1000Kitap Logosu
Stephen King

Stephen King

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.7
29,2bin Kişi
74,7bin
Okunma
6,3bin
Beğeni
102bin
Gösterim
Tam adı
Stephen Edwin King
Unvan
ABD'li Hikâye ve Roman Yazarı
Doğum
Portland, Maine, ABD, 21 Eylül 1947
Yaşamı
Stephen Edwin King (d. 21 Eylül 1947; Portland, Maine), ABD'li hikâye ve roman yazarı. Genellikle gerilim ve korku türünde eserler vermiştir. Kitaplarının çoğu Türkçe'ye de çevrilmiştir. İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayınlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp, 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. İlk profesyonel kısa öykü satışını "The Glass Floor" adlı öyküsüyle Starling Mystery Stories'e yapmıştır(1967). Kendisini tekrar ettiği gerekçesiyle 2002 yılında yazarlığı bıraktığını açıklamıştır. Ancak bu kitaptan sonra birçok yeni eser verdi. King’in en son romanı 2009 Kasımında yayımlanan Under the Dome (Kubbenin Altında) olup, New York Times En Çok Satanlar listesinde uzun süre 1 numarada kaldı. 2010’un Ocak ayında, King yazılmış halde olan ve basılmayı bekleyen iki kitabı daha bulunduğunu açıkladı
1216 syf.
·
9 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Okuma alışkanlığı kazanmama vesile olan bu kitaba inceleme yapmayı, bir borç değil de bir görev bilirim. 2017 yılıydı. Her sene çıkan John Flanagan'ın kitaplarını okumak dışında kitap okumakla uzaktan yakından hiçbir alakam yoktu. Kardeşim vizyona giren bir korku filmi olduğunu söyledi ve benim de gelmem için ısrar etti. Uyarlama filmin adı ''O'' ve kitabın yazarı ise Stephen King... Stephen King ismini çok fazla duyuyordum; malum Yeşil Yol, Esaretin Bedeli, Medyum, Mahşer, Hayvan Mezarlığı gibi kitapları yazan adam olması ve bu kitapların çoğunun filme veya diziye uyarlanmasından dolayı aklımda yer etmiş. Merak ettim ve ''tamam, arkadaşları da alıp geliyorum'' dedim. Vardık salona bizimkiler bana en köşedeki yeri ayarladı. Sinema ve film çok izlemediğimden ilk başta sebebini anlayamadım ama 5 dakika sonra film başlayınca oturduğum yerin hoparlörün hemen altı olduğunu çok acı bir şekilde anladım. Tabi bunun yanı sıra filmin korku-gerilim türünden kaynaklı olmasından dolayı önümde ve arkamda da sevgililer vardı da o konulara girmiyorum, sonra inanılmaz düzeyde konudan sapıyorum. Film başladı ve ben nedense Pennywise'a karşı inanılmaz düzeyde bir samimiyet duydum. Neden bilmiyorum, oldum olası palyaçolardan nefret etmişimdir ve Pennywise sayesinde bu nefret kat kat arttı; ama Pennywise'a karşı nefretten doğan bir sempati duydum. Filmin konusu da fena olmayınca ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gitti ve 2019 yılında çıkacak olan devam filmine kadar kitabı okuma kararı aldım. Yanlışlıkla aldığım en güzel karardır diyebilirim. Bir yerden kitap okumaya başladığınız an bahaneler çerçevesinde bu durum git gide ilerliyor; ama bu bahaneler sizi olumlu yönde ilerletiyor, nasıl mı ? Aklımda sadece bu kitabı okumak vardı. Yakınlardaki bütün kitapçılara gittim ve öncelikle kitap var mı diye aradım durdum. Tabi ki bulamadım ve bende sipariş ettim. Tam sipariş ettiğim gün 6 yıldır hiçbir sıkıntı olmadan site içinde duran ''O''nun temin edilememe durumu oldu maalesef ki, bende gittim kitapçı da çalışan abilerden birine kitabı getirtmeleri rica ettim. Kitap geldi ve geldiği gibi arkadaşın teki benden önce almış. Kafayı sıyırmak üzereydim artık. Yeniden getirmeleri için rica ettim ve 2 gün sonra tekrardan gittim. Bu sefer de ciltsiz versiyonu kalmamış. ''Abi tamam, hangi versiyonu varsa ondan istiyorum ve rica ederim kitap geldiğinde gerekirse kimsenin almaması için Fizik kitaplarının arasına saklayın, lütfen benim için çok önemli''. Kitabın temin edilmesi biraz uzun sürdüğünden ve ''O'' çok uzun bir kitap olduğundan gelirken rastgele bir King kitabı aldım: Hayvan Mezarlığı. Bana kalırsa çok çok güzel bir kitaptı ve yazarın diline aşina olmamı sağladı. Her neyse kitabım sonunda geldi ve okumaya başladım. 1200 sayfa... Çok uzun duruyor sanki ? Ama göründüğü gibi değil... Ne zaman çocuklar bir araya geldi, Pennywise tatliş tatliş çocukları korkutmaya başladı kitap benim için efsaneleşti. Mükemmel bir kurgu; özellikle birçok insanın sevmediği ve gerçek hayatta sevenlerin onda ne bulduğuna anlam getiremediği palyaço fikrini korku unsuru olarak seçmek ve buna karşılık, Derry'de ''Kaybedenler'' isimli 7 çocuktan oluşan ve her birinin belli bir sembolü ifade ettiği çocukların (kekeme, şişko, zenci, yahudi, gözlüklü, astım hastası ve 7 kişilik gruptaki tek kız olan Beverly) arkadaşlıklarını kullanarak ''O'' isimli isimsiz şahsa karşı mücadele etmeleri beni derinden etkiledi. O kadar etkiledi ki, balık hafızalı olmama rağmen hala çoğu yeri hatırlıyorum ve ara ara dönüp baktığımda büyük bir tebessümle ayrılıyorum. ''O'' dan sonra Sefiller, Beyaz Diş, Suç Ve Ceza, Anna Kararina ve Yüzüklerin Efendisi gibi hayatımda büyük bir yer etmiş olan kitapları da okuduktan sonra tam bir kitap kurdu oldum ve o gün bugündür, her geçen gün daha da tat alarak okumaya devam ediyorum. Bana bu alışkanlığı kazanmama vesile olan dostum King'e, Pennywise'a ve kaybedenler grubundaki bütün kankilerime teşekkür ediyorum.
O
9.0/10
· 4.141 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
14
324
444 syf.
·
16 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
“Burada hepimiz uçuyoruz Sende uçacaksııın ” Aslında palyaçolardan nefret ederim (Daha doğrusu korkarım haftada en az bir 2 kere kabuslar ama girip Beni öldürmeye çalışıyorlar. O’dan sonra daha fazla olacağına eminim ama Richie, Eddie ve Ben için değer :D) ama bu kitap ilgimi fazlasıyla çekti. Bunun başka sebepleri de filmlerine gelen övgüler. Ilmini daha önce izlememiştim neden kitabını Önce okuyup filmini de öyle izleyip karşılaştırmayayım ki dedim. Kitaba zaman zaman ara verip başka kitaplar okudum, bilmiyorum bir anda bitirirsem beni fazla etkileyeceğini düşündüm. O yüzden biraz geç bitti. Ara verip okusam da değişen bir şey olmadı fazlasıyla etkilendim. – Lavaboya giderken, musluğu açarken iki defa düşünüyorum:D- bu tür kitapları ve filmleri pek sevmem ama bu kitap ve film çok hoşuma gitti. Hatta O'yu bitirmeden yeni bir Stephen King kitabına başladım. Büyük bir Stephen King hayranı doğuyor sanırım :D. Yazış tarzını çok sevdim kitabın kısaltılmış halini okumama rağmen. Bazen kafamın karıştığı oldu çünkü bölümler bir küçüklük anılarıyla ilgiliydi bir de şimdiki halleriyle, o yüzden hangisi küçüklük anısı, hangisi şimdi olduğunu karıştırıyordum. Onun dışında çok güzel bir kitaptı. Karakterleri çok sevdim, en çokta Richie, Ben (aptal aşık :D) ve Eddie'yi. O'ya (pennywise) karşı bir ara sempati beslediğim oldu. Sırf bunun için kendimden nefret edebilirim :D. Bu kısacık hayatta okumamız gereken kitaplar arasında. Hayal gücüyle sürükleyen O'nun karanlık dünyasına herkesi bekleriz. "Yardıma ihtiyacın varsa, bir balon alabilirsin. " Kitaptan biraz bahsedeyim (sadece küçükken yaptıkları şeyleri anlatacağım) : (Kitabı okuyacaksan burayı geç!) 'O’ milyarlarca yıl öncesinde uzaydan dünyaya gelmiş bir yaratıktır. Her 27 yılda bir uykusundan uyanıp beslenip uyuyor; beslendiği şey insan ve insanın korkusu. Çoğunlukla çocukları kandırıp öldürüyor Bunun sebebi saf olmaları, çabuk ürkmeleri ve çabuk kanmaları diye düşünüyorum. O 1957 yılında yeniden uyanır. Uyandığı gün sel vardır, ilk kurbanı O'yu yenecek olan grubun lideri Bill’in kardeşi George olur. George Bill’in yaptığı kağıt gemi yüzdürmek için dışarı çıkar gemi bir kanalizasyon deliğinden gider. O sırada kanalizasyon deliğinden bir palyaço görülür. Palyaço O’dur. George'u kandırmaya çalışır. Onun arkadaşı olduğuna ikna eder ve George’a gemisini almasını söyler. George kanar sonuçta 6 yaşında küçük bir çocuktur sadece. Elini uzatır gemiyi almak için uzattığı sırada O çocuğun kolunu tutar ve koparır. Bill George un katili ne bulacağına dair Emine içmişti kısa süre içinde bir sürü çocuk öldü. Çocukları yalnızken ya da dikkatlerini çekip yanına çekerek öldürüyor. Bazen de kendi banyolarında öldürüyor Onun yaşadığı yer kanalizasyonda olduğu için her eve ulaşabiliyor Hatta 2 yaşındaki bir çocuğu klozetten aşağıya Çekerek öldürmüştü, annesi delirmişti... Bill o yaz yeni arkadaşlar edinir; Richie: gözlüklü, çok iyi taklit yapan, komik, arkadaşlarını seven benim de favorilerimden biridir. İleride O'nun ölmesinde büyük rol oynayacaktır. Eddie: ufak tefek, annesinin sözünden hiç çıkmayan, hasta olmaktan çok korkan bir çocuktur. Arkadaşları için kendini feda etmiştir küçük Eddie. Eddie için bayağı ağlamıştım hâlâ da ağlıyorum. Ben: tombul, temiz kalpli bir çocuktur. Beverly'e aşıktır, Beverly'de Bill’e, Bill de Beverly'e. Aşk üçgeni içindeydiler. O'nun yavrularını Ben öldürmüştür. Arkadaşlarıyla Henry Ben'i kovalarken tanıştılar, onlar yardım edip sakladılar ve Ben kurtulmuş oldu. O günden beri çok iyi arkadaş oldular. Stan: Yaşına göre olgun bir çocuktu, diğerlerine göre daha ürkekti (27 yıl sonra Mike onları çağırdığında Stan intihar edecek.) Belki de diğerleri fazla cesurdu. Bu tartışılır bir konu çünkü kim olsa her şekle giren insanlarla eklenen bir yaratıktan ölesiye korkar. Kaybedenler Kulübünün en büyük özelliği belki de cesurluktur. Mike: kulübe en son katılan siyahi bir çocuktur. İleride O'nun ölmediğini o anlayıp arkadaşlarını çağıracaktır Derry'e. Beverly: Çok güzel, zeki bir kızdır. O’yu gümüş toplarla yaralayan odur. Son olarak Bill’in kendisinden bahsedeyim: Cesur, kekemesi kardeşinin ölümünden sonra çok daha artar ve intikam ateşiyle yanan bir çocuk haline gelir. O'yu öldürmeyi canını bile verecek kadar çok istiyordu. Gruptaki herkes O'yu görmüştür ve