Küçük Ağa

Tarık Buğra
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Küçük Ağa | Kitap İncelemesi
8/10
·486 syf.··
2019 11. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2019 22:26
Bu kitap elimde çok uzun bir süre kaldı. Çünkü yarın bu kitaptan sınavım var. Kurtuluş Savaşı dönemini anlatan bir eser ve olaylar Anadolu’da geçiyor. Normal bildiğimiz İnkılap Tarihi’ninde geçen olayların hepsi romanlaştırılmış ve bu sizin esere yabancı kalmanızı önlüyor. Yine de bazı zamanlarda Google’a başvurmanız gerekiyor çünkü Osmanlı kökenli çok fazla kelime var geçen konuşmalarda. Hele de İstanbul’lu Hoca’nın konuşmalarını okurken kafanız biraz karışıyor ama alışıyorsunuz. 🤔 Sonu beni duygulandırdı ve açıkçası üzüldüm. Vatan sevgisi insana neler yaptırtıyor bunu mükemmel anlatmış. Okuduğum ilk Milli Edebiyat konulu eser olduğu için çıtayı nasıl koyacağımı bilemedim ama bence bu puan yeterliydi. 8/10
Edebiyat
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
Fikir
8/10
·486 syf.··
2020 44. kitabı
Dönem romanlarının en güzel örneklerinden birisini bizlere sunun Tarık Buğra'nın bir diğer ölümsüz eseridir. Aslında bu kitaplar okullarda kesinlikle okutulmalı. Çünkü artık yeni nesil maalesef ki tarihine uzak, tarih bilincini yavaş yavaş yitirmek üzere. Kalemin kılıçtan bile keskin olabileceği her zaman aşikardır. BU kitaplarla genç zihinleri geçmiş hakkında etkili bir şekilde soru sormaya itileceğini düşünmekteyiz. KESİNLİKLE OKUNMASI GEREKEN KİTAPLARDAN.
Tarih
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
Puan vermedi·486 syf.··
2023 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2023 13:53
Bir hocanın imam efendinin akşehirin köyünde heyeti temsiliye ve kuvayımilliyeciler aleyhine yaptığı konuşmalar ve 1.dünya savaşından kolu kopan çolak salih adlı karakterlerin hikayesi hoca efendinin zamanla çerkez etheme katılıp nasıl değiştiğini ve hikayesi anlatılmıştır.
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
Puan vermedi·486 syf.··
2023 11. kitabı
Kitaptır işte. Ben okudum sevdim. İsteyen okusun isteyense okumasın banane. Ama ben okumanızı tavsiye ederim. Bu 150 karakter şeyside bıktırdı beni yaw bu nedir yaw. İstediğim kadar yazarım kardeşim kime ne.
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
10/10
·486 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
" Sarıldığın tek dal aklın mı? Tek misin artık? Uçurum seni yutacak. Kurtulamazsın. Uçurumun dibi tek kalanların, ümit gücünü sırf aklına bağlayanların leşleriyle doludur. Kurtulamazsın!... " İstiklal Harbi ile ilgili pek çok eser içinde benim en sevdiğim kitaplardan biri bu kitaptır. Kitaba dair pek çok olumlu görüş gözünüze çarpacaktır ve emin olun hepsi doğru, hepsi haklı eleştiriler olacaktır. Her kitapseverin mutlaka okuması gereken harika bir kitap.
