Hayvan Mezarlığı (Gecenin Pençesi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.309
Gösterim
Adı:
Hayvan Mezarlığı
Alt başlık:
Gecenin Pençesi
Baskı tarihi:
Haziran 2003
Sayfa sayısı:
399
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754051520
Orijinal adı:
Pet Cemetery
Çeviri:
Mehmet Harmancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Hayvan Mezarlığı
Hayvan Mezarlığı (Gecenin Pençesi)
Stephen King'in bu eseri beyazperdeye de aktarıldı. Film, bütün dünyada yankılar yaratmaya devam ediyor.
"Kutsal Mezarlığa gömülen ölüler, kısa sürede yeniden hayata dönerler."
-Bir Kızılderili İnancı-

Dr. Louis Creed ve ailesi eski kızılderili mezarlığındaki ruhların gazabına uğramışlardı... Bunun elbette nedenleri olmalıydı!..
Stephen King okurlarını, doğaüstü olaylarla bezenmiş heyecanların doruğuna götürüyor.
(Arka Kapak)
- İnsanın yüreğinin toprağı daha taşlıdır; insan yetiştirebildiğini yetiştirir ancak.

- Dr. Louis Creed'in ömrünü geçirdiği Chicago'dan Maine(Ludlow)'e ailesiyle birlikte(Eşi Louis, kızı Ellie ve oğlu Gage) taşınmasından sonra başına gelecek olanlardan habersizdir(Biz de öyle).

- Taşındıkları ilk günlerde başlarına gelen ufak bir talihsizlikle birlikte sonraları tılsımlı anları birlikte yaşayacağı ve belki de kaderini değiştireceği kişi 'Jud' ile tanışmış olacaklar.

- Zamanının büyük bölümünü komşusu Jud ile bira içerek geçiren doktorumuz gün geçtikçe daha bi samimi olacak ve belki de hayatında hiç yakalayamadığı kadar sıcak bir dostluğa adım atmış olacak. Dr. Louis bu komşusunun öğütlerini dinleyecek mi ? Yoksa başına buyruk mu hareket edecek?
Bu soruların cevapları kitabın ilerki sayfalarında okuyacak kişilerin merak konusu olarak kalmaya devam edecektir.

- Kitabın ilk sayfaları gayet akıcı bir halde şen şakrak aile ortamı, komşular, tanışma faslıyla geçerken doktorumuzun yeni taşındığı işyerindeki ilk gününde talihsiz bir olayla karşılaşmasıyla ortalık gerilmeye başlıyor. O sayfalar gerçekten beni de germeyi başardı doğrusu. Kitabın kalan bütün sayfalarını kapsayacak olan olaylar zincirinin her halkasında nefesinizi tutarak sayfaları çevireceğinizden emin olabilirsiniz. Zira ben öyle yaptım. Özellikle Hayvan Mezarlığında.

- Oraya gittiğim ilk zaman fazla etkilenmedim ama yine de içten içe bir ürperti hissettim. Taa ki kahramanlarımızın daha ilerisine, eski Kızılderili mezarlığına gitmeye cesaret edene kadar. Oralarda tamamen bir tırsma bana hakim oldu diyebilirim. Ormanda yürürkenki kuru otların çıkardığı sesi duyuyor, dallar benimde kollarıma çarpıyor gibi hissediyordum. Yazar kendi hayal dünyasının göbeğine bizi de çekmeyi başarıyor. Bazı yerlerde gecenin sadece sayfaların içinde değil de benim de içime çöktüğünü hissettim. Bir an önce karanlıktan kurtulmalıyım diye düşündüm.

- Kitabın son sayfalarına yaklaştığımızda finali getirecek olan olay bizi gerçekten derinden etkileyecek bir duygusallıkla işlenmiş. Böyle sayfaların olmasının, bende kitabı okurken daha fazla heyecan uyandırdığını fark ettim. Hiç beklemediğiniz bir anda bütün iskambil kağıtları yıkılıyor.

- Kitabın dili sade ve akıcı. Kitabın bendeki baskısının kapağı bile içimi ürpertmeye yetmişti zaten. Bununla birlikte yazar bizi tatmin edecek derecede duygusallık, heyecan, aksiyon, korku ve dostluk serpiştirmiş kitabın içine. Keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Herkese tavsiye ederim.

