Henry Miller

Henry Miller

Yazar
7.8/10
451 Kişi
·
1.341
Okunma
·
329
Beğeni
·
14492
Gösterim
Adı:
Henry Miller
Tam adı:
Henry Valentine Miller
Unvan:
Amerikalı Yazar, Ressam
Doğum:
New York, Amerika Birleşik Devletleri, 26 Aralık 1891
Ölüm:
Pacific Palisades, Los Angeles, Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri, 7 Haziran 1980
Henry Valentine Miller, yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.

Alman göçmeni katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası terzi Heinrich Miller, annesi ise Louise Marie Neiting'di. Çocukluğu Brooklyn'de geçti. Gençliğinde çeşitli işlerde çalıştı ve kısa bir süre New York Şehir Üniversitesi'nde okudu. 1928 ve 1929 yıllarında ikinci karısı June Edith Smith (June Miller) ile birlikte birkaç ay Paris'te geçirdi. 1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı. Bu dönemde meteliksiz bir şekilde arkadaşlarından geçinerek avare bir hayat sürdü. Anais Nin, Alfred Perles, ve Lawrence Durrell gibi yazarlarla dostluk kurdu. 1931'in sonbaharında Alfred Perlés vasıtasıyla Chicago Tribune'un Paris baskısında bir iş buldu. Sevgilisi Anais Nin'in desteğiyle 1934 yılında ilk kitabı Yengeç Dönencesini (Tropic of Cancer) yayımladı. Ardından Kara İlkbahar (Black Spring) (1936) ve Oğlak Dönencesini (Tropic of Capricorn) (1939) yazdı. Kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı. Ancak elden ele ulaştırılan kitapları ona belli bir ün kazandırdı.

1940'da ABD'ye döndü ve California'da Big Sur'a yerleşti. ABD'nin kültürel değerlerine ve ahlâkî tavrına meydan okuyan çalışmalarına devam etti. Hayatının son yıllarını Pacific Palisades'de geçirdi.

Yengeç Dönencesi'nin 1961 yılında ABD'de yayımlanması bir müstehcenlik davasına neden oldu. 1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi. Bu olay cinsel devrimin kilometre taşlarından biriydi. Kitabın basılmasını savunan avukat Elmer Gertz ve Miller sonraki yıllarda yakın arkadaş oldular.

