Bütün Eserleri 2

Nur Baba

Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı:
194
Basım Tarihi:
Mart 2018
İlk Yayın Tarihi:
1981
Yayınevi:
İletişim Yayınları
ISBN:
9789754703696
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·194 syf.·
2021 61. kitabı
Roman tekke, tarikat, dergahları eleştirir. Bu dönemde bu gibi yerlerin sayısı fazlaydı fakat doğru bulunmayıp zamanla kapatılmış. Açıkçası bu gibi yerlere bende karşıyım. Camilerimiz var toplanıp ibadet ettiğimiz, ne gerek var bu gibi yerlere. Ben bu noktada kendi görüşümü belirttim. Roman 1921 yılında gazetede yayınlanmaya başlar ancak tepkiler üzerine yayını yarıda kesilir. 1922 yılında tekrar yayınlanır, bu sefer kitap halindedir. Kitabın tepki almasının nedeni; o dönemde ki tekke ve zaviyeleri anlatılmasıdır. Bu anlatılış elbette iyi yönde değil, kötü yöndedir. Kitap yayınlamasından sonra filme de alınır. Romanın yazarı Yakup Kadri her ne kadar romanın tamamen kurgudan ibaret olduğunu söylese de, ömrünün son yıllarında verdiği bir röportajda kitabın baş karakteri Nur Baba'nın Çamlıca Bektaşi Dergahı'nda bulunan Ali Baba olduğunu itiraf eder. Yakup Kadri bu romanı yazmadan önce Bektaşi Tarikatında bir süre kalmıştır, oradaki hayatı yaşamış ve aktarmıştır. Sadece bir tarikata kalıp kitabı yazıp, tarikatleri eleştirmesi düşündürüyor. Kendisi ne kadar tüm tarikatlara yönelik olmadığını belirtsede aslında öyle değil. Hatta Yakup Kadri Ona göre o, bir Bektaşi dergahında geçen bir psikolojik roman yazmıştı. Kitap bir dergah şeyhinin adını taşıdığı halde romanda hadiselerin merkezinde o değil, genç karısı Nigar vardı, onun ruhsal gelişimini ince ince örmüştü. Amacı Nigar’ın şahsında bize tasavvufi bir aşkı anlatmaktı. Peki öyle mi? kitabın girişine “Bir İzah” başlığıyla bir “savunma” koyar yazar. Kendini ve romanını savunur. Yakup Kadri, iyi bildiği bir Bektaşi tekkesinde, o tekkenin şeyhiyle genç karısı arasındaki aşkı konu alıyordu romanında. Fakat kimse bu aşkla ilgilenmez, kitapta anlatılan “Bektaşi ayinlerine” yoğunlaşır herkes. Bir grup çıkar, Yakup Kadri’yi
Edebiyat
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
Nur Baba
7/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2020 02:25
“İnsanın kalbi ne naçiz bir çocuk oyuncağı ve aynı zamanda ne kadar müthiş bir uçurumdur. Bazen bir büyük keder içinde dünyanın hiçbir saadeti, hiçbir zevki, hiçbir neşesi bizi teselliye kâdir değildir; bazen yine aynı derecede bir keder içinde bir hiç, bir söz, bir bakış, bir hareket, bir tebessüm kurtulmamıza değilse bile sabır ve tahammülümüze medar olabilir.” Nur Baba romanı sapık, dejenere olmuş Bektaşi tarikatının sözde babası ile genç, sapkın bağlıları -muhibbeleri- arasındaki sapıklıkların hikayesidir. Bektaşi tarikatı, saf, temiz bir ehl-i sünnet tarikatı iken şu baba, bu baba gelmiş bir şeyler eklemiş. Şu sultan, bu abdal; tarikatın özünü oymuş oymuş; ne idüğü belirsiz garip bir oluşum çıkmış ortaya. Hz. Ali’yi anıyorlar, fıçı fıçı içiyorlar. Hacı Bektaş-ı Veli’yi anıyorlar geberene kadar içiyorlar. Yok dem, yok saz, naz derken İslam’dan, imandan uzaklaşıyorlar. Ahiret inançları yok, cennet-cehennem inançları yok. İslam desen değil; İslam değil desen ehl-i sünnet herhangi bir grub için ‘dinden çıktı’ dememize müsaade etmiyor. Böyle bir paradoks. Hz. Ali Atatürk suretinde geldi diyen ve buna inanan Bektaşi babaları var. 1000Kitap’ta kitap ile ilgili ne demişler diye baktım; geneli İslam’a, tasavvufa saldırmış. Kitap tasavvufta, tarikatlarda bozulmayı anlatıyormuş da... Ahlâki çöküntüyü anlatıyormuş da... Hangi ehl-i sünnet tarikatta karı, kız, adam dipdibe bulunuyor? Hangi tarikatta içki, sıçkı alemleri düzenleniyor? Hangi tarikatta içki var? 158 sayfalık kitapta bir kez namaz ibaresi yok ama boyuna dem, boyuna cem, boyuna nasip almak, boyuna sevişmek geçiyor. Okumaktan acizler de utanmadan kitapta tarikatları kötülüyor. İz’an sahibi olmakta fayda görürüm her zaman. Ve benden tavsiye: Gözünüzle okuyun, aklınızla okuyun, gönlünüzle okuyun; nefretinizle,
Edebiyat
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
Din değil insan eleştirilmelidir.
