Adı:
Bozkurtlar
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
626
ISBN:
9789754378009
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Bozkurtlar Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor Bozkurtlar, yazarının vaktiyle verdiği lütufkâr müsaadeleri sonucunda "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı ölümsüz eserlerin, bir arada yayınlanmak suretiyle aldığı yeni isimdir. Bozkurtlar, her idealist Türk'ün heyecanında, fikir dünyasında, ülkücülüğünde ve inancında payı olan dev bir eserdir. Bu roman, Atsız Bey'in daha sağlığında iken edebiyatımızın klâsikleri arasında yerini almış ve yazarını da ölümsüzleştirmiştir. Ötüken Neşriyat, uzun bir aradan ki bu zaman zarfında bir çok meşru ve korsan baskıları da yapıldıktan sonra, Türklüğün şuur ve gururu olan Bozkurtlar'ı yeniden yayınlarken on binlerce okuyucusunun heyecanını tazelemekten ve sevincine vesile olmaktan kıvanç duyar.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabı okurken binlerce yıl öncesine, bozkırda atların koşturduğu, çadırların kurulduğu, kılıçların çekildiği günlere gittim hatta içinde kayboldum. İslam'la henüz tanışmamış olmasına rağmen Türk töresinin insana ne kadar değer verdiğini, Töre karşısında kağanların bile boynunun kıldan ince olduğunu gördüm. At üstünde koşturdum, ava çıktım, yoksulluğu, kıtlığı gördüm. Evdeşi ve çocukları için mücadele eden erleri gördüm. Elinde kopuzuyla Türkü söyleyen ozanları dinledim. O eşsiz şehri Ötüken'i ve Türk yurdunu gezdim. Kürşad'ı, Onbaşı Pars'ı, İşbara Han'ı, Yamtar'ı Tonyukuk'u, Ay Hatun'u gördüm. Çin üzerine sefere çıktım. Esir düştüm. Yaralandım. Yılmadım, yıkılmadım. Güreş tuttum. Ok attım, kılıç savurdum. Birde ölümlü dünyada ölümsüz sevdaları gördüm...
Bu ülkede yaşayan, ülkesini seven, her görüşten, her gencin rahatlıkla okuyabileceği şahane bir tarihi roman. Diğer eselerini okumamak la birlikte bu ölümsüz eseri bizlere bıraktığı için Hüseyin Nihal Atsız'a şükranı bir borç bilirim, saygılarımla...
Bir ölüp bin dirilen, öldükçe kahramanlaşan bir milletin varoluş mücadelesini akıcı bir dille, okuru yormayan söz dizimiyle ve harika bozkır, çeri ve akın betimlemeleri ile anlatmış Atsız Ata.

Okudukça heyecanlandığım, milli duygularımın şaha kalktığı, ecdadima minnet duyduğum, gururlandığım bazen de kendimden ve dönemimizden utandığım tarihi roman, milli şuuru ve hissiyatları muazzam şekilde besliyor. Sayfaları çevirdikçe kendimi Ötüken bozkırlarında at sırtında akın ederken, bazen gayri ihtiyari hücum borusunu üflerken buldum :) Bazen Pars oldum Almıla'yı hayal ettim, Kür Şad oldum konçuyu hayal ettim, bazen Yamtar oldum acıktım, acı çektim, Urungu oldum Ay Hanım'ı hayal ettim, roman bitti, BEN oldum Ötüken'i hayal ettim..

Lisede okuduğum için bu sefer yavaş yavaş okuyup hatta maçın gollerini tekraren izler gibi sayfaları da tekrar tekrar okuyup tahayyül ederek, bitmesin diye kaldığım yerden 1-2 sayfa geriden başlayarak okudum kitabı. Umarım filmi de çekilir bu muhteşem yıkılış ve diriliş destanının.
Son olarak gurur duyduğumuz Ötüken'den yayını çekerek cihan hakimiyeti ülküsünden yola çıkan bir milletin ve Ötüken yigitlerinin1300 yıl sonraki evlatları yine aynı ruh ve aynı karakterle şehadet şerbetini içiyor. Ecdadımıza ve ay yıldızlı bayrağımız için geridekini düşünmeyenlere minnettarız.

Unutursak, GÖK GİRSİN KIZIL ÇIKSIN..

*Vaktiyle bir Atsız varmış, Var Olsun..

Benzer kitaplar

  • Mihmandar
    8.6/10 (542 Oy)508 beğeni1.641 okunma252 alıntı10.076 gösterim
  • Deli Kurt
    8.8/10 (532 Oy)500 beğeni1.459 okunma259 alıntı7.399 gösterim
  • Zeytindağı
    8.0/10 (225 Oy)193 beğeni715 okunma277 alıntı10.382 gösterim
  • Uzun Beyaz Bulut Gelibolu
    8.3/10 (427 Oy)346 beğeni1.543 okunma173 alıntı6.574 gösterim
  • Efsane
    8.3/10 (767 Oy)685 beğeni2.508 okunma200 alıntı11.041 gösterim
  • Cezmi
    7.6/10 (132 Oy)93 beğeni559 okunma174 alıntı4.241 gösterim
  • Kurt Kanunu
    8.3/10 (115 Oy)96 beğeni294 okunma110 alıntı3.584 gösterim
  • Devlet Ana
    8.6/10 (264 Oy)242 beğeni826 okunma231 alıntı6.936 gösterim
  • Osmancık
    8.4/10 (564 Oy)510 beğeni2.261 okunma237 alıntı11.288 gösterim
  • Katre-i Matem
    8.3/10 (956 Oy)938 beğeni3.944 okunma278 alıntı16.380 gösterim
Bozkurtlara dair bu romanda Nihal Atsız okuyucuya milli duyguları aşılamakla birlikte tarihi de sevdiriyor. Destansı anlatımı ve etkileyici edebi yeteneğiyle okuyucuyu kendine hayran bırakıyor adeta. Töre, aşk, kahramanlık ,vatan ve millet sevgisi gibi temaları romanda sıkça işleyerek okuyucuyu sıkmadan kusursuz bir dengede bir eser ortaya koymuş. Önceden iki kitap halinde yayınladığı 'Bozkurtların Ölümü' ve 'Bozkurtlar Diriliyor' adlı kitapları 'Bozkurtlar' adı altında birlikte yayımlanmış. İkinci kitabında ise Bozkurtların yenilgiye uğramasıyla dağılan Göktürklerin yeniden eski gücüne kavuşma mücadelelerini konu alıyor. Uzun yıllar Çin esaretinde kalan Bozkurtlar, Çin'in çeşitli entrikalarına da ayrıca maruz kalır. İkinci Göktürk Devleti'nin kuruluşu dahil tarihi olaylara ışık tutan güzel bir roman. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
  
“tarihte ne olmuşsa başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur.” der marx. türk milletini yapboz parçalarına ayrılamayan bir millet olarak düşünmek gerekir.

gök türkler gök tanrı’ya inandı diye, uygurlar budizm’i inanç yapmak istedi ve yine bir türk devleti olan kırgız devleti’ni yıktı diye, osmanlı devleti bilim ve sanatta ilerleyemedi, arap harflerini alfabeye kattı diye bu devletler türk tarihinden silinemez, tarihî sayfalarımızdan atmaya çalışmak avuntudan ibarettir. ya da tam tersi, şu an hâlimiz bedbaht nerede o eski türkler demek yanlıştır. milli bilinci yerinde olmayan insan söylemidir.

göktürk devleti’nin anlatıldığı bozkurtlar, tahkiye biçiminde yazılmış. yazar öyküleyici anlatım biçimiyle karakterleri size sevdiriyor, daha sonra bir bir ölümlerini göreceğiniz kahramanların gidişi bile üzüyor sizi.

milliyetçi duygularla yazılmış, tarihî bir kitap. türk kültürüne ve türkçülüğe dair önemli izler taşıyor. hocamızın “her türk gencinin okuması gereken kitap!” dediği kitap. okuyun gençler, harry potter serisinden buna geçmek zor olacaktır ama .p
İlk yazılı tarihimiz olan Orhun yazıtlarının sahibi Göktürklerin Çinliler yüzünden nasıl yıkıldığını, Kür Şâd'ın 40 çerisi ile Çin sarayına yaptığı ihtilali, İlter-iş Kağan'ın tekrardan Göktürk devletini kurmasını romanlaştırılmış bir şekilde görüyoruz. Romanda bir çok karakterin hikayesine rastlıyoruz. Ve ölüm Türklerde sürekli kol geziyor. Sürekli birileri ölüyor. Okurken kendimi o savaşlarda hissettim diyebilirim. Milli duyguları güçlendiren bir eser olduğunu düşünüyorum. Uzun zamandır okumak istiyordum ve sonunda okudum. Akıcı bir anlatımı olduğu için sayfalar hızlıca çevriliyor. Elimden koymak istemiyordum ama yoğun iş temposu buna engel oluyordu. Kendini Türk hisseden herkese hatta hissetmeyenlere de okumalarını tavsiye ederim. Atsız gerçekten güzel bir eser ortaya koymuş.
Gururla, binlerce kez söyleyebilirim ki: ‘’Kür Şad benim davamın adıdır.''

