·
Okunma
·
Beğeni
·
12287
Gösterim
Adı:
Cezmi
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
356
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052111338
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınları
Namık Kemal (21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası), Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir.
Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı parlaküslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. ´´Vatan Şairi´´ ve ´´Hürriyet Şairi´´ olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinden eserler verdi. Özellikle Türk Edebiyatının ilk edebi romanı olan ´´İntibah´´ ve batılı anlamda Türk Edebiyatının sahnelenen ilk tiyatro eseri olan ´´Vatan Yahut Silistre´´ eserleriyle ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti´nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk´ün eserleri ve fikirleriyle etkiledi.
Tekirdağ´daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine ´´Mehmet Kemal´´ adını verdi. Çocukluğu annesinin babası abdülatif paşa´nın yanında geçti. Abdilatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi. Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon´a taşındılar. 1848 yılında annesi Zehra Hanım´ı Afyon´da kaybetti.Mehmet Kemal, yaşamını dedesinin yanında sürdürdü.
Abdülatif Paşa´nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetitirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon´daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul´a gelmişti. Orada, 3 ay Bayazid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi´ne devam etme fırsatı buldu.
356 syf.
·4 günde·6/10
Cezmi,temelinde Kanuni'nin oğlu olan II.Selim zamanında yapılan Osmanlı-İran Savaşlarını konu alıyor.Aslında kitabı okumaya başlamadan önce beklentim Cezmi diye birinin çıkıp bu savaşlarda gösterdiği kahramanlıkları anlatmasıydı.Nitekim başlangıçta öyle oldu.Birkaç bölüm dönemin devlet adamları ve ülkelerin siyasetleri hakkında bilgiler vererek ilerlerken tam da beklediğim gibi Cezmi icraatlerine başlamıştı.Sonra Osmanlı için savaşan Kırım şehzadeleri Adil Giray ve Gazi Giray'ın İran'a esir düşmesinden sonra roman bambaşka yerlere gitti.İş Cezmi'den çıkıp Adil Giray merkezli bir saray entrikaları romanına döndü.Ben tarihi romanlarda bu tarz entrikalardan acayip sıkılsam bile yine de keyifle okudum.Beklediğim kurguyu bulamasam da bulduğum kurguyu sevdim diyebilirim.
348 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Tanzimat Dönemi'nde edebiyatımıza birçok yeni tür girer. Roman, hikaye, deneme, makale, fıkra gibi türler edebiyatımıza bu dönemde girmiştir.

Bu dönemde roman türünün ilk örnekleri çeviri yoluyla Türk Edebiyatı'na girer. İlk çeviri roman Yusuf Kamil Paşa'nın Fransız bir yazar olan Fenelon'dan çevirdiği ve adına Tercüme-i Telemak verdiği eser olmuştur.

1. Nesil Tanzimat romanı romantizm etkisindedir. Romanlar eğitim için bir araç olarak kullanılmıştır. Bu dönemde sosyal konulara sıkça yer verilmiş ve başlıca konular kölelik-cariyelik, yanlış batılılaşma ve kültürel değişimdir. Mekan sosyal romanlarda İstanbul'dur. Tarihi romanlarda mekan İstanbul ve İstanbul dışıdır. Cezmi romanında da mekan İstanbul dışıdır. Romanda teknik kusurlar görülür. Yazar sık sık araya girer. Namık Kemal de 1. Nesil sanatçısıdır.

2. Nesil Tanzimat romanı ise realizm etkisindedir. Romanlar teknik yönden güçlenmeye başlar. Romanın temel amacının sanat olduğu görüşü hakimdir. Dilin sadeleşmesine yönelik düşünceler ortadan kalkar.

Cezmi romanı da bu özellikler dikkate alınarak incelenmelidir.

Cezmi romanı Sokullu Mehmet Paşa döneminde başlar. Mekan olarak İstanbul'da başlasa da Azerbaycan ve İran'da sürer. Tebriz sarayında ise roman sona erer.

Cezmi'den bahsedecek olursak Cezmi bir atlı spor ustasıdır. Bu yeteneği sayesinde Ahmet Paşa ile tanışır ve bir yemekte şairlikte de usta olduğunun anlaşılmasıyla Nevi ile tanışma fırsatı bulur.

1570 yılında İran seferine katılır. Bu sefer sonucunda yaptıklarıyla ünü artar. Sefer esnasında kendisine düşman olan Pertev adında bir düşman askerini boğulmaktan kurtarır ve onunla dost olurlar.