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
8/10
·486 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 15:43
“Hüzün mutluluğunun ikinci adıydı artık.“ Sayfa 486 Küçük Ağa, Tarık Buğra'nın Osmancık ile birlikte en bilinen romanlarından bir tanesi. Konusu; Milli Mücadele. Eser, Akşehir'de bir Kuvay-ı Milliye oluşumu ile başlıyor. Tarık Buğra'nın Milli Mücadele dönemini yazarken merceğini Akşehir'e tutmasının bir nedeni var. Çünkü kendisi Akşehir'li ve babası da o bölgenin zengin bir kütüphane sahibi, edebiyat ile bağı olan ve aynı zamanda hukukçu olan Mehmet Nazım Bey'dir. Romanın içinde Akşehir'de Kuvay-ı Milliye hareketini destekleyen ve mücadele eden bir Reis Bey bulunmaktadır, kendisi Ağır Ceza Reisidir. Ve bu karakter çok büyük ihtimalle Tarık Buğra'nın babasıdır. Ve bunun sonucunda da Küçük Ağa'da anlatılanların ana konu itibariyle Tarık Buğra'ya babası tarafından nakledildiğini ve böylece eserin gerçek yaşananlar ile kuvvetli bir bağ taşıdığını söyleyebiliriz. Kitaba ismini veren karakterin Küçük Ağa olarak ismi ilk defa 257 nci sayfada geçiyor. Halbuki bu karakter çok önceden hikayeye girişini yapmıştı. Burada spoiler vermemek için başkaca bir bilgi vermiyorum. Satırları okurken bir kez daha anlaşılıyor ki biz sadece yabancı düşmanlar ile savaşmamışız. Bu savaşın öncesinde, sırasında ve hatta sonrasında kendi içimizde de savaşlarımız olmuş. Öncesinde; İstanbul ve Ankara hükümeti nedeniyle bir ikilik yaşanmış ve bu ikilik doğal olarak halka da sirayet etmiş. Bir tarafta Kuvay-ı Milliye taraftarları ve diğer tarafta ise İstanbul Hükümeti'ne olan bağlılık. Ve bu ortam nedeniyle ortaya çıkan bir de eşkiya çeteleri. Önce eşkiya çetelerini bertaraf etmek için verilen bir mücadele, sonra da Kuvay-ı Milliye'ye katılımı arttırmak için verilen mücadele. Tabi bu sırada ülkenin bir çok yerinde işgaller var. Bu yabancı düşmanlara sıkılması gereken kurşunlar,
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
Puan vermedi·486 syf.··
2010 93. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2010 23:15
Milli mücadele yıllarına farklı bir pencereden bakarak olayları tüm açıklığı ile ortaya koyan yazar olayın tasvirini Anadolu’da Akşehir’i ele alarak yapmış oldukları ve okuyucuya yakın tarihimizi farklı yönden değerlendirilmesini yapmış. Mili mücadele dönemimizi herkes okumalıdır.
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
8/10
·486 syf.·
2020 397. kitabı
Süleyman Tarık Buğra, (1918 – 1994), Türk gazeteci ve roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarı olan çok yönlü bir yazar. Romanın İlk baskısı 1963 yılında yapılmış, 1983 yılında TRT tarafından dizi film olarak çekilmiştir. Milli Mücadelenin, yazarın da memleketi olan Konya Akşehir merkeze alındığı eser, işgalci güçlere karşı direnen, ama ilerleyen günlerde, iktidar hırsı, görüş ayrılığı yüzünden ihanetle suçlanan insanların dramını anlatmaktadır.
Edebiyat
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
Puan vermedi·486 syf.··
2018 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2018 00:55
Kitap Milli Mücadele de Kuvayı milliyenin, efelerin mücadelesini anlatıyor.Milli mücadelede sürecinde yaşananlar zorluklar iyi bir şekilde aktarılmış.Sanki o dönem yaşananlar kayıt altına alınmış gibi akıcı gidiyor.Efelerin yaşadıkları da iyi bir biçimde anlatılmış.Okunabilecek bir kitap okuyunca sizde o tarihte yaşananları az çok hissedeceksiniz.
Küçük AğaTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 200011,9bin okunma
Bedeli binbir çeşit acıyla ödenen topraklar.
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2025 19:13
Şimdiye kadar neden okumamışım dediğim bir kitap! Tarık Buğra, "Küçük Ağa" adlı romanında kurtuluş savaşı yıllarını konu edinmiş. Fakat bunları siyasi bir sıkıcılıkta değil halkın gözünden anlatmış. Tabii ilerleyen bölümlerde siyasi olarak değindiği kısımlar da var ama hiçbiri okumayı zorlaştıracak boyutta değil. Kitapta halkın düştüğü çelişki daha doğru ifadeyle tereddüt mükemmel şekilde yansıtılmış. Bir tarafta kurtuluşun kuvayımilliyede olduğuna inananlar, diğer tarafta 600 yıllık Osmanlı medeniyetinin yıkılacağına ihtimal vermediği için kurtuluşu İstanbul' dan bekleyenler... Müthiş bir, arada kalmışlık; kime destek vermenin vatana, millete, dine daha faydalı olacağını anlamaya çalışmanın ve buna geç olmadan karar vermek zorunda olmanın getirdiği vicdani yükümlülük....Bir diğer tarafta ise asırlarca aynı toprağı, havayı, suyu paylaşanların ihanetleriyle; bunların içinde bile hala sadık kalanların kendi ırkları ile Türkler arasındaki arada kalmışlığı... Savaştan bir kolunu kaybederek dönen Salihle başlayıp, İstanbullu Hocanın Akşehir'e gelişiyle gelişen ve İstanbullu Hocanın "Küçük Ağa"ya dönüşümüyle kıvamını bulan harika bir hikâyeydi. Yazar, karşıt görüşlerdeki kişilerin bu görüşlere neden dayandıklarını yargılayıcı bir üslup içermeden mantık çerçevesinde işlemiş ve yanılanların neden yanıldığını da yine aynı mantık çerçevesinde en güzel lisanla açıklamış. Çok keyif aldığım, asla tarihi ve siyasi değil fakat tüm bunları içinde barındıran epik bir roman okudum. Sonunda beni ağlatmış olduğunu da belirtmek isterim. Hâlâ Küçük Ağa'ya, gencecik karısı Emine'ye üzülmeden edemiyorum. Bir hikâyeydi belki okuduğum ama eminim ki o yıllarda bundan çok daha fazlası vardı. Allah ecdadımızdan razı olsun.
Alıntı
Küçük AğaTarık Buğra · İletişim Yayınları · 201511,9bin okunma

Yazar Hakkında

Tarık BuğraYazar · 42 kitap
Süleyman Tarık Buğra, Türk gazeteci ve roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarıdır. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının tanınmış yazarlarındandır. Çok yönlü bir yazar olan Buğra, özellikle romanlarıyla tanınır. 1991'de devlet sanatçısı unvanı almıştır. 1918'de Akşehir'de doğdu. Babası, Akşehir'de ağır ceza hâkimi olarak görev yapan Erzurumlu Mehmet Nazım Bey, annesi Akşehirli Nazike Hanım idi. Çocukluğunun geçtiği Akşehir'i eserlerinin çoğunda mekân olarak tercih etti. İlk ve ortaokulu Akşehir'de okudu. Ortaokulda Rıfkı Melül Meriç'in öğrenicisi oldu. 1933'te ortaokulu bitirdikten sonra yatılı öğrenci olarak İstanbul Erkek Lisesi'ne devam etti. İstanbul Lisesi’nde Hakkı Süha Gezgin'in, Pertev Naili Boratav'ın öğrencisi oldu. Yazar olmaya onuncu sınıfta karar verdi. Tarık Nazım müstear ismiyle hikâye ve şiirler yazmaya başladı. Okulun yatılı kısmı kapanınca Konya Lisesi'ne geçti ve 1936'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde iki yıl okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne geçti. Parasızlık nedeniyle zor bir öğrencilik dönemi geçirdi ve üç yıl sonra mezun olamadan bu okuldan da ayrıldı. 1942-1945 yılları arasındaki üç yıllık askerlik görevi sırasında devlet memurlarının bıyıklarını kesme kuralını ihlal ettiği için on bir sürgün yaşadı. İlk piyeslerini ve ilk romanını askerliği sırasında yazdı. İlk eseri, Akümülatörlü Radyo başlıklı piyesti. Eser, Şehir Tiyatroları tarafından reddedilince, Yalnızlar başlığıyla roman hâline getirdi. Askerli hizmetini tamamladıktan sonra İstanbul'a döndü ve 1947'de Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Burada Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mehmet Kaplan'ın öğrencisi oldu. Bir yandan da Şişli Terakki Lisesi'nde muallim muavinliği görevinde bulundu. 1948'de yazdığı Oğlumuz başlıklı hikâyesi Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikincilik ödülüne layık görüldü. Bu ödül ona edebiyat ve basın dünyasının kapılarını araladı. 1949'da ilk kitabı olan ve içinde 13 öykü bulunan Oğlumuz'u yayımladı. Çınaraltı dergisini çıkaran Yusuf Ziya Ortaç, kendisine dergiye katılmasını, Sanat Hareketleri başlıklı sütunda her hafta bir öykü yazmasını önerdi. Dergiye gönderdiği ilk hikâye, “Havuçlu Pilav Meselesi” başlıklı hikâyesi oldu. Basın dünyasından da iş teklifleri alan yazar, bu teklifler sayesinde basın hayatına atılmak için cesaret buldu ve Edebiyat Fakültesi’nden mezuniyet tezini vermeden ayrıldı. 1949-1952 arasında Akşehir’de babası Erzurumlu Mehmet Nâzım Bey’le birlikte “Nasreddin Hoca” gazetesini çıkardı. 1950'de Jale Baysal ile evlendi, on sekiz yıl sonra boşanma ile sonlanan bu evlilikten 19 Aralık 1951’de kızları Ayşe dünyaya geldi. 1952'de babasını kaybeden Buğra, gazeteyi elden çıkardı ve İstanbul'a döndü. Aynı yıl, ikinci hikâye kitabı “Yarın Diye Bir Şey Yoktur” yayımlandı. 1952-1956 arasında Milliyet, Vatan, Yeni İstanbul gibi gazetelerde edebiyat tenkitleri ve denemeler yazdı. Gazeteciliğinin bu ilk yıllarında Abdi İpekçi, Reşat Ekrem Koçu ve Peyami Safa ile çalışma imkanı bulduğu bilinmektedir.