mehmet rauf güler, bir alıntı ekledi.
Dün 22:56 · Kitabı okumayı düşünüyor · İnceledi · 10/10 puan

BU MEÂLİN HAZIRLANMASINDA İSTİFÂDE EDİLEN ESERLER
1- Ahkâmu’l-Kur’ân, el-Cessâs, 1985, Beyrut
2- Asâ-yı Mûsâ, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlı-ca esas nüsha)
3- Barla Lâhikası, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osman-lıca nüsha)
4- Dîvân-ı Harb-i Örfî, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Os¬man¬lıca esas nüsha)
5- el-Fütûhâtü’l-İlâhiyye, Hâşiyetü’l-Cemel (Celâ-leyn Şerhi), Süleyman b. Ömer el-Acîlî (el-Ce-mel), Beyrut, 1996
6- Emirdağ Lâhikası I-II, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
7- Fahruddîn, er-Râzî, Tefsîrü’l-Kebîr ve Mefâtîhu’l-Ğayb, 1995, Beyrut
8- Gençlik Rehberi, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Os-man¬lıca esas nüsha)
9- Hak Dini Kur’ân Dili, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Eser Yayınları, 1971
10- Hanımlar Rehberi, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Os-manlıca esas nüsha)
11- İşârâtü’l-İ‘câz, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osman-lıca esas nüsha)
12- Kastamonu Lâhikası, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca nüsha)
13- Kenzü’l-Ummâl, Ali el-Muttakī, Beyrut, 1989
14- Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlîsi ve Tefsîri, Bilmen Yayınevi, 1996
15- Kur’ân-ı Kerîm’in Fazîletleri ve Okunma Kāide-leri, İsmâil Karaçam, 1976
16- Kurtubî, El-Câmi‘ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 1995, Beyrut
17- Lem‘alar, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca esas nüsha)
18- Mektûbât, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca esas nüsha)
19- Mesnevî-i Nûriye, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Os-manlıca esas nüsha)
20- Muhtasar’u Tefsîr-i İbn-i Kesîr, İhtisâr eden : Muhammed Ali es-Sabûnî, Şam, 1989
21- Rumûzât-ı Semâniye, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca esas nüsha)
22- Sadler, T. W. , Langman’s Medical Embryology, Seventh Edition, 1995 USA
23- Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca esas nüsha)
24- Sözler, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca esas nüsha)
25- Sûalli Cevablı Tecvid, Hâfız Muhammed Nûri, 1331 Dersâadet
26- Şuâ‘lar, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca esas nüsha)
27- Tefsîru’l-Beyzâvî (Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl), Abdullah b. Ömer b. Muhammed eş-Şîrâ-zî el-Beyzâvî, Beyrut, 1999
28- Tefsîru’n-Nesefî (Medârikü’t-Tenzîl ve Hakāi-ku’t-Te’vîl), Abdullah b. Ahmed en-Nesefî, Bey-rut, 1996
29- Tılsımlar, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca esas nüsha)
30- Zülfikār, Bedîüzzaman Saîd Nursî, (Osmanlıca esas nüsha)

Osmanlıca Mealli Kur'an-ı Kerim, Heyet (Hayrat Neşriyat)Osmanlıca Mealli Kur'an-ı Kerim, Heyet (Hayrat Neşriyat)
Seher Vurucu, bir alıntı ekledi.
Dün 12:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Şeyh Edebali, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey'e der ki:
"Eğer kendini başkalarıyla kıyaslar durursan ya mutsuz ya da kendini beğenmiş olursun. Çünkü her zaman senden daha iyi ya da daha kötü durumda birileri olacaktır."

Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 111)Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır, Ahmet Şerif İzgören (Sayfa 111)
hltsevim, Devlet Ana'yı inceledi.
21 May 18:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitabın Yorumu
Cumhuriyet döneminin önemli romancılarından Kemal Tahir’in en ünlü eseri olan “Devlet Ana”; Anadolu Selçukludan Osmanlı’ya geçiş aşamasındaki olayları anlatan tarihi bir romandır.
Roman, Kayı Boyu’nun; Eskişehir – Söğüt bölgesindeki yaşam tarzını, daha batıya (İznik – İnegöl) hâkim olan Bizanslarla mücadelesini, Anadolu’nun diğer beylikleriyle ilişkilerini ve böylece Osmanlı’nın kuruluşuna giden adımları, 1290 yılındaki olaylar üzerinden anlatır.
Romanlarında çok sayıda kişiye yer veren Kemal TAHİR, bu romanda da; Ertuğrul Bey, Osman ve Orhan Beyler, Şeyh Edebali, Akçakoca, Yunus Emre gibi tarihi şahsiyetleri ve Şövalye Lotus, Mavro, Cenevizli Tüccar vb. gibi birçok kişiyi olay örgüsüne dâhil etmiş.
Bir Bizans şövalyesinin serüveniyle başlayıp, Türkmenlerle devam eden, Yunus Emre’yi konuşturan, Şeyh Edebali’yi anlatıp oradan Osman Gazinin evlenmesine geçen, Orhan Gazinin ilk gençlik çağlarındaki davranışlarını hayal edip anlatan Roman, oldukça fazla tarihi bilgi de veriyor. Ahilik teşkilatının törenleri, düğünler, evlenmeler, at ve ata verilen önem, eski ismi Keşiş Dağı olan Uludağ, Domaniç ve Söğüt’teki yaylak ve kışlak hayatı, bunlardan bir kısmı.
Olaylar sırasında halkın gözünden yapılan karakter tahlilleri, aralara sıkıştırılmış özgün tespitler ve hiç saklanmadan açıklanan duygular, insanı bazen şaşırtıp güldürüyor, bazen de düşündürüyor. Bir tarih uzmanı olmadığım için; romandaki tespitlerin, gerçekten o dönemin insanlarının düşünce ve davranışlarını mı, yoksa yazarın “kuruluş” dönemi ile ilgili tasavvurlarını mı daha çok yansıttığını kestiremediğimi ifade etmeliyim.
Her ne kadar; uzun tasvirler, detaylı anlatım ve araya giren durumlar bazen dikkati dağıtıp, konu bütünlüğünü kaybettirse de, yine de bu kalın kitabı terk etmek pek mümkün olmuyor. Bunun sebebi, romanda kullanılan yerel dil. O dönemin olaylarının yine o dönemin diliyle, halkın kullandığı samimi cümleler, duyulmadık özdeyişlerle ve ustalıkla anlatımı kitabı cazip kılıyor. Hatta bu dil, bir zaman sonra sizi de romanın içine çekiyor.
Okur, kitabı bitirince; savaşçı ve mert insan olan Kayıların yaşam tarzları hakkında bir fikir edinebilir, hatta o dönemi hayal edebilir. Örneğin Söğüt’e gitse, 750 yıl öncesinin havasını hissedebilir. Bunun sebebi, kitaptaki tasvirlerin gücü ve kullanılan yerel dil olsa gerek.
Sonuç olarak, Türk tarihine (buna Cumhuriyet tarihi de dâhil) meraklı bir okurun, aynı zamanda “bir nehir roman yazarı olan Kemal TAHİR”i okuması önemlidir. Yazarın önemli bir romanı olan “Devlet Ana”yı, bu nedenle tavsiye ediyoruz.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
21 May 01:53 · Kitabı okudu · 9/10 puan

... yıllar geçtikçe Osman Bey savaşlardan uzak kalmaya başlamıştır. 1320 yılına gelindiğinde sağlığı bozulmaya başlar. Bacakları ağrıyor, yakalandiği nikris hastalığı yüzünden ata binemiyordu. Bu nedenle oğlu Orhan Gazi'yi vekil yapar. Orhan Gazi'de babasının isteği üzerine, yeni devleti bütün gücüyle yönetmeye başlar.

Bursa'nın Fatihi Orhan Gazi, Özcan F. Koçoğlu (Sayfa 11)Bursa'nın Fatihi Orhan Gazi, Özcan F. Koçoğlu (Sayfa 11)
Sezen B., İnce Memed 2'i inceledi.
 20 May 13:43 · Beğendi

DİKKAT!!! Kitabı Okumayanlar İçin Tehlikeli Olabilir. =)
Kitaptaki karakterlerin bedenine girmek, kendini onların yerine koymayı denemek, bu belki de çoğumuzun yapmaya çalıştığı bir şeydir. Bende ki durum da bundan pek farksız değildi bu kitabı okurken. Kendimi bir İnce Memed'in, bir Hürü Ana'nın, bir güzeller güzeli Seyran'ın, bazen de Koca Osman'ın yerine koydum. Hatta yeri geldi Ali Safa Bey'in bile yerine koymaya çalıştım. Hepsinin ayrı ayrı karakterleri olsa da hepsinin bir amacı, bir tutkusu vardı. İnce Memed, cesur yürekliliğiyle zalimin ve haksızlığın karşısında var gücüyle durmaya çalışırken, Hürü Ana belki de kadın olmanın şefkati ve hassasiyetiyle tabii cesur bir kadın olduğunu da asla es geçmeden İnce Memed'in en büyük destekçisi ve bir nevi analığıydı.Seyran ise yıllarca süren suskunluğunu İnce Memed'e olan aşkıyla sonlandırırken, Koca Osman umut etmekten asla vazgeçmiyordu. Gelelim Ali Safa Bey'e. Onun tek tutkusu topraktı. Toprağı o kadar çok seviyordu ki bu tutkusu onun gözünü kör etmişti. Bu uğurda kimsenin gözünün yaşına bakmayacak kadar hemde...
İnce Memed'i bu mücadelede en fazla yoran şey ise bu uğurda sevdiğini ve çocuğunu kaybetmesi bile değildi. Onu düşündüren tek şey; bu savaşın sonunda gerçekten kötülüğün sonunun gelip gelmeyeceğiydi...Köylüye zulmeden bütün ağaları öldürse de yerine yenileri gelmeyecek miydi? Kafasındaki bu sorulara rağmen o yine de savaşmak, hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir deyip, olanlara seyirci kalamadı.
Bu kitaptan benim çıkardığım sonuç, bu dünya da kötüler her zaman vardı ve var olmaya da devam edecek, iyilerin savaşı da asla bitmeyecek...
Edebi açıdan kitabı inceleyecek olursam; kitap, Yaşar Kemal'in mükemmel doğa ve hayvan tasvirleri ile beni benden aldı :) Çukurova'ya gidesim, oraları göresim geldi. Bu da yazarımızın tasvir gücünün ne kadar kuvvetli olduğunun göstergesidir diye düşünüyorum...
Son olarak etkinliği düzenleyerek, beni Yaşar Kemal'in bu eserini daha erken(listemde vardı çünkü) okumama sebep olan Li-3' e teşekkürlerimi iletiyorum...

Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
20 May 03:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ben duramadım artık; Geyikli Baba ortaya çıkmamı zorlar gibi konuşmuştu: "Her nefis ölümü tadacak, dünyaya gelen her canlı ölecektir. Her şey bu dünyada olsaydı ölüm olmazdı.. Osman Bey de her şey bu dünayda dedi ama yanıldı.. Her şey bu dünyada değil..."

Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 194)Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 194)
Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
20 May 01:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Pîr Cabbarın Alisi kısadan bir iki lâf ettikten sonra: "Bundan böyle" diyerek asıl diyeceklerine geçti: "Karşımızda bir Devlet var artık. Şimdiyece bu Devlet'in birlik olmaması için çalıştık.. beceremedik. Osman Bey bizden güçlü çıktı. Baş dayanağı Şeyh Edebali idi, Kumral Dede'ydi.. Bu ikisi, Anadolu'nun bu ucunda, bizden önce geldikleri, hemi de açık söyleyim, bizden akıllı oldukları için baş edemedik. Şimdi hem Osman Bey yok, hem Şeyh Edebali, hemi de Kumral Dede.. geberdiler. Şeyh Edebali'yle Kumral Dede'nin yerine geçecek kimse yok; Osman Bey'in iki oğlu var. Önce bu ikisinin arasını açmak için her çareye başvurmalıyız. Türkmen; bey oğulları hakkınd çıkaracağımız dedikodulara inanmaz, çünkü Türkmen budaladır, köle ruhludur; bey demek Türkmen için dünya demektir, öyleyse beylere lâf dokundurmaktan kaçının ki Türkmen sizden hemen soğumasın; beyden yana gözükün ki Türkmen çevrenize toplansın. Bir beyi yıkmak için en iyi yol beyi göklere çıkarmak, durmadan onun iyiliğinden, üstünlüğünsen söz açmak yoludur; Türkmen'in bir budalalığı da çok övülenden çabuk bıkamsıdır. Fakat bu yola çok güvenmeyelim. Asıl beyin çevresini çürütmeğe, çevresindeki güvenilir adamları gözden düşürmeğe çalışmak bizi başarıya götürür.. çevresinden soyulan bey de, kökü çürümüş kavak ağacı misali tez düşer. Bunun için ben Dursun Fakih'i seçtim. Dursun Fakih Osman Bey'in en ünlü kadısıdır; haktan şaşmaz, karşısında Osman Bey de olsa, haklı olan davacı kefereye hakkını vermek için direnir. Bunu bilmeyen yoktur. Bunu bilmeyen olmadığı için de Türkmen Dursun Fakih'in adı geçti mi hakkından emindir. Dursun Fakih'e karşı duyulan bu güveni yok edeceğiz; yerine kuşkuyu, nefreti yerleştireceğiz. Halk Dursun Fakih'ten nefret ettikçe, geçmişinden, geçmişte yapılan işlerden şüphe edecek; geleceğinden, gelecekte yapılacak işlerden şüphe edecek.. Şüphe, gücü kemiren kurttur, kemire kemire öldürür."

Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 112)Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 112)
Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
20 May 01:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Dursun Fakih'in adını ilkin duyuyordum. Ali'ye bakarsan mal mülk zengini gibi, çok şey bilen bilgi zenginlerinin de sürünmesi, köle niyetine ayak altında çiğnenmesi gerekti. Bilgi zenginleri de, mal mülk zenginleri gibi öteki insanların paylarını çalan, sömüren eşkıya takımındandı. Dursun Fakih'i bir canavar farzettim gözümde. "Osman Bey'in yoksul Türkmen'i soyup soğana çevirerek güçlenmesi bu namussuz Dursun Fakih'in yardımıyla oldu" dedi Ali; "Aklını, bilgisini Osman Bey'in eşkıyalığına kullandı; onun büyümesine, devlet olmasına harcadı. Orhan Bey kanatlanmadan Dursun Fakih'i yıkmak gerek.."

Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 111)Üçler Yediler Kırklar, Mustafa Necati Sepetçioğlu (Sayfa 111)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
19 May 22:21 · Kitabı okudu · 9/10 puan

ORHAN GAZİ
Doğum tarihi: 1281
Babası: Osman Gazi
Annesi: Mal Hatun
Saltanatı: 1360 (Hicri 726-761)
Vefat tarihi: 1360
Kabri: Bursa Tophane'de Orhan Gazi Türbesi'ndedir.
Çocukları: Gazi Süleyman Paşa, Sultan Birinci Murad Han, İbrahim Bey, Sultan Bey, Kâsım Bey, Halil Bey, Hatice Hatun, Fatma Hatun, Şehzade Hatun

Bursa'nın Fatihi Orhan Gazi, Özcan F. Koçoğlu (Sayfa 2)Bursa'nın Fatihi Orhan Gazi, Özcan F. Koçoğlu (Sayfa 2)
Burak BAĞRIAÇIK, Üçler Yediler Kırklar'ı inceledi.
 19 May 17:37 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Üçler-Yediler-Kırklar... Yine harika bir roman olmuş. Diğer kitaplara nazaran savaş, fetih, aksiyon vs. fazla olmasa bile hiç durağan kalmamış, adeta akıp gitmiş. Kitabın içeriğiyle ilgili alıntıyı ben yapmıyacağım. Bir siteden alıntı yapacağım. Ben kendim de yapabilirim ama diğer okuyuculara daha da faydalı olması amacıyla bu yolu tercih edeceğim. Yalnız şunları eklemek istiyorum: Kitap genel olarak Dursun Fakih'e yapılan haksız iftira ve Orhan Gazi'nin Kadılığını düşürmesi, Orhan Gazi oğlu Süleyman'ın Rumeli'ye çıkışları anlatılmış. Ayrıca Karagöz ve Hacivat'ın da olması bir hayli ilgimi çekti. Ben asıldılar diye biliyordum daha önceden ama burda Orhan Gazi zindana kapatıyor. Bir süre sonra çıkarmaları için talimat veriyor.

BAHSETTİĞİM ALINTI:
Üçler-Yediler-Kırklar romanında olaylar Osman Bey’in ölümüyle başlar. Orhan Bey Cendereli Kara Halil'i Bursa kadılığına tayin etmiştir. Roman, Orhan Beyin oğlu Süleyman Beyin salla Rumeli'ye geçişme kadar devam eder.
Yazar bu romanında, diğer romanlarında görülenden farklı bir teknik kullanmıştır. Roman boyunca şahıslar bir sal üzerinde Rumeli'ye doğru yol almaktadırlar. Vakalar, geriye dönüşler ve hatırlananlar şeklinde anlatılır. Vakanın büyük bölümü mahkeme zabıtları hâlinde düzenlenmiştir ve şu adlan taşımaktadır: Gazi Fazıl’ın Anlattıkları, Ece Halil'in Anlattıkları, Hacı İlbeğ'in Anlattıkları, Zöhre'nin Anlattıkları, Sülemiş'in An­lattıkları, Kendigelen Kızın Anlattıkları, Yine Zöhre'nin Anlattıkları, Aşık Ana’nın an­lattıkları... Vakanın büyük bir bölümü, bu şahıslar ağzından anlatılmış, arada bir sala dönülmüştür. Bunlardan sonra "Cendereli Kara Halil Düşündü" başlığını taşıyan bir bö­lüm gelmektedir. Bu, düğümü çözüme götüren bölümdür. Burada kadı, hükmünü ver­meden önce Orhan Bey’i dinlemeye ve ona bazı sorular sormaya karar verir. Orhan Be­yin dinlenmesiyle mesele çözülür. Bunlarla yetinmeyen yazar araya Birinci Protez, İkin­ci Protez, Üçüncü Protez, Dördüncü Protez adı ile dört bölüm ilâve etmiştir. Bu bölüm­lerde de, mahkemede dinlenen şahitlerin eksik bıraktıkları vaka anlatılmakta, meselelere açıklık getirilmektedir. Yazar, olaylar arasındaki sebep-sonuç bağlantılarını bu şekil­de tamamlamıştır. 
Bu romandaki vakalar daha çok Karesi Beyliği’nde geçmektedir. Romanda Karasi Be­yi’nin sarayının üfürükçüler ve gözbağcılar tarafından istilâ edildiğinden bahsedilmekte­dir. Veli Baba, Pir Cabbar’ın Alisi oradadır. Burası fitne fesat yuvası olmuştur. Buna çare olarak Aclan Beyin küçük oğlu Dursun'u Orhan Bey’in yanına aldırmasını sağlarlar. Romanda ana tem, kötülerin yarattığı fitne ile mücadele edilmesidir. Bu arada Osmanlıların Rumeli'ye geçişine yer verilmiştir. Ayrıca Karagöz'le Hacivat tiplemesi de kullanılmıştır. 

B.BAĞRIAÇIK