Bonus: İncelememi yazarken bir foto paylaşmak istedim.

https://i.hizliresim.com/mMl274.jpg
Bir Stephen King kitabı daha bitti. İlk olarak söylemek istediğim şey bu kitaba on puan vermenin veya mükemmel bir kitap olduğunu söylemenin, bu türde gerçek anlamda çok iyi olan kitaplara büyük bir haksızlık olacağı. Hayvan Mezarlığı'nı okumadan önce üç Stephen King kitabı okumuştum: O, 22/11/1963 ve Sadist. İkisini beğenmiş Sadist'te ise hayal kırıklığına uğramış ve okurken sıkılmıştım. Hayvan Mezarlığı'nı okurken de Sadist'te olduğu gibi hissettiğimi  söyleyebilirim.  İlgi çekici konu, iyi bir giriş ancak devamında beklentilerin çok altında kalan bir kitap. Korku-gerilim ustası olarak bilinen bir yazarın en beğendiğim eserinin, içinde hiçbir korku öğesi barındırmayan 22/11/1963 olması da işin ayrı bir ironisi.

Kısaca konudan bahsedecek olursam; Doktor Louis Creed ve ailesi kırsal bir bölgedeki büyük ve eski bir eve taşınırlar. Doktor Louis, eşi Rachel, küçük kızları Eileen ve bebekleri Gage ile Creed ailesi için her şey yolunda gitmektedir. Ta ki komşuları Jud, Creed ailesinin evine yakın bir bölgedeki evcil hayvan mezarlığını onlara gösterene kadar. Geçmişten o güne bu mezarlığın taşıdığı sır, Creed ailesi ve komşularının hayatını tamamıyla değiştirecektir.

Hayvan Mezarlığı'nın başlangıcı benim için iyiydi. Klasik bir giriş olarak görünse de kırsal bir bölge, eski büyük bir ev, mükemmel aile benim sevdiğim unsurlar. Kitap üç bölümden oluşuyor ve ilk bölüm bana göre çok durağan. Olaylar ağırlıklı olarak ikinci ve üçüncü bölümlerde yaşanıyor, ama bu bölümlerde de sıkıntılı bir nokta var: Bu nokta da, yazarın oluşturmaya çalıştığı korku-gerilim ortamının beni içine çekememesi. Kitabı okurken heyecanlandığımı ya da gerildiğimi hatırlamıyorum desem yeridir. Stephen King'in korku-gerilim türünde okuduğum üç eserinin hiçbiri beni tam anlamıyla bu gerginliğe sürükleyemedi. Okura ulaştırılmak istenen korku öğeleri fantastik unsurlarla birleştiriliyor ve bence bu, olayı korkunç ya da gerilim dolu yapmıyor aksine zaman zaman komik bir hale getiriyor. Farklı yazarlarını aynı türde eserlerini okuduğumda oldukça gerildiğimi hatırlıyorum ama King şu ana kadar bende bunu başaramadı.

Bir de şu durum var: Örneğin Hayvan Mezarlığı'nın yorumları genel olarak çok iyidir ve okur bunun baskısını üstünde hissedebilir. "Acaba sorun bende mi," diye düşünür, "Herkes beğeniyor hadi ben de beğendim," der. Şu da olabilir: "Kitabın yazarı Stephen King, oldukça tanınan, ünlü, verimli ve belli ki çok iyi bir yazar, o halde ben bu kitabı eleştiremem." Bu bana göre oldukça gereksiz ve saçma bir bakış açısı. Bu türde kitaplara oldukça alışkınım ve bana göre bu kitabın çok iyi olduğunu söyleyen biri kesinlikle bu türe alışkın değildir veya yukarda söylediğim nedenlerden beğenmiş gibi görünür. Abarttığımı düşünenler olabilir ama ben kesinlikle abarttığımı düşünmüyorum. Hayvan Mezarlığı çok iyi, mükemmel, gerilim dolu kategorileri altına girebilecek bir kitap değil. Kitabın yorumlarına bakarken şöyle bir yorum görmüştüm: "Aynı kitabı başka (meşhur olmayan) biri yazmış olsaydı haberimizin dahi olmayacağı bir kitap." Kesinlikle katılıyorum. Kapağında Stephen King veya herhangi çok tanınan bir yazarın ismi yazıyor diye o kitabın mükemmel olduğunu söylemek veya kitabı eleştirmekten kaçınmak zorunda değilsiniz.

