1000Kitap Logosu
Leyla ile Mecnun
Leyla ile Mecnun
Leyla ile Mecnun

Leyla ile Mecnun

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.8
3.820 Kişi
11,3bin
Okunma
3.813
Beğeni
55,7bin
Gösterim
272 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 7 sa. 42 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Küsurat Yayınları · Nisan 2018 · Karton kapak · 9786056785955
Bir yanımız çöl bir yanımız deniz... Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir. Biz... Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum... Aynı gün aynı hastanede doğmalarıyla başladı her şey. Bir hayatın birden fazla kez yaşanabileceğinin ve yarım kalmış her hikâyenin tamamlanmaya muhtaç olduğunun bir kanıtıydı onlar. Peki Mecnun bu sefer Leylasına kavuşabilecek mi? Yoksa yine çölde mi açacak gözlerini? Çünkü o çöl çaresiz âşıkların son durağıdır. Kavuşamayan âşıklar o çölde aralar sevdiğini, kavuşanlarsa emlakçı emlakçı dolanır dururlar, 2+1 kombili. Yayınlandığı dönemde izleyicisini ekrana kilitleyen Leyla ile Mecnun, bu kez bambaşka bir hikâye ile sevenleriyle yeniden buluşuyor. Mecnun, İsmail Abi, Erdal Bakkal, Baba İskender, Yavuz Hırsız, Yedek Kamil, Gözlüklü Çocuk Kaan ve Aksakallı Dede bu kez bambaşka bir maceranın peşine düşüyor. O geminin geleceğine ilk günkü gibi inananların, sevdiği kızın gözlerinin içine bakarak 'seni seviyorum' diyemeyenlerin, kendi çölünde kaybolanların hikâyesi Leyla ile Mecnun Burak Aksak'ın kalemiyle yeni başlangıçlar için geri dönüyor.
7 mağazanın 7 ürününün ortalama fiyatı: ₺24,29
8.8
10 üzerinden
3.820 Puan · 671 İnceleme
Rabia
Leyla ile Mecnun'u inceledi.
272 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Benim için şimdiye kadar yaptığım en özel inceleme olacak bu, umarım yazmak istediklerimin çeyreğini olsun ifade edebilirim. Leyla ile Mecnun hayatımda en önemsediğim şeylerden biri. Bir diziye bu kadar anlam yüklemek ne kadar mantıklı tartışılabilir. Ama sitede son zamanlarda denk geliyorum benden yaşça büyük kişilerin yorumlarına; gençliğindeki detayları birbirleri ile paylaşmalarını gülümseyerek okuyorum. Çünkü biliyorum ki yıllar sonra ben de Leyla ile Mecnun dolu anılarımı düşünüp hüzünleneceğim. --> Hocanın ısrarla telefonları bırakın uyarısını takmadan sıranın altında tek kulaklıkla birlikte LM izlediğimizi, "Seni tanıdığımdan beri ne fark ettim biliyor musun, aynı Mecnun gibi konuşuyorsun sen!" şeklinde ilerleyen sohbetleri, hatta o konuşmanın bize iyice sinmesi ve günlük hayatta bilinçsizce ağızdan çıkması ile akabinde gelen kahkahalar, dizide geçen o çok özel şiirleri gönlündeki kişiyle paylaşmak ve üstüne bin kat daha anlam yüklemek, hediye almayı isteyip cesaret edemezken LM temalı bir şeyler almanın arkasına sığınmak, "Aaa zil sesini sen de mi o sahnedeki şarkı yaptın" diye ortak nokta bulmanın sevincini yaşamak... Daha niceleri işte. Kitabı okurken içinde küfür de görünce şaşırdım, arkadaşıma "Küfür de geçiyor biliyor musun" dedim, "Poşet gibi mi :D" dedi. Her şeyin özeti gibi bir olay aslında, Leyla ile Mecnun evreninde