Türk Ülküsü

Hüseyin Nihâl Atsız
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Türklüğün Fabrika Ayarlarına Dönüş
10/10
·168 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 19:39
Gençliğinin sorumsuz serseriliği, amaçsızlık, dağılan ya da bağları zayıflayan aileler, tembellik, duyarsızlık ve daha pek çok olumsuz özellik... Bunlar, milletimizin binlerce yıllık tarihinde pek görülmeyen ama son 50 yılda zirve yapan manevi hastalıklar. Bu hastalıklara neden olan virüsler, neden hızla yayılıyor? Tedaviyi nerede aramalıyız? Cevap Mustafa Kemal Atatürk'ten geliyor: Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! Son yüzyıldaki milli şuur kaybından, amaçsızlıktan, gereksiz merhametten, aşağılık psikolojisinden şikayetçi isek şayet; yüz yıllardan beri neler yaptığımıza ve bugün neleri yapmadığımız için bu halde olduğumuza bakarak yeni bir yol haritası çizebiliriz. Atsız bu kitabında Türkçülük ekseninde Türk evlatlarının erkeğiyle, kadınıyla nasıl yetiştirilmesi gerektiğine odaklanıyor. Gençliği ve dolayısıyla ulusun geleceğini tehdit eden durumları sıralarken, bunlara karşı sert, ama etkili çözüm önerileri sunuyor. Her biri işlenmeyi bekleyen birer cevher olan Türk gençliği, yanlış ellerde işlenmedikçe ve yanlış düşünce akımlarının peşinde sürüklenmedikçe büyük işler başaracaktır. Çünkü binlerce yıllık tarihi içerisinde bunu defalarca başarmıştır ve bu başarı genlerinde kayıtlıdır. Bunun için ona bir ülkü kazandırılması, ilerlemesi gereken yolun daha çocukluk yıllarından başlanarak kendisine gösterilmesi, doğru öğretmenler eliyle bu ülkü doğrultusunda eğitilmesi yeterlidir. Dönemin siyasi ve politik konuları, özellikle de komünizm tehlikesi de kitapta sıklıkla vurgulanıyor. Bugün onu yaratan ülkelerin bile terk ettiği, ancak halen daha Türkiye'de bir avuç hayalperestin sahiplendiği bir ideoloji olarak komünizm; bugün yerini çok daha farklı ve tehlikeli düşünce akımlarına bırakmıştır. Türk gençliğinin bu yeni tehlikelere de aynı temkinli
1000Kitap
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
Puan vermedi·%54 (92/168 syf.)·
Atsız, kurgu kitaplarını okurken çokça keyif aldığım bir yazar. Konu kurgu dışı kitaplarına gelince başta çok heyecanlı olmama rağmen bu kitabı yarım bıraktım, gelin sebeplerine değinelim. Zaten fikirlerimizin uyuşmadığını bildiğim bir kişi, hatta şu zamana kadar siyasi fikirlerinden dolayı okumamazlık edenlere kızardım (hâlâ kızıyorum kurgu kitaplarını siyasi tarafından dolayı okumayanlara) fakat sözümden dönüp tamamen onun fikirleri yüzünden yarım bırakmış bulundum... Bulunduğum sayfaya kadar gelmemi sağlayan tek şey kitabın başlarında ülküler hakkında olan fikirlerine katıldığım kısımlar olsa da ilerledikçe taban tabana zıt olduğumuzu net bir şekilde fark etmeye başladım. Bu karşıtlık ile okumaya devam etseydim muhtemelen bitiremez ve okuyamama durumuna girerdim. Bir daha elime almayacağım bir kitap ve başka kurgu dışı kitaplarını da okumayacağım bir yazar oldu <3 En sevmediğim kısımları - Yaşadığı dönem hakkında yazarken "En azından Sevr'de düşmanlar bize biraz toprak bırakmıştı" demesi - Ülküleri gerçekleştirmek için illa savaşılması gerektiğini savunması (hiç barışçıllık göremedim maalesef) - Ülkelerin bağımsızlık mücadelesi ile ilgili yazarken ve bir sayfaya yakın bir sürü devletten örnek vermişken hayatını bağımsızlık uğruna harcamış kendi milletinden bahsetmemesi. - Abdülhamit hakkında "33 yıl devleti yıkılmadan tuttu" tarzı cümlesiyle onu övmesi. - Kadınların asli görevinin çocuk doğurmak ve ev ile ilgilenmek olduğunu savunmasına girmiyorum bile.
