Devlet Ana

·
Okunma
·
Beğeni
·
24232
Gösterim
Adı:
Devlet Ana
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
656
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731332
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Devlet Ana
Devlet Ana
Devlet Ana
Devlet Ana
Devlet Ana
Devlet Ana
'Devlet Ana', Osmanlı Devleti kurulmadan önceki Anadolu'nun görünümünü ve Anadolu insanının özlemlerini anlatırken, onların güçlü, güvenli, adaletli bir devlete duyduğu ihtiyacı da açığa çıkarmaktadır. Kemal Tahir'in en önemli romanı olarak gösterilen 'Devlet Ana', onun düşünce yapısını da en iyi yansıtan eserlerinden biri sayılmaktadır.
1967'de yayımlanan roman, 1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazanmıştır.

Kemal Tahir, Türk tarihi ve toplumu hakkındaki orijinal ve sağlam görüşlerinden hareket ettiği için hem 'mahalli ağızları', hem Türkçe'nin küçümsenmiş ve unutulmuş nesir dilini hem de yeni imkanlarını kaynaştırarak ve aşarak kullanabilmiştir. Eserlerindeki eşsiz dil ve üslup güzelliğinin kaynağı bu davranıştadır. Daha önceki romanlarında da görülen bu özellik 'Devlet Ana'da en yüce noktasına erişmiştir. Türkçe'nin unutulmuş olan dehası bütün boyutları, zenginliği ve haslığıyla ilk olarak Kemal Tahir'in eserlerinde kendini göstermektedir."
- Selahattin Hilav
(Tanıtım Yazısı'ndan)
775 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kemal Tahir, “Benim de masalım var, halk hikâyelerim var…” demiş.
Ve almış kalemi eline.

Türk’ün bir uç beyliğinden kısa zamanda nasıl devlet haline geldiğini destansı bir dille yazmış.
Türk kadınının yiğitliği ve cesaretinin de altını çizip, romana Devlet Ana adını vermiş.

1290’lı yıllarda Bursa, Söğüt ve çevresinde Osmanlı Beyliği, Bizans Tekfurlukları ve diğer Türk beyliklerinin ilişkilerini, Kancık Vuruş, Uyandırılan Işık, Dost Çelmesi, Fal, Derin Geçit ve Kerimcan’ın Yolu adını verdiği altı bölümde okurlarına aktarmış.

Eser, Ertuğrul Gazi’nin yaşlılığı ve ölüm dönemiyle başlıyor. Devamında Osman Gazi’nin bey oluşu, Orhan Bey’in gençliğe adım atışı, Anadolu Türkleşmeye başlarken Osmanoğulları’nın devlet kurma mücadelesinde Bizans ve ona bağlı tekfurların bu gücü önleme çabaları gibi önemli olaylara tanık oluyoruz.

Ayrıca, dönemin dünyası, tarihi olayları, sosyal yapısı, inanç ve kültürel farklılıkları, özellikle de feodalite ve din sömürücülüğünün Batı’yı içine hapsettiği karanlık, ustaca gözler önüne seriliyor.

“Şöyle bilin ki, ahilikte miras yürümez, babanın kazandırdığı oğula geçmez ve de herkesin kendi kazanması kanundur… Onu gördüm ki, ahilerden kiminin kitabı hiç yok. Kitap olmayınca aktan kara, eğriden doğru ayrılmaz.”
satırlarında alçakgönüllülük, yiğitlik, güzel ahlak, cömertlik, inanç farkı gözetmezlik gibi erdemleri bünyesinde barındıran ahilik teşkilatının başlangıcındaki saflığın, daha sonra bozulmaya uğradığı da, dönemin doğu toplumunun inanç ve sosyal yapısına ışık tutar nitelikte.

Osmanlı’nın Söğüt’teki yaşam biçimi, maneviyat ve milli değerlere olan bağlılık, adalet kavramı, aile birliği, devletin milleti ile olan uyumu, ayrıntılarıyla sergilenirken, Ertuğrul Gazi, Osman Bey, Orhan Bey, Şeyh Edebalı, Akçakoca, Yunus Emre gibi tarihi şahsiyetlerle kurulmuş olay örgüsü eşsiz bir anlatımla sunulmuş.

Dönemin Türk (Türkmen) toplumunda kadına verilen önemin, Bacıbey (Devlet Hatun) karakteriyle disiplinli, saygın, sert mizaçlı ve güçlü kadın modelinde karşımıza çıkması da, bir anlamda, benimsenen devlet anlayışının sembolü gibi.

Beyliğin devlet oluşundaki süreç çok sancılı geçer. İyiliğin karşısında sayısız kötülük vardır.

Türklere büyük düşmanlık besleyen Saint Jean şövalyelerinden Notüs Gladyüs karakteri, eserde karşı güce hizmet edenlerden biri ve istediğini elde etmek için her türlü kötülüğü olağan sayan Batı feodalizminin vücut bulmuş hâli. Kötülüğün diğer temsilcilerinden biri, Batı’dan Anadolu’ya gelen Cenevizli Keşiş Benito, arka planda kilise kurallarını hiçe saydığı halde, göz önünde kendini dine adamış gibi gösterip büyük saygı görürken, sorgulamayan insanların gözüne inen perdenin simgesi gibi. Bu arada Şövalye Gladyüs ile işbirliği yapıp, zavallı halkın inançlarını beraber sömürmeleri de işin cabası.

İyiler ile kötülerin savaşı böylece sürer gider. Ne zaman bitmiş ki?
Muhteşem bir olay örgüsü, çok kararında eklenmiş kurgusu ve destansı anlatımıyla mutlaka okunması gereken bir eser.
656 syf.
·23 günde·Beğendi·7/10
Küçüklüğümden beri misafir odasında duran kitaplığın tozlu raflarında gördüğüm kitap... Hiç yeltenmedim okumaya aslında. Babam bile önermedi bu kitabı bana. Ne kadar pimpirikli ve maymun iştahlı bir insan olduğumu çok iyi bilir. Fakat üniversite hocama ödev olarak Aldous Huxley'den Cesur Yeni Dünya'nın özetini götürünce sırf adanalı olduğum için Yaşar Kemal, Orhan Kemal okumamakla beni suçladı. Şimdi diyeceksin ki Kemal Tahir ne alaka? Hiç bilmiyorum. Araya Kemal Tahir'i de sıkıştırdı ve "Madem adanalıyık Allahın adamıyık diyosun o zaman kemalleri okumaya başla" dedi. (böyle bişeyi asla söylemedim :'). Kitabı hiç tereddüt etmeden aldım elime. Neden mi çünkü babam da gaza getirdi. Aman çok güzel kitap,hele bi oku diyerekten. Bi başladım okumaya bırakamadım. Şuan 1. Günüm ama kitabı yarıladım. Yemeyip içmeyip İtlikten Serserilikten feragat edip kitabı okuyorum :'). Şimdi çok akıcı bir dille yazıldığını söylemeliyim. Öz Türkçe kelimeler çokça kullanılmış. Anlayacağınız bayağı yöresel. Bana hiç yabancı gelmemekte bu Türkmen deyimleri, sözcükleri Çünkü bende Avşar Tatar kırması bir insan evladıyım. Bizim köyde hep böyle konuşuyorlar yaa laaa diyip gülmekten kendimi alamıyorum çoğu zaman. Kitabın konusuna gelince: Osmanlı devletinin kuruluşunu anlatıyor Kemalcim Tahircim. Osmanlı, beylik ve kuruluş zamanında iken henüz araplaşmamış ve kitabı okurken Asya esintileri yalıyor yüzünüzü gözünüzü :') bozkır poyrazlarıyla kuruyor dudaklarınız ve dudağınızın çatlayıp kanayacağını bilmenize rağmen şöyle bir tebessüm ediyorsunuz. Neyse bu kadar edebiyat yeter. Devam edeyim. İslamın kabul edilmesine rağmen hala şamanizme inanç olduğunu görüyoruz. Bu uç beylikler hep böyle zaten hııı salak Hıı dangalak( Bi tikinin gözüyle değerlendirdim az önce kusura bakmayın yapıyorum arada böyle çılgınlıklar). Uç beylik derken şu soruyu sorduğunuzu duyar gibi oldum. Nerde devlet, nerde adalet ( adaleti bilmiyorum da devlet Başkanlığa evet diyo :'^) neyse.. Şelçuklunun sonu gelmiş ki vay haline. Tekfurlar ortalıkta cirit atıyor. Rüşvet mi dersin yolsuzluk mu dersin Ne kadar cenabetlik uğursuzluk varsa hepsi Anadolu'da :'( bide üstüne bir sancak beyi var ki adı Alışar. Garı gız düşkünü pezevenk. Haremindeki karıları mı dersin garip bir sipahinin körpe arvadını mı dersin yakaladı mı affetmiyor... Öpüyor :'). Zaten olayın kırılma noktalarından bi tanesini de bu ya. Osman beyciğim Şeyh Edebali'ye dünür olarak bizim bu sapık Alışar beyi gönderiyor,adam yerine koyup, dostu sanıp.Sapık Alışar durur mu şeyhin baldan tatlı Balkızı kendine istiyor. Neymiş efendim: Bn iki ay önce dşnmüştüm zten asıl Balkız Bnm tmm mı üff. :') kitabın tam olarak bu kısmında halk arasında çokça kullanılan ve meşhur olan bir atasözü geliyor aklınıza ve dudaklarınından 6 kelime dökülüyor: Adam sandık eşşeğaa alnımıza deydi D...neyse seviyemi koruyayım. :') Tabi yalancının, hırsızın, yolsuzun, itin, köpeğan mumu yatsıya kadar yanar... Olaylar olaylar...Kardesm ksura bkma çk fzla spoiler vrdim en iisi ben susiym hdi bb. Devamını heyecanla okuyacağım. :')
  • Esir Şehrin İnsanları
    8.6/10 (1.063 Oy)1.073 beğeni3.605 okunma2.669 alıntı20.375 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (2.381 Oy)2.379 beğeni9.651 okunma5.164 alıntı63.750 gösterim
  • Beş Şehir
    7.8/10 (870 Oy)930 beğeni3.703 okunma2.396 alıntı27.088 gösterim
  • Küçük Ağa
    8.3/10 (929 Oy)936 beğeni4.414 okunma1.032 alıntı26.414 gösterim
  • Huzur
    8.5/10 (1.495 Oy)1.828 beğeni5.707 okunma7.617 alıntı66.929 gösterim
  • Vurun Kahpeye
    8.5/10 (902 Oy)856 beğeni3.872 okunma624 alıntı15.362 gösterim
  • Goriot Baba
    8.1/10 (1.295 Oy)1.135 beğeni5.056 okunma4.713 alıntı33.924 gösterim
  • Safahat
    9.2/10 (724 Oy)887 beğeni3.049 okunma3.324 alıntı21.843 gösterim
  • İnce Memed 4
    9.5/10 (1.620 Oy)1.792 beğeni4.701 okunma1.957 alıntı17.038 gösterim
  • Zeytindağı
    8.1/10 (906 Oy)789 beğeni2.915 okunma1.957 alıntı26.355 gösterim
656 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Benim gibi tarihi roman sevenlere gözü kapalı tavsiye edebileceğim bir eser. Gerçekten çok dolu dolu bir kitap ve cok sürükleyici. Osmanlı'nın beylik dönemlerini anlatıyor. Ertuğrul Gazi ve sonrasında Osman Bey . İlk Kemal Tahir kitabımdi ve ins devamı da gelecek.
656 syf.
·Beğendi·6/10
Osmanlı Devleti'nin kuruluş zamanı Ertuğrul Gazi ve sonrası anlatılıyor. O dönemin tasvirleri iyi bir şekilde anlatılmış fakat nedense okurken beni tam anlamıyla içine çekemedi. Belki de bu yüzden fazla beğenemedim yada daha iyi tarihsel kitaplar okuduğum için de olabilir. Yazarın okuduğum ilk romanıydı,belki Kemal Tahir okumaya yanlış kitapla başladım, problem bende de olabilir. Herkese iyi okumalar.
656 syf.
·24 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sanırım en çok hissettiğim tarih romanıydı.Bu türü sevenler için kesinlikle tavsiye edilebilir.Kemal Tahir'in dilini -Esir Şehrin İnsanları romanına kıyasla- samimi buldum ve romandaki her olayı tamamıyla hissettim diyebilirim.

Romanda bazen Bacıbey idim,bazen gavur Mavro,bazen Kerimcan, bazen Aslıhan..Yeri geldi cenk meydanındaydım sonra bir baktım ağabeyimi öldüren kanlımı kovalamaktayım.Bazen bir cümleye bakakalıp yüreğime akıttım hüznü bazen tek bir satır yetti geldi güldürdü yüzümü.

...................

Romanı o ortamdan çıkmak istemezcesine yavaş okudum,gergin bölümlerin sonunu daha erken öğrenmek istercesine hızlı.Kelimeleri zihnimde bir yerlerde süzgeçte geçirince değerler kaldı elime.Birçok şey öğrendim, birçok şey hatırladım.Bir sayfada kitaplarca duygu sezdim,bir kitapta sayfalarca yer gezdim.Öyleydi işte,okuyun.
656 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10
Yazarın, özellikle anlatımda Dede Korkut masallarının dilini kullanmasını çok beğendim. Selçuklu'nun yozlaşması, Bizans'ın Latin zulmü altında çaresizliği, Devletimizin temellerinin ne kadar sağlam olduğu, Ahilik ilkeleriyle bir beylikten Devlet'e dönüşüm, karakterlerle sembolize edilen değerler ve Batı ve Doğu kültürü arasındaki farklar çok güzel işlenmiş. Bana göre Türk romancılığının seçkin eserlerinden biri ve bir başyapıt.
656 syf.
·78 günde·Beğendi·9/10
Kemal Tahir'in hangi kitabını okusam, sanki oradaymışım da bir köşeden izliyormuşum hissine kapılırım. Devlet Ana
kitabında da bu hisse kapılmamak elde değil.
Kaplan Çavuş'un dükkanına gelen müşterisiyle sohbeti barut meselesine geldiğinde aldığı telaşı, yüzündeki o heyecanı ve
merakını sanki oradaymışım gibi bende nefesimi tutarak okudum.
Voyvoda Nurettin'in konağındaymışım da Osman Bey'in kancık Alişar'a cevap vermesini herkes gibi bende heyecanla beklemekteyim. Bekleyip oradakilerin yüzünü bir bir gözlerimle tarayıp aldıkları ifadeyi görmeye çabalamaktayım.

Bir uç beyliğinden koskoca bir devlet nasıl meydana gelmiştir? Bunu yapan o dönem insanlarının ortaya yüreklerini koymalarıdır. Dosta dostlukla, hayına düşmanca karşılık vererek büyümüşlerdir. Köylüyü, garibi, yoksulu ezmemişler; aksine korumuşlardır.
1290 yılının Anadolu’su bu eserde o kadar canlı ki adeta okurken elinizde bir kılıç at üzerinde kitabın içinde geziniyorsunuz.

Büyük romancı Kemal Tahir, gerçekten de büyüklüğünü bir kez daha ispatlamıştır bu romanında.
Osmanlı devletinin kuruluşuna giden süreçte, Anadoludaki müslüman-hristiyan-şamanist bütün halkların iç içe geçmiş yaşam döngüsünü, ablası öldürülünce müslüman Türklere sığınarak (ve yarı gönüllü yarı zoraki müslüman olup) onun intikamını almaya çalışan Mavro ile obadaki en yakın arkadaşı, molla olmak isteyip de anası tarafından alp olmaya zorlanan Kerim'in çevresinde anlatıyor. Tabi en yakın arkadaşları Orhan Bey ve babası Kara Osman Bey de var.

Eserde; Kerimcan, Mavro, Bacıbey gibi karakterler Osman Beyden daha önde anlatılmış. Bir anlamda beyliğin kuruluşuna Türkmenlerin gözünden bakmıştır Kemal Tahir.

Gerçek tarihi kişilikler ile kurgusal karakterleri bir araya getirerek kurguladığı olaylar ile Anadolu'nun o dönemki yapısını ve Osmanlı devletinin kuruluş felsefesini başarılı bir şekilde yansıtabilmiş.Sohbetlerin bolluğu ve olayların anlatılış şeklinin roman karakterlerinin ağzından oluşu 13.yüzyıl konuşma dilini kitabın temel üslubu haline getirmesi yazarın bir başka başarılı özelliği. Ayrıca kitaptaki kahramanlarımızdan Kaplan Çavuş'un bir tutku haline getirdiği teknolojik anlamdaki
çalışmalarla ilgili söylediği sözler yazarın yarattığı kahramanın ağzından günümüze adeta bir mesaj niteliğinde.

Kemal Tahir’in Devlet Ana adlı eseri; Osmanlı devletinin kuruluşunu gözümüzde canlandıran, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Orhan Gazi’nin ve aşiret ileri gelenlerinin, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşundaki emeklerinin fedakârlıklarının anlatıldığı, sürükleyici ve okunması kolay, tarih sevgisi aşılayan bir romanıdır.
Bu kitabı okumadan liseden mezun olmamalı bir insan diye düşünüyorum. Elbette ki herkes tarih sevmeyebilir ama bu eser sadece konusuyla değil üslubuyla da bir baş yapıt.
Oscar almış bir filmi izler gibi okuyorsunuz. Evet tarihi gerçeklerle pek uyuşmaz ama bu da bir belgesel ya da ansiklopedi değil.
656 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Ecdattan yalnızca şehvet ve şaraptan ibaretmiş gibi bahsedilen, safi kurmacadan ibaret olan, pervasızca kaleme alınmış, neden klasikler arasında olduğunu sorgulatan bir kitaptır.
656 syf.
Osmanlı'nın beylik dönemini ( Ertuğrul Gazi ve Osman Bey) anlatan roman.
Açıkçası içerik olarak daha farklı, daha doyurucu bekliyordum.
Kitap içeriğiyle ilgili en beğendiğim yön şuydu. Sık sık Anadolu’daki bu uç benliğinin din ayrımı yapmadığını, hoşgörü ortamının olduğunu, sosyal devlet anlayışının uygulandığını o dönemdeki Bizans yönetimindeki topraklarla ilişkilendirerek güzel bir şekilde anlatmış.
616 syf.
Kemal Tahir okumak, onun düşünsel dünyasını kavrayabilmek, hiç olmadı kavramaya çalışmak, bir Türkiye Cumhuriyeti evlâdı için devrim niteliğinde bir eylemdir.Henüz Kemal Tahir'e zaman ayırmamış, onu okumamış, tanımamış olanlar içinse bu ciddi bir kayıp, ciddi bir boşluktur.
*Bu konu nezdimde tartışmaya kesinkes kapalıdır.

Sevgili Ebru Ince biliyorum bu ay biraz fazla oldum ama bendeki hal böyle olunca, elime ve zihnime hakim olmam sözkonusu olamıyor. Sana bu etkinlik için yürekten teşekkürlerimi bir kez daha sunuyor ve biraz ustanın hayatından, biraz fikir dünyasından, biraz da dev eseri Devlet Ana'dan birkaç kelam ederek kapanışımı yapmak istiyorum müsaaden ile.

Kemal Tahir
Cezaevinde yatarken, parasızlıktan ceket alamayan ve ceketsiz olarak mahkemede bulunmayı, hakime karşı bir saygısızlık addeden, dolayısıyla kendi dava duruşmasına müdahil olamayan bir garip adam...

Emniyet güçlerince yapılan baskında, deniz astsubayı olan kardeşi Nuri Tahir'in dolabında, Sabahattin Ali'nin bir öykü kitabının bulunması üzerine, kardeşi Nuri ve Nazım Hikmet ile birlikte yok yere isnat edilen "Orduyu isyana tahrik ve teşvik" suçu ile tutuklanır Kemal Tahir. 15 yıl ağır hapsine ve kamu hizmetlerinden mahrumiyetine karar verilir. Bu suçlamayla 1938 yılında gür siyah saçlarıyla girdiği cezaevinden, saçları dökülmüş, kalanları da ak olarak 1950 yılında çıkar. Çıkışında bavulunda, halen hiçbiri kitap haline gelmemiş 30 roman, 40 öykü ve notlarla dolu sarı mahpus defterleri vardır.

Kemal Tahir'in sanatını, sanatının inceliklerini ve detaylarını, yazdığı romanların ve öykülerin haricinde, ölümünden sonra, işte bu cezaevi ve sonrasında karaladığı el yazması notlarını derleyerek günyüzüne çıkaran, şu an halen Kemal Tahir Vakfı başkanlığını yürüten kadim dostu Cengiz Yazoğlu' nun vasıtası ile de pekiştirmiş oluyoruz:

Kemal Tahir'in büyük sanatçı kişiliği, kendisinin Batı'nın belirlemiş olduğu belli kalıplar içinden kurtulmasını sağlamıştır. Sanatına saygılı bir romancı olarak Türk toplumuyla çok yönlü bir ilişki kurmuş, bu ilişkilerde bulunan Türk toplum ve insanının zenginliğini görmüştür. Büyük sanatçı olmanın gereklerine duyduğu titizlik bize bütün bir tarihimizi ve zenginliğimizi kazandırmıştır. Sanatçı sorumluluğuyla Kemal Tahir'in belli açıklama, kalıp ve alışkanlıkları dışına çıkması, Türkiye'nin elinde tuttuğu güce, bağlı olduğu ilişkilere ışık tutmuş ve sahip olduğumuz büyük zenginliğimizi tanımamıza öncülük etmiştir.
Kemal Tahir, bize sorunlar üzerinde yeni baştan durmamızın gerekliliğini öğretti. Bunun gereğini sık sık tekrar etmekten geri durmadı. Yerlileşmenin zorunluluğunu vurguladı. Dıştan gelecek kalıpların ve çözümlerin, çözüm sahibi Türk'ü dışa bağımlı kılmak, çözümsüz bırakmaktan başka bir anlam taşımadığını bize gösterdi. Bu amaçla gerçekten amansız bir boğuşma içine girdi. Aslında bu boğuşma, bize günümüz dengesinde verilen ve biçilen yerde boğulmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bu nedenle Kemal Tahir, kendisini ‘Doğu'nun gerçek bir devrimcisi’ olarak tanımlamaktadır. Onun uğraşı, belli bir akışa direnmemek, bu akışı herkesten önce ve herkesten çok benimsemek değil, gerçeğe, bu akışa uygun biçimi kazandırmaktır. Kemal Tahir yorulmak bilmeden, gerçeği, işe yarar, Doğu'nun işine yarar kılmak çabası içinde olmuştur. Gerçek devrimcilik, bu akış için gerekli gerçek güçlerin gün ışığına, gerçeğe gerekli akışı kazandıracak biçimiyle ortaya çıkmasına çalışmaktır.

1940 yılında romancı olmaya karar veren Kemal Tahir, bu kararından otuz yıl sonra şöyle bir beyanatta bulunuyor :
"Ben otuz yıldan beri dünyaya, insanlara, olaylara hiç aralıksız romancı olarak bakmaktayım. O gün bu gündür ne okumuşsam, ne görmüşsem, ne işitmişsem, kimi tanımışsam - kısası- ne öğrenmişsem yalnızca romancı olarak, roman için öğrendim, romanda kullanmak üzere biriktirdim. Başka yazılarla uğraştığım zamanlar da oldu ama ben başlıca roman zanaatının yasalarını araştırdım. Bence Türk romancısının ana ödevi, imparatorluk kurmak gücüne sahip Türk insanının geleceği kurtaracak cevherini, bu cevherin tarih boyu taşıdığı insancıl birikimi ve bu birikimin gelecekte işe yarar yönünü bulup açıklamaktır. "

Ülkemizde, tarihi romancılığın en üretken yazarlarının başında gelen Kemal Tahir'de Osmanlılık, sanıldığı gibi eskiye bir özlem, yıkılmış bir düzenin yeniden canlandırılması ya da belli bir toplum düzeninin ifadesi değildir. Osmanlılık bir siyasettir. Doğu-Batı çatışmasında Anadolu Türküne tarihin en güçlü devletini kurmasında izin vermiş bir siyasettir. Romanların gerçeği yansıtması gerektiğine inancı tam bir yazar olarak, Devlet Ana romanında da bu ilkesinden taviz vermemiş ve oluşturduğu kurgunun gerçeği yansıtan bir ayna işlevi üstlenmesi detayına dikkat etmiştir.

İlk basımı 1967 yılında Bilgi Yayınevi tarafından yapılan Devlet Ana, gerek sağ gerekse sol çevreler tarafından eleştiri oklarına hedef olmuş, tüm olumsuzluklara rağmen yine de 1968 Türk Dili Kurumu Roman Ödülü'nü göğüslemeyi başarmıştır.
Eser için yöneltilen eleştirilerin en başında, Kemal Tahir'in, romanın tezi uğruna, tarihsel gerçeklikleri çarpıttığı iddiası gelmektedir. Osmanlı'nın karşısındaki mutlak rakip gücün, gerçekte Bizans olmasına rağmen, Kemal Tahir'in rakip güç olarak Bizans yerine, Avrupa'yı temsil eden Şövalye Notus Gladyüs'ü kullanması tartışma konusu olmuştur. Genel hatları itibariyle, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemine ışık tutan Devlet Ana, aşiret sisteminden devlet sistemine geçişi anlatan en kıymetli eserlerin de başında gelmektedir.

Her ne kadar literatürlere tarihsel bir dönem romanı olarak geçmiş olsa da, Devlet Ana'yı salt bu yönden değerlendirmek, esere haksızlık olacaktır. Zira, Türk toplum yapısının 13.yüzyıldan itibaren süregelen gelişim sürecini nakış gibi işleyen Tahir, kahramanların (ki bizzat her biri yaşamış olan gerçek tarihi şahsiyetler) ağzından toplumsal ve siyasi pek çok detayı bizlere sunuyor. Yazarlık kimliğinin yanına , bir tarih profesörü, bir psikolog, bir sosyolog ve bir de iktisatçı kimliği ilave ederek metni harmanlıyor ve standartların çok ötesinde bir kurgu sunuyor bizlere. Zaten yazar da "Ben bu romanda herhangi bir tarih dönemini anlatmıyorum, bir toplumun o çağdan bu çağa yansıyan dinamiğini anlatıyorum. ”diyerek bu konuya noktayı koyuyor.

Söğüt'te Osmanoğulları Beyliği'nin tarihte boy göstermeye başlaması ile oluşan devlet sürecinin temelleri, aslında sıradan bir cinayet ile atılıyor ve Türklerin devlet kurmaktaki yetenek ve dehaları üzerinden akıp gidiyor. Okura, Türk ruhunun, Türk bilincinin önemini layıkıyla hissettiren eserde, devlet kurma yolunda Bizanslılar, tekfurlar ve Hristiyan şövalyeler de, Anadolu'nun Türkleşmesine ket vurmaya çalışan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Roman tıpkı Osmanlı'nın kuruluş döneminde olduğu gibi kalabalık bir şahış kadrosuna sahip. Ertuğrul Gazi, Osman Bey, Orhan Bey, Notus Gladyüs, Keşiş Benito, Demircan, Kerimcan, Hancı Mavro, Liya, Alişar Bey, Bala Hatun, Akçakoca, Yunus Emre, Şeyh Edebali, Kaplan Çavuş, Dündar Alp, Darendeli Hop Hop Kadı Hüsamettin Efendi, Türkopol Yüzbaşı Uranha ve romana ismini veren Devlet Hatun lakaplı Bacıbey bunlardan bazıları. İsim mevzusu açılmışken söylemek gerekiyor; Kemal Tahir romanının ismini hep Osmanlı Çekirdeği olarak planlamış, bütün yazım sürecinde böyle hayal etmiş ancak hâlâ öğrenilememiş olan sebeplerden ötürü eser piyasaya Devlet Ana adıyla sürülmüştür.

Devlet Ana romanında kullanılan dil ise başlı başına yıllardır tezlere konu teşkil etmiştir. Halk arasında kullanılan ve argoya kaçan kaba sözcükler her Tahir eserinde olduğu gibi burada da sıklıkla çıkıyor karşımıza. Yazarın bu sözcük kullanımlarındaki amacının da, monolojik bir anlatımdan ziyade diyalojik bir devinim sağlamak olduğu açık ve nettir. Kemal Tahir ise eserin dili konusunda, Çorum başta olmak üzere İç Anadolu ağzının söyleyiş özelliklerinden ve Dede Korkut ile Evliya Çelebi metinlerinden istifade ettiğini belirtmiştir. Bu durumda, Selahattin Hilav'ın kapak yazısında belirttiklerine hak vermemek kaçınılmaz hale geliyor.
"Kemal Tahir hem ‘mahalli ağızları’, hem Türkçe’nin küçümsenmiş ve unutulmuş nesir dilini hem de yeni imkanlarını kaynaştırarak ve aşarak kullanabilmiştir. Daha önceki romanlarında da görülen bu özellik ‘Devlet Ana’da en yüce noktasına erişmiştir."
Eserde dikkat çeken bir husus da günümüzde unutulmaya yüz tutmuş atasözlerimize ve dillere pelesenk olacak özlü sözleri kapsaması.

*Kaynar çorba, buzlu şerbet, olmaz; dişi çürütür,
Koca kişi, körpe avrat, uymaz; işi çürütür.

*Kitap olmayınca aktan kara, eğriden doğru ayrılmaz.

*Koca Tanrı vermeyince, kul baylanmaz.

*‎Tavuğu darı tanesiyle getirirsin, körpe kızı altın dizisiyle.

*Yalnız yiğit alp olmaz, ince otun dibi sarp olmaz.

*‎Sakın olma sen şu dört beldenin birinden: Darende’ den, Kemah’tan, Erzincan’ dan, Gürün’ den.

*‎Halıda nakış bir gerek, gönülde tutkunluk bir gerek.


Toplamda 616 sayfa olan ve 6 bölümden oluşan Devlet Ana'ya bölümler bazında ana hatlarıyla göz atalım:

1.Bölüm / Kancık Vuruş :
Anadolu Beylikleri'nin sosyal ve ekonomik durumlarının genel olarak anlatıldığı bu ilk bölümde, Demircan'ın öldürülmesi olayı vuku buluyor. Liya'yı ölesiye seven Demircan, Liya'yı, ona tecavüz girişiminde bulunacak kadar saplantı haline getiren Şövalye Gladyüs tarafından, kıskançlık sebebiyle öldürülecektir.

2.Bölüm / Uyandırılan Işık :
Ertuğrul Gazi'nin hastalanarak, beyliği oğlu Osman Bey'e devretmesini konu alıyor.

3.Bölüm / Dost Çelmesi :
Balkız'a aşık olduğu bilinen Osman Bey'e acı vermek ve bu bahane ile tuzak kurmak için, düşmanların Alişar Bey ile işbirliği yaparak Balkız'ı kaçırması hadisesi üzerinde duruluyor.

4.Bölüm / Fal :
Balkız'ın kaçırılması olayı aydınlatılmaya çalışılıyor.

5.Bölüm / Derin Geçit :
Osman Bey'in dehası, toprakları genişletmeye başlatması ve bu uğurda verdiği mücadeleler aktarılıyor.

6.Bölüm / Kerimcan'ın Yolu :
Osmanoğulları'nın devlet kurma çabaları sırasında, Dündar Bey' in ihanetine maruz kalmaları ve akabinde gelişen olayları ele alıyor.

Her eserinde Batıcılık akımına karşı olduğunu hissettiğimiz Kemal Tahir, bu yöndeki fikirlerini Devlet Ana 'da daha ısrarcı bir şekilde hissettiriyor ve hayat felsefesi yaptığı şu cümleyi yine beyinlere işliyor: "Bir devleti yok edecek iki unsur vardır; biri garplılaşmak, diğeri ise şeriate dönmektir."

Kemal Tahir'in Yorgun Savaşçı romanını TRT için dizi olarak çeken ünlü yönetmen Halit Refiğ'in, ilgili tüm dizi kayıtları, 1983 yılında dönemin başbakanı Bülend Ulusu' nun emri ile yakılmıştı. 1968 yılında, Dost Dergisi'nin Devlet Ana özel sayısında, eser hakkında bir makale yazan Bülent Ecevit ise başbakanlık yaptığı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunun 700.yılına tekabül eden 1999 yılında Halit Refiğ ile görüşerek, eseri sinemaya uyarlamasını rica etmişti. Böylece, hem Kemal Tahir'e hem de Halit Refiğ'e karşı gecikmiş bir iade-i itibar sağlanmış olacaktı. Teklifi seve seve kabul eden Halit Refiğ, ilerleyen zamanlarda filmin çekimleri için anlaşma yapılan Mimar Sinan Üniversitesi yönetimi ile anlaşmazlığa düşüyor ve senaryo yine tarihin tozlu raflarına gömülmek kaderi ile başbaşa kalıyor.
Yaşadığı ve ürettiği dönemde, ötekileştirilmiş bir sol aydın olarak hafızalara kazınan Kemal Tahir, Sevgili Cemil Meriç’in ifadesiyle edebiyatımızın ve bir neslin yüz akıdır.

Sözün özü, büyük usta Kemal Tahir, ulu önderimiz M. Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ‘nde yer alan bir paragrafın, 616 sayfalık bir tercümesini yapmış ve Devlet Ana başlığı ile bizlere sunmuş:
"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen ; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

Yattığın yer incitmesin Kemal Tahir, sevgi, saygı, minnet ve özlem ile....
656 syf.
·8 günde·10/10
Kahpe içerden olunca kapı kilit tutmaz demiş atalarımız. Anadolu Selçuklu Devletinin son dönemi ile Kayı boyunun Anadolu’daki ilerleyişi esnasında yaşanan birbirinden ilginç olayları anlatan güzel bir roman. Rüşvet, içki, esrar ve şehvet düşkünlüğü her dönemin sorunuymuş. Kitabı okurken Diriliş Ertuğrul veya Kuruluş Osman dizilerini izliyormuş gibi oldum.
Bir devletin gideri gelirini aştı mı, rezilliği, Hızır peygamber gelse önleyemezmiş... 'Rüşvetin, soygunun, töresizliğin, utanmazlığın kaynağı budur'

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Devlet Ana
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
656
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731332
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Devlet Ana
Devlet Ana
Devlet Ana
Devlet Ana
Devlet Ana
Devlet Ana
'Devlet Ana', Osmanlı Devleti kurulmadan önceki Anadolu'nun görünümünü ve Anadolu insanının özlemlerini anlatırken, onların güçlü, güvenli, adaletli bir devlete duyduğu ihtiyacı da açığa çıkarmaktadır. Kemal Tahir'in en önemli romanı olarak gösterilen 'Devlet Ana', onun düşünce yapısını da en iyi yansıtan eserlerinden biri sayılmaktadır.
1967'de yayımlanan roman, 1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazanmıştır.

Kemal Tahir, Türk tarihi ve toplumu hakkındaki orijinal ve sağlam görüşlerinden hareket ettiği için hem 'mahalli ağızları', hem Türkçe'nin küçümsenmiş ve unutulmuş nesir dilini hem de yeni imkanlarını kaynaştırarak ve aşarak kullanabilmiştir. Eserlerindeki eşsiz dil ve üslup güzelliğinin kaynağı bu davranıştadır. Daha önceki romanlarında da görülen bu özellik 'Devlet Ana'da en yüce noktasına erişmiştir. Türkçe'nin unutulmuş olan dehası bütün boyutları, zenginliği ve haslığıyla ilk olarak Kemal Tahir'in eserlerinde kendini göstermektedir."
- Selahattin Hilav
(Tanıtım Yazısı'ndan)

Kitabı okuyanlar 2.692 okur

  • yusuf şimşek
  • Tayfun gürbüz
  • Özgür
  • Berkan KAMBEROĞLU
  • Binnur Vural Özdemir
  • N.i.l.a.y.
  • Mia
  • Kismet Parpar
  • Sudenur Çelik
  • Hasan Tombak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%18.3
25-34 Yaş
%33.5
35-44 Yaş
%25.4
45-54 Yaş
%12.2
55-64 Yaş
%3.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.1
Erkek
%52.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.8 (248)
9
%24.3 (202)
8
%17.6 (146)
7
%11.3 (94)
6
%3 (25)
5
%1.6 (13)
4
%0.6 (5)
3
%0.4 (3)
2
%0.4 (3)
1
%0.4 (3)

Kitabın sıralamaları