Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bin Can Feda Senin Gibi Can Yoldaşıma
Puan vermedi·356 syf.··
2022 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2022 22:06
16. yüzyılda yaşayan yiğit bir sipahidir. Osmanlı-İran savaşı başlayınca gönüllü asker olarak bu savaşa katılır ve bu vesile ile Adil Giray’la tanışır. Adil Giray Kırım şehzadesidir. Savaşta Osmanlı orduları üstün gelmektedir ancak Adil Giray ve kardeşi Gazi Giray esir düşmüştür. İran hükümdarının karısı Şehriyar Adil Giray’a aşık olur bu sebeple onu Tebriz sarayında güzel bir köşkte ağırlar ancak kardeşi Gazi Giray’ı kahkaha zindanlarına kapanır. İran şahının kız kardeşi Perihan da Adil Giray’a aşık olur. Şehriyar kötü kalpli, sinsi ve çirkef bir kadındır onun tersine Perihan iyi yürekli bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Adil Giray da Perihan’a aşık olur. Osmanlı’nın ve Perihan’ın da desteğiyle İran saltanını ele geçirmek istemektedir. Şehriyar bunu haber alır ve taraflar arasında ciddi mücadeleler yaşanır. Sonunda Perihan, Adil Giray ve Şehriyar ölür, Cezmi ise ağır yaralanır. En sonunda Cezmi derviş kılığında ülkesine geri döner. Roman Tanzimat edebiyatı döneminde yazılmış ve ilk tarihi roman özelliği taşıyor. Oldukça başarılı ve bir solukta okunan bir roman. Namık Kemal’in okuduğum ilk romanı ancak beni oldukça etkiledi. Anlatımı, olay örgüsü ve üslubu oldukça başarılı bir roman. Türk edebiyatının ilk romanlarından olmasına ve yazıldığı dönemde bir çok açıdan eleştirilmesine rağmen, klasikler arasında yer almayı hakeden bir eser.
Tarih
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
7/10
·356 syf.··
2019 8. kitabı
#okudumbitti #NamıkKemal Türk edebiyatımızın ilk tarihi romanı olarak geçen bu eser tarihi kısmını oldukça iyi yansıtmakla beraber içinde guvenilirlikten,askerlikten ve tabiki aşktan bahsediyor.Aslinda kitabın temelinde cesur yürekli asker Cezminin basından geçenler anlatılsa da bizi eserde cezbeden olay şüphesiz Kırım Hanı Adil Giray ve Iran tahtındaki Perihan'ın aşkı tabi arada kötü kadın Şehriyari da unutmamalı 2.Selim döneminde Osmanlıda geçen birtakım olayları ve Irandaki gelin görümce tahtın arkasından iş çevirmeleri anlatan bunun yanında vatani için canından bile olsa asla milletinden vazgeçmeyen Türk askerini anlatan güzel bir eser.Edebiyatimizdaki yeri büyük,bu kadar geç okumasaydım keşke dediğim bir eser tavsiye ederim İyi kalpli olmayan aklı kıt kişiler her zaman ikiyüzlü,karaktersiz olmayı ve ikili oynamayı büyük bir marifet sayarlar. Birbirine zıt olan şeyleri bir arada tutmanın akla ve mantığa uymadığını bir türlü akıl edemezler.Kar ve tipi içinde birtakım izleri görüp de hicbirinin arkasından gelmedikleri halde,bu izlerden hiçbirini kaybetmemek için bir taraftan diğer tarafa koşan yol bilmez yolcular gibi iki yol arasında kararsız kalıp kendilerini harap ederler.
Tarih
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
Puan vermedi·356 syf.··
2021 79. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 05:19
Türk edebiyatının ilk tarihi romanıdır. Namık Kemal'in daha önceki kitaplarında aldığım tadı bu kitapta aldığımı söyleyemeyeceğim. Aslında isminden anlaşılacağı üzere Cezmi'nin daha çok rol almasını bekliyordum ama tarihi bir karakter olan Adil Giray daha çok yer aldı. Kitabımızın ana teması aşktır. Tarih severlerin seveceği bir kitap . İyi okumalar.
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
9/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Cezmi Türk edebiyatında ilk tarihi roman olma özelliğine sahiptir. Namık Kemal aslında iki cilt olarak yazmayı planlamış ama ön sözde de belirtilen bazı sebeplerden ötürü ikinci cildi yazamamıştır. Baştan sona romantik edebiyat unsurları taşıyan roman, asli olarak bir aşk hikayesini ve bu aşkın hazin sonunu anlatır. Osmanlı Devleti'nin yükselmeye başladığı, Fatih, Yavuz, Kanuni gibi padişahların çıktığı, Sokullu Mehmet gibi basiretli bir sadrazamın iş gördüğü dönemde Cezmi ve Adil Giray isimli kahramanlarımız dünyaya gelir. Cezmi, Osmanlı ordusunda bir basit asker iken, Adil Giray, Kırım prensidir. Cezmi İran - Osmanlı savaşına katılır. Adil Giray ve arkasında binlerce kişilik ordusu ise Osmanlı ordusuna yardıma gelir ve ikilinin tanışıp dostluk kurması uzun sürmez. Sonraları savaşta İran'a esir düşen Adil Giray, İran sarayına kadar götürülür ve orada şahın karısı Şehriyar ve onun aşkı tarafından esir düşürülür. Şehriyar'ın büyük aşkına karşın Adil Giray ona hiçbir şey hissetmemekte ve hatta şahın kız kardeşi Perihan ile birbirlerini sevmektedirler. Perihan-Adil Giray ikilisi birlikte olabilmek için saraya ihtilal yapma planları kurarlar ve kendilerine yardım edebilecek güvenilir birilerini ararlar. Bu güvenilir kişi ise Cezmi'dir. Perihan-Adil Giray-Şehriyar aşk üçgeni nice hüsranlar, nice ayrılıklar, nice üzüntülerle bitse de ikilinin aşkı baki kalır. Bu arada kitaba ismini veren karakterimiz Cezmi dostunu kaybetmenin acısıyla yollara revan olur.
1000Kitap
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
tarihi roman
8/10
·356 syf.··
2025 98. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 20:17
Kitabın ismi, romanda çok az rol bulabilen Cezmi yerine Adil Giray ve Perihan'ın aşkı gibi bişey olmalıydı:) beyitler harika. Bir dönem için bilgilendirici tarihi roman..
1000Kitap
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
10/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2016 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2016 09:02
Cezmi çok uzun zaman önce okuduğum bir kitap. Bu kitabı okumadan önce tarihi kitapları sevmezdim ama bu kitap ile beraber tarihi kitaplara olan bakış açımda değişti. Bu yüzden yıllar geçse de Cezmi'nin yeri benim için ayrı olacaktır.
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
Puan vermedi
Tanzimat Döneminde eser veren Namık Kemal vatan, millet, hürriyet konularında eser vermiştir. Cezmi de tarihimizdeki ilk tarihi roman olarak edebiyatımızda kendine yer bulmuştur.
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
9/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2018 62. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2018 21:23
16. yüzyılda yaşanan Osmanlı-İran savaşının, Türk askeri Cezmi, Türk ordusuna destek veren Kırım Hanı Adil Giray, İran Şahı'nın kız kardeşi Perihan ve Şah'ın karısı Şehriyar karakterleri üzerinden anlatıldığı bir roman. Savaşın oluşum sebepleri, gelişimi, Osmanlı ve İran Devletlerindeki makam mevki mücadeleleri birçok entrikayla birlikte işleniyor. Eserde İran ve Osmanlı arasındaki mezhep farklılığı ve milliyetçilik üzerine Namık Kemal'in önemli yorumlarını görüyoruz. Yine Kanuni'den sonra bozulan Devlet yönetim anlayışı Namık Kemal tarafından eleştirel boyutta ele alınıyor. Roman, bazen savaş sahnelerinin anlatıldığı sürükleyici bir esere, bazen ikili ilişkiler ve entrikaların ön plana çıktığı pembe bir diziye, bazen Namık Kemal'in araştırma ve incelemelerini ortaya koyduğu bir tarih kitabına, bazen de şiirlerle donatılmış bir kitaba dönüşüyor. Anlayacağınız çok boyutlu, akıcı ve sürükleyici bir eser. Yazdıkları ve söyledikleri sonucu Osmanlı'da sürgünlerin adamı haline gelen Namık Kemal'in, düşünce ve görüşlerini anlamak için de faydalı bir eser olduğunu belirtiyor, iyi okumalar diliyorum.
Tarih
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
8/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2017 31. kitabı
Namık kemalin bu romanında 16. yy sonlarında osmanlı ve iran arasında yapılan savaşlar, bu savaşlarda türk, tatar askerlerinin gösterdiği başarılar ve cezmi adında kahramanın cesur ve yiğitliği anlatılıyor..
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
Puan vermedi·356 syf.··
2007 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2007 00:00
Türk edebiyatının ilk tarihî romanı sayılır. Romanda II. Selim Dönemi’nde İranlılarla yapılan savaşta yer alan vatansever bir askerin, Cezmi’nin, başından geçenler anlatılır. Tarihî roman özelliği taşımakla birlikte sürükleyici bir aşk ve tutku romanıdır. Yedinci yüzyılda yaşamış şair ve atlı spor ustası Cezmi, İranlılarla yapılan bir savaşa katılır. Orada bir zaman sonra Kırım şehzadesi Adil Giray’la tanışıp arkadaş olur. Adil Giray bir baskında yakalanır. Şahın karısı Şehriyar, Adil Giray’a âşık olur. Adil Giray ise şahın kız kardeşi Perihan’a âşık olmuştur. Şehriyar ve Perihan aynı kişiye aşık olduklarını anlayınca artık aralarında bir kıskançlık yarışı başlar. Ayrıca Adil Giray’ın da Perihan’ı sevdiğini anlayan Şehriyar, her ikisini de öldürmek için planlar yapar. Adil Giray esir düştükten sonra Cezmi bu haberi alır ve Adil’in yardımına koşar. Cezmi, bir şekilde Adil’in bulunduğu odaya girmeyi başarır. Bundan sonra kaçış ve İran’daki yönetimi yıkıp yerine kendilerini getirmek için planlar yapmaya başlarlar. Cezmi bu planları uygulamak için bir İran askeri olan Abbas’ı kullanır. Ancak Şehriyar’ın yaptığı bütün planlar suya düşer ve bu planın sonuçları kendisinin ölümüne sebep olur. Şehriyar’ın askerleri Perihan ve Adil Giray’ı da öldürürler fakat aşklarını yok edemezler. Her ikisi de Cezmi tarafından aynı mezara defnedilir. Cezmi kılık değiştirerek vatanına geri döner.
1000Kitap
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.