Geçmişin pelerini duygu parçalarından kesilip bulmaca gibi dikilir. Çoğu zaman bu pelerini üzerimize giyer ve ilerlemeye çalışırken onu da peşimizden sürükleriz. Her şeyin bir anlamı ve nedeni vardır. Her hayatın, her sevginin, her hareketin, her hissin ve düşüncenin bir nedeni ve önemi vardır. Bir başlangıcı ve sonunda oynadığı bir rolü vardır. Bazen bunu görürüz. Bazen de geçmişi öyle net görürüz, öyle büyük bir keskinlikle göstergeleri okuruz ki zamanın attığı her dikiş amacını ve içinde barındırdığı mesajı açığa çıkarır. Ne kadar iyi ya da kötü yaşanırsa yaşansın hayattaki hiçbir şey başarısızlıktan daha öğretici, kederden daha berrak değildir. Bize kazandırdıkları küçük, değerli bilgelikle, korktuğumuz ve nefret ettiğimiz düşmanlarımız olan acının ve başarısızlığın bile var olma nedenleri ve var olma hakları vardır.
Bu kimyasal günahın bedeli de evrendeki her şey gibi ışıkla ödenir. Uyuşturucu bağımlılarının kaybettiği ilk ışık gözlerindeki ışık olur. Bir uyuşturucu bağımlısının gözleri Yunan heykellerininki gibi donuk ve ölü bir adamın sırtındaki kurşun deliği kadar ışıksızdır. Kaybedilen bir sonraki ışık ise arzunun ışığıdır. Bağımlılar arzuyu da, umudu, hayalleri ve onuru öldürdükleri silahla, zaaflarının sopasıyla öldürür. Yaşamın bütün ışıkları gittiğinde geriye kaybedecekleri son ışık kalır, o da sevginin ışığıdır. Er ya da geç konu vuruş yapmak olduğunda bağımlı bu fırsatı tepmektense sevdiği kadından vazgeçmeyi seçecektir. Er ya da geç her uyuşturucu bağımlısı sürgünde yaşayan bir şeytana dönüşür.