1/10
·194 syf.··
2022 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2022 23:53
Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU'nun okuduğum ilk kitabıydı. Açıkça söylemem gerekir ki istemeyerek okumak zorunda kaldım. Çünkü gerçekten yazar neyi eleştirmiş merak ettim. Tamamını okudum. Ve şu sonuca vardım. Yazar Fransız yazarların etkisinde kalmış ve bu romanıda bu etki üzerine yazmış. Malesef Batı'dan etkilenip islâmî değerleri eleştirmeyen yazar, sanatçı, aydın görmek pek mümkün değil. Bunların ortak tarafları islâmî değerleri değersizleştirmek olduğu gibi islamdan da bîhaberler. Yani bilmedikleri dîni, tanımadan bilmeden pervasızca gerek kitaplarında, gerek şarkılarında bilerek veya bilmeyerek bu gaflete düşmektedirler ve bu da düşünce özgürlüğü, fikir özgürlüğü adı altında yapılmaktadır. Şunu bilmeliyiz ki tarihimizin pek çok yerinde İslâm dînine mensup, müslüman görünen zatlar oldu. Hatta kendini Peygamber îlân edenler, mehdî îlân edenler oldu. Günümüzde bile Fetö, Adnan Oktar suç örgütleri hep islâm dînini su-i istimâl etmişlerdir. Burda eleştiri yapılacaksa Din-i Mübin-i İslâm-ı ve onun değerlerini değil, kendilerine şeyh deyip içki içen, kendilerine mürşit deyip dinimizce yasak olan şeyleri kendilerine mübah sayanlar ve bunlara gözü kapalı inanan insanlar eleştirilmelidir. Bu kitapta karakterler üzerinden İslâmî değerler eleştirilmiş fakat neyin doğru olması gerektiği konusunda en ufak bir cümleyle bile değinilmemiş.Çünkü bilmedikleri İslâm hakkında iyi olan, doğru olan neyi söyleyebilirler. Eleştirimizde samimi isek elimizi taşın altına koyup üzerimize düşen vazifeyi yapmamız gerekir. Son olarak bu kitabı okuyan okumak isteyen herkese tavsiyem, kitapta geçen karakterler, olaylar gerçek hayatta da olabilir karşılaşabiliriz de. Bu, insanların cehaletinden, bilgisizliğinden kaynaklanır. İslâm dîni ise hiçbir zaman mükemmelliğini kaybetmez.
Edebiyat
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
2/10
·194 syf.·
2025 37. kitabı
Yakup Kadri’nin Nur Baba romanını okurken başlangıçta toplumsal ve dini yapıların sorgulanacağı derinlikli bir hikâye beklentisi oluşuyor. “Bektaşi tekkesi” gibi tarihsel ve manevi bir mekânın merkezde yer alması bu beklentiyi artırıyor. Ancak ilerleyen bölümlerde romanın, maneviyatı sorgulayan bir eser olmaktan çok, ucuz bir aşk hikâyesine dönüştüğü görülüyor. Roman boyunca dergah gibi kutsal sayılabilecek bir yapının, içki masalarına ve tutarsız ilişkiler ağına sahne olması oldukça rahatsız edici. Yazarın amacı tarikatların yozlaşmasına dikkat çekmek olabilir, fakat anlatım şekli bunu desteklemekten ziyade karikatürleştiriyor. Karakterler sığ, inandırıcılıktan uzak ve değişim göstermeyen tiplerden ibaret. Ne Ziba Hanım ne de Nur Baba gerçek anlamda psikolojik derinliğe sahip. Nigar ise adeta “masumiyet” temsili olarak romanın içinde sürükleniyor, fakat bu da oldukça yapay ve zorlama bir anlatımla sunuluyor. Kadın karakterlerin tamamının ya arzu nesnesi, ya acı çeken kurban, ya da rekabet eden kıskanç figürler olarak betimlenmesi kitabın en rahatsız edici yönlerinden biri. Özellikle Ziba Hanım üzerinden yürütülen anlatım, güçlü ve özgür kadın figürünü değersizleştirirken, Nigar’ın edilgenliği yüceltiliyor. Bu bakış açısı, romanın bugünkü okur nezdinde inandırıcılığını ve değerini sorgulatıyor. Kısacası, Nur Baba zamanında dikkat çekmiş olabilir, fakat bugünden bakıldığında abartılı, yüzeysel ve edebi anlamda tatmin edici olmayan bir roman. Ne dini yapılar üzerine anlamlı bir tartışma sunuyor, ne de karakterleriyle okuyucunun iç dünyasına dokunabiliyor. Daha dengeli, daha incelikli eserler arayan okurlar için maalesef hayal kırıklığı yaratabilir.
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
Akıl yolundan vazgeçmeyelim!
9/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2022 39. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2022 18:37
Değerli okurlar, Eserde,Nigar'ın erkana bakışında öncesi ve sonrasında yaşadığı duyguları,evliliğinde yalnız kalışı nedeniyle gülümseyen ona meyleden birinin kim olduğu önemsizce ona sarılışını görmekteyiz. Kadınların sevme,sevilme gibi dürtüleri tüm maddi-manevi sahip olduklarını etrafa saçmalarına neden olabiliyor. Bu süreç içinde bunu canı gönülden yapıyorlar.Sonuç ise bu eser de olduğu gibi hüsran oluyor. Akıl yolundan ilerlemek her zaman güç olabilse de bu gidişattan ayrılmamamız gerektiğini, körü körüne inanmak yerine mantıklı kararlar vermemiz gerektiğini görmekteyiz. Bu eserin ben de yarattığı duyguları dijital olarak sakladığım sayfamda bir inceleme değil de benim için bu budur demek niyetiyle bir iki kelam ettiğim 1000kitap ve siz okuyuculara teşekkürler ederim. Yeni yazarlarla kitapla buluşmak dileğiyle...
İnsan
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
Puan vermedi·194 syf.··
2019 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2019 12:57
Yakup Kadri, bu romanıyla "dini hüviyetini kaybetmiş bir Bektaşi dergahı " çevresinde tekkelerin iç yüzünü, dağılan ve can sıkıntısından yeni arayışlara gören Istanbul kibar çevresinin tükenişini, serbestlik kazanmaya başlanan kadin-erkek ilişkilerini, insanların çıkarları için her türlü değerleri kullanmasını, eski-yeni çatışmasını, inanç sisteminin içinin boşalmasını zevk ve eğlenceye bağlı yaşama tarzı içinde sergilemektedir. Insanı olgunlaşma yolunda ileriye doğru götürmesi gereken tekkelerin asıl fonksiyonlarından koparak nasıl sefih hayatin içine yuvarlandığını, kadin- erkek ilişkileri ve çıkar hesapları çevresinde, içki ve afyon ile insan zihninin uyuşarak ilahi kaynaktan kopuşunu göstermektedir .
Edebiyat
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
Puan vermedi·194 syf.··
2024 43. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2024 22:33
Bir Bektaşi derneğinin anlatılması aslında eleştirilmesi ya da aşikar edilmesi diyeyim. Buna okuyunca siz karar verin. Nur Baba, kabına sığmayan derviş. Aşk, meşk, mey, saz, söz... Hepsi var dernekte. Mürşitler öyle sadık ki ziynet eşyalarından kendi kişiliklerine kadar herşeyi Nur Baba'nın ayakları altına serebiliyorlar. Nur Baba'da öyle bir ses var ki görünmese sesi duyulsa kendinden geçiriyor, karşısında durmak pek mümkün değil. Dönemdeki tarikatları dernekleri eleştirmiş, liderlerinin üyeleri üzerindeki gücü anlatmış. İnsan psikolojiksine de güzel değinmiş bence. Okuyalım mı derseniz Yakup Kadri Karaosmanoğlu okumak döneme dokunmaktır derim. Ama biraz zor çünkü güncel olmayan kelime çok. Alt kısımlarda anlamlar verilse de bu biraz dikkati dağıtıyor. Hele en başta yazarın ağzından bir "izah" var ki okumak ayrı anlamak ayrı zor. Türk Klasiği okunmalı derseniz buyrun okuyun. Yoksa hiç karışmayın .
