1000Kitap Logosu
Yaban
Yaban
Yaban

Yaban

Bütün Eserleri 1

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.3
5,8bin Kişi
27,4bin
Okunma
5,3bin
Beğeni
90bin
Gösterim
214 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 6 sa. 4 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · İletişim Yayınları · Ekim 2017 · Karton kapak · 9789754700060
Diğer baskılar
Yaban
Yaban
Yaban
Millî Mücadele sırasında Orta Anadolu'da bir köy. Tanzimat aydınının sosyo-psikolojik özelliklerinin uzantılarını taşıyan Ahmet Celal. Kendini kurtarıcı olarak gören, halkı eğitmeyi (ya da adam etmeyi) görev edinmiş, kafasında yarattığı gerçekle yaşanan gerçeğin çatışması sonucu "yaban"laşan tipik aydın. Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeleri, oyunları ve anılarıyla, en önemli edeiyatçılarımız arasında yer alır. Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri'nin 1910'dan 1974'e dek verdiği eserler Türkçe'nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri'nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920'lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati'den yetişmiş ama bunu izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu'nun eserleri, hala tüketilmemiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir "panoroma"dır.
7 mağazanın 7 ürününün ortalama fiyatı: ₺20,09
8.3
10 üzerinden
5,8bin Puan · 737 İnceleme
Tuco Herrera
Yaban'ı inceledi.
214 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU' NU " Y K K " FERMUARLARININ SAHİBİ SANMAK..
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku .. Uzun zaman önce başlayıp, sekmelere uğrayan ve bir türlü yazamadığım bir incelemeden daha hepinize selamlar ola .. Normalde bu incelemeyi yapmayı pek düşünmüyordum ama bazı incelemeleri ve altındaki yorumları okuyunca yazmazsam olmaz diye düşündüm .. Öyle akla mantığa sığmaz yorumlar okudum ki .. Yani bunlar, ya kasıtlı ya da bilgisizlikten böyle yazılıyor ..Düşünüp empati yapabilen insanların , hele hele inkilap tarihi okumuş kesimin bu yanlışları yapacağını düşünmüyorum .. Bu incelemeyi de Yakup Kadri ile yeni yeni tanışacak arkadaşlarımız için yapıyorum .. Kafalarında soru işareti kalmasın, bu güzide yazarımızı yanlış tanımasınlar diye yazıyorum .. Bir kitabı okuyacağım zaman ,hele hele bir yazarı ilk kez okuyacağım zaman adetim olan bazı değişmez ön hazırlık koşulları ve kıstaslarım vardır .. Nedir bunlar ? Birincisi , yazarı tanımak .. İkincisi yazıldığı dönemi araştırmak .. Sadece tek taraflı değil her yönüyle araştırmak ..Gidip o dönemleri, tek taraflı olarak Mustafa Armağan' dan veya Yavuz Bahadıroğlu' ndan falan okursanız aşşağıda bahsedeceğim yanlışları yaparsınız .. Bu da kaçınılmazdır ..Hemen salça olacaklar için gerekli uyarıyı yapayım da sonradan papaz olmayalım ..Ben bu bahsettiğim şahıslar okunmasın diyenlerden değilim .. Aksine onları da okuyun hatta mutlaka okuyun ama bunları da okuyun diyorum .. Her daim söylüyorum , Aziz Nesin de aynı şeyi söylüyor : GERÇEKLER ZAMANA GÖRE DEĞİŞMEZ ! Sanırım ne demek istediğimi anladınız .. Kısaca o dönemin şartları ile minik bir girizgah yapalım .. Bu bilgiler 1923 ' e ait .. Ona göre kafanızda o günün Türkiye' sini ve Kurtuluş Savaşı dönemini siz kurgulayın kukumanjerolar ... Toplam nüfusumuz "13 milyon" .. Bu sayının 11 milyonu KÖYLERDE yaşıyor ..40 bine yakın köy var ve bu köylerin 37 bininde OKUL , POSTANE ve herhangi bir DÜKKAN YOK! 30 bin köyün ise, yani her 4 köyün 3 ünde CAMİ YOK... Traktör- biçerdöver ve modern tarımcılık bir hayal ..Atadan dededen görme kara düzen ve son derece verimsiz bir tarımcılık yapılıyor .. Karasabanın premium ligte birinci sırada olduğu dönemler .. Hal böyle olunca şekerden EKMEKLİK UNA , pirinçten en basit gıda maddelerine kadar herşey İTHAL..Sağlık sektörünü hiç saymayayım diyeceğim ama bilinsin ..Tüm vatan sathında 337 doktor , 60 ' a yakın eczacı var ..Bunlardan sadece 8'i Türk ..40 BİN KÖY İÇİN SADECE 4 EVET YANLIŞ OKUMADIN YAZIYLA DÖRT HEMŞİRE VE 136 EBE VAR.. Doğumdaki bebek ölüm oranı %40 .. Anne ölüm oranı %19 .. Haaa az daha unutuyordum .. Frengi ve sıtmalıların sayısı milyonları buluyor ..Bitlenmek son derece sıradan bir durum .. Ve trahom diye bir hastalık daha var ki onu ne sen sor ne ben söyliyeyim .. Bugün yok .. O yüzden pekçoğunuz ismini dahi yeni duyuyor .. Sonra açar google a sorarsın .. Tüm bu bilgiler ışığında okuma yazma oranının hesabını falan var gel sen yap,işin içinden sen çık canım kardeşim..Köylerde okuma yazma dahi bilmeyen şıh , hacı - hoca denen din bezirganları köylünün kanını emiyor.. KISACA MİLLETİMİZİN YOKLUKTAN , EĞİTİMSİZLİKTEN KIRILDIĞI DÖNEMLER... YABAN çok değil, bu dönemden 2 - 3 sene öncesini anlatır ..O dönemin Türkiyesi' ne daha doğrusu , unutulmuş ve kaderine terk edilmiş Anadolu' ya , köylerimize , köylülerimize ayna tutar .. Okul yüzü görmemiş , okuma yazma bilmeyen insanlarımızı , onları kandıranları , işgal ordusu denen yunanı , onlarla işbirliği yapan kansızları anlatır ..Esas olayı budur ama Yakup Kadri olayın içine bir aşk hikayesi de empoze edip olayları önümüze bu şekilde servis etmiştir.. Çanakkale Savaşı' nda gazi olan bir Türk subayının Kurtuluş Savaşı sürerken Anadolu' ya gelişi ve çevresinde gelişen olaylardır özünde anlatılan.. Kurgu denebilir , hatta denmelidir ama romanda geçen olaylar birebir yaşandığı için yaşanmışlıkların romanı dersek de yanlış olmaz diye düşünüyorum .. Yaşanmışlıklar diyorum çünkü biz "Kurtuluş" için savaş verirken bu olaylardan çok daha fazlası yaşanmıştır .. Kitapta Yunanlılar geçtikleri köylerin üzerine uçaklardan Mustafa Kemal' in hilafet düşmanı olduğunu , padişah düşmanı olduğunu ,kendilerinin islamı kurtarmak için geldiklerini , mukavemet görmedikleri müddetçe halka zarar vermeyeceklerini , bu gelen ordunun Avrupa adlı bir kraliçenin emrinde olduğunu , islama hizmet ettiklerini anlatan bildiriler atmışlardır .. Bu anlattığım olayın aynını zaten yaşadık .. Dönemin şeyhülislamının verdiği fetvalar halen ortada duruyor.. Hatta yıllar sonra bile bu oyunu yaptılar ..Yunanlıları biliyorsunuz ki ingizliler ve amerikalılar giydirdi..Aynı ingilizler bir dönem prens charlesın sünnet olduğu haberini piyasaya servis ettiler.. Buna mütakipte prensin devasa boyutta bir Kuran önünde çekilmiş fotografları pompalandı tüm dünyaya .. Gülmeyin !! Bunlar gerçek ..Neyse devam edelim .. 1912 ve 1918 arası Türk edebiyatında millileşmenin zirveye oturduğu yıllar.Yakup Kadri ' de bundan nasibini sonuna kadar almış bir yazarımız ..Roman okunduğunda yazar kimi zaman köylüyü acımasızca eleştiriyor.. İlk kez okuduğum da ben de başlarında yahu neler oluyor diyip bir afallamadım dersem yalan olur .. Ki Yakup Kadri ' nin romanlarını okumazdan önce , tarih (özellikle inkilap tarihimiz ve siyasi yakın tarihimiz ) okuduğum dönemlerden dolayı kendisi hakkında yeterince bilgiye sahip biriyim.. Denmiş ki Türkiye aydınları genel olarak halkı aşşağılıyor ..Yakup Kadri ' de bunlardan biri ..Yaban' da bunun en bariz örneği.. Yahu arkadaşım siz şaka falan mısınız ?!?!? Nerenizle okuyorsunuz kitabı ? Hangi uzvunuzla ? Hangi organınızla ?!? Biri de çıkmış : - "İşte efenim ben lisede okumuştum da .." - "Eeee? " - "Sonrasında gördüm ki bu halk o halk değil .." YAPMA YAA!!!! Hayırdır bilader zaman makinasına atladın da ,1920 lerde Anadolu köylerine mi gittin geldin ? Ölümsüzlüğü mü keşfettin ? O günden bugüne dek yaşadın da ona istinaden mi yazdın bunları ? BAKIN ROMANDA NE DİYOR YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU : "bunun sebebi türk münevveri (AYDINI!!), gene sensin! bu viran ülke ve yoksul insan kütlesi için ne yaptın? yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde kara toprağın üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun. anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. bir kafası vardı, aydınlatamadın. bir vücudu vardı, besleyemedin. üstünde yaşadığı bir toprak vardı, işletemedin. onu behimiyetin, cehlin ve yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. o, kara toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. ne ektin ki ne biçeceksin? bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? tabii ayaklarına batacak. işte her yanın şerha şerha kanıyor ve sen acıdan yüzünü buruşturuyorsun. öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir." Romanın YABAN ismi ile yayınlanması tüm şu yukarda bahsettiğimiz muhabbet göz önüne alındığında gayet manidardır.. Yaban , söz konusu insanların arasına sonradan gelip yerleşen Türk subayının köylülerce kendisine verilen adıdır .. Yakup Kadri ' de ilkin karakterin kendi bakış açısı ile kimin yaban olduğunu sorgular .. Sonrasında iç hesaplaşmasını yapar .. Haklıyı haksızı birbirinden ayırır .. Şu alıntıyı romanda okumasına rağmen gelip zırıl zırıl ağlamak - açıkça söylüyorum- AKILSIZLIKTIR! İZANSIZLIKTIR! TUTARSIZLIKTIR! Şimdi ben soruyorum ; İşbu romanı doğru düzgün okumadan aydınımız milleti aşşağılıyor diyenler mi , yoksa romanda cahil bırakılmış toplumun arasına sonradan giren , halk arasında ötekileşen karakterimiz mi YABAN ? Birkez daha söylüyorum ..Ne okuduğunuzun bir önemi yok ..İSTEDİĞİNİZİ OKUYUN CANIM KARDEŞİM! Yeter ki romanı GÖ"Z"ÜNÜZLE okuyup , BEYNİNİZİ çalıştırarak yorumlayın .. YOKSA YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU' nu , BAŞ HARFLERİ KISALTILINCA ORTAYA ÇIKAN "YKK" HAFRLERİNDEN MÜTEVELLİT BU FERMUAR MARKASININ KURUCUSU VEYA SAHİBİ SANMANIZ İÇTEN BİLE DEĞİL .. "ROKET" aromalı bir incelememizin de böylece sonuna geldik .. Esen ve İŞSİZ kalınız sevgili kikirikler !! Elzem linkler .. YKK fermuarları : onedio.com/haber/hic-dusundunu... bonus parca : youtube.com/watch?v=bJNiMNUSrw8
Yaban
8.3/10
· 27,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
52
555
Vaveyla
Yaban'ı inceledi.
214 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
YABAN, !! İnsan Türk olur da nasıl Mustafa Kemal Paşa'dan yana olmaz
Uzun zamandır incleme yazmamıştım ancak Yaban romanını okuduktan sonra yazmazsam bir şeyler eksik kalacaktı. Kesinlikle her insanın, her öğrencimizin okuması gereken bir kitap. Yakup Kadri Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu köylüsünün cahilliğini, geri kalmışlığını, fakirliğini o kadar çarpıcı bir şekilde anlatmış ki o hissiyatı sonuna kadar yaşıyorsunuz ve hayretler içinde okuyorsunuz. Kitabın bir yerinde geçen ''Fakat okumuş bir İstanbul çocuğu ile bir Anadolu köylüsü arasındaki fark bir Londralı İngilizle bir Pencaplı Hintli arasındaki farktan daha büyüktür.” cümlesi ile Türk aydını ve Türk köylüsü arasındaki uçurumu o kadar güzel tasvir etmiştir ki.... Realizmi sonuna kadar yaşayacağınız bir kitap mutlaka okumalısınız....
Yaban
8.3/10
· 27,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
82
Merve Uçar
Yaban'ı inceledi.
214 syf.
·
Puan vermedi
Ahmet Celâl üzerinden bireyin toplum içerisinde yalnız kalması ve topluma yabancılaşması anlatılmıştır. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Anadolu’da bir köye yerleşen gazi ve idealist bir subayın hikâyesini anlatan roman, aydın ile halk arasındaki uçurumu gözler önüne serer. İdealist bir karakterde olan Ahmet Celâl geldiği Anadolu da, halkın onun dert edindiği ve kutsal olarak saydığı şeylere kayıtsız olduklarını görür. Hiç bilmediği Anadolu köyünde yalnız kalır. Onun yalnızlığı, davasında bir başına bırakılması ve ötekileştirilmesi bir tutunamama durumudur. Ahmet Celâl köylünün bu tavırlarından sonra karamsarlığa, mutsuzluğa sürüklenir. O, artık hayattan tat almaz. Ahmet Celâl son savaşında kolunu kaybetmiş ve İstanbul’dan taşınmak zorunda kalmıştır. Çünkü büyük şehirde bu şekilde yaşayamayacağını düşünür. Anadolu da her şeyin daha iyi olacağını düşünen kahraman, bunun tam tersiyle karşılaşır. Orada yaşayan halk onu yadırgayıp dışlamışlardır. Köylülerin savaşa ilgisiz kalması, düşmanın ilerlemeye başlaması Ahmet Celâl’in umutlarını tüketmiştir. Onun burada yalnızlığa itilmesi kendi benliğini bile sorgulamaya itmiştir. Yaşadığı yer de onu buna iten nedenlerdendir. Çünkü o köyde farklı olan bir tek kendisidir. Hatta köy halkı ona Yaban demiştir. Onlar Ahmet Celâl’in düşüncelerine anlam verememiştir. Bu köyde önce topluma sonra da kendine yabancılaşmıştır. Bu yabancılaşması hayata tutunmasına engel olmuştur.
Yaban
8.3/10
· 27,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
35