Sonuç olarak; yazarın o bahsedilen gerilim duygusunu bana bir türlü geçiremeyişi, kurgunun basitliği, yer verilen korku öğelerinin neredeyse komik gelecek kadar zorlama olması, kitabın bana yavan gelmesine ve yine hayal kırıklığına uğramama neden oldu. Stephen King okumaya tabii ki devam edeceğim. Bir sonraki King kitabım ne olur bilmiyorum ama Mahşer dışındaki herhangi bir kitabına çok büyük beklentilerle başlamayacağım. Hayvan Mezarlığı'nı çok iyi olduğu için tavsiye edemeyeceğim maalesef. Bu kitabı ancak, Stephen King kitaplarının büyük çoğunluğunu okumak ve kitap hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.432 Oy)19.197 beğeni43.803 okunma3.042 alıntı184.752 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.244 Oy)6.952 beğeni20.299 okunma727 alıntı114.249 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.793 Oy)13.520 beğeni34.850 okunma3.469 alıntı147.476 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.628 Oy)8.905 beğeni28.984 okunma861 alıntı140.944 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.965 Oy)8.936 beğeni26.562 okunma2.715 alıntı116.022 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.629 Oy)9.132 beğeni25.573 okunma1.594 alıntı128.352 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.764 Oy)11.509 beğeni28.713 okunma1.620 alıntı150.424 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.516 Oy)8.114 beğeni23.017 okunma855 alıntı90.830 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.530 Oy)7.942 beğeni21.545 okunma4.059 alıntı130.713 gösterim
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (2.840 Oy)2.938 beğeni10.722 okunma174 alıntı39.129 gösterim
Sevgili dostum Stephen,

Doğum gününü en içten dileklerimle kutlar; başarının, mutluluğunun, yazacağın kitapların devamını dilerim. Umarım bir gün bu güzelim kitaba da, tıpkı Medyum'da olduğu gibi, bir devam kitabı yazmayı çok görmezsin. Ha bu arada, lütfen kendine biraz dikkat et. 71 yaşına geldin, eskisi gibi amuda kalkarken bile kitap yazmaya çalışma. Git biraz dinlen lütfen. Yılda 2-3 kitap çıkarıyorsun, o kitaplardan birisinin Türkçe'ye çevrilmesi 1.5 yıl sürüyor. Bana ''En son yazdığı kitabını okudun mu ?'' diye sorduklarında ''evet'' diye cevaplıyorum; ama bir bakıyorum o ara 2-3 kitap daha çıkarmışsın; Yav evlat lütfen biraz yavaşla! Hangi birini okuyacağımı sapıtıyorum... Neyse bu incelemeyi doğum gününe armağan ediyorum ve tüm King okurlarına da bol Derry'li, Penniwise'lı, Sadie'li George'lu, John Coffey'li, Dan Torrance'lı güzel vakitler dileyerekten incelememe geçiyorum.

Stephen King Etkinliği: #30096680



Açıkcası Hayvan Mezarlığı okurların arasında çok ciddi miktarda görüş ayrılığına düşen bir korku-gerilim romanıdır.
Kimisi sevmez, kimisi çok sever; kimisi korkmaz, kimisi çok korkar... Şahsen ben kitabı seven ve bir miktarda korkan gruptayım. Her ne kadar en zararsız insanın ''Ölü İnsan'' olduğuna inansam da, mezarlık teması beni her zaman korkutuyor. İçinde illa ki bir olay olmasına gerek yok; mezarlık dediğin an benim için iş bitmiştir. Ne tesadüftür ki mezarlıklara gitme vakitleri hep gece yarısı bölgede polis veya herhangi bir insan olmadığında, çalılıkların arasından bir yol izleyerek gidiliyor. Her seferinde bu taktik tuttuğundan ve okuru ciddi miktarda korkuttuğundan dolayı bu konuda herhangi bir lafım yok. Çok başarılı! Hele kedileri benim gibi sevmiyorsanız (lütfen kızmayın, küçükken anneannemin kapısının önünde karanlıktan manyağın teki üstüme atladığından beri kedilere karşı biraz mesafem var) çok çok daha hoşunuza gidebilir, seviyorsanız yine hoşunuza gider. İlk 200 sayfa Church ile oynarsınız, kedi zaten ilk başlarda çok sevimli. Benim bile hoşuma gitmişti, ama sonradan olaylar değişince kedilere karşı tekrardan mesafem uzadı.

