Adı:
Nutuk
Alt başlık:
Büyük Miras
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
688
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059011938
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parola Yayınları
Muhterem Efendiler, sizi, günlerce işgal eden, uzun ve teferruatlı beyanatım, en nihayet, mazi olmuş bir devrin hikâyesidir. Bunda, milletim için ve müstakbel evlâtlarımız için dikkat ve teyakkuzu davet edebilecek, bazı noktalar, tebarüz ettirebilmiş isem, kendimi bahtiyar addedeceğim.

Efendiler, bu beyanatımla, millî hayatı hitam bulmuş farz edilen büyük bir milletin; istiklâlini nasıl kazandığını ve ilim ve fennin en son esaslarına müstenit, millî ve asrî bir devleti, nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım.

Bugün vâsıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen millî musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum
-Mustafa Kemal Atatürk-
(Tanıtım Bülteninden)
1919 yılı Mayıs'ın 19. günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüm:

(...)Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnızca tahtını güvenceye alabileceği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet zavallı, beceriksiz, onursuz ve korkak; yalnızca padişahın buyruğuna bağlı ve onunla beraber kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma razı (...)

O Sarışın Kurt Samsun'a ayak bastığında bir milletin yazgısı değişti...! Bir millet yeniden doğdu...! Küllerinden doğan bu millet Emperyalizme çelme takıp, Mustafa Kemal'in önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu ve o dedi ki;

"Tarihi yaşadığımız gibi yazdık fakat geleceği Cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır..."

Yani; BİZE....!

Unutulmuş, yenilmiş, bir kenara itilmiş, fakir ve yoksul bir halkı ayağa kaldırmış, darmadağınık bir orduyu düzenli hale getirmiş, onları zafere inandırmış; ayaklarında çaput bile olmadan kilometrelerce dağ yolunda düşman kovalamaya ikna etmiş, Türk'ün unutulmuş vasfını tüm cihana göstermiştir...!

Mustafa Kemal Atatürk Dünya Devlet'lerine kafa tutmuştur..! Emperyalizmin göbeği olan İngilizler'in kalpleri'nin tam ortasına hançeri geçirmiştir.!!

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Harbi'ni kaybetmiş, Sevr'e tutsak edilmiş, İstanbul ve İzmir işgal edilmiş, düşman Anadolu'ya girmiş, İngilizler sevr ile birlikte Doğu'da ayrı bir devlet kurma hayalleri türetmiş, o yörenin halkını milli mücadeleye düşman etmek istemiştir..! Ve Ingilizler bunları bizzat içeriden, yani padişah/halife vahdettin ve damat ferit destekli hükumet ile birlikte yapmıştır.! Hilafet ordusu kurulmuş, ayaklanmalar tertiplenmiş, Mustafa Kemal'in vatanı kurtarması engellenmek istenmiş, İngiliz sömürgesi altında kendi kişisel zenginlikleri'nin şatafatın da yaşamak istemişlerdir.....!!!!

Mustafa Kemal, Samsun'a göreve gitmeden 3 4 ay gibi bir süre Istanbul'da sessiz sedasız planlar yapmıştır. Anadolu'da yavaştan hareketlilik başlamış, İngilizler ve Yunanlılar; Vahdettin'in imza ettiği sevr'i bahane etmiş, isyanlar bastırılmaz ise işgalin başlayacağının ultimatom'unu bizzat vahdettin'e bildirmiştir. Mustafa Kemal o zamanlar İsyanların bastırılması için bir komutan'ın Samsun'a gönderileceğinin haberini alır almaz, bunun için tüm arkadaşlarını seferber etmiş, tüm imkanları ile kendisinin gönderilmesi gerektiğinin baskısını yapmıştır. Saray da ve hükumet'te adaylar konuşulmuş, Mustafa Kemal üzerinde mutabık kalınmıştı. Hükümet onayı ve vahdettin imzası ile İSYANI BASTIRMAK için Samsun'a gitmiştir.... Mustafa Kemal bu görev kendisine verildiğin de heyecandan dişlerini sıkmış, elini ovuşturmuş ve yapacaklarını hayaline getirmiştir! Artık istediğini almıştır... Ve tüm yetkileri üzerinde toplamıştır..! Yalnız; Mustafa Kemal ayağını Samsun'a attığı anda amacı olan isyan bastırmak hızlıca bir kenara itilmiş ve Tüm arkadaşları ile görüşüp İSYAN hazırlıklarını başlatmış ve İSYAN'I destekleyerek tüm yurtta girişimlere başlamıştır.. Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerini tertiplemiş, Milli Egemenliği o zamandan benimsemiş, bütün kararları oy birliği ile almıştır. Yani en başından itibaren Demokrasi'yi kullanmış, Millet'in efendisi olmamış, Milleti'ne hizmet etmiştir..! Her şeye rağmen, her zorluğa rağmen vazgeçmemiştir..!

Milleti Onu Çanakkale'den biliyordu artık ve dillerinden düşmüyordu Mustafa Kemal..!

Bu paşa başka paşa, bu paşa ANAFARTALAR KUMANDANI MUSTAFA KEMAL PAŞA diyecekler, Anadolu halkı bağrına basacak ve yanında yürümekten asla geri adım atmayacaktı ve atmadı da..!

Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamak için onun hakkında sınırsızca okumak ve araştırma yapmak gerekmektedir. Yazmış olduğu Nutuk önemli bir mirastır. Onu anlamak ve içeriğinde ki her şeyi araştırmak görevimizdir.

Nutuk başlı başına bir tarih değildir. Lakin; Tarih'in çok önemli bir parçasıdır. Nutuk Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basması ile başlayıp, o zaman ki Osmanlı Devleti hakkında genel düşüncesini belirterek, milli mücadele ile durmadan yola devam eder...

Nutuk'un en güzel yanı her şeyin bir belgeye dayalı olmasıdır. Bu belgeler telgraflar ve tutanaklardır.

Nutuk bize Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözünü ödev edindirir;

"Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak olan sizsiniz."

Bu görevi iyi anlamak, özümsemek ve ilke edinmek gerekmektedir..!

Nutuk ne anlatır!?

Mustafa Kemal Samsun'a ayak bastığında Osmanlı'nın genel durumu nasıldı?
Cumhuriyet Nasıl kuruldu?
Kimlere rağmen kuruldu?
Milli mücadele nasıl başladı?
Padişaha ve İstanbul hükumetine nasıl kafa tuttu?
Hakkında İdam fermanı verildi mi?
Emperyalizme nasıl çelme taktı?
İlk meclisi nasıl hangi şartlarda kurdu?
ilk meclisten itibaren nasıl bir muhalefet ile karşılaştı?
Verilen kararlar nasıl alındı?
Dönemin meşhur Mandacı taraftarları kimlerdir?
Kimler Cumhuriyet taraftarı, kimler düşmanıdır?
Mustafa Kemal'in silah arkadaşlarına bakış açısı nasıldı?
Bağımsızlık ve demokrasi nedir, ne değildir?
Cumhuriyetin ilanı nasıl karara bağlanmıştır?
İnkılâplar nasıl yapılmıştır?
Yapılan komplolar? Meclis içi ve dışı nelerdir, ne karşılığı olarak neler yapılmıştır?
...

Kısacası Mustafa Kemal'in nasıl Atatürk olduğunu, milleti'nin onu nasıl gönülden Atatürk yaptığını anlamanız için birinci elden acilen okumanız gerekmektedir..!

Nutuk bir kitaptan öte ödevdir..!

Türk evladı, kanma sakın yalana! Kanma sakın Atatürk Düşmanlarına!! Araştır....! Ve Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözüne kulak ver!!!;

"Türk çocuğu, ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır"

Bu Cumhuriyet hepimizin Unutma..!

Kulak ver Gençliğe Hitabe'ye;

"(...)Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

~Mustafa Kemal Atatürk

Ey Şanlı Komutan! Ulu Önder! Milli Şef! Mareşal! Başbuğ! Başkomutan! Reis-i Cumhur! Gazi! Mustafa! Kemal! Atatürk.....!

Gösterdiğin YOLDA,

Durmadan ve 'KARARLILIKLA' YÜRÜYECEĞİMİZE,

AND İÇERİZ!!!!!

Yolun; YOLUMUZDUR...!

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.....!

Ruhun Şad Olsun Büyük Komutan...!
ATATÜRK! MUSTAFA KEMAL ATATÜRK! GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK! Ağzımızı doldura doldura söylediğimiz, böyle bir atanın evladı olmaktan gurur duyduğumuzu her fırsatta dile getirdiğimiz Büyük İnsan! ... Acaba O da bizimle gurur duyuyor mudur? Hiç sanmam! Kemikleri sızlamasın yeter!

Her Türk'ün okuması, çocuklarına da mutlaka okutması, okutturması gereken büyük bir miras! Belki mutlu yarınlara dair umudumuzu kurtarabiliriz(!)...
Cumhuriyeti yaşatmaya dair hazinedir Nutuk.
Adı silinmeyecek gururlu bir devrimin başlangıcıdır Atatürk.

İçimde gururla yaşattığım Mustafa Kemal, öyle bir Nutuk çekmiş ki bizlere, durağan denizin dalgalarını coşturur, dibe vurmuş bezginliğin içinden yeniden yeşertir yapraklarımızı. Aydınlık var kelimelerinde.

İlimdir Mustafa Kemal, medeniyettir, kıskançlıktır, vatandır, çıkarsızlıktır, Türkiye dir, Cumhuriyettir.

Bir bebek doğduğunda, anne ve baba üstüne titrer, çocuğuna çıkarsızca bağlılık gösterir, her daim yükselsin iyi olsun ister. İşte Cumhuriyet de bir evlat olmuş, doğmuş. Ben olmasam da nesilden nesile büyütün geliştirin onu demiş Atatürk.
‘’ Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir dedikten sonra, kime sorarsanız sorunuz, bu Cumhuriyet’tir. Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad, bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin.”

Yıllar önce okumuştum ama ağır gelmişti, anlayamamıştım ve bu sefer kıymetini bilerek okumak istedim. Karşıma oturdu Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk başladı konuşmaya, anlatmaya.
Beni eleştirdi, bizi eleştirdi en önemlisi kendini de eleştirdi. Her konuşmasının başında Türkiye Cumhuriyetinin Milleti dedi, Efendiler dedi, Aziz millet dedi. Sahipmiş gibi davranmadı, sahip olmadı. Yol gösteren oldu, Uygarlığa açılan kapıyı aralayan oldu ve bu milleti de maşa gibi kullanmadı. Ego yok bencillik yok öğretmek anlatmak geliştirmek var. En önemlisi alçak gönüllük var hırs yok vatan millet var.
Günümüzde Atatürk denildiğinde, toplumun bir araya gelerek birlik olması gerekirken, birden parçalara ayrıldığını görüyoruz
A) Adını kullanarak iyi ya da kötü şov yapanlar,
B) Adını silmeye çalışanlar
C) Rahatsızlık duyanlar
D) Gerçekten gönül verip yaşatmaya çalışanlar
E) Olumlu ya da olumsuz rant sağlamak için eleştirenler
F) Saygı ve sevgi duyanlar

Şeklinde sayfalarca sıralayabiliriz.
Putlaştırarak taparcasına, sadece konuşmuş olmak için iki güzel sözünü paylaştıktan sonra, söylediklerini uygulayarak gelişim göstermek yerine, adını söylesem yeter diyenlerden tutun, dinsizin teki alkolik diyenlere kadar, abartılmış şekilde birbirine zıt gruplaşmalarla doluyuz.
Kitabı okusanız aslında göreceksiniz. Adamın ne yüceltilmeye ne de yerilmeye ihtiyacı var. Aşılamaya çalıştığı tek şey vatan, medeniyet, bilim, uygar olmak, okutmak. Ne dini asimile etme çabası var, ne de kendini putlaştırma. Ki amacının şan, şöhret, rütbe olmayıp vatan olduğunu gösteren bir yazısı da şudur benim için “Artık ordumuzun maddî ve manevî gücü, olağanüstü hiçbir tedbire ihtiyaç duyurmaksızın, millî gayeyi tam bir güvenle gerçekleştirecek düzeye ulaşmıştır. Bu bakımdan, olağanüstü yetkilerin devam ettirilmesine gerek ve ihtiyaç kalmadığı görüşündeyim. Bugün ortadan kalktığını görmekle sevindiğimiz bu ihtiyacın, bundan sonra da doğduğunu görmemekle mutlu olacağız. Başkomutanlık görevinin süresi, olsa olsa Misak-ı Millî‘mizin özüne uygun kesin bir sonucu ulaşacağımız güne kadar uzar ‘’ ve yine aynı şekilde şunları söylemiştir. ‘’Meclisin pek sayın üyelerinin genel olarak beliren istek ve talepleri üzerine, Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu görevi şahsen üzerime almaktan doğacak yararları azamî çabuklukla elde edebilmek, ordunun maddî ve manevî gücünü en kısa zamanda artırıp en yüksek seviyeye çıkarmak, sevk ve idaresini bir kat daha kuvvetlendirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sahip olduğu yetkileri, fiilen kullanmak şartıyla üzerime alıyorum. Ömrüm boyunca, millî hakimiyetin en sadık bir kulu olduğumu millete bir defa daha gösterebilmek için, bu yetkinin üç ay gibi kısa bir süreyle sınırlandırılmasını ayrıca rica ederim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal ''

İşte aslında tüm meselesi vatan millet ve gelecek kuşaklar. Türkiye hiçbir zaman hırsın maşası olmamış ve demiş ki ‘’ kendimizi dünyanın hâkimi zannetmek yanlışı, artık devam etmemelidir. Dünyanın durumunu ve dünyadaki gerçek yerimizi tanımamaktaki yanlışlıkla, gafillere uymakla milletimizi sürüklediğimiz felâketler yetişir! ‘’ ki doğru demiş. Deneme yanılma yöntemleriyle kobay olarak kullanılacak zamanımız yok. Yerimizde saymak ya da gerilemek yerine gelişmeye ihtiyacımız var.

Günümüzde en çok kanayan yaralarımızdan biri de dinin kullanılarak toplumda farklı algı oluşması. Son dönemlerde Cumhuriyeti geliştirmeyi değil de cemaatleri konuşuyor olmamız zaten en güzel örneklerimizden. Ve yine onun için de söylediği satırlardan biri de şu ‘’Milletlerin cahilliğinden ve bağnazlığından yararlanarak binbir türlü siyasî ve kişisel maksatla çıkar sağlamak için, dini alet ve araç olarak kullanmak girişiminde bulunanların memleket içinde de dışında da var oluşu, ne yazık ki daha bizi bu konuda söz söylemekten alıkoyamıyor. İnsanlık dünyasında, din konusundaki uzmanlık ve derin bilgi, her türlü hurafelerden arınarak, gerçek bilim ve tekniğin ışıklarıyla tertemiz ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine, her yerde rastlanacaktır. ‘’
Evet kesinlikler her yerdeler ve her zaman olacaklar. Ekonomiye gelecek olursak, ekonomide şuan her şey yerle bir olmuş durumdayken kitabı okurken yine söylediği şu sözler tokat attı ‘’gösteriş içinde yaşayabilmek için memleket ve milletin bütün servet kaynaklarını kuruttuktan başka, milletin her türlü çıkarlarını feda etmek, devletin haysiyet ve şerefini ayaklar altına almak şekliyle birçok dış borçlar yapmışlardı. O kadar ki, devlet bu borçların faizlerini bile ödeyemeyecek duruma gelmiş dünya gözünde, iflas etmiş sayılmıştı’’

İşte tüm bu alıntıları okuduğumuzda en önemli özelliklerinden biri olan ileri görüşlülüğü görmekteyiz. Aslında Mustafa kitabını okuduktan sonra Nutuk 'u tekrar okumam gerektiğine karar vermiştim. İyi ki de okudum. Yazılacak o kadar çok şey var ki, ama okuyup okutma çabası içerisine girmek mirasına bu şekilde ortak olup sahip çıkmak daha güzel ve anlamlı

Çok şey borçluyuz kendisine, aslında teşekkür için hiçbir zaman geç değil, en güzel teşekkür başlangıcı olacak Nutuk okumak.
Kendisini içimizde, fikirlerini gelecekte yaşatabiliriz. Şu sözünü çok seviyorum ‘’Beni anlamak demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir.’’

Sanırım tüm yapmamız gereken anlamak, okumak
Ayrışmadan ötekileşmeden yaşatalım Cumhuriyetimizi.

'' BENİ HATIRLAYINIZ ''
Giriş / Teşekkür/ Yorumlama/ Kapanış

Bakmayın orda 4 gün de yazdığına. Kaç tane 4 gün geçtiğini bir ben, bir Murat Ç bir de Allah bilir :D

Hediye gelen kitabı hemen okumak gibi garip bir huyum var. Aradan zaman geçince ya da uzun sürede okuyunca karşı tarafa ayıp oluyor gibi hissediyorum :/ Kitabı bitirene kadar çektiğim vicdan azabından bahsetmiyorum bile.  ×_×
Her ne kadar hiç başlamayayım sınavdan sonra rahat rahat okurum desem de yine dayanamayıp başladığım için kitap da benimle beraber oda oda dolaşıp test aralarına karıştı. Bazen soru çözerken, bazen kitabı okurken buldum kendimi. İşte böyle böyle o 4'ler arttı hep #_#

Neyse ki Murat Ç hem kitap gönderip, hem not kartı ekleyip, hem de ben kitabı bitirene kadar nerdeyse benimle beraber tekrar okumuş olup, sorduğum sorulara da bıkmadan cevap verecek kadar sabırlı ve minnoş bir kişiliğe sahip  ^_^
Çünkü ben her soru sordukça "üff geldi yine lanet olası, bir kitabı bitiremedi, acaba yine ne soracak, gönderdiğim güne lanet olsun" gibi şeyler düşünüyordur diye korkuyordum :○ :D
Hatta bi kere dayanamayıp içinden bana küfür edip etmediğini de sordum :D (neyseki etmiyormuş. Oh bir rahatlama geldi)
Yani bu uzuuuuunn okuma serüvenime benimle beraber eşlik ettiğin için sabrına ve ilgine ayriyeten kocaman bir teşekkür ediyorum (ve tabiki kitap içinde)
[Şuraya da çiçekler böcekler falan çizelim]

Nutuk Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışı ile başlayıp Gençliğe Hitabe ile son bulan 600 sayfalık dev bir eserdir. İçerisinde aşağıda belirttiğim olayların  detaylı bir şekilde anlatımı mevcuttur.

Yazıların küçüklüğünden dolayı arada bir şaşı olduğunuzu hissedebilirsiniz ama korkmayın dili ve anlatım şekli ile oldukça sade, sıkılmadan ve benim gibi sınav dönemine denk getirmezseniz bir kaç günde bitirebileceğiniz, içerisindekiler ile de gayet doyurucu ve bilgilendirici bir eserdir.

 Bölümlerinden bahsetmek gerekirse
 
* Anadolu'nun durumu ve kurtuluş çareleri
* Milli teşkilatların kurulması ve kongreler
* İstanbul hükumeti ile ilişkiler
* Milli teşkilatın yeniden düzenlenmesi
* Misak-ı Milli ve gelişmeler
* Büyük Millet Meclisi'nin toplanması
* İsyanlar ve Doğu cephesindeki gelişmeler
* Düzenli orduya geçme kararı
* İstanbul hükumetinin Ankara ile temas arayışları
* Batı cephesindeki gelişmeler ve Birinci İnönü Muharebesi
* Londra Konferansı ve İkinci İnönü Muharebesi
* Sakarya Meydan Muharebesi ve müteakip gelişmeler
* Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Savaşı Mudanya Mütarekesi
* Lozan Barış Konferansı ve Saltanatın kaldırılması Hilafet meselesi
* Halk Fırkası'nın kuruluş ve Lozan Barış Anlaşması ve müteakip gelişmeler
* Cumhuriyetin ilanı
* Hilafetin kaldırılması
* Mustafa Kemal'e karşı 'muhalefet' 'Paşalar meselesi' ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
* Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Gençliğe hitabesi

Gibi konulara yer vermiştir. (Bu kısımda yanlış ve eksik bilgi vermemek için konulara tekrar internetten bakıp ekledim. Okurken bölümleri not almamıştım çünkü.)

Dönemin en önemli iletişim aracı olan telgraf konuşmalarının da birebir eklenmesi ve kullanılan dil ve üslup da çok ilgimi çekti.

Atatürk kendi kaleminden çıkan bu eserini Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara’da toplanan İkinci Kurultayı’nda altı günde okumuş.
Ben okurken bile bazı cümlelerinde karşımdaymış gibi hissettiğime göre bir de orada bulunup kendi sesinden dinleseydim eminim çok daha farklı duygularda olurdum.

Sonuç olarak kitabı özetleyip inceleme yazacak kadar yoğun bir bilgi birikimine sahip olmadığım için aklımda kaldığı kadarıyla ve bana hissettirdiklerini paylaşmak istedim. Diğer kitaplar gibi okuyun ve okutun demek yerine daha iyi anlamak adına bir kaç kez okuyun diyebileceğim bir kitap. İnceleme adı altında benim söyleyeceklerim bu kadar.

Daha detaylı bilgi için #28597997
 #28520111
 #25088797

Daha daha detaylı bilgi için ise
OKUYUNUZ  ^_^

Sevgi, saygı, hoşgörü ve kitap ile kalın <3
Bir yandan hasta Osmaanlı, bir yanda kurtuluşu manda ve himayede arayan cahiller ve hianler Anadolu zaten anababa gunu devlet kurmak isteyen fırsatçılar millet oyle bir zeka istiyordu iste Fatihin gemileri karadan yuzdurusu gibi batan bir milleti bataklıktan cıkardı ve cumhuruyeti verdi onlara Başkomutan, başöğretmen.
Bu kitabı okurken çoğu sayfaları sesli bir şekilde okudum. Gözümde Atatürk'ün okuyuşunu canlandırarak. Atatürk'e olan sevgimi,bağlılığımı ve sempatimi bu kitapla tekrar pekiştirmiş oldum.
Ve yine okurken kitabın içindeki,yaşanmışlıklara,kahramanlıklara,fedakarlıklara,bütün zorluklara her şeyini ortaya dökerek göğüs germelere, o yüreklerde oluşan çoşkunluklara hayran kaldım inanın hayran kaldım.

Atatürk kadar naif, zeki, fedakar, düşünceli,ileri görüşlü,muhteşem bir devlet adamına dünyada bir kez rastlanıldı onu da ben göremedim. Ne büyük bir kayıp, ne büyük bir üzüntü anlatamam. Biraz önce Atatürk'ün sigara içerken videosunu izledim. İç çekerek içiyordu.. O nasıl bir zerafettir o nasıl bir güzelliktir.

Kitabın içindeki fotoğraflara hayranlıkla baktım, uzun uzun...
Bu dünyada ölümsüz olmasını isteyebilceğim insanların başını çekiyor Atatürk. Videolarını izlerken canım acıyor,ruhum kanıyor.
Yattığın yer nur olsun biricik kurtarıcımız.

Ve bu kitabı bana hediye eden Murat Ç Bey'e çok teşekkür ederim. Büyük iyilik ettiniz efenim.
Yol göstericim, rehberim... Her Türk'ün okumasının elzem olduğu bir yapıt. Hatta diğer dünya ülkeleri vatandaşları da okusunlar da, vatan toprağı nasıl kutsal oluyormuş, nasıl son kana kadar aşkla savunuluyormuş iyi öğrensinler. Gerçi günümüzdeki savaşların ticari antlaşmalarla, küresel sermayeyle masa üzerinde yapıldığı bu dönemde o dönemki ruhu anlamaları zor, düşmanın bile merti gerek...

Unutmayalım, tek bir vatanımız var. Ve tarihini bilmeyenlerin, coğrafyasını başkaları çizer.
Ne zaman kötü hissetsem, ne zaman içim sıkılsa okuduğum kitaptır. İçeriği bilgi taşısada, hissiyatı yazarından dolayı cesaret ve umut aşılar. Gece gece aklıma düştün, hayatta herşeyimden vazgeçerim ne senden nede emanetinden vazgeçmem, ruhun şad olsun paşam
Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemi vatanın işgali bir ulusun yok olmaya karşı var oluş sürecinin yanı sıra küllerinden bir vatanın nasıl doğduğu yükseldiği bağımsızlık meşalesi nin Mustafa Kemalin önderliğinde nasıl bir ateşe döndüğünün somut kanıtıdır. Devlet kurmanın yoktan var etmenin yeniden yaradılışın bütün umutlarını bütün hayallerini kaybetmiş bir ulusun küllerinden sıyrılarak nasıl özgürleştiğinin resmi belgesidir.. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının dikkatle okuyup dersler çıkarması gereken tarhsel anıt bir belgedir..
'' Efendiler, bu nutkumla, Milli varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklalini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan Milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu açıkladım.''

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bu sözleriyle tanımladığı ve 19/mayıs/1919 da başlayan, 29/ Ekim/1923 te Cumhuriyetin ilanına kadar geçen 4 yıllık sürede yaşananları, neredeyse saat saat anlattığı muhteşem eser.

Her Türk vatandaşının mutlaka okuması gereken bir kitap. Yok olmuş bir ülkenin ne zorluklarla, ne fedakarlıklarla yeniden nasıl kurulduğunun gerçek hikayesi. Binlerce şehidin kanıyla,binlerce gazinin mücadelesiyle, binlerce dul ve yetimin çektiği ızdıraplarla ve tüm Milletin büyük özverisiyle kazanılmış bağımsızlık ve demokrasi. Bütün bunları anlamak ve elimizdeki değeri kaybetmemek için her kesin okuması şart olan kitap.

Özellikle de gençlere sesleniyorum. Lütfen mutlaka okuyun. Şu anda bir çok yayınevi günümüz diliyle sade bir şekilde yazılmış baskılarını yapıyor. Sıkılmadan rahatlıkla okuyabilirsiniz. İnanın bana, bizim kuşağın o fırsatı da yoktu. Ben ilk defa 1970 li yılların sonunda MEB yayınlarının çıkardığı,3 ciltlik orjinal dille yapılan baskısını okumuştum. Ama ne güçlüklerle, ne kadar zorlanarak okumuştum. Oysa şimdiki baskılarda o kadar akıcı ve sade bir dil var ki, kendinizi olaylara kaptırıp gidiyorsunuz.

Son söz olarak tekrar tekrar söylüyorum.Okumayanlar mutlaka okuyun. Şehitlerimiz için,gazilerimiz için okuyun,onlar yurdumuzu işgal eden düşmanlarla savaşırken, arkadan saldıran isyan çıkaran hainleri öğrenmek için okuyun, ve bütün olanlardan ders çıkarıp ülkemizi tekrar aynı duruma düşürmemek için, elimizdekini kaybetmemek için okuyun.
Mutlaka herkesin okuması gereken bir kitap.Yavaş yavaş, sindire sindire okuyup , her cümlenin sonunda uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitap, bir kılavuz.Tarihe ışık tutan bir çalışma.Okullarda okutulması gereken bir baş yapıt.
Okuyan kazançlı çıkar.
Ülkemizin kurucusu ulu önder Atatürk'ün kendisinin kaleme aldığı ve bir yurdumuzun nasıl kurulduğuna ilişkin en birinci kaynak özelliği taşıyan bu kitap her Türk gencinin okuması gereken bir kitaptır. Atatürk Nutuk'u altı gün boyunca TBMM'de okumuştur. Arap alfabesi ile yazılmıştır fakat Latin harflerine geçilince ciltler halinde yeniden basılmıştır. Nutuk Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışı ile başlar ve Gençliğe Hitabe ile sona erer.
Osmanlı hanedan ve saltanatının devam ettirilmesine çalışmak, elbette Türk milletine karşı en büyük kötülüğü işlemekti. Çünkü, millet her türlü fedakarlığı göze alarak bağımsızlığını kazanmış olsa da, saltanat sürüp gittiği takdirde, bu istiklale kazanılmış gözü ile bakılamazdı. Artık, vatan ve milletle hiçbir vicdan ve fikir bağlantısı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve milletin bağımsızlık ve haysiyetinin koruyucusu konumunda bulundurulmasına nasıl göz yumulabilirdi.
''Sizler,
Yani yeni Türkiye'nin genç evlatları!
Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz...
Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.
Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.''
"Tam bağımsızlık demek, elbette siyaset, maliye, ekonomi, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve özgürlük demektir."
"Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. (Savunma hattı yoktur, savunma alanı vardır.) O alan, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, bırakılamaz. Onun için küçük büyük her birlik, bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada tekrar düşmana karşı cephe kurup savaşa devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda olduğunu gören birlikler, ona bağlı olamaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar dayanmak ve direnmek zorundadır."
Mustafa Kemal Atatürk
Sayfa 418 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
'' Müslümanlığın, yüzyıllardan beri yapıla geldiği üzere bir siyaset vasıtası olarak kullanılmaktan kurtarılmasının ve yüceltilmesinin şart olduğu gerçeğini de görmüş bulunuyoruz.''
Mustafa Kemal Atatürk
Sayfa 718 - Siyah Beyaz yayınları - Aralık - 2016
Aciz ve korkak insanlar, herhangi bir felaket karşısında milletin de hareketsizliğe sürüklenmesini ve bir kenara çekilip kalmasına yol açarlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nutuk
Alt başlık:
Büyük Miras
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
688
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059011938
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parola Yayınları
Muhterem Efendiler, sizi, günlerce işgal eden, uzun ve teferruatlı beyanatım, en nihayet, mazi olmuş bir devrin hikâyesidir. Bunda, milletim için ve müstakbel evlâtlarımız için dikkat ve teyakkuzu davet edebilecek, bazı noktalar, tebarüz ettirebilmiş isem, kendimi bahtiyar addedeceğim.

Efendiler, bu beyanatımla, millî hayatı hitam bulmuş farz edilen büyük bir milletin; istiklâlini nasıl kazandığını ve ilim ve fennin en son esaslarına müstenit, millî ve asrî bir devleti, nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım.

Bugün vâsıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen millî musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum
-Mustafa Kemal Atatürk-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 4.057 okur

  • Begüm Eröz
  • Onur
  • Albatros
  • Hande
  • Yasemin Yeter
  • Hazal Yıldız
  • Nurseli Aslan
  • gorgi cisimciği
  • Şeyda Gürsoy
  • hayatı_eksik_yaşayan_adam

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%7.3
18-24 Yaş
%23.1
25-34 Yaş
%29.4
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%9.9
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.2
Erkek
%43.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%63.4 (1.005)
9
%3.8 (61)
8
%2.4 (38)
7
%0.4 (7)
6
%0.6 (9)
5
%0.2 (3)
4
%0.3 (4)
3
%0.3 (4)
2
%0.2 (3)
1
%1.7 (27)

Kitabın sıralamaları