Gülüşün ve Unutuşun Kitabı

·
Okunma
·
Beğeni
·
4317
Gösterim
Adı:
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750726095
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kniha smíchu a zapomnĕní
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, birbiriyle doğrudan bağlantısı olmayan karakterlerin yer aldığı yedi ayrı anlatıdan oluşur. Bu karakterler ve anlatılar birbirlerine ortak izleklerle bağlanır. Birbirini bir yolculuğun aşamaları gibi izleyen bölümlerde, bir müzik yapıtında olduğu gibi aynı durumlar, aynı sorular yinelenir. Mizah, yoğun bir hüzün eşliğinde gelişir. Sonuna doğru bir koşuya dönüşen tarih ile yazarın ve ülkesinin unutuş tanrılarına adanmış yazgısı gözler önüne serilir.

Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, devletin insan belleğini ve tarihsel gerçekleri yok etme eğilimi üstüne ironik gözlemlerden oluşan, ideolojik öğretilerin çoğu zaman iyi ve kötü kavramlarını nasıl saptırdığını irdeleyen bir roman.

XX. yüzyılın en önemli yazarlarından Milan Kundera, Fransa’ya yerleşmesinin ardından yazdığı bu romanın yayımlanışından hemen sonra Çek hükümeti tarafından yurttaşlıktan çıkarılmıştı.
308 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
"Litost, başka dillere çevrilmesi olanaksız Çekçe bir sözcüktür. Adamakıllı açılmış bir akordeon gibi sonsuz bir duyguyu, başka birçok duyguların bileşimi olan bir duyguyu anlatır: hüzün, acıma, pişmanlık ve özlem. Bu sözcük olmadan insan ruhunun anlaşabileceğini düşünmekte zorluk çekiyorum."

Benim için bu kitabın en büyük anlamı 'litost' sözcüğü ile tanışmaktır. Kitap, yedi öyküden oluşmaktadır ve farklı gibi gözükse de her biri birbirinin tamamlayıcısı şeklinde diyebiliriz. Kundera kitaplarında alışık olduğumuz üzere, karakterlerin adları ve geçmişleri farklı olsa dahi, düşünceleri, güdüleri, istekleri, ilişkilerdeki tutumları benzerdir. Bunun nedeni de yukarıda geçtiği gibi "litost" kavramı ve insan ruhunun anlaşılmasıdır.


"Litost, içimizdeki zavallılığın birden ortaya çıkmasından doğan bir acılı durumdur."

'Litost'u örneklemek gerekirse, mesela hoşlandığı kızın yanında yüzme bilmediği ortaya çıkan erkeğin durumu veya öğretmeninin öğretmeye çalıştığını yapamayan öğrencinin durumunu gözümüzün önüne getirebiliriz. Bu tür acınası durumlar, insanlar tarafından anlaşılabilir elbette ama bunun kişinin içinde yarattığı durum, ne kadar anlaşılmış olsa bile yaralayıcıdır. İşte buna dilimizde daha çok 'eziklik' olarak görülebilir ama bu çirkin sözcük durumu tam da açıklayamaz. Bunun için 'litost' daha iyi bir ifade biçimi. Sadece bunu anlamak için bile bu kitabı okumaya değer.


Kundera, bu kitabı Fransa'ya yerleştikten ve babasını kaybettikten kısa bir süre sonra yazıyor. Babasıyla ilgili duygularını ifade ettiği, bu açıdan yazarı daha samimiyetle tanıdığımız eseridir diyebiliriz.


Benim için, "Mutlu Ölüm" kitabı Camus külliyatında ne anlama geliyorsa, bu kitap da Kundera külliyatında o anlama geliyor. Bu kitap da belki sıklıkla üzerinde durulan bir kitap değil ama yer yer oldukça etkileyici ve insanın ufkunu açan bir eser. Bir "Var olmanın dayanılmaz hafifliği" değil elbette ama hem yazarın samimiyetini hissetme, hem de ufuk açıcı olması açılarından okuduğum en iyi kitaplardan biri.


Kitabın ortasında yer alan "Litost" bölümü ve onun içindeki 'Şairler' bölümü şahsen beni en çok etkileyen bölüm olmuştur. Kundera'nın tüm eserlerinde olduğu gibi, erotizm ve cinsel anlatımlar -biraz da abartılı olarak- kitabın genelinde de var ama itici olarak görmüyorum. Şahsen erotik edebiyat meraklısı değilim ve gereksiz yere erotizm olması rahatsız eder ama Kundera konusunda öyle diyemem.
308 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Kundera'dan okuduğum dördüncü kitap. Bu kitap sonunda Kundera hakkında bazı net fikirler oluştu kafamda;

Eğer Çekoslovakya Sovyet işgaline uğramasaymış Kundera romancı olamayabilirmiş, çünkü romanlarının bütününe hakim olan atmosfer bu Sovyet İşgali ve ertesinde ülkesinin politik olarak yozlaşmasına yaktığı ağıttan oluşuyor.

Ve bu işgalle birlikte parçalanmak zorunda kalan ilişkilerin, aşkların kısacası hayatların bireyleri olan insanların yaşama tutunma mücadeleleriyle, farklı ve yoğun cinsel deneyimleri Kundera romanının ikinci değişmez halkasıdır diyebiliriz.

Ayrıca bu kitap roman olarak tanımlanmış olsa da kitaba bir öykü kitabı gibi yaklaşmak daha doğru olabilir kolay bir okuma adına.

Her şeye rağmen Kundera okumak güzel bir şey, romanlarında sadece karakterlerin isimleri değişiyormuş hissi uyandırsa da.

*7.5'tan 8 verdim.
264 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, birbiriyle doğrudan bağlantısı olmayan karakterlerin yer aldığı yedi ayrı anlatıdan oluşur. Bu karakterler ve anlatılar birbirlerine ortak izleklerle bağlanır. Birbirini bir yolculuğun aşamaları gibi izleyen bölümlerde, bir müzik yapıtında olduğu gibi aynı durumlar, aynı sorular yinelenir. Mizah, yoğun bir hüzün eşliğinde gelişir. Sonuna doğru bir koşuya dönüşen tarih ile yazarın ve ülkesinin unutuş tanrılarına adanmış yazgısı gözler önüne serilir.

Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, devletin insan belleğini ve tarihsel gerçekleri yok etme eğilimi üstüne ironik gözlemlerden oluşan, ideolojik öğretilerin çoğu zaman iyi ve kötü kavramlarını nasıl saptırdığını irdeleyen bir roman.
( Tanıtım Yazısından)