Kitabın çok çok eski bir filmi de mevcut. Filmde 3 yaşındaki küçük erkek çocuğu Gage'in rolünü oynayan Miko Hughes'un şimdiki halini görünce bir tuhaf oldum. Zaman nasıl da hızlı geçiyor! Bu arada şunu da çok net söyleyebilirim: Eğer ilk olarak filmi izlemiş olsaydım, kitabı hiç bir türlü okumazdım. Filmi hiç sevmiyorum, seven çok fazla ama inanın bende en ufak bir etki bırakmadı.

''Stephen King'e nereden başlamalıyım ?'' sorusuna verilen cevap genelde Medyum, Yeşil Yol veya Hayvan Mezarlığı'dır. Bunun sebebi bu kitapların inanılmaz düzeyde iyi olmasından ziyade, King'in diline çok hızlı adapte olabilmenizden dolayıdır. Yoksa 22.11.63 de güzel, Mahşer de, Doktor Uyku da, O da... hepsi birbirinden güzel eserler. Stephen King'in 100'e yakın eseri var, arka kapağı okuyun ve kendinize en yakın hangisini hissederseniz onunla başlayın, zaten biraz tanıdıktan sonra hepsini teker teker okursunuz, aceleye gerek yok hele önce bir etkinlik adresimize gelin :D #30096680

Söyleyeceklerim bu kadar. King bir ara devam kitabını mutlaka düşün, kafamda zibilyon tane soru var. Tekrardan doğum günün kutlu olsun :D


Dipnot: Mezarlıktan yeni çıkmış kediler harbiden çok başa bela, sizi köşede sıkıştırınca kendinizi Zimeyeviç'ten kurtulmaya çalışan bir Romanov gibi (#33453124) hiseedebilirsiniz.
#30096680
Kapağında kendi kedimin oluşundan ötürü Stephen King etkinliği için seçtiğim ilk kitap Hayvan Mezarlığı'ydı. :)
Stephen King milyonlarca hayranı olan bir "korku" yazarı. Ancak benim için bu kitap korku kategorisinden ziyade Gerilim - Psikolojik kategorilerine daha yakın. Özellikle günümüzde çeşitli haz ve sapkınlıkların her alandaki geniş ifadeleri, böyle bir kitabi korku kategorisine koymanızı engelleyebilir.

Stephen King'e tek renkli bir gözlükle bakmak bana kalırsa yazarın değerini düşüyor. Bu mu korku, sadece ürperdim, klişe ya da tahmin edilir kurgu eleştirilerinden bunu çok rahat anlayabilirsiniz. Kan istiyorum, vahşet istiyorum, psikolojik altyapısı önemsiz sadece sapkın insan istiyorum, kitabin başından sonuna kadar diken üstünde durmak istiyorum diyen birisi belki de bu kitapta aradiklarini bulamayacak. Ancak kitabın ona verdiği şeyler bana kalırsa çok daha kıymetli.

Kitap bir ailenin ufak bir kasabaya taşınmasıyla başlıyor. Uzun süren giriş bölümünde ailenin ve bazı komşuların ilişkilerini, inançlarını, hayata bakişlarını, arzularını ve korkularını kısacası zihin yapısını işliyor. Artık karakterlerimizi tanımaya başlıyoruz. Devamında başlayan olayların içinde ise adeta sürükleniyoruz çünkü hiçbir şey bizim elimizde değil...

Ya da biz öyle düşünüyoruz. Aslında ürperme de tam bu noktada başlıyor. Çünkü aslında hepsi elimizde ama kabullenememek ya da tutkularımız; ismini siz koyun bizi çılgınlığın eşiğine götürüyor.

Kitabi 5 günde okudum ve 2 gece rüyamda kitabın evreniyle uğraştım diyebilirim :) Bu da karakterlerin temellendirilişiyle alakalı bana kalırsa, bu noktada çok başarılı buldum.

