Küçük Ağa

·
Okunma
·
Beğeni
·
30,7bin
Gösterim
Adı:
Küçük Ağa
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
479
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750501982
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Küçük Ağa
Küçük Ağa
Küçük Ağa
Küçük Ağa
Küçük Ağa
Küçük Ağa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, siyasal karar ve tartışma merkezlerinin uzağında, Kuvvacı/Millici denilen, ama ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmamanın vebalini tartarak bir karar verme durumunda kalan insanları anlatır. Asırlardır sadece "halife-i ruyi zemin"in, padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı bilgi ve inancıyla yaşamış taşra insanlarının, halife-padişah çağrısının yokluğunda ve işgal haberleri yayılırken yaşadıkları ikilemlerin, açmaz ve iç çalkantıların, kendileri ve kaderlerine sahip çıkma hakkında yeniden düşünmek zorunda kalışlarının hikayesidir. Tarık Buğra'nın kendi deyişiyle Küçük Ağa, destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır. İttihatçıların ve Kuvvacıların değil, inanç ve gelenek kalıtıyla başbaşa, ilk kez kendisi ve kendi adına geleceği için karar vermeye çalışan bir ahalinin "kahraman"ı olduğu bir roman. Şimdilerde Küçük Ağa'yı okumak, güncelliğini bir kez daha kazanmış bir öyküyü, sorunsalı yeniden okumak demektir...
479 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Tarık Buğra Cumhuriyet dönemi yazarlarındandır. Bu eseri de toplumumuzda çok önerilen bir eseri olarak bilinmektedir. Ağır bir dille yazılmamış, süslü anlatımlara yer verilmemiş bir eser. Eski dönem olayları sanki içinde olmaksızın kaleme alınmıştır. Bu da okuyucuyu kendine çeken en ideal ayrıntısı olmuştur.
Eski dönemlerde Osmanlı Devleti gücünü kaybetmek üzeredir. Birinci Dünya Savaşı sonrası bütün askerler gazi bir şekilde evlerine dönmektedir. Bunlardan biri de Çolak Salih' tir. Kolunu kaybetmiştir. Savaştan sonra köylüler Rum' lar ile soğuk savaş durumuna gelmiştir. Köyde Rum' lar da bulunmaktadır. Niko da bunlardan biridir ve Çolak Salih' in arkadaşıdır. Onunla arkadaşlık yaptığı için köy halkı tarafından dışlanma ve soyutlanma görmektedir. Bu sıralarda Akşehir' e İstanbullu denilen bir hoca gönderilir. Amacı Osmanlı ile halk arasında ki bağı kuvvetlendirmektir. Kısa zamanda halk tarafından sevilip sayılır. Hoca köyde küçük ağa olarak bilinmeye başlar. Eski gücü kazanmak adı altında Kuvayi Milliye dönemi başlar. Halk kısa bir süre sonra yurdun işgalinden kurtulur. Yeni devlet temelleri atılır.
Lise dönemimde okumuştum. Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir eser. Tarık Buğra' yı ilk bu eseri ile tanıdım. Osmancık eseri ile pekiştirme yaptım. Eleştiriye açık bir yapısı var fakat eserin eleştirilebilecek herhangi bir yanını görmedim çünkü her şey olduğunca iyi açıklanmış. Günlük yazı diline sahiptir. İyi okumalar dilerim.
479 syf.
·10 günde·7/10 puan
Öncelikle bu kitabın büyük değer olduğu sugötürmez bir gerçek. Çünkü bu kitap milli mücadele dönemine alışılagelenden farklı bakan eserlerden biri. Genelde kurtuluş mücadelesini hep üst rütbelerden,paşalardan okuduk. İşte bu kitabın farkı burada yani paşaların yanından halkın arasına iniyoruz bu kitapta. Mücadeleyi, örgütlenmeyi tabandan anlatıyor.
Bunun yanı sıra yüzlerce yıldır hilafet sancağı altında cihat eden halkın kaldığı ikilem oldukça tarafsız bir biçimde aktarılıyor. İstanbul'a tam bir bağlılık hisseden halk diğer yandan Kuvvacıların söylediklerine kulak kabarttığında onlara da hak vermeden edemiyor. Toplum olarak çok zor bir tereddüt yaşıyorlar. Bu konuda yazar resmen o dönem toplumunun tahlilini yapmış.
Küçük Ağa sahneye çıkınca kitap daha bir güzel ilerliyor, merak ettiriyor.Ayrıca Küçük Ağa'nın zafere ve sonrasına sağduyulu yaklaşımları ilgi uyandırıcıydı.
Ayrıca günümüzde bile tarihçileri ikiye ayıran bir tartışmaya, Çerkez Ethem'e değiniyor. Adeta Çerkez Ethem canlandırılıyor ve kendisini savunma şansı veriliyor.

Tarihe, Milli Mücade Dönemi'ne ilginiz varsa ve bir destan aramıyorsanız seveceksiniz bu kitabı. Ancak okurların genelde şikayet ettiği gibi dili biraz ağır ve okuması zor. Ben de zorlandım, okurken TDK sitesini sık sık ziyaret ettim.
Bağlamak gerekirse çabuk sıkılan biri değilseniz, dönem kitaplarını seviyorsanız ve en önemlisi tarihe merak duyuyorsanız okuyabilirsiniz ancak bu özelliklere sahip değilseniz siz de yarım bırakanlardan olabilirsiniz.
  • Mai ve Siyah
    8.0/10 (2.369 Oy)2.312 beğeni11,3bin okunma7,5bin alıntı69,8bin gösterim
  • Kiralık Konak
    7.9/10 (1.625 Oy)1.413 beğeni9bin okunma3.677 alıntı32,2bin gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.2/10 (1.766 Oy)1.781 beğeni9,9bin okunma3.168 alıntı37,2bin gösterim
  • Ateşten Gömlek
    8.2/10 (2.157 Oy)2.070 beğeni10,3bin okunma5,1bin alıntı60,2bin gösterim
  • Osmancık
    8.4/10 (1.992 Oy)1.969 beğeni9bin okunma4.122 alıntı32,8bin gösterim
  • Aşk-ı Memnu
    8.0/10 (1.527 Oy)1.429 beğeni7,9bin okunma3.912 alıntı45,6bin gösterim
  • Vatan Yahut Silistre
    8.3/10 (1.994 Oy)1.686 beğeni8,9bin okunma4.953 alıntı30bin gösterim
  • Huzur
    8.5/10 (1.907 Oy)2.289 beğeni7,5bin okunma25,2bin alıntı84,1bin gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.072 Oy)3.031 beğeni12,2bin okunma12,8bin alıntı84,3bin gösterim
  • Felatun Bey ile Rakım Efendi
    7.6/10 (2.162 Oy)1.670 beğeni10,2bin okunma3.331 alıntı35bin gösterim
479 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Shakespeare'ini bulmuş kahramanlar.. Küçük Ağa, Çolak Salih, Doktor Bey aslında çok şanslılar.Bu kitap;milli mücadele yıllarında,Anadolu'nun ara sokaklarında şatafatlı tarih kitaplarında isimlerinin yazmayacağını bile bile ölümüne mücadele eden yüzlerce Türk'e minnet borçlu olduğumuzu hatırlatıyor bize.O dönemde kim bilir daha ne Küçük Ağalar , Etem Beyler vardı da bir bir vatan toprağına karıştı.Yazar,kahramanların kitapta yeniden doğmalarını sağlayarak onları unutulmak çölünden kurtarmış. Şunu sorma gereği duyuyor insan "Peki ya Tarık Buğrasını bulamamış kahramanlar, bayrağa kan,vatana toprak olmuş isimsizler?"Emanetlerine sahip çıkmak bize düşer.Hatırlayalım,Ziya Gökalp:"Ey Türk Genci!Tüm bu işlerin yapılması asırlardır seni bekler, sen neyi bekliyorsun?" der.
Ruhları şâd olsun.
479 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
İki kitabın birleşimi olan bu romanın ilk bölümü, Salih karakterinin cepheden bir kolunu kaybetmiş ve yaralı bir şekilde memleketine yani Akşehir'e dönmesi ile başlıyor. Bu başlangıç ilk bakışta bize baş karakterin Salih olduğunu düşündürüyor. Salih umursamaz tavırları ve kasaba halkının tasvip etmediği kişiler ile ilişkileri neticesinde kısa sürede kasabanın nefret ettiği bir insana dönüşüyor. Bu sırada kasabaya İstanbullu Hoca adında genç bir din adamı geliyor. Âhlakı, bilgisi ve güvenilirliğinin sayesinde kasaba halkı çok kısa sürede onu kabul ediyor ve büyük saygı duymaya başlıyorlar. Sayfalar ilerledikçe baş karakter olarak ortaya çıkan Salih'in, aslında İstanbullu Hoca'ya bu ünvanı yavaş yavaş hazırladığını anlıyorsunuz.

En yakın dostu Niko'nun Osmanlı'ya karşı yürütülen planlarda en önlerde yer aldığını öğrenen Salih büyük bir değişim geçirir ve Niko ile hesaplaşmak için Kuvvâ lehine çalışmalara başlar ve aynı hızda kasabada sevilen bir kişi haline gelir. Bu sıralarda İstanbullu Hoca padişaha bağlılığını her seferinde yineler. Bu durum onun hakkında ölüm kararının çıkmasına neden olur. İstanbullu Hoca yoğun ısrarlar üzerine ailesini geride bırakarak kasabayı terk eder. Gittiği yerde kimliğini unutturur ve artık Küçük Ağa diye anılır. Kitabın ilk bölümü de Salih'in ve İstanbullu Hoca'nın bu dönüşümünü aktarmış olur.

Salih ile yolları buluşan Küçük Ağa aslında kaderi olan kararı verir ve kimliğini gizlemeye devam ederek çetecilerin arasında Kuvvâcılara çalışmaya başlar. Kitabın ikinci kısmi bu macerayı anlatır. Çerkez Etem birliklerine kadar yerleşen Küçük Ağa kurtuluş için çok büyük yararlar sağlamıştır ve yolu en sonunda Ankara'ya düşer. Ankara'ya ulaştığında rahatlayacağını sanan Küçük Ağa, asıl savaşın burada; silahsız, topsuz, tüfeksiz yapıldığını görür ve kısa sürede eski yaşamını özlemeye başlar. Durum böyle olsa da ayrılık kararını veremez ve Ankara'da kalmaya karar verir. Ailesi içinde hep bir üzüntü olarak kalır, bu üzüntüyü yüreğinde taşıyarak kurtuluş için büyük faydalar sağlamaya devam eder.
479 syf.
·4 günde·8/10 puan
Kitabı bir ay içerisinde 4 kere (kitap okuma yarışması için) okudum ve çok nadir sıkıldım. Bu kitap farklıydı benim için ard arda okumam da etkili olmuştur belki ama çok sevdim be.
Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam:
Kitap Salih'in cepheden dönmesiyle başlıyor, cephede bir kolunu kaybetmiş ve yüzü ağır yara almış Salih nasıl Akşehir'e gideceğini, insanların ona nasıl bakacağını düşünüyordur. Trenden iner ve İtalyanlarla karşılaşır, kaybettiği koluna yanmakla kalır. Salih o sırada çocukluk arkadaşı Niko'ya rastlar ve Niko Salih'i misafir eder, ikramda bulunur. -Niko Salih'in gevur mahallesinden arkadaşıdır.- şimdi hiçbir şey eskisi gibi değildir. Savaştan dönen Salih kendisini artık beş para etmez bulmaktadır. Niko ile birlikte her gece içerler vs. Salih'i artık kimse sevmez köyde. Bu sırada köye bir hoca atanır. Mehmet Reşit Bey, namıdeğer İstanbullu Hoca, herkes ona çok büyük saygı duymaktadır. Bir kişi hariç Doktor Haydar Bey, çünkü hoca payitahtı savunmaktadır ve halkı Kuvay-i Milliyecilere karşı doldurmaktadır. Camide bunun tartışmaları olur. Fakat hoca fikrinden caymaz. Hoca bu sırada evlenmiştir de. Çocuk bekliyorlardır. Fakat doğuma az bir zaman kala İstanbullu Hoca için Ankara tarafından 'vur emri' çıkar. İstanbullu Hoca Çakırsaraylı'ya sığınır. Salih ise bu sırada iyi bir Kuvvacı olmuştur. İstanbullu Hoca'yı bulup öldürmek onun görevidir. Hocayı bulur da ha. Ama öldürmez hocaya gerçekleri anlatır. Tabi bizim hoca artık Küçük Ağa olmuştur. Hocayla Salih Çerkez Tevfik'in emrine girerler. Fakat bir süre sonra o yolun da çok doğru bir yol olmadığı Çerkez Etem'in hırsına kapılıp insanları peşinden sürüklediği anlaşılır.( Çolak Salih ve Küçük Ağa tarafından) Salih Akşehir'i bilgilendirir olanlarla ilgili ve Küçük Ağa da kendine düşeni yapmıştır.
Çok fazla bilgi verdim sanırım ama napıyım?
Keyifli okumalar.
479 syf.
·Puan vermedi
Küçük Ağa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, siyasal karar ve tartışma merkezlerinin uzağında, Kuvvacı/Millici denilen, ama ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmamanın vebalini tartarak bir karar verme durumunda kalan insanları anlatır. Asırlardır sadece “halife-i ruyi zemin”in, padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı bilgi ve inancıyla yaşamış taşra insanlarının, halife-padişah çağrısının yokluğunda ve işgal haberleri yayılırken yaşadıkları ikilemlerin, açmaz ve iç çalkantıların, kendileri ve kaderlerine sahip çıkma hakkında yeniden düşünmek zorunda kalışlarının hikâyesidir. Tarık Buğra’nın kendi deyişiyle Küçük Ağa, destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır. İttihatçıların ve Kuvvacıların değil, inanç ve gelenek kalıtıyla başbaşa, ilk kez kendisi ve kendi adına geleceği için karar vermeye çalışan bir ahalinin “kahraman”ı olduğu bir roman..
479 syf.
·9 günde·6/10 puan
Bugüne kadar Kurtuluş Savaşı ile ilgili yazılmış kitapların çoğu sıcağı sıcağına cepheden, paşaların, komutanların ağzından olayları anlatıyor. Ve çoğu destansı bir anlatıma sahip
.
Küçük Ağa kitabının farkı ise burada. Tam da Anadolu içinden Kuvva ile Çetelerin çatışmasından oluşuyor.

Kitap başında çok haklı bir çıkarım vardı. Türk milleti varını yoğunu bu savaşa vermiş her şeyini kaybetmişken bunca yıldır aralarında hır gür çıkmadan yaşayan Ermeniler, Rumlar Osmanlı'ya karşı ayaklanmış ve yokluk içinde zengin olma fırsatı elde etmişlerdi.

Ve başka bir çıkarım: Şimdiye kadar bir çoğumuz padişah halife yanlılarını hep hain bildik. Peki gerçekten öyle miydi? Değilmiş. Bu savaşa yeni bir pencereden bakmamı sağladı. Mutlaka içlerinde vatanı kurtarmak isteyen fakat padişaha bağlı insanlar da vardı.

Ve tarih kitaplarında isyanı ile bildiğimiz Çerkez Ethem den bahsediyor. Hatta şöyle diyebiliriz Çerkez Ethem'e kendini anlatma fırsatı veriyor. Bir çok başarıya imza atmış Kuvayı Seyyare birliğinin başındaki Çerkez Ethem düzenli orduya katılmamak için isyan ediyor ve sonra Yunan'a sığınıyor. Eğer Yunan'a sığınmasaydı sanırım ona hain demeye hiç hakkımız olmazdı.

Çolak Salih ve Küçük Ağa'yı sanırım hiç unutamayacağım. Akıcı dili ile çok güzel bir romandı...
479 syf.
#Spoiler

Ben Salih. Cephede sağ kolunu bırakıp gelen hani. Oğlunun yarı yüzünü kaplayan şarapnel yarasını görünce, aklından olan deli Fadik'in oğlu Salih. Vatan için oradan oraya koşmuş, yarım aklıyla her şeyin farkında olan... Zamanında silahını kendi eliyle, düşman bilinene uzatıp "Ya beni vur ya da gel mücadelemize katıl ağam." diyen Salih. Herkesin Çolak Salih bilip de gönlünün güzelliğini çok sonraları anladıkları Akşehirli Salih.

Bizim Akşehir'de vaktiyle bir hoca vardı. Yaşı daha yirmisine değmemiş. Genç olmaya gençti ya, lisanı düzgün pek bilgiliydi. Bir konuştu muydu herkesi tesir altına alırdı.
İnsanın hitabeti iyiyse halkı nasıl da etkiliyor, dilediğince nasıl da eğip büküyordu. İstanbullu Hoca'dan anladım bunu. Hoş, yanlış şeyler de demezdi ya...

Akşehir'in halkı cahil. Nereden bilir ne doğru, neyin neresidir yanlış? Kim ne derse, akılları erdiğince o tarafa savrulurlar. Hele ki savaş halinde. İnsan ne bilsin akla karayı?
Amma vatan millet dedin miydi cahil dediğin kişi, veli bildiğinden de veli olur.
Ahalinin hâli de budur işte.

Bizim Hoca bilgisiyle, vatanseverliğiyle kendini sevdirdi herkese. Bazı bazı Kuvvâcılarla fikirleri ters düştüğü de oldu. İş fikir ayrılığına geldi mi millet de bölünürdü elbet. Özünde hepsi, vatan düşmandan temizlensin diye uğraşır, aynı davaya ter dökerdi. Sade kulağı başka taraftan tutarlardı işte.
Bir zamanlar geldi de Hoca için vur emri çıktı. Hoca ortalardan kayboldu. Ahali de onu, can tatlı geldi, kaçıp gitti diye bildi.
İşin aslını esasını anlamadan nasıl da tez hüküm verir bu insanlar...

Çok zaman geçti.
Zaman geçerdi de olduğu gibi kalan var mıydı şu alemde? Ben ki cepheye giderken Akşehirli Hafız'ın oğlu Salih idim. Geri geldiğimde Çolak Salih oluverdim.
Çok şey değişti. Hoca da değişti elbet. Hain bildikleri Hoca ne imiş, neler yaşamış da değişmiş bütün? Giderken geride bıraktıklarını aynıca bulmuş mu ki?

Bir bülbül vardı. İlle de vatanım der dururdu. Bizim Hoca da vatan deyip durdu, düştü vaktiyle yollara. Geri geldi ya, gelmek mi denirdi buna? Neler kazanmış, neler kaybetmiş, neleri değiştirmişti..?

# "Dürüstlüğün, haklılığın, doğruluğun yükünü taşımak ne kadar da zordu ya Rabbi!.."(s.469)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Küçük Ağa
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
479
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750501982
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Küçük Ağa
Küçük Ağa
Küçük Ağa
Küçük Ağa
Küçük Ağa
Küçük Ağa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, siyasal karar ve tartışma merkezlerinin uzağında, Kuvvacı/Millici denilen, ama ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmamanın vebalini tartarak bir karar verme durumunda kalan insanları anlatır. Asırlardır sadece "halife-i ruyi zemin"in, padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı bilgi ve inancıyla yaşamış taşra insanlarının, halife-padişah çağrısının yokluğunda ve işgal haberleri yayılırken yaşadıkları ikilemlerin, açmaz ve iç çalkantıların, kendileri ve kaderlerine sahip çıkma hakkında yeniden düşünmek zorunda kalışlarının hikayesidir. Tarık Buğra'nın kendi deyişiyle Küçük Ağa, destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır. İttihatçıların ve Kuvvacıların değil, inanç ve gelenek kalıtıyla başbaşa, ilk kez kendisi ve kendi adına geleceği için karar vermeye çalışan bir ahalinin "kahraman"ı olduğu bir roman. Şimdilerde Küçük Ağa'yı okumak, güncelliğini bir kez daha kazanmış bir öyküyü, sorunsalı yeniden okumak demektir...

Kitabı okuyanlar 5,3bin okur

  • Yasin TOMARZA
  • Melih Kurt
  • Berna Acar
  • tuba baştürk
  • Bircan Bilgiç
  • Berilsu Ceyhan
  • Aslıhan Coşkun
  • Emin
  • özcan
  • Leyla Şentürk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5
13-17 Yaş
%7.3
18-24 Yaş
%26.8
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%17.3
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.6
Erkek
%34.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.1 (279)
9
%21 (233)
8
%22.9 (254)
7
%12.4 (138)
6
%5 (56)
5
%2.5 (28)
4
%1.1 (12)
3
%0.6 (7)
2
%0.5 (5)
1
%0.4 (4)

Kitabın sıralamaları