Hayvan Mezarlığı (Gecenin Pençesi)Stephen King

·
Okunma
·
Beğeni
·
10.149
Gösterim
Adı:
Hayvan Mezarlığı
Alt başlık:
Gecenin Pençesi
Baskı tarihi:
Haziran 2003
Sayfa sayısı:
399
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754051520
Orijinal adı:
Pet Cemetery
Çeviri:
Mehmet Harmancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Stephen King'in bu eseri beyazperdeye de aktarıldı. Film, bütün dünyada yankılar yaratmaya devam ediyor.
"Kutsal Mezarlığa gömülen ölüler, kısa sürede yeniden hayata dönerler."
-Bir Kızılderili İnancı-

Dr. Louis Creed ve ailesi eski kızılderili mezarlığındaki ruhların gazabına uğramışlardı... Bunun elbette nedenleri olmalıydı!..
Stephen King okurlarını, doğaüstü olaylarla bezenmiş heyecanların doruğuna götürüyor.
(Arka Kapak)
Bir Stephen King kitabı daha bitti. İlk olarak söylemek istediğim şey bu kitaba on puan vermenin veya mükemmel bir kitap olduğunu söylemenin, bu türde gerçek anlamda çok iyi olan kitaplara büyük bir haksızlık olacağı. Hayvan Mezarlığı'nı okumadan önce üç Stephen King kitabı okumuştum: O, 22/11/1963 ve Sadist. İkisini beğenmiş Sadist'te ise hayal kırıklığına uğramış ve okurken sıkılmıştım. Hayvan Mezarlığı'nı okurken de Sadist'te olduğu gibi hissettiğimi  söyleyebilirim.  İlgi çekici konu, iyi bir giriş ancak devamında beklentilerin çok altında kalan bir kitap. Korku-gerilim ustası olarak bilinen bir yazarın en beğendiğim eserinin, içinde hiçbir korku öğesi barındırmayan 22/11/1963 olması da işin ayrı bir ironisi.

Kısaca konudan bahsedecek olursam; Doktor Louis Creed ve ailesi kırsal bir bölgedeki büyük ve eski bir eve taşınırlar. Doktor Louis, eşi Rachel, küçük kızları Eileen ve bebekleri Gage ile Creed ailesi için her şey yolunda gitmektedir. Ta ki komşuları Jud, Creed ailesinin evine yakın bir bölgedeki evcil hayvan mezarlığını onlara gösterene kadar. Geçmişten o güne bu mezarlığın taşıdığı sır, Creed ailesi ve komşularının hayatını tamamıyla değiştirecektir.

Hayvan Mezarlığı'nın başlangıcı benim için iyiydi. Klasik bir giriş olarak görünse de kırsal bir bölge, eski büyük bir ev, mükemmel aile benim sevdiğim unsurlar. Kitap üç bölümden oluşuyor ve ilk bölüm bana göre çok durağan. Olaylar ağırlıklı olarak ikinci ve üçüncü bölümlerde yaşanıyor, ama bu bölümlerde de sıkıntılı bir nokta var: Bu nokta da, yazarın oluşturmaya çalıştığı korku-gerilim ortamının beni içine çekememesi. Kitabı okurken heyecanlandığımı ya da gerildiğimi hatırlamıyorum desem yeridir. Stephen King'in korku-gerilim türünde okuduğum üç eserinin hiçbiri beni tam anlamıyla bu gerginliğe sürükleyemedi. Okura ulaştırılmak istenen korku öğeleri fantastik unsurlarla birleştiriliyor ve bence bu, olayı korkunç ya da gerilim dolu yapmıyor aksine zaman zaman komik bir hale getiriyor. Farklı yazarlarını aynı türde eserlerini okuduğumda oldukça gerildiğimi hatırlıyorum ama King şu ana kadar bende bunu başaramadı.

Bir de şu durum var: Örneğin Hayvan Mezarlığı'nın yorumları genel olarak çok iyidir ve okur bunun baskısını üstünde hissedebilir. "Acaba sorun bende mi," diye düşünür, "Herkes beğeniyor hadi ben de beğendim," der. Şu da olabilir: "Kitabın yazarı Stephen King, oldukça tanınan, ünlü, verimli ve belli ki çok iyi bir yazar, o halde ben bu kitabı eleştiremem." Bu bana göre oldukça gereksiz ve saçma bir bakış açısı. Bu türde kitaplara oldukça alışkınım ve bana göre bu kitabın çok iyi olduğunu söyleyen biri kesinlikle bu türe alışkın değildir veya yukarda söylediğim nedenlerden beğenmiş gibi görünür. Abarttığımı düşünenler olabilir ama ben kesinlikle abarttığımı düşünmüyorum. Hayvan Mezarlığı çok iyi, mükemmel, gerilim dolu kategorileri altına girebilecek bir kitap değil. Kitabın yorumlarına bakarken şöyle bir yorum görmüştüm: "Aynı kitabı başka (meşhur olmayan) biri yazmış olsaydı haberimizin dahi olmayacağı bir kitap." Kesinlikle katılıyorum. Kapağında Stephen King veya herhangi çok tanınan bir yazarın ismi yazıyor diye o kitabın mükemmel olduğunu söylemek veya kitabı eleştirmekten kaçınmak zorunda değilsiniz.

Sonuç olarak; yazarın o bahsedilen gerilim duygusunu bana bir türlü geçiremeyişi, kurgunun basitliği, yer verilen korku öğelerinin neredeyse komik gelecek kadar zorlama olması, kitabın bana yavan gelmesine ve yine hayal kırıklığına uğramama neden oldu. Stephen King okumaya tabii ki devam edeceğim. Bir sonraki King kitabım ne olur bilmiyorum ama Mahşer dışındaki herhangi bir kitabına çok büyük beklentilerle başlamayacağım. Hayvan Mezarlığı'nı çok iyi olduğu için tavsiye edemeyeceğim maalesef. Bu kitabı ancak, Stephen King kitaplarının büyük çoğunluğunu okumak ve kitap hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar.
#30096680
Kapağında kendi kedimin oluşundan ötürü Stephen King etkinliği için seçtiğim ilk kitap Hayvan Mezarlığı'ydı. :)
Stephen King milyonlarca hayranı olan bir "korku" yazarı. Ancak benim için bu kitap korku kategorisinden ziyade Gerilim - Psikolojik kategorilerine daha yakın. Özellikle günümüzde çeşitli haz ve sapkınlıkların her alandaki geniş ifadeleri, böyle bir kitabi korku kategorisine koymanızı engelleyebilir.

Stephen King'e tek renkli bir gözlükle bakmak bana kalırsa yazarın değerini düşüyor. Bu mu korku, sadece ürperdim, klişe ya da tahmin edilir kurgu eleştirilerinden bunu çok rahat anlayabilirsiniz. Kan istiyorum, vahşet istiyorum, psikolojik altyapısı önemsiz sadece sapkın insan istiyorum, kitabin başından sonuna kadar diken üstünde durmak istiyorum diyen birisi belki de bu kitapta aradiklarini bulamayacak. Ancak kitabın ona verdiği şeyler bana kalırsa çok daha kıymetli.

Kitap bir ailenin ufak bir kasabaya taşınmasıyla başlıyor. Uzun süren giriş bölümünde ailenin ve bazı komşuların ilişkilerini, inançlarını, hayata bakişlarını, arzularını ve korkularını kısacası zihin yapısını işliyor. Artık karakterlerimizi tanımaya başlıyoruz. Devamında başlayan olayların içinde ise adeta sürükleniyoruz çünkü hiçbir şey bizim elimizde değil...

Ya da biz öyle düşünüyoruz. Aslında ürperme de tam bu noktada başlıyor. Çünkü aslında hepsi elimizde ama kabullenememek ya da tutkularımız; ismini siz koyun bizi çılgınlığın eşiğine götürüyor.

Kitabi 5 günde okudum ve 2 gece rüyamda kitabın evreniyle uğraştım diyebilirim :) Bu da karakterlerin temellendirilişiyle alakalı bana kalırsa, bu noktada çok başarılı buldum.

Gerçekçi kitaplar okumayi seven, fantastik evrenden uzak duran birçok tanıdığım var. Gerçekçiliği ben de seviyorum. Ancak bu evrenin içindeki gerçekler bana her zaman daha çekici gelmiştir. Karakter analizi yapmak, bir zihnin derinliklerinde gezinmek hiç bu kadar eglenceli olmamıştı :))
Teşekkürler okuduğunuz için
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.043 Oy)17.419 beğeni39.339 okunma2.090 alıntı164.647 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (5.845 Oy)6.536 beğeni18.848 okunma571 alıntı106.648 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.974 Oy)12.425 beğeni31.627 okunma2.732 alıntı132.008 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.196 Oy)8.108 beğeni23.883 okunma1.870 alıntı101.916 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.813 Oy)8.105 beğeni25.902 okunma618 alıntı126.135 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.943 Oy)8.332 beğeni23.142 okunma1.124 alıntı112.330 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.120 Oy)10.782 beğeni26.463 okunma1.379 alıntı139.337 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.034 Oy)7.298 beğeni19.757 okunma3.148 alıntı116.016 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.793 Oy)7.329 beğeni20.502 okunma678 alıntı79.117 gösterim
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (2.774 Oy)2.888 beğeni10.443 okunma186 alıntı38.573 gösterim
Şu an öyle bir aklımdan geçti.Çocukluğum da hangi kitabı okudum diye düşünürken içim ürperdi birden.
Abim kitaplarını kimse ile paylaşmazdı ve tam bir Stephen King hayranı idi.Ellenmesine dahi tahammül edememesi sebebi ile kendisinden gizli saklı kaçırdığım ve ancak uyuduğunda okuyabildiğim bir kitaptı.Bir çocuğun yapabileceği en büyük yanlıştı şimdi anlayabiliyorum.Okumak için saatleri bekliyorsunuz ,sonrasında gece sessizliğinde korkudan uyuyamıyorsunuz.Yorgan altından tek gözümle okuduğumu hatırlıyorum da gerçekten etkilenmiştim.
Yıllar sonra tekrar okuduğumda elbetteki aynı tepkiyi vermedi lakin yine de ürperdim.Belki "Ne gereksiz .Bize ne çocukluk anılarından "diyeniniz olabilir. Affınıza sığınıyorum aklıma gelince üzerimde bıraktığı izleri paylaşmak istedim.
Ebeveynler bu kitabı çocuklarınızdan uzak tutunuz uzun süre etkisinden kurtulamıyorlar :)

Hayvan Mezarlığı Stephen King ile tanışmama vesile olan o yıllarda yazılabilecek en iyi korku-gerilim kitabıdır.Benim için Stephen King baş yapıtıdır.
Yazarı takip edenler mutlaka Hayvan Mezarlığına uğramıştır.
Korku-Gerilim sevenler okumalı diye düşünüyorum.
Herkese merhaba, sabahın ilk ışıklarıyla uyananlara, gece boyunca gözüne uyku girmeyip şu anda mışıl mışıl uyuyanlara, herkese. Öncelikle başka bir etkinliğin altında bu etkinliğe (#30096680) katılmamı sağlayarak ilk defa Stephan King ve ilk defa korku-gerilim türünde bir kitap okumama sebebiyet verdiği için Hakan'a (Hakan Arık) çok teşekkür ediyorum.

Kitabın adından başlamak istiyorum, "Hayvan Mezarlığı"... Düşünün ki yıllar yıllar önce yaşamış ve ölmüş olan bir kedi Smocky, tavşan Marta, köpek Spot, boğa Hanratty var. Çocukların tahtalardan; babalarının teneke makaslarıyla kestiği levhalardan yapılmış mezar taşları kiminin üzerinde söz dinlerdi yazan. Düşündük değil mi? O halde hazır bunun sözü açılmışken kitaptan günümüz dünyasında hayvanların dirisine bile saygı göstermeyen varlıkların olduğunu göz önünde bulundurursak eğer (elleri ve kolları kesilen minik bir köpek, hiçbir neden yokken denize atılan kedi, tüm bunların dışında sadece onlara karşı kötü bir girişimde bulunanlar değil, aynı zamanda imkân olduğu hâlde bir iyiliği onlara çok görenler de dahil, bir kap su veya yemek koymaktan aciz insanları da düşünürsek) hayvanların ölülerine değer veren çocukların olduğunu bilmek ne hoştu, kitap da bile olsa...

