Osmancık

Tarık Buğra
Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 39 dk.
Sayfa Sayısı:
376
Basım Tarihi:
Ekim 2023
İlk Yayın Tarihi:
1982
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789754370799
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Tek kelimeyle şaheser.
10/10
·376 syf.··
2023 10. kitabı
Osmancık, Osman Beğ ve Osman Gazi. Kitap aşama aşama Osman Gazi'nin nasıl Osman Gazi olduğunu anlatıyor. Felsefesini, bakış açısını, insanlarla ilişkisini, sahip olduğu soyun onda ne anlama geldiğini ve nasıl korumak istediğini, izlediği yolu ve değişen karakterini gözler önüne seriyor. Osmancık kendinden çok emin, fevri, öfkesine yenik düşen, sabırsız biri olarak tasvir ediliyor ilk. Sonrasında Şeyh Edebali'nin kızı Malhun Hatun ile karşılaşınca yavaşça kişiliği değişmeye başlıyor. Malhun Hatun onun zümrüdüankası oluyor ve gelişmesindeki en büyük etken oluyor. Sabretmeyi, çabalamayı, öfkesine yenik düşmemeyi onun sayesinde başarıyor. Osman Beğ oluyor, babası yerine geçiyor ve gazalar yapmaya başlıyor. Gaza yaptığı yerlerde hiç kimsenin zarar görmemesini ve herkese hoşgörülü davranılmasını istiyor, insanların takdirini kazanıyor ve herkes tarafından sevilmeye başlıyor. Olgunlaşıyor, fikirlerini kendi içinde düşünüp tartmaya daha fazla vakit ayırıyor, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp tüm soyunu ilerletmek ve korumak uğruna en doğrusunu yapmayı çabalıyor. Osman Gazi oluyor, fetihlerini bir bir sürdürüyor topraklarını genişlettikçe genişletiyor, ününe ün katıyor. Son olarak Bursa'yı almak istiyor, oraya gömülmek istiyor ama artık gücü buna yetmiyor. Bursa'nın kuşatılmasını beklerken ölüme meydan okuyor, azraille aylarca savaşıyor ve o müjdeli haber geldiği anda hayata gözlerini yumuyor. Arkasında bıraktığı mirasta tek bir sikke, gümüş, altın olmuyor çünkü her şeyini sahip olduğu boy için elde edip yine o boy için feda ediyor. Karakter gelişimi ve felsefesi gerçekten müthiş bir ustalıkta yansıtılmış. Tarihi olayları öyküye dökmenin çok zor olduğunu düşünüyorum. Hem gerçekliği koruyacaksın hem de hikayeleştirip sıkmadan okura aktaracaksın. Fakat yazarımız bunu
Tarihi Roman
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
'' OSMANCIK '' TARIK BUĞRA
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2023 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2023 15:56
Kitabın Adı: Osmancık Kitabın Yazarı: Tarık Buğra Tür: Tarihi roman Osmancık, ‘’ Tarihin en uzun ömürlü, en büyük devletini kuran irade, şuur ve karakter ”in Tarık Buğra’nın yorumuyla romanlaştırılmasıdır. “Osmanlı’nın sırrı nedir” sorusunun cevabını arayan yazarın Osmanlı kuruluş döneminin dinamiklerini ve felsefesini bugünkü dille inşa ettiği romandır. Roman, Osman Gazinin ölüm anıyla başlar. Osman Gazi, ölüm döşeğinde Bursa'nın fethini görebilmek için dua etmektedir. Bursa'nın fethi, Osman Gazinin Orhan Bey’e vasiyetidir. Bu başlangıçtan sonra Osman Bey’in o ana kadar olan hayatı anlatılır. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu başarılı bir şekilde anlatması romanın en önemli yanıdır. Romanın başkahramanı olan Osmancık, gerçek hayatta var olan bir kahramandır. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’dir. Bu ismi ona Şeyh Ede Balı vermiştir Dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu’nun nasıl kurulduğunu, hangi bilinç ve iradeyle kurulduğunu anlatılan bu eser, TV’de “Kuruluş” adıyla dizi film olarak da defalarca yayınlanmıştır Duvarları süsleyen “Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde, katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoş görmek sana; aciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. Ey Osmancık bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak şevklendirmek, gayretlendirmek sana” gibi sözleri Romancı Tarık Buğra’nın, Kayı Boyu’ndan Osmanlı İmparatorlu’na götüren karakteri ve anlayışı ortaya çıkarmak için Ede Balı’ya söylettiği nasihatlardır.
