Türk Ülküsü

·
Okunma
·
Beğeni
·
11291
Gösterim
Adı:
Türk Ülküsü
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754378269
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Türk Ülküsü
Türk Ülküsü
Bir ülkünün çevresinde toplanmak ve onun için ölümü göze alarak savaşmak ne güzel şeydir! İnsanlar ancak ülkü ile hayvanlardan ayrılabiliyorlar. Millî bir ülkü olmadıktan sonra, insanın hayvandan ne farkı kalır? Hayvan, ölümden ve ızdıraptan kaçar, kuvvetliden korkar. Ölümden korkmayan, ızdıraptan kaçmayan, kuvvetli ile savaşı göze alan yaratık, ancak ülkücü insandır.
Bir zamanlar dinler insanları hayvan olmaktan kurtarmak için çalıştı, onlara Tanrı’dan öğütler verdi. Bugünkü ülküler, tamamıyla millîdir. Dinî inancı da içine almış olan millî ülkü, insanları sürükleyen, güçlendiren ve asilleştiren bir duygu ve düşüncedir.
Bugünün kaba maddeciliği arasında Türk ülküsü sararmış, biraz küllenmiş gibi görünüyor. Maddecilik hastalığı geçtiği zaman, o yine parlayacaktır. Onun için Türk ülküsüne sarılmaya mecburuz. Bütün Doğu milletlerini yendiği halde yalnız Türklerle başa çıkamayan Batı'nın içine sinmiş düşmanlığı ve hıncı karşısında, bizim silahımız, Türk ülküsüdür.
Tek başına Avrupa'ya dalan ve yüzyıllarca tek başına bütün Avrupa milletlerine karşı Allah’ın adını savunan Asya arslanları zaman zaman gaflet uykusuna dalmışlar, fakat sonra sıçrayıp şahlanmışlardır. Bu seferki dalgınlık biraz tehlikeli gibi görünüyor. Çünkü içinde bir de yabancıya hayranlık unsuru var.
Tehlikeler nereden gelirse gelsin, ne kadar büyük olursa olsun, tek çare ve tek ilacı Türk ülküsü’dür.
172 syf.
·15 günde
Ülkü...
TDK diyor ki: "Amaç edinilen şey, ulaşılmak istenilen şey, ideal.
Altında ise örnek olarak Atatürk'ün sözü: "Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür."

İnsanlar yeryüzünde bir amaç edinmeden,  bir hedef koymadan ne kadar var olabilir ki?
Her milletin, her insanın ulaşmak istediği bir amacı vardır. Biz Türklerin de var olduğumuzdan beri amacımız bir çatı altında toplanmak. Bunu kimin zaman başardık, kimi zaman başaramadık. Kimileri istedi, kimileri de istemedi azıcık aşım ağrısız başım diyerek. Her ne olursa olsun biz bu inançtan hiç vazgeçmedik.
Kitabı okuyunca ne öğreneceğim dersek:
Türk kimdir? Genç erkekler ve kızlar nasıl yetişmeli? Nasıl asker olmalı? Ahlâkın bizdeki yeri ne olmalı? Hangi amaçlar uğrunda savaş vermeliyiz? Nasıl bir dil kullanmalıyız?
Bu ve buna benzer soruların cevaplarını bulabiliriz.
Ben kendimce genel bir bakışla anlatmak istiyorum ne öğrendim bu kitaptan.
Atsız: "Milletlerin savaşta tutunduğu iki şey vardır: Teknik ve ülkü." diyor. Bizler yıllardır onlarca savaş verdik ve çoğunlukla teknik olarak hep geride olduk. İşte burada gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin ülkü girdi devreye. Ülkünün içinde barındırdığı inanç, istek, bağımsızlık duygusu, vatan aşkı, bayrağımızı göklerde dalgalandırma isteği ve bir sürü şey. Şu an bu sınırlar içinde var olabildiysek bu sayededir. 

Bir milletin manevi kuvvetlerinin en önemlisi milli şuurdur. Milli şuur bir milletin kendini duyması ve bilmesidir. Yani bir milletin dili, dini neyi yok olursa olsun eğer milli şuuru varsa uzun yıllar da geçse o millet kendine gelecektir. Dilini, dinini her şeyini yeniden kazanacak, yeniden kendine sınırlar çizecektir.

Milli şuura giden yolllardan biri ahlâktan geçer. Mesela bizde ahlâkın yeri nedir? Bizde - her ne kadar şu an ahlâk yoksunu davranışlarda bulunanlar olsa da- en önemli şey ahlâktır. Ahlâk ise doğumla şekillense de gençlerde kendini gösteren olgudur.
Ve Atsız: "Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın." diyor.
#44201091
Doğrulardan taviz vermemektir ahlâkın zincirini bir arada tutan. Doğru ahlâkta en önemli görev ise öğretmenlere düşmektedir. Bunun için öğretmenler dört dörtlük olmalıdır. Nasıl ki bir doktorun hatası hastanın hayatını tehlikeye atabiliyorsa bir öğretmenin hatasıyla da bir insanı kaybedebiliriz. Kayıp bir insan kayıp bir millet olur zamanla. Bir insanı işlemek ne maden işlemeye benzer ne iplik işlemeye.

Birkaç makalede kendi cümlelerimle özetlersem şunlar anlatılıyordu: "Ahlâk, milletlerin yaşamında şekillenir. Bu nedenle farklı milletlerle karşılaşıldığında olumlu ya da olumsuz fakat daha çok olumsuz değişimlere uğrar. Bizler batının bilimini, ilimini almak yerine yaşantısını örnek aldık ve çöküşe uğradık. Barlar, meyhaneler gibi bizim yaşantımıza uygun düşmeyen yerlerde bulduk kendimizi.  Bunun sonucunda da kendimizi geliştirmeye ayıracağımız zamandan tavizler vermeye başladık."
 
Burada da katıldığım yerler var. Gerçekten şöyle baktığımızda en verimli yıllarını kafe vb. yerlerde harcayan bir nesil var karşımızda mesela. Buna ben de dahilimdir belki. Bizler kararını bilemiyoruz bir şeyin. Bu yüzden ne alırsak ne görürsek bir şeyi çıkana kadar yaşıyoruz. Ya hep oluyoruz ya hiç. Ya gün boyu kafamızı kaldırmadan, beynimiz sulanana kadar okuyoruz ya da ömür boyu elimizi bir kitaba bile sürmüyoruz. Yani keşke diyorum bazen dünyayla ilişkimizi kesip kendi halimize geçinip gitsek.

Kitap üzerine o kadar konuşulacak şey var ki. Okurken altını çizmediğim cümleler kaldı mı bilmiyorum. Katılmadığım yerler de oldu elbet. Ne ben burada hepsini anlatıp bir destan yazabilirim ne de siz okuyabilirsiniz. Bu sebeple kendini bu vatana, bu bayrağa ait hisseden her insan görev bilip okumalı; okumalı ve öğrenmeli.

Ve en beğendiğim, kendime öğüt olarak aldığım sözlerden biriyle bitirmek istiyorum. 
"Yüze karşı söylenen sevgilere güleceğiz. Sevgiler gönülde, hatıralar tarihte, kahramanlar millî mabetlerde kutlu olacak. Riya ve şarlatanlık karışık olan her şeye tüküreceğiz."
#44380655
Esen kalın... :)
172 syf.
·Beğendi·10/10
Atsız'ın bu kitabıyla Türkçülük hakkındaki görüşlerini öğrenebilirsiniz. Eski Türk töreleri ile ilgili de bilgiler barındıran Türklük duygularını kabartan her Türk gencinin hatta her Türk insanının okuması gereken bir kitap. En azından Atsız'ı ırkçı diye eleştirirken düşünceleri hakkında fikir sahibi olursunuz. Düşüncelerindeki asıl amaç her Türkçü gibi tüm Türkleri tek bayrak altında toplayabilmektir ki buna Kızılelma Ülküsü diyoruz.
Velhasıl mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Çok değerli birinin tavsiyesi üzerine okumuş olduğum bu kitabı hiç bitirmek istemedim...
Türk ülküsünün bizlere ne olduğunu, Türk'ün Türk'ten başka dostunun olmadığı, ülküsü sağlam olan bir milletin içindeki karanlık akreplerin hiçbir şey yapamayacağını, görevini iyi yapamayan yada yapmayan üst düzey yöneticilere verdiği tarihi ayarlar ve daha niceleri.... Mutlak okunmasını tavsiye edibileceğim bir başyapıt..

