Bütün Eserleri 11

Sodom ve Gomore

Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 49 dk.
Sayfa Sayısı:
311
Basım Tarihi:
2024
İlk Yayın Tarihi:
1966
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789754700497
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kim tapmaz ki Güce
9/10
·311 syf.·
2023 13. kitabı
İşgal, savaş, kan okuyacak sanan beni ters köşe eden, şaşırtan roman. Bir roman için bol malzemeli, savaş kaçkınıyla, savaş zenginiyle, payitaht sevicisiyle, vatan satanla, devrimden kaçmış bir zamanların zengin beyaz Ruslarıyla, yakışıklı İngiliz subaylarıyla, Fransızıyla, direnişe adam toplayanıyla, direnişe katılmak için yanıp tutuşanıyla, eşcinseliyle, lezbiyeniyle, seks aletleriyle; her köşe başından roman karakteri fışkıran bir roman. Aman Allah'ım! İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Levantenler arasında sıkışıp kalan bir avuç hem saf hem anasının gözü Türk... Anlatımı bence çok güçlü olmasa da gözlemler, tespit ve teşhisler şahane, her milletten insana dair çok yerinde tespitler var. Kitabın sevmediğim yanı dilinin eril, kadın düşmanı ve ırkçı olması. **Necdet kendisinden önce bir ingilizin girdiği eve gelir ve: - Mübareklerin kokusu öyle sinmiş ki! Bu hususta zencilerden hiç farkları yok.** Necdet, Necdet, Necdet ezik Necdet (nasıl kızdıysam hırsımı alamıyorum:) Kitabın olumsuzlukları bunlar iken bence olumlu tarafı genel kültür düzeyi yüksek dikkat çekici kitaplardan bahsetmesi, insani duyguları çok iyi işlemesi, hisleri çok güzel ifade etmesi, sıkmadan bunaltmadan bir savaş ortamını anlatması takdire şayandı. Bu eser ve yazarı underrated olarak değerlendiriyorum. Ayrıca YKK tüm kitapları birbiriyle bağlantılı olarak ilerlemiş... Bir öncesi sonrası kitapları var yani. Şaşırdım.... Aradığım dan çok çok fazlası var kitapta.. Kitapla kalın, tamam kar yağmadı ama hava buz gibi... Son 52 yılda hiç böyle kuru geçen bir yıl olmamış....
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi·311 syf.··
2024 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2024 00:09
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU, SODOM VE GOMORE Öncelikle hepinize merhabalar, kitap dostlarım. Bugün sizlere Cumhuriyet Dönemi' nin değerli yazarlarından biri olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu' nun Sodom ve Gomore kitabının incelemesini yapacağım. Öncelikle kitabın konusuna bakacak olursak; Milli Mücadele Dönemi' nde, İstanbul'da diğer milletlerin de etkisiyle yaşanan ahlaki çöküntü anlatıyor. Kitap baş karakter Leyla ve Necdet olmak üzere yan karakterlerle beraber bazen farklı mekan, bazen de aynı mekanda geçerek anlatılıyor. Leyla gösteriş meraklısı, burnu havada, milli duygulardan oldukça yoksun genç, güzel, işveli, cilveli bir kızdır. Necdet, Leyla' nın hem kuzeni hem nişanlısı; oldukça milliyetçi, başka ırklardan kişileri pek sevmeyen, cesur bir karakterdir. Leyla alafranga bir yaşantı tutar. Kendine İngiliz, Fransız dostlar edinir. Necdet' in ona olan bağlılığını fena hallerde kullanır, davetlerde, kokteyllerde hovarda hovarda gezer, kendine edindiği dostlarla bir yaşantı tutar ve olay örgüsü bu yelpazede farklı bir çok karakterin de katkısıyla gerçekleşir. Kitabı dili, konusu ve konunun işleyişi bakımından inceleyecek olursam, kitabın dili sade ve oldukça anlaşılır. Anlatımı da oldukça akıcı. Anlatılanlar hiç kopukluk yaratmadan konudan konuya geçecek şekilde anlatılmış ve bu sayede olaylar farklı kişiler ve farklı mekanlarda geçse bile herhangi bir bağlantısızlık olmuyor. Ben bu kitabı okurken oldukça şaşırdım. Yüz yıl önce böylesine bir ahlaki çöküntünün yaşanması, insanların Milli Mücadele' ye bakışı, milli duygulardan yoksun insanların davranışları ben de "Hayret ya böylemiymiş!" diye söylenerek okumama sebep oldu. Ben bu kitabı okurken genel olarak şaşırdım kaldım, kimi zaman halkın davranışlarına, duyarsızlığına hayıflandım. Necdet' in genel tutumuna,