Gerçekçi kitaplar okumayi seven, fantastik evrenden uzak duran birçok tanıdığım var. Gerçekçiliği ben de seviyorum. Ancak bu evrenin içindeki gerçekler bana her zaman daha çekici gelmiştir. Karakter analizi yapmak, bir zihnin derinliklerinde gezinmek hiç bu kadar eglenceli olmamıştı :))
Teşekkürler okuduğunuz için
Şu an öyle bir aklımdan geçti.Çocukluğum da hangi kitabı okudum diye düşünürken içim ürperdi birden.
Abim kitaplarını kimse ile paylaşmazdı ve tam bir Stephen King hayranı idi.Ellenmesine dahi tahammül edememesi sebebi ile kendisinden gizli saklı kaçırdığım ve ancak uyuduğunda okuyabildiğim bir kitaptı.Bir çocuğun yapabileceği en büyük yanlıştı şimdi anlayabiliyorum.Okumak için saatleri bekliyorsunuz ,sonrasında gece sessizliğinde korkudan uyuyamıyorsunuz.Yorgan altından tek gözümle okuduğumu hatırlıyorum da gerçekten etkilenmiştim.
Yıllar sonra tekrar okuduğumda elbetteki aynı tepkiyi vermedi lakin yine de ürperdim.Belki "Ne gereksiz .Bize ne çocukluk anılarından "diyeniniz olabilir. Affınıza sığınıyorum aklıma gelince üzerimde bıraktığı izleri paylaşmak istedim.
Ebeveynler bu kitabı çocuklarınızdan uzak tutunuz uzun süre etkisinden kurtulamıyorlar :)

Hayvan Mezarlığı Stephen King ile tanışmama vesile olan o yıllarda yazılabilecek en iyi korku-gerilim kitabıdır.Benim için Stephen King baş yapıtıdır.
Yazarı takip edenler mutlaka Hayvan Mezarlığına uğramıştır.
Korku-Gerilim sevenler okumalı diye düşünüyorum.
Herkese merhaba, sabahın ilk ışıklarıyla uyananlara, gece boyunca gözüne uyku girmeyip şu anda mışıl mışıl uyuyanlara, herkese. Öncelikle başka bir etkinliğin altında bu etkinliğe (#30096680) katılmamı sağlayarak ilk defa Stephan King ve ilk defa korku-gerilim türünde bir kitap okumama sebebiyet verdiği için Hakan'a (Hakan Arık) çok teşekkür ediyorum.

Kitabın adından başlamak istiyorum, "Hayvan Mezarlığı"... Düşünün ki yıllar yıllar önce yaşamış ve ölmüş olan bir kedi Smocky, tavşan Marta, köpek Spot, boğa Hanratty var. Çocukların tahtalardan; babalarının teneke makaslarıyla kestiği levhalardan yapılmış mezar taşları kiminin üzerinde söz dinlerdi yazan. Düşündük değil mi? O halde hazır bunun sözü açılmışken kitaptan günümüz dünyasında hayvanların dirisine bile saygı göstermeyen varlıkların olduğunu göz önünde bulundurursak eğer (elleri ve kolları kesilen minik bir köpek, hiçbir neden yokken denize atılan kedi, tüm bunların dışında sadece onlara karşı kötü bir girişimde bulunanlar değil, aynı zamanda imkân olduğu hâlde bir iyiliği onlara çok görenler de dahil, bir kap su veya yemek koymaktan aciz insanları da düşünürsek) hayvanların ölülerine değer veren çocukların olduğunu bilmek ne hoştu, kitap da bile olsa...

Kitabın konusuna değinecek olursam ailesiyle birlikte mutlu bir yaşam süren Doktor Louis Creed, eşi Rachel, kızı Ellie ve oğlu Gage ile birlikte başka bir eve taşınırlar, orada başlarına gelecek ve tüm hayatlarını değiştirecek felaketleri ve kamyon geçen yolun bunda bir parmağı olacağını bilmeden üstelik. Louis'in ilk iş gününde gelen yaralı genç Ludrovr'dan başlayarak gördüğü kâbuslar, evin kedisi Church'un başına gelenler, komşuları Jud Crandall yüzünden evlerinin yakınındaki hayvan mezarlığıyla tanışmalarıyla birlikte olaylar gelişmektedir.

