Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kürşad!
10/10
·626 syf.··
2021 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2021 13:28
Keşke bitmeseydi dedirten yaklaşık 600 sayfalık eşsiz kitap... Evet kitap bitti, bitmesin diye sayfaların gözünün içine baktım desem yeridir. Böyle güzel kitapları niçin daha ön planda tutmuyoruz şaşırıyorum doğrusu. 10 üzerinden 1000..000 veriyorum. Ufak çaplı araştırmalarımdan öğrendiğim kadarıyla eskiden iki kitap olarak basılan bu güzel sayfalar şimdi birleştirilip tek kitap halinde "Bozkurtlar" ismiyle basılıyormuş. Pek güzel düşünmüşler çünkü ne birinci kitabı okuyan ikincisinden eksik kalsın, ne de bir sıralama hatası yapılıp ikinci birinciden önce okunsun. Bu şekilde her kütüphanede baş köşede bulunsun. Yahu insanın içindeki solmuş heyecanı tutkuyu şiddetle harekete geçiren bu kitabı ben kütüphaneye koysam da ata biner şaha kalkar yani nasıl tutacağım bilemiyorum :) öyle güzel öyle etkileyici bir eser ki hayran kaldım. Ben Kürşad'ın hikayesini merak ettiğim için onun geçtiği kitapları araştırırken bunu en iyi Nihal Atsız yazmıştı dediler diye aldım bu kitabı, ama iyi ki almışım iyiki de tanışmışım bu yazarla. Keşke daha çok yazsaymış. Bu kitabı eline alıp da uçsuz bucaksız bozkırda at sürmemiş, kana kana kımız içmemiş, düşman ile karşı karşıya gelip savaşa girmemiş olarak bırakanın vay haline. Okurken dil ve yazım şekli dolayısıyla asla yorulmayacaksınız ama sizi yoran heyecanınız olacak, sizi yoran kabaran milliyetçilik duygularınız olacak. Öldükçe dirilen, bir'den bin'e çoğalan bu millet ile gurur duyacaksınız. İçiniz titreyecek, ecdadınıza minnet duyacaksınız. Koskoca Çin sarayına kırk çerisiyle dalan Kürşad'ın, onların olmayan yüreklerine saldığı korkunun nelere sebep olduğunu görecek övüneceksiniz. Ömür dediğin nedir ki deyip ömrünü uğruna feda ettikleri ülküyü görüp kıvanç duyacaksınız. İslamiyetin henüz varmadığı memleketteki Türk töresinin de ne kadar
Türk Tarihi
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Puan vermedi·584 syf.··
2023 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2023 03:18
İnandığın uğurda elinden gelenin katbekat fazlasını yapmak ve sonunda canından olacağını bilsen bile gözünü kırpmadan “kadere” razı gelmek. Elinde başka seçenekler varken ailen, toprakların ve insanlar için en kötüsüne maruz kalmak. Bu kitabı bundan daha iyi nasıl ifade edebilirdim bilemiyorum. İçindeki eski kelimelerle size Türklüğünüzü damarlarınızda hissettirecek, o zamanın koşullarını ve coğrafyasını mükemmel bir betimlemeyle size yansıtarak kendinizi o zamanda bulacaksınız bu kitapta.
Edebiyat
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
9/10
·626 syf.·
2017 47. kitabı
Kitabı okurken binlerce yıl öncesine, bozkırda atların koşturduğu, çadırların kurulduğu, kılıçların çekildiği günlere gittim hatta içinde kayboldum. İslam'la henüz tanışmamış olmasına rağmen Türk töresinin insana ne kadar değer verdiğini, Töre karşısında kağanların bile boynunun kıldan ince olduğunu gördüm. At üstünde koşturdum, ava çıktım, yoksulluğu, kıtlığı gördüm. Evdeşi ve çocukları için mücadele eden erleri gördüm. Elinde kopuzuyla Türkü söyleyen ozanları dinledim. O eşsiz şehri Ötüken'i ve Türk yurdunu gezdim. Kürşad'ı, Onbaşı Pars'ı, İşbara Han'ı, Yamtar'ı Tonyukuk'u, Ay Hatun'u gördüm. Çin üzerine sefere çıktım. Esir düştüm. Yaralandım. Yılmadım, yıkılmadım. Güreş tuttum. Ok attım, kılıç savurdum. Birde ölümlü dünyada ölümsüz sevdaları gördüm... Bu ülkede yaşayan, ülkesini seven, her görüşten, her gencin rahatlıkla okuyabileceği şahane bir tarihi roman. Diğer eselerini okumamakla birlikte bu ölümsüz eseri bizlere bıraktığı için Hüseyin Nihal Atsız'a şükranı bir borç bilirim, saygılarımla...
