Şu Çılgın Türkler

·
Okunma
·
Beğeni
·
25.043
Gösterim
Adı:
Şu Çılgın Türkler
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
752
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752201279
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınları
1948 yılında on arkadaşıyla on gün boyunca, Polatlı´dan Dumlupınar´a kadar yayan yürüyen Turgut Özakman, Milli Mücadelenin romanını yazmaya o gün karar vermiş. Şu Çılgın Türkler 57 yıllık bir araştırmanın ürünüdür.Şu Çılgın Türkler, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanıdır.Cumhuriyetimize karşı yapılan saldırıların en yoğun olduğu şu günlerde, cumhuriyetin kılık değiştire değiştire gelen emperyalizme rağmen nasıl kazanıldığının eşsiz öyküsü.
Hafta içi her gün geç saatlere kadar iş yerinde mesaiye kalarak çalışmış olmama rağmen 1 hafta boyunca göz yaşları içinde kalarak bitirdim bu şaheseri. Şu an aklımda 2 soru var: Birincisi kitabı yarım bıraktığını bildiren 135 okur bunu neden ve nasıl yapabildi? İkincisi ise kurtuluş savaşımız orta öğretimde neden ayrı bir ders olarak okutulmaz da inkılap tarihi dersi içerisinde birkaç ünite ile geçiştirilir?
Okurken sürekli gözlerim yaşardı.Kesinlikle Türküm diyen herkesin okuması gereken bir kitap...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.256 Oy)19.002 beğeni43.214 okunma2.982 alıntı182.243 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.868 Oy)8.820 beğeni26.241 okunma2.646 alıntı114.189 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.679 Oy)11.420 beğeni28.421 okunma1.557 alıntı149.033 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.202 Oy)6.895 beğeni20.127 okunma704 alıntı113.308 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.445 Oy)7.847 beğeni21.301 okunma3.975 alıntı128.741 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.677 Oy)13.371 beğeni34.410 okunma3.377 alıntı145.500 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.542 Oy)9.048 beğeni25.256 okunma1.558 alıntı125.888 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.8/10 (4.272 Oy)5.120 beğeni18.779 okunma814 alıntı77.436 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (4.928 Oy)5.614 beğeni18.441 okunma894 alıntı93.924 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.519 Oy)8.801 beğeni28.589 okunma827 alıntı139.074 gösterim
Türk İstiklal Savaşı üzerine yazılmış gerçek bir destan. Rahmetli Turgut Özakman'ın 'bu çılgınlar tarihten silinmeye mi calışıyor' cümlesine tarihi belgeler ve olaylar ışığında bir tokat gibi yapıştırdığı dünya çapında ses getiren, yer yer insanın, gurur ve iftihar duygularıyla gözlerini yaşartan, sesini titreten bir başyapıt.. hele kitabın ilk bölümünde kazanılan Birinci İnönü Zaferinin kışladaki mütevazı kutlamasını anlatan kısmı okuru efsanevi bir mücadelenin içine çekiyor.. Okur, İzmir Hükümet Konağı'na aziz bayrağımız çekilinceye kadar o serüvenin içerisindedir artık.. Turgut Özakman'ın ruhuna tekrar tekrar rahmet ve minnetle..
Mutlaka okunmalı dediğimiz kitaplar var ya onların başına lütfen bu kitabı ekleyin. Lütfen Milli Mücadele hakkında çok şey okuyun, çok kez düşünün. Ne kadar geç kalmışım kitap için. Özellikle son bölümde Atatürk'ün öğretmenlere ısrarla "Tarihimizi çocuklarımıza öğretin, gelecek sizin elinizde" demesi beni değişik hislere soktu. Özellikle alanım başta olmak üzere tüm öğretmenler okusun diyemiyorum, herkes mutlaka okumalı diyorum. Sakarya, Ankara, Afyon, İzmir.. Ne çok uğraşılmış, emperyalizmle, düşmanla, sömürgeyle, cahillikle, sığ düşüncelerle. Şöyle kitabın başından sonuna kadar ki olayları düşünüyorum da, hiçbir ulusun böyle şanlı