Ankara Bütün Eserleri 10

7,5/10  (44 Oy) · 
184 okunma  · 
40 beğeni  · 
1.280 gösterim
Milli Mücadele yıllarında hiçbir çıkar gözetmeksizin yurtları için çalışan bazı subayların ve politikacıların zaferden sonra “sermaye çevreleriyle ilişkileri” ya da “arsa spekülasyonu”, “taahhüt işi” gibi girişimlerle zenginleşmeleri, “inkılap”a boşvermeleri. Romanın kadın kahramanı Selma’nın yaşamı izlenerek Milli Mücadele inancının ateşli dönemleri ve sonrası anlatılıyor.
  • Baskı Tarihi:
    2009
  • Sayfa Sayısı:
    252
  • ISBN:
    9754701342
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
failimuhtar 
27 Kas 2016 · 7/10 puan

Güzellik/beğeni konusunda, hızlı başlayıp hızlı biten bir roman oldu benim için Ankara; yani, demek istiyorum ki, başlarda ne kadar beğendiysem, sonlara doğru o kadar beğenmedim. Tabii bu "Korkunç bir yazın, hiç olmamış!" manasına gelmiyor, aksine, sonlara doğru giderek fenalaşan kısımlarına karşılık, hala güzel bir kitap Ankara.

Simgesel olarak Selma Hanım'ın hayatındaki üç erkekle Ankara arasında bağ kurulmuş, bu esnada Selma Hanım, yer yer düşünceleriyle birlikte insanı fikren tatmin etmiş ve hatta Yakup Kadri'nin bir kadını böyle incelikle düşünebilmesi insanı şaşırtmış, fakat sonunda, kısaca söyleyebilirim ki olmamış. Çünkü eksik kalmış; Yakup Kadri, olaylara bir inceleme yoluyla mı yaklaşsın yahut bir romanın bütün inceliklerini mi kullansın bilememiş sanki. Belki daha uzun olsaymış?.. Bilemiyorum, açıkçası bir şey eksikti bu romanda.

Bir başka husus, yazarın beklentisi, beklentileri... Onlar doğrultusunda birtakım şeyler vermek istemiş, ancak verememiş, bir türlü olduramamış gibi. Mamafih, doyurucu tahlilleri, dikkat icap ettiren gözlemleriyle önem verilmesi gereken bir kitap. Dikkatli okumalar.

Tarihi bir romanda denilebilir. Üç kısımdan oluşan roman başkarakter Selma Hanım üzerinde Ankara’da yaşananlar anlatılmıştır. Kitabın başında yazarın bir notu var, bu not başka bir söz söylemeyi gerektirmiyor bence. Ben sadece Yazarın 1923 yılında Mardin ve 1960 yılında Manisa milletvekili olarak mecliste bulunduğunu söylemek istiyorum. Üstelik 5 farklı ülkede elçilik görevlerinde bulunduğunu da belirteyim ki aşağıdaki not daha anlam kazansın.
“Otuz yıl öne yazdığım bu romanı, üçüncü baskıya vermek üzere, gözden geçirirken bir düş görüyor gibi oldum ve bana öyle geldi ki, burada hikâye ettiğim devri bir uyurgezer hali içinde geçip gitmişim.
Fakat, bu halim çok sürmüyor; uyanıyorum ve kendimi toparlayarak etrafıma bakıyorum, o devirden bu yana ne kalmış diye. Kitabın birinci bölümünde belirtmeye çalıştığım Milli Mücadele ruhundan hemen hiçbir iz bulamıyorum.
Ya son bölümde hayalini kurduğum Türkiye’nin gerçekleşmesine doğru bir gelişme olmuş mudur? Ben, o zamanlar, bir gün gelip öleceğini aklımdan bile geçirmediğim Atatürk’ün öncülüğü ve rehberliğiyle bu ideal Türkiye’ye yirmi yıl içinde varacağımızı umuyordum. Şimdi, o yirmi yıl üstünden bir yirmi yıl daha geçmiş bulunuyor. Fakat, biz sosyal, kültürel ve ekonomik devrin şartları bakımından, hala romanımın ikinci bölümünde verdiğim ve karikatürünü yaptığım Ankara içinde tepinip durmaktayız.”