poşet küfürdür, kulpu kırık çaydanlık küfürdür, ıslak terlik küfürdür. Sakız sigaradır, erik içkidir. Bu dünyadan değildir Leyla ile Mecnun. Orada her şey mümkündür, uzaya da çıkılır, yerin dibine de batılır, mecaz değil cidden batılır! Hatta Mecnun "yeraltına" batmışken kenarda Dostoyevski göze çarpar bir şeyler yazarken :)) Yakalamasını bilene en ince absürd espriler oradadır. Bi de bunları anlayınca sevinir insan, "Yavvv adamlar ne ince düşünmüş yav helal olsun Burak Aksak!!" denilir. Bunu yapmak da farzdır. Şimdi kitap incelemesinde diziyi anlatmak da eleştirilme sebebim olur belki ama buna da bir savunmam var. Ben diziyi azcık da olsa izlememiş birinin bu kitabı okuyup beğeneceğini kesinlikle düşünmüyorum. Cidden dürüst olalım, güzel bi kitap mıydı o kadar? Yooo. Leyla ile Mecnun evrenine yabancı biri olarak okusam "Ne yaşıyo ya bunlar" diye sorgulardım. Nitekim diziye ilk başladığım zaman da hiç anlam verememiştim inanın ki, bu kadar insan neyini seviyor bu dizinin demiştim. Ama sonra 104 bölümü de sıra ile izledim. Hayatımda bu kadar zamanımı aldığı halde zerre pişmanlık hissetmediğim tek konu da budur belki de. Bir sürü yapım harikası diziyi de bitirdim ama hiçbirini şu saçma sapan LM'ye değişmem. O küçük, bencil, gösteriş dolu dünyamızda gerçek samimiyeti bize hiçbir şey bu dizi kadar gösteremezdi. Neyse işte ne diyordum, bu kitap da bir edebiyat harikası değil elbette. Bir sürü kusur var. Hatta çok komik giderken bi anda öyle bi son yazmış ki "Pardon noluyoruz???!!!" oldum. "Haa, o niye öyle oldu ki şimdi?" diye isyan ettim İsmail Abi sesiyle, "Nidennn?" diye sordum. Ama yine de eleştiremem ya. Gönlümde hanları sarayları var şu an bu kitabın. Vallahi uydurmuyorum, okurken her şeyi duydum ben kulağımda. Bütün o meşhur replikleri karakterlerin sesi ile okudum, belki de bu yüzden hayatımın en keyifli okumalarından biri oldu. Yalnız bu kitap bana hiç yetmedi. Cidden her karakterden küçük bi tadımlık bırakmış önümüze. 104 bölüme gelen 105. bölüm gibi oldu biraz yani. Burak Aksak çok önceden Twitter'dan söz vermişti kitapla ilgili. "Bir gün mutlaka" demişti. Valla kralsın Burak reyiz, inan ki bu kadar çabuk beklemiyordum ben, nasıl mutlu ettin bi bilsen. Ama inşallah daha da çoook edersin, inan ki buna ihtiyacımız var. Leyla ile Mecnun edebiyatının baydığını söyleyenleri görüyorum her geçen gün. Kimseyi de eleştirmeyeyim en iyisi. Üzerinden yıllar geçtiği halde hala sevenleri arasındaki dayanışmaya hayran kalmak çok daha keyifli. Eleştirenlere sormak istediğim tek şey var: "Senin ağzından çıkanla kulağının duyduğunun tuttuğu bir mi? Algıda mı seçicisin sen?" :) Gerçekten canım hala yazmak istiyor ama buraya kadar bile okuyan çok az olacaktır diye düşünüyorum. Sonuna kadar dayananlar için klişelerin en güzelini, en umut dolusunu, en samimisini bırakıp kaçıyorum: O GEMİ BİR GÜN GELECEK. --- Hee bi de unutmadan: ÇAY ERDAL BAKKAL'DA İÇİLİR.
Leyla ile Mecnun
8.8/10
· 11,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
76
682
Furkan dolgun
Leyla ile Mecnun'u inceledi.