Tarihi Roman
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
Osmancık
8/10
·376 syf.··
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 13:22
Osmancık , yalnızca Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını anlatan bir tarih romanı değildir; aynı zamanda bir insanın kendi benliğini aşarak bir millete dönüşme hikâyesidir. Tarık Buğra bu eserinde kuru tarih bilgileri vermek yerine, bir karakterin iç dünyasını, değişimini ve olgunlaşmasını merkeze alarak okuyucunun zihninde çok güçlü bir yolculuk oluşturur. Romanın en etkileyici yönlerinden biri de budur: Okurken yalnızca Osmancık’ın hayatını okumaz, onunla birlikte büyür, düşünür ve dönüşürüz. Benim için bu kitabın ayrı bir değeri vardı. Çünkü yıllar önce bir öğrencimin hediyesi olarak bana ulaşmıştı ve uzun zamandır okunmayı bekliyordu. Bazı kitapların zamanı vardır derler; gerçekten de bu kitabın zamanı bugüneymiş. Sayfalarını açtığım andan itibaren kendisini okutan, sürükleyen ve merak duygusunu sürekli canlı tutan bir eserle karşılaştım. Romanın dili ağır olmadan derinlikliydi. Tarihî bir roman olmasına rağmen olayların akıcılığı hiç kaybolmuyordu. Özellikle karakterlerin iç konuşmaları, düşünsel dönüşümleri ve diyaloglar romanı sıradan bir tarih anlatısından çıkarıp güçlü bir karakter romanına dönüştürüyordu. Romanda dikkat çeken en önemli unsurlardan biri, Osmancık’ın değişim ve gelişim sürecidir. Başlangıçta daha hırçın, öfkesine yenilen, bireysel tutkularıyla hareket eden bir genç olarak karşımıza çıkan Osmancık; zaman içerisinde bambaşka bir kişiliğe dönüşür. Bu dönüşüm ise tesadüfî değildir. Roman boyunca onun rehberi olan Şeyh Edebali sayesinde kendi içindeki “öteki benliği” keşfetmeye başlar. Şeyh Edebali yalnızca bir din büyüğü değildir; aynı zamanda Osmancık’ın aklını, ruhunu ve bakış açısını şekillendiren bir irfan kaynağıdır. Onun öğütleri sayesinde Osmancık, yalnızca savaşmayı değil; sabretmeyi, düşünmeyi, milleti için yaşamayı ve kendi nefsini
Tarihi Roman
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
Büyük Devlet Osmanlı'nın kurucusu "OSMANCIK"
Puan vermedi·376 syf.··
2023 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 18:12
Merhaba sayın okurlar! Kitap incelememe kitap bitmeden başlamak istedim. Kitapta ilerledikçe incelememi yazmaya devam edeceğim. Ve sizlerle paylaşacağım. Sizlere incelememde kitapla alakalı küçük bilgiler ve kendimce kitapla ilgili birtakım görüşler yazmaya çalıştım. Şimdiden keyifle okumanızı umut ediyorum. Diğer incelemelerimde olduğu gibi bu incelememde de okuduğum kitabın yazarı hakkında kısa bilgiler vereceğim. Tarık Buğra, Türk gazeteci ve roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarıdır. Tarık Buğra doğup büyüdüğü yer olan Akşehir'i eserlerinde genellikle mekân olarak tercih etmiştir. Yazar olmaya onuncu sınıfta karar veren Tarık, Nazım müstear ismiyle hikâye ve şiirler yazmaya başlamış ayrıca ilk piyeslerini ve ilk romanını askerliği sırasında yazmıştır. İlk eseri olan Akümülatörlü Radyo başlıklı piyesi, Şehir Tiyatroları tarafından reddedilince eserini "Yalnızlar" başlığıyla roman hâline getirilmiştir. 1948'de yazdığı Oğlumuz başlıklı hikâyesi Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikincilik ödülüne layık görüldü. Bu ödül ona edebiyat ve basın dünyasının kapılarını araladı. 1949'da ilk kitabı olan ve içinde 13 öykü bulunan Oğlumuz'u yayımladı. Çınaraltı dergisini çıkaran Yusuf Ziya Ortaç, kendisine dergiye katılmasını, Sanat Hareketleri başlıklı sütunda her hafta bir öykü yazmasını önerdi. Dergiye gönderdiği ilk hikâye, “Havuçlu Pilav Meselesi” başlıklı hikâyesi oldu. 1991'de devlet sanatçısı unvanı almıştır. Gelelim kitap incelememe: Tarihin en uzun ömürlü, en büyük devletini kuran irade, şuur ve karakterin Tarık Buğra'nın yorumluyla romanlaştırılmasıdır. " Ben, yola, bir görüşü veya yorumu savunmak veya aşılamak için çıkmadım. Bunu hiçbir romanımda yapmadım. Sadece konuyu anlamaya ve anlatmaya çalıştım. Anladığım gibi anlatmaya çalıştım." diyen Tarık Buğra