Kitabın konusuna değinecek olursam ailesiyle birlikte mutlu bir yaşam süren Doktor Louis Creed, eşi Rachel, kızı Ellie ve oğlu Gage ile birlikte başka bir eve taşınırlar, orada başlarına gelecek ve tüm hayatlarını değiştirecek felaketleri ve kamyon geçen yolun bunda bir parmağı olacağını bilmeden üstelik. Louis'in ilk iş gününde gelen yaralı genç Ludrovr'dan başlayarak gördüğü kâbuslar, evin kedisi Church'un başına gelenler, komşuları Jud Crandall yüzünden evlerinin yakınındaki hayvan mezarlığıyla tanışmalarıyla birlikte olaylar gelişmektedir.

Kitapta çok muazzam betimlemeler de var, ara ara hoş olmayan kelimeler de ama çok fazla değil, bilginize sevgili dostlarım. Bu kitap bana korku ve gerilimden çok hüzün yaşattı diyebilirim. Bu kadar uzun sürede okuduğuma da aldanmayın lütfen, en fazla 4 ya da 5 günde okuyabileceğiniz bir akıcılıkta bu kitap. Ben nasıl bu kadar uzattım kızıyorum kendime, siz bakmayın bana :)
Sonlara doğru daha çok heyecan yaşadım ve sonu da hiç beklemediğim bir şekilde bitti diyebilirim. İçimde biraz burukluk ve şaşkınlık kaldı. Sanki kitap hâlâ devam edecekmiş gibi bitti, belki de o an orda bitmesin istediğim için bana öyle geldi, üzdü bu yüzden açıkçası beni. Sonun devamı olmaz ama yine de zihnimizde hayal gücümüzle devam ettirelim diye öyle bir sonla bitirmiştir belki de Sevgili Stephan King...

"Azıcık SPOİLER olabilir!"
Düşünün gecenin bir yarısı ormanda yürüyorsunuz, korkunç kuş ötüşleri, parlak bir gece, beyninizi kemiren düşünceler... Size yaklaşan bir şey ne olduğunu bilmediğiniz yaklaştı yaklaştı, bakmayın sakın sonra uzaklaştı ve uzaklaştı. Şimdi yine düşünün çok sevdiğiniz biri öldü. Koca bir sır var sakladığınız, o kişiyi hayata geri getirme şansınız bu sırda gizli. Ama başka bir şey daha var. Şayet bunu yaptığınız takdirde o kişi eskisi gibi olmayacak. Sadece yaşayan bir et parçası, kalbi olmayan belki. Siz olsaydınız ne yapardınız, onun yokluğuna alışmak mı yoksa onun yeniden varlığını bilip gözünüzün önünde yok oluşunu mu izlemek, fiziken yakın olup da kalbinizde tanıdığınız ondan çok uzak olmak mı, oysa onu hep öyle sevdiğiniz halde hatırlamak daha iyi olmaz mıydı, evet hangisi? Louis ne yapıyor peki? Ya Rachel kardeşi Zelda'yla olan anılarını bunca yıllık eşinden neden saklıyor? Ölümden neden bu kadar korkuyor? Ölüm demişken kitapta da geçiyor, grip ve zatürre, kanser, savaşlar, patlamalar, kalp krizleri, felçlikler, böbrek yetmezlikleri, trafik kazaları, intihar, cinayet ve daha sayamadığımız ne çok ölüm sebebi var değil mi? Kimi zaman otururdu ölüm insanla yemeğe diyor Jud.

Öyle değil mi ölüm de gerçeği hayatımızın tıpkı yaşamak gibi. Sözü daha fazla uzatmayayım, daha ne diyeyim ki hiç durmayın okuyun... Buraya bir gerilim müziği falan bırakmak isterdim sizin için ama inanın hiç bilmiyorum, eğer sizlerin bildiği varsa atın linkini koyayım hemen, buraya kadar okuduğunuz için gözlerinize çok teşekkürler...
Az kalsın unutuyordum kitaptan güzel ve anlamlı bir sözle incelememe son vermek istiyorum:
"İnsanın yüreğinin toprağı daha da taşlıdır. İnsan yetiştirebildiği kadarını yetiştirir."
O halde güzel kalbinizde taşlara rağmen çok güzel şeyler yetiştirmeniz, beslemeniz ve büyütmeniz dileğiyle...
Sevgiyle ve tebessümle kalın :))
Stephen king dediğimize aklımıza ilk korku, gerilim, fantazi romanlar gelir aklimiza. 21 yüzyılda pek az yazarlar vardir böyle başarılı. 400 sayfa ayını konu anlatmaktadır ve okuyucu hiç sıkılmadan sürüklüyor. Gelgelelim kitap incelemesine, "hayvan mezarlığı" yazarı'nın okuduğum ikinci kitap ve gerçekten de vahşi ve gerilim dolu. Konu ne kadar inanılmaz olsa da yazar inadirmamizi sağlıyor. Yazarı'nın hayal gücüne hayran kalan ben stephen kingin'in bütün kitapları okumaya kararlıyım. Sizlere de keyifli okumaları diliyorum.
Şuana kadar hiç gerilim-korku türünde bir eser okumamıştım. Okumayı da düşünmüyordum ama Stephan King kötü bir eser yazmamıştır diye düşünürek eseri elime aldım. Aldım ve de bırakamadım. Gerçekten korkuyu ve gerilimi iliklerime kadar hissettim. Ayrıca karakterler ve davranışlarının anlatımı, gerçekliğe yakınlığı konusunda yazar ustalığını sergilemiş. İlk korku-gerilim kitabım olduğundan okurken biraz yabancılık çektim ama bundan sonra korku-gerilime antipatiyle değil sempatiyle bakacağım...
Tek gecede bitirdiğim ve en son sayfadan sonra evin içinde hışırtı duyduğumu sanıp yerimden kalkamadığım bir kitap. Üstat muhteşem bir kurguyu muhteşem tasvirlerle anlatmış yine. Sevdiğiniz birinin ikinci kez hayata dönmesini ister miydiniz??
Kitabı googlekitaplardan telefonuma yüklediğim için kalitesi kötüydü. Ancak konu o kadar sürükleyiciydiki okumaktan keyif aldım. Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Kitaptan öncede kedilerin kendilerine has bir havaları olduğunu, özgür ve asi olduklarını düşünür ve açıkçası korkardım. Kitaptan sonra kedilerden daha çok ürker hale geldim. Acaba kitabın filmi varmı? Konu tam senaryoluk. İnsanlar sevdikleri için ne kadar ileri gidebilirler? Ürpertici ama o oranda da sürükleyici bir hikaye. King ustalığını göstermiş. Ancak sonu benim için tam bir süpriz oldu. Sanki kitabın devamı geliyormuş gibi bitti. Tam herşey bitti derken başa döndük.
İnsanoğlu varolalı beri ölümsüz olmanın yollarını aramış, bu hayatta yeniden dirilmenin nasıl mümkün olacağını hep merak etmiştir. Ölümsüzlük iksirini edinmek istemenin neticesi hep yeni bir araştırmayı beraberinde getirmiştir.
İksirler, tiryaklar, eskilerin mumyalama yöntemi, reankarnasyon inancı, çağımızın cesetleri dondurma işlemi ve daha niceleri bu merakın bir sonucu şüphesiz. Oysa halihazırdaki mevcut yaşadığımız dünyada kalıcılığın sırrı ölümsüz eser bırakmakta saklı olduğunu unutur oldu insanlık. İnsanların hizmetine sunulan bir yapıt, nesillere yararlı olacak bir evlat ötelere irtihal etmiş ölüye de kesilmeyen bir hazine oluk oluk akan bir çeşme armağan eder. Öyle bir hazine ki kökü mazide meyveleri ötelerdedir.
Gelelim kitaba!
***Spoiler İçerir!
Kitap; Hz İsa' nın ölüleri dirilten İncil' den alıntılan kutsal pasajıyla başlıyor. Üniversitenin dispanserine doktor olarak tayin edilen Louis ve ailesinin taşındığı yerde Jud adında değişik bir komşu edinirler. Birgün komşuları Jud, onları hayvanların defnedildiği mezarlığa götürür ve gezdirir. Bundan hoşnut olmayan doktorun eşi Rachel inanılmaz bir huzursuzluk hisseder. Aradan belli bir sürr geçtikten sonra evcil hayvanları Churchill bir kamyon tarafından yola savrulur. Savrulan hayvan doktor tarafından torbaya konularak komşusu Jud ile hayvan mezarlığına gömülür. İşte olaylar bundan sonra patlak verir. Olayın geri kalan nefes kesen kısmını siz değerli okuyuculara bırakıyorum.
Keyifli okumalar.
Kediler sinsi hayvanlardır. Siz yemeğinizi yerken sessizce masanın altından gelir  bacaklarınıza değerler, düşüncesi bile rahatsız edici… Geceleri o sinsi bakışları üzerinizden eksik olmaz. Üstelik tembeller de.

Kedileri sevmezdim. Artık daha da sevmiyorum.

Okuduğum ilk Stephen King kitabı oldu. Etkinlik olmasaydı uzun bir süre de okumazdım sanırım. Bu vesileyle de Stephen King Okuma Etkinliği için teşekkür etmiş olayım.

Sipariş verirken Medyum ve Hayvan Mezarlığı arasında kalmıştım. Aslında konu olarak Medyum daha çok ilgimi çekmişti ve hakkında etkinlik sayesinde güzel incelemeler okumuştum. Ama Hayvan Mezarlığını aldım. Çünkü arkasında King’in en korkunç kitabı olduğu yönünde bir yorum yazıyordu ve ben de gerçekten korkunç bir şeyler okumak istiyordum. Şimdi ise King okumaya devam edeceğim, çünkü tatmin olmadım.

Kitabın ilk 200 sayfası aslında pek çok filmle -korku edebiyatına pek aşina olmadığım için filmlerle karşılaştırma yapabiliyorum- benzerlik taşıyor. Yeni taşınılan bir ev, mutlu bir aile, tuhaf bir komşu… Tabi ki bu devam etmiyor ve yavaştan beklediğim sıradışı olaylar gelişmeye başlıyor. Yani o garip mezarlık işin içine dahil oluyor.

---------

Kitaptan bazı bölümlerle devam edeceğim. Bu kısım AĞIR SPOİLER içerir.

Bence kitabın en iyi bölümleri Churc'ün döndükten sonra Louis ile iletişim kurduğu zamanlar ve yine Louis’in en sonlara doğru Gage’i ve özellikle de Rachel’ı gömmeye karar verdikten sonraki deliliğe varan hallerinin anlatıldığı kısımlardı. King buraları gerçekten sahici anlatmıştı.

Bu arada mezarlığın sırrını öğrendiğimdem beri Jud’un geri dönenlerden olduğunu düşünmüştüm. Hayal kırıklığına uğradım :(

Bide Pascow un Loise’in aklına geldiği zamanları da iyi işlemişti King,unutmadan yazmış olayım.

----------

Gelelim neden tatmin olmadığıma… Özellikle arkadaki yazıdan galiba, fena halde korkacağım şeklinde bir beklenti oluşmuştu bende. Tamam, son yaklaşık 100 sayfayı gece okumaktan birazcık tırsmış olabilirim ama gündüz tamamladığında, gece de okusam çok fark etmeyeceği kanısına vardım.

Bunu da korku ögelerinin devamsız oluşuna ve günlük olaylarla gayet başarılı bir şekilde harmanlanmış olmasına bağladım. Örneğin, aile ilişkileri üzerinde uzunca durulmuştu, ya da Jud ve Louis her akşam birkaç şişe bira içmekten geri kalmıyorlardı. Dediğim gibi sıradan ve sıradışı olaylar gayet iyi bağlanmıştı fakat bu, kitabın benim beklediğim gibi çok korkunç olmasının veya arkasında yazdığı gibi King’in en korkunç romanı olmasının önüne geçmişti. Tatminsizliğim bundandır.Yani,eminim King daha çook ürkütücü kitaplar yazmıştır, hatta nedense Medyum’um böyle olduğu hakkında içimde derin bir his var. Okumaya devam!

Kitapla kalın : )
Stephen Kıng adı altında okumaya başlayacağınız her kitabın kapağını, beklentiniz tavan halde açtığınıza eminim. En azından ben öyle başlıyorum ki, benim için 22/11/63 harikaydı. Ama Hayvan Mezarlığı na müthiş kurgu ve olaylarla dalış yapacağım derken, ite kaka giden bir kitap oldu. Aslında düşünce bakımından, mezarlığın gizemi ve kurgusubakımından güzel ama karakterlerle gelişen olayların basit ve sağlam olmayışı hevesimi kırdı.

Kedilere karşı olan hassasiyetimden midir bilmem ama kedinin itilip kakılması, sopa ile vurulması, aşağılanması canımı yakmakla beraber kitaba sinirlendiğim noktalardan biri oldu. Bir ara kitabı ortalarına kadar geldikten sonra yarım bıraktım, araya başka kitaplar aldım, biraz zaman geçtikten sonra bir nebze de olsa içimde aileye olacak olayların kurgusunun nasıl geliştiğini merak ettiğimden, kaldığım yerden tekrar okumaya başladım, ama yine beklediğim sonu sağlam kurgu tadını alamadım.

Kitap bittiğinde ''amannn pofffff neyse okunacak kitaplardan çıktı en azından'' dediğimi hatırlıyorumm
Dehşet korkunç süper yemek yaparken bile okumaya devam ettimO kadar sürükleyici Yani bırakamıyosun elinden. gece yalnız yatmayan herkese tavsiye ederim:)
Eroinmanlar da kollarına şırınga yaparlarken çok iyi hissederler kendilerini, oysa o anda zehirleniyorlardır.
Stephen King
Sayfa 123 - Altın Kitaplar
İnsan, bugün açan, yarın solan kır çiçekleri gibidir, insanın zamanı ancak bir mevsimdir, gelir ve geçer.
Stephen King
Sayfa 208 - Altın Kitaplar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayvan Mezarlığı
Alt başlık:
Gecenin Pençesi
Baskı tarihi:
Haziran 2003
Sayfa sayısı:
399
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754051520
Orijinal adı:
Pet Cemetery
Çeviri:
Mehmet Harmancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Stephen King'in bu eseri beyazperdeye de aktarıldı. Film, bütün dünyada yankılar yaratmaya devam ediyor.
"Kutsal Mezarlığa gömülen ölüler, kısa sürede yeniden hayata dönerler."
-Bir Kızılderili İnancı-

Dr. Louis Creed ve ailesi eski kızılderili mezarlığındaki ruhların gazabına uğramışlardı... Bunun elbette nedenleri olmalıydı!..
Stephen King okurlarını, doğaüstü olaylarla bezenmiş heyecanların doruğuna götürüyor.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 1.743 okur

  • Not Defteri
  • Başak Aydın
  • emirtimur
  • Mahmut F. Çingay
  • Serdar Karataş
  • Samet Türkyurdu
  • Ahter Is
  • Hasan Buğrahan Ünal
  • halis dilmeç
  • Tubito

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%6
18-24 Yaş
%19.9
25-34 Yaş
%30.5
35-44 Yaş
%27.7
45-54 Yaş
%9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.5
Erkek
%32.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.6 (163)
9
%21.4 (114)
8
%22.9 (122)
7
%13.7 (73)
6
%6.8 (36)
5
%2.6 (14)
4
%0.9 (5)
3
%0.4 (2)
2
%0.2 (1)
1
%0.6 (3)

Kitabın sıralamaları