1000Kitap Logosu
Ruh Adam
Ruh Adam
Ruh Adam

Ruh Adam

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.9
5,5bin Kişi
17bin
Okunma
5,5bin
Beğeni
126bin
Gösterim
308 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 8 sa. 44 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Ötüken Neşriyat · Eylül 2019 · Karton kapak · 9789754378023
Diğer baskılar
Türk edebiyatında pek alışılmamış çeşitte bir romandır. Müellifin tarihî romanlarını okumuş olanlar, tarihî bir roman gibi başlayan bu eserin öyle olmadığını görecek, sayfalar ilerledikçe kendilerini aşırı bir sembolizmin içinde bulacaklardır. Bir tarih çeşnisinin de yer aldığı roman, yaşamanın gayesini yalnızca askerlikte bulan bir subayın hayatıdır. Tabiatüstü olaylarla anlatılan bir hayat hikâyesinin, dikkatle bakıldığı zaman, gerçeklerin sembollerle çerçevelenmiş ifadesinden başka bir şey olmadığı görülecektir. «Ruh Adam», kendi nefsi ile mücadele eden bir insanın macerasıdır. Edebî-ruhî tahlilini yapanlar, eserin hakikaten bir roman mı, yoksa yaşanmış bir hayat mı olduğunu kestirmekte hayli tereddüde düşeceklerdir.
4 mağazanın 7 ürününün ortalama fiyatı: ₺27,99
8.9
10 üzerinden
5,5bin Puan · 963 İnceleme
onsekizsıfıryedi
Ruh Adam'ı inceledi.
352 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Öğrenmek isteyen okusun! Öncelikle, yazdıklarım kitap incelemesinden ziyade yazar incelemesi veya araştırma yazısı oldu. Bu araştırma-incelemeyi oluşturmak, (geceleri birer-ikişer saatimi ayırarak) bir haftamı aldı. Biraz emek verdim açıkçası. Bu sebeptendir okuyacak olanlara kesinlikle birşeyler kazandıracağımı düşünüyorum. Vakti olan herkesin okumasını içtenlikle diliyorum. Anlatacaklarımı bilenlerin başımın üstünde yeri var. Bilmeyenler eminim memnun kalacaklar. Bu inceleme diğerlerine göre daha uzun olacak ama hepsini içtenlikle okuyanlara sonsuz teşekkür ediyorum. Peki ne anlatacağım? Kitaptan ziyade yazarını tanımayanlar için kendisinden bahsedeceğim. Tabi ki sizlere yazarın biyografisini sunmayacağım.(bunu heryerde bulursunuz) Onu, küçük araştırmalarım sonucunda kendi gözümden, beni etkileyen yerlerini anlatacağım. Evet anlatacağım çünkü Atsız'ın kitapları, hikayesi güzel olduğu için veya rastgele raflarda görüldüğü için okunsun istemiyorum. Kitaplarını eline alanlar Atsız'ın bilincinde olup okusunlar istiyorum. Çünkü ben bu kitabı okurken Atsız'ı tanımıyor olsaydım, böylesine derinden etkilenmezdim. Sizlerde onu tanıyın. Vaktiyle bir Atsız varmış arkadaşlar... •Tam adı "Hüseyin Nihal Atsız" olan sevgili yazarımızı Türkçü ve Turancı olmasıyla tanıdım. Evet evet, Atsız sapına kadar Türkçüdür. Hatta bunun bir çok kanıtı bulunur. Beni bunlar arasında en çok etkileyeni "Topal Asker" hikayesidir. Hikaye dediğime bakmayın gerçektir. Bu hikayeyi benden değil bizzat vereceğim linkten kendiniz dinleyebilirsiniz. Ama bu hikayeyi dinlemek istemeyenlerin, incelememi okumalarına gerek