Kitapta çok muazzam betimlemeler de var, ara ara hoş olmayan kelimeler de ama çok fazla değil, bilginize sevgili dostlarım. Bu kitap bana korku ve gerilimden çok hüzün yaşattı diyebilirim. Bu kadar uzun sürede okuduğuma da aldanmayın lütfen, en fazla 4 ya da 5 günde okuyabileceğiniz bir akıcılıkta bu kitap. Ben nasıl bu kadar uzattım kızıyorum kendime, siz bakmayın bana :)
Sonlara doğru daha çok heyecan yaşadım ve sonu da hiç beklemediğim bir şekilde bitti diyebilirim. İçimde biraz burukluk ve şaşkınlık kaldı. Sanki kitap hâlâ devam edecekmiş gibi bitti, belki de o an orda bitmesin istediğim için bana öyle geldi, üzdü bu yüzden açıkçası beni. Sonun devamı olmaz ama yine de zihnimizde hayal gücümüzle devam ettirelim diye öyle bir sonla bitirmiştir belki de Sevgili Stephan King...

"Azıcık SPOİLER olabilir!"
Düşünün gecenin bir yarısı ormanda yürüyorsunuz, korkunç kuş ötüşleri, parlak bir gece, beyninizi kemiren düşünceler... Size yaklaşan bir şey ne olduğunu bilmediğiniz yaklaştı yaklaştı, bakmayın sakın sonra uzaklaştı ve uzaklaştı. Şimdi yine düşünün çok sevdiğiniz biri öldü. Koca bir sır var sakladığınız, o kişiyi hayata geri getirme şansınız bu sırda gizli. Ama başka bir şey daha var. Şayet bunu yaptığınız takdirde o kişi eskisi gibi olmayacak. Sadece yaşayan bir et parçası, kalbi olmayan belki. Siz olsaydınız ne yapardınız, onun yokluğuna alışmak mı yoksa onun yeniden varlığını bilip gözünüzün önünde yok oluşunu mu izlemek, fiziken yakın olup da kalbinizde tanıdığınız ondan çok uzak olmak mı, oysa onu hep öyle sevdiğiniz halde hatırlamak daha iyi olmaz mıydı, evet hangisi? Louis ne yapıyor peki? Ya Rachel kardeşi Zelda'yla olan anılarını bunca yıllık eşinden neden saklıyor? Ölümden neden bu kadar korkuyor? Ölüm demişken kitapta da geçiyor, grip ve zatürre, kanser, savaşlar, patlamalar, kalp krizleri, felçlikler, böbrek yetmezlikleri, trafik kazaları, intihar, cinayet ve daha sayamadığımız ne çok ölüm sebebi var değil mi? Kimi zaman otururdu ölüm insanla yemeğe diyor Jud.

