Silahşor gizemli yolculuğuna başlıyor…Hedef Kara Kuleye ulaşmak. Ama hiçbir yolculuk tek başına sürdürülebilir olmaz. Yoldaşlara, kaderdaşlara yani Ka-Tet’e ihtiyaç duyar. Bakalım Roland Deschain’e 8 kitaplık bu macerada kimler eşlik edecek kimler yolundan çekilecek?
Babalarımızın yüzünü hatırlayalım. Siyahlı Adam kaçıyor, Silahşor da peşinde. Brown ve kuşu Zoltan ile yolları kesişen ve orada dinlenen Roland yola devam ediyor ve Tull kasabasına geliyor. Roland bara giriyor ve bir hamburger yiyor. Bu sürede barmaid Alice ile arkadaş oluyor. Alice, kasabaya gelen kötücül bir yabancıdan bahsediyor ve bu kişinin ölen bir Tull’luyu dirilttiğini söylüyor. Roland ise bunu yapabilecek tek kişinin siyahlı adam (pek çok isme sahip) olduğunu anlıyor. Ama kasabanın neredeyse hepsinin zihinsel olarak zehirlendiğini anlamasıyla büyük bir kıyım gerçekleştiriyor.
Ve Jake ile karşılaşmasına Ka diyebiliriz…Jake, son derece akıllı, kültürlü ve cesur bir çocuk. Roland’ın yaşadığı dünyaya nasıl geldiği hakkında bir fikri yok. Konuşan İblis (çenekemiği) ile karşılaştıklarında aralarında bir bağ olduğunu anlıyorlar. Silahşor çok korkuyor çünkü kimi sevdiyse elinden kayıp gittiğini iyi biliyor.
Geçmişi hatırladığı anlarda en sevdiğim detay aşçı Hax’ın ihaneti ve asılmasıydı. Arkadaşı Cutbert ile kargalara ekmek attılar ve canlı infazı izlediler. Bu dünyada güçlü olanın acımasızca üstünlüğünü görmek şaşırtıcı değil.
Öğretmeni Cort ile Roland’ın düellosu ise parmak ısırtır. David yaşlı bir şahindir. O bir silah mı yoksa dostluk gösterdiğinde senden taraf olan bir yoldaş mı?
Siyahlı Adam ile karşılaşması ve Tarot falı bakılan kısım harikaydı. “Ölüm,” dedi. “Ama senin için değil.”
Stephen King ilk yolculuğumuzda “O halde git. Bundan başka dünyalar da var!” Demesi ile esrarengiz ve dayanıklılık ile