Gülüşün ve Unutuşun Kitabı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.373
Gösterim
Adı:
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755102016
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kniha Snuchu A Zapomneni
Çeviri:
Erhan Bener
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
...Bir kahvede servis yapan güzel göçmen kızı Tamina, hiçbir şeyin, hiç kimsenin yerini tutamayacağı ölmüş kocasının anısının giderek bulanıklaşmasına karşı umutsuz bir savaş veriyor. Onun öyküsü, bu kitabın iki temel gerçeği yansıtıyor: Çekoslovakya'da yaşanan o trajik deney( yani ünlü "Prag Baharı", ardından Sovyet işgali) ve Batı'daki yaşam. "Kundera", kuşkulu bir bakışla dolaşıyor bu gerçekler üzerinde. Bağımsız gibi görünen yedi bölüm var bu kitapta...
(Arka Kapak)
"Litost, başka dillere çevrilmesi olanaksız Çekçe bir sözcüktür. Adamakıllı açılmış bir akordeon gibi sonsuz bir duyguyu, başka birçok duyguların bileşimi olan bir duyguyu anlatır: hüzün, acıma, pişmanlık ve özlem. Bu sözcük olmadan insan ruhunun anlaşabileceğini düşünmekte zorluk çekiyorum."

Benim için bu kitabın en büyük anlamı 'litost' sözcüğü ile tanışmaktır. Kitap, yedi öyküden oluşmaktadır ve farklı gibi gözükse de her biri birbirinin tamamlayıcısı şeklinde diyebiliriz. Kundera kitaplarında alışık olduğumuz üzere, karakterlerin adları ve geçmişleri farklı olsa dahi, düşünceleri, güdüleri, istekleri, ilişkilerdeki tutumları benzerdir. Bunun nedeni de yukarıda geçtiği gibi "litost" kavramı ve insan ruhunun anlaşılmasıdır.


"Litost, içimizdeki zavallılığın birden ortaya çıkmasından doğan bir acılı durumdur."

'Litost'u örneklemek gerekirse, mesela hoşlandığı kızın yanında yüzme bilmediği ortaya çıkan erkeğin durumu veya öğretmeninin öğretmeye çalıştığını yapamayan öğrencinin durumunu gözümüzün önüne getirebiliriz. Bu tür acınası durumlar, insanlar tarafından anlaşılabilir elbette ama bunun kişinin içinde yarattığı durum, ne kadar anlaşılmış olsa bile yaralayıcıdır. İşte buna dilimizde daha çok 'eziklik' olarak görülebilir ama bu çirkin sözcük durumu tam da açıklayamaz. Bunun için 'litost' daha iyi bir ifade biçimi. Sadece bunu anlamak için bile bu kitabı okumaya değer.


Kundera, bu kitabı Fransa'ya yerleştikten ve babasını kaybettikten kısa bir süre sonra yazıyor. Babasıyla ilgili duygularını ifade ettiği, bu açıdan yazarı daha samimiyetle tanıdığımız eseridir diyebiliriz.


Benim için, "Mutlu Ölüm" kitabı Camus külliyatında ne anlama geliyorsa, bu kitap da Kundera külliyatında o anlama geliyor. Bu kitap da belki sıklıkla üzerinde durulan bir kitap değil ama yer yer oldukça etkileyici ve insanın ufkunu açan bir eser. Bir "Var olmanın dayanılmaz hafifliği" değil elbette ama hem yazarın samimiyetini hissetme, hem de ufuk açıcı olması açılarından okuduğum en iyi kitaplardan biri.


Kitabın ortasında yer alan "Litost" bölümü ve onun içindeki 'Şairler' bölümü şahsen beni en çok etkileyen bölüm olmuştur. Kundera'nın tüm eserlerinde olduğu gibi, erotizm ve cinsel anlatımlar -biraz da abartılı olarak- kitabın genelinde de var ama itici olarak görmüyorum. Şahsen erotik edebiyat meraklısı değilim ve gereksiz yere erotizm olması rahatsız eder ama Kundera konusunda öyle diyemem.
Kundera'dan okuduğum dördüncü kitap. Bu kitap sonunda Kundera hakkında bazı net fikirler oluştu kafamda;

Eğer Çekoslovakya Sovyet işgaline uğramasaymış Kundera romancı olamayabilirmiş, çünkü romanlarının bütününe hakim olan atmosfer bu Sovyet İşgali ve ertesinde ülkesinin politik olarak yozlaşmasına yaktığı ağıttan oluşuyor.

Ve bu işgalle birlikte parçalanmak zorunda kalan ilişkilerin, aşkların kısacası hayatların bireyleri olan insanların yaşama tutunma mücadeleleriyle, farklı ve yoğun cinsel deneyimleri Kundera romanının ikinci değişmez halkasıdır diyebiliriz.

Ayrıca bu kitap roman olarak tanımlanmış olsa da kitaba bir öykü kitabı gibi yaklaşmak daha doğru olabilir kolay bir okuma adına.

Her şeye rağmen Kundera okumak güzel bir şey, romanlarında sadece karakterlerin isimleri değişiyormuş hissi uyandırsa da.