Son bir söz dilimizde daima: 'Tanrı Türk'ü korusun..'
172 syf.
·Puan vermedi
Atsız'ın çeşitli makalelerinin derlenip kitap haline getirilmesiyle ortaya çıkan bir eser.
Makalelerin ortak noktası Türklük ve Türk Mefkûresi.
Türk kimdir? Türk'ün hedefi, ülküsü nedir? Türk erkeği, Türk kızı nasıl yetiştirilmelidir? Türk ahlâkı nasıl olmalıdır? Gibi sorulara cevap verilmiş.
Nihal Atsız'ın fikirlerini, ideolojisi anlamak için okunması gerekli, bazı kesimler tarafından "ırkçı", "kafatasçı" diye tenkid edilen Atsız'ın fikirlerini öğrenmek, yüzde yüz olmasa da çoğunu kabul edip, uygulamak her Türk evladının borcu diye düşünüyorum.
Kitap uzun beni sıkar diyenler için, en azından "Türk Ülküsü", "Türk kimdir?", "Türk Ahlâkı" gibi makalelerin mutlaka okunmasını tavsiye ederim.
İncelememi Atsız Bey'in şu sözleri ile bitirmek isterim: "Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın."
172 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10
yazıldığı dönemin şartlarına göre değerlendirilmesi gereken kitap. Altını çiziyorum. İsteyen sever isteyen sevmez. Kadim Türk geleneğinden yola çıkarak bir Türk'ün nasıl davranacağını anlatıyor. Bunuda dönemin şatlarına göre anlatıyor. Yaşadığımız çağda bir çoğu kabul görmeyebilir. Okunmadan yargılanmamalıdır. Öcü değil bu atsız...
172 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Atsız Ata'nın mecmualarının ve notlarının derlenmesi ile ortaya çıkan eser. Türk kimdir, Türkçü kimdir, ideoloji nedir, hakkı ile anlatılır. Atsız'ın gözünden bakmak isteyenler için hazine niteliğinde. Aynı zamanda Türk ülküsü ve Türk kimdir kısımları daha sağlam adımlar ile ilerlemeyi sağlıyor. Son olarak zekasına hayran kaldığım Atsız Ata'nın bu eserini okumaktan büyük gurur duydum ve bu sözleri ile noktalıyorum;
"Bize bir gençlik lazımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın."
Atsız Ata var olsun!
172 syf.
·Puan vermedi
Hüseyin Nihal Atsız, bu kitabında harika bir iş çıkarmış diyebilirim. Fakat bazı noktalar var ki bu fikirlerindeki aşırılığın ırkçılığa kaçtığını düşünmekteyim. Sağ ve sol görüşlerden, bolca askeri kuvvetlerden, Atatürk zamanından, siyasetten, partilerden, milli birlikten bahsetmiş. Kitap bir fikir sandığıydı diyebilirim. Tam da aradığım kitaplardan biriydi, kitabın hangi düşünceyi savunduğunu öğrenerek ve bu fikirleri irdeleyerek kendime bir rota çizmek amacımı da az biraz gerçekleştirdim sayılır. Bu devirde klasikleşmiş ve artık her genç "ergenin" dilinde sakız olan aşk kitapları yerine böyle kitapları okuyarak kültürümü geliştirmeyi bin kere yeğlerim.

