Adı:
Hiç İçin Metinler
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
139
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392400
Kitabın türü:
Çeviri:
Uğur Ün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
İrlandalı yazar Samuel Beckett, "başarısızlık yoksunluk sanatı" olarak tanımladığı edebiyat anlayışını ilk şiirlerinden son düz yazılarına kadar inatla sürdürmüştü. "Sanatçının nedenini bilmeden, hiçbir şeye sahip olmadan ahiçi anlatmak zorunda kalışı" biçiminde açabileceğimiz "başarısızlık yoksunluk" kavramı dört uzun öyküsünde yoğun bir karamizahla yoğrulur. Bu öyküler Beckett'ın edebiyat serüveninde bir kilometre taşı oluşturur, ilk ben öyküsel anlatı olmasının yanında İrlandalı yazarın yabancı bir dilde (Fransızca) verdiği ilk yapıttır. "Hiç İçin Metinler"de ise iyice yoksunlaşan, öznel ve nesnel tüm duyumlarını yitirmiş, sanrısal bir kimliği bile kalmamış anlatıcı, çelişkilerle, karşıtlıklarla dolu söylemini "hiçliğin içini oyarak" sürdürür. Beckett bu metinlerden, her türlü noktalama işaretini, söz dizimini, kısacısı klasik edebiyatla tüm bağlarını koparacağını, anti-edebiyatın başyapıtı "Acaba Nasıl"a ulaşacaktır. Edebiyatın bu ödünsüz yaarıyla yüz yüze gelmeye cesaret edenlere.
Elimizdeki kitap iki bölümden oluşuyor: ''Uzun Hikayeler'' başlıklı birinci bölümde, evsiz kalan bir insanın veya birden fazla bazı insanların hikayeleri var. Hikayeler, evsiz yaşamak durumunda kalan veya bu şekilde yaşamak isteyen hikaye karakterimizin, evsiz kalmadan önce normal bir hayat yaşadığı mekandan ayrılışını veya kovuluşunu veya kendi isteğiyle terk edişini anlatarak başlıyor her seferinde, bu mekanlar her daim aynı mekanlardır veya bu mekanlar tamamıyla farklı farklı mekanlardır; evsiz hikaye karakteri veya karakterleri ise her daim aynı kişidir veya bunlar aslında farklı farklı kişilerdir. Neyse ney, hikayelerde yazar, her zaman olduğu gibi varoluşu sorgulama bahanesiyle yine lugatleri parçaliyor sonra da ortaya bir şaheser çıkıyor...

'' Hiç İçin Metinler'' başlıklı ikinci bölümde ise yazar, rüya görürken veya görmezken, uyuyorken veya uyanıkken, sarhoşken veya ayıkken, aklı karışmış iken veya aklı selim iken düşündüğü veya yazdığı; varoluşun gerekliliği veya gereksizliği meselelerinin veya insanların yaşam tarzlarını eleştirme telaşelerinin veya herşeyin bir yanılsama olup olmadığı meraklarının veya bilginin kaynağının ne olduğu fikirlerinin veya doğru bilginin mümkün olup olmadığı polemiklerinin veya ölümden sonrası hikayelerinin ve bunlar gibi muhtelif komplikasyonların bulunduğu metinlerdir. On üç adet metin vardır, okumaya son metinlerden başlayıp, ilk metinlerden devam edip, ortadaki metinlerde bitirebilirsiniz. Zira bu metinler arasında bir bağ yoktur...

Zihninizi bulandırma niyetindeyseniz okuyunuz derim, böyle bir isteğiniz varsa tavsiye edeceğim...

İyi okumalar...
Tiyatroda, yani drama yazarlığında devrim yapan bu adamı yeterince anlayamamak beni sinirlendiriyor.

Ben oyun yazarlığından bağımsız olarak, İrlandalı oluşu ve bayıldığım usta Joyce’un etkisini barındıran bir sanatçı olarak yaklaşmıştım kendisine.

Beckett’in, temelde “hiç”i arayan, uzam ve zamandan mümkün olduğunca ayrışmaya çalışan absurd karakterlere, çarpıcı hikayeler ile can verdiğini biliyorum. Ancak sunumunu maalesef kolayca anlayamıyorum.

Çok uğraştım, hatta yazara dair rehberler, makaleler okudum yine de tam kestiremiyorum. Bahsi geçen bu eseri de, anadilinde yazmadığı ve bu sebeple “yalın” olur ve daha rahat sindirebilirim düşüncesiyle almıştım. Gel gör ki, Beckett’ın kalemi Fransızca yazarken de gizemini koruyor. Bakalım, belki ki bürgün daha iyi anlayabilirim bu dahiyi. Sinirlendiriyor beni.
Böylece yaşlı bedenime sığınmış ,yol alıyordum acımasız aydınlığın içinde ;bir çıkış yolu bulmaya çabalıyor,ama sağımdakileri de, solumdakileri de görmeden geçiyordum;düşüncelerim bir oraya ,bir buraya sürükleniyordu,sonra 'HİÇLİĞİN' üzerine gelip dayanyordu.
Zor okuduğum kitaplardan biri oldu. Beni bu kadar yoran bir diğer kitapta Fernando Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı idi. Birbirine dolanmış cümleler, beyin yakan betimlemeler, ucu bucağı olmayan felsefi yaklaşımlar. Gerçekten okurken yoruldum diyebilirim. Çok sakin kafayla okumak lazımmış bunu kesinlikle anladım. Keyifli okumalar..
Bildiğimi sandığım şeyleri anlatmak bile yeterince zorluyor beni.
Samuel Beckett
Sayfa 9 - Ayrıntı Yayınları
Yakın zamanlara kadar, kolayca ağlardım hep, bir çıkar sağlamak için yapmazdım bunu. Şimdi kendimi ne kadar zorlasam da tek damla bile çıkmıyor gözpınarlarımdan. Ne hale geldim demek!
Samuel Beckett
Sayfa 22 - Ayrıntı Yayınları
Mezarlıklar kötü şeyler çağrıştırmıyor bende, hava almam gerektiğinde, başka yerlerden daha çok, orada hava almayı yeğliyorum. Birbirine karışmış toprak ve çimen kokuları arasında kolayca algıladığım ceset kokuları hiç de kötü gelmiyor burnuma, belki biraz mayhoş, biraz yapışkan ama canlıların ayak, diş, koltukaltı, kıç, kaygan penis uçları ve düşkırıklığına uğramış yumurtalıklarından yayılanlara oranla kat kat güzel bence.
Samuel Beckett
Sayfa 10 - Ayrıntı Yayınları
Benim insansız krallığımda önemli olan düşünsel dinlence, tinsel uzanış, benliğin ve benlikdışı denen iğrenç aldatmacadan geride kalan tortunun, hatta kısacası dünyanın silinip gitmesiydi; bedenin rahatlamasına gelince, çok basit ve gereksiz bir olaydı bu.
Samuel Beckett
Sayfa 16 - Ayrıntı Yayınları
Hayır, dışarda değilim, yeraltındayım, bedenimin bir yerlerinde gizliyim, ya da başka bir bedende...
Nereye giderdim, gidebilseydim eğer, kim olurdum, varolabilseydim eğer, ne derdim, bir sesim olsaydı eğer, kim konuşuyor böyle, ben olduğumu söyleyerek? Yanıt verin yalnızca, biri yanıt versin yalnızca.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hiç İçin Metinler
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
139
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392400
Kitabın türü:
Çeviri:
Uğur Ün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
İrlandalı yazar Samuel Beckett, "başarısızlık yoksunluk sanatı" olarak tanımladığı edebiyat anlayışını ilk şiirlerinden son düz yazılarına kadar inatla sürdürmüştü. "Sanatçının nedenini bilmeden, hiçbir şeye sahip olmadan ahiçi anlatmak zorunda kalışı" biçiminde açabileceğimiz "başarısızlık yoksunluk" kavramı dört uzun öyküsünde yoğun bir karamizahla yoğrulur. Bu öyküler Beckett'ın edebiyat serüveninde bir kilometre taşı oluşturur, ilk ben öyküsel anlatı olmasının yanında İrlandalı yazarın yabancı bir dilde (Fransızca) verdiği ilk yapıttır. "Hiç İçin Metinler"de ise iyice yoksunlaşan, öznel ve nesnel tüm duyumlarını yitirmiş, sanrısal bir kimliği bile kalmamış anlatıcı, çelişkilerle, karşıtlıklarla dolu söylemini "hiçliğin içini oyarak" sürdürür. Beckett bu metinlerden, her türlü noktalama işaretini, söz dizimini, kısacısı klasik edebiyatla tüm bağlarını koparacağını, anti-edebiyatın başyapıtı "Acaba Nasıl"a ulaşacaktır. Edebiyatın bu ödünsüz yaarıyla yüz yüze gelmeye cesaret edenlere.

Kitabı okuyanlar 66 okur

  • Kadir
  • Serkan Kaçar
  • Pierre Riviére
  • Sena
  • Noir
  • Levent Serkan Özdoğan
  • M
  • Riggy
  • Ömer ARIYÜREK
  • celenonder

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%18.8
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%21.9
45-54 Yaş
%3.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30
Erkek
%70

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (6)
9
%10 (2)
8
%20 (4)
7
%25 (5)
6
%15 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0