Ey milletim! Senin bağımsızlık ateşinle, senin sarsılmaz iradenle yazılmış olan bu Nutuk, sadece geçmişin bir hikâyesi değildir; geleceğe ışık tutan, rehberlik eden bir eserdir. Bu satırları kaleme alırken, yaşanmış olan mücadeleyi, çekilen acıları ve zaferin hakikatini unutmamanız için anlatıyorum. Çünkü tarih, unutulduğunda tekerrür eder; milletler, hafızalarını kaybettiklerinde ise yok olmaya mahkûmdur.
Nutuk, sadece bir anlatı değil, Türk milletinin varoluş mücadelesinin vesikasıdır. Millî Mücadele yıllarını, milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği mücadeleyi, düşmanın içimize kadar sızdığı o günleri ve nihayetinde kazandığımız zaferi anlatırım. Ancak bu zaferin yalnızca cephede kazanılmadığını, aksine fikirde, iradede ve inançta başladığını bilmelisiniz. Bu Nutuk, kurtuluşun ve kuruluşun destanıdır.
Kuvvetin ve kudretin yalnızca düşmana karşı savaşmakla değil, akıl ve irade ile pekiştiğini unutmayınız. Samsun’a çıktığım andan itibaren, milletimin azmini, fedakârlığını ve kararlılığını gördüm. Erzurum’da, Sivas’ta, milletin vicdanı ve iradesiyle hareket ettik. Temellerimizi, manda ve himayeyi reddederek attık. Bağımsızlık, Türk milletinin karakteridir; bundan asla taviz verilemezdi.
Ey Türk genci! Bu Nutuk’ta seni bekleyen en önemli vasiyetim şudur: Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yüceltecek olan sizlersiniz! Zira bu mücadele, yalnızca bir döneme ait değil, ebediyete kadar sürecek bir vazifedir. Milletin egemenliği, milletin iradesinde ve azmindedir. Bu Nutuk’ta anlattığım her olay, bu hakikatin birer delilidir.
Milletin kaderini tayin edenlerin, yalnızca iradesine sahip çıkan, aklını hür kullanan ve fikrini daima bilim ve uygarlık yolunda geliştirenler olacağını unutmayınız. Eğer bir gün, bu memleketin bağımsızlığına, birliğine ve Cumhuriyet’in