bir tarihi yoktur. Türkün gücü, Türkün imanı, Türkün inancı, Türkün azmi Allah'ın izni ile zafere ulaştı. Hemde ayağında doğru düzgün çarığı olmayan, üstünde üniforması bulunmayan erlerimizle.. Ya kadınlarımız? Cephede, cephe gerisinde.. Ya şuan okuduğum Demirci'nin akıncıları, yiğitleri? Ne yapılırsa yapılsın ödenmeyecek çok hak var. Bize de düşen görev tarihimizi okumak, çocuklarımıza anlatmak. Haklarını böyle ödeyebiliriz. Milli Mücadelenin o ağrılı sancılarını, sadece her 30 Ağustos'ta hatırlamayalım. İzmir'in kurtuluşunu sadece 9 Eylül'de kutlamayalım. Kalıplaşmış ezber tarihten kurtulup, kendimiz çok okuyup araştıralım. Okumak, okudukça hissetmek, öğrenmek, gururlanmak için bu kitaptan başlayabilirsiniz. Okuyun. Okudukça övünün. Çünkü sen Türk ulususun. Sen kurtuluşsun. Sen Milli Mücadelesin. Sen kağnının kamyonu yendiği ataların babaların anaların çocuğusun! Oku! Okumalısın!
Sınırları, Güney'de Afrika üzerinden İspanya'ya, Batı'da Viyana'ya dayanmış, tarihteki şanlı yerini sonuna kadar haketmiş bir imparatorluk, son 300 yıl boyunca bilim, ilim ve teknolojide geride kalarak dünya liderliğini kaybetmiş, reform ve devrimlerini yaparak sanayi devrimlerini yapmış bir Avrupa'ya ayak uyduramamış ve artık "hasta adam " tanımlamasıyla bütün topraklarını kaybetmiş , yeraltı kaynaklarını, limanlarını, demiryollarını ve hatta hazinesinin denetimini kaybetmiş bir imparatorluk, yerini küllerinden yeniden doğan, her ne pahasına olursa olsun kanının son damlasına kadar vatanını savunmaya yemin etmiş bir milletin Gazi Mustafa Kemal liderliğinde tarih sahnesinde ki yerini tekrar almasının ve yazdığı bu destanla , sömürge olmuş nice millete, özgürlük ve bağımsızlık yolunda rehber oluşunun anlatımıdır bu kitap.
Rahmetli Turgut Özakman'ın muhteşem “Şu Çılgın Türkler” kitabı, yakın Türk tarihini anlattığı 3'lemenin ilk kitabıdır. Bir tarih sever olarak çok beğenerek okudum ve ne kadar katı kural birisi olsam da, okurken yeri geldiğinde gözyaşlarıma hakim olamadığım birçok bölümüne şahit oldum. Henüz okumamış olanlar için şiddetle tavsiye edebilirim.
İnanılmaz lezzetli inanılmaz destansı bir kitap...Okuyup anlamalı,anladıklarımızı da kafamıza iyice kazımalıyız.Öyle bir kazımalıyız ki hafımıza hiç aklımızdan çıkmasa bugünlere nasıl geldiğimiz!Keşki mümkün olsa da herkes okusa...
Bu milletin milli dayanışma birlik ve beraberliğini a’dan z’ye anlatan bence en mükemmel yazar Turgut özakman.. Yanya savunması sırasında Vehib Paşa’nın yardımcısı Reşad Bey idi.
Günlerce süren savunmaları sonucu Yanya’yı teslim ederken Reşad Bey ağır yaralıydı. 33 yaşındaydı. İstanbullu’ydu.
İyileşince hemen cepheye koştu.
17. Alay Komutanlığı görevindeyken Muş'un Rus işgalinden kurtarılmasında önemli rol oynadı. Bu cesur atılımıyla Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın takdirini aldı ve taltif edildi.
Ardından 53. Tümen Komutanlığı'na getirilerek Suriye cephesinde görevlendirildi. Buradaki muhaberelerde ön cephede savaşırken 1918'de İngilizlere esir düştü.
Reşad Bey ağır geçen esaret günlerinden kurtulur kurtulmaz 1919'da millî mücadeleye katıldı.
Hayatı savaşarak geçmişti. Harp Okulu’dan çıkalı 27 yıl olmuştu ve ancak iki kez gidebilmişti evine, doğduğu İstanbul’una…
Bu kez boyunduruk altındaki ülkesinin bağımsızlığı için savaşmaya gidiyordu.
Mustafa Kemal tarafından hemen 11. Kafkas Tümeni Komutanlığı’na getirildi.
Kurtuluş Savaşı’nda İnönü ve Sakarya muharebelerine iştirak etti. Olağanüstü başarı göstererek 57. Tümen Komutanlığı görevine atandı.
Bu görev yeri Büyük Taarruz’un ve dolayısıyla ülkenin kaderini etkileyecek en kritik mevkii idi…