1000Kitap
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Kitaplık Tanıtımı
Puan vermedi·311 syf.··
2023 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2023 11:09
Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu tarafından kaleme alınmış, Mütareke Dönemi İstanbul’unu konu alan önemli bir romandır. Ben bu eseri, işgal altındaki bir toplumun yaşadığı ahlaki ve ruhsal çöküşü en çarpıcı biçimde anlatan romanlardan biri olarak görüyorum. Yazar yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmaz; aynı zamanda bir dönemin panoramasını çizer ve sert bir toplumsal eleştiri yapar. Roman, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İstanbul’un işgal altında olduğu yıllarda geçer. Bu dönemde bazı aydın ve zengin kesimlerin işgalci devletlerle yakın ilişkiler kurması, eğlenceye ve gösterişe düşkün bir hayat sürmesi dikkat çeker. Yazar, bu yaşam tarzını Tevrat’ta geçen ve ahlaksızlıkları nedeniyle yok edilen Sodom ve Gomore şehirlerine benzetir. Bana göre romanın adı, eserin ana fikrini güçlü bir sembol olarak yansıtır. İstanbul’un işgal yıllarındaki bozulmuş sosyal yapısı, bu iki şehir üzerinden alegorik bir biçimde anlatılır. Eserde özellikle işgal altındaki toplumun yozlaşmış kesimleri üzerinden bir değer kaybı eleştirisi yapılır. Karakterler, bireysel zaafları ve çıkar ilişkileriyle ön plana çıkar. Yazar, insanların zor zamanlarda nasıl savrulabildiğini, şahsi menfaatleri uğruna nasıl kimlik değiştirebildiğini gözler önüne serer. Bu yönüyle roman, yalnızca tarihî bir arka plan sunmaz; aynı zamanda insan doğasına dair sert bir yüzleşme de yaşatır. Ancak ben açıkça söylemeliyim ki romandaki bazı karakterlere ısınamadım. Ne Leyla karakterine ne de Necdet karakterine içten bir yakınlık duyabildim. Bir noktada eser bana “koyun can derdinde, kasap et derdinde” sözünü hatırlattı. Özellikle Necdet’in kadınlara bakış açısı beni çileden çıkardı; ıslak odunla dövmek istemedim desem yalan olur. Fakat tam da bu noktada şunu düşündüm: Bir romanın karakteri okuyucuda bu kadar güçlü
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
7/10
·311 syf.··
2018 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2018 12:06
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kiralık Konak adlı eserini çok severim. Hakkı Celîs de bütün geliştirilememiş yönleriyle yine de hatırası güzel bir edebiyat karakteri benim için. Yazarın "Yaban"ı muhteşem, "Hep O Şarkı" adlı eseri de insanı tebessüm ettiren bir eserdi. Sodom ve Gomore'yi uzun zamandır okumak istiyordum. Tatile denk gelen hastalık süreci içinde kitabı bitirmek nasip oldu. Kitabı beğendim. Her şeyden önce yazarın anlatımını, üslûbunu beğeniyorum; diğer kitaplarındaki gibi bir tadı var bu kitapta da anlatımının. Adını saydığım kitaplarda da bu kitapta da aynı lezzet, aynı tat var. Bu üslûp, söyledikçe akan, yuvarlanan, akıp giden bir anlatım; diyaloglar asla sırıtmadığı gibi, hiç bir bölümde bir önceki ya da sonrakine göre bir kopma hissi hissedilmiyor. Sanki yazar bir oturuşta yazmış gibi romanı. Oysa 1927-1928 yılları arasında yazmış kitabı Yakup Kadri. Eser, İstanbul'un işgali sırasında yabancıların ve türklerin yaşadığı ahlâksız ilişkiler üzerinden sodom ve gomore'ye yani Lût kavminin helâkına işaret ediyor. Kendi özünü kaybetmiş ya da bundan vazgeçmiş insanların kendi ülkelerini işgâl etmiş insanlarla kurduğu bu bayağı ilişkiler kitap boyunca sürüyor. Kitaptaki yabancı karakterler türlü cinsel maceralar yaşayan, ahlâki yönleri gelişmemiş insanlar; ancak yazar bu karakterleri geliştirerek derinlikle kişilere dönüştürmek yerine basit, bayağı, iğrenç seks düşkünü, dalavereci tipler olarak çizmiş, yine de Captain Read gibi bir kaç istisna da mevcut. Bu klişeler görevini yerine getiriyor ve bizi tiksindiriyor, ama ne kadar gerçekçi bir his veriyor onu bilemiyorum. Kadın garson yerine erkek garson isteyen, erkeklerin kucaklarına oturan erkekler; amerikalı bir kadınla eşcinsel ilişkiler yaşayan nermin karakteri, azize hanımın hemen subay marlow'a tav
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Sodom ve Gomore Yazım Teknikleri İncelemesi
Puan vermedi·311 syf.··
2023 47. kitabı
Sodom ve Gomore romanı yazıldığı dönem (Cumhuriyet dönemi) itibariyle teknik açıdan ileri bir seviyede, gözleme dayalı realist bir tarzla yazılmıştır. Yazar, eserde olay akışını okuyucuya aktarırken pek çok anlatım tekniği kullanmış, anlatımını edebi tekniklerle de güçlendirmiştir.  Bu teknikler; Özetleme, şuur akışı, diyalog, iç çözümleme, betimleme, gösterme, öyküleyici anlatım teknikleridir. Yazar, romanın genelinde ilahi bakış açısı tekniğiyle yazmış olsa da yer yer gözlemci bakış açısını da kullanmıştır. Romanda ana karakterler ve ana olaylar ilahi bakış açısıyla anlatılırken olay akışındaki diğer olaylar ve karakterler gözlemci bakış açısıyla anlatılmıştır. Yazar aynı durumu iç çözümleme ve şuur akışı tekniklerinde de bu şekilde kullanmıştır. Necdet Leyla ve Captain Read gibi kitabın asıl karakterlerinin duygu değişimleri ve olaylar karşındaki tepkileri yazarın kendi fikirleriyle harmanlanıp anlatılırken Nermin, Azize Hanım, Captian Marlow gibi diğer karakterlerde yazar kendi fikirlerini belirtmeden ruh hallerini anlatarak şuur akışı tekniğini kullanmıştır. Necdet şu dakika o gafil kazazedelerden biriydi. Gerçi kendi kendisine:” Bitti, bitti, bitti artık! Aramızda hiçbir şey kalmadı. Oh kurtuldum!” Diyordu. Fakat içinden yine kendi kendisine “unutabilecek miyim? Nasıl unutabileceğim? Diye soruyordu. Birbirine tamamiyle zıt ve ikisi de aynı zamanda hakim bu iki ruh hali, genç adamı fırtınalı bir denizin dalgaları arasında bir tahta parçasına çevirmişti. Captian Marlow’un hiç anlamadığı şeylerden biri de genç kızlarla flört etmektir. Bunu pek çocukça, pek yavan, pek manasız buluyordu ve bütün tavırlarında estetik bir gaye takip eden arkadaşının bundaki gülüçlüğü sezmemesine şaşırıyordu. İçinden: “Otuz yaşında bir Romeo!.. Allah beni böyle bir kazadan saklasın!”
Edebiyat
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi·311 syf.··
2025 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 00:00
İşgal yıllarında İstanbul... Her tarafı sarmış işgal güçleri ve benliğini kaybetmek üzere olan bir millet...Kimi genç kızlar bu işgal güçlerine kendini beğendirme arzusu ile yanıp tutuşmakta... Hatta İngilizlerin galip gelmesini isteyen bir takım Beyaz Türkler... Buna rağmen yılmayan ve inancını kaybetmeyen Anadolu ihtilali, gerçek Türkler ve Necdetler... Tarihin unutmayacaği kahramanlıklar ve zaferler... Yakup Kadri'nin bir milletin direnişini ve bağımsızlık ruhunu iliklerimize kadar hissettirdiği muazzam bir eser... Düşmanın hiç bir zaman için milletimizi sevmediği ve aşağılamaya çalıştığı bir Türk'ün bağımsızlığına ne kadar muhtaç ve bir o kadar düşkün olduğu apaçık anlatılmış... Milli bilinci zinde tutan bir eser. Mutlak vaziyette okunmalı
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
10/10
·311 syf.·
2021 9. kitabı
Giyim-kuşamdan konuşmalara, hareketlerden bakışlara, huylardan alışkanlıklara sosyete yaşamını, kendi gözlemleri ve düşüncelerinden yola çıkarak derinden anlatıyor Yazar. Bir hayatın kapıları aralanıyor ve uzak gelen birçok şey yakınlaşıyor, zifiri karanlığın bir ışık kaynağıyla aydınlanması neticesinde aslında var olmasına rağmen henüz görünen nesneler misali, birçok konu bir adım yakınlaşıyor. Demode olan giysinin giyilmesinden aksan farklılıklarına, hitap şekillerinden jest ve mimiklerin ifade ettiklerine kadar birçok konu kitapta yer alıyor. Kimi zaman konunun uzadığını hissetse de insan, bu seriyi okumak bambaşka bir duygu bence. Beklemenin ne kadar zor olduğunu deneyimleyerek öğrendiğimiz yaşamda, sevdiğini beklemenin çok daha zor ve sıkıntılı olduğunu henüz yaşamadıysak bile tahmin edebiliriz. Yazar’ın bir bekleyişin ardından, deneyimlediklerini tüm duyuların katıldıkları bir senfoniymişçesine, birbiriyle ilişki kurarak ifade edişine hayran kaldım. Bu bölümdeki cümleleri defalarca kez okuyup, düşündüm, düşündüm ve hak verdim hissedene. Aşırılıktan, gerçeğin ortaya çıkışının insanda oluşturduğu şaşkınlığa, ıstırap ya da acının hissettirdiklerinden, aşkın büyüsüne, sevmenin sorgulanmasından, alışkanlığın nelere yol açtığından, kıskançlığa bir çok farklı konuyu irdeleme, sorgulama imkanı buluyor serinin okuru. Serinin ilk kitabından itibaren tümünde ortak olan en önemli şey, Yazar’ın her olayın içerisinde; tecrübe ettiği konuları, yerli yerinde ve detaylıca ifade edişidir bence. Deneyimlenen, tecrübe edilen konuların aktarılması, okunanları keyifli hale getiriyor. Birden fazla kez okunmayı hak eden bu cümleler, okundukça Yazar’a hak verdirdiği gibi, deneyimlenenleri okurun yaşamına katıveriyor. Bu seriyi merak edenlere tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
İşgalin kalıcı izi: Çürüme
9/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 22:01
Bu kitabı okuduğumda, yüz sene önceki İstanbul ile bugünün İstanbul’unu ister istemez kıyasladığımı fark ettim. Aradaki farklar neydi gerçekten? Olandan ziyade olmayana dair gördüğüm fark ise şuydu: Bugün şehir böyle bir felaketle karşılaşsa, yine düşmana hayran ve her türlü isteğini karşılamaya hazır (sayıca da hayli kalabalık) bir kitle mevcut ne yazık ki… Ülkesini düşman işgalinden kurtarmaya çalışırken verdiği savaşta bacakları kesilmiş, tramvaya sürünerek binmeye çalışan bir gazinin ellerine, ayakkabısının sivri topuklarıyla basarak yürüyüp gidebilecek olanlar da… Tek derdi alabildiğine eğlence, alabildiğine zevk olsun diyenler… Kendilerine hiçbir şey olmasın, isterse dünya yansın diyenler… İman, ahlak, namus, haysiyet gibi kavramlardan bucak bucak kaçanlar da… Kitabın adının Sodom ve Gomore olmasına neden olan o “malum” sapıklığa gelince… Aradaki fark işte tam da burada zuhur ediyor. Bugün uluorta yapılan şeyler o günlerde gizli saklıydı. Gizli saklı olması da bunun özendirici olup yayılmasına bir perde oluyordu elbette. Ama ne yazık ki kendi zevklerini ilah edinip hiçbir değer duygusuna sahip olmayan bu kitleler her çağda vardı, var olmaya da devam edecek. Bir de ne bütünüyle o çürümenin parçası olabilen ne de ona karşı sağlam bir duruş sergileyebilen “arada kalmış” ruhlar var elbette… İşte böyle bir karakter de Necdet üzerinden işlenmiş. Güçlü bir duygu akışıyla, sade bir dille ama derin bir tesir bırakarak birçok şeyi de sorgulamaya neden olacak bir eser bırakmış Yakup Kadri bizlere.
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
10/10
·311 syf.··
2022 22. kitabı
Kitabı okumamış olanlar için spoiler içerir. "Sodom ve Gomore" ismi, Tevrat'ta geçen iki lanetli şehri hatırlatıyor: ahlaksızlık ve yozlaşmanın sembolü olmuş şehirler. Karaosmanoğlu, bu ismi seçerek işgal altındaki İstanbul'un ahlaki çöküşünü, yozlaşmış insan ilişkilerini ve Batılılaşma hayranlığının insanları nasıl yozlaştırdığını vurguluyor. Kitabın ana karakterlerinden Leyla, işgalci askerlerle yakın ilişkiler kurarak, Batılılara özenen, köklerinden kopmuş bir kadın figürü. Kitabın diğer önemli karakteri Necdet ise, milli mücadeleye inanan, vatansever bir genç. Necdet'in Leyla’ya duyduğu aşk, onun ahlaki duruşuyla sürekli bir çatışma içinde. Necdet, Leyla’nın düşman askerleriyle olan ilişkilerinden rahatsızlık duysa da ondan kopamıyor. Leyla’nın temsil ettiği "bozulmuş İstanbul" ile Necdet’in temsil ettiği "direnen Anadolu" arasında bir gerilim var. Bu aşkın, aslında iki zıt dünya arasında gidip gelen bir metafor olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın, okura işgal altındaki İstanbul’da ahlaki değerlerin ne kadar derinden sarsıldığını hissettirmesi çok etkileyici. İstanbul'un Boğaz kıyılarında yapılan partiler, yabancı subaylarla eğlenen kadınlar, aslında toplumun ne kadar büyük bir çöküş içinde olduğunun resmidir. Sodom ve Gomore, işgal altındaki İstanbul’un karanlık yüzünü gözler önüne seren, çürümüşlüğe karşı bir ağıt gibi. Leyla ve Necdet’in aşkı, bir taraftan bireysel bir trajediyi, diğer taraftan ise bir milletin ahlaki uyanışını simgeliyor. Edebi olarak yoğun ama düşündürücü bir okuma arayanlara kesinlikle tavsiye edilir.
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi·311 syf.··
2023 41. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2023 21:29
Bu romanı bir İstanbul-Ankara yolculuğu esnasında okumaya başladım. Trende yanımda oturan bir gencin kitaba olan meraklı bakışları ve kitap okumaya teşne tavrı romanı kendisine hediye etmeme sebep oldu. Hal böyle olunca tekrar kitabı satın alıp okumaya başlamam hayli vakit aldı…. Türk Klasikleri dediğimiz romanları sadece yazarın muhayyilesinin ürünü olarak görmek hata olur herhalde. Onlarda aynı zamanda dönemin insanının hayata bakış açısını, ülkenin içinde bulunduğu durumu, toplumun psikolojisini vs… görmeye çalışmak yerinde olacaktır. Tabi bunların roman olduğunu göz önünde bulundurmak kaydıyla…. Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan bir devletin başkenti işgal altındayken bir tarafta teşkilatlanmaya çalışan vatanperver Türkler, diğer tarafta hiçbir milli hassasiyeti olmayan, zevk ü safa hayatına devam etmeye çalışan, kendilerine Türk demeye bin şahit isteyen insanlar…. Yakup Kadri Beyin bu romanı; payitahtta işgal kuvvetlerinin komutan ve askerleri ile hayatını yaşayan! ailelerin acınası hikayesidir…
Milli Mücadele
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma

Yazar Hakkında

Yakup Kadri KaraosmanoğluYazar · 29 kitap
27 Mart 1889´da Kahire´de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa´da başladı. 1903´te İzmir İdadisi´ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır´a döndü, öğrenimini İskenderiye´deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908´de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi´ni bitirmedi. 1909´da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916´da tedavi olmak için gittiği İsviçre´de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı´nı destekledi. 1921´de Ankara´ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.  1923´te Mardin, 1931´de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932´de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934´te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935´te Prag, 1939´da La Haye, 1942´de Bern, 1949´da Tahran ve 1951´de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960´tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974´te Ankara´da öldü.  Yazı Hayatı: Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler´in `sanat şahsî ve muhteremdir` görüşünü paylaştığı ve `sanat için sanat` yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında eserlerinde belli tarihi dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet´in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet´in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920´lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955´ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır.Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban´dır. Nur Baba Nur Baba, Karaosmanoğlu´nun ilk romanıdır. 1922´de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar Karaosmanoğlu´nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiği ve Çamlıca´daki bir Bektaşi tekkesine devam ettiği dönemdir. Nur Baba´yı Euripides´in Bakkhalar´ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır. Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir. Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekilliği yapmıştır. Kadro Dergisi'nin kurucularındandır. Dergi, devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Anadolu Ajansı'nın kurucularındandır, ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.