Öyle değil mi ölüm de gerçeği hayatımızın tıpkı yaşamak gibi. Sözü daha fazla uzatmayayım, daha ne diyeyim ki hiç durmayın okuyun... Buraya bir gerilim müziği falan bırakmak isterdim sizin için ama inanın hiç bilmiyorum, eğer sizlerin bildiği varsa atın linkini koyayım hemen, buraya kadar okuduğunuz için gözlerinize çok teşekkürler...
Az kalsın unutuyordum kitaptan güzel ve anlamlı bir sözle incelememe son vermek istiyorum:
"İnsanın yüreğinin toprağı daha da taşlıdır. İnsan yetiştirebildiği kadarını yetiştirir."
O halde güzel kalbinizde taşlara rağmen çok güzel şeyler yetiştirmeniz, beslemeniz ve büyütmeniz dileğiyle...
Sevgiyle ve tebessümle kalın :))
Stephen king dediğimize aklımıza ilk korku, gerilim, fantazi romanlar gelir aklimiza. 21 yüzyılda pek az yazarlar vardir böyle başarılı. 400 sayfa ayını konu anlatmaktadır ve okuyucu hiç sıkılmadan sürüklüyor. Gelgelelim kitap incelemesine, "hayvan mezarlığı" yazarı'nın okuduğum ikinci kitap ve gerçekten de vahşi ve gerilim dolu. Konu ne kadar inanılmaz olsa da yazar inadirmamizi sağlıyor. Yazarı'nın hayal gücüne hayran kalan ben stephen kingin'in bütün kitapları okumaya kararlıyım. Sizlere de keyifli okumaları diliyorum.
Şuana kadar hiç gerilim-korku türünde bir eser okumamıştım. Okumayı da düşünmüyordum ama Stephan King kötü bir eser yazmamıştır diye düşünürek eseri elime aldım. Aldım ve de bırakamadım. Gerçekten korkuyu ve gerilimi iliklerime kadar hissettim. Ayrıca karakterler ve davranışlarının anlatımı, gerçekliğe yakınlığı konusunda yazar ustalığını sergilemiş. İlk korku-gerilim kitabım olduğundan okurken biraz yabancılık çektim ama bundan sonra korku-gerilime antipatiyle değil sempatiyle bakacağım...
Tek gecede bitirdiğim ve en son sayfadan sonra evin içinde hışırtı duyduğumu sanıp yerimden kalkamadığım bir kitap. Üstat muhteşem bir kurguyu muhteşem tasvirlerle anlatmış yine. Sevdiğiniz birinin ikinci kez hayata dönmesini ister miydiniz??
Stephen King'i sadace izlediğim filmlerinden tanırdım. Arkadaşlar ile özellikle Stephen King'in filmlerini arardık. Çünkü o zamanlar internette film siteleri yok nerdeee ancak kiralıyorduk cd'sini. Rose Red Konağı mesele ne filmdi ama neyse.

Neden filmlerden bahsettim ki çünkü ben kitap falan okumazdım, yüzüne bile bakmazdım. Kitaplar bana çok uzaktaydı. Tek tük sayılı kitap okumuşumdur. Bir gün Hayvan Mezarlığı gözüme çarptı ve Stephen King'in adını görünce hemen aldım.

Sonradan kendi kendime söylenmeye başladım, bir kitap beni ne kadar etkileyebilir? Ne yani ne yapabilir bana diyerek okumaya başladım. Yazarı King olunca heyecanla okuyorum, hikayesi beni içine çekti ve kendimi kitapta buldum. Kitabı bitirdiğimde ilk işim piyasada ne kadar King kitabı varsa hepsini sipariş verdim. Bundan sonra kitap okuyacağım dedim. King benim içimdeki okuyan insanı ortaya çıkardı. King'in yeri bende çok ayrı. Sebebi hem onu önceden sevmem hem de kitapları sevdirmesi.

Kitaba gelirsek konusu bence çok ilgi çekici ve hikayesi,kurgusu çok başarılı. Gerilim de var dram da var. Churc adlı kedi olsun, Rachel'in kardeşi olsun hepsi çok ilgi çekiciydi. Kitapta gerildigim yerler de oldu. Mesela Rachel'in ablasını anlatırken çok etkilendim. Sonra Louis'in yaşadığı olaylar, gördüğü kabuslar etkilendiğim yerlerdi. Oğlu Gage tam dramdı, gözümden yaş geldi ister istemez. Gerilim okurken ağladığımı fark ettim. Oğlunun olayı ve ilk olayı spoiler vermeyeceğim o baya sarstı beni. Komşuları Jud ve diğerleri hepsi kendi hikayeleriyle kitabın içinde.

Özetle okumalısınız, ben bu kitabıyla tanıştım ve halim ortada.
Kitaba puanım 9 puan ama 10 puanı hak ediyor ve 10 veriyorum.