Yine bir seferde Cezmi Adil Giray ile tanışır. Savaşlardaki becerileri sayesinde Adil Giray'ın da beğenisini kazanır.

Savaş esnasında Adil Giray ve Gazi Giray (Adil Giray'ın kardeşi) İranlılara esir düşer. Adil Giray'ı esir eden Hamza Mirza'dır.

Hamza Mirza onları başkente götürmek ve bunun sonucunda ün sahibi olmak ister.

Adil Giray ve Gazi Giray Şah'ın karısı olan Şehriyar tarafından farklı yerlere hapsedilir. Gazi Giray bir adada "Kahkaha Zindanı" denilen yerde hapsedilir. Bu durumun sebebi Şehriyar'ın Adil Giray'a aşık olması ve bunu Gazi Giray'ın öğrenmesini istememesidir. Şehriyar Adil Giray ile görüşebilmek için türlü şeyler yapar.

Adil Giray'ın esir düştüğü zamanlar İran'ı yönetenler kör bir şah, şahın karısı Şehriyar ve şahın kardeşi Perihan'dır. Şehriyar'ın oğlu olan Hamza Mirza da savaşlarla ilgilenmektedir.

Şehriyar Adil Giray ile müzakereler yapar ve Perihan bu durumdan şüphelenir. Perihan da bu müzakerelere katılmak ister.

Şehriyar Adil Giray'a duyduğu aşkı yalnız oldukları bir an açıklar. Şehriyar romanın kötü kadını olduğu için Perihan'ı Adil Giray'a kötü bir biçimde tanıtır.

Adil Giray ise Şehriyar'ın tüm bu anlattıklarına inanıyormuş gibi yapıp onu kullanarak ülkesine dönmek istemektedir.

Şehriyar gibi Perihan da Adil Giray'a aşık olmuştur. İlk görüşmelerinde Adil Giray kendisine anlatılandan çok daha iyi biri olduğunu anlamıştı. Perihan'ın yüzünü de göstermesiyle o da Perihan'a aşık olur.

Şehriyar ve Perihan ikisi de Adil Giray'a aşık olduklarını anladıklarında aralarında kıskançlık ve kötülükler ortaya çıkar. Adil Giray'ın Perihan'ı sevdiğini anlayan Şehriyar ikisini de öldürmek için planlar yapar.

Cezmi Adil Giray'ın esir düştüğü haberini alınca ona yardım etmek için hemen yola koyulur. Cezmi, Adil Giray'ın odasını bulur. İran devletini yıkmak için planlar yapmaya başlar. Cezmi bu planları gerçekleştirmek için Abbas'ı kullanır. Abbas bir İran askeridir.

Şehriyar'ın planları istediği gibi gitmez ve kendi ölümüne sebep olur. Yine de Şehriyar'ın askerleri Adil Giray'ı ve Perihan'ı öldürür. Ancak bu aşklarını yok etmeye yetmez. İkisi de aynı mezara gömülür. Cezmi ise tüm bu olanlardan sonra kılık değiştirip vatanına geri döner.
382 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
16. yüzyılda yaşanan Osmanlı-İran savaşının, Türk askeri Cezmi, Türk ordusuna destek veren Kırım Hanı Adil Giray, İran Şahı'nın kız kardeşi Perihan ve Şah'ın karısı Şehriyar karakterleri üzerinden anlatıldığı bir roman. Savaşın oluşum sebepleri, gelişimi, Osmanlı ve İran Devletlerindeki makam mevki mücadeleleri birçok entrikayla birlikte işleniyor. Eserde İran ve Osmanlı arasındaki mezhep farklılığı ve milliyetçilik üzerine Namık Kemal'in önemli yorumlarını görüyoruz. Yine Kanuni'den sonra bozulan Devlet yönetim anlayışı Namık Kemal tarafından eleştirel boyutta ele alınıyor. Roman, bazen savaş sahnelerinin anlatıldığı sürükleyici bir esere, bazen ikili ilişkiler ve entrikaların ön plana çıktığı pembe bir diziye, bazen Namık Kemal'in araştırma ve incelemelerini ortaya koyduğu bir tarih kitabına, bazen de şiirlerle donatılmış bir kitaba dönüşüyor. Anlayacağınız çok boyutlu, akıcı ve sürükleyici bir eser. Yazdıkları ve söyledikleri sonucu Osmanlı'da sürgünlerin adamı haline gelen Namık Kemal'in, düşünce ve görüşlerini anlamak için de faydalı bir eser olduğunu belirtiyor, iyi okumalar diliyorum.
367 syf.
·8/10
Namık Kemal, nam-ı diğer vatan ve hürriyet kahramanı. Tanzimat döneminin önemli aydını. Mustafa Kemal Atatürk'ün 'hislerinin babası' tanımını yaptığı bir isim. Yani "Namık Kemal" demek, fıkralarla anımsatmak, şuursuzca "Namık Kemal" adını kirletmek, Türkiye'ye ve geçmişe yapılan büyük hakarettir. Namık Kemal gibi büyük bir ismi, hele de hürriyet sevdalısı bir ismi küfür eder gibi bilip bilmeden "Namık Kemal" demek, onu fıkralarla anmak büyük yanlıştır. Öncelikli olarak bunu zihinlere kazımak gerekiyor.