yok. Hemen şuan kapatabilirler. Atsız'ı gerçekten tanımak isteyenler lütfen dinlesin ve sonrasında devam edelim. youtu.be/UDRZXqSZF4Y Şiiri, şarkı olarak söyleyen linki de buraya bırakıyorum. Açıklama kısmında şiirin sözleri bulunuyor, dinlerken göz atabilirsiniz. youtu.be/TfdH9Octqw4 •Ben Atsız'ı bu hikayesiyle tanıdım. Gözlerim dolu bir şekilde dinledim, çok etkilendim. Daha sonrasında; kendisini merak ettiğimden, araştırmam neticesinde Türkçülüğü konusunda şüphem kalmadı. Fakat dini görüşü biraz farklıydı Atsız'ın. Bu konuda çeşitli söylentiler vardı. Ateist diyenler, Deist yazanlar... Ama hiçbir kaynakta tam olarak dini inancı şöyledir veya böyledir yazan bir yere rastgelmedim. Fakat kimliğine şamanizm yazdırdığını bir kaynaktan buldum. Atsız'ın İslam ve Müslümanlık hakkında yazdıklarını okuyunca, en azından dine bizim gibi bağlı olmayan yada gerçekten inanmayan biri olduğu kanaatine varmak zor değil. Fakat bu demek değildi ki Atsız bizleri horgörüyor veya müslümanları sevmiyor. Aksine dinimize ve inanana saygısı çoktur. Atsız, sadece Türkçülüğü ve Turancılığı, dinimizden çok daha öte tutuyordu. Bu sebepten olacak ki Atsız'ın dini inanışı hakkında bunlar dışında (sağlam kaynaklarda) pek net bilgiler(tutarlı) bulamadım. Bulan varsa yorumda belirtebilir. •Bu arada kendisinin Müslümanlık hakkında yazdıklarının linkini buraya bırakıp, dini görüşü için yorumları size bırakıyorum ve bu konuyu da burada kapatıp devam ediyorum. İsteyen göz atabilir. blog.milliyet.com.tr/atsiz-in-dini-inanc... •Atsız'ın mesleği öğretmenliktir. Ayrıca kendisi usta bir şairdir de. Atsız hakkında öğrendiğim ve beni çok derinden etkileyen ikinci hikaye ise (bu da gerçek) tam da öğretmenlik yıllarında geçen bir hikayedir. Bunu bizzat kendim kısaca anlatacağım. •Atsız, öğretmenlik yaptığı yıllarda, yeni atandığı okulda bir meslektaşı gözüne çarpar. Kendisi yeşil gözlü bir hanımdır. Gençlik yılları fikir ve dava yolunda geçtiği için, o zamana kadar hiçbir kadına ilgi duymamışken, yeşil gözlü hanıma iyice kaptırır kendini. Neticesinde açılmaya karar verir. Bir şiir yazar ve yeşil gözlü hanımın dolabına koyar. Yeşil gözlü hanım ise zarfı bulduğunda,zarfı açmadan olduğu gibi Atsız’a geri verir. Atsız sonraları çıkardığı şiir kitabında, bu şiire “Geri Gelen Mektup” ismini koyarak yayımlar. O yeşil gözlü hanım ise Atsız ile mezara bir sır olarak gider. •Fakat şöyle bir gerçek var; şiir o kadar güzeldir ki, yeşil gözlü hanım bu şiiri açıp okusaydı, Atsız'dan etkilenmemesi imkansızdı. Sözler öylesine derin ve güzel ki, bu sözler karşısında kim olsa diz çökerdi. Şayet o sözlerden ben bile etkilendim. Şimdi buraya, bu şiiri şarkı olarak söyleyen bir ablamızın linkini bırakıyorum(bilen çoktur) ve kesinlikle sözlerine dikkat kesilerek dinlemenizi tavsiye ediyorum. Şiirin sözleri, videonun açıklama kısmında bulunmaktadır. Şiire göz atmadan bu anlattığım hikayenin