*7.5'tan 8 verdim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.429 Oy)19.194 beğeni43.793 okunma3.061 alıntı184.697 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.624 Oy)8.901 beğeni28.975 okunma864 alıntı140.893 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.514 Oy)8.110 beğeni23.005 okunma854 alıntı90.791 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.073 Oy)6.421 beğeni16.977 okunma2.787 alıntı86.831 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.460 Oy)3.952 beğeni13.088 okunma1.246 alıntı53.576 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.366 Oy)9.329 beğeni25.923 okunma1.862 alıntı119.980 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.792 Oy)13.519 beğeni34.842 okunma3.465 alıntı147.420 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.963 Oy)8.933 beğeni26.554 okunma2.713 alıntı115.969 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.530 Oy)7.942 beğeni21.543 okunma4.060 alıntı130.672 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.627 Oy)9.128 beğeni25.567 okunma1.594 alıntı128.294 gösterim
Sevgilisine günde dört mektup yazan kadın bir yazma hastası değildir. O sadece aşıktır. Ama sevgililerine yazdığı mektupların fotokopilerini bir gün yayınlayabilmek amacıyla çektiren dostum, bir yazma hastasıdır.
syf. 112
"Bazıları bir anaforda döne döne ölüp gider, bazıları da bir çağlayandan düşerek ezilirler. İşte böyleleri (ki ben de onlardan biriyim) , içlerinde her zaman yitirilen halkanın gizli özlemini saklarlar, çünkü bizler her şeyin bir çember içinde döndüğü bir evrenin sakinleriyiz."
İnsanlar olarak keşke bir fil hafızasına sahip olsak ve hassasiyetine... Teknolojik gelişmeyle (pek sanmıyorum geliştiğimizi) birlikte belki de zamanın hızına ayak uydurma telaşıyla koşturuyor ama yaşayamıyoruz. Çarçabuk yaşıyoruz her şeyi, tüketiyoruz. Sorgulamadan linç etmeye, karalamaya, göklere çıkarmaya o kadar hazırız ki... aman geri kalırım korkusuyla sürüye uyuyor, araştırmadan, bil-meden akıma kapılıyoruz. Tüketim için ne kadar hevesliysek üretim için de o kadar duyarsızız. İşin garip tarafı üretenlere de bi gıcığız. Toplum olarak -daha ileri gidip insanlar olarak diyeceğim- üreten insana alerjik reaksiyon göstermeye başladık. Herkesin bir şeyler üretmesini, kimsenin hiçbir şeyi unutmamasını beklemiyorum elbette. Hiç değilse arada bir hatırlayın. Olmaz mı?
Bu kitap ve hissettirdikleri, düşündürdükleri bunlar...
#alıntı
"İnsanın iktidara karşı savaşımı, belleğin unutuşa karşı savaşımıdır."
"Günümüzde zaman büyük adımlarla ilerliyor. Tarihi olaylar bir gecede unutuluveriyor, hemen ertesi sabah bir yenisinin çiğ damlacıkları parlamaya başlıyor ve artık öykücünün anlattıklarına bir fon perdesi oluşturmaktan çıkıp özel yaşamın o tekdüze bayağılıklarınn arka planda yer aldığı bir perdede oynanan çok şaşırtıcı bir serüvene dönüşüyor."
“Allende'nin öldürülmesi, Bohemya'nın Ruslarca işgalinin anısını çabucak sildi. Bangladeş'teki kanlı toplu kırım, Allende'yi unutturdu. Sina göllerindeki gürültülü savaş, Bangladeş'in sızlanmalarını bastırdı. Kamboçya'daki toplu kırım, Sina'yı unutturdu ve böylece ve böylece her şeyin herkes tarafından tümüyle unutulmasına kadar olaylar sürüp gitti.”
Sevgilisine günde dört mektup yazan kadın, bir yazma hastası değildir. O sadece aşıktır.
"Bir devrim gerek," dedi Bibi. "Bir şeylerin olması gerek! Sonunda bir şeylerin olması gerek."
''Gülmek? Hiç gülmekten kaygılanılır mı? Gerçek gülüşten söz ediyorum, şakadan, alaydan, gülünçlükten öte gülüşten. Gülmek tatlı ve sonsuz bir sevinçtir, baştan başa sevinçtir.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755102016
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kniha Snuchu A Zapomneni
Çeviri:
Erhan Bener
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
...Bir kahvede servis yapan güzel göçmen kızı Tamina, hiçbir şeyin, hiç kimsenin yerini tutamayacağı ölmüş kocasının anısının giderek bulanıklaşmasına karşı umutsuz bir savaş veriyor. Onun öyküsü, bu kitabın iki temel gerçeği yansıtıyor: Çekoslovakya'da yaşanan o trajik deney( yani ünlü "Prag Baharı", ardından Sovyet işgali) ve Batı'daki yaşam. "Kundera", kuşkulu bir bakışla dolaşıyor bu gerçekler üzerinde. Bağımsız gibi görünen yedi bölüm var bu kitapta...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 184 okur

  • deren alptekin
  • Annabel Lee
  • Su
  • Gulay KAYA
  • Çiğdem Sorgeç
  • Fahri Dağlar
  • efi
  • İsmet Gdmn
  • Pınar A.
  • Ng

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.9
25-34 Yaş
%44.4
35-44 Yaş
%28.4
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%6.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.6
Erkek
%37.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14 (7)
9
%14 (7)
8
%26 (13)
7
%26 (13)
6
%10 (5)
5
%6 (3)
4
%0
3
%2 (1)
2
%0
1
%2 (1)