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Bir millet neye tutunur? Edebiyat mı, dava mı?
Puan vermedi·584 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 00:00
Atsız'ın şiirlerini okuduktan ve çok beğendikten sonra bu kitabı okumak için büyük bir merak duydum. Roman, karakterleri değil, milleti merkeze koyar. Destansı ve coşkun ruhla ilerler. Atsız’ın Türkçü düşüncesini ve Orta Asya Türk tarihine bakışını en yoğun biçimde yansıtır. Atsız’ın şiirlerinde olduğu kadar, roman dili de keskin ve coşkuludur. Ayrıca, eski Türkçe kelimeleri okumak, hasretinde olduğum bir şeydi.. Bozkurtlar, ideoloji yüklü bir tarih yorumudur. Bozkurt, soy bilinci ve dirilişin sembolüdür. Bireyin iç dünyasını değil, milletin ruh hâlini anlatır. Çinliler tek boyutlu “hilekâr”, Türkler ise “asil ve kader sahibi” olarak tasvir edilir. Bu, tarih yazımından çok destan mantığıdır. Atsız, ideolojisini Göktürk tarihi, Orhun Yazıtları gibi tarihsel zemine yaslar. Roman, “Türkler hep güçlüydü” demekten ziyade, ihanet esaret aşağılanma ve yeniden doğuş süreçlerini anlatır. Yani bu, propaganda broşürü değil; tarih bilinciyle yazılmış epik bir anlatıdır. Atsız, tarihi “Olması gerektiğine inandığı anlamla” anlatır. Burada tarih öğrenmek için değil, bir zihniyeti anlamak için okunmalı. Çinlilerle savaş ve Türklerin yenilme sahnesi epik vurgularla duygusal bağ yaratır okurken. Okur, savaşın ortasına atılmış gibidir; kesif bir acı, bıçak gibi kesen bir soğuk ve derin bir keder bırakır. Aynı şekilde Kür Şad ve arkadaşlarının son destansı savaşını da okurken yürek derin bir üzüntüyle dolar. Modern okur açısından kitabın okunmasıyla ilgili üç büyük sorun var: İç çatışmalar yok derecesinde. Dünya siyah-beyazdır: İdeal Türkler ve entrikacı düşmanlar. İdeoloji, edebi estetiği bastırıyor. Tüm bunlara rağmen Atsız, tarihi bir olaydan kolektif bir mit yaratmayı başarmış ve bu sebepten romanın edebi değeri çok yüksektir. Örneğin, Kür Şad figürü, Türk edebiyatında mitolojik
Türk
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Göktürk Destanı
7/10
·584 syf.··
2025 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 17:21
Bozkurtlar, 7. yüzyılda Göktürkler ve Çin esaret dönemini konu alan epik (destansı) bir romandır. Destansı yapısından anlaşılacağı üzere, tarihsel gerçeklikten uzak, milliyetçi duyguları harekete geçirmeyi amaçlayan bir eserdir. Romanda tarih ile örtüşen üç ana konu vardır: 1-) Kür Şad karakteri 2-) Göktürkler’in Çin esareti 3-) Türklerin bağımsızlık mücadelesi Atsız, romanın iskeletini bu üç tarihsel konu üzerine kurmuş, geri kalanını ise tamamen hayal gücüyle beslemiştir. Kahramanlar kusursuz, hatadan arınmış ve idealize edilmiştir. Türkler kahramanlaştırılırken, Çinliler çoğunlukla küçümseyici ve aşağılayıcı bir üslupla resmedilir. Bu taraflı yaklaşım bir yandan romanın inandırıcılığını zedelerken, diğer yandan milli duygularımızı kabartır. Dolayısıyla eserin tarihi bir roman olmadığını, tarihi unsurlar içeren epik, masalımsı bir roman olarak değerlendirmek gerekir. Göktürkler dönemine ait elimizde çok sınırlı kaynak vardır. Dolayısıyla Atsız’ın bu kaynaklardan yola çıkıp gerçekçi ve derinlikli bir tarihî roman yazması güç. Bu sebeple Atsız’ın tercihi destansı bir roman yazmak olmuş; aksi halde mevcut bilgiyle gerçekçi bir roman ortaya koyması mümkün olmazdı. Sonuç olarak bu kitabı tarihi ve realist açıdan değerlendirmek mümkün değildir. Zaten Göktürkler zamanını konu alan romanların hiçbirine “realist bir roman” diyemeyiz. Peki, tarihi ve realist açıdan bir anlamı olmayan bu eserin edebiyatımızdaki yeri nedir? Bozkurtlar, Türk edebiyatında özellikle Türkçülük ideolojisinin simge eserlerinden biri olmuştur ve epik roman geleneğimizde önemli bir yer edinmiştir. Bu yönüyle edebiyatımızda ideolojik bir başvuru kaynağı sayılabilir. Edebi açıdan bakarsak; Atsız, olay örgüsünü ustalıkla kurgulamış ve baştan sona kadar okuyucuyu diri tutmayı başarmıştır. Ayrıca,
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
10/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2017 28. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2017 00:00
Bir ölüp bin dirilen, öldükçe kahramanlaşan bir milletin varoluş mücadelesini akıcı bir dille, okuru yormayan söz dizimiyle ve harika bozkır, çeri ve akın betimlemeleri ile anlatmış Atsız Ata. Okudukça heyecanlandığım, milli duygularımın şaha kalktığı, ecdadima minnet duyduğum, gururlandığım bazen de kendimden ve dönemimizden utandığım tarihi roman, milli şuuru ve hissiyatları muazzam şekilde besliyor. Sayfaları çevirdikçe kendimi Ötüken bozkırlarında at sırtında akın ederken, bazen gayri ihtiyari hücum borusunu üflerken buldum :) Bazen Pars oldum Almıla'yı hayal ettim, Kür Şad oldum konçuyu hayal ettim, bazen Yamtar oldum acıktım, acı çektim, Urungu oldum Ay Hanım'ı hayal ettim, roman bitti, BEN oldum Ötüken'i hayal ettim.. Lisede okuduğum için bu sefer yavaş yavaş okuyup hatta maçın gollerini tekraren izler gibi sayfaları da tekrar tekrar okuyup tahayyül ederek, bitmesin diye kaldığım yerden 1-2 sayfa geriden başlayarak okudum kitabı. Umarım filmi de çekilir bu muhteşem yıkılış ve diriliş destanının. Son olarak gurur duyduğumuz Ötüken'den yayını çekerek cihan hakimiyeti ülküsünden yola çıkan bir milletin ve Ötüken yigitlerinin1300 yıl sonraki evlatları yine aynı ruh ve aynı karakterle şehadet şerbetini içiyor. Ecdadımıza ve ay yıldızlı bayrağımız için geridekini düşünmeyenlere minnettarız. Unutursak, GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN.. *Vaktiyle bir Atsız varmış, Var Olsun..
Edebiyat
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Spoiler İçerir!
9/10
·626 syf.··
2024 22. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 16:32
Bozkurtlar, Nihal Atsız'ın okuduğum ilk kitabıydı. Yazarın anlatımını çok beğendim. Kitabın incelemesine gelicek olursam ilk kitap olan "Bozkurtların Ölümü" beni çok etkiledi, savaş sırasında Kür Şad'la, İşbara Han'la ve diğer yiğitlerle adeta o anı yaşıyor gibiydim. Yiğitlerin birer birer uçmağa varması beni çok etkiledi. Her Gök Türk askeri şehit olduğunda üzüldüm ama özellikle Kür Şad'ın ölümü çok başkaydı benim için. O, öldüğündeki derin üzüntümü kitap boyunca bir daha hissedemedim. Onun ölmemesini, Gök Türk Devleti'ni Ötüken'de yeniden kurmasını kitabın sonuna kadar çok istedim. Kür Şad'a duyduğum hayranlık çok başkaydı. Onun devletin başına geçmesini ve Kağan olmasını sürekli bekledim. İkinci kitap olan "Bozkurtlar Diriliyor" ise ilk kitap kadar akıcı gelmedi bana. Gök Türkler, bir Ay Hanım'dır tutturdu gitti. Urungu'nun bu kadar kutlu ve yüce bir Şad'ın evladı olup bir türlü bunu açığa çıkarmamasına sinirlendim. En sonunda da Ay Hanım uğruna kendini Ölüm Uçurumu'na bıraktı. Sözün bittiği yer... Yahu sen koskoca Kür Şad'ın oğlusun hiç yakıştı mı sana böyle bir ölüm. Kitabı tarih seven sevmeyen herkes okuyabilir bence. Bu kitabın tarih sevmeyene bile tarihi sevdireceğini düşünüyorum.
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
“Gök girsin, kızıl çıksın!“
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2025 20:19
“- Sen nereye gidiyorsun? - Ötüken’e… Anayurduma… Toprak ana vefasız oğullarını da bağrına basmaktan çekinmez…” Kitabı okurken sizde kendinizi Ötüken’e gitmek isterken buluyorsunuz. Sayfaları çevirirken gerçek dünyaya geri dönmek istemiyorsunuz saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Roman sizi o kadar içerisine çekiyor ki karakterlerin yerinde hissediyorsunuz kendinizi. Kimi zaman 40 askeriyle Çin Kağanlığını basan Kür Şad oldum. Kimi zaman Ötüken’de bozkırlarda atıyla koşturan bir Türk oldum. Yüzbaşı Sançar’ın ızdıraplı kahkahalarını yüreğimde sezdim. Yeri geldi onlarla ağladım. Bozkırda kımızımı içerken kopuzunu çalan ozanları dinledim. Bende onlarla birlikte kıtlığı yaşadım, bozkurtların ölümünü ardından dirilişini gördüm.. Kitabın konusundan bahsedecek olursam kitapta Göktürklerin bozkır yaşantısını, savaşçı ruhlarını, Türk türelerinden bahsediyor sonrasında 1. Göktürk devletinin yıkılışı sürecinden sonra Çinlilere esir düşüşümüzü, Kür Şad’ın 40 askeriyle Çin Hükümdarlığını baş kaldırışı ardından esirlikten kurtuluşumuzu 2. Göktürk Kağanlığı kuruluşu ve Ötüken’in Türklere tekrar yurt olması sürecini anlatıyor ve bize atalarımızın yaşantısı hakkında çok güzel bilgiler veriyor. Bu kitap sayesinde atalarımızın türelerinin neler olduğunu ve kadının ne kadar değerli olduğunu anlıyorsunuz. Kağana nasıl bir saygı gösteriliyorsa Katuna da aynı şekilde saygı gösteriliyor. Kadınların söz hakkının olması için sadece soylu bir aileden olması da gerekmiyor aslanın eşi de aslandır düşüncesinde olan bir milletmişiz. Biz ilerledikçe nasıl bu kadar geri gidebilmişiz diye düşündüm okurken.. Atsız’ın kaleminin çok güzel olduğunu biliyordum öncesinde diğer romanlarını okumuştum ama bu kitap bir başyapıt olmuş. Eğer milli şuurunuzu arttıran kitaplar okumayı seviyorsanız tarih kurgu
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 10:18
Birinci Gök Türk Kağanlığı’nın çöküşü ve Kür Şad önderliğindeki 40 Türk bahadırının canları pahasına esarete başkaldırarak bağımsızlık ateşini yakmalarının, onların unutulmaz ihtilal girişiminden elli yıl sonra, Kutluk Şad liderliğindeki Türklerin İkinci Gök Türk Kağanlığı’nın kurt başlı sancağını yeniden yükseltmelerinin temiz ve ince işlenmiş destansı bir dille anlatıldığı bu büyük Türk romanı, yazarı hayattayken klasikleşmiş ve pek çok nesli millî gurur ve şuur yoluna sevk ederek ölümsüzleşmiştir. Bozkurtlar, okuyucularını asırlar öncesine, ata yurtlarını yoğuran eski tasa ve kıvançların, zafer ve yenilgilerin; bozkırda şekillenen eski Türk yaşayış ve töresinin, ahlâk ve erdemlerinin yüceltildiği ülküleştirilmiş bir kahramanlık diyarına taşır. Bu iklimin havasını soluyacak Türk çocukları, karşılarında, atalarının göz alıcı bir aydınlıkta parıldayan faziletli hayat sahnelerini bulacaklardır. Karakterleri sanki arkadaşım, ağabeyim, kardeşimmiş gibi okudum. İlk defa bir kitap okurken üzüldüğümü ve nedensizce güldüğümü farkettim bu kitapta. Şanlı Türk tarihinin kısa bir özetini 584 sayfaya sığdıran sayın Hüseyin Nihal Atsız'a teşekkürlerimi sunmak isterim. Ayrıca gerçekten ulu ve şanlı bir tarihe sahip olduğumuzu unutturmamak için her Türk gencine okutulması gereken bir kitap. Okunmaması da ayrı hayret verici.. "Okla kancık oğlu okla!"
1000Kitap
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Puan vermedi·584 syf.··
2025 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2025 00:00
Hüseyin Nihal Atsız edebiyat dünyasında haksızlığa uğramış bir şair ve yazardır. Yıllarca yazar hakkında duyduğumuz olumsuz cümlelerden ötürü, Atsız'ın eserlerine burun kıvırılmış hiçbir kitabına ve düşüncesine gerekli edebi değer verilmemiştir. Fanatiklikten olduğu kadar yargılamalardan, bilmişlikten, dayatmadan ve birini sürekli kötülemekten hoşlanmam. Hepimiz kendimiz için doğru olduğunu düşündüğümüz bir dünya görüşü belirlemişiz ve buna göre yaşıyoruz. Fakat farklı görüşleri de okumanın bir zararı olacağını düşünmüyorum, herkese de okuyun demiyorum çünkü hakkını veremeyecekler bence okumasın. Atsız’ın dediği gibi "Partilerde ülkü yoktur. iktidara geçmek veya orada kalmak için en aşırı tavizlerden çekinmezler." Kürt, solcu, islamcı farketmez bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Bozkurtlar Türk toplumunun İslamiyet öncesi ahlaki ve toplumsal yapısını ele alan bir harika eser. Daha önce Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor olarak iki ayrı kitap olan bu kitap Ötüken Neşriyat tarafından birleştirilerek tek kitap halinde basılmaya başlanmış. Okuma konusunda sıralama hatası olmaması ve her ikisinide okumuş olma açısından bence güzel bir karar olmuş. Atsız gerçekten etkileyici bir kalem. Anlattığı olaylarda okuycunun ilgisini odaklanmayı biliyor. Az tasvirle hayal gücünüzü özgür bırakıyor. Fantastik öğeleri de tam yerinde ve gerçekleri etkilemeyecek şekilde kullanıyor. Bozkurtların Ölümü; Gök Türk devletinin töresini, bir milleti kurtarmak için yaptıkları savaşları Çin ile olan mücadeleleri başlıca konu alarak. Dönemin yiğit beylerini, erlerini ve hatunlarını bizlere sade akıcı bir dille anlatıyor. Fakat Göktürk Devletinde hepimizin bildiği bir kişi var Kür Şad! Kırk çerisiyle Çin sarayını basan Çin’e kafa tutan Tanrı Dağlarında adı asla unutulmayacak olan Kür Şad
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.