Osmancık

·
Okunma
·
Beğeni
·
36,2bin
Gösterim
Adı:
Osmancık
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370799
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
"Osmanlı'nın sırrı nedir" sorusunun cevabını arayan yazarın Osmanlı kuruluş döneminin dinamiklerini ve felsefesini bugünkü dille inşa ettiği romandır. Duvarları süsleyen "Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde, katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoş görmek sana; aciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. Ey Osmancık bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak şevklendirmek, gayretlendirmek sana" gibi sözler bu kitabın eseridir.
376 syf.
·5 günde·10/10 puan
Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin hayat hikayesini anlatır. Alışık olduğumuz savaşlarda başarılar, adalet, şatafatdan daha uzak bir tarz ile kaleme alır Tarık Buğra. Belki de bambaşka bir pencereden bakmamızı istemiştir. 600 küsür yıllık hakimiyetin nasıl bu kadar başarılı olduğunu temelinin sağlamlığına bağlamamız lazım. Osmancık Osman Beğ olabilmek için verdiği savaş hayran bırakmaktadır. Samimiyet ve güzellik kokan bir kitap.
376 syf.
Bana göre, Türk edebiyatının en başarılı tarihi romanlarından birisi Osmancık’tır. Tarık Buğra’nın 1982 yılında neşrettiği romanı, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’i anlatır. ‘Osmancık - Cihan devletini kuran irade, şuur ve karakter’ başlığıyla verilen eser klasik manada bir tarihi romanın çok ötesinde.

Her şeyden evvel Osmancık bir felsefe taşıyor. Nedir o? Osmanlıyı kuran kişinin karakteri ve hayat görüşü. Tarık Buğra sadece tarihi vak'aları anlatmakla kalmamış, bunu çok başarılı bir edebi üslupla yapmış.

Eser o kadar başarılı ki, artık kendisi adeta bir tarihi evraka dönüşmüş durumda. Öyle ki, bugün hepimizin duyduğu ‘Şeyh Ede Balı’nın Osman Bey’e Nasihatı’ metni aslında tarihi bir vesika değil, tamamen Tarık Buğra’nın kaleminden çıkan bir metindir.

Bunun dışında bir sinema filmi repliği niteliği taşıyan o kadar çok söz var ki romanda. Mesela yine Şeyh Ede Balı ile Osmancık’ın İtburnu’ndaki tekkede yaptıkları ‘dünyanın büyüklüğü’ konuşması…

Buğra, Malhun Hatun ile Osmancık’ın aşkını muhteşem bir şekilde resmetmiştir. İki gencin aşkını bir ülküye, bir dirilişe bağlamıştır. Zaten orman Osmancık’ın Osman Gazi’ye dönüşümünün hikayesidir biraz da.

Köse Mihal, Nilüfer Hatun, Gazi Rahman, Saniye, Ertuğrul Gazi, Dursun Fakı, Abdullah, Akça Koca, Sungur, Kalanoz, Dündar Beğ, Kıyan Selçuk, Savcı ve Gündüz Beyler, Orhan Bey, Konur Alp, Gökçe Bacı, Ak Temür ve diğerleri…

Her biri romana ustaca yerleştirilmiş karakterler. Oğuzların yöreyi yurt tutması, yerleşmesi, Bizans’a yaptıkları akınlar ama illa da adaletin tesisi gibi konular büyük bir maharetle işlenmiş.
Romanda altı çizilesi çok şey var. Ama birinin ben biraz daha kalınca çizeyim altını. Osman Bey bağımsızlığını ilan ederken Cuma hutbesinde ismi zikredilir. Hutbede Dursun Fakı ‘devlet yönetimi ve beylik’ üzerine bir konuşma yapar. Oradaki ifadeler çok mühimdir. Bir de Osman Gazi, vefat ettiğinde geride birkaç şahsi eşyası ve konukları için beslettiği sürüden başka bir şeyi yoktur. Altını, gümüşü, akçası hiç yoktur!

Velhasıl, büyük bir yazarın büyük bir şahsiyeti anlattığı büyük bir roman bu…
356 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Şuan saat 00:52. Dün başladığım kitabın 83. sayfasındayım ve okuyorum. Çok uykum geldi ama uyumak istemiyorum. Osmanlı Devletinin kuruluşunu, Osman Gazi'yi, Osmancık'ı okumak istiyorum. Okuyacağım da, zamana, geceye ve uykuya inat. Çok sevdim ben bu kitabı. Bir an önce bu yazıyı bitirip okumama devam etmek istiyorum. Çok akıcı, çok edebi bir anlatım... Yaşar Kemal'in "Ağrı Dağı Efsanesi" kitabından aldığım tadı aldım...

Ve Bitti...

Gündüz yoğunluklarından dolayı geceleri okuduğum bir roman oldu. Ve saat 02:00.

Osmancık en sevdiğim üç kitap içine girdi. Herkesin mutlaka okuması gereken bir eser diye düşünüyorum...

Osmancığı Osman Beğ yapan, alınyazısıdır, gücünü ve cesaretini sabrı ile yoğurmasıdır, babası Ertuğrul Beğ Gazi'dir ve Şeyh Ede Balı'dır...

- "Dinle oğul" dedi Ertuğrul, doksanı bulan yaşına rağmen dinçliği zedelenmemiş sesiyle, ''Ede Balı'nın terazisi doğru tartar, dirhem şaşmaz. Bana karşı gel; ona gelme. Bana karşı gelirsen üzülür, incinirim; ona karşı gelirsen gözlerim bakmaz, baksa da görmez olur. Ede Balı soyumuzun ışığıdır. Var git şimdi. Şu dediklerimi de vasiyetim say, unutma."
376 syf.
·Puan vermedi
Osmancık'a Selam Ola!

Bizler, genellikle tarihi olayları ve karakterleri ilk olarak okul sıralarından öğrenmeye başlıyoruz. O dönemlerde anlatılan çoğunlukla olaylara ve şahıslara yönelik malumat bilgisinden ileri gitmez ve hadiseler arasındaki neden-sonuç bağı üzerinde durulur.

Tarih kitaplarında, o şahsiyetlerin hüviyetinden, toplumun yapısından, motivasyon kaynağından ve ülküsünden bahsedilmez. Tarih kitaplarında Osman Bey'in katıldığı savaşlara, kurduğu beyliğe ve izlediği stratejiye yönelik kısımlar yer almaktadır. Ancak o kitaplarda Osmancık'ın rüyalarına, onun zümrüd-ü ankasına dair hususlar bulunmaz.

İşte bu kitap; Osmancık'ın Osman Gazi Han olma yolunda yaşadıklarını, hislerini, fikirlerini en güzel bir şekilde kurgu olarak gözler önüne sermekte.

Bu romanda, Osmancık'ın iç dünyasında kendisiyle olan kavgasına şahit olurken, diğer yandan atalarından kalan kutlu davanın ne olduğunu birlikte öğreniyoruz. Öfkesine hakim olmayan, hırsına yenik düşen bir Osmancık'tan; hadiseler karşınında sükunetini koruyan, feraset ve basiret sahibi Osman Beğ'in doğuşuna tanıklık ediyoruz. Bu yolculukta ona yardım eden Ede Balı'yı buluyoruz. Osmancık'ın yol arkadaşları Sungur'u, Gazi Rahman'ı, Akça Koca'yı, Konur Alp'i ve Mihail Kosses'i...

Diğer yandan bu roman, o dönemin insanlarının töresine olan bağlılığına, toplumun hak ve adaletten yana tavrına ve hadiseler karşısında gösterilen dayanışmaya dair bizlere büyüteçle bakma fırsatı sunuyor.

Keyifli okumalar
376 syf.
·Puan vermedi
Ede Balı’nın Osman Bey’e öğüdü: “Düşmanını çoğaltma. Ve düşmanlığın sonunu da, başını da sen seç; sen başlat, sen bitir. Boy’undan, soyundan, dininden kimselere düşman olma, kin gütme. Ve boy’ undan, soyundan, dininden olmayan kimselerle kurduğun dostluğu yoldaş dostluğuyla karıştırma, bir tutma; öyle dostluklara sâdık ol, amma bel bağlama; hesabını, kitabını onlara dayama. Ve, düşman seçerken gücünü, kılı kırk yararca ölçüp biç..
376 syf.
·65 günde·Beğendi·8/10 puan
Tarihin en uzun ömürlü, en büyük devletini kuran Osman Bey' in , bu kuruluş süreci ve öncesinde kendi iç dünyasında yaşadıklarını, öfkesini dizginlemesini, ehilileşmesini, Osmancıktan Osman Bey, Osman Bey'den Osman Gazi oluşunu, kayıya ve Oğuza olan bağlılığını çok güzel bir şekilde anlatıyor.

Soyca benimsenen inançların, ülküler in, amaçların çok büyük dediğimiz dünyayı nasıl küçülttüğünü, Osmancığın büyük dünyasını da, Osman Gazi olma yolunda nasıl küçüldüğünü; bunun yanı sıra devlet içinde düzen sağlamanın da bir gaza, bir sefer olduğunu bunun kaleler düşürmek kadar hatta daha da önemli ve gerekli olduğunu vurguluyor.
Tarık Buğra ilk okuyuşum ve son olmayacak inşallah. Kendine has yorumunu, böyle bir kuruluş hikayesinde okumak çok güzeldi. Tavsiye ederim..
376 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Okurken aşkın henüz el değmemiş hallerini özledim. Kalbi heyecanlandıran ve kuş gibi uçuran o güzel hissi.. Aynı zamanda
Bir insanın iman uğruna verdiği savaş ve fıtrattan çıkmadan yenilenmenin kendini yontmanım hâlleri..
Kalbinden özgürlük, aşk, şiir, millet ve Allah sevgisinin eksik olmadığı bir Osman, Osmancık.
Malhun Hatun gibilere Gazi Osman Han'lar gerek, bekleriz...
376 syf.
·Puan vermedi
Az çok biliyoruz ki daha önceleri ve şimdilerde dizisi çekilen bir yapıt haline gelmiştir. Kimileri izler, kimileri okumayı tercih eder. Bir okuyan olarak özetini az çok yazmaya çalıştım. Umarım size de bir şeyler katabilir.

Osman Han küçüklüğünde inatçı, laf zöz dinlemeyen bir karakter olarak kendini korumuştur. Kişiliğinin farkına varmaması adeta aynada yansıma yapamayan bir ışık durumuna gelmiştir. Bir süre geçer hiç değişmeyen, yıllar su gibi damla damla akıp bardağı doldurur. Her zaman sözünü esirgemeyen, kendinden emin, dikkatini sadece aklındakine veren bir karakter olarak tanınmış artık genç bir yetişkin olmuştur. Bir insan karşısındaki bir insanda ancak aklını, karakterini ve düşüncelerinin dikkatini çekebildiğinde önemsemeye başlar. Ede Balı, bilgin olarak görünse de başlarda Osman Han' ın dikkatini pek çekmez. Bir süre sonra her sözünde anlam, her anlamda dikkatini çekecek bir konu bulur. Düşüncelerinde dalgalanır, hata ve davranışları ile göz göze gelir. Osmancık bir süre sonra Ede Balı' nın kızı Maltun Hatun' a aşık olur. Kızını ister fakat Ede Balı vermez çünkü Osmancığın değişmesini bekler. Bir süre sonra kızını Osmancığa emanet eder.
Artık Osmancık ölüm döşeğindedir ve bunun uzun zamandır farkındadır. Arkadaşları, eşi bir bir hayatlarına veda ederler. Sonunda sıra Osmancığa gelir. Gözü arkada ölmek istemez, oğlu Orhan' ın Bursayı alması en büyük arzularından biridir. Oğlu Orhan Bursa' yı alır ve babasının son isteği üzderinde kalır, öldükten sonra istediği yere gömülmek...
Artık ölüme nefesi sayılacak kadar yaklaşır. Aldığı son nefesi oğlunun galibiyet gururu ile verir. Geride bıraktığı oğlu ve torunu artık hayata en büyük emaneti olarak kalmıştır.
Daha fazla kitabı açıklamak hevesinizi kırabilir :)) Düşünceler, istekler, arzular üzerine yazılan Tarık Buğra' nın bu değerli eserini tüm okurlara tavsiye eder huzurlu okumalar dilerim...
376 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu sıkıcı pandemi sürecinde benim sıkıntımı biraz olsun azaltan bir kitaptı. Kitap bitince emin oldum ki insanlar gerçektende değişirler. Hayatımıza yeni insanlar girdikçe, yeni şeyler öğrendikçe, gün içinde bir sürü şey yaşayıpta değişmemek mümkün değil. O yüzden de bence "İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur." diye bir şey yok . Bu kitapta da buna şahit oluyoruz . Osmancıktan Osman Beğe, Osman Beğ'den Osman Gazi Hân' a dönüşünü adım adım gösteriyor yazar. Ne kadar sürükleyici de olsa tarih kitaplarını sevmeyen biri için çok sıkıcı gelebilir. Onun dışında bu güzel kitabı herkese tavsiye ederim.
376 syf.
·40 günde·Puan vermedi
Tarık Buğra'nın en sevilen romanıdır kendisi. Dizi filmini de izlemiş biri olarak kesinlikle kitabını okuyun derim. Sinema da akıcılık kaçmış biraz sanki.

Osman Gazi dönemine gel gitler yapan eserde öğrendiğim Şeyh Edebali'nin vasiyetini bize bu eser sayesinde ulaşmış olması. Güzel başarılı bir eser.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
376 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Aşiretten beyliğe, Osmancıktan Osman Gazi Han' a...
Altı yüz yıllık bir impratorluğun tohumlarının atıldığı kuruluş dönemi tarihi gerçekliğe bağlı kalınarak akıcı bir şekilde işlenmiştir. Osman Bey'in aşiret yönetimini aldığı esnada kendisiyle yaşadığı çetin savaş, Edebali'nin kendisine ışık oluşu, Abdalların-Gazilerin desteği ve Malhun Hatun' un aşkıyla hükümdarlığı hakkıyla yaşadığı ve yaşattığı dönem... Tarih ve edebiyat sentezini sevenlere nefis bir eser sunmuştur yazarımız. Teşekkürler Tarık Buğra.
376 syf.
·Beğendi·8/10 puan
İlk defa Tarık Buğra kitabı okuyorum ve yazarın kurgu biçimine, cümlelerine, hikaye gidişatına tek kelimeyele hayran kaldım. Bu kadar güçlü kalemi olan bir yazarın başka kitaplarını da okumak isterim.

Bu övgülerin en önemli sebebi bunun bir tarihi kitap olması ve yazarın sanki Osmancığın yanında yaşayan bir yerli gibi yazmış olması. Bu kitabın 1982 de yazılmış olmasına inanamıyor insan.

Ama dürüst olmam gereken bir konu var. Tarihi kitaplardan öğrenmeyi çok severim ve genelde öğrendiklerimi ömrümce unutmam. Ama maalesef bu kitaptan çok az tarihi bilgi öğrendim. Ve bunun sebebi tarihi bilgi fazla içermediğinden değil, yazarın bazı kısımları çok uzatıp bazı kısımları çok hızlı geçmesinden bence. Bazı çok önemli olaylar bir paragrafta bitmiş ve eğer o anda kitaba tam olarak odaklanmış değilseniz tarihi bir olayı kaçırdınız demek.

Kitabın diline başta hiç alışamadım. Ki zaten bunu tahmin etmiştim. Bu yüzden kitabın yaklaşık ilk 20 sayfasını internetten dinledim. Dinlerkende bir yandan kitaptan takip ettim. Bu tür kitaplara kolay alışamayanların işine yarayabilir. Deneyin derim. Bir zaman sonra dinlemek hoşunuza gitmiyor. Çünkü robotun okuyuşundan moda giremiyorsunuz. Ve kitabı elinize alıp siz devam ediyorsunuz. (Bu arada sesli kitabı internetten ücretsiz bulabilirsiniz)

Aynı zamanda bu kitap bana çok güzel şeyler hissettirdi. Türklerin islama ne kadar uygun bir toplum olduklarını çok net hissettim. Ve bence günümüzde ülkece yaşadığımız bazı sosyolojik sıkıntılarını o dönemde neden olmadığını anladığımı düşünüyorum... Bence biz çok arada kaldık, ne tam bir Türk gibi yaşadık, ne tam bir müslüman gibi, nede tam batılı gibi. Kadınların değersizleşmesi gibi çok gündemde olan sorunlar bence bu arada kalmışlığımızdan. Günümüzde yansıtıldığı gibi kitaptaki kadınların ne islamın şartlarından nede Türk kültüründen değersizleşmiş olduğunu düşünmüyorum... Neyse bu çok uzun bir konu.

Kitabın başlarında asla o dönemde yaşayamam diyordum ama sonlarına doğru keşke dedim. O döneme uyum sağlamam muhtemelen zor olurdu ama bu dönemde olduğu gibi boşlukta yüzermiş gibi olmazdım(k)

Kitap aslında uzun değil. 1-2 günde biter ama diline kolay adapte olamayabilirisiniz. O yüzden siz onu 3-4 gün sayın.
"Amma unutma ki , cihadın en güzeli zulm eden , doğru yoldan ayrılan Emire karşı susmayıp hakikatı söylemektir "
Tarık Buğra
Sayfa 317 - Ötüken Yayınları
Dünya 'yı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür , oğul.Hırsımız , sabırsızlığımız , bencilliğimizdir.
Tarık Buğra
Sayfa 332 - Ötüken Yayınları
Dünya'yı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz, oğul. Hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimiz. Önce bu yüzden küçülüyor, sonra da Dünya'yı çok büyük görüyoruz.
“Düşünce ağırlaştı mı, insan hiç sanır. Ben öyle sanıyorum. Konuşmak kolay... düşünmeyen, derdi olmayan, bir meseleyi dert edinmeyen hiç demez; konuşur.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Osmancık
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370799
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
"Osmanlı'nın sırrı nedir" sorusunun cevabını arayan yazarın Osmanlı kuruluş döneminin dinamiklerini ve felsefesini bugünkü dille inşa ettiği romandır. Duvarları süsleyen "Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde, katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoş görmek sana; aciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. Ey Osmancık bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak şevklendirmek, gayretlendirmek sana" gibi sözler bu kitabın eseridir.

Kitabı okuyanlar 10,1bin okur

  • Barış çayır
  • White Pigeon
  • Gül
  • nohu
  • Cem Laçin
  • Shrguven
  • Edosch
  • Kerim
  • Gaye Halazaoğlu
  • Oblomov

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%7.6
13-17 Yaş
%11
18-24 Yaş
%34.6
25-34 Yaş
%27.4
35-44 Yaş
%12.5
45-54 Yaş
%4.5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.1
Erkek
%34.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.2 (703)
9
%21.9 (493)
8
%25.4 (572)
7
%11.5 (260)
6
%4.7 (105)
5
%2.5 (57)
4
%1.4 (31)
3
%0.7 (16)
2
%0.3 (7)
1
%0.4 (9)

Kitabın sıralamaları