272 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Leyla ile Mecnun, şu ana kadar yaptığım incelemeler içinde en zor olanı bu olacak. Leyla ile Mecnun benim ve benim gibi birçok kişi için sadece bir kitap sadece bir hikaye değil yaşayan bir hikaye ve aynı zamanda bir umut simgesi. Hikaye içinde gezerken kötüyü ve iyiyi yanlışı ve doğruyu hissettirmekle kalmadı L&M ile geçirdiğim 5 senelik bu süreçte Burak Aksak'ı tanıdım her cümlesini sevgisini hislerini. Bu kitap insanın yüzünü güldüren espiriler, yaşayan bir ekonsistem ve hikaye olduğu için içine girdiğinizde ulaşılmazı hayalleri umudu yaşıyorsunuz. Sadece hissetmiyorsunuz İsmail abiyle sahilde el salliyorsunuz. Diziyi ilk izlediğimde keşke kitap olsaymış demiştim. Kitabı ilk çıktığında okumak istemiştim ama okuyamadım araya giren her kitap utandı bu kitabı okumamı geciktirdikleri için. Benim için L&M sadece bir hikaye değil hayatımda da büyük bir yeri alan anılar ve hafızalar. Burak Aksak'ın asıl yeteneği bize bir kitap değil bir dünya vemesi. Bu kitapla L&M serisinin bir paralel evrende ki bambaşka bir halini görüyoruz. Eğleniyoruz, üzülüyoruz, hayal dünyasına giriyoruz. Özlediğim eski dostlarla yıllar sonra buluşmuş gibiydim kamil abiyi İsmail abiyi tekrar başka bir dünya da görmek hissetmek harika bir his oldu. Burak Aksak'a bu güzel dünyayı bize armağan ettiği için teşekkür ederim
Leyla ile Mecnun
8.8/10
· 11,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
32
Liliyar
Leyla ile Mecnun'u inceledi.
272 syf.
"SEVİYORSAN GİT KONUŞ BENCE!!"
Çünkü aşk, arızalı bir ruh halidir. Hastasındır, ötesi yok. Ve tedaviyi kabul etmez, direndikçe direnirsin. Sevdiğinin yanağındaki gamze, bir anatomik bozukluktur aslında. Ama aşıksan, her gün binlerce defa oraya gömülesin gelir. Görmeden duramazsın. Düşünmeden duramazsın, özlemeden duramazsın. Hasılı kelam duramazsın işte, içinde bir volkan patlarken. Bir perde gibi düşün. Sis perdesi gibi. Net olan her şeyi başka surette görürsün. Sanki miyopmuşsun da gözlüğünü evde unutmuşsun gibi. Hoca tahtaya ne yazarsa Leyla diye okuyorsun. Üç, beş, on - her neyse - harften oluşan bir ismi, nasıl bu kadar çok sevdiğinin başka bir açıklaması olabilir mi? Ya da bir çift kahverengi gözü, diğer gözlerden ayıran ayrıntı aşk değilse nedir? Totem yapmalar, rüyalarda görmeler, fallara baktırmalar.. Hiç yolunun düşmeyeceği sokaklarda gezinir durursun. Yapış yapış bir melankoli, şiirler yazdırır sana. "Ah sesi," dersin, "Ne kadar da güzeldi, bir daha duysam.." Pazardaki satıcının sesinden farksızdır oysa. Emin ol, kendisi bile, aynada göremez senin onda gördüklerini. Duvarlar yıkılır üstüne, için yanar, dünyayı yakasın gelir. Ağzının tadı kaçar, yemek bile yiyemezsin. Aşk en etkili diyettir, forma sokar insanı. Hele bir de romantik biriysen, oturur, karakalem resmini yaparsın. Bıyığının en ince ayrıntısına kadar. Tesadüf ya, gece de Hıdrellez gecesi, gömersin bir gül fidanın dibine. Bir de yağmur yağar, oh mis!! Cila olur umudunun üstüne. Ama ayrıntı orada gizli işte, belki de yeteneğin yoktur. Duan kabul olur ama.. Ama'sı da var. :) Aşk, bedenle ruhun ayrı ayrı bağımsızlığını ilan etmesidir. Bir devrimdir aslında. Devirir devirmesine de en çok sen kalırsın enkazın altında. İçin üşürken ellerin titrer. Gönlün yanarken, başında deli rüzgarlar eser. Yine de "SEVİYORSAN GİT KONUŞ BENCE!" Hepimizin en gizli ve büyük yeteneği, aniden Leyla ile Mecnun olabilmemizdir. Yani bir nevi göbek adımız gibi düşün. Zamanın bir dönemecinde yakışır yakamıza. İlla ki alır aklımızın bir miktarını. Ama