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
7/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2016 50. kitabı
Okuması gerçekten de zor bir yapıt. Yayımcı kuruluş kitabın başında kitap ın yazımından neşrine kadar olan safhası hakkında, sonunda da açıklayıcı bilgi vermesi, çokça kelimenin bugünümüz Türkcesine çevrilerek dip not olarak düşülmesi oldukça yerinde olmuş. Anlaşılmasını kolaylaştırmış. 1913 de yazılıp 1922 de baskıya girmesi kitap hakkında oluşan olumsuz görüşlerden kaynaklanmış. Yazar hemen her baskı hakkında kitap hakkında fikrinin, yazım amacının "ne" olduğu nu açıklayıcı ön söz yazmak zorunluluğunu hissetmiş. Yazarın kendi ifadesine göre bu kitabı en iyi anlayan kişinin Halide Edip Adıvar olduğudur. Bugün dahi bazı çevrelerce farklı yorumlanabilir. Ama okumak gerektiğine inanıyorum. Güzel bir kitap olduğunu da beyan etmek boyun borcudur...
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
5/10
·194 syf.··
2025 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 15:22
Kitabı okurken sinir krizi geçirecektim neredeyse. Bu nasıl bir şeyh, bu nasıl bir tekke Ya Rabbi. Allah kimseyi böyle şaşırtmasın. Yazarımız insanın sinirleri ile oynamayı seviyor galiba, iki kitaptır ruh halimi bozdu
1000Kitap
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma
1/10
·194 syf.·
2023 140. kitabı
Nur Baba Yakup Kadri Karaosmanoğlu Yazarın üzerinde en çok tartışılan ve değişik tepkilere yok açan bu eseri, önce Akşam gazetesinde tefrika edilmiş (1921) ve daha sonra kitaplaştırılmıştır. Kendisinin de Bektaşi tekkesiyle ilişkilerinin olduğu yıllarda yazılmaya başlanan romanda Karaosmanoğlu, dönemin sosyal bir kurumunu kendi gözlemleriyle ele alarak adeta belgesel bir eser yaratmak istemiştir. Kiralık Konak'ta imparatorluğun çözülmekte ve çökmekle olan bir ailesini ele alan yazar, Nur Baba'da da aynı dönemde benzer koşulları yaşamakta olan kahramanlarının kişiliğinde yansıtmaktadır.
Edebiyat
Nur BabaYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20181,435 okunma

Yazar Hakkında

Yakup Kadri KaraosmanoğluYazar · 29 kitap
27 Mart 1889´da Kahire´de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa´da başladı. 1903´te İzmir İdadisi´ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır´a döndü, öğrenimini İskenderiye´deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908´de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi´ni bitirmedi. 1909´da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916´da tedavi olmak için gittiği İsviçre´de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı´nı destekledi. 1921´de Ankara´ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.  1923´te Mardin, 1931´de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932´de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934´te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935´te Prag, 1939´da La Haye, 1942´de Bern, 1949´da Tahran ve 1951´de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960´tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974´te Ankara´da öldü.  Yazı Hayatı: Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler´in `sanat şahsî ve muhteremdir` görüşünü paylaştığı ve `sanat için sanat` yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında eserlerinde belli tarihi dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet´in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet´in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920´lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955´ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır.Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban´dır. Nur Baba Nur Baba, Karaosmanoğlu´nun ilk romanıdır. 1922´de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar Karaosmanoğlu´nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiği ve Çamlıca´daki bir Bektaşi tekkesine devam ettiği dönemdir. Nur Baba´yı Euripides´in Bakkhalar´ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır. Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir. Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekilliği yapmıştır. Kadro Dergisi'nin kurucularındandır. Dergi, devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Anadolu Ajansı'nın kurucularındandır, ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.