Kitaba gelecek olursak; kitap, özellikle sonlara doğru film gibi akıp gidiyor. Tarihi bir roman olduğu için, tarih üzerinden göndermeler yaparak ilerleniyor. Burada da yazarın tarihi bilgisini görmüş oluyoruz. Bizi, geçmişe götürüyor, 16. yüzyıla, yani tam da Osmanlı-İran rekabetinin yaşandığı, Kırım Hanlığının elden çıkmadığı bir döneme. Kırım Hanlığı da, o dönemlerde Osmanlı Devleti'ne tabî bir devletti. Kitabın yazıldığı dönemlerde Rus Çarlığının elinde, Osmanlı Devleti de, İran da eski gücünde değil. O rekabeti de yok. İki devlet arasında zamanında öyle bir çatışma oluyordu ki; Tebriz vardı örneğin, bir Osmanlı Devleti'nin eline geçerdi, bir de İran'ın. Günümüzde Tebriz, malûm İran'ın elinde ve "Güney Azerbaycan" diye de geçmekte. Türk nüfusu çoğunlukta.

Kitap, dönemine göre oldukça iyi. Hatta günümüzdeki kitaplara da taş çıkarır. Geçmişteki karakter üzerinden, çarpık ilişkiler ağı kuruluyor, aşk ile vatan ikilemi üzerinde kalınıyor. Tarih olsun da, çarpık ilişkiler ağı olmasın, şaşılır. Koskoca üç padişah dönemi görmüş Sokullu Mehmet Paşa vardı, o bile saray içindeki entrikalara kurban gitmişti. Yani bu kitabın içerisinde geçen hikayedeki entrikalar ağı, koskoca bu paşanın suikaste kurban gitmesindeki entrika ağından daha acı değil. Koskoca devleti yönet, entrika yüzünden suikaste kurban gidip canından ol.

Kitap yer yer de sıkıcı oluyor, o da entrikanın sıkıcı hâl alması. Doğaldır, günümüzde bile fazla entrika görelim, bir müddet sonra sıkılıp bırakır gideriz. Neyse ki, kitabı güzelleştiren film gibi yapan bir ilerleyiş söz konusu oldu sona doğru. Ağır ağır giden filmin sonlara doğru açılması ve anlamlı hâle gelmesi gibi oldu. Bir diğer olumsuz taraf ise, kitaba ismini veren karakterin çok fazla rolünün bulunmaması.

Namık Kemal, 48 yaşındaki ömrünü halkı bilinçlendirmek adına gazeteler çıkarıp gazetecilik yapmış, yazarlık yapmış, devlet adamlığı yapmış. İlklere imza atan isimlerden birisi kendisi, sanırım dönemine en büyük damgayı sahnelenen ilk tiyatro eserini yazmasıyla yapmış olsa gerek. Bir tiyatro düşünün, ilk defa yayınlanıyor ve unutmayalım ki, görsel olan şeyler daha çok akılda kalır. Ayrıca o dönemi düşündüğümüzde okuma yazma oranlarının düşüklüğü de söz konusuydu. Haliyle tiyatro oyunun etkisi daha da kendisini belli etmiştir.

"Namık Kemal" diyerek komiklik yaptığını, "Namık Kemal" adı altında fıkra anlattığını sananlar, devrin en büyük aydınlarından ve birçok ismi etkileyen birisine hakaret ettiklerinin farkına varsınlar ve bunun mizah malzemesi olmayacağını anlasınlar.
356 syf.
·7/10
#okudumbitti #NamıkKemal
Türk edebiyatımızın ilk tarihi romanı olarak geçen bu eser tarihi kısmını oldukça iyi yansıtmakla beraber içinde guvenilirlikten,askerlikten ve tabiki aşktan bahsediyor.Aslinda kitabın temelinde cesur yürekli asker Cezminin basından geçenler anlatılsa da bizi eserde cezbeden olay şüphesiz Kırım Hanı Adil Giray ve Iran tahtındaki Perihan'ın aşkı tabi arada kötü kadın Şehriyari da unutmamalı 2.Selim döneminde Osmanlıda geçen birtakım olayları ve Irandaki gelin görümce tahtın arkasından iş çevirmeleri anlatan bunun yanında vatani için canından bile olsa asla milletinden vazgeçmeyen Türk askerini anlatan güzel bir eser.Edebiyatimizdaki yeri büyük,bu kadar geç okumasaydım keşke dediğim bir eser tavsiye ederim
**İyi kalpli olmayan aklı kıt kişiler her zaman ikiyüzlü,karaktersiz olmayı ve ikili oynamayı büyük bir marifet sayarlar. Birbirine zıt olan şeyleri bir arada tutmanın akla ve mantığa uymadığını bir türlü akıl edemezler.Kar ve tipi içinde birtakım izleri görüp de hicbirinin arkasından gelmedikleri halde,bu izlerden hiçbirini kaybetmemek için bir taraftan diğer tarafa koşan yol bilmez yolcular gibi iki yol arasında kararsız kalıp kendilerini harap ederler.**
320 syf.
·7/10
https://caglaninkitapligii.blogspot.com/...ani-uzerine.html?m=1

Tarihî roman alanında yazılmış ilk roman olarak kabul edilen Cezmi, konusunu II. Selim devrinde başlayıp aralıklarla yarım yüzyıl devam eden Osmanlı - İran savaşlarından alır. Eserin girişinde 16. yüzyıl hakkında genel bir bilgi verilir. Bu, Namık Kemâl'in eğitici yönüyle alakalıdır. Ayrıca Namık Kemâl'in hemen hemen birçok eserinde "tarih"ten esinlenmesi, etkisi altında olduğu "romantizm" akımıyla ilgilidir.


Romanın başlangıcındaki bilgi kısmının, romanın akışıyla bir ilgisi yoktur. Bu kısımda ilgimi çeken bazı bilgiler şunlar oldu:


"...Her şey bir yana, 15. yüzyılda Kristof Kolomb (Kolomb, Latin dillerinde güvercin anlamına gelir.) isimli meşhur kâşif, Nuh'un gemisinden karayı bulmaya giden güvercin gibi, ağır tenkitlere kulak asmayarak Amerika'yı keşfetmiştir..."


"...İran'ın o zamanki hükümetine hem maddi hem de manen 'körler dünyası' dense yerindedir..."


"...Çaldıran'a giderken yeniçeriler, Yavuz gibi bir cihan imparatorunun çadırına kurşun bile sıkarak isteksizliklerini ortaya koymuşlardı..."


"...Oldukça varlıklı olan bu devir, hediyeler devri ve büyüklerden birine mutlak bağlılık devriydi..."


Namık Kemâl, eserinde dipnotlar kullanarak da dönemi için bir ilke imza atmıştır. Özellikler romanın girişindeki "bilgi verici" kısımda bolca dipnot bulunur.


Romanın bundan sonraki kısmı oldukça bilindik ve abartılmış bir hikâye. Romana ismini veren Cezmi karakteri, kahramanlıklarıyla ünlenmiş bir kişidir. O, bir gün Adil Giray'la tanışıp arkadaş olur. Ancak Adil Giray ve onun kardeşi İranlılar tarafından esir edilir. İşte bu andan itibaren romanın başkarakteri Adil Giray olur. Romana ismini veren kişi Cezmi olmasına rağmen, onun hikâyesini ve karakterini tam olarak öğrenemeyiz. Namık Kemâl bu romanın devamını yazmayı düşünmüş, ancak yazamamıştır. Romanın devamı yazılsaydı belki de Cezmi'yi daha iyi tanıyabilirdik.


Romanda daha çok Adil Giray ve onun aşk üçgeni anlatılır. Yazar, Adil Giray'ı çok beğendiğini gizlemez ve onun İran tahtını hak ettiğini söyler. Ancak bütün bu olumlu ifadelere rağmen Adil Giray; zaman zaman çok basiretsiz hareket eden, kendisini seven iki kadın arasında kalan, iradesiz bir insandır.


Romanın iki canavarı andıran kadınları Şehriyar ve Perihan -yazar okuyucuya birini iyi, ötekini kötü göstermeye çalışsa da- birbirlerinin kopyasıdırlar. İki karakter de aşkları ve ihtirasları söz konusu olduğunda gözlerini karartırlar. Perihan genç ve güzeldir. Namık Kemâl ondan övgüyle bahseder. Doğal olarak Adil Giray'ın âşık olduğu kişi de Perihan'dır. Şehriyar ise yaşlı ve çirkindir. Namık Kemâl onu masallara özgü bir tarzda tasvir eder. Şehriyar, masallardaki kötü kalpli cadılar kadar çirkindir. Oğlu yaşındaki Adil Giray'a âşık olur ve bu uğurda ona bile nice kötülükler yapar. Namık Kemâl belki de bu hususta Ferhat ile Şirin'in arasına giren Şirin'in ablası Mehmene Hatun'u düşünmüştür.


Bu üçlünün sonu, hepsinin felaketiyle biter. Bu da romantizmin abartılı sonlarına uygundur. Namık Kemâl'in "İntibah" romanında da bu "felaketli son"u görürüz.


Yazarın iki romanı da birbirine benzer. İkisinde de konuşmalar ve hareket azdır, tasvirler öznel ve abartılıdır. Ancak edebiyatımızda bir ilk olması ve dönemin şartları hakkında bilgi vermesi bakımından -görece sıkıcı olsa da- bu romanın okunması taraftarıyım.


BİR NOT:


Namık Kemâl'in, 21 yaşında kendini vurarak öldüren torununun adı da Cezmi'dir. Ali Ekrem Bolayır ona, dedesinin roman kahramanının adını vermiş. Söylenene göre kendinden yaşça büyük olan keman öğretmenine âşık olan Cezmi, intihar etmiştir. Ne kadar doğrudur bilinmez tabi, bu biraz işin magazin kısmı.
356 syf.
·Puan vermedi
Lise ikinci sınıfta okumuştum. Okumuştum da pek bir şey anlamamıştım. Romanlarından ziyade, şiirlerini daha çok severim Namık Kemal' in. Hala da öyle.
356 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Cezmi çok uzun zaman önce okuduğum bir kitap. Bu kitabı okumadan önce tarihi kitapları sevmezdim ama bu kitap ile beraber tarihi kitaplara olan bakış açımda değişti. Bu yüzden yıllar geçse de Cezmi'nin yeri benim için ayrı olacaktır.
368 syf.
·9 günde·9/10
Türk Edebiyatı'nın ilk tarihi romanı Cezmi. Kitabın ismine ve tarihi roman olması itibariyle farklı bir roman olarak düşünmüştüm kendi içimde. Ama düşündüklerim okuduktan sonra bambaşka bir hâl aldı diyebilirim. İlk olarak tabiki kitap tarihi yönden başlayıp Osmanlı-İran savaşlarına ve dönemin mezhep farklılıklarına değinirken daha sonra kahramanımız Cezmi ve Cezmi'nin özelliklerinden, başarılarından bahsediyor. Bu şekilde devam ederken konu Kırım Hanı Adil Giray ve Perihan arasındaki aşka dönüşüyor. Aşk olup da içinde bir de aşığa rakip kişi olmadan olur mu deyip Şehriyar'ı buluyoruz karşımızda. Olaylar tarihten çıkıp bir anda pembe dizi halini alıyor ve Şehriyar, Perihan ve Adil Giray arasındaki bir aşk üçgenine dönüşüyor.Kendimi konuya kaptırıp giderken durup Cezmi nerde neden ondan bahsedilmiyor dediğim oldu. Bir gözüm hep Cezmi'yi aradı diyebilirim. :) Kitaba ismini vermiş karakterin kitapta az anlatılması açıkçası bana garip geldi. Cezmi'den daha fazla bahsedilmesini isterdim. Ama bir yandan kitabın geneline bakıldığında Namık Kemal anlattığı bazı yerlerde Peçevi tarihinden alıntılar yapmış ve not olarak eklemiş. Cezmi'nin yazmış olduğu şiirler, Adil Giray ve Perihan arasındaki aşk mektupları ve yine birbirlerine yazdıkları şiirler gerçekten etkiliyici. Şehriyar'ın korucu askere ettiği beddualar ve tehditler de bir o kadar yaratıcı :) Son olarak kitap hiç ummadığım bir şekilde bitti diyebilirim. Evet yine okunması gereken bir kitabı daha okuyup bitirdiğim için mutluyum. Tavsiye edilir. İyi okumalar. :)
349 syf.
·3 günde
1578-1579 Osmanlı - Safevi savaşını anlatan Namık Kemal'in Türk edebiyatına kazandırdığı ilk tarihi romandır. Romantizm akımının etkisiyle yazılmış bir kitap. Zira esere baktığımızda aşk, ölüm, iyi ve kötü çatışmasını görürüz. Cezmi tamamen vatanseverlik duygularıyla hareket eden ve bu uğurda ölüme hiçe sayan karakterimizdir. Ancak romanın başlarında Cezmi'nin kahramanlıklarından falan bahsedilse de, romanın büyük bir kısmında Kırım hanı Adil Giray çıkar karşımıza. O yüzden kitabın adı Adil Giray olsa daha uygun olurmuş dedirten bir eser oldu benim için . Adil Giray'ın Safevi devletine tutsak olduktan sonra Şahın kız kardeşiyle olan aşkı ve yine Adil Giray'a aşık, kırk yaşında yani Adil Giray'dan tam on altı yaş büyük şahın Şehriyar adlı karısı... Kitabın sonunda Adil Giray ve Perihan'ın şehit edilmesi kitabın en hüzünlü yeriydi. Beğendim, güzel kitaptı. Yalnız tarihi roman okumaktan sıkılan biriyseniz okumayın derim zira bütüne baktığımızda tarihi konular sıkça konu edilmiş.
356 syf.
·Beğendi·8/10
Namık kemalin bu romanında 16. yy sonlarında osmanlı ve iran arasında yapılan savaşlar, bu savaşlarda türk, tatar askerlerinin gösterdiği başarılar ve cezmi adında kahramanın cesur ve yiğitliği anlatılıyor..
Paşa paşa, üzülme! Bu devlet öyle bir devlettir ki, isterse bütün donanmanın demirlerini gümüşten, yelkenlerini atlastan, halatlarını da ibrişimden yaptırır!..
Bilirsiniz ki, akıllı kafaların karşılıklı fikirlerinin müzakeresinden doğru sonuçlar çıkar, ancak bazı kafalar kabak olunca ortaya fikir yerine çekirdek dökülür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cezmi
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
356
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052111338
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınları
Namık Kemal (21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası), Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir.
Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı parlaküslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. ´´Vatan Şairi´´ ve ´´Hürriyet Şairi´´ olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinden eserler verdi. Özellikle Türk Edebiyatının ilk edebi romanı olan ´´İntibah´´ ve batılı anlamda Türk Edebiyatının sahnelenen ilk tiyatro eseri olan ´´Vatan Yahut Silistre´´ eserleriyle ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti´nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk´ün eserleri ve fikirleriyle etkiledi.
Tekirdağ´daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine ´´Mehmet Kemal´´ adını verdi. Çocukluğu annesinin babası abdülatif paşa´nın yanında geçti. Abdilatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi. Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon´a taşındılar. 1848 yılında annesi Zehra Hanım´ı Afyon´da kaybetti.Mehmet Kemal, yaşamını dedesinin yanında sürdürdü.
Abdülatif Paşa´nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetitirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon´daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul´a gelmişti. Orada, 3 ay Bayazid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi´ne devam etme fırsatı buldu.

Kitabı okuyanlar 1.798 okur

  • İdris Yılmaz
  • Kaktüs Okur
  • Ardıç Ağacı
  • Fatih Akay
  • Ayşe YANAR
  • esra
  • İşin Aslı
  • NURULLAH
  • Nur
  • Enes

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%5.1
18-24 Yaş
%31.4
25-34 Yaş
%34.3
35-44 Yaş
%19.1
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.5
Erkek
%37.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.7 (54)
9
%9.5 (35)
8
%13.9 (51)
7
%14.1 (52)
6
%7.1 (26)
5
%3.5 (13)
4
%0.8 (3)
3
%0.8 (3)
2
%0.8 (3)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları