Okumaya değmez, acımasız bir argo, sonsuz sembolizm, Amerikan toplumu eleştirisi, erkeksi bakış açısı, okumayın boşverin. Sınır tanımayan benzetmeler, espri ve örnek arkadaşlıklar.
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014737 okunma
Yeraltı Edebiyatından hoşlanıyorsanız ve yasaklı kitaplarda mutlaka saklı bir hazine olduğunu düşünüyorsanız okumayı başarabilirsiniz.
Ancak başlamadan şunu kabullenmekte fayda var; insan doğasının her şeyden bağımsız ve her şeye açık olduğu:
Ensest ilişki, tecavüz, cinayetler...bunlar aslında her insanın doğasında var olan; ancak vicdan, ahlak, utanç, erdem, din gibi saplantılar nedeniyle engellenmeye, sınırlanmaya çalışılan 'doğal' içgüdüler.
Bu cümle ağır geliyorsa hiç başlamayın; aksi halde "yeter artık" diyerek kitabı fırlatabilirsiniz benim gibi. Tamamen okuyabilmek için ne yeterli olur diye düşünüyorum; özgüven mi, önyargılardan arınmak mı...Ben ancak üçüncü denememde tamamen okumayı başarabildim ve tüm bunlara rağmen iyi ki okumuşum dedim.
Malum, kitap otobiyografik özellikler taşıdığından, samimiyeti tartışılmasa da edebi dili tartışılır. Üslup akıcı ve akılcı; uzaklara dalıp satır aralarında derinlik aramanıza gerek kalmıyor, yazar zaten tetiği çeker gibi okuyucuyu kurşuna dizercesine oldukça keskin, apaçık ve sert bir dil kullanmış ki bana göre kullandığı dil ve tavrı, içerikteki müstehcenliğe kıyasla okuyucuyu daha fazla zorlayan bir etken.
Özellikle Amerikan rüyası ve kapitalizme yönelik olağanüstü mükemmel eleştiriler ve tespitler var, bunları yakalamak için bile okumaya değer.
Bu döngüye; insanın tek bir dürtüsünün üzerinde durarak karşı çıkması da bir noktaya kadar kabulüm, yazarın bu kadar saldırgan, uzlaşmadan uzak ve kışkırtıcı tutumu olmasaydı keşke...Ama bana kendini sevdirmeyi başardı diyebilirim, belki bu kitabında üslubuna alışmış olduğumdan, Yengeç Dönencesi ve Uykusuzluk adlı kitaplarını çok çok severek okudum.
Umarım siz eserin içeriğini, aykırı bölümlerden arındırıp daha objektif kalarak yakalayabilirsiniz, sabrederseniz ve şans
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014737 okunma
#OğlakDönencesi
#HenryMıller
Siren yay.
342 sayfa
Merhaba kitap okurları,
Alman göçmeni bir ailenin ilk çocuğu olarak 1891 yılında New York'da dünyaya geldi Miller.
Yengeç Dönencesi ve devamı niteliğinde olan Oğlak Dönencesi yazarın en bilinen iki romanı. Her nekadar devamı denilsede bağımsız okunabilir. Her iki kitapta yazarın kendi hayatının bir karmaşasıdır.Karmaşa diyorum, çünkü konudan konuya atlayarak ilerlerken, siz hala konudan kopmazsınız. İlk sayfalarda nihilist bir yazım olduğunu düşündüm fakat sonra varoluşcu, gerçeküstücülük akımında yazdığını anladım.
Oğlak Dönencesi güney yarımkürenin 23 derece 27 dakikalık enleminde, Güneş’in 23 Aralıkta, öğle üzeri dimdik durduğu çember. Yani çizilmiş bir çember yok, varsayılan çember var. Miller duyguları ve yaşamı da işte böyle varsayılan olarak niteliyor.
Miller'in bu kitabı yıllarca Amerika ve Türkiye de yasaklı olmuş. Fazla müstehcen ve edepsiz bir yazar olmasından mı yoksa köleleştiren sisteme isyanında mı bilinmez
Amerika'ya özellikle vermiş veriştirmiş.Bazı eleştirmenler kitabı boş bulurken kimi de felsefik bulmuş. Miller Dostoyevski hayranı.Ruh analizlerinde onu üstad gördüğünden ve hayranlığından bahsediyor. Ben severek okudum. Biraz alıntı bırakıyım siz karar verin.
İhtiyarın cehaletine katlanmak, şiddetine katlanmaktan daha zor gelirdi Grover’a.
Dante kendini cehennemde bulduğunda bu türde muazzam bir çöküş yaşamış olmalı; dip değildi dokunduğu, çekirdekti, zamanın kendisiyle hesaplaşılan ölü bir merkez. Komedya burada başlar...
Bu kitap dostum oldu çünkü bana arkadaşa ihtiyacım olmadığını öğretti. Bana tek başıma durma cesareti verdi, yalnızlığın kıymetini bilmemi sağladı.
Oturduğu anda hamur gibi yumuşadı. Erkek değildi artık, koca bir çocuktu. Onun gibi milyonlarca erkek olmalıydı, ellerindeki makineli
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014737 okunma
“Curley’nin en sevdiğim yanı ahlak, vicdan ve utanç gibi kavramlardan arınmış olmasıydı” diyen bir yazar.. Okumasam da hiçbir şey kaybetmezmişim alıntılandığım birkaç şey oldu ama beklentim daha fazlaydı rahatsız edici bir argo, tamamıyla erkeksi bir bakış açısı. Henry Miller bana hitap eden bir yazar değil onu anladım.
‘Tek başına duracak, kendi doğrularınca yaşayacak cesareti olanlar için.’ demiş kitabın arkasında ama alakası yok ben öyle hissedemedim. Bence daha çok nezaketten uzak, farklı olmak için farklı olan bununla da içten içe övünmeye çalışan bir adamın oradan oraya savrulan cümleleri.
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014737 okunma
Hedonist narsist piç! Tam olarak böyle bir karakter, okuyanlar bilir fazlası var azı yok.
Konudan konuya uzun atlayışlarla, çok şey söylenmiş ama hiçbir şey yok. Anlatım bazen tam beni yakalayacak oluyor o sıra alakasız bir yerden dağıtıyor yine konuyu.
Her yerde olan hiçbir yerdedir. Evet hiç kimsenin hiçbir şeyi. İnsanlığa dair her şeyini yitirmiş bir hayvansı, bazı yerlerde karakterin; adaletsizliğe, gelenekselleşmiş şeylere karşı çıktığını sanıyorsunuz ama bir yer ve an geliyor ve görüyorsunuz ki aslında o adil olmayanın elinde sallanan kılıç oluvermiş: Bireyselliğin var oluşun ve duyguların katili. Yeraltı edebiyatı seviyor olmamla birlikte bu denlisini hiç okumamıştım. Orada bir hayat var nefes alıyor ama tam olarak yaşıyor mu bilemem.
Uç noktalar tehlikelidir. Sanırım oralarda insan daha çok yitirir. En çok da insanlığını çünkü toplumun sunduğu imkanlar içerisinde yaşayan ama her şeyi reddeden birey gerçeklikten kopmuş olur. Başkalarına canlılığa bağı olduğu halde bunu reddederek sadece kendi varlığını yücelten düşünce bir tür kanser hücresine dönüşür. Yine de orada da bir yaşam olduğunu görürsünüz sevgisizlik yeni bir yaşam şekli inşa etmiştir. Orada benden başka hiçbir şey yok ama bütün benler birbirine mahkum.
Bazı hayatları kitaplarla yaşayabiliyoruz. Deneyimleyip geç olmadan önce küçük bir öngörü farklı yaşamlara dair. O yaşamlardan birini görmek adına okunabilir.
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014737 okunma
Her sayfası ve cümlesi alıntılanabilecek muhteşem bir eser olabilecekken, bir kitap nasıl mahvedilir isimli bir eser diyeceğim ben bu kitaba.Amerika ve sistemi eleştirilerek güzel bir başlangıç yapılmış,hayata ve varoluşa dair çok sağlam tespitler varken,alakasız bir yerde aralara serpiştirilen o lüzumsuz ve mantığını asla kavrayamayacağım cinsel içerikli anlatılar,tabirler...O kadar mide bulandırıcı ve kitabın özünden o kadar koparıyor ki,kendimi zorlamama rağmen devam edemedim.Yeraltı edebiyatını severdim,fakat yeraltı edebiyatı gerçekten buysa nefret ettim.
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014737 okunma
Sıradışı yazar Henry Miller'ın yarı otobiyografik olarak nitelendirilen bu kitabında Miller'ın hayatında çeşitli evrelerden geçtiğini görüyoruz ki bunlar talihinin kötü olmasından ziyade Miller'ın 'dünyanın durumunu' gereğinden fazla kafaya takmasından, sonra kendi tabiriyle bu otomatik sistemin bir parçası olmak istemeyişinden kimbilir belki de tamamen sahip olduğu umarsızlıklardan oluşmaktadır. Dünyanın gidişatı sorunu ve sistem eleştirilerini uzun uzun cümlelere döken Miller'in bu 'Oğlak Dönencesi'ni okuyan okur: " gerçekten doğruyu söylüyor - bunları görebildiyse bravo - müthiş bir analiz yeteneğine sahipmiş" türünden cümleler kuruyorsa şayet; diğer taraftan da " bütün bu farkındalıklardan sonra nasıl olur da bir ahlaki çöküntüye düşebiliyor - bunların da süreçlerini anlatmalı mıydı" gibisinden sorular sorması gerekiyor mu aynı okurun, şimdi bilemiyorum.
Nitelendirdiği gibi yarı otobiyografik bir romandır bu, kronolojik bir sıra gözetlenmemiştir, orta yaşlarındaki izlenimlerinden sonra çocukluk anılarını okuyoruz, sonra sonra yeni yetmelik dönemlerini anlatıyor bazen Miller, cok garip fakat ana rahmindeki hallerini dahi anlatmaya çalışıyor. En çok okuduğumuz cümleler ise sürekli bir arayış ve eleştiri modunda olduğunu hatırlatan felsefik kısmen de psikolojik analizlerdir. Okurun ilgisini cezbeden de bu cümlelerdir zaten...
İyi okumalar...
Dağınık bi anlatım tarzı.. konudan konuya geçiş bazen çok saçma gelen bağlantılarla oluyor.. bir dengesi ve odağı yokmuş gibi.. yine de nadiren de olsa anlamlı, önemli görünen bir şeyler yakaladığınız hissine kapılıyorsunuz. Elbette sayfalarca sıkıcı, absürd bi anlatıya sabretmeniz karşılığında. Beğendiğimi söyleyemem.. Amerikanvari işte!
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014737 okunma
Yazarın kalemine aşık oldum, hayal gücü, tasvirleri, hayata bakış açısı ve asi ruhu, vurdumduymaz yaşamı beni alıp götürdü.
Zaman zaman nahoş söylemler barındırsa da tekrar okuyacağım bir kitap.
Spoiler İçerebilir
Bu kitabı yasaklı kitaplar arasında yer alması ilgimi çektiğinden almıştım. Alışılmışın dışında bir kitap Oğlak Dönencesi. Yazar çocukluğundan başlayarak kendi hayatından, çevresindeki insanların yaşamından ve dünya düzeninden kesitler sunmakta. Sistemin çarpıklığını, kokuşmuşluğunu cesurca ortaya koyan aykırı bir yazar Henry Miller. Öyle okuyup kenara koyabiliceğiniz kitaplardan değil de okurken düşündüren derin bir kitap aslında. Felsefi yönünün olmasıyla birlikte fazlasıyla müstehcen sayılabilecek satırlara sahip. Keyifli okumalar
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014737 okunma
Henry Valentine Miller, yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.
Alman göçmeni katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası terzi Heinrich Miller, annesi ise Louise Marie Neiting'di. Çocukluğu Brooklyn'de geçti. Gençliğinde çeşitli işlerde çalıştı ve kısa bir süre New York Şehir Üniversitesi'nde okudu. 1928 ve 1929 yıllarında ikinci karısı June Edith Smith (June Miller) ile birlikte birkaç ay Paris'te geçirdi. 1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı. Bu dönemde meteliksiz bir şekilde arkadaşlarından geçinerek avare bir hayat sürdü. Anais Nin, Alfred Perles, ve Lawrence Durrell gibi yazarlarla dostluk kurdu. 1931'in sonbaharında Alfred Perlés vasıtasıyla Chicago Tribune'un Paris baskısında bir iş buldu. Sevgilisi Anais Nin'in desteğiyle 1934 yılında ilk kitabı Yengeç Dönencesini (Tropic of Cancer) yayımladı. Ardından Kara İlkbahar (Black Spring) (1936) ve Oğlak Dönencesini (Tropic of Capricorn) (1939) yazdı. Kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı. Ancak elden ele ulaştırılan kitapları ona belli bir ün kazandırdı.
1940'da ABD'ye döndü ve California'da Big Sur'a yerleşti. ABD'nin kültürel değerlerine ve ahlâkî tavrına meydan okuyan çalışmalarına devam etti. Hayatının son yıllarını Pacific Palisades'de geçirdi.
Yengeç Dönencesi'nin 1961 yılında ABD'de yayımlanması bir müstehcenlik davasına neden oldu. 1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi. Bu olay cinsel devrimin kilometre taşlarından biriydi. Kitabın basılmasını savunan avukat Elmer Gertz ve Miller sonraki yıllarda yakın arkadaş oldular.
Edebiyat çalışmalarının yanında Miller bir ressam ve amatör bir piyanistti.