Bir insana kitapları sevdiren bir kitap için, kaç puan verirsem vereyim az kalır.
Kitabı googlekitaplardan telefonuma yüklediğim için kalitesi kötüydü. Ancak konu o kadar sürükleyiciydiki okumaktan keyif aldım. Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Kitaptan öncede kedilerin kendilerine has bir havaları olduğunu, özgür ve asi olduklarını düşünür ve açıkçası korkardım. Kitaptan sonra kedilerden daha çok ürker hale geldim. Acaba kitabın filmi varmı? Konu tam senaryoluk. İnsanlar sevdikleri için ne kadar ileri gidebilirler? Ürpertici ama o oranda da sürükleyici bir hikaye. King ustalığını göstermiş. Ancak sonu benim için tam bir süpriz oldu. Sanki kitabın devamı geliyormuş gibi bitti. Tam herşey bitti derken başa döndük.
İnsanoğlu varolalı beri ölümsüz olmanın yollarını aramış, bu hayatta yeniden dirilmenin nasıl mümkün olacağını hep merak etmiştir. Ölümsüzlük iksirini edinmek istemenin neticesi hep yeni bir araştırmayı beraberinde getirmiştir.
İksirler, tiryaklar, eskilerin mumyalama yöntemi, reankarnasyon inancı, çağımızın cesetleri dondurma işlemi ve daha niceleri bu merakın bir sonucu şüphesiz. Oysa halihazırdaki mevcut yaşadığımız dünyada kalıcılığın sırrı ölümsüz eser bırakmakta saklı olduğunu unutur oldu insanlık. İnsanların hizmetine sunulan bir yapıt, nesillere yararlı olacak bir evlat ötelere irtihal etmiş ölüye de kesilmeyen bir hazine oluk oluk akan bir çeşme armağan eder. Öyle bir hazine ki kökü mazide meyveleri ötelerdedir.
Gelelim kitaba!
***Spoiler İçerir!
Kitap; Hz İsa' nın ölüleri dirilten İncil' den alıntılan kutsal pasajıyla başlıyor. Üniversitenin dispanserine doktor olarak tayin edilen Louis ve ailesinin taşındığı yerde Jud adında değişik bir komşu edinirler. Birgün komşuları Jud, onları hayvanların defnedildiği mezarlığa götürür ve gezdirir. Bundan hoşnut olmayan doktorun eşi Rachel inanılmaz bir huzursuzluk hisseder. Aradan belli bir sürr geçtikten sonra evcil hayvanları Churchill bir kamyon tarafından yola savrulur. Savrulan hayvan doktor tarafından torbaya konularak komşusu Jud ile hayvan mezarlığına gömülür. İşte olaylar bundan sonra patlak verir. Olayın geri kalan nefes kesen kısmını siz değerli okuyuculara bırakıyorum.
Keyifli okumalar.
Eroinmanlar da kollarına şırınga yaparlarken çok iyi hissederler kendilerini, oysa o anda zehirleniyorlardır.
Stephen King
Sayfa 123 - Altın Kitaplar
İnsan, bugün açan, yarın solan kır çiçekleri gibidir, insanın zamanı ancak bir mevsimdir, gelir ve geçer.
Stephen King
Sayfa 208 - Altın Kitaplar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayvan Mezarlığı
Alt başlık:
Gecenin Pençesi
Baskı tarihi:
Haziran 2003
Sayfa sayısı:
399
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754051520
Orijinal adı:
Pet Cemetery
Çeviri:
Mehmet Harmancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Hayvan Mezarlığı
Hayvan Mezarlığı (Gecenin Pençesi)
Stephen King'in bu eseri beyazperdeye de aktarıldı. Film, bütün dünyada yankılar yaratmaya devam ediyor.
"Kutsal Mezarlığa gömülen ölüler, kısa sürede yeniden hayata dönerler."
-Bir Kızılderili İnancı-

Dr. Louis Creed ve ailesi eski kızılderili mezarlığındaki ruhların gazabına uğramışlardı... Bunun elbette nedenleri olmalıydı!..
Stephen King okurlarını, doğaüstü olaylarla bezenmiş heyecanların doruğuna götürüyor.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 1.902 okur

  • Öznur Ceylan
  • Ayberk Kocer
  • Erkan Kaya
  • Ceren Çetinkaya
  • Okan
  • Çağrı Balcan
  • Siyah Kapşonlu
  • Ertuğrul Turan
  • Samet Yılmaz
  • lal hi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%6
18-24 Yaş
%19.9
25-34 Yaş
%30.5
35-44 Yaş
%27.7
45-54 Yaş
%9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.5
Erkek
%32.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.8 (184)
9
%21.8 (130)
8
%22.9 (137)
7
%13.6 (81)
6
%6.4 (38)
5
%2.3 (14)
4
%1 (6)
3
%0.3 (2)
2
%0.2 (1)
1
%0.5 (3)

Kitabın sıralamaları