son anda kurtulmuştur sonra kütüphanede ki bir kitap da chüd diye bir ayinle O'nu yendikleri gösteriliyormuş. Sanırım o ayin güç veriyormuş. Ayine nasıl yapacaklarını öğrendikten sonra benin gümüş sentleri ile gümüş top yaptılar. Beverly’den o topları sapanla O'ya atmasını söylediler. Beverly 2 atışını kaçırmıştı. Ben'in yaralandığını ve son topu O'nun burnuna attı. Chüd ayını sayesinde bu top çok güçlenmişti. O ağır yaralandı, eğer bir top daha olsaydı O gerçekten ölmüş olacaktı. Çocuklar sadece ölmüş olması için dua etmek zorunda kalmışlardı. O gün eğer O ölmemiş olup geri dönse yeniden savaşacaklarına dair yemin etmişlerdi. Sonra Mike hariç diğerleri Derry'den gitmişti. Bir daha da görüşeceklerini sanmıyorlardı. Ta ki O geri dönene dek... Filmler: Filmler gayet güzeldi. Özellikle birinci film de Richie'yi Finn'in oynaması beni çok mutlu etti. Beverly birinci film de aşırı büyük duruyordu, sanki 11 yaşında değil de 17 yaşında bir genç kız duruyordu (dikkatimi bir hayli çekti :D). İkinci film de Bill’in Gümüş’ ü aldığı ikinci el dükkânının sahibi Stephen King'ti, o ayrıntı çok hoşuma gitti. Bazı yerlerin farklı olmadan islenmesi daha güzel olacaktı: Mesela Eddie kitapta O'yu astım inhalatoruyla yaralamıştı ama film de mızrakla yaralıyordu, O, Eddie'nin kolunu kopararak öldürüyordu kitapta ama film de O’nun elleri kılıca dönüşüp karnını deliyordu... Film de arkadaşlıklar çok iyi işlenmişti. Özellikle de Richie ve Eddie'nin arkadaşlığı ♡♡. Son olarak O’yu bile Henry’den daha çok seviyorum ( söylemesem içimde kalırdı :D) . Beğenerek izlediğim bir filmdi.
O
9.0/10
· 4.141 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6
39
Gülçin
Gece Yarısını Dört Geçe'yi inceledi.
704 syf.
·
22 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Korku benim göbek adım.
Bazı kitapların hafızadan silinmesi mümkün olsa keşke. Böylelikle yeniden okuyabilirim aynı keyifle. Bir Stephen King hayranı olarak beğenerek okudum bu kitabı. 4 ayrı hikaye barındırıyor ve hepside birbirinden iyi. Umacılar hikayesi en heyecanlı hikaye. Bir uçak yolculuğunda yaşanan akla hayale gelmez garip olaylar döngüsü ile zamanın nasıl aktığını anlayamıyor, diğer sayfaya geçmek için sabırsızlanıyorsunuz. Gizli Pencere, Gizli Bahçe biraz durgun geldi bana sanki karakter tepkileri zayıf gibiydi ama sonunda neden böyle olduğu anlaşıldı. Durgun olmasına rağmen yine de Usta'nın yazdığı belli. En vasat hikayede bile Stephen King okumanın tadı başka. Ve Kütüphane Polisi hikayesi. Korkmak için okumamak lazım aslında King'i. Bazen altta yatan çok farklı mesajlar olabiliyor. Bu hikayede gerçek gibi olmayan ama aslında gerçek olan birşey var. O da çocukların korkuları. Kitabı okuyup "Adrenochrome" konusunu araştırırsanız ne anlatmak istediğimi anlayabilirsiniz. En son hikaye Güneş Köpeği. Daha detaylı bir hikaye olsaydı eğer belki daha çok beğenirdim. Bu haliyle biraz eh işte bir hikaye. Belki gündelik hayatın sorunları fazla gelebilir, yada bazı kitapların öğretici dilinden sıkılabilirsiniz. O zaman Stephen King okuyun. Hayata adapte olmak daha kolay olacaktır. Köşede dursun bir daha okuyabilirim zamanı geldiğinde. Iyi ki varsın Stephen King.
Gece Yarısını Dört Geçe
Okuyacaklarıma Ekle
19