anlamına varamazsınız. Sözlere bakarken de şarkısını dinleyebilirsiniz. youtu.be/KKZqiEHORb0 •Bu konuyu da kapatmadan önce, Atsız bu şiirini; bu kitapta, güzel bir hikayeyle harmanlayarak bizlere sunmuş. Artık nasıl sevmiş ise, nasıl içine işlemiş ise bu şiir; aynı güzellikte bu romana da işlemiş. Derler ki:"Nazım Hikmet gibi sevseydik bunun adı aşk olurdu, Atsız gibi seviyoruz bunun adı yangın." •Atsız ile ilgili, bende ilgi uyandıran başka bir hadise daha var: Atsız-Sabahattin Ali çatışması... Şimdiden belirtmek isterim ki ben Sabahattin Ali'yi çok severek okuyorum ve beğeniyorum. Hatta bütün kitaplarını okudum diyebilirim. Anlattıklarımda kendi adıma Sabahattin Ali'ye en ufak çamur atma veya kötüleme söz konusu değildir. •Bildiğiniz üzere Türkçü ve Turancı olan Atsız, bir zamanlar Sabahattin Ali'yle çok iyi dostluğu vardır. Sonraları Sabahattin Ali, kendini "Romantik Komünist" olarak tanımlayan Nazım Hikmet ile tanışır. Neticesinde fikirleri değişmeye başlar. Bunu farkeden Atsız, kendisine mektup yollar ve Sabahattin Ali'den de cevap gecikmez. Bu şekilde mektuplaşmalar sonucu 3 mayıs olayları gerçekleşir. 3 mayıs olayı, benim anlattıklarım dışındadır dolayısıyla ona değinmiyorum fakat ilgilenenlere hemen linki bırakıyorum. gzt.com/lugat/3-mayis-1944-... Beni bu olayda etkileyen iki şeyden biri: Atsız'ın, Sabahattin Ali'ye yazdığı mektup. Ve ikincisi de: Atsız'ın, Türkçülükten Komünizme geçen Sabahattin Ali'ye karşı tavrı, tutumudur. Atsız'ın yazdığı mektubun, video olarak linkini bırakıyorum ve Atsız'ı anlamak isteyenlerin dinlemesini tavsiye ediyorum. Videoya geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki: Sabahattin kötü yazardır veya Komünist'tir demiyorum, kimse yanlış anlamasın. Sadece Atsız'ın bu konu hakkında görüşlerini belirttim. Atsız bu konuda haklıdır veya haksızdır fakat benim için önemli olan bu konuda ki duruşu ve tavrıdır. Ki beni de ilgilendiren budur. youtu.be/E2Ms9Q4y-Nk Bu videodan sonra, Atsız'ın kaleminden Sabahattin Ali'yi öğrenmek isterseniz diye yine bir link bırakıyorum. bilgicik.com/yazi/icimizdeki-sey... Vermiş olduğum linkte, Atsız'ın "İçimizdeki şeytanlar" adlı yazısı yine benim anlattıklarım dışındadır fakat şunu eklemeliyim ki: Sabahattin Ali'nin "İçimizdeki Şeytan" kitabında, Atsız'ı anlattığı rivayet edilir. Herhalde Atsız, bu yazısının başlığını buna cevap olarak "İçimizdeki Şeytanlar" yapmış olabilir diyerek bu konuyu da kapatalım. •Belirtmiş olduğum gibi, Atsız'ın dik duruşu ve davasına inancıdır benim değinmek istediğim. Atsız, komünist karşıtı yazılar yazdığı için davası için hapis bile yatmıştır.(1944 Irkçılık-Turancılık davası) Bahsetmiş olduğum dava, yine bizim konumuzu aşacağından dolayı merak edenler için yine bir link bırakıyorum. Bu arada, dava için Alparslan Türkeş'de Atsız ile beraber yargılanmıştır. tr.m.wikipedia.org/wiki/Irk%C3%A7%C4%B... •Alparslan Türkeş demişken; Atsız, Türkeş'le de bu dava aleyhinde yol ayrımına gelmiştir. Aralarında geçen olay hakkında çok net bilgiler bulamadığım için boş konuşmaya lüzum görmeyip bulduğum bir kaynağı paylaşıyorum ve yine isteyen göz atabilir. turanotagi.com/huseyin-nihal-atsiz... Bu olayla ilgili şu bilgiler vardır elimde: Bulduğum bir kaç bilgiye göre(emin olmamakla beraber) Atsız; bu davada, her koşulda dik durduğu için, Türkeş'in ise daha farklı bir üslupta durmuştur. İşte yine dik duruş, yine Türkçülük. •Türkeş'in islami düşünceleri öne çıkartarak siyasallaşması ve sonucunda da MHP yi kurması neticesinde Atsız ile yolları ayrılmıştır. •Sonlara doğru gelirken, Atsız Türkçülük adı altında bir çok dergi çıkarmıştır. Kendi savaşını bu kulvarda da sürdürmüştür. Konuyu uzatmadan, bu dergileri de sizlerle paylaşıyorum. nihal-atsiz.com/yazi/h-nihal-atsizi... •Atsız'ı tanımak için tabi ki oğluna yazdığı mektubu okumadan olmazdı. Oğlu bir buçuk yaşındayken ona vasiyet olarak yazdığı mektup. Bu satırlarda beni etkiledi. Mektupla alakalı birşey yazmama gerek yok, linkten okumanız yeterlidir. Fakat şunu eklemeliyim ki; ne yazık, oğlunun ileride komünist olmasına engel olamamış bu yazdıkları. edebiyatturkiye.com/divan/nihal-atsizin... •Son olarak küçük bir not: Eski Türk geleneklerine göre isim kazanmayı haketmediğini düşünerek aslında "Adsız" soyadını almak istese de "Atsız" soyadını almıştır. •Daha da uzatmayarak burada noktayı koyalım. Ben sizlere Hüseyin Nihal Atsız'ın hayat hikayesini anlatmadım. Kendimce; görüşünü, duruşunu, davasını, neden tanınması ve neden okunması gerektiğini kısaca anlattım. Artık daha da araştırmak isteyenin önünde Google amcası her zaman açık. Ben Hüseyin Nihal Atsız'ı böyle bildim. Sizlerde bilin. Bildirin. Türkçülük adına mücadele veren, dik duran ve davasında ceza bile yatan Atsız'ı bilin. Abarttığımı düşünenlerin, düşündükleri de kendine kalsın. Onlar zaten Atsız'ı bilmeseler de olur. Kitap hakkında söylemek istediğim çok şey var. Hatta kitabı muhteşem bir şekilde yorumlayabilirdim ama o hakkımı yazarda kullandım. (Tabi muhteşem olmadı) Kısaca diyebilirim ki: Kesinlikle okuyun! Kitapta; yazar, kendisini anlatmış. Kendi ruh halini, iç yansımalarını aktarmış. Bugüne kadar okuduğum en güzel ve en çok etkilendiğim roman olarak, yerini çoktan aldı. Vaktiyle bir Atsız varmış derlerse ne hoş, Anılmakla hangi ruh olmaz ki sarhoş... Demiş Atsız ata. Peki o halde. -Vaktiyle bir Atsız varmış... Eksik ve hatalı bulduğunuz yerleri lütfen söyleyiniz. Gerçekten okuyup beğenenler, paylaşın ki başkaları da okusun, beğensin. Saygılarımla.
Ruh Adam
8.9/10
· 17bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
47
677
Gonca
Ruh Adam'ı inceledi.
308 syf.
·
4 günde
·
Puan vermedi
Merhaba. Hüseyin Nihal Atsız'ı okulda tarih derslerimizden, bugün okuduğumuz kitaplardan neredeyse hepimiz biliriz. Çok uzun zamandır kalemiyle tanışmak istiyordum ama önