Sodom ve Gomore (Bütün Eserleri 11)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.017
Gösterim
Adı:
Sodom ve Gomore
Alt başlık:
Bütün Eserleri 11
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
311
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754700497
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
İmparatorlukların çöküşü ve kurtuluş savaşı arasındaki İstanbul anlatılmaktadır. Esasında Yakup Kadri Karaosmanoğlu İstanbulun bir kısmını ele alıp tüm İstanbula lanet okuyor Yurt işgal altındayken, Anadoluda büyük zorluklar içerisinde yaşam savaşı veren halk İstanbulda yaşayan yüksek sosyetenin yaşamının büyük bir bölümünü oluşturan eğlence, eğlence sırasında yaşanan ahlaksızlıklar ve bunun sonucunda gelişen karmaşık olaylarla büyük bir tezat oluşturmaktadır.Kısacası ülkenin bir kısmı ağlarken diğer bir kısmı gayet rahat bir şekilde gülebilmektedir. Bu olay Leyla Nejdet arasındaki ilişki ve çevredeki insanların yaşamlarıyla anlatılmaktadır.
MAHALLE YANARKEN SAÇINI TARAYANLAR ...

"Gaz" teciydi... ingiliz finosuydu! Köpekliğin , arsızlığın , haysiyetsizliğin , VATAN HAİNLİĞİNİN , DÖNEKLİĞİN , HAYASIZLIĞIN SÖZLÜK KARŞILIĞI İDİ !! vahdettin ile beraber ingiliz MUHİPLERİ ( ingilizi KÜÇÜK "MUHİPLERİ" BÜYÜK YAZDIK Kİ BUNUN BİR SEBEBİ VAR !!) cemiyetini kurdu ... Muhipin anlamını şimdiki yeni nesil pek bilmez .. Ben söyleyeyim .. DOST demek .. İngiliz SEVİCİYDİ...YALAKANIN en önde gideni , bayraklı, flamalısıydı bu şahıs ...Satılmıştı!! ÇANAK yalayandı .. "Avrupa ile kim başa çıkmış ki biz çıkalım , Asyalı halktan böylesi çıkmaz" diyen bugün ki "yes be annemcilerin" AĞA BABASI idi.. Liboşların atasıydı .. Mustafa Kemal' den nefret ediyordu .. "Ona el uzatmak eşkiyanın elini sıkmaktır... Derme çatma bir ordu ... Vuruşup duruyorlar .. Oysa ne demiş arap : galibin dediği olur" kıvamında makaleler döşeniyordu .. Biz yoksulluk içinde yoktan var edip köylerden pullukları sabanları hatta ve hatta çatalı bıçağı toplayıp eritip tüfeğimize SÜNGÜ yaparken , yuvasında MAKİNELİ TÜFEK bulunan bir siper için bir bölük askerimiz ölüme koşarken , çiftcinin , köylünün her 2 öküzünden birini orduya alıyorken yokluktan ve Anadolu da MEHMETLERİN BİRER BİRER TOPRAĞA DÜŞTÜĞÜ GÜNLERDE "Çanlarına ot tıkanıyor, moralleri pek düşük , çoğu yalınayak , teçhizatları noksan , gerçi birkaç kamyonları var ama hepsi kullanılmaz halde ,motorları bozuldumu tamir edilemiyor , yakıtları yedek malzemeleri- parçaları yok , taşıma için mandaları var ..Mustafa Kemaller hiçbir işe yaramaz.. Hamdolsun sayıları azdır , kangrenli kol gibi kesip atmalı bunları" kıvamında yazılar yazıyordu.. Hatta ve hatta , "Ey müslüman kardeşlerimiz , milli teşkilata aldanmayınız ! Bolşevik kafası taşıyan yurtsuz serserilerdir bunlar ..Bu millici mahluklar kadar başları ezilmek ister YILANLAR hayal edilemez, düşman ondan on kat iyidir" kıvamında yazılar kaleme alıyordu.. Senin anlayacağın canım kardeşim HAİNLİKTE bir dünya markasıydı .. Bedelini ÇOK AMA ÇOOOOK ağır ödedi .. Bayrak gibi göndere çekiverdiler onu .. Linç edildi.. İsmi mi? İsmi ali kemal idi ! Neyse ki "SARIŞIN KURT" hızır gibi yetti !! KAĞNI KAMYONU DA, YEDİ DÜVELİ DE YENDİ !!!

Vatanımız işgal edilmiş , düşman cizmeleri Anadoluyu çiğniyorken bu sakat zihniyetin bir de seyreltilmiş hali mevcuttu o günlerde .. MANDACILAR.. Şimdi burda yazınca bir kısmınız zıplayacak yerinden .. halide edip adıvar bu tayfanın başında gelen isimlerden biri idi. Bu tayfa, yüzyıllardır hür yaşamış bu milletin , kavimlere göç ettirmiş , tarihi yazmış birebir şekillendirmiş bir ulusun, ingiliz ve abd mandası altında yaşamasını savunuordu.. Gördüğün üzere keşmekeşliğin zirvesi idi o günler .. Diyeceksin ki bana bunları niçin anlatıyorsun.. O günleri bil diye anlatıyorum canım kardeşim .. Çünkü roman o dönemlerde geçiyor .. Bu tayfanın top koşturduğu İstanbul'da geçiyor ..

İngiliz İstanbul' a ayak basmış .. VATANIMIZ , BAYRAĞIMIZ, TÜM MUKADDES SAYDIĞIMIZ DEĞERLERİMİZ ağır hakaret ve tehdit altında..Vaziyet bu iken bir kısım sözde elitin işgal kuvvetleri ile yaşadığı çok çok ağır ve "sakat" ilişkilerin öyküsüdür bu kitap..Ne olduğunu unutup ne oldum budalası olanların Sodom ve Gomorra kavimleri üzerinden anlatılan öyküsüdür .. MAHALLE YANARKEN SAÇINI TARAYANLARIN ÖYKÜSÜDÜR .. Sahi kimdi onlar ?
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kiralık Konak adlı eserini çok severim. Hakkı Celîs de bütün geliştirilememiş yönleriyle yine de hatırası güzel bir edebiyat karakteri benim için.

Yazarın "Yaban"ı muhteşem, "Hep O Şarkı" adlı eseri de insanı tebessüm ettiren bir eserdi. Sodom ve Gomore'yi uzun zamandır okumak istiyordum. Tatile denk gelen hastalık süreci içinde kitabı bitirmek nasip oldu.

Kitabı beğendim. Her şeyden önce yazarın anlatımını, üslûbunu beğeniyorum; diğer kitaplarındaki gibi bir tadı var bu kitapta da anlatımının. Adını saydığım kitaplarda da bu kitapta da aynı lezzet, aynı tat var. Bu üslûp, söyledikçe akan, yuvarlanan, akıp giden bir anlatım; diyaloglar asla sırıtmadığı gibi, hiç bir bölümde bir önceki ya da sonrakine göre bir kopma hissi hissedilmiyor. Sanki yazar bir oturuşta yazmış gibi romanı. Oysa 1927-1928 yılları arasında yazmış kitabı Yakup Kadri.

Eser, İstanbul'un işgali sırasında yabancıların ve türklerin yaşadığı ahlâksız ilişkiler üzerinden sodom ve gomore'ye yani Lût kavminin helâkına işaret ediyor. Kendi özünü kaybetmiş ya da bundan vazgeçmiş insanların kendi ülkelerini işgâl etmiş insanlarla kurduğu bu bayağı ilişkiler kitap boyunca sürüyor. Kitaptaki yabancı karakterler türlü cinsel maceralar yaşayan, ahlâki yönleri gelişmemiş insanlar; ancak yazar bu karakterleri geliştirerek derinlikle kişilere dönüştürmek yerine basit, bayağı, iğrenç seks düşkünü, dalavereci tipler olarak çizmiş, yine de Captain Read gibi bir kaç istisna da mevcut. Bu klişeler görevini yerine getiriyor ve bizi tiksindiriyor, ama ne kadar gerçekçi bir his veriyor onu bilemiyorum. Kadın garson yerine erkek garson isteyen, erkeklerin kucaklarına oturan erkekler; amerikalı bir kadınla eşcinsel ilişkiler yaşayan nermin karakteri, azize hanımın hemen subay marlow'a tav olan kocası; özellikle de önceden teheccüd namazlarının kılındığı odanın içinde kırbaçların, maskelerin, kostümlerin olduğu bir seks fantezisi odasına dönüştürülmesi gibi garip ve sıklıkla tekrar edilen, ve yazarın tiksintisini açıkça belirttiği olaylar beni biraz şaşırttı, bu kadar klişe fazla geldi açıkçası... Bu kadarı gerçeklik duygusunu zedeliyor çünkü. Yazar bu tiplemelerle onlardan nefret etmemizi sağlıyor, öte yandan necdet, marlowe, leylâ ve sair bir kaç karakter üzerinden de bu dengesizliği düzeltmeye çalışıyor. Zaten bu sayede eserin olumlu bir şekilde denge sağlayabildiğini düşünüyorum.

Eserin en çok sevdiğim bölümü Necdet'in İstanbul'un ne olduğunu anladığı o kısım oldu. Yakup Kadri, kitabın son kısımlarında daha politik bir dille meseleleri çözüme kavuşturuyor. Bu son bölümde karakterlerimiz ülkenin kaderine paralel bir şekilde seçimlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyorlar. Necdet karakterini çok sevemesem de yaşadığı buhranın onun ruhunu ne kadar acıttığını anlamak kitabın başından sonuna mümkün. Kitabın esas mazlumu İstanbul'un, Necdet'in onun yani şehrin aslında ne olduğunu anladığı kısımdan itibaren ağırlığı artar bir vaziyette kendini görünür kıldığını, son bir ya da iki bölümde ise üzerindeki lanetten kurtulmayı başaran ya da ümit eden bir karakter olarak karşımıza dikildiğini görmek de güzel.

Sonuç olarak; Sodom ve Gomore okunması gereken önemli bir edebiyat eserimiz. Ülke işgâlinin insanların cinsel davranışları ve onların düzgün ya da yanlış şekilde yaşanması üzerinden anlatılması bana ilginç geldi, bunun altında ahlâkçı yargılamalar olduğunu da düşündüm; ancak bütün bunların eserin iyi bir eser olmasını engellemiyor.

herkese iyi okumalar.
Uzun zamandır okumak istediğim , lakin devamlı ertelediğim bir kitaptı. İçeriği hususunda biraz bilgim de vardı.Kitabı bu şekilde yorumlamak doğru olur mu bilmiyorum. bu kitabı okuma listemin en ön sıralarına koymama bir vak'a sebep oldu. Otobüste giderken, lise öğrencisi olduğu bariz olan iki kız öğrencinin aralarındaki konuşmaya kulak misafiri oldum. İçlerinden daha zayıf olanı leydi Diana'nın çok güzel bir kadın olduğunu söyleyince, ister istemez kulaklarımı diktim. Sonra şöyle bir cümle kurdu'' keşke kurtuluş savaşı kazanılmasaydı da İngiltere'ye bağlansaydık, belki o zaman prens Henry'nin karısı olabilirdim dedi, öteki de haklısın bende orlando bloom'un karısı olabilirdim dedi. Tabi ben şok ben iptal. İçimden geçirdim, tıpkı sodom ve gomoredeki gibi diye. Açık konuşmam gerekirse kitabı okumayın, gerçekten hiç gereği yok. Çünkü o günden bu güne hiç bir şey değişmemiş. Cahil hep aynı cahil....
Kitabı dil bakımından ayrıca çok beğendim. Kitap edebi eser olmasının yanında, ayrıca bir kaynaktır da. Biraz farklı bir yorum oldu ama, içimden geçenleri olduğu gibi yazmak istedim.
Yakup Kadri demek, dönem romanı demek benim için. İşgal altındaki İstanbul'u tarih kitaplarından okuyabilirsiniz belki. Ama o dönemdeki ailelerin, tramvayların içine giremez, insanların ruhundaki isyanı hissedemezsiniz. İstanbul ile beraber işgal edilen ruhların köklerinden kopuşunu da. Dönemi ve sonrasını anlamak için ideal eserlerden biri.
Kadri Karaosmanoğlu’nun göstermek istediği; işgalcilerin eserde anlatılan tüm olayları yaparken aslında yaşadıkları toplumda, bunu yapmalarına izin verecek bir sosyete sınıfının bulunuyor olmasıdır. Bu sınıfı yerden yere vurur. Dönemin İstanbul'unu yansıtan bir eserdir.
Milli Mücadele gerçekten de milli miydi? Yani bir ülke topyekün varını yoğunu ortaya mı koymuştu? bize inkılap tarihi derslerinden anlatılanlara bakılınca bu soruların cevabı "evet" gibi görünüyor ama vaziyet hiç de öyle değil! Sodom ve Gomorre'de İstanbul sosyetesinin kendi menfaatleri uğruna her şeyi yapabilecekleri gayet çarpıcı bir şekilde anlatılmış. Ne yazık ki Milli Mücadele bittiğinde bu güruh ayakta kalmayı başarmış ve ülke kaderinde söz sahibi olmuştur. Cephede dövüşenler ise köylerine geri dönmüş ve yönetilenler haline rücu etmişlerdir.
Bir yanda istanbul bir yanda Anadolu ve Mütareke donemi. Istanbul 'da yaşayan bazı kesimlerin savaştan haberleri yok. Zenginlik , şatafat ve lüks içindeki yaşamları, iğrenç ilişkileri , düşmanların gitmesine üzülen insanlar(Leyla)...
Kitabi okurken düşündüm de bu kadar düşmüş mü bu insanlar , bu kadar mı ? Dedim inatla. Yakup Kadri eserlerinden Kiralık Konak 'ı da okumuştum universite yillarimda ve onu da çok sevmiştim. Yakup Kadri yaşadığı dönemi çok güzel anlatan ve aktaran bir yazar
tüm kitapları kesinlikle okunmalı.
Kitaptan çıkarmış olduğum sonuca göre Osmanlı devleti yıkılmaya mahkummuş. Ve Ateş herşeyi temizler sözü çok hoşuma gitti. İstanbulun son zamanlarında olan bir kabulleniş bize hiç yakışmadı diye düşündüm.
Herkese iyi akşamlar burada yeniyim okuduğum bir kitabın incelemesiyle başlamak istedim :) Bu kitabı 11.sınıfta okumuştum sanırım. Türk Edebiyatından da nasipleneyim diye başladım. Ben bir romanı bitirdiğimde kendime ilk şu soruyu sorarım: Bu kitap bana ne kattı,ana fikri neydi? Sodom ve Gomore 1.Dünya Savaşının bitiminin halk üzerinde etkileri,devletin İstanbul'un işgali karşısında sessizliğini anlatan didaktik bir kitap. Hani o dönem hakkında bilgi almak istenirse okunur. Onun haricinde sürükleyici değildi belki heyecanlı bir şeyler olur diye bekledim ve kitabın son sayfasında hala bitmemiş bir şeyler olduğunu hissettim. Yani en azından bir sona bağlanabilirdi. Zevk almadım,bir şey katmadı ama dediğim gibi o dönem hakkında bilgi almak istiyorsanız sıkmadan roman havasında bir anlatımı var tavsiye ederim :) *********kitabı bu sene okumadığımdan 2018 hedefimi etkilemesin diye okumadı görünüyor :)
I.Dünya Savaşı'nı kaybeden Osmanlı Devleti başkenti İstanbul'un 13 Kasım 1918'de İngiltere,Fransa,İtalya tarafından ortak işgali ile başlayan süreci çok güzel anlatır. Gerek azınlık, gerek aristokrat Osmanlı asil aileleri tarafından balolar, eğlenceler, çılgınlıklar içinde karşılanan generallere, işgalci bürokratlara yalılar, köşkler daha başka neler neler verilmezki....Büyük üzüntü, kızgınlık ve şaşkınlıklar içinde okuyacaksınız....
İşgal yıllarında İstanbul... Hüküm gecesinin devamı denildiğinde devam eden bir öykü olarak düşünmüştüm Sodom ve Gomore yi. hikayenin değil, dönemin devamıymış. Ahlak neymiş, namus neymiş, kavramlarını sorgulatıyor. Düşman olunacak düşmanın kendisi midir, düşmanla dost olan mıdır. Çürümüşlük, kokuşmuşluk ve alafranga özentileri nerelere sürükler. İşte kitap bunların öyküsü
Sodom ve gomore Tevrat da geçen Lut ve İbrahim'in bir kavmidir. Bu kavim sapıklık ve ahlak yoksunu insanlardır. Yazar İstanbulun işgali sırasındaki halkı sodom ve gomoreye benzetiyor.
Bazen bir gülümseyişi, bir bakışı en içinden çıkılmaz meseleleri bir anda çözüveriyordu.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Sayfa 133 - İletişim yayınları
İnsanın kalbi ne acayiptir? Bir vakit onun ıstırabına sebep olan şey başka bir vakit sevinmesine sebep oluyor.
"İşte bu benim sevdiğim, bu benim yoluna öldüğüm; işte şu dakikada onun yüzünden anlatılamaz bir azapla kıvranıp durduğum afet..."
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Sayfa 173 - İletişim yayınları
Aşk vardır ki esirini şuursuzluğun ve hayvanlığın son basamaklarına kadar indirir.
Ah,yaşamak ne tatlı!Her şeye rağmen her ihtimale her şüpheye hatta her tecrübeye her kanaate rağmen yaşamak...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sodom ve Gomore
Alt başlık:
Bütün Eserleri 11
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
311
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754700497
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
İmparatorlukların çöküşü ve kurtuluş savaşı arasındaki İstanbul anlatılmaktadır. Esasında Yakup Kadri Karaosmanoğlu İstanbulun bir kısmını ele alıp tüm İstanbula lanet okuyor Yurt işgal altındayken, Anadoluda büyük zorluklar içerisinde yaşam savaşı veren halk İstanbulda yaşayan yüksek sosyetenin yaşamının büyük bir bölümünü oluşturan eğlence, eğlence sırasında yaşanan ahlaksızlıklar ve bunun sonucunda gelişen karmaşık olaylarla büyük bir tezat oluşturmaktadır.Kısacası ülkenin bir kısmı ağlarken diğer bir kısmı gayet rahat bir şekilde gülebilmektedir. Bu olay Leyla Nejdet arasındaki ilişki ve çevredeki insanların yaşamlarıyla anlatılmaktadır.

Kitabı okuyanlar 510 okur

  • Mehmet Yılmaz
  • Yasemin DURAN
  • Tunahan Esmer
  • Leyla
  • Merve Arslantürk
  • Gülay Ömeroğlu
  • Sezer Sancaktaroğlu
  • Ebrar Salman
  • BİROL COŞKUN
  • Selin Yıldız

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.2
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%20.3
25-34 Yaş
%36.5
35-44 Yaş
%22.9
45-54 Yaş
%9.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.1
Erkek
%37.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.6 (31)
9
%16.1 (22)
8
%24.1 (33)
7
%21.9 (30)
6
%9.5 (13)
5
%2.2 (3)
4
%1.5 (2)
3
%1.5 (2)
2
%0.7 (1)
1
%0