Bütün Eserleri 1

Yaban

Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir entelektüel ültimatomu
10/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 02:00
Çıktığı kabuğu beğenmemek değil bu, kırdığı kabuğu üzerinden çıkartıp atmak. Zira çıktığı kabuğu beğenmeyen, kabuğun içini de dışını da tanımaz; sadece bir aşağılık kompleksi hastalığına tutulmuştur. Oysa kabuğu kırıp çıkan, bütün kompleks hastalıklarına galebe çalmıştır. Yakup Kadri, ikinci nevinden bir kudrete sahip bana göre. Bence buradaki ızdırap da hem köyü hem şehri; hem köylüyü hem de şehirliyi çok iyi tanımaktan kaynaklanıyor. Zira “Yakup Kadri köylüleri hakir görüyor” diyenler, köylüleri hiç okşamamış uzaktan seviciler. Dolayısıyla muhabbetleri sahte ve siyasi. Bu haseple yargıları da politik ve demagojik… Basit gibi görünür ancak birçok kimsenin tecrübe edemediği ve dolayısıyla gözlemine mevzu edip muhakemesine konu edemediği bir iştir kır-kent mukayesesi. Bir çok kişi tarafı olduğu kısımdan diğerini yargılamak suretiyle ancak inancını pekiştirmek için bu uğraşa yeltenir. Ancak objektif bir betimleme için birçok etkenin bir arada bulunması gerekir ki bunun başında da dürüstlük ve cesaret gelir. Bir çok tarafgilde olmayan bu meziyetler Yakup Kadri’de en kamil şekilde tecelli etmiş. Bu yüzden tespitleri yetkin ve isabetli. Böylesi bir gözlemin oluşması için evvela köyden şehire yahut şehirden köye bir göç gerekir. İlki kompleks hastalığına davetiye çıkardığından ikincisi daha isabetli görünmektedir. Her iki tarafı da (köy-şehir) yakinen gözlemlemiş ve her iki tarafta da uzun süre yaşamış bir okur olarak, -Yakup Kadri bir göçmen olmasa bile- onun köylü bilincini çok iyi tanıdığını ve dolayısıyla köylü bilincine dair çözümlemelerinin isabetli olduğunu, hayranlıkla ifade edebilirim. ... Pek tabii eser yalnız köylülerin bireysel bilinçlerinin çözümlemelerine hasredilmiş de değil. Bir bütün olarak köylülük bilinci de eserde ziyadesiyle çözümlenmiş. Ve bu
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
“Kendini duyamayan insan, başkasını nasıl anlasın?”
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Okunabilirlik: Akıcı ve sade. Yer yer anlatım yoğunlaşsa da anlaşılır bir dille ilerliyor. Fikrin Derinliği: Aydın-halk çatışmasını sıradan bir anlatımda bırakmıyor; Yusuf’un dönüşümüyle meseleye farklı bir boyut kazandırıyor. Kurgu: Başlangıçta tek yönlü görünse de içsel çatışmalar ve finalle birlikte daha derin bir hâl alıyor. Karakter: Ahmet Celal'in iç yolculuğu inandırıcı ve zamanla evriliyor. Köylü karakter ise yer yer daha tek çizgide kalıyor ama bu, yazarın tercihinden kaynaklı olabilir. Genel Etki: İlk başta yargılayıcı dursa da metin, güçlü bir özeleştiriyle başka bir boyuta geçiyor. Sarsıcı ve düşündürücü. Yaban’ı okumaya başladığımda, Türk edebiyatında bir kitap daha beğeni listeme girecek diye düşündüm. Başta okuru içine çekip farklı bir yön vaat eden hikâyenin bir anda aşka evirileceği düşüncesi korkutmadı değil. Neyse ki Yakup Kadri Karaosmanoğlu, yalnızca bir konuya saplanıp kalmak yerine, iki farklı damarı harmanlamayı tercih etmiş. Bu da hikâyeyi çok yönlü ve daha gerçekçi kılmış. Ahmet Celal, savaşta (1. Dünya Savaş'ında) bir kolunu kaybetmiş bir aydın olarak Anadolu’nun ortasında bir köye gelir. İlk başlarda onun gözünden köylüyle kendi arasındaki kültürel ve duygusal mesafeyi dinleriz. Fakat bu aktarım, anlamaktan çok yargılayan, hatta zaman zaman küçümseyen bir dille yapılır. Köy adeta geri kalmışlığın simgesi gibi çizilir ve bu durum, okurda bir huzursuzluk yaratır. Çünkü insan sormadan edemez: “Yazar halkı küçük düşürmek mi istiyor, yoksa bir farkındalık mı yaratmaya çalışıyor?” Bu ikilem, hikâye boyunca okuru diken üstünde tutar. Ta ki Ahmet Celal'in o iç burkan değişimine tanıklık edene kadar. Başlarda kibirli, yukarıdan bakan o adam; köylünün cehaletinde, bencilliğinde ve yalnızlığında aslında asıl suçlunun kendisi ve onun gibi düşünen
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
9/10
·214 syf.··
2025 143. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2025 22:35
Yakup Kadri’nin Yaban’ı, sadece bir köyü ya da bir dönemi anlatmıyor bence. Daha derine, insanın kendisine doğru bir yolculuk başlatıyor. Ana karakterimiz Ahmet Celal’in bakış açısından köylüye, savaşa, vatana ve hayal kırıklıklarına tanık oluyoruz. O bir aydın, okumuş, şehirli… Ama köye geldiğinde tüm bu “donanımının” işe yaramadığını fark ediyor. Oraya ait değil. Ne onlar onu anlıyor, ne de o onları. Sanki karşılıklı bir dil eksikliği var. Kitabı okurken şu soruyu çok sordum kendime: “Bir yere sadece fikrinle, geçmişinle, eğitiminle ait olabilir misin?” Sanırım bu kitapta cevabı hayır. Aidiyet, sanıldığı kadar yüzeyde değil. Kan bağından ya da memleket sevdasından ibaret değil. O yüzden Yaban, sadece bir aydının köylüyle çatışması değil; aslında içsel bir yalnızlığın da romanı. Dilini ilk başta biraz ağır buldum ama ilerledikçe karakterin iç sesiyle o kadar bütünleştim ki artık cümleler değil, duygular yürüdü önümden. Özellikle doğa betimlemeleri çok etkileyiciydi. Hem güzelliği hem de vahşiliğiyle doğa, sanki karakterlerden biri gibiydi. En çok da Ahmet Celal’in umutsuzluğu dokundu bana. Kendi ülkesinde, kendi halkının içinde yabancı gibi hissetmesi… O yabancılık bana tanıdık geldi. Bazen biz de çevremize ya da kendi iç dünyamıza böyle yabancılaşmıyor muyuz? Eğer gerçekçi, düşündüren ve ruhu biraz da sarsan bir kitap arıyorsanız Yaban’a mutlaka şans verin. Herkeste aynı etkiyi bırakır mı bilmiyorum ama bende bıraktığı iz çok derin oldu. Bu kitap beni hem düşündürdü hem de zaman zaman öfkelendirdi. Ama en çok da içimde bir yerlere dokundu. Çünkü aslında hepimizin “yaban” olduğu bir yer var.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
8/10
·214 syf.··
2017 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2017 10:37
Kitabı okudum ve her okuduğum kitap sonrası olduğu gibi sıra geldi düşünmeye ve kitap üzerine bir şeyler karalamaya; kendi zihnimdeki, insan, insan psikolojisi ve toplum kavramlarını irdeleyerek naçizane fikirlerimi belirtmek isterim. Öyle ki zihnimin içi birbiri arası tezat oluşturan düşüncelerle, ayrışmalarla ve çelişkilerle dolu. Tam bir paradoks hali! Öncelikle kitabın içeriğinden bazı bilgiler aktararak yazıya başlamak, zannediyorum ki düşüncelerimi ifade etmem açısından kolaylık sağlayacaktır. Yazar, 1. Dünya Savaşı sonrası (1914), İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalan ve Çanakkale Savaşında sağ kolunu kaybetmiş bir subayın, İç Anadolu’nun ücra bir köyüne yerleşmesini, köyün halkını, dönemin tarihi olaylarını ve önemli insanlarını keskin psikolojik tahlillerle yansıtmaya çalışıyor. Şimdi, bu roman takdir edersiniz ki bir kurgu romanıdır. Peki bu romanın amacı nedir? Bu soruya algılayabildiğim ölçüde yanıt vermeye çalışacağım; bana göre amaç, dönemin insanlarını bilinçlendirmek ve bu insanlar arasındaki ayrışmaları ortadan kaldırarak bir diriliş hareketiyle Anadolu’yu düşman askerinden kurtarmak veya püskürtmektir. İşte bu noktada bana ışık tutan en önemli ipucu ise, amaca yönelik kurgulanan olay örgüsünde; bir İstanbul aydını olan kitap kahramanının kalkıp, neredeyse yeryüzündeki varlığını unutturmuş bir köye yerleşmesi ve bu yörenin insanlarını anlatmasıdır. Yazar tarafından çizilen yöre halkının profilleri şayet doğru ise üzülerek belirtmek isterim ki toplum olarak bir adım dahi ileri gidememişiz demektir. Nasıl ki şu an medyanın bize verdiği gibi düşünüyor, konuşuyor ve eylemde bulunuyorsak o zamanda durum farklı değilmiş. Nasıl ki şu an çıkarlarına göre hareket eden insanlar varsa o zamanda varmış. Nasıl ki şu an din, devlet millet elden gidiyor naraları
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
Fırtınaya tutulmuş bir gönül gibi okudum
Puan vermedi·214 syf.··
2025 210. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 14:21
·
Kitap o kadar iyiydi ki kendimi o kadar kaptırmışım ki alıntı bile paylaşamadım Yakup Kadri’nin Yabanı sadece bir dönemi anlatmakla kalmıyor; insanın zihninde bugünle bağ kurduran sorular bırakıyor. “Biz gerçekten birbirimizi anlıyor muyuz?” “Aynı toprakta yaşamak, aynı dünyayı paylaşmak anlamına geliyor mu?” Roman boyunca bu sorular sürekli zihinde dolaşıyor. Ahmet Celal’in hayal kırıklıkları, beklentileri ve kırılan gururu aslında sadece bireysel bir dram değil; bir milletin içinden çıktığı karmaşanın da aynası gibi. Kitaptaki en çarpıcı noktalardan biri de, karakterlerin “iyi” ya da “kötü” olarak sunulmaması. Hiç kimse tamamen masum değil, hiç kimse tamamen suçlu da değil. Köylünün duyarsızlığı kadar, aydının kibri de eleştiriliyor. Bu denge, romanı basit bir “aydın-köylü çatışması” olmaktan çıkarıp çok daha katmanlı bir hale getiriyor. Bu sayede okur, taraf tutmaktan çok “neden böyle oldu” diye düşünmeye başlıyor.Ayrıca romanın atmosferi de çok güçlü. Savaşın gölgesi altında ezilen hayatlar, umudun ve umutsuzluğun iç içe geçtiği sahneler, Anadolu’nun yalnızlığı… Tüm bu duygular bir insanın iç dünyasında kopan fırtınalar gibi aktarılmış. Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir hikâye değil, bir ruh hâli yaşıyor gibi oluyorsun.Sonunda kitap kapandığında insan sadece bir roman bitirmiş olmuyor; sanki uzun bir yolculuktan dönmüş gibi hissediyor. Yüreğinde biraz sızı, biraz düşünce, biraz da sessizlik kalıyor. İşte bu yüzden “Yaban”, bitince kapanıp rafa kaldırılan bir kitap değil; akılda ve gönülde yaşamaya devam eden bir eser. Ve belki de en doğrusu, bu kitabı alıntılarla değil; etkisiyle hatırlamak… Eğer insanın içini sarsan, düşündüren, yer yer acıtan ama mutlaka iz bırakan bir kitap arıyorsanız, Yaban tam da böyle bir roman.
1000Kitap
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
YABAN İNCELEMESİ - Dikkat spoiler içerebilir!
10/10
·214 syf.··
2020 64. kitabı
·
112 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2020 13:51
Yakup Kadri. Hepimiz onu Atatürk sevgisinden tanırız. Aynı Falih Rıfkı gibi. Bu iki Cumhuriyet dönemi yazarının bende yeri hep ayrı olmuştur. Eserlerinde o dönemi film şeridi gibi gözünüzün önüne seriverirler. Bu eserde milli mücadele döneminde bir Anadolu kasabasında geçmektedir. Ahmet Cemal Çanakkale de kolunu kay etmiş Aydın birisidir. Cahil bırakılmış halkın içinde yaşama tutunmaktadır. Ama halka göre yabancıdır yani yabandır. Tabiri caizse onların kulağına göre ağız değildir. Ama okuyacağınız üzere ne söylediyse de çıkmaktadır. Anadolu'nun sosyolojik durumunu ifade etmesi bakımından kıymetli bir eser. Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
Yaban'cı
10/10
·214 syf.··
2022 87. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2022 23:09
Öncelikle Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun okuduğum ilk kitabı olduğunu belirteyim. Karakterimiz İstanbul'da büyümüştür. Birinci Dünya Savaşı esnasında gazi olmuş ve sonrasında arkadaşının iknası üzerine O'nun köyüne yerleşme kararı almıştır. Ama okur yazar olması, şehirde büyümüş olması köyde yabancılık çekmesine neden olur. Çevresindeki hiçkimseyle bağ kuramaz. Köylüler de O'na Yaban derler. Kendini bulunduğu yere ait hissetmez, bir yabancı olduğunu düşünür. Hem köylülerin cahilliklerinden yakınır hem de aralarından bir türlü ayrılamak istemez. Ama vakit geçtikçe eleştirdiği insanlara muhtaç kalır. Çünkü insan denilen canlı yalnız yaşamaya uygun yapıda değildir. Kendini köyün dışında bir eve atar ama yalnızlıktan da kavrulur. Hor gördüğü insanlarla tekrar konuşmaya başlar hatta evine çağırır ama bu sefer de köylüler iletişim kurmak istemezler. En sonunda o yalnızlıkta bir kıza aşık olduğunu düşünür ama bu aşka da içi bir türlü sinmez. Bir yandan insan ilişkilerine bakarken diğer yandan da savaş devam eder. Köyler yağmalanır, evler ateşe verilir, kadınlar kaçırılır. Yazar tarihi bir doku üzerine; yalnızlık, yabancılaşma, ötekileştirilme ve cahillik gibi konuları çok akıcı bir şekilde aktarmış. Yakup Kadri'yi bu kitabından dolayı negatif eleştiri yağmuruna tutmuşlar. Anadolu insanını kötü gösteriyor demişler. Bunun nedeni hiç eleştiri kaldıramamamız. Hep istiyoruz ki birileri halkımızdan bahsederken "çok sıcakkanlılar, yardımsever, güler yüzlüler, çok bilgili ve ileri görüşlüler..." desin. Maalesef hiç de öyle değiliz. Hele ki Osmanlı Devleti tam yıkılacak durumda iken, o halkın hali tam tersi durumdadır. Aslında Yakup Kadri'nin yaptığı; padişahlık sistemini, ağalık sistemini, gericiliği, cahilliği, eğitimsizliği eleştirmek. Ama bu ülkenin milliyetçi damarları bu
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
Okumak ve Gereğini Yapmak...
10/10
·214 syf.··
2022 9. kitabı
Küçük denilebilecek yaşlarda okuduğum bir kitaptı ancak sitede takip ettiğim kıymetli okurlardan bir kaç kişi okuyup inceleme yazında tekrardan okumak istedim. Ülkemizde maalesef her şey olması zor olduğu gibi "aydın.." olmak da çok zor ve tartışmalı bir konu olagelmiştir. Tarihsel süreç içerisinde çok büyük savaşlar ve türlü sıkıntılarla boğuşup hayatını bu sıkıntılarla devam ettirmek zorunda kalmış olan ülkemizde ne toplumsal gelişim o okuduğumuz metodolojilere uygun gelişti ne de tam anlamıyla bir aydın sınıfı gelişti. Herhangi bir konuda eleştiri getirmek ve suçlamak çok kolayken aynı konuda alternatif çözüm önerileri getirmek ve doğruyu yaparak ve yaşayarak göstermek, örnek olmak ne yazık ki kültürümüzde çok yer edinememiştir. İlk okuduğum yıllardan kitapla ilgili aklımda kalan metaforları hiç unutmamıştım ve bu seferde teyit etmiş oldum "İçerisinde yaşadığı toplumun gerçeklerinden kopmak..." ve "Fildişi kulelerde yaşamak...". Hangi dönemde olursa olsun hepimiz için gerçekliğini koruyan kavramlar olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle bu tarz platformlar aracılığı ile daha fazla okuyup daha fazla fikirlerimizi başkalarının fikirleri ile kaynaştırarak aramızda ki uçurumları azalttığımız ve birbirimize tahammül sınırlarımızı geliştirdiğimiz zamanlar dilerim. Herkese iyi okumalar..
Siyaset&Toplum
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
7/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 20:16
Yaban, Karabibik ve Küçük Paşa eserinden sonra köyü ve köylüleri konu edinen, devrin gerçekçilik düşüncesine uygun olarak yazılan üçüncü eserdir. Ancak Yakup Kadri konuyu diğer ikisinden farklı olarak tarihi ve sosyal bir problem şeklinde kaleme almış. Yaban, gerçekçilik akımına uygun olan bir eserdir. Emile Zola ve Honore de Balzac’tan etkiler taşıdığı görülmektedir. Eserde özellikle de köylü kahramanların anlatılışında natüralizm akımının izleri de görülmektedir. Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale cephesinde sağ kolunu kaybeden subay Ahmet Celal, İstanbul'un işgal edilmesiyle birlikte gidecek yer bulamayınca askerlerinden Mehmet Ali’nin daveti üzerine Anadolu'da bir köye yerleşir. Milli Mücadele'nin devam ettiği günlerde ismi verilmeyen köyde yaşadıkları ve Anadolu köylüsü hakkındaki gözlemleri sonucu oluşan düşünceleri romanın konusunu oluşturur. Aslında roman ilk başta cahil kalmış köylülerin eleştirildiği şeklinde bir intiba oluşturmaktadır. Hatta bu nedenle yazar eleştirmenler tarafından sert bir şekilde eleştiriye maruz kalmış. Benimde bu kitabı okumak isteyişimin asıl nedenlerinden biridir bu eleştiriler. Ancak romanın bütünü düşünüldüğünde bir paşa çocuğunun köydekileri garipsemesi ve kötülemesi üzerine başlayan düşünceler daha sonra İstanbul’da yaşayan aydınların eleştirisine dönüşür. Yani köylülerin bu kadar cahil olmasının sebebi aslında onları yüzlerce yıldır sömüren, yoksul bırakan ve eğitmeden yok sayan aydınlardır diyebiliriz. İşte romanın en önemli yeniliklerinden birisi de yüzlerce yıllık unutulmuşluk sonrasında Anadolu halkının içinde bulunduğu durumdan yazarın kendini de dahil ederek aydınları suçlamasıdır. Kurtuluş Savaşı’nın arka yüzüne yani Anadolu ve halkına ışık tutan bir eserdir. Bu romanda Anadolu’nun yüzlerce yıldır kaderine nasıl terk
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
Yaban
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 15:48
“İNSAN TÜRK OLUR DA, NASIL KEMAL PAŞA’DAN YANA OLMAZ?” (s.152)Bazıların da karın ağrısı yapan o alıntıyla başlayalım…Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Milli Mücadele yıllarında milleti yeniden bilinçlendirmek amacıyla kaleme aldığı bu romanında, halk ve aydın tabaka arasındaki kopukluğu, iletişimsizliği ve yabancılığı ortaya koyar.Bu kitap kurtuluş savaşındaki Sakarya meydan muharebesinden birinci dünya savaşına kadar yaşanan olayları konu edinmektedir.Çok severek okuduğum bu kitabı sizlere de tavsiye ederim.
Alıntı
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma

Yazar Hakkında

Yakup Kadri KaraosmanoğluYazar · 29 kitap
27 Mart 1889´da Kahire´de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa´da başladı. 1903´te İzmir İdadisi´ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır´a döndü, öğrenimini İskenderiye´deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908´de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi´ni bitirmedi. 1909´da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916´da tedavi olmak için gittiği İsviçre´de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı´nı destekledi. 1921´de Ankara´ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.  1923´te Mardin, 1931´de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932´de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934´te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935´te Prag, 1939´da La Haye, 1942´de Bern, 1949´da Tahran ve 1951´de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960´tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974´te Ankara´da öldü.  Yazı Hayatı: Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler´in `sanat şahsî ve muhteremdir` görüşünü paylaştığı ve `sanat için sanat` yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında eserlerinde belli tarihi dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet´in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet´in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920´lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955´ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır.Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban´dır. Nur Baba Nur Baba, Karaosmanoğlu´nun ilk romanıdır. 1922´de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar Karaosmanoğlu´nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiği ve Çamlıca´daki bir Bektaşi tekkesine devam ettiği dönemdir. Nur Baba´yı Euripides´in Bakkhalar´ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır. Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir. Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekilliği yapmıştır. Kadro Dergisi'nin kurucularındandır. Dergi, devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Anadolu Ajansı'nın kurucularındandır, ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.