Edebiyat çalışmalarının yanında Miller bir ressam ve amatör bir piyanistti.
Kadınlar ile ilgili yapılabilecek üç şey vardır; onu sevebilir, onun için acı çekebilir ya da onu edebiyata çevirebilirsin .
''Yarım düzine iyi kitap, hayatının sonuna kadar ruhunu besleyecek yeterli gıdadır. Düşünceler yaşayan şeylerdir...''
Erkek sevdiği kızı bir daha göremeyecekse bile, onu düşünecek, düşünde konuşacak onunla, onu sevecek, uzaktan sevecek, her zaman, ölene dek sevecek. Tersini kimse söyleyemez bunun. Kimse, hiç kimse.
288 syf.
·2 günde
Yıllarca neden yasaklı olduğunu okumaya başlar başlamaz anlıyorsunuz. Henry Miller bir erkeğin tüm hayvani duygularını kelimelerle ifade etmiş herhalde. Fransa’da geçen anlatıların çoğunda medeniyetsizliği, hastalıkları, yaşam koşullarını ve cinsel yaşamını gözler önüne seriyor yazarımız. Fransa’mı böyleydi, yazarın kafası mı böyleydi orasını bilmiyorum. Kitabı üçe böldüğünüzü düşünürseniz son bölümde, yazarın verdiği çok güzel mesajlar var lakin tümünü ele aldığınızda çoğu kişinin bitiremeyeceği bir kitap olarak düşünüyorum. Başlarda bütünlüğü kurmak zor oluyor, ilerledikçe anlatıcının çevresindeki insanlar netleşiyor ve belli bir yere öyküyü oturtuyorsunuz. Para, yemek ve kadın üçgeninde geçiyor dersem yanlış olmaz herhalde. Kitabın başında: “Edebiyat sayılan her şey beni terk etti. Yazılacak kitap kalmadı tanrıya şükür. Bu mu? Kitap değil bu. Karalama iftira, haysiyete karşı bir saldırı. Sözcüğün alışılagelmiş anlamında kitap değil, hayır, uzun bir hakaret bu, Sanatın yüzüne tükürülmüş bir balgam….” diyerek bir nevi daha başında tarifi ve uyarıyı yapıyor okuyucuya.
Cebinde 10 dolarla Paris’e ayak basan bir Amerikalının yaşam mücadelesini hüzün, hasret ve iğrençlikleriyle anlatımı diyebiliriz. Çağdaş edebiyatın klasikleri arasında sayılıyor, yine de satın alacaksanız bir araştırın derim. Kitabı seslendirmeye kalksaydınız epey bip sesi koymak zorunda kalırdınız. Sansüre gerek olmayan bölümlerden birkaç seçmece size:
“Bunlar erkek ve kadın mı diye soruyorum kendime. Yoksa gölge mi? Görünmez iplerden sarkan kuklaların gölgeleri mi bunlar? Özgür iradeyle hareket ediyorlar ama gidecek yerleri yok. Sadece bir alanda özgürler, o alanda istedikleri yere gidebilirler ama kanatlanmayı öğrenmemişler henüz. Kanatlanmış tek bir düş bile yok daha. Dünyayı terk edecek kadar hafif, neşeli tek bir insan bile çıkmamış!”
“Fikirde, giyimde, ahlakta altın ayarı tutturamadığımızda ne olacak dünyanın hali, diye geçiriyorum içimden. Sevgide altın ayar!”
692 syf.
·43 günde·Beğendi·9/10
Nereden başlamalı? Seksus bir kitap değil bir hayat içeriyor. Hem de herkesin yaşayacağı bir hayat değil. Ya da şöyle söyleyeyim hemen herkesin yaşadığı bir hayatın hikayesi. Yeraltını yerüstüne çıkarıp edebiyata dönüştürmüş bir adam Henry Miller. Bana bir motorsiklet kazasında kaybettiğim arkadaşımın tavsiyesiydi bu seri. Üzülerek erteledim hep okumayı. Nihayetinde okudum ve okurken çokça farklı duygular hissettirdi. Dediklerine göre Bukowski Henry Miller'dan ilham almış. Felsefesi ayrı güzel yatağı başka güzel bir adam. Cinsellik ne ki? Buyrun okuyun. Ona kızgın, buna heyecanlı, şuna kafası takık sanki ama öyle değil. Baş karaktere kendi adını vermiş ve hatta yaşadıklarını yazmış. Uzun zamandır bir yazarı ayakta alkışlamamıştım. Dili sizi kıvrandırarak sürüklüyor. Rahatlığı sinirinizi bozuyor ama samimiyetinden bırakamıyorsunuz kitabı. Boğulurken her sayfa yeni bir nefes veriyor size. Evliyseniz bir kez evli değilseniz de en az bir kez okuyun. Belki hiç beğenmeyeceksiniz kitabı. Zaten Henry bunu pek önemsemiyor, dert etmeyin.
62 syf.
·1 günde·2/10
“Kırkından sonra azanı teneşir paklar” dünyaca ünlü bir deyim olsaydı, bu abimize ithaf olunurdu.

Yazar, cinsel içerik ve müstehcen yazımları sebebiyle 1960 senesine kadar Fransa dışında bir çok ülkede yasaklanmış. Sanırım isabette olmuş. Genelde kitapları anı tarzında ve yaşamına 5 evlilik sığdırmış. Bu kitabı “uykusuzluk” ise son evliliğini gerçekleştirdiği Japon hanım ablayı ve şarkı söylediği piyano barı anlatmaktadır.

Kitap içerisinde 5 6 tane güzel cümle dışında pek bir şey yok. Bakmayın 62 sayfa olmasına, normal kitap şekli ile standart bir basım olsa 20 sayfa var ya da yok. Tamamen zaman kaybı. Okumasakta olur. Ya da okumayın. Evet evet okumayın !!!