Tarihimiz kahramanlık örnekleriyle doludur ama şüphesiz Çin sarayını basan Kür Şad ve kırk çerisi bunların en yüksek mertebelisidir. Sayelerinde İkinci Göktürk Devleti kurulmuş, Türkler esir kalmamıştır.

Kürşad'ın oğlunun kaderi de yüreklerimizi dağlamıştır. Kahramanlık dolu bu kitap, akıcı anlatımıyla Türk Edebiyatı'nda bir başyapıttır.

Atsız Ata'nın Bozkurtlar'ı hissederek yazdığını anlamak için çok bir şey yapmaya lüzum yok. Kür Şad'ın kızının son sözlerine bakmanız yeterli. Ve ilk kitabın sonuna düştüğü not.
Okuyucular Üzülmesin:
Çünkü Bozkurtlar Dirilecektir.
---

Her karakteri ayrı güzel.

Almılası, Ay Hanımı’yla Türk kadının nasıl olması gerektiğini,

Sançar’ı, İşbara Alp’i, Pars’ı, Yamtar’ıyla bükülmeyen Türk erliğini,

Kür Şad’la, İlteriş Kağan’la gerçek Türk hükümdarlığını bize anlattığı için Atsız’a yüzlerce kez teşekkür etmeliyiz.

Biz de bir gün Karabuka gibi duvarlara yazacağız :

“ Buyruğunu yerine getirdim. Ötüken’e selâm...”

Bu güzelliği unutmayacağız:

“Bozkurtlar dirilirken Ay Hanım da yaşasaydı ne olurdu”

Ve Kür Şad’ın oğlu umarım Tanrı Dağı'nda sevdiğinle berabersindir.

‘’Ayın bahtı karanlık,
Urungu’nun karadır…’’
Listenizde varsa ertelememeniz gerektiğini düşündüğüm yoksa da şiddetle listenize dahil etmenizi tavsiye ettiğim bir kitap. Hüseyin Nihâl Atsız'ın her hikâyesinde olduğu gibi kitabın büyüsüne kendinizi öyle bir kaptırıyorsunuz ki, bir an kitabı bırakasınız gelmiyor. An geliyor Kür Şad ile at koşturuyor, an geliyor Kara Ozan ile kopuz çalıyor, an geliyor Sançar ile kahkahaya boğuluyorsunuz. Sanırım Atsız'ın en büyük becerisinden biri mükemmel derecede betimleme yeteneği. Nitekim kitabı okurken kendimi hiç gidip görmediğim bir coğrafyanın ortasında atalarımı izlerken buluverdim. O dönemde yaşayamamış olmanın hüznünü derinden hissettim. Çin himayesinde yaşamaktansa bağımsızlık uğruna canından geçen kahramanların her birine bu kutsal miras için minnet duydum.

İstiklâl uğruna 40 kişi ile saray basan şanlı bir ırka mensup olduğumuz için övünç duymak en tabiî hakkımız diye düşünüyorum. Lâkin ırkımızın emrinde çalışmak da en temel vazifemiz. Ölsek de yenilmeyeceğiz. Ne diyor kitapta "Kür Şad attan düşmüş fakat ölmemişti. Ölmüş fakat yenilmemişti...".
En az üç neslin Türkçülükle, Türk Milleti'nin de Kür Şâd adı ile tanıştığı kitap. Kaç kere okuduğumun sayısını ben bile unuttum. İlk defa ortaokul son sınıfta okumuştum ve o gün damarımda kan kaynamaya başlamıştı... hâla kaynıyor..

Her Türk'ün baş ucu kitabı.
Cengiz Aytmatov’un Nihal Atsız hakkında “Bozkırda doğmuş olan ben bile, bozkır hayatını, hiç bozkır görmemiş Hüseyin Nihâl Atsız kadar canlı anlatamazdım.” sözü bile Nihal Atsız’ın bu kitabını övmek için bir neden aslında.
Bozkurtların her satırını, her sayfasını okudukça ata topraklarına duyulan hasret artıyor. Hayallerinizde kurduğunuz ata topraklarına bir an evvel gitme arzunuz artıyor, artıyor... Bozkırıma gitsem de bir otağ kurup yaşasam, atımla gezintiye çıksam, kuş, geyik avlasam, bozkırımın esen o tılsımlı rüzgarı yüzüme çarpsa...
Kitabı okurken okumadım, yaşadım. Hayallerimi gördüm, hissettim, kokladım, onlara dokundum...
Sayfaları çevirdikçe kâh Yamtar olup doymak bilmedim, kâh Gök Börü olup görmesem de hissettim, kâh Ay Hanım olup Urungu'ya gönlümü kaptırdım, kâh Urungu olup tegin olduğumu herkesten gizledim.
İşbara Alp oldum, yağıya korku saldım. Yüzbaşı Sançar oldum, ciddiliğimi asla bozmadım ama yeri geldiğinde de kahkaha atmaktan kendimi alamadım. Yumru oldum. Yağmur oldum. Üç Oğul oldum. Kür Şad ve kırk arkadaşı oldum. Hepsinde de Türk olmanın bilincindeydim.
Kür Şad olabilir miydim, onun kadar inançlı mıydım? Evet, Kür Şad olabilirdim, oldum. Kür Şad kadar Türk milletinin yeniden şaha kalkacağına inanıyordum. Attığım her ok Türk milletinin yeniden dirilmesi içindi.
Bögü Alp kadar biliyordum ki Türk milleti ayaklanacaktı. Bodunun kurtulacağına, bin üç yüz yıllık ölümden sonra dirileceğimize, acunun batımına kadar adlarının gönüllerde kalacağına Bögü Alp kadar emindim.
Kutluk Şad ile Türk milletini ayaklandırdık. Bilge Tonyukuk'un yanında milletime zarar gelmemesi için bilgeliğimi konuşturdum. Urungu olup âşık oldum. Taçam olup konuşamadım. Ama en önemlisi Türk olmanının gururunu, mutluluğunu damarlarımdaki her kana kadad hissettim.
Ve... Son olarak Binbaşı Pars olup ata toprağıma dönmek istedim, dönüyordum da. Ötüken'e varmak üzereydim. Binbaşı Pars önde gidiyor ben hızla onu takip ediyordum. O Ötüken'e vardı, doğduğu topraklara, ata yurduna vardı, özlemini giderdi. Ben mi? Ben yarı yolda kaldım. Gitmek istedim gidemedim. Ötüken'e, bozkırıma, ata yurduma varamadım. İşte o an kitabın sonuna geldiğimi anladım. Son cümleyi okuduğum an ata yurt hayalim ve özlem duygum ile tekrar baş başka kaldım...
"Delinse yer; çökse gök,yansa, kül olsa dört yan,
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan;
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!"
Her has ülkücünün hayatında en az 1 kere okuduğu(okuması gerektiğini düşündüğüm) bu eseri bitirdim en sonunda.Nasıl bitirdiğimi bana soracak olursanız eğer, cevabını bilmediğim,bilemediğim soruları sormayın derim size.Sayfaları çevirdikçe Uçmağa varışlarını okuduğum Kahraman erlere üzülerek mi,Çinlilerle olan tatlı münasebetinden ötürü zihnimi hafifleten Yamtar'ın hallerine gülerek mi,Beni muhtemelen kendi ruhlarına aşık eden
Onbaşı Urungu'ya,Binbaşı Pars'a,gözüpek Yamtar'a,çaşıt Karabudak'a,Güzelliğiyle Teginleri birbirine düşman eden Ay Hanıma,kurt resimli tuğunu gönlüme diken Kürşad'a,1300 yıl sonra bile şanlarının konuşulacağına inanan ve bu konuda -iyi ki - haklı çıkan Binbaşı Bögü Alp'e,umutlarından eser kalmamasına rağmen bitmek tükenmek bilmeyen cesaretleriyle yanan Onbaşı Sülemişle Yağmur'a, canından vazgeçip onurundan vazgeçmeyen Gökbörü'ye ve daha bu kitapta adı geçip bahsedemediğim nicelerine saygı ve sevgim ile birlikte duyduğum hayranlıkla mı,yoksa Hüseyin Nihal Atsız ve bu eseriyle daha önceden tanışamamanın verdiği pişmanlıkla mı bitirdim? Sanırım hepsi...
Kitap, Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor eserlerinin birleştirilmiş halidir."her idealist Türk ün heyecanında, fikir dünyasında, ülkücülüğünde ve inancında payı olan dev bir eserdir." Cengiz Aytmatov Atsız Ata için şunları demiştir. :"Bozkırda doğmuş olan ben bile, bozkır hayatını, hiç bozkır görmemiş Atsız kadar canlı anlatamazdım"

Delinse yer, çökse gök, yansa, kül olsa dört yan
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan;
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!

Bu türkü hala göklerdw çınlıyor. Kür Şad ve kırk arkadaşı, aylı kızıl bayrağı bekleyerk hala ufukları gözlüyorr...
Merhabalar,
Kitabı almaya pandanın kitaplığı 'la karar vermiştik. Aynı anda okuyacaktık fakat Atsız olunca dayanamayıp başlamış bulundum. Şimdi de başladığıma pişman olmadığımı anlatmak isterim.
Hikaye içinde hikaye olması durumu beni çok mutlu etti severim birbirine girmiş olayları. Kitapta benim dikkatimi çeken tek kusur yazım hatalarının oluşuydu. Edebi açıdan çok başarılı diyemem ama olay örgüsüne hayran kaldım bazı yerlerde tahmin ediyorum ne olacağını aynısı da oluyor ama okumaktan sıkılmıyorum çünkü hep farklı bir noktayı kaçırmış oluyorum. Bu da okuma isteğini artırıyor. Keyifli okumalar :)
Kürşad ölmüştü fakat attan düşmemişti...
Kürşad ölmüştü fakat yenilmemişti...
- Kırk eşkıyanın ölüsü kırk milyonluk koca devleti yendi! dedi ve gülerek tamamladı:
- Hayaletlerden korkmanız sayesinde...
Yoksulluk iyi bir şey değildir. Ama korkulacak yoksulluk gönül ve yürek yoksulluğudur. En büyük baylık pek yürekli, katı kollu, yılmaz gözlü olmaktır.
- Sen babandan daha keskin konuşuyorsun be!
- Oğul atayı geçmezse işler yürümez ki...
Hüseyin Nihal Atsız
Sayfa 507 - Ötüken Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bozkurtlar
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
626
ISBN:
9789754378009
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Bozkurtlar Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor Bozkurtlar, yazarının vaktiyle verdiği lütufkâr müsaadeleri sonucunda "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı ölümsüz eserlerin, bir arada yayınlanmak suretiyle aldığı yeni isimdir. Bozkurtlar, her idealist Türk'ün heyecanında, fikir dünyasında, ülkücülüğünde ve inancında payı olan dev bir eserdir. Bu roman, Atsız Bey'in daha sağlığında iken edebiyatımızın klâsikleri arasında yerini almış ve yazarını da ölümsüzleştirmiştir. Ötüken Neşriyat, uzun bir aradan ki bu zaman zarfında bir çok meşru ve korsan baskıları da yapıldıktan sonra, Türklüğün şuur ve gururu olan Bozkurtlar'ı yeniden yayınlarken on binlerce okuyucusunun heyecanını tazelemekten ve sevincine vesile olmaktan kıvanç duyar.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.316 okur

  • Ömer Akgün
  • Nuh Kuplay
  • Space
  • Zehra Codur
  • Rümeysa ÖZDEMİR
  • Remzi KIVRAK
  • Pylmz
  • Burak Kıyıcıoğlu
  • Hakan Sarul
  • Fırat Aydemir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.7
14-17 Yaş
%11.4
18-24 Yaş
%27.1
25-34 Yaş
%23.9
35-44 Yaş
%15
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.8
Erkek
%57.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%69.8 (423)
9
%12.2 (74)
8
%7.1 (43)
7
%2.6 (16)
6
%0.8 (5)
5
%0.7 (4)
4
%0.2 (1)
3
%0
2
%0.2 (1)
1
%6.4 (39)

Kitabın sıralamaları