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
10/10
·172 syf.··
2019 14. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2019 01:57
Ülkü... TDK diyor ki: "Amaç edinilen şey, ulaşılmak istenilen şey, ideal. Altında ise örnek olarak Atatürk'ün sözü: "Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür." İnsanlar yeryüzünde bir amaç edinmeden,  bir hedef koymadan ne kadar var olabilir ki? Her milletin, her insanın ulaşmak istediği bir amacı vardır. Biz Türklerin de var olduğumuzdan beri amacımız bir çatı altında toplanmak. Bunu kimin zaman başardık, kimi zaman başaramadık. Kimileri istedi, kimileri de istemedi azıcık aşım ağrısız başım diyerek. Her ne olursa olsun biz bu inançtan hiç vazgeçmedik. Kitabı okuyunca ne öğreneceğim dersek: Türk kimdir? Genç erkekler ve kızlar nasıl yetişmeli? Nasıl asker olmalı? Ahlâkın bizdeki yeri ne olmalı? Hangi amaçlar uğrunda savaş vermeliyiz? Nasıl bir dil kullanmalıyız? Bu ve buna benzer soruların cevaplarını bulabiliriz. Ben kendimce genel bir bakışla anlatmak istiyorum ne öğrendim bu kitaptan. Atsız: "Milletlerin savaşta tutunduğu iki şey vardır: Teknik ve ülkü." diyor. Bizler yıllardır onlarca savaş verdik ve çoğunlukla teknik olarak hep geride olduk. İşte burada gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin ülkü girdi devreye. Ülkünün içinde barındırdığı inanç, istek, bağımsızlık duygusu, vatan aşkı, bayrağımızı göklerde dalgalandırma isteği ve bir sürü şey. Şu an bu sınırlar içinde var olabildiysek bu sayededir.  Bir milletin manevi kuvvetlerinin en önemlisi milli şuurdur. Milli şuur bir milletin kendini duyması ve bilmesidir. Yani bir milletin dili, dini neyi yok olursa olsun eğer milli şuuru varsa uzun yıllar da geçse o millet kendine gelecektir. Dilini, dinini her şeyini yeniden kazanacak, yeniden kendine sınırlar çizecektir. Milli şuura giden yolllardan biri ahlâktan geçer. Mesela bizde ahlâkın yeri nedir?
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
Puan vermedi·172 syf.·
2023 12. kitabı
Herkese selam. Uzun zaman oldu kitap incelemesi yapmayalı :) Öncelikle ilk Atsız okuyuşumdu ve tanışma kitabım olarak 'Türk Ülküsü'nü seçmiştim. Kendisinin benimsediği ülkü ve hayata geçirmek istediği Türkçülük çok fazla tartışma konusu olduğundan kendisini tanımak istedim. Bazı düşünceleri benim ile uyuşmadığından dolayı okurken fazlasıyla rahatsız oldum açıkcası kaldı ki kitabı gerçekten kendi desteklediğim düşünceden tamamen uzaklaşarak objektif bir şekilde okudum.(bir konu dışında) Mesela bazı yazarlara yaklaşımı hiç hoşuma gitmedi ve sanırım tek objektif olamadığım konu bu. Nazım Hikmet'i vatan haini olarak gören fikir adamlarından kendisi.. Bunun dışında kadınlara olan yaklaşımı bir yere kadar kabul edilebilir fakat bir yerden sonra gerçekten beni fazlasıyla gerecek seviyeye ulaştı. Kitabın son sayfalarında 'Türk Kızları Nasıl Yetiştirilmeli' diye bir bölüm var burada her şeyden önce geleceğe bir anne yetiştirildiğinin unutulmaması gerektiği ve buna göre hareket edilmesi gerekildiğini vs söylüyordu bu düşünce bana asla uymuyor açıkcası. Eğitimde bir yere kadar şiddetin olmaması gerektiğini fakat sınırı aşınca şiddete biraz da olsa başvurulması gerektiğini düşünüyor Atsız. Aslında Türkçülük için söylediği ve benimsediği şeyler değişmeden günümüze ulaşabilseydi bazı şeyler dışında belki de şuan bu düşünceye karşı olan insanlar bu kadar katı olmazdı bu şekilde düşünüyorum. Hoşuma gitmeyen şeylerden bir tanesi de sosyalizm ve komünizme olan bakış açısı. Komünizmi tanımlaması resmen günümüz milliyetçilerinin hayata geçirdiği şeyler alıntısını da paylaşmıştım zaten. Sosyalizmin komünizme yol açtığını, komünizmin bir alt mertebesinin sosyalizm olduğunu söylüyor. Bu iki kavramı hiç duymamış bir insanın ve ilk defa burada görecek, okuyacak bir insanın aklına bu kadar
Tarih
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2023 16. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2023 00:34
Ülkücülerin kendilerine öncü olarak gördüğü,devrimcilerin "faşist" olarak nitelendirdiği Nihal Atsız'ın, çeşitli yerlerdeki yazılarından derleme olan bir kitaptır;Türk Ülküsü. Kitapta Türkçü olmak gerektiğini, Türk evlatlarının nasıl yetiştirilmesi gerektiğini ve nasıl bir Türkiye temenni ettiğini anlatıyor. Dönemine göre güzel bir Türkiye hayal etse de yirmi birinci yüzyılda bu kitabı okuyan bir genç olarak fazlaca "ütopik" bir Türkiye çizdiğini düşünüyorum. Hak verdiğim görüşleri olduğu kadar fazlasıyla hak vermediğim görüşleri de oldu. Fakat yazıları yazdığı dönemde,bulunduğu Türkiye şartlarından dolayı bu şekilde düşünmesine de hak verir oldum. İçindeki Türkçülük aşkı ve turan kurma isteği için söyledikleri ırkçı olduğu yönde lanse edilse de öyle olduğunu pek düşünmüyorum. Kitabı okurken Atsız'ın anlatımındaki etkileyiciliğe ve dili kullanım şekline de hayran olmuyor değilsiniz. Keskin bir dil ile sözlerinin ne kadar net olduğunu da okuyucuya hissettiriyor. Konu başlıkları altında verdiği örneklerle de yazılarını çok güzel bir şekilde desteklediğini göreceksiniz. Velhasıl kelam "Vaktinde bir atsız varmış..." diyerek onu okumalı ve okutturmalıyız.
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2019 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2019 21:43
Tüm Türk evladının okuması gereken bir kitap. Hüseyin Nihal ATSIZ fikirleriyle, düşünceleriyle, kalemiyle ve dik duruşuyla örnek alınacak bir insandır. Ruhu şad olsun....
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
7/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2021 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2021 01:21
Herkese merhaba ! Son zamanlarda (belki Atsız'ı okumaya başladığımdandır) Türk davası gütmek ve bu millet, ırk için elimden geldiğince bir şeyler yapma fikri bana sıcak geldi. Biliyorsunuz ki ülkü aslında uğruna çalışılan, ulaşılmak istenen yüce amaç demektir. Peki biz Türklerin ülküsü nedir? Ben de açıkçası eğer bu millete hizmet etmek istiyorsan ben bir Türk'üm diyorsan gerine gerine önce ülkünü öğrenmelisin diyerek kendime bu kitabı okumaya başladım. Kitapta Atsız'ın Türk Ülküsü ile ilgili makaleleri, dergilerde yayımlanmış yazıları var. Okumalı mıyım diye soracak olursanız bence okumalısınız çünkü başta da belirttiğim gibi Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayıp Türk'üm diyorsak bazı şeyleri bilmemiz gerek. Güzel miydi? Tabiki de güzeldi. Bilgilendirdi mi? Hem de nasıl. Ama arada şahsi olarak Atsız'a katılmadığım yerler oldu. Örneğin Atsız ecnebi dili öğrenmenin boşa olduğunu söylemiş lakin globalleşen bir dünyada iletişimde olmamız için dil bilmemiz şart. Artı olarak ekleyeceğim günümüzdeki bozulmaların asıl sebebinin Türk gibi yaşamamamızdan kaynaklı olduğunu fark ettim okuduktan sonra. Bunun içerisinde maalesef ben de dahilim, bir millet olarak kendimiz gibi değiliz maalesef. En tez zamanda Türk milleti olarak güzel günler görürüz inşallah. Şimdi okumak isteyenlere iyi okumalar ! Not : Puan kırmamın sebebi Atsız'dan dolayı değil yayınevinden dolayı. Allah aşkına hiç mi işini tam yapan editörünüz yok? Basit basit yazım hataları kitapta dolu. Şey kelimesi bile birleşik yazılmış. Lütfen editörler ve yayınevleri bu tür şeylere dikkat etsin.
1000Kitap
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2016 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2016 00:00
Bir Türk genci nasıl yetiştirilmeli, Türk gencinde ahlak ve nizam nasıl olmalı,milli eğitim hakkında tam on iki cinsinden tutturduğu görüşleriyle düşünce dünyamızı besleyen görüşlerinden herkesin aydınlanması gerekiyor.İdeolojik beslenmek isteyen ve Milliyetçi olsun olmasın herkesin okuması gereken bir başucu kitabıdır kat'i surette tavsiye ediyorum...
Tarih
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
7/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2014 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2014 00:00
yazıldığı dönemin şartlarına göre değerlendirilmesi gereken kitap. Altını çiziyorum. İsteyen sever isteyen sevmez. Kadim Türk geleneğinden yola çıkarak bir Türk'ün nasıl davranacağını anlatıyor. Bunuda dönemin şatlarına göre anlatıyor. Yaşadığımız çağda bir çoğu kabul görmeyebilir. Okunmadan yargılanmamalıdır. Öcü değil bu atsız...
Tarih
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma
50 YIL ÖNCEDEN BUGÜNE ÇÖZÜM ÜRETMEK
10/10
·172 syf.··
2020 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 23:07
2020-32 Büyük Türkçü Hüseyin Nihal ATSIZ 'ın Orkun , Ötüken , Bozkurt , Altın Işık gibi muhtelif dergilerde yayınlanmış 35 adet makalesinin kitap haline getirilmesiyle oluşturulmuş bir kitap. Türkçülüğün , Türk Milliyetçiliğinin ne olduğunun anlatıldığı ve bu düşünce yapısına göre Türk Gençlerinin nasıl yetiştirilmesi gerektiği konusunda kafa yorduğu makalelerinin tüm gençler tarafından okunması elzemdir. Çünkü yarim asır önce yazılmış olan bu makaleler hala canlılığını korumakta ve günümüz problemlerinin çözümüne ışık tutmaktadır. Özellikle değerli büyüğümüzün eğitimin, genel kurmay tarafından dizayn edilmesi fikri hayli ilgili mi çekti. Askeriyenin yetiştirdiği doktor , öğretmen, mühendis, pilot v.b çeşitli mesleklerde kişilerin daha başarılı olduğu tezini ortaya koyan ATSIZ , bunu askeri disipline bağlarken ; eğitiminde askeri bir disiplinle verilmesi gerektiğini uzun uzadiya açıkladığı makalesinin bir hayli etkileyici olduğunu düşünüyorum. Özellikle eğitimde geldiğimiz noktada askeri disiplin kadar olmasa da disipline ihtiyaç duyduğumuz gerçeği var ortada . Ve kıymetli hocamız bugünü yaklaşık yarim asır öncesinden görerek çözümü yarim asır öncesinden ortaya atmış. BİR ZAMANLAR BIR ATSIZ VARMIŞ , HEP VAR OLSUN ...
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,929 okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.