Edebiyat
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
10/10
·376 syf.··
2025 64. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 17:51
Osmancık bence sadece Osmanlı’nın nasıl kurulduğunu anlatan bir roman değil; bir insanın kendini terbiye etme hikâyesi. Başlarda Osmancık insanı biraz yoruyor hatta sinirlendiriyor. Aceleci, çabuk parlayan, “ben buradayım” deme derdinde bir genç. Gücü var ama yönü yok. İşte romanın en güzel yanı burada başlıyor: Ona gücünü nasıl kullanacağını öğreten insanlar çıkıyor karşısına. Özellikle Şeyh Edebali, Osmancık’ın hayatında gerçek bir dönüm noktası oluyor. Onun sözleri, Osmancık’ı sadece sakinleştirmiyor; derinleştiriyor. Zaman geçtikçe Osmancık değişiyor ama bu değişim bir anda olmuyor, adım adım oluyor. Hata yapıyor, bedel ödüyor, düşünüyor. Artık sadece savaş kazanmakla ilgilenmiyor; adalet, düzen, insan ve sorumluluk gibi kavramlar kafasında yer etmeye başlıyor. Osman Gazi’ye dönüşmesi tam da bu yüzden çok gerçek geliyor. İnsan, “Evet, böyle bir dönüşüm mümkün” diyor. Roman bittiğinde şunu hissediyorsun: Büyük devletler kılıçla değil, akılla, sabırla ve karakterle kuruluyor. Osmancık, insanın önce kendini yönetmesi gerektiğini çok sade ama etkili bir şekilde anlatıyor. O yüzden kitap, tarih romanı olmanın ötesinde, insanı kendine de baktıran bir eser. Hoşçakalın:)
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2019 7. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra’yı en güzel tanıtan şu cümleyi kurar: "Yeni Türk Edebiyatı bir medeniyet krizi" ile başlar. Asıldan kopuşun moderne yönelişin krizidir aslında bu kriz. İşte tam bu noktada aslını inkâr edenlere karşı aslına sahip çıkan bir yazardır Tarık Buğra. O yüzden değerlerine sahip çıkan bir nesil yetiştirmek ister. Şu ana kadar, döneminin siyasi ve sosyal olaylarına bu denli ayna tutan bir kitap okumadığımı, Tarık Buğra kitaplarını okuyunca daha iyi anladım. Romanları ve makaleleri, medeniyet değişimi yaşayan Türkiye halkına çok şeyler anlatıyor bana göre. Objektif bir bakış açısıyla işlediği meseleler ve bu meseleler içindeki insan faktörü bize bir duruş, bir bakış ve bir anlayış veriyor. Ve ilginçtir; hemen bütün kahramanları bir arayış içindedir. Sanki savaşlarla yorulmuş, politik oyunlarla yozlaşmış; medeniyetini kaybetmiş bir toplumun arayışını kahramanlarına yüklemiş gibidir yazar, belki kendi arayışını da. Zaten kendisi de bu şekilde tanıtmıştır sorulunca: “ Benim hayatımın özeti 1938 ile 1950 arasıdır. İsteyen serserilik yılları desin ben ‘kendimi arayış’ diyorum. O yıllarda ben kendimi aradım ve buldum. Çok şükür buldum. Fakülteden kopuşum bu yüzdendir, politikadan kaçışım bu yüzdendir, bana verilen imkanlardan kaçışım bu yüzdendir; Sırf kendimi kurtarayım kendimle kalayım bana kimse yol göstermesin yapmak istediğimi engellemesin yapmak istemediğime zorlamasın diyedir bu kaçışlar. Benim hayatımın özeti bu…” İnsan olunmadan yazar olunmayacağına inanan Tarık Buğra, eserlerinde önce insan olmanın erdemlerini keşfettiren kahramanlar koyar önümüze. Bütün ihanetlerin üzerine, güzel bir arayış yolu izleyerek doğru güzergahı bulan kahramanlardır bunlar. Osmancık’tır. Küçük Ağa’dır, Fakir Halit’tir. Ya da Yalnızlardaki
Edebiyat
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
10/10
·376 syf.·
2015 5. kitabı
Bana göre, Türk edebiyatının en başarılı tarihi romanlarından birisi Osmancık’tır. Tarık Buğra’nın 1982 yılında neşrettiği romanı, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’i anlatır. ‘Osmancık - Cihan devletini kuran irade, şuur ve karakter’ başlığıyla verilen eser klasik manada bir tarihi romanın çok ötesinde. Her şeyden evvel Osmancık bir felsefe taşıyor. Nedir o? Osmanlıyı kuran kişinin karakteri ve hayat görüşü. Tarık Buğra sadece tarihi vak'aları anlatmakla kalmamış, bunu çok başarılı bir edebi üslupla yapmış. Eser o kadar başarılı ki, artık kendisi adeta bir tarihi evraka dönüşmüş durumda. Öyle ki, bugün hepimizin duyduğu ‘Şeyh Ede Balı’nın Osman Bey’e Nasihatı’ metni aslında tarihi bir vesika değil, tamamen Tarık Buğra’nın kaleminden çıkan bir metindir. Bunun dışında bir sinema filmi repliği niteliği taşıyan o kadar çok söz var ki romanda. Mesela yine Şeyh Ede Balı ile Osmancık’ın İtburnu’ndaki tekkede yaptıkları ‘dünyanın büyüklüğü’ konuşması… Buğra, Malhun Hatun ile Osmancık’ın aşkını muhteşem bir şekilde resmetmiştir. İki gencin aşkını bir ülküye, bir dirilişe bağlamıştır. Zaten orman Osmancık’ın Osman Gazi’ye dönüşümünün hikayesidir biraz da. Köse Mihal, Nilüfer Hatun, Gazi Rahman, Saniye, Ertuğrul Gazi, Dursun Fakı, Abdullah, Akça Koca, Sungur, Kalanoz, Dündar Beğ, Kıyan Selçuk, Savcı ve Gündüz Beyler, Orhan Bey, Konur Alp, Gökçe Bacı, Ak Temür ve diğerleri… Her biri romana ustaca yerleştirilmiş karakterler. Oğuzların yöreyi yurt tutması, yerleşmesi, Bizans’a yaptıkları akınlar ama illa da adaletin tesisi gibi konular büyük bir maharetle işlenmiş. Romanda altı çizilesi çok şey var. Ama birinin ben biraz daha kalınca çizeyim altını. Osman Bey bağımsızlığını ilan ederken Cuma hutbesinde ismi zikredilir. Hutbede Dursun Fakı ‘devlet yönetimi ve beylik’
Edebiyat
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
Ufak spoiler içerebilir!
Puan vermedi·376 syf.··
2020 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2020 13:26
Osmancık ismi ile büyüyen ve Gazi Osman Han'ı olarak soyunu devam ettiren bir yiğit padişahın yaşamını konu eder. . Ertuğrul Gazi'nin oğlu Osmancık; başarısıyla ün salmış, adil kişiliği ile gönülleri feth etmiştir. Bunun yanında ilim, irfan sahibi olan Osman Gazi kimine dost kimine düşman olarak tanındı. . Oğlu Orhan Gazi'den Bursayı almasını istemiş, mezarını oraya gömmesini istemesiyle oğlu babasının isteğini yerine getirmiş ve Bursa'nın fethini duyan osmancık gözleri açık göçmemiştir bu dünyadan. . Neden tarih kitaplarını roman şeklinde değil de zorunlu ders kitapları olarak okutuyorlar. Tarih kitaplarını defalarca okusam osmanın babasını, oğlunu bilmem, Fethettiği yerleri unutur giderdim. Ama böylesi romanlar etkileyeci akılda kalıcı olması yönünden tarih derslerinde size faydaları olacaktır. . Sevgiyle okuyun...
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
Osman Bey
Puan vermedi·356 syf.·
2024 41. kitabı
Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazinin Devletini kurması, O zamanki iklimi lirik bir dille anlatan Tarık Buğra. İslamın Şeyh Edebali ile ve Osman Bey le şekil bılması. Lirik dil hasonuna gidecek ancak okumanız vakit alacak.
Osmanlı
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
8/10
·376 syf.··
2023 2. kitabı
OSMANCIK Gönülden istek olunca ıraklar yakındır Yolları bitmez gösteren isteksizliktir . Osmanlı`nın sırrı nedir" sorusunun cevabını arayan yazarın Osmanlı kuruluş döneminin dinamiklerini ve felsefesini bugünkü dille inşa ettiği romandır. Duvarları süsleyen "Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde, katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoş görmek sana; aciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. Ey Osmancık bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak şevklendirmek, gayretlendirmek sana" gibi sözler bu kitabın eseridir.
Alıntı
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma

Yazar Hakkında

Tarık BuğraYazar · 42 kitap
Süleyman Tarık Buğra, Türk gazeteci ve roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarıdır. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının tanınmış yazarlarındandır. Çok yönlü bir yazar olan Buğra, özellikle romanlarıyla tanınır. 1991'de devlet sanatçısı unvanı almıştır. 1918'de Akşehir'de doğdu. Babası, Akşehir'de ağır ceza hâkimi olarak görev yapan Erzurumlu Mehmet Nazım Bey, annesi Akşehirli Nazike Hanım idi. Çocukluğunun geçtiği Akşehir'i eserlerinin çoğunda mekân olarak tercih etti. İlk ve ortaokulu Akşehir'de okudu. Ortaokulda Rıfkı Melül Meriç'in öğrenicisi oldu. 1933'te ortaokulu bitirdikten sonra yatılı öğrenci olarak İstanbul Erkek Lisesi'ne devam etti. İstanbul Lisesi’nde Hakkı Süha Gezgin'in, Pertev Naili Boratav'ın öğrencisi oldu. Yazar olmaya onuncu sınıfta karar verdi. Tarık Nazım müstear ismiyle hikâye ve şiirler yazmaya başladı. Okulun yatılı kısmı kapanınca Konya Lisesi'ne geçti ve 1936'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde iki yıl okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne geçti. Parasızlık nedeniyle zor bir öğrencilik dönemi geçirdi ve üç yıl sonra mezun olamadan bu okuldan da ayrıldı. 1942-1945 yılları arasındaki üç yıllık askerlik görevi sırasında devlet memurlarının bıyıklarını kesme kuralını ihlal ettiği için on bir sürgün yaşadı. İlk piyeslerini ve ilk romanını askerliği sırasında yazdı. İlk eseri, Akümülatörlü Radyo başlıklı piyesti. Eser, Şehir Tiyatroları tarafından reddedilince, Yalnızlar başlığıyla roman hâline getirdi. Askerli hizmetini tamamladıktan sonra İstanbul'a döndü ve 1947'de Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Burada Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mehmet Kaplan'ın öğrencisi oldu. Bir yandan da Şişli Terakki Lisesi'nde muallim muavinliği görevinde bulundu. 1948'de yazdığı Oğlumuz başlıklı hikâyesi Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikincilik ödülüne layık görüldü. Bu ödül ona edebiyat ve basın dünyasının kapılarını araladı. 1949'da ilk kitabı olan ve içinde 13 öykü bulunan Oğlumuz'u yayımladı. Çınaraltı dergisini çıkaran Yusuf Ziya Ortaç, kendisine dergiye katılmasını, Sanat Hareketleri başlıklı sütunda her hafta bir öykü yazmasını önerdi. Dergiye gönderdiği ilk hikâye, “Havuçlu Pilav Meselesi” başlıklı hikâyesi oldu. Basın dünyasından da iş teklifleri alan yazar, bu teklifler sayesinde basın hayatına atılmak için cesaret buldu ve Edebiyat Fakültesi’nden mezuniyet tezini vermeden ayrıldı. 1949-1952 arasında Akşehir’de babası Erzurumlu Mehmet Nâzım Bey’le birlikte “Nasreddin Hoca” gazetesini çıkardı. 1950'de Jale Baysal ile evlendi, on sekiz yıl sonra boşanma ile sonlanan bu evlilikten 19 Aralık 1951’de kızları Ayşe dünyaya geldi. 1952'de babasını kaybeden Buğra, gazeteyi elden çıkardı ve İstanbul'a döndü. Aynı yıl, ikinci hikâye kitabı “Yarın Diye Bir Şey Yoktur” yayımlandı. 1952-1956 arasında Milliyet, Vatan, Yeni İstanbul gibi gazetelerde edebiyat tenkitleri ve denemeler yazdı. Gazeteciliğinin bu ilk yıllarında Abdi İpekçi, Reşat Ekrem Koçu ve Peyami Safa ile çalışma imkanı bulduğu bilinmektedir.[5] Bu arada üçüncü öykü kitabı İki Uyku Arasında'yı (1954)'te yayımlayan Buğra, 1955'te Siyah Kehribar başlıklı bir roman yazdı. Dönemin faşist İtalya'sında geçen romanın pek çok eleştirmen tarafından hoş görülmedi ve yazar bir bekleme dönemine girerek uzun süre başka roman yazmadı. Gazeteciliğe 1956-1957 yıllarında Vatan ve Yenigün gazetelerinde yayın müdürü olarak devam etti. 1958'de Milliyet gazetesi spor sayfası sorumluluğu yapan Buğra, aynı yıl Tercüman ve Yeni İstanbul gazetelerinde de yazarlık görevini sürdürdü. 1959'da önce Tercüman'ın, ardından Yeni İstanbul'un, ardından da Türkiye Spor isimli günlük spor gazetesinin yayın müdürlüğünü yaptı. 1962 yılında ise Yol adlı haftalık derginin yayın müdürlüğünü yaptı. Bu arada Türk Kurtuluş Savaşı’nı konu edinen Küçük Ağa romanını hazırladı. Küçük Ağa, 1963 yılında Yeni İstanbul'da tefrika edildi ve 1964'te de kitap olarak yayımlandı. Çok olumlu tepkiler alan roman, Mehmet Kaplan tarafından mezuniyet tezi olarak kabul edildi ve böylece Buğra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden diploma aldı.[8] Küçük Ağa'nın ardından dördüncü öykü kitabı Hikâyeler'i, Küçük Ağa'nın devamı olan Küçük Ağa Ankara'da ve ardından da Komik-i şehir Naşit'in hayatını anlattığı İbiş'in Rüyası'nı tamamladı. İbiş'in Rüyası, 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması'nda başarı ödülüne değer bulundu. Buğra, 1970-1976 arasında Tercüman gazetesinde köşe yazarlığı ve sanat sayfaları düzenleme işini sürdürdü. 1976'da Tercüman'dan emekli oldu ve zamanını bütünüyle edebiyata verdi. Firavun İmanı (1976), Dönemeçte (1978), Gençliğim Eyvah (1979), Yağmur Beklerken (1981) adlı dönem romanlarını yayımladı. Bu romanlarda Cumnuriyet'in çeşitli evrelerini, demokrasiye geçiş sürecindeki çalkantıları konu edindi. Devlet Tiyatroları'nda Edebi Kurul Başkanlığı'nda Edebi Kurul üyeliği yaptı. 8 Eylül 1977'de hikâye yazarı Hatice Bilen ile ikinci evliliğini yaptı. Yazarın, Ayakta Durmak İstiyorum (1966) ve Üç Oyun (1981) adlarıyla kitaplaştırdığı piyeslerinin hemen hepsi sahnelendi, romanları da TV dizisi haline getirildi. Fıkralarından seçmeleri Gençlik Türküsü (1964), gezi notlarını Gagaringrad (1962), dil ve edebiyat üzerine yazılarını Düşman Kazanmak Sanatı (1979), denemelerini ise Bu Çağın Adı (1979) başlıklarıyla yayımladı. Tarık Buğra'nın Sakıp Sabancı'nın hayatını anlattığı Patron başlıklı bir piyesi, Mimar Sinan'ın hayatını anlattığı bir senaryosu ile Mehmed Akif'in hayatını ele alan bir romanı da mevcuttur. Buğra, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarını anlattığı Osmancık'la (1985) Millî Kültür Vakfı edebiyat armağanı’nı, “Yağmur Beklerken” romanı ile de 1989 Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü'nü aldı. 1991'de devlet sanatçısı unvanı aldı. 1993'teki ani rahatsızlığının ardından kanser teşhisi konan Buğra, tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 26 Şubat 1994'te hayatını kaybetti. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. 1999-2000 öğrenim döneminde İstanbul'un Pendik ilçesinde açılan bir liseye “Tarık Buğra” adı verilmiş; 2002’de Akşehir merkez Ortaokulu’nun adı "Akşehir Tarık Buğra İlköğretim Okulu" olarak değiştirilmiş ve 2004 yılında Akşehir'e bir Tarık Buğra heykeli dikilmiştir. Ayrıca Ankara’da Millî Kütüphane önünde bir heykeli bulunur. Tarık Buğra, tarihçi Ayşe Buğra'nın babasıdır. Ayşe Buğra, iş adamı Osman Kavala ile evlidir.