Süleyman Uygur 
21 May 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Milli Mücadele yıllarından sonra kazandırılmaya çalışılan değerlerin savaşın içindeki kişiler tarafından dahi nasıl yanlış anlaşıldığını anlatan harika bir kitap.

Elif Özcan 
 18 Oca 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Milli mücadele yılları ve sonrasına tanık olmuş bir kadının (Selma hanımın) gözünden Ankara. İstanbul'dan sonra yerleştiği Ankara'ya, buranın adetlerine alışamayan Selma hanımın Ankara'da geçirdiği ilk yıllar kitabın ilk kısmını oluşturuyor. İkinci kısımda mücadelenin kazanılmasını takip eden yıllarda yaşanan değişim ve bu değişimin kişiler üzerindeki sancıları konu edilmiş. Üçüncü ve son kısım ise Cumhuriyet'in kuruluşunun 10. yılı törenleriyle başlıyor, inkilapların halk tarafından benimsendiğinin ve içselleştirildiğinin, gerek kültür gerekse ekonomi hayatında yaşanan (yaşanacağı düşünülen demek daha doğru, çünkü eser 1934 yılında yazılmış) gelişme ve değişimlerin anlatıldığı bir fonda sona eriyor. Yer yer eski Türkçe veya yabancı dillerden kelimelere yer verilmiş olsa da okunması zor olmayan, özlenen bir dost ile sohbet niteliğinde bir roman.

Selim 
 27 Oca 14:35 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Eski ve yeni devri bir arada yaşamış cumhuriyet dönemiyle birlikte değişim geçirmiş insanlardan yola çıkarak, devrin muharrer aydın karakteri Neşet Sabit ‘in bakışını yansıtan, değişen ve değişmeyen şeylerin zıtlıkları üstüne felsefi tartışma ve gözlemlerle dolu nitelemeler içeren tahlil dolu bir roman: 'Ankara'

Not:Osmanlı Türkçesinin kavram bolluğu, çoğunun eş anlamının açıklanmamış olarak kalması, okurunun okuma hızını biraz yavaşlatabilir.

Mehmet Y. 
08 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Fethi Naci’ye hak vermemek elde değil; Ankara, Yakup Kadri’nin en kötü romanı…
Milli Mücadelenin sadeliğinden sonra tenkit edilen İstanbul’un Beyoğluvari rezilliklerinin Ankara’da da görülmesinin eleştirilmesi gayet yerindeyse de Y.Kadri’nin ütopya Ankara’sında bile demokrasiye ya da halkın görüşlerine ehemmiyet vermeden, tepeden inmeci bir inkılap anlayışını savunması o kadar gereksiz!

Gülümşah Öztekin 
24 Eki 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

o yıllar çok güzel anlatılmış. Bir kadın kahraman penceresiyle verilen dönemin izleri çok keskin. Akıcı üslubuyla hemen okunup bitecek bir eser.

vurkan i 
16 Oca 2016 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Ankara'da meydana gelen zümrelere balo insanlarına eleştiriler.Milli mücadeleden sonra en en safta olan insanların dahi hızla değişmesi.Keselerini dolduranların sözde aydınlar zümresine katılıp bu suni zümreden ötesini boşvermesi.Ankara'daki mimarinin ortaya çıkış serüvenleri.Arkada kalan Ankaralıların resmi vb. vb.

Ankara'nin mücadele yılları, sonrasi ve inkilap dönemindeki hali Selma Hanim'in hayati üzerinden anlatilmaktadir. Bir tarafta ne oldumcular, vurguncular, bir tarafta rezilligi sefaleti yaşayan ve bunun farkinda bile olmayan halk.. Bir Tacettin - Çankaya uçurumu...

Sait çelik 
 01 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Cumhuriyet kurulurken hayaller, hedefler nelerdi...Neyi ne kadar başarabildik, nerelerde hata yaptık, neden bir türlü istenilen çağdaş seviyeye gelemiyoruz...Bizzat oyun kuruculardan biri olan yazarın samimi öz eleştirileri...Ders alınacak yönleri çok...

2 /

Kitaptan 28 Alıntı

M. 
25 Tem 01:02 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Anadolu'nun hemen birçok yerinde yeni yapılan evler, nazar değmesin diye yarım bırakılır. Hiç değilse beş altı yıl.

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 30)Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 30)
KübraOCAK 
17 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Anadolu ordusunda asker kadınlar yok mu? Vatan hizmeti Türk kadınını yalnız evlerin çatısı altında mı bekliyor?

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 70)Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 70)
M. 
25 Tem 20:42 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bir Anadolu köylüsünün yüzüne hiç dikkatle baktığınız oldu mu? Bir Anadolu köylüsü diyorum; kadın olsun, erkek olsun, çocuk olsun, hepsinde öyle bir ifade görürsünüz ki bütün saffetine, sadeliğine, hatta basitliğine, iptidailiğine rağmen, vekâri, olgunluğu, derin ve ıstıraplı çizgileriyle sizi korkutur.

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 79)Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 79)
M. 
25 Tem 20:12 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ankaranın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Biz Yunana esir olduk
Şu Allahın işine bak

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 58)Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 58)

Türk kadınları, çarşaf ve peçelerini işe gitmek, çalışmak için daha kolaylık olur diye çıkarıp atacaklardı. Onlar için cemiyet hayatına atılmanın manası yalnız bu çeşit salon cemiyetlerine karışmak olmayacaktı. evet, Türk kadını, hürriyetini dans etmek, tırnaklarını boyamak ve Rue de la Paix'nin kanunlarına esir bir süslü kukla olmak için değil, yeni Türkiye'nin kuruluşunda ve kalkınışında kendisine düşen ciddi ve ağır vazifeyi görmek için isteyecekti, kullanacaktı. Ve Türk erkekleri, garplılaşma hareketini, Tanzimat beyinin Garpperestliğiyle, alafrangalığıyla bir ayarda tutmayacaktı. Milliyetçi Türk Garpçısı için Garpçılığın en karakteristik vasfı Garplılığa Türk üslubunu, Türk damgasını vurmaktır. Şapka bize hakim değil, biz şapkaya hakim olmalıydık

Ankara, Yakup Kadri KaraosmanoğluAnkara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu
failimuhtar 
26 Kas 2016 · İnceledi · 7/10 puan

Hiçbir ilaç, hiçbir kür, yaratıcı bir inkılap heyecanı içinde yaşayan bir memleketin havası kadar insana sıhhat ve şifa veremez.

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 226)Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 226)
failimuhtar 
26 Kas 2016 · İnceledi · 7/10 puan

Neşet Sabit için bu kadın, bir manzara değil, bir atmosferdir. Kendine mahsus bir tatlılığı, bir kokusu, bir aydınlığı olan atmosferdir ve Neşet Sabit ancak bunun içinde mesut olmaktadır. Kendini, ancak, bunun içinde, rahat, ferah ve dinç hissetmektedir.

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 209)Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 209)
failimuhtar 
26 Kas 2016 · İnceledi · 7/10 puan

Napoleon Bonaparte, istediği vakit ve istediği kadar uyku uyurmuş. Neşet Sabit'e göre insan bu iradesini ahlak ve maneviyat sahasında da pekala tatbik edebilir. Düşüncelerini, duygularını istediği istikamete çevirmekte aynı derecede muhtar olmalıdır. Ve bir kötü fikri ya da bir gönül azabını zonklayan bir çürük diş gibi söküp atmalıdır.

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 190)Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 190)
M. 
25 Tem 20:44 · Kitabı okudu · 9/10 puan

1921 Ankara
Her sabah, uyanınca -inanır mısınız- Ankara'da bulunmamın şerefini duyarım. Burada, her sabah, benimle beraber bir millet uyanıyor ve kendisini selamete götürecek olan kahramanın, başı ucunda gülümseyerek durduğunu görüyor.

Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 80)Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 80)
3 /