Kitabı okurken de ülkemizin gerek siyasette olsun, gerek yönetimde olsun, gerek ilerlemede olsun, bu vahim durumu düşünerek her geçen gün ülkece daha da geriye gittiğimizi, birliğimizin bozulduğunu, güvenliğimizin olmadığını, lüks yaşamın bizi kapitalizmin kölesi yaptığını ama aynı zamanda komünizmin de aynı yerde saydığını, dış ülkelerle dost olacağız diyerek elimizi verip kolumuzu kaptırdığımızı, kültürümüzün günden güne aklımızdan silinmeye çalışıldığını, duygularımızın köreldiğini gördüm. Ülkenin içinde bu aziz milletimizi birbirine düşürüp birlik duygumuzu da körelttiklerini unutmayalım.
172 syf.
·Beğendi·10/10
Ülkü neydi, kızıl elma neydi, millet neydi, kadın, erkek, çocuk, genç neydi? Nasıl olmalıydı? Sahi; nasılız biz, nasıl olmalıyız ya da asıl soru “NASILDIK”? Atsız, mükemmel üslubuyla Türklüğü bu kitabında da akıllara kazıyor. Geçmişte nasıl, şimdi nasıl olduğumuzu ve gelecekte nasıl olmamız gerektiğini anlatıyor bize. Mükemmel bir ileri görüşlülükle, “gerçekten de öyle” diyeceğiniz paragraflar sunuyor size. Tanışın, tanıştırın bu yüce insanın mükemmel kitaplarını.
172 syf.
·2 günde·Beğendi
Bir Türk genci nasıl yetiştirilmeli, Türk gencinde ahlak ve nizam nasıl olmalı,milli eğitim hakkında tam on iki cinsinden tutturduğu görüşleriyle düşünce dünyamızı besleyen görüşlerinden herkesin aydınlanması gerekiyor.İdeolojik beslenmek isteyen ve Milliyetçi olsun olmasın herkesin okuması gereken bir başucu kitabıdır kat'i surette tavsiye ediyorum...
172 syf.
İnceleme yazmak pek benlik değilse de bu incelemelere bakıp okumaya karar vermeye çalışanlara şiddetle tavsiyemdir. Hatta benim kadar gecikmeden hemen okuyun. Her Türk gencinin, özellikle gelişme çağında, okumasına teşvik edilmesini, edebiyat derslerinde başta olmak üzere fikirleriyle bir öncü kabul edilen Atsız'a daha çok yer verilmesini, şu kitaptan sonra ciddi anlamda gerekli buluyorum. Şimdilerde ruhunun Tanrı Dağları'nda dolaştığına inandığım Atsız'ın roman ve şiirlerinden sonra okuduğum ve neredeyse her satırını çizmek, yazmak, not almak istediğim ilk düşünce kitabı ama son olmayacak. Maddi refahın yanında manevi yükselişin nasıl ve ne derece önemli olduğunu her makalesinde çok vurucu cümlelerle anlatmış. Milli şuurun en güzel ifade biçimi. Dönüp dönüp sayfalarını karıştırmalık, okudukça heyecanı yeniden hissetmelik kitaplarım arasına girdi çoktan. Okuyun, okutturun.
172 syf.
·Puan vermedi
Türk Ülküsü,Atsız’ın çeşitli dergilerde yayınlanmış makalelerinin birleştirilmesiyle oluşmuş bir kitap. Ülkücülüğün temellerini, bir gencin kendine kılavuz olarak belirlemesi gereken düşünceleri farklı makalelerde güzel bir şekilde açıklamış yazar.

Tabii ki eseri döneminden bağımsız olarak ele almamak gerekiyor,bazı düşünceleri şu anki dünya için aşırı uçta kalıyor,ortaokuldan itibaren sıkı bir askeri eğitim verilmesi ve karma eğitim yerine kız-erkek ayrı eğitim verilmesi gerektiği hususları gibi.Bunun yanında günümüzde de uygulanabilir güzel tavsiyeler de yer alıyordu, tarih dersinin ilkokuldan itibaren öğretilmeye başlanması fikri bence hâlâ desteklenebilir. Ayrıca,o zamanlarda kızların okuması bile çok zorken yazarın kadınların eğitimli olması ve her meslekte olması gerektiği vurguları çok güzeldi.

Rusya-Finlandiya ve Almanya-Çekoslovakya savaşlarının kıyas edilerek anlatılışı çok etkileyiciydi, bir millet olabilme bilincinin önemini resmen akla kazıyan bir anlatımdı.