[5] Bu arada üçüncü öykü kitabı İki Uyku Arasında'yı (1954)'te yayımlayan Buğra, 1955'te Siyah Kehribar başlıklı bir roman yazdı. Dönemin faşist İtalya'sında geçen romanın pek çok eleştirmen tarafından hoş görülmedi ve yazar bir bekleme dönemine girerek uzun süre başka roman yazmadı. Gazeteciliğe 1956-1957 yıllarında Vatan ve Yenigün gazetelerinde yayın müdürü olarak devam etti. 1958'de Milliyet gazetesi spor sayfası sorumluluğu yapan Buğra, aynı yıl Tercüman ve Yeni İstanbul gazetelerinde de yazarlık görevini sürdürdü. 1959'da önce Tercüman'ın, ardından Yeni İstanbul'un, ardından da Türkiye Spor isimli günlük spor gazetesinin yayın müdürlüğünü yaptı. 1962 yılında ise Yol adlı haftalık derginin yayın müdürlüğünü yaptı. Bu arada Türk Kurtuluş Savaşı’nı konu edinen Küçük Ağa romanını hazırladı. Küçük Ağa, 1963 yılında Yeni İstanbul'da tefrika edildi ve 1964'te de kitap olarak yayımlandı. Çok olumlu tepkiler alan roman, Mehmet Kaplan tarafından mezuniyet tezi olarak kabul edildi ve böylece Buğra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden diploma aldı.[8] Küçük Ağa'nın ardından dördüncü öykü kitabı Hikâyeler'i, Küçük Ağa'nın devamı olan Küçük Ağa Ankara'da ve ardından da Komik-i şehir Naşit'in hayatını anlattığı İbiş'in Rüyası'nı tamamladı. İbiş'in Rüyası, 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması'nda başarı ödülüne değer bulundu. Buğra, 1970-1976 arasında Tercüman gazetesinde köşe yazarlığı ve sanat sayfaları düzenleme işini sürdürdü. 1976'da Tercüman'dan emekli oldu ve zamanını bütünüyle edebiyata verdi. Firavun İmanı (1976), Dönemeçte (1978), Gençliğim Eyvah (1979), Yağmur Beklerken (1981) adlı dönem romanlarını yayımladı. Bu romanlarda Cumnuriyet'in çeşitli evrelerini, demokrasiye geçiş sürecindeki çalkantıları konu edindi. Devlet Tiyatroları'nda Edebi Kurul Başkanlığı'nda Edebi Kurul üyeliği yaptı. 8 Eylül 1977'de hikâye yazarı Hatice Bilen ile ikinci evliliğini yaptı. Yazarın, Ayakta Durmak İstiyorum (1966) ve Üç Oyun (1981) adlarıyla kitaplaştırdığı piyeslerinin hemen hepsi sahnelendi, romanları da TV dizisi haline getirildi. Fıkralarından seçmeleri Gençlik Türküsü (1964), gezi notlarını Gagaringrad (1962), dil ve edebiyat üzerine yazılarını Düşman Kazanmak Sanatı (1979), denemelerini ise Bu Çağın Adı (1979) başlıklarıyla yayımladı. Tarık Buğra'nın Sakıp Sabancı'nın hayatını anlattığı Patron başlıklı bir piyesi, Mimar Sinan'ın hayatını anlattığı bir senaryosu ile Mehmed Akif'in hayatını ele alan bir romanı da mevcuttur. Buğra, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarını anlattığı Osmancık'la (1985) Millî Kültür Vakfı edebiyat armağanı’nı, “Yağmur Beklerken” romanı ile de 1989 Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü'nü aldı. 1991'de devlet sanatçısı unvanı aldı. 1993'teki ani rahatsızlığının ardından kanser teşhisi konan Buğra, tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 26 Şubat 1994'te hayatını kaybetti. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. 1999-2000 öğrenim döneminde İstanbul'un Pendik ilçesinde açılan bir liseye “Tarık Buğra” adı verilmiş; 2002’de Akşehir merkez Ortaokulu’nun adı "Akşehir Tarık Buğra İlköğretim Okulu" olarak değiştirilmiş ve 2004 yılında Akşehir'e bir Tarık Buğra heykeli dikilmiştir. Ayrıca Ankara’da Millî Kütüphane önünde bir heykeli bulunur. Tarık Buğra, tarihçi Ayşe Buğra'nın babasıdır. Ayşe Buğra, iş adamı Osman Kavala ile evlidir.