Serdar

@Serdar_Toprak·
·
sabitlendi
İnsanlığın Ölümü (Yüksek Sesle Okunmalı)
Nihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, 'Yahu insanlık öldü mü?' diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde, 'İnsanlık öldü mü?' ya da 'İnsanlık ölür mü?' biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır; herkes, insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet, insanlık artık aramızda yok. İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler, ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık aleminin bu büyük kaybı, birçok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki, bazıları artık insanlık olmadığına göre bir âlemden de sözedilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu, bizim gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmağa çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamağa devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen
Sayfa 255 - İletişim Yayınları 1994 Baskısı·Kitabı okudu
Reklam
Abdera'da
Euripides kendisine gösterilen her şeyi son derece enteresan buluyordu, her şey gerçekten enterasandı. Çünkü ona bir kütüphane gösterdiler, içi bir sürü faydalanılmayan okunmayan kitapla doluydu; bir para kolleksiyonu dairesi gösterdiler, sadece eski, yıpranmış madeni paralar vardı; zengin bir hastaneye gittiler, fakir hastalar perişan vaziyette dolaşıp duruyordu; gezdikleri cephanelikte silah yoktu ve gördükleri çeşmenin suyu akmıyordu.
Sayfa 199 - Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 1982 Baskısı·Kitabı okuyor
7/10
·392 syf.··
2026 23. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:43
Eserin yazarı Sandor Marai 1900 senesinde Slovakya’da doğmuş olup, 1948 senesinde siyasî sebeplerden ötürü Budapeşte’yi terk etmek zorunda kalmıştır. Önce eşiyle Paris’e sonra Londra ve Salerno’ya gitmiş, 1952 senesinde Kanada üzerinden California’ya göç etmiş ve 1989 senesinde intihar edene kadar burada yaşamıştır. İlk baskısı 1934 senesinde yapılan Bir Burjuvanın İtirafları için otobiyografik unsurlar içeren bir yolculuk metni diyebiliriz. Çünkü hikâye Macaristan'da başlayıp Almanya, Belçika, Fransa, İtalya, İngiltere'ye uğrayıp tekrar ilk durağa yani Macaristan'a geri dönüyor. Tabii bu sadece coğrafi bir yolculuk değil, aynı zamanda Marai'nin doğumundan başlayan, çocukluğundan geçen, gençliğini de içeren ve olgunluğun ilk senelerinde son bulan bir hayat yolculuğu. Kitabı okurken bazı yerlerde zorlandım ve kendi kendime "bunlar beni ne ilgilendiriyor ki" dedim. Fakat bazı yerlerde de, bilhassa insanların karakterlerinin tahlil edildiği yerlerde oldukça keyif aldım. Metin boyunca dikkatimi çeken şey ise, yazarın oldukça samimi bir üslup kullanması oldu. Kitabın son bölümü ise oldukça dokunaklı ve hüzünlüydü. Spoiler vermemek için burada detay vermiyorum. Daha önce Marai okumuş olanlara ve üslubunu sevenlere bu eseri de tavsiye ediyorum. Herkese faydalı okumalar dilerim.
Bir Burjuvanın İtiraflarıSándor Márai · Can Yayınları · 2010139 okunma

Serdar

, bir kitap okudu
7/10
·392 syf.··
22 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:43
·
2026 23. kitabı
Sándor Márai
8.6/10 · 139 okunma
Şimdi burada noktayı koyuyorum ve kaybedilmiş bir savaşı yaşamış biri olarak söylemek istediklerimi tek bir nefeste söylüyorum: Anımsamak ve susmak istiyorum.
Sayfa 390 - Can Yayınları 2010 Baskısı·Kitabı okudu
Reklam