Büyük gizlilik içinde yürütülen son hazırlıklar bitmiş, 26 Ağustos, yani Büyük Taarruz günü gelmişti. Şimdi beklenen taarruz saati idi.
Miralay Reşad Bey’in 57. Tümeni’ne, Çiyiltepe, Kızıltaş, Kızlaryaylası adlı birbirinden sarp ve yüksek üç tepe düşmüştü. Bu tepeleri alacak ve Mehmetçik’in Akdeniz’e ulaşacak en önemli engellerini ortadan kaldıracaktı.
Ama kolay değildi.
Bu tepeler önceden düşman tarafından ağır silahlarla donatılmıştı. İngiliz kurmay subaylarına göre bu tepelerin aşılması imkansızdı.

Ve sabaha karşı Mehmetçik “Allah Allah” sesleriyle taarruz başladı.
Topçular bütün ateşi bir tepeye yöneltmişti. Diğer iki tepe pek ateş almıyordu. Piyadeler birinci tepeyi hemen zapt etti.
Fakat topçu ateşi almayan tepeler dayanıyordu. Üstelik topçuya mermi yetiştirmek güç şartlarda zorlukla başarılıyordu.

Cephe Komutanlığı’ndan yazılı telefon alındı:
“57. Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey’e; umumi vaziyete tesir ediyorsunuz, harekâtınızın yavaşlığı bütün harekâtı geciktirmektedir.”

Başkomutan Mustafa Kemal, I. Dünya Savaşı’ndan beri tanıdığı ve hep güvendiği Miralay Reşad Bey’in iki tepeyi alacağına inanıyordu. Ancak zaman azalıyordu. Tepelerin alınması gecikiyordu. Topların tepelere ulaşamaması düşmana dayanma gücü veriyordu.
Reşad Bey kıtalarının önünde hücuma kalkıyor, ilerliyordu. Ama tepeleri ele geçiremiyordu.
Kafası hep telefon yazısında idi; evet, Başkomutan haklıydı. Emir Subayı Refik Selimoğlu ile Başkomutana haber yolladı; yarım saate kadar emri yerine getirilecekti. Sözü sözdü.
Tepelerde dayanan 7. Yunan Tümeni’ne haddini bildirilecekti.
Ardı ardına hücumlar yaptı...
Yarım saat geçti…
İki tepe alınamadı…
Miralay Reşat Bey şerefli bir askerdi. "Verdiğim sözü yerine getiremediğim için yaşayamam" diyerek beylik tabancasıyla intihar etti.
Ardından bir veda yazısı bıraktı:
“Verdiğim sözü tutamadığımdan dolayı artık yaşayamazdım.”

