Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·240 syf.··
2023 15. kitabı
Ben Deli Kurt oldum. Deli Kurt'un Gökçen'in gözlerine büyülendiği gibi bu kitaba büyülendim. Atsız'ın kendine çekip sürükleyen ve bağlayan müthiş üslubu, akıcılığı, imgeleri, mitolojiye değinmeleri, savaş duygusunu hissettirip askeri yapıyı anlatışı , betimlemelerin güzelliği, tarihi olayları aktarışı, aşkı satır satır işlemesi... Dört dörtlük kalem, dört dörtlük eser. Özet geçmem gerekirse, Yıldırım Bayezit'in ölümünden sonraki şehzadeleri ile başlayan Fetret Devrinden Varna Savaşı'na kadar olan tarihin hikayeye dökülmüş halini görüyoruz. İsa Şehzadenin diğer kardeşlerinden korunmak amacıyla en güvendiği kişi olan Çakır'a emanet ettiği hamile karısı Bala Hatun ile başlıyor her şey. Doğum sırasında Bala Hatun ölünce, Murad hem anasız hem babasız hayata başlıyor. Satı Kadın yanında büyüyen Murad her şeyden habersiz normal bir çocuk olarak büyüyüp sipahi olmak istiyor ve at sürme şeklinden, korkusuzluğundan dolayı Deli Kurt lakabını alıyor. Gittikleri pınarda gözleri ışık saçtığı için kimsenin bakamadığı, büyücü, peri kızı ya da cin olarak bilenen Gökçen ile karşılaşıyorlar. O günden sonra aklından Gökçen çıkmıyor evli olmasına rağmen sürekli onu düşünüp onun gözlerine bakmak istiyor. Onun doğduğu yere gidip hikayesini öğreniyor aslında korkulacak biri olmadığını tersine ne kadar iyi biri olduğunu öğrenip iyice aşkı artıyor ve onla evlenmek istiyor (o zamana göre iki eşliliğin bir sorun yaratmadığı ve kendi eşinin de rahatsız olmayacağı kitapta çok defa belirtildi). Macarlarla olan savaşta esir düşüyor ve 3 yıl ayrı kalıyor Gökçen'den. Yer yer sürekli onu düşündüğü için vicdan azabı çekip karısı ve çocuklarına haksızlık ettiğini düşünüyor. Esir hayatından kurtulduktan sonra karısı ve çocuklarını Satı Kadın'ın yanına götürdüğünde yanlışlıkla İsa Çelebi ve Bala Hatun'un
Roman
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
9/10
·240 syf.··
2021 67. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2021 15:16
Merhaba sevgili 1K okurları ; 4 kitap için genel bir yorum yapacağım. Hüseyin Nihal Atsız'ın 4 kitabını okudum. Bunlar Bozkurtlar Diriliyor, Bozkurtlar Ölüyor, Deli Kurt ve Ruh Adam. Kitaplar yer yer Aşk romanı, yer yer tarihi roman ve yer yer bir savaş kitabı tadında. Bunların hepsinden öte güzel bir edebi eser. Okuma arzusunu tetikleyen, teşvik eden güzel kitaplar. Tavsiye ederim. Kitapla kalın...
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
10/10
·240 syf.··
2022 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2022 20:47
Hüseyin Nihal Atsız eserleriyle tanışmam Geri Gelen Mektup Şiirini dinlemem ile oldu. Daha sonra eserlerine ilgi duyup önce Ruh Adam peşi sıra Bozkurtlar, Yolların Sonu gibi eserlerini okudum. Deli Kurt romanı uzun süredir elimde vardı ancak başlamak nasip olmamıştı. Deli Kurt adlı romanda Hüseyin Nihal Atsız bizlere adeta tarihi yeniden yaşatıyor.Deli Kurt adlı roman 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı’ndan sonra Yıldırım Beyazıt'ın oğulları arasında çıkan taht savaşları ve sonrasındaki olayları ele alan romandır. Deli Kurt lakaplı Murat çalışkan, zeki, çevik , savaşmayı seven , gözü kapalı her tehlikeye atılan bir karakter. Asıl kişiliği ve kimliği hiç beklemediği anda beklenmedik bir şekilde karşısına çıkıyor. Eserde fazla betimlemeler olmamış , gerektiği kadar var tabi. Varna Savaşı ve diğer muharebeler , ilik ilik kan kokuyor ortalık. Bir yanda Murad diğer yanda Evren, Satı kadın , Çakır Bey. Küçüklükten başlayıp sipahi olma isteğiyle yaşayan Murad ve hayallerine kavuşması. Tarihi roman olması hasebiyle Gökçen Kız ve Esen Börü motifleri ön plandadır. Gökçen Kız bakışları ile erkekleri kendine aşık edebilen, insanları öldürebilen, yaraları iyileştiren ve Esen Börü ise geleceğe yönelik tahminleriyle ön plana çıkmıştır. Roman Fetret Devri sonrası Çelebi Mehmet'in Anadolu siyasi birliğini sağlamaya yönelik çabaları ve efsanevi karakter Gökçen kız ile Deli Kurt'un aşkını ela alır. Tarihi roman seven herkes okumalı...
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 95. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2020 14:02
Bu inceleme, kitabı okumayı düşünenler için minik bir rehber niteliğindedir. 1958 yılında yayımlanan bu muhteşem kitap bize Osmanlı döneminin Fetret devri'nde bir taht savaşıyla başlayan ve aşka doğru derinleşen bir hikâyeyi anlatır. Bir sipahi askeri olan Çakır'ın öyküsüyle giriş yaptığımız bu kitap okuyucuyu daha ilk sayfalarından içine çekmeyi başarır. İlerleyen sayfalarda Deli Kurt ile tanıştıktan sonra hikayê bambaşka bir seyir alır. Deli Kurt'un askerî hayatı ve aşk hikâyesini konu alır. Buram buram Anadolu kokan bu romandan, aşk ve Türkçülük adına da güzel sonuçlar çıkarabilirsiniz. Kitabın konusundan klasik bir şekilde bahsettiğimize göre, asıl incelemeye, yani kendi çıkarımlarıma geçebiliriz... Aşktan başlayalım. Atsız'ın kitaplarında anlattığı aşk, bizim hiç bilmediğimiz veya çok uzak olduğumuz bir mevzu olduğu için beni her zaman çok etkilemiştir. Atsız, 'Aşk' kelimesine çok farklı simgesel boyutlar yükleyebilen ve bizi 'aşk' adı altında çok farklı yerlere götürebilen bir yazardır. Kısacası Atsız, aşk'ın simgesel olarak, bizim bilmediğimiz ve birden farklı anlamı ile tanıştırır bizi. Simgesel demişken, Atsız'ın psikolojik ve simgesel tasvirlerinin ne kadar başarılı olduğunu "Ruh Adam" kitabını okuyarak öğrendik, devamında bu kitabı okuyarak pekiştirmiş olduk. Peki, bilmeyenler için simgeselin ne olduğunu kısa bir örnek ile açıklayalım: "Ruh Adam" kitabında, Selim Pusat'ın mahkeme karşısında konuşması, aslında Selim'in Tanrı ile konuşmasıdır.(okuyanlar bilir) Bu simgesel tasvire bir örnek olabilir. Tüm bunların sonucunda: Atsız'ın kitaplarını, simgesel tasvirleri göz önüne alarak tekrar okursanız, çok daha farklı anlamlar çıkabilirsiniz.(Tüm simgesel kitaplar için geçerlidir bu) Simgesel boyut meselesini bitirmeden şunu da eklemek isterim: Aslında
1000Kitap
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
Kısa ve öz anlatım olmuş olması ümidiyle
Puan vermedi·240 syf.··
2024 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2024 18:17
Nihal Atsız'ın tarihi süreçlerle süslediği aslında tarihi olmayan bir tarih romanı. En başta şehzade kavgaları, Osmanlı Hanedan çekişmeleri ile başlayan fetret devri romanı diye düşünebilirsiniz. Roman önce şehzadelerden İsa'nın en yakın eri Çakır'ın hikayesi ile başlıyor sonra fetret devri araya giriyor ve asıl kahramanımız Şehzade İsa'nın oğlu kimliksiz şehzade Murad ortaya çıkıyor ve olaylar tamamen tıpkı Ruh Adam romanında da olduğu gibi bu romanında da kahraman açısından vuslata ermeyen sevda ve içinden çıkılamayan karanlık çukurlara dönüşüyor. Atsız'ın aşk tanımı o kadar yukarıda ki öyle mutlu mesut sıradan işlenmiş sevdalara benzemiyor bu sevda. Belli ki kendi öz hayatının da etkisi olmuş romanlarına. Aşktan özlemden tarihten bahsederken fikirlerini de yansıtmayı atlamamış tabi. Bir çırpıda okunabilecek akışı olan bunaltmayan öz bir roman olmuş.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2026 30. kitabı
Severek okuduğum bir kitap. Yıldırım Beyazıt ölümü sonrasında oğulları arasında oluşan kavgaların sonucunda İsa Beğin oğlunun hayatını anlatıyor. Hem tarihi bilgi var hem de anlatılan coğrafyanın izleri. (Eski zamanlarda yeşil gözlü kişilerin büyücü olduğunu düşünmektelermiş. Kitabımızı da yeşil gözlü bir kız var."Gökçen") Ben bu kitabı okurken Fikrimin İnce Gülü şarkısının melodisini dinliyordum. Deli Kurt ile Gökçen için yazılmış sanki... "O gün ki gördüm seni Yaktın ah yaktın beni..." Kitapta akıcıydı. Aşk, dostluk, sadıklık, mertlik, yiğitlik ve tabi ki Türk karakterini konu almış. Keyifli Okumalarınız Olsun. 🩷
1000Kitap
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
9/10
·240 syf.··
2021 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2021 00:26
Efsaneleri, doğa üstü olayları, mitolojik kahramanları ne bileyim çoğu bilim kurgu tarzı hikayeleri sevmem. Deli Kurt ise tüm bunlara rağmen benden on üzerinden dokuz puan almayı başardı. Evet ben ne kadar gerçekçi bir insansam da bu kitaptaki bir karakterin bazı olağanüstü hallerini sevdim. Hüseyin Nihal Atsız'ın kaleme aldığı bu eser bana savaştan çok aşk hikayesiymiş gibi geldi. Hele bir Macar savaşı vardı ki kılıçların sesi kulaklarımıza kadar geldi, kan gövdeyi götürdü falan derken bir kavuşma sevdasıdır ki gitti. Kitap aşkı da çok güzel bir şekilde konu edinmiş. Nasıl ki savaşı bize güzelce betimliyorsa Nihal Atsız, aşkı da öyle güzel yansıtmış. Ben sadece evli insanların başkalarına "aşık oldum ne yapayım" şeklindeki düşüncelerine karşı olduğum için çoğu yerde hmmm hmmmlayarak okudum kitabı. Karşıyım arkadaşlar yapacak bir şey yok, bu karşı durma hallerim de okurken tarafsız olarak kitaba kendimi bırakmama engel oluyor. Tamam günümüz ahlak değerleri ve kültür anlayışı ile okumak da doğru değil ama ben bu konuyu aşamıyorum. Aşabilen neden olmasıncılara saygım var elbet. Sadece benim temennim bu tip insanlara koca bir ağız dolusu "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olun" inşallahh'tır. Biraz daha devam edersem Deli Kurt ile resmen kavga ediyor olacağım o yüzden burada konuya nokta koyuyorum. Kitap dil olarak sade, yalın, anlaşılır; yani herkesin okuyup anlayabileceği tarzda kaleme alınmış. Betimlemeler çok uzun değil, yeterli ölçüde. Gözünüzün önüne çok şey geliyor ama Nihal Atsız bunu sizi sıkmadan kısa yoldan yapıyor. Konusu da benim aslında hep merak ettiğim Osmanlı taht oyunları ile ilgili. Hani padişahlık savaşları, tahta çıkan diğerlerini köstek olmasın diye yok etme ya da etkisiz hale getirme çabasına giriyor bilirsiniz işte. Şehzadelerden bir
1000Kitap
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 37. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 00:00
Deli Kurt, Romanın Yazarı, Hüseyin Nihâl Atsız, Türk yazar, Türkolog, şair, düşünür ve öğretmendir. Türklerin tarihini konu edindiği edebî eserleri ve tarih araştırmaları olan Atsız, Türkçü-Turancı dünya görüşüne sahiptir. Deli Kurt, 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı’ndan sonra Yıldırım’ın oğulları arasında çıkan "Şehzadeler Kavgası" diye anılan taht savaşları ve sonrasındaki olayların anlatıldığı tarihî bir romanıdır. Yıldırım Beyazıt’ın oğlu, İsa Çelebi'nin meçhul bir oğlunun dramı anlatılmaktadır. Yıldırım Beyazıt’ın torunu olan Murat Bey’in yaşamı, savaşlarda göstermiş olduğu kahramanlık destanlarını ve aşkını konu edinmiştir. Romanda görülen parlak bakışlı, gözlerine bakılamayan kız olan Gökçen Kız’ın yalan olmadığını, Zamanımızda Muğla köylerinden birinde böyle bir bir kız yaşamış olduğu iddia edilmiştir. Karakterler DELİ KURT: Yıldırım Beyazıt’ın torunudur. Asıl adı Murat Bey’dir. Romanın ana karakteridir. Gökçen: Bir Türkmen köyünde yaşayan kızdır. Köylüler, gözlerinin büyülü olduğu düşünülen bu kıza peri kızı derler. Deli Kurt’un âşık olduğu kızdır. Satı Kadın: Deli Kurt’u büyüten kadındır. Evren: Deli Kurt ile büyüyen ve savaşlara katılan Satı Kadın’ın oğludur. Şehzade İsa Bey: Yıldırım Beyazıt’ın oğludur. Bala Hatun: Deli Kurt’un annesidir.
Tarihi Roman
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
9/10
·240 syf.··
2025 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2025 16:27
Kitapta Deli Kurt ve Gökçen kızın hikayesi anlatıyor.Nam-ı değer Deli kurt Yıldırım Beyazıt torunu İsa çelebi oğlu Murat 'dır. Aslında Osmanlı soyundan gelmenin bir bedeli olduğunu fark ediyor insan.Atsız'ın akıcı anlatımı ve kitapta geçen olayların çok hızlı gelişmesi sizi kitaba hapsediyor. Bu eserde kahramanlığı, yiğitliği, mücadele ruhunu okuyacaksınız. On beşinci yüz yıl Anadolu’sunun nasıl Türkleştiği görüp şehzade kavgaları hakkında bilgi sahibi olacaksınız.. ....Hepimiz, kaderimizin götürdüğü yoldan, kendi sonumuza doğru gideceğiz!".. Syf 90
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
Vaktiyle bir ATSIZ varmış, var olsun..
Puan vermedi·240 syf.··
2026 23. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:39
Her muazzam kitaptan sonra ruhumda oluşan sarsıntıların dinmesi için bir müddet durup düşünür, o eseri içimde sindirmeye çalışırım. Fakat Deli Kurt’tan sonra bu sessizlik dönemi epey uzun sürdü; zira bu kitapla alakalı kelimeleri yan yana getirmek bile hakeza öylesine zor ki… Hikaye, tarihimizin o en hazin dönemeçlerinden biri olan Ankara Savaşı’nın ardından, Fetret Devri’nin puslu atmosferinde başlıyor. Babasını bile görememiş, tarihin satır aralarında kalmış meçhul bir Osmanlı şehzadesinin hayatını anlatırken, sayfaların arasından taşan her bir duyguyu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Hüseyin Nihal Atsız’ın hayatını, şiirlerini, romanlarını ve mefkuresini benimsemiş bir adem olarak, her satırdan ayrı bir lezzet aldım. En güzeli de romandaki karakterlerin birer benzerini, kendi ailemde müşahhas birer hakikat olarak bulmam oldu. Velhasıl, dönüp dönüp birkaç defa daha okumak isteyeceğim, ruhuma yoldaş bir başucu kitabım daha oldu. Ne diyelim; vaktiyle bir Atsız varmış, var olsun…
Alıntı
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.