İlk beş hikaye beni kendine çekmiş olsa da son iki hikayede zorlandığım bu eserde, uzun süredir yaşadığım, tarifini yapamadığım duygu durumunun Litost olduğunu öğrenmiş oldum. Yazarın Freud'un anlayışı ile benzer bir anlayış ile insanın temel problemlerinin özünde olan cinsellik ve öldürme ihtiyacı sebebi olduğuna inanır. Bundan dolayı gerek ilk okuduğum Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği eserinde ve bu eserinde temel olarak bunu dayanak olarak aldığını düşünüyorum. Tabi bunlar benim düşüncelerim. Doğru olan ancak sizlerin de okuyup ne anlatmak istediğini anlamaya çalışmanız olacaktır. Bu sebeple şimdiden kitapla kalmanızı dilerim.
264 syf.
·7 günde·6/10
Son 3 bölüm olmasa 7-8 arası bir puan verirdim ama son 3 bölümü hiç beğenmedim. Onların dışındaki kısımlar gerçekten etkileyici ve insana, duygulara yönelik etkileyici bölümlerdi. Farklı bölümlerden oluşan kitapları okumaya hep mesafeli yaklaşmışımdır ama gayet başarılı ve sürükleyiciydi. Kendini bulmak, insanın acizliği, kandırılmışlık hissi, kaybetme hissi, cinsel zevkler gibi konular işlenmişti. Milan kundera bana göre çok profesyonel bir birleştirici bilgi ile duyguyu tarihi felsefeyi mükemmel harmanlıyor her zaman. Sonuç olarak kitap bir "Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği" değilse de başarılıydı. Zaten öyle olsa başyapıt olarak bu kitap tanınırdı öyle değil mi? Son olarak bu kitaptan sonra Çek hükümeti tarafından yurttaşlıktan çıkarıldığını da ekleyelim.
Sevgilisine günde dört mektup yazan kadın bir yazma hastası değildir. O sadece aşıktır. Ama sevgililerine yazdığı mektupların fotokopilerini bir gün yayınlayabilmek amacıyla çektiren dostum, bir yazma hastasıdır.
syf. 112
308 syf.
·Beğendi·8/10
"Bazıları bir anaforda döne döne ölüp gider, bazıları da bir çağlayandan düşerek ezilirler. İşte böyleleri (ki ben de onlardan biriyim) , içlerinde her zaman yitirilen halkanın gizli özlemini saklarlar, çünkü bizler her şeyin bir çember içinde döndüğü bir evrenin sakinleriyiz."
264 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Adıyla müsemma bölümlerden oluşmuş, öykü görünümlü bir roman aslında #gülüşünveunutuşunkitabı Tamamiyle şahsi görüşüm olarak şunu belirtmek isterim; Bay Kundera'nın en iyi işi değil belki ama öyle satırlar vardı ki, beni kendimle münazaraya tutuşturdu. Allah uzun ömür versin () kendisine sevgim ve saygım büyük ama bu kitap içimdeki havai fişekleri patlatmadı. =)
308 syf.
·23 günde·9/10
Kapalı bir havada bir dere yatağındaymışçasına düşünün. Böylelikle sinekler durmadan seni ısırıyorlar.
Kundera’nin yazdıkları da böyle. Her cümlesi o zihnin sonsuzluğunda birer gezegen oluyor.
Bu ağır ironi seni senden alıp düşünce ekseninin içinde uçuruveriyor...
Tek kelimeyle muhteşemdi...
308 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yazar: Siyaset, aşk, cinsellik, sanat, müzik, tarih, uygarlık, din, yaşam biçimi gibi insanın temel varoluşsal sorunlarını, ince ince işlemiş, çağındaki fikirlerin acımasızca eleştirilerini yapmış, din ve siyasetin yeni dünya ile çatışmalarını konu edinmiş. Kitap içeriği güzel fakat çevirmen kitabı dilimize çevirirken daha akıcı çeviremez miydi acaba diye düşündüm. devrik cümle sayısı oldukça fazla, bu yüzden sıkıcı geliyor.
264 syf.
·2 günde·8/10
Bazı yazarlar var. Üslubu sizleri alır bir başka diyarlara götürür. Benim ilk aklıma gelenler Vladimir Nabokov, Eduardo Galeano, Italo Calvino ve tabiki Milan Kundera.

Onların metinlerini okurken kurgu olsun veya olmasın. Bir şekilde büyülenirsiniz.

Ve bu halkanın yaşayan en büyük yazarlarından olan Kundera’nın 1978 yılında yayımladığı Gülüşün ve Unutuşun Kitabı var elinizde.

Çok bilinen ve okunan eseri Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği ve Ölümsüzlük ile üçleme oluşturduğu söyleniyor. Üç eseri de okumadan yorum yapamayacağım bu konuda.

Kundera, ülkesi Çekoslovakya’dan (onun deyimiyle Bohemya) 1968 yılındaki Rus istilası sonrası Fransa’ya göç ediyor ve Gülüşün ve Unutuşun Kitabı sonrası vatandaşlıktan çıkarılıyor.

7 hikaye-anlatı var burada. Bir şekilde birbirine göbek bağı olan anlatılar bunlar. Tamina adında eserinin merkezine koyduğu bir kahramanımız mevcut. Bakın ne diyor onun hakkında:

“Bu Tamina hakkında yazılmış bir romandır, ancak Tamina sahneden çekilince, Tamina için yazılmış bir roman haline döner. O başlıca kahramanı ve başlıca dinleyicisidir.” (s.195)

Yukarıda da gördüğünüz gibi satır aralarında bir şekilde ‘ben buradayım’ diyor Kundera.

Kurgu isimlerin yanında özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası Bohemya’sına çok fazla gönderme yapıyor.

Anlatıların içeriğinde yer alan ‘cinsellik, çıplaklık, politik olma durumu, baskıcı-otoriter sistemler’ bölümleri bir şekilde birbirine bağıntılı kılıyor.

Ve bir karakterine söylettiği gibi:

“İnsanı yazmaya iten motor, işte gerçekten de bu yaşamasızlık, bu boşluktur.”

Kim bilir? Yaşamayıp boşlukta kalanları mı yazıyor acaba Kundera?

Buyurun.
264 syf.
·8/10
"Bu, gülüş ve unutuş üzerine, unutuş ve Prag üzerine, Prag ve melekleri üzerine yazılmış bir romandır. Kaldı ki, otomobilin direksiyonuna geçen genç adamın adının Raphael olması da bir rastlantı değildir.
...

Bu kitap, çeşitleme biçiminde bir romandır. Çeşitli bölümleri, bir temanın, bir düşüncenin, sonsuz büyüklükler içinde kapsamı benim için kaybolmuş bulunan eşi benzeri olmayan tek bir durumun içine götüren bir yolculuğun değişik durakları gibi birbirini izler."
"Yaşlı bir ağaç genç bir ağaçtan daha az güzel değildir ve hasta bir aslan yine de hayvanların kralıdır.İnsanların çirkinliği giysilerin çirkinliğidir."
"Gülünç bir gülüş bozgundan başka bir sey değildir.
...

"İki çeşit gülüş vardır ve biz bunları ayırt edecek sözcükten yoksunuz."
"Bir halkı ortadan kaldırmak için, belleğini yok etmekle işe başlanır."
...
"Kitaplarını, kültürlerini, tarihlerini, yok ederler.Bir başkası onlara başka kitaplar yazar, bir başka kültür verir,bir başka tarih uydurur.

Ve böylece halk,yavaş yavaş ne olduğunu,daha önce ne olmuş olduğunu unutur."
"Ona öyle geliyor ki bir yerlerde, cok uzak olmayan bir yerlerde, büyük gülüşün ateşi titremektedir ve belki bir yerlerde, çok yakınında,el ele tutuşup dans edenler vardır..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750726095
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kniha smíchu a zapomnĕní
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, birbiriyle doğrudan bağlantısı olmayan karakterlerin yer aldığı yedi ayrı anlatıdan oluşur. Bu karakterler ve anlatılar birbirlerine ortak izleklerle bağlanır. Birbirini bir yolculuğun aşamaları gibi izleyen bölümlerde, bir müzik yapıtında olduğu gibi aynı durumlar, aynı sorular yinelenir. Mizah, yoğun bir hüzün eşliğinde gelişir. Sonuna doğru bir koşuya dönüşen tarih ile yazarın ve ülkesinin unutuş tanrılarına adanmış yazgısı gözler önüne serilir.

Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, devletin insan belleğini ve tarihsel gerçekleri yok etme eğilimi üstüne ironik gözlemlerden oluşan, ideolojik öğretilerin çoğu zaman iyi ve kötü kavramlarını nasıl saptırdığını irdeleyen bir roman.

XX. yüzyılın en önemli yazarlarından Milan Kundera, Fransa’ya yerleşmesinin ardından yazdığı bu romanın yayımlanışından hemen sonra Çek hükümeti tarafından yurttaşlıktan çıkarılmıştı.

Kitabı okuyanlar 454 okur

  • Leyla Ezberci
  • Atlas Kağan
  • Birsen Levent
  • Ahmet Kaya
  • Bengi İpek
  • Yaren suude
  • Selin Aşcı
  • mehdihan şayakcılar
  • Ahmet BARUTCU
  • Cihan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.9
25-34 Yaş
%44.4
35-44 Yaş
%28.4
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%6.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.6
Erkek
%37.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.8 (21)
9
%12.7 (15)
8
%22 (26)
7
%19.5 (23)
6
%11.9 (14)
5
%3.4 (4)
4
%1.7 (2)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%0.8 (1)