü bu merkezi çelişki etrafında gelişir. Descartes’ın ‘ruh-beden’ ikiliğinden etkilenen Beckett, bu ilk romanında, ruhla bedenin, iç dünyayla fiziksel dünyanın kaynaşma zorunluluğundan uzakta, bir arada yaşayabileceğini göstermek ister. Doğu mistisizminden hareketle, bedenin, ait olduğu fiziksel dünyada asla tam özgür olamayacağı, gerçek özgürlüğün düşüncelerde yaşanabileceği fikrini ana izlek haline getirir. Bu anlamda Murphy, Beckett’in daha sonraki romanlarında sadece düşünerek ve konuşarak, sözcük üreterek, dili kullanarak var olabilen anti-kahramanlarının ilk örneğidir... Murphy, karamsarlıktan alaya, komikten traji-komiğe, hayatın ruhsal ve fiziksel alanlarını kapsayan izlekleriyle tüm yaşamın deliliğini veya insanın insanlığını seslendirerek eğlenen bir roman. Düşünmek veya düşünmemek isteyenlere... insanlara...

Kitabı okuyanlar 181 okur

  • Özgür Yüksel
  • Roni Egit Bozkurt
  • MEHMET CERAN
  • Zirt
  • Ra
  • Eda
  • Gülseren Yeşilırmak
  • nijogor
  • şule er
  • Atkafası

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25.7
25-34 Yaş
%45.7
35-44 Yaş
%22.9
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30.9
Erkek
%69.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.3 (9)
9
%9.6 (5)
8
%28.8 (15)
7
%25 (13)
6
%13.5 (7)
5
%0
4
%1.9 (1)
3
%0
2
%1.9 (1)
1
%1.9 (1)