içinde kalması daha büyük dert. Çoğaldıkça çoğalır, kabardıkça kabarır, sonunda taşar bir yerlerden. Karşındaki ne peri kızı ne de prens, bunu unutma. O da senin gibi ete kemiğe bürünmüş bir ruh. Senin hislerindir onu yücelten, başka bir şey değil. Onun yanında olmak, cennette olmak değil, inan bana. O da acıkıyor, uyuyor, uyanıyor, daha bir sürü şey. Sen aslında sendeki sevebilme cevherini seviyorsun. Kulağında kulaklık, gece yarılarına kadar bangır bangır dinlediğin şarkıların hepsi, onun için yazılmış gibi, değil mi? Değil aslında. Nasıl sıradan bir duyguyu içinde büyüttüğünü anlaman için. Sen bağıracaksın, o duymayacak. Sen ağlayacaksın, o gülecek. Sen öldüm, bittim diyeceksin, o yaşamaya devam edecek. Ama olsun, ikna olmadım mı diyorsun? Ne halin varsa gör o zaman. Belki de bakışın, onun gözünde de yankı bulacak. Ya da aynı kalp atışında buluşacaksınız. İçin susuzluktan kavrulurken kavuşacaksın ona. Sevinçten çıldıracaksın. Kalp atışlarını saklayan bir kıyafete ihtiyacın olacak. Ama o kadar. Daha maça başlamadan galibiyet turu atmaya gerek yok. Bulunduğun yer zirvedir. Daha yukarı çıkamazsın, unutma. Aşk bir dengesizliktir işte. Hiçbir kitapta onu aklayacak bir cümle bulamazsın. Bir virüs, bir yara, bir hastalık.. Aşk mı demişim?! İnanma! İnanma dedim ya, O bir anlıktı.. .............. El öpme ritüelinden mahalle bakkalına kadar, okulda yediği dayağın üstüne bir de evde yiyen, ama tertemiz bir neslin sımsıcak hikayesini, aşka bakışını okudum bu kitapta. Müthiş zevk almamı, yer yer kahkahalarla gülmemi sağlayan diyaloglara şahit oldum. Temiz, duru, günlük hayatı anlatan ama derin bir okuma yaptım. Herkes okumalı diyorum ; hayata gülümseyerek bakmak için. Ve ayrıca etkinliği düzenleyen Osman Y. arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Keyifli okumalar.. :)
Leyla ile Mecnun
8.8/10
· 11,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
34
288
Hanım.mt
Leyla ile Mecnun'u inceledi.
272 syf.
Çay Erdal bakkal'da içilir
Leyla ile Mecnun... Sanırım bilmeyen yoktur. Leyla ile Mecnun bir diziydi. Dizinin de hayranı olmak her satırda dizinin müzikleri bile aklımdaydı. Güldürüyor evet hüzünlendirdiği yerler de çok değerli. Kitabı okurken ne kadar özlediğimi fark ettim. İsmail abi, Mecnun, Yavuz.... Her sayfasında yüzümde bir tebessüm vardı ve sonuna kadar da böyle devat etti. Sanki diziyi sahne sahne çekilmiş gibi tüm okuduklarım hayalimde canladı. Fazlasıyla güldürdü, bölümlerdeki olayları tekrar anmak çok hoş bir detay olarak kaldı. :) Mecnun'un hayalleri ve yaşadıkları, aklından geçenler ve başından geçenler iç içe örgülenmiş. Bazen gülünç bir olay, komik bir söz okuyorsunuz. Daha yüzünızde gülücük kaybolmadan, felsefi veya derin anlam içeren bir sözü okurken buluyorsunuz kendinizi. Bu eserde tıpkı hayatın kendisi gibi inişli çıkışlı ve çok yönlü. Eseri güzelleştiren en önemli husus bence anlatımın doğallığı ve karekterleri Mecnun - Aşık, aylak ve hayalperest İsmail Abi - Mucit-macit fikirleri, çocuksu hali ve renkli Aksakallı - Yol gösteren, aklıl veren, umut aşılayan, aşırı iştahlı, bazen aksi, bazen umutsuz, hatta ağzıda bozuk bir dede :D Erdal - Çay erdal bakkal'da içilir :D Cimri ve fırsatçı Yavuz - Hırsız :D Arda, iskender, Nurten, Pakize, Leyla, Zeynep Bende inandım o gemilerin elbet bir gün geceleğine... (: Biran önce İsmail Abi'yi tanıyın derim :) Çok keyif alarak okudum, sizlerinde keyifle okumanızı tavsiye ederim.... Spoiler İçerir .d Keyifli okumalar :)
Leyla ile Mecnun
8.8/10
· 11,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
16
675