Miralay Reşad Bey’in ölümünden kısa bir süre sonra Mehmetçik tüm engelleri aştı; artık ilk hedefi Akdeniz’di…
Reşad Bey, Türk askerinin onuruna ne derece düşkün olduğunun ne ilk örneğiydi, ne de son örneği…
Vatan onun gibi haysiyetli askerlere minnettardır… ya düşünebiliyor musunuz? Sırf Mustafa Kemal Atatürk’e mahçup duruma düşmemek için intihar etmiş, zihniyete bak insan Onur, gurur duyuyor bu haysiyetli komutana..
Kitabı okumadım, adeta çalıştım..İki ayraç kullandığım ilk kitaptı. Birisi notlar bölümünde idi ve dikkatimi çeken bazı kısımlarda başka kaynaklardan ve internetten kısa araştırmalarda bulundum. Kendimi tarih dersinde gibi hissettim. Kitabın içeriğine gelince söylenecek fazla birşey yok. Tek kelime ile muhteşem. Güzel vatanımızın ne güçlüklerle düşman elinden kurtarıldığı, nasıl büyük fedakarlıklar ile bizlere armağan edildiği etkileyici bir şekilde anlatılmış. Herkese tavsiye ediyorum..
MUHTEŞEMMMMM! Bu kitabın her kesimden insan tarafından mutlaka okunması gerektiğiyle beraber özellikle de öğretmenlerin hele alanım olan tarih öğretmenlerinin özellikle ve özellikle okuması gerektiğini düşünüyorumm. Bu kitap okunmadan öğretmen olunmamalı. Sadece öğretmen değil bu kitap okunmadan hiç bir şey olunmamalı bence. Her gencin vatani bir görevi! Atalarına ecdadına karsı bir sorumlulugu bir borcu... her sayfasında gözleri dolar mı bir insanın. Bu kitabı okuyunca evet doluyor. Kitabın içeriği ve konusu hakkında bir yorum yapmama gerek yok. Çünkü okunmasada konusuna hakim olunan nadir kitaplardan. Derslerim ve sınavlarım dolayısıyla düzenli okuyamadım o yüzden incelemekte gec kalmıs olabirim. Neyse ki büyük bir heyecanla okuyup bitirdim. Fakat okuduktan sonra düşündüğüm tek şey ,Bu kitabı okumakta ne kadar da gecikmiş oldugum.Benim için bir utanc oldu diyebilirim. Ama sonuc olarak ben görevimi yerine getirdim. Sıra sizde...
Benim için mükemmellik kitabın konusu bütünlüğü, konuya akıcılığı, yazarın edebi ustalığı gibi birçok unsurla oluşur. Bu mükemmeliğe örnek işte bu kitap verilebilir.
Kurtuluş savaşımızı anlatan bu kitap tam anlamı ile harika zira yedi yüz sayfalık bu kitabın bir kelimesinde olsun okuyucunun canı sıkılmıyor bilakis her kelime okuyucusuna birşeyler kazandırıyor. Bunun yanısıra Türk Milleti olarak geleceğimizi kurtarmanın sırları kitapta açıkça belirtiliyor (olayın içerisinde)
Kitapta geçen olayların hepsi bu millet tarafından yaşanmış olmasına rağmen yazar roman üslübuna iyi kalıp etmiş. Kahramanların hepsinin bu Milletin bir bireyi. Romanın konusunu oluşturan ana hikaye daha 100 yıl olmamış geçmişimiz. İşte bu nedenle bu kitap ders kitabı yapılmalı ve her Türk Gencine okutulmalıdır.
ŞU ÇILGIN TÜRKLER...

Bir milletin romanını yazmak zor olmuş olsa gerek.
Bu, kütüphanelerimizin baş köşesinde durması gereken, Türklerin yeniden kurtuluşunun romanı.
Yirminci yüzyılda yeni bir Türk Destanı yaratarak bağımsız bir devlet kuran Türkler ' in romanı...

Kitaba başladığınız andan itibaren siz de bir şekilde bu romanın içerisinde yer alıyorsunuz.
Sizin bu romandakilerden bir farkınız, ülkemizin şu an içinde bulunduğu durumu biliyor olmanız..
Ülkesinin kurtuluşu için varını yoğunu feda eden bir ulusun Milli Mücadele içerisindeki evlatlarının ne için mücadele ettiğini romanın bir kişisi durumuna gelerek anlıyorsunuz.Ve o günleri bugün yaşadığımız süreçle değerlendirerek, kimi zaman gözlerinizden yaşlar süzülerek okumaya devam ediyorsunuz romanı...

Ülkemiz işgal güçleri arasında paylaşılmış, ordu diye bir şey kalmamış ortada, silahlarımıza el konulmuş, halk yoksul ve çaresiz..
Mandacılar, işbirlikçiler, hainler, işgal güçleri, emperyalizmin güdümünde İzmir'e çıkan Yunan ordusu.. .Anadolu insanı yoksul ve çaresiz kendini savunacak azimden yoksun...

İşte tam bu ortamda O Anadolu'ya çıkıyor. Samsun'a... O Türklerin kötü talihini tersine çevirecek, tarihimizi altın harflerle yeniden yazdıracak olandır.. O büyük insan ATATÜRK ' tür.