Sevgi ile kalın.
288 syf.
·4 günde·6/10
Henry MILLER – Yengeç Dönencesi

Gerçek bir Yeraltı Edebiyatı şöleni. Bir tezim var. “Yasaklı kitaplar genelde iyidir. “ diye. Yine kendimce yanılmadım. Okuması zor bir kitap fakat derine inince sürüklüyor. Kitabın başında “Neler oluyor..” diyorsunuz. İşte bu tehlikeli kısım. Burada kitabı okumayı sakın bırakmayın devam edin . Pişman olmazsınız

Henry MILLER’da çekinmenin, korkunun zerresi olmadığından tüm o dillendiremedikleriniz üstünüze geliyor, baskı kuruyor falat sonra hak veriyorsunuz..

Kitap uzun yıllar boyunca Amerika ve İngiltere’de yasaklı kitaplar listesinde iken yasak kalktığında kült eserler arasındaki yerini almış. Çok sağlam bir dili olduğunu düşünüyorum..

Kitapta kendinizden bir cümle bulacaksınız. Gizem gibi.. Bunun için bile değer okumaya.. Henry Miller bu kitapta hayatta olan biten her şeyden bahsetmiş. Geçim sıkıntısından, hiç unutmadığımız aşklarımıza kadar. Kitap bu açıdan mutlaka sizin de hissettiğiniz, yaşadığınız, katıldığınız bir noktaya değinecektir.

Hayatınızdan izler bulacak ve Henry MILLER’ın hayatını keyifle okuyacaksınız. En azından ben öyle hissediyor ve düşünüyorum.. Henry MILLER bütün kitaplarında kendi hayatını anlatmaktadır. Hatta şöyle der usta yazar;

"Yaşantımı hem daha kolay hem de daha gerçek olduğu için yazdım.Yaşamım benim açımdan önemi olduğu için, hayal ürünü kişiler ve olaylar aramaya gerek duymadım.."

Yengeç Dönencesi nevi şahsına münhasır bir kitap. Herkese tavsiye etmiyorum. Kendine güvenen, ben yeniliğe açığım diyenlere daha çok hitap ediyor kanaatindeyim. Sadece cinsellik baz alınarak okunursa kitaba yazık etmiş olursunuz. Çok daha öte bir kitap.. Net tavsiyemdir..

Herkese keyifli okumalar...
79 syf.
·2 günde·7/10
Ah şekerim şöyle ihtiras yüklü bir kitap okumaya hasret kalmışım. Boynuma kondurulmuş bir öpücük gibiydi okuduğum mısralar. kışkırtıcı davetkar ve arzulu. Böyle seven bir erkek olsa zaten kadın diye gözünüzde büyüttüğünüz canlının başka bir talebi yok inanın.

Hemcinslerime sesleniyorum; samimi, ne istediğini bilen ve istediği şeyle empati kurabilen bir erkek yoksa hayatınızda bu kitabı okumayın muhtemelen ilişkinizi gözden geçirip sonlandırırsınız benden söylemesi ;)
368 syf.
Üç günde okuyup bitirdiğim ancak alıntılarını paylaşmayı halen bitiremediğim eser ilk basım(1985) olduğu için sansürsüz yayımlanmış olup sonraki basımlarda içerikleri sansürlenmiştir.Neyse ki bende hem sansürsüz hem de sansürlü baskısı vardı.

- “Oğlak Dönencesi” başta cinsellik olmak üzere yaşamın hemen hemen her alanındaki tabulara saldıran ‘Çağdaş kapitalizmin çarklarına atılan sert bir tekme’ de diyebiliriz.
- İlk kez 1938’de Paris’te yayınlanmış olup ABD Adalet Bakanlığı’nca müstehcen olduğu gerekçesiyle yasaklanıp ülke sınırları içine sokulması engellenmiş ve bu yasak 1961’e kadar sürmüştür ve yine ABD’de hakkında açılan altmışa yakın davadan ‘beraat’ ederek 1964 yılında yayımlanmıştır.Ne acep ki eseri yasaklayan iki ülkeden biri de Türkiye’dir. Basıldığı Fransa dahil başka hiçbir ülkede kitap yasaklanmamış.

Eserin konusuna kısaca değinecek olursak : Bireysel ahlakla toplumsal ahlakın birbiriyle doğruduan bağlantılı olmasından ve bundan dolayı da bireysel ahlakın çöküp beraberinde toplumsal ahlakı şiddetli bir şekilde çökertmesiyle ortalık kan revan olmaya başlıyor Yani bildiğimiz üzere “Bireysellik en ala bencilliktir.”

Bunun yanında eser her ne kadar aşırı müstehcenlikten dolayı yıllarca yayın yasağına uğramış olsa da romanın ana temasının cinsellikle alakası yok aksine gerçekleri çekinmeden açıklamış.

Bende buna ek olarak şu sözü söyleyip bitiriyorum :
“Ahlak sükut etmiş,meydan gevezelere kalmış.”
342 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu kitap günümüz insanin değer yargılarını anlatmış. Ahlâkilik kavramını yoksayarak bu yuzden kitap basta kendi Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere müstehcenlik sebebiyle yasaklanmış bir kitap.
Kitap yazarın yari otografi olarak getirdiği ve her kitabında oldugu gibi sivri dilini kullanarak yazdığı bir eserdir. Eserde günümüz bir kesim yaşam biçimini ele alıp kendi uzerinden anlatıyor. Bunun icinde çocuk yaşlarda cinayetten ensest iliskiye kadar konular var. Zaten düşünce tarzını yazar
"Tabular ne de olsa hastalıklı zihinlerin ürünüdür, bir artıktır, yaşamaya cesaret edememiş, din ve ahlak adı altında bize bunları dayatan korkak insanlara ait olduğunu söyleyebilirsiniz" sözüyle anlatiyor
Amerikan rüyası denen şeye, basamakları birer birer atlayıp altta kalanları ezerek yükseklere çıkma iddiasına, doğru bildiklerindense doğru belletilenlerle yaşama fikrine sırtını çeviren Miller, Oğlak Dönencesi’nde kendi geçmişine uzanır ve Amerika’nın kof yapıtaşlarını yerinden oynatmaya, doğrularını haykırmaya, kendi gerçeğinin peşinden gitmeye koyulur. Oğlak Dönencesi, yumurtalıklardan başlayan bir yaşam serüvenidir ve yaşam döngüsünü tüm çelişkileri, hezeyanları ve coşkularıyla ortaya koyar. Savaş sonrasının ‘gelişen’ medeniyetinde benlik arayışını konu ettiği Oğlak Dönencesi’nde Miller, aynayı sadece kendine değil, tüm insanlığa tutar ve yoğun bir esrime ihtiyacıyla geçmişe ve geleceğe dalar. Yazarın sözünü sakınmadan, olanca dürüstlüğüyle kaleme aldığı bu metin, belki saklı kalması gerekenlerin altını çizdiğinden, belki Amerikan ideallerini sertçe eleştirdiğinden, belki de insanın en temel dürtülerinden biri olan arayışı bunca çıplaklığı ve aciliyetiyle resmettiğinden tehlikeli bulunmuş, Millerin çizdiği ‘büyük resim’ görmezden gelinerek kitabın müstehcenliği tartışmaya açılmıştır. Ülkesindeki mahkeme sürecinin yirmi yılı aştığı düşünülürse, günümüzün çağdaş klasiklerinden sayılan bu kitaba açılan savaşın boyutlarının kavranması mümkün olabilir.
53 syf.
·1 günde
Ben deki kitap "Notos Kitap" dan çıkan baskı. Kitabevinde dolaşırken rafta gördüğüm kitabın kapak tasarımı ilgimi çekmişti - buradaki farklı- Sırf o sebeple aldım, yazar hakkında bilgim yoktu, kitabın sonunda yazarın biyografisini okuyunca, yazarın hayatı bu kitaptan daha ilginç geldi bana. Bu kitapta yazar 76 yaşındayken tanışıp evlendiği Japon kabera sanatçısı ile tanışma anlarını ve bazı düşüncelerini paylaşıyor. Anladığım kadarıyla Henry Miller erkeklerin kafalarının içinde ne kadar sapkın düşünce varsa -sapkınlık kelimesi toplumun biçtiği ya da biçeceği bir şeydir- bunu çok rahat ifade eden bir abimiz olmuş ve bu yasaklı kitaplarında görülmüş galiba -bu kısımlar tahmin, bir araştırma sonucu değil- Velhasıl, uykusuzluk kitabı tavsiye edebileceğim bir kitap değil, merak edenler okuyabilirler, tipik Henry Miller kitabı da değil, tavsiye etmeme sebebim müstehcenlik değil, yavan geldi bana... Bu garip yazıdan sonra merak edenler okuyacaktır...
288 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Daha önce yazarın Oğlak Dönencesi'ni okumuştum.Yazarın Fransa'daki günlerini anlatıyor bu kitapta.Gerçeküstücü olduğunu okuyanlar bilir.Maddi zorluklarını okuma ve yazma yoluyla hafifletmiş.Geniş ve derin yazın okuması yaptığı belli.Kendine özgü bir üslubu var.Bana göre bir putkırıcı.Hayatı,kendisine yaşatılanları anlamakla kalmıyor meydan okuyor.Paris ve sokaklarında yaşarken tanıştığı,birlikte kaldığı kadın erkek karakterleri anlatımı keyifli.Özdeşlik kurabiliyorsunuz.Bazen söyledikleri ipe sapa gelmez bir delinin mırıldanmaları gibi gelse de öyle olmadığını anlıyorsunuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Henry Miller
Tam adı:
Henry Valentine Miller
Unvan:
Amerikalı Yazar, Ressam
Doğum:
New York, Amerika Birleşik Devletleri, 26 Aralık 1891
Ölüm:
Pacific Palisades, Los Angeles, Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri, 7 Haziran 1980
Henry Valentine Miller, yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.

Alman göçmeni katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası terzi Heinrich Miller, annesi ise Louise Marie Neiting'di. Çocukluğu Brooklyn'de geçti. Gençliğinde çeşitli işlerde çalıştı ve kısa bir süre New York Şehir Üniversitesi'nde okudu. 1928 ve 1929 yıllarında ikinci karısı June Edith Smith (June Miller) ile birlikte birkaç ay Paris'te geçirdi. 1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı. Bu dönemde meteliksiz bir şekilde arkadaşlarından geçinerek avare bir hayat sürdü. Anais Nin, Alfred Perles, ve Lawrence Durrell gibi yazarlarla dostluk kurdu. 1931'in sonbaharında Alfred Perlés vasıtasıyla Chicago Tribune'un Paris baskısında bir iş buldu. Sevgilisi Anais Nin'in desteğiyle 1934 yılında ilk kitabı Yengeç Dönencesini (Tropic of Cancer) yayımladı. Ardından Kara İlkbahar (Black Spring) (1936) ve Oğlak Dönencesini (Tropic of Capricorn) (1939) yazdı. Kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı. Ancak elden ele ulaştırılan kitapları ona belli bir ün kazandırdı.

1940'da ABD'ye döndü ve California'da Big Sur'a yerleşti. ABD'nin kültürel değerlerine ve ahlâkî tavrına meydan okuyan çalışmalarına devam etti. Hayatının son yıllarını Pacific Palisades'de geçirdi.

Yengeç Dönencesi'nin 1961 yılında ABD'de yayımlanması bir müstehcenlik davasına neden oldu. 1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi. Bu olay cinsel devrimin kilometre taşlarından biriydi. Kitabın basılmasını savunan avukat Elmer Gertz ve Miller sonraki yıllarda yakın arkadaş oldular.

Edebiyat çalışmalarının yanında Miller bir ressam ve amatör bir piyanistti.

Yazar istatistikleri

  • 329 okur beğendi.
  • 1.341 okur okudu.
  • 62 okur okuyor.
  • 1.388 okur okuyacak.
  • 33 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları