Nur Baba (Bütün Eserleri 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.116
Gösterim
Adı:
Nur Baba
Alt başlık:
Bütün Eserleri 2
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
194
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754703696
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Vaktiyle toplumumuzdaki en önemli kültür müesseselerinden biri olan Bektaşi tekkelerinin İmparatorluğun son zamanlarındaki bozuluşu. Dionysos törenlerinin benzeri “zevk ve sefahat sanatının, buse ve aşk ilminin” Bektaşi “Ayin-i Cem”lerinde tasviri.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeleri, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri'nin 1910'dan 1974'e dek verdiği eserler Türkçe'nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri'nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920'lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati'den yetişmiş ama bunu izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu'nun eserleri, hala tüketilmemiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir "panoroma"dır.
194 syf.
·Puan vermedi
Efendim bu kitap benim epey bir zamanımı aldı. Çok çok fazla eski kelime vardı. Sayfanın sonunda anlamları açıklanmış olsa da, dikkat dağınıklığına yol açıyor. Sürç-i lisan edersem affola. Kitabın okunma tidadında, kamilen cebr duygular yaşadım.

Soruyorum Atatürk düşmanlarına; sizce tekke ve zaviyeler neden kapandı. İşte cevabı bu kitapta.
Kitapta şeyh olarak benimsenen adamın din meclisi adı altında çeşitli içki muhabbetleri ve zina durumları anlatılır. Şu anda şu bilgi çağında bile belkide Nur Baba büyük bir şahsiyetmiş gibi düşünülüp türbesine gidip dua isteyenler vardır eminim.
194 syf.
·Beğendi·7/10
Okuması gerçekten de zor bir yapıt. Yayımcı kuruluş kitabın başında kitap ın yazımından neşrine kadar olan safhası hakkında, sonunda da açıklayıcı bilgi vermesi, çokça kelimenin bugünümüz Türkcesine çevrilerek dip not olarak düşülmesi oldukça yerinde olmuş. Anlaşılmasını kolaylaştırmış.
1913 de yazılıp 1922 de baskıya girmesi kitap hakkında oluşan olumsuz görüşlerden kaynaklanmış. Yazar hemen her baskı hakkında kitap hakkında fikrinin, yazım amacının "ne" olduğu nu açıklayıcı ön söz yazmak zorunluluğunu hissetmiş. Yazarın kendi ifadesine göre bu kitabı en iyi anlayan kişinin Halide Edip Adıvar olduğudur.
Bugün dahi bazı çevrelerce farklı yorumlanabilir. Ama okumak gerektiğine inanıyorum. Güzel bir kitap olduğunu da beyan etmek boyun borcudur...
194 syf.
·Beğendi·9/10
Nur Baba; din kisvesi altında, insanların dini duygularını kullanıp onların maddi ve manevi olarak sömürülmesini anlatmakta. Bu kitap yazıldığı dönemden ziyade dini kullanan insanların var olduğu tüm dönemlere ışık tutuyor. Elbette akademik bir araştırma değil bu eser ancak bariz bir inceleme ve gözlem var eserde. Eğer varsa böyle bir tür bu kitap mutlaka İnceleme Roman ya da Gözlem Roman sınıfında yer alır. Yakup Kadri'yi tanıma adına harika bir başlangıç olabilir bu eser, dini kullanan ve kendilerine din konusunda pay çıkarmaya çalışan zavallıları tanıma adına da önemli bir roman.
194 syf.
·3 günde·7/10
Osmanlı 'nın son demlerinde, esasında bir medeniyetin, bir toplumsal yapının dönüşümünü, yaşanan ahlaki çöküntüyü bir bektaşi tekkesi, bir bektaşi şeyhi özelinde anlatmış. Kitabın önsözünde yazarın kendisi de buradaki hikayenin bektaşilik tarikatını bağlamadığını öncelikle belirtiyor ki kitapta bahsi geçen tekkenin herhangi bir tasavvufi topluluk olmadığı, dini herhangi bir derdi olmadığı aşikardır. Dönemi okuyabilmek adına yazarın diğer kitaplarıyla birlikte bu kitap ta ciddi doneler sunuyor.
182 syf.
Kitabı okumaya ilk başladığımda kafamda canlanan ortam kesinlikle kediciklerin ortamı oldu. Kafamda yankılandı yani maşallah hocam inşallah hocam sesleri. Tabi sadece onlar değil, benzer birçok tarikat grup filan var, özellikle sosyetenin günahlarından arındığı. Mesela o zengin ailelerinden filan kopup da bu yapılara bağlanan genç bir kızın bu durumdan rahatsız yakınları okusa bu kitabı çok acıtır diye tahmin ediyorum.