Roman dil ve anlatım açısından o kadar güzel kaleme alınmış ki..
Okumaya başlar başlamaz kendinizi Kurtuluş Savaşı'mızın içinde buluveriyorsunuz. Kimi zaman İstanbul'dan Anadolu'ya kaçak silah ve cephane gönderen Muharip örgütünün yiğit neferlerinin yanında bir depodan sağlanan silahları motorlara yüklüyor, kimi zaman İnebolu'dan Ankara'ya kağnı ile cephane taşıyan kadınların yanında, bazende Mangal Dağı'nı yeniden ele geçirmek için yaşamlarını feda eden yurtsever askerlerimizin yanında oluyorsunuz..
Onların, yurtlarını yeniden kazanmak için canla başla mücadele ederken soluk alışverişlerini duyuyorsunuz.

Bu ülkenin bağımsızlığını nasıl kazandığını öğrenmek isteyenlere 'ŞU ÇILGIN TÜRKLER'i okumalarını öneriyorum. İnanın çok severek okuyacaksınız.

Turgut Özakman'a böyle bir kitabı yazıp, tarihimizle bizi yeniden yüzleştirdiği için teşekkür ediyor, saygıyla ellerinden öpüyorum.
M. Kemal Paşa sesini herkesin duyacağı kadar yükseltti:
"Kongreye hanım öğretmenlerimizi çağırdığınız için sizi kutlarım. Ama hanımefendileri niye böyle ayrı oturttunuz? Sizin kendinize mi güveniniz yok, yoksa Türk hanımlarının faziletine mi? Bir daha böyle bir ilkellik görmeyeceğimi ümit ederim."
Dünyanın hiçbir kadını, 'Ben vatanımı kurtarmak için Türk kadınından daha fazla çalıştım' diyemez..
Sovyet Rusya büyükelçisi Arlov ilk nalbanta şöyle dedi:
"Senin nalladığın at, soylu Türk ordusuyla birlikte İstanbul'a ilk giren at olsun!"
Üsteğmen şaşkınlık içinde, "Bu koca topları buraya nasıl çıkardınız?" diye sordu. Bilge görünüşlü bir ihtiyar, gülümseyerek, "Değişik bir milletiz.." dedi, "..işler düzgünse ertesi günü bile düşünmeyiz, birbirimizi yeriz. İşler karıştıkça ağır ağır uyanmaya başlarız. İyice karışınca da, kenetlenip olmayacak işleri başarırız. Bunları da buraya böyle çıkardık. Çıkarmadık uçurduk."
Bu sırada Bakanlar Kurulu toplantısından çıkan M.Kemalin dolgu tekerlekli döküntü otomobili, toprak yoldan ankara istasyonuna doğru uzaklaştı. Hilmi Bey çenesiyle arabayı işaret etti:
-Yahu, şu zavallılığımızla koca ingiliz imparatorluğuna kafa tutmaya çalışırsak, gülünç olmaz mıyız?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şu Çılgın Türkler
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
752
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752201279
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınları
1948 yılında on arkadaşıyla on gün boyunca, Polatlı´dan Dumlupınar´a kadar yayan yürüyen Turgut Özakman, Milli Mücadelenin romanını yazmaya o gün karar vermiş. Şu Çılgın Türkler 57 yıllık bir araştırmanın ürünüdür.Şu Çılgın Türkler, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanıdır.Cumhuriyetimize karşı yapılan saldırıların en yoğun olduğu şu günlerde, cumhuriyetin kılık değiştire değiştire gelen emperyalizme rağmen nasıl kazanıldığının eşsiz öyküsü.

Kitabı okuyanlar 5.581 okur

  • Elif Erşen
  • Bahar Karakaş
  • Aslı G
  • Huriye Koç Çolak
  • Salih Sami dinccetin
  • BuRRaKırk2
  • Enes Hocaoğlu
  • beyza bulut
  • Levent Aksoy
  • Dilsad Ezer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.4
14-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%15.8
25-34 Yaş
%30.3
35-44 Yaş
%26.4
45-54 Yaş
%12.4
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.1
Erkek
%44.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (794)
9
%21.1 (335)
8
%12.9 (205)
7
%7.2 (115)
6
%2.5 (39)
5
%1.5 (24)
4
%0.9 (14)
3
%0.7 (11)
2
%0.3 (5)
1
%2.9 (46)

Kitabın sıralamaları