İşinden istifa edip kırsala yerleşen bir kadın, bir avuç insan, harabe bir ev ve sinir uçlarıma dokunan bir okuma. Kadının kırsalda yeni bir hayat kurmaya çalışması, insanların davranışları, o çaresizliği zaten çok etkileyici ancak Bir Aşk’ın asıl okuru ele geçiren yönü zihinde dolaşması. Zihnin karmaşıklığını, takıntılarla ve anlam yüklemeyle savrulmasını Sara Mesa çok iyi detaylandırmış. Kadın karakterin (Nat) zihnindeyiz adeta, anlatıcı da bizim zihnimizde. Pek edebi bir yorum olacak ama sinirden kitabı ısırmak istediğim anlar fazla, kitabı sıkmakta buldum çareyi:) Nat çevirmen, bir taraftan çeviri yapıyor ve onun çeviride karşılaştığı zorluklar, kelimelerin bağlama göre anlam karmaşıklığı da insan ilişkilerindeki zorlukları yansıtıyor. Üstelik çok temiz sade bir anlatımla yazmış. Çok beğendim, keşke herkes okusa.
Okuduğum kitapların filmlerini izlemem, ilk defa kitabı bitirir bitirmez filmini izledim. Film kitabın yüzeyinde geziniyor, olaylar var ancak zihin yönü yok. Kitabın vuruculuğunu filmde bulamadım.