Şimdi bu kitabı salt bir tekke ve dergahlardaki yozlaşmaya ya da özelde bektaşi dergahlarına yönelik bir eleştiri olarak görmek de bence yetersiz kalır. Şüphesiz bunlar mevcut, zaten Yakup Kadri Türk edebiyatında yozlaşmayı belki de en etkili anlatan, hissettiren yazarların başında gelir. Burada da bir tarihsel kurumun mevcut halinin eleştirisini yapıyor bu açık, fakat esas olan kendisinin de öncesinde bu dergahın mensuplarından olmasının etkisiyle olacak, çok gerçek dokunaklı bir hikaye. Yani eleştiriyi varsa siz kendiniz içinden çıkartırsınız ya da çıkartmazsınız, roman budur işte.

''Nigar'ın nereye gittiğine bakmayınız, nasıl gittiğine bakınız. Bu seyri, baş döndürücü bir şey midir? Benim maksadım bu baş dönme­sinin tadını vermekti.''

Yakup Kadri böyle söylüyor ön sözünde. Ben bu adım adım artan, bir çeşit bağımlılık gibi bir seviyeye çıkan tutkunun veya artık adı neyse o duygunun gerilimini fena halde hissettim. Bu kitap, Nigar'a bir ağıt gibi. Tahminimce romandaki karşılığı Macid karakteri olan Yakup Kadri tarafından. Ağıt deyince mesela a requiem for a dream geldi aklıma, onunla da benzeştirebiliriz. Kitap buna musait.
194 syf.
Nur Baba romanı bir Bektaşi şeyhiyle genç bir muhibbesi arasındaki aşkın hikayesidir. Roman bu aşkın sahnesini çizen bir dekorla başlamaktadır. Nur Baba dergahı İstanbul'un yedi tepesinden birinde bulunmaktadır. Her zamanki ilahili, neyli, sazlı ve içkili dem alemlerinden birine sahne olmaktadır. Bu alemler sabaha kadar sürmekte ve sofralar çoğunlukla bir tekme ile devrilmektedir
194 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nu çok önemsiyorum. Türk Edebiyatı'nın en önemli yazarlarından biridir kesinlikle. Yaşadığı yıllar hem Osmanlı Devleti'nin çöküşüne hem de yeni Türkiye'nin kuruluşuna denk geliyor. Ayrıca Atatürk'ü bizzat gören biri olarak daha fazla söze gerek yok sanırım.
Kitaba gelirsek, Nur Baba şu an bile gözlemleyebileceğimiz bir ahlaki çöküşün romanı. Atatürk’ün boşuna tekke ve zaviyeleri kaldırmadığı aşikar. Romanımız bir Bektaşi tekkesi çevresinde gelişen olayları, teslim oluşları, gariplikleri göz önüne sermiş. Eski kelimelerle aranız iyiyse anlatımını seversiniz. Ama değilse bile zorlayıp okumak lazım derim ben.
194 syf.
Yakup Kadri'nin yıllarca tartışılan romanlarından birisi olmuş. Osmanlı'nın son dönemlerinde Çamlıca'daki bir Bektaşi Tekkesi'nin, o tekkenin şeyhi ile oraya gidip gelenleri anlatan bir roman. Tekke'nin adı tekke; yoksa dinle diyanetle hiç bir alakası kalmamış. Demlerin çekildiği, kafaların yapıldığı, kadınlarla erkeklerin deta randevulaştıkları bir mekan olmuş. Bektaşilik adıyla ortaya konanlar ilginç. Sodom ve Gomorre'de Pera-Beyoğlu'nun mütareke yıllarındaki iğrençliklerini anlatan Yakup Kadri henüz 1922^de yazdığı bu romanıyla da İstanbul'dan bir tekke portresi çizmiş.
194 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yirminci yüzyılın ilk yarısında kaleme alınan bu kitap, Yakup Kadri'nin diğer romanları gibi toplumsal bir problemi ele almaktadır. Dönemin popüler uğraşlarından olan dergah ve tekkelerin durumuna ayna tutan romanda, tekkelerin çözülüşleri, din adı altında uygulanan birtakım saçmalıklar anlatılmıştır. Romanı okuması biraz zor geldi, eski kelime kullanımı fazla ve bu sebeple yanlarına açıklamalar yazılmış. Bu durum romanın akışını bozuyor, elbette yazarın yaptığı bir şey değil falan yayınevi yeni basımlarda bunu düzeltebilir diye umuyorum. Romanda her ne kadar Bektaşi dergahı ele alınıp işlendiyse de bu durum Yakup Kadri'nin Alevi düşmanı olduğunu göstermez, zira kendisi de dergaha girmiş, nasip almış ve Bektaşi olmuştur. Bir başka romanında farklı bir dini grubu ele alarak onun eksiklerini de kaleme aldığını unutmayalım. Kısa bir eser olmasına rağmen bana çekici gelmediği için okumam uzun sürdü. Her ne kadar gerçekleri yansıtsa da romanın bir kurmaca olduğunu belirteyim, iyi okumalar.
194 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Zayıf iradeli insanların din kullanılarak nasıl gerçek hayattan soyutlanıp sadece kendi çıkarları doğrultusunda kullanıldığını gözler önüne seren güzel bir anlatım. Kelimeler eski olmasına rağmen konunun hiç bir zaman güncelliğini yitirmeyeceği kesin...
194 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun okuduğum ilk romanı. Kısa bir kitap ama tadı damağımda kaldı. Yaban, Sodom ve Gomore gibi diğer ünlü kitaplarını da listeme ekliyorum. Eski kelimeler çokca geçmesine rağmen. Beni hiç rahatsız etmedi. Keyifle okudum.

