Eksantrik Münzevi

Eksantrik Münzevi
@Munzeviiiiiii
ElifceElifce 'nin yazarı... Sürgün DergisiSürgün Dergisi
36 kütüphaneci puanı
7055 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
kitapyurdu.com/kitap/elifce/676924.html
İnsanın kendi yazdığı kitaba dokunması bambaşka bir hismiş...😍 ElifceElifce instagram.com/alperenin.bitig...
Elifce
Reklam
9/10
·52 syf.·
2026 147. kitabı
Üçüncü Yeni - Sayı 44 (Nisan-Mayıs-Haziran 2026)Üçüncü Yeni - Sayı 44 (Nisan-Mayıs-Haziran 2026) Üçüncü Yeni DergisiÜçüncü Yeni Dergisi Edebiyatın insana, insanın ise kendi içine döndüğü o kadim duraklardan biri bu ay Üçüncü Yeni Dergisi ile yeniden bizleri selamlıyor. Toplam 52 sayfadan oluşan ve yayın hayatına farklı bir soluk katan dergi, 44. sayısında son derece vurucu, bir o kadar da zamansız bir temayı sayfalarına taşıyor. Yalnızlık. İlk defa sayfalarında kalem oynattığım ve genel yayın çizgisiyle bende büyük bir beğeni uyandıran Üçüncü Yeni, bu sayısında çok sesli ve zengin bir içerik haritası sunuyor. Derginin sayfalarını araladığınızda sizi karşılayan yazar Ayşegül Sözen DağAyşegül Sözen Dağ röportajı, sayıya dinamik ve ufuk açıcı bir giriş sağlıyor. Bununla da kalmıyor, derginin özellikle şehir, etimoloji ve inceleme kısımları, edebi derinliği entelektüel bir zeminle besleyen, dergiye çok yönlü bir kimlik kazandıran en beğendiğim köşeler oldu. Kelimelerin kökenine inen, mekân ile insanı buluşturan ve metinleri masaya yatıran bu bölümler, dergiciliğin nitelikli örneklerinden birini sunuyordu. Ancak bu sayının benim için en hususi ve anlamlı yanı, kuşkusuz "Kalabalıklar Arasında Yalnızlık" başlıklı yazımla bu edebi iklime dahil olmuş olmamdır. Yazımda, insanın modern dünyanın keşmekeşindeki yalnızlığından ve münzevilikten yola çıkarak, kendi içime, yani kendi kitabım olan " ElifceElifce "me dokunan bir iz sürdüm. Bu içsel yolculukta, edebiyat tarihinin kendi içindeki meşhur yalnızlarını da unutmadım, yol üstünde Franz KafkaFranz Kafka ve Nilgün MarmaraNilgün Marmara ’nın uğraklarına uğradım, ruhlarını saygıyla yâd ettim. Nihayetinde ise hayatın kaçınılmaz ve tek mutlak gerçeği olan ölüm ile kapanış yaparak, dünyadaki yalnızlığın aslında bütünü kuşatan, kaçılamaz bir hakikat olduğunu gözler önüne sermeye çalıştım. Bu derin ve
Edebiyat
Üçüncü Yeni - Sayı 44 (Nisan-Mayıs-Haziran 2026)Üçüncü Yeni Dergisi · Üçüncü Yeni Dergisi Yayınları · 20261 okunma
Nihayetinde ölüm vardır. Ölüm, sürgün yerindeki keşmekeş ortamını susturan hakikattir. Ölümün olduğu fani dünyada her şey geçicidir. Ölümden geriye insanın elinde tutunabileceği sadece iki şey kalır. Birincisi, insanın fıtratındaki gurbet, ikincisi ise bu ıssızlığı vuslata dönüştüren Allah'a duyulan aşktır. İnsan, kendi yalnızlığıyla yüzleştiğinde hakiki aşkın kapısını aralayabilir. Dünya sürgün yeridir, evet ama bu sürgünde münzevi kalabilmek, asıl vatanını, geldiğin yeri unutmamak demektir. İnsan, zihninin dehlizlerinde sakladığı, anlatılamaz sırlarla, sustuğu kelimelerle Rabbine yürür. Yalnızlık, ceza değildir, ruhun kendi kaynağına olan sonsuz hasretidir. İnsanlar, kendi içlerine bakarken öteki âlemin ufkunu gözlemektedir. Bu dünyadan geçerken yanımıza alabileceğimiz tek gerçek hazine, baki olana duyulan aşktır. Sürgün bittiğinde ve ölüm hayat perdesini kapattığında, bizi karşılayacak olan tek şey, bu dünyada en sadık dostumuz olan yalnızlığımız olacaktır. "Dünyevi dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır." Bediüzzaman Said NursîBediüzzaman Said Nursî (r.a.) Muhammed Alperen VarolMuhammed Alperen Varol
Din
Nitekim edebiyatın ıssızları da bu gerçeğin somut nişaneleridir. Örneğin: Franz Kafka; ailesi, kardeşleri, aşkları ve otoriter bir baba figürü varken, kalabalık yalnızlığın içindeydi. Onun "Babaya Mektup" adlı eserinde haykırdığı, babasıyla arasındaki uçurum, sadece baba-oğul çatışması değildi Aynı zamanda ruhun sürgün edildiği dünyada bulamadığı karşılığın sızıydı. Nilgün Marmara da öyle... Evliydi, âşık olduğu kocası vardı, evi edebiyatın canlı sohbetlerine ev sahipliği yapıyordu. Tüm bu sevgi toplumunun ortasında bile kendi içindeki ıssız adada yaşamaya devam etti. Marmara'nın sorgulamaları az önce bahsettiğimiz anlaşılamayan dünyanın dışarıdaki anlaşılan dünya ile yaptığı belki de son kavgaydı... Bu kişilerin yalnızlığı kimsesizlik hâliydi; her birimiz, farkında olsak da olmasak da sürgün edildiğimiz asıl yurdumuzun özlemiyle, kendi zihnimizin dehlizlerinde maalesef tek başınayız. Muhammed Alperen VarolMuhammed Alperen Varol
Edebiyat
Dünya sahnesinde yalnız değilim diyenlerin dahi birer yanılsama içinde olduğunu görmek için zihinlerin aşılmaz duvarlarına bakmak yeterlidir. Kalabalıklar asla sessizliğin ilacı olamadılar, onlar sadece yalnızlığın üzerini örten gürültülü yığınlar oldular. Herkes biraz yalnızdır aslında, kimi bunun farkındadır ve bu boşluğu anlamlandırır, kimi ise nedenini bilmediği bir huzursuzlukla bu hakikatın kıyısında dolaşır. İnsanlar aynı masada otursalar dahi hepsinin zihni farklı birer evrendir ve bir zihinden diğerine geçişi sağlayacak hiçbir köprü henüz inşa edilmemiştir. Bu tekillik, tabiri caizse insanı kalabalıklar içinde ıssız bir adada tek başına olmaya mahkûm eder. Muhammed Alperen VarolMuhammed Alperen Varol
Edebiyat
Reklam