Not alarak,altı çizilerek okunacak, Türk gencinin yoluna ‘ışık’ tutacak cümlelere sahip,bir başucu kitabı.Okumanızı tavsiye ederim.
1 - Türkçüyüz.
2 – Arınmış Türkçeciyiz.
3 – Yasacıyız.
4 – Toplumcuyuz.
5 – Millî gelenekçiyiz.
6 – Şuurlu demokrasiye taraftarız.
7 – Ahlâkçıyız.
8 – Bilimciyiz.
9 – Teknikçiyiz.
Hüseyin Nihal Atsız
Sayfa 100 - Ötüken Neşriyat - 19. Basım
Tarihin hiçbir çağında insan ruhunun bu kadar sefilleştiği ve bu kadar vatan hainin çıktığı görülmemiştir.
Hüseyin Nihal Atsız
Sayfa 63 - Ötüken Neşriyat
Türkler, kadına gerçek değerini veren bellibaşlı milletlerden biridir. Eski Yunanlılar, Romalılar, Araplar, İranlılar ve Hindliler kadını kötü bir yaratık sayıyor ve ona esir muamelesi yapıyorlardı.
Hüseyin Nihal Atsız
Sayfa 143 - Ötüken Neşriyat
Filimler,romanlar,pilajlar ve sokaklar bin türlü ahlaksızlıkla dolup taşarken okullarda verilecek bir kaç öğüdün ne tesiri olabilir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk Ülküsü
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754378269
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Türk Ülküsü
Türk Ülküsü
Bir ülkünün çevresinde toplanmak ve onun için ölümü göze alarak savaşmak ne güzel şeydir! İnsanlar ancak ülkü ile hayvanlardan ayrılabiliyorlar. Millî bir ülkü olmadıktan sonra, insanın hayvandan ne farkı kalır? Hayvan, ölümden ve ızdıraptan kaçar, kuvvetliden korkar. Ölümden korkmayan, ızdıraptan kaçmayan, kuvvetli ile savaşı göze alan yaratık, ancak ülkücü insandır.
Bir zamanlar dinler insanları hayvan olmaktan kurtarmak için çalıştı, onlara Tanrı’dan öğütler verdi. Bugünkü ülküler, tamamıyla millîdir. Dinî inancı da içine almış olan millî ülkü, insanları sürükleyen, güçlendiren ve asilleştiren bir duygu ve düşüncedir.
Bugünün kaba maddeciliği arasında Türk ülküsü sararmış, biraz küllenmiş gibi görünüyor. Maddecilik hastalığı geçtiği zaman, o yine parlayacaktır. Onun için Türk ülküsüne sarılmaya mecburuz. Bütün Doğu milletlerini yendiği halde yalnız Türklerle başa çıkamayan Batı'nın içine sinmiş düşmanlığı ve hıncı karşısında, bizim silahımız, Türk ülküsüdür.
Tek başına Avrupa'ya dalan ve yüzyıllarca tek başına bütün Avrupa milletlerine karşı Allah’ın adını savunan Asya arslanları zaman zaman gaflet uykusuna dalmışlar, fakat sonra sıçrayıp şahlanmışlardır. Bu seferki dalgınlık biraz tehlikeli gibi görünüyor. Çünkü içinde bir de yabancıya hayranlık unsuru var.
Tehlikeler nereden gelirse gelsin, ne kadar büyük olursa olsun, tek çare ve tek ilacı Türk ülküsü’dür.

Kitabı okuyanlar 1.682 okur

  • Ekrem Bilgin
  • Muhammed Dumlupınar
  • parvati
  • Hüseyin Bodur
  • Berat Güney
  • Ack
  • Kasım PARALICI
  • Edanur
  • Reepichep
  • Berkay FERDANTAŞ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.8
14-17 Yaş
%11.5
18-24 Yaş
%34.5
25-34 Yaş
%25.7
35-44 Yaş
%8
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%3.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.1
Erkek
%63.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.6 (317)
9
%11.6 (66)
8
%9.3 (53)
7
%4.9 (28)
6
%1.9 (11)
5
%1.1 (6)
4
%0.2 (1)
3
%0.7 (4)
2
%0.2 (1)
1
%4.7 (27)

Kitabın sıralamaları