Klasikleri okudukça geçmişte yaptığım yanlış kitap tercihleri için kendime kızıyorum. Her türlü kitap okumak güzel tabii ama klasikler dururken onlara öncelik verdiğime pimanlık duyuyorum.
Sevmek, daima sevmek! Hakaretlere, redlere, cevrü cefalara, taan ve düşnamlara, inkarlara ve istihzalara rağmen sevmek!
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Sayfa 179 - 3. Baskı
Gücenme amma, bu nesil, sizin nesliniz doğrusu her şey gibi muhabbetten de bihaber...Onu da beceremiyor, ağzına yüzüne bulaştırıyor.
"Sevmek,daima sevmek!Karşımızdakinden hiçbir şey beklemeksizin,daima kendimizden vermek,pişman olmamak,daima sevmek"
"Sevmek, daima sevmek, hakaretlere, sıkıntılara, aşağılamalâra, inkârlara ve alaylara rağmen sevmek."
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Sayfa 159 - İletişim Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nur Baba
Alt başlık:
Bütün Eserleri 2
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
194
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754703696
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Vaktiyle toplumumuzdaki en önemli kültür müesseselerinden biri olan Bektaşi tekkelerinin İmparatorluğun son zamanlarındaki bozuluşu. Dionysos törenlerinin benzeri “zevk ve sefahat sanatının, buse ve aşk ilminin” Bektaşi “Ayin-i Cem”lerinde tasviri.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeleri, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri'nin 1910'dan 1974'e dek verdiği eserler Türkçe'nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri'nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920'lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati'den yetişmiş ama bunu izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu'nun eserleri, hala tüketilmemiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir "panoroma"dır.

Kitabı okuyanlar 182 okur

  • Șulenur SARI
  • Jep Gambardella
  • Mustafa
  • Zeki
  • Lokman Yılmaz
  • Mehmet Emin Sezmiş
  • Hilal basar
  • Ali Buyankara
  • Derin
  • Cahit

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%14.5
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%21.8
45-54 Yaş
%14.5
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%5.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.5
Erkek
%50.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.2 (5)
9
%18.4 (7)
8
%15.8 (6)
7
%28.9 (11)
6
%7.9 (3)
5
%5.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%5.3 (2)
1
%5.3 (2)