Eksantrik Münzevi

Eksantrik Münzevi
@Munzeviiiiiii
ElifceElifce 'nin yazarı... Sürgün DergisiSürgün Dergisi
36 kütüphaneci puanı
7054 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
kitapyurdu.com/kitap/elifce/676924.html
İnsanın kendi yazdığı kitaba dokunması bambaşka bir hismiş...😍 ElifceElifce instagram.com/alperenin.bitig...
Elifce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nihayetinde ölüm vardır. Ölüm, sürgün yerindeki keşmekeş ortamını susturan hakikattir. Ölümün olduğu fani dünyada her şey geçicidir. Ölümden geriye insanın elinde tutunabileceği sadece iki şey kalır. Birincisi, insanın fıtratındaki gurbet, ikincisi ise bu ıssızlığı vuslata dönüştüren Allah'a duyulan aşktır. İnsan, kendi yalnızlığıyla yüzleştiğinde hakiki aşkın kapısını aralayabilir. Dünya sürgün yeridir, evet ama bu sürgünde münzevi kalabilmek, asıl vatanını, geldiğin yeri unutmamak demektir. İnsan, zihninin dehlizlerinde sakladığı, anlatılamaz sırlarla, sustuğu kelimelerle Rabbine yürür. Yalnızlık, ceza değildir, ruhun kendi kaynağına olan sonsuz hasretidir. İnsanlar, kendi içlerine bakarken öteki âlemin ufkunu gözlemektedir. Bu dünyadan geçerken yanımıza alabileceğimiz tek gerçek hazine, baki olana duyulan aşktır. Sürgün bittiğinde ve ölüm hayat perdesini kapattığında, bizi karşılayacak olan tek şey, bu dünyada en sadık dostumuz olan yalnızlığımız olacaktır. "Dünyevi dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır." Bediüzzaman Said NursîBediüzzaman Said Nursî (r.a.) Muhammed Alperen VarolMuhammed Alperen Varol
Din
Nitekim edebiyatın ıssızları da bu gerçeğin somut nişaneleridir. Örneğin: Franz Kafka; ailesi, kardeşleri, aşkları ve otoriter bir baba figürü varken, kalabalık yalnızlığın içindeydi. Onun "Babaya Mektup" adlı eserinde haykırdığı, babasıyla arasındaki uçurum, sadece baba-oğul çatışması değildi Aynı zamanda ruhun sürgün edildiği dünyada bulamadığı karşılığın sızıydı. Nilgün Marmara da öyle... Evliydi, âşık olduğu kocası vardı, evi edebiyatın canlı sohbetlerine ev sahipliği yapıyordu. Tüm bu sevgi toplumunun ortasında bile kendi içindeki ıssız adada yaşamaya devam etti. Marmara'nın sorgulamaları az önce bahsettiğimiz anlaşılamayan dünyanın dışarıdaki anlaşılan dünya ile yaptığı belki de son kavgaydı... Bu kişilerin yalnızlığı kimsesizlik hâliydi; her birimiz, farkında olsak da olmasak da sürgün edildiğimiz asıl yurdumuzun özlemiyle, kendi zihnimizin dehlizlerinde maalesef tek başınayız. Muhammed Alperen VarolMuhammed Alperen Varol
Edebiyat
Dünya sahnesinde yalnız değilim diyenlerin dahi birer yanılsama içinde olduğunu görmek için zihinlerin aşılmaz duvarlarına bakmak yeterlidir. Kalabalıklar asla sessizliğin ilacı olamadılar, onlar sadece yalnızlığın üzerini örten gürültülü yığınlar oldular. Herkes biraz yalnızdır aslında, kimi bunun farkındadır ve bu boşluğu anlamlandırır, kimi ise nedenini bilmediği bir huzursuzlukla bu hakikatın kıyısında dolaşır. İnsanlar aynı masada otursalar dahi hepsinin zihni farklı birer evrendir ve bir zihinden diğerine geçişi sağlayacak hiçbir köprü henüz inşa edilmemiştir. Bu tekillik, tabiri caizse insanı kalabalıklar içinde ıssız bir adada tek başına olmaya mahkûm eder. Muhammed Alperen VarolMuhammed Alperen Varol
Edebiyat
Yazmak, belki de sürgünde olan insanın kendine açtığı en mahrem koridordur. Eli kalem tutan her ruh, bu koridorda kendi ıssızlığıyla kalmış birer münzevidir. Bir yazarın yalnızlığı, sadece masasında tek başına kalmasıyla açıklanamaz; yazarın ıssızlığı, zihninde taşıdığı iki farklı dünya arasındaki uçurumda gizlidir. Bir yanda dış dünyanın anlaşılan ortak dili, öteki yanda ise sır olarak kalabilecek, kelimelere döküldüğünde de etkisini teker teker yitirecek olan gizler... Ben de "ElifceElifce "yi kaleme alırken, kendi ıssızlığımın kıyılarında yürüdüm. İnsan; söyledikleri kadar sustuğu yalnızlığıyla, yazdıkları kadar yazamadığı ve kalbinin en kuytu köşelerinde sakladığı ince sızılı kelimelerle yaşıyor... Muhammed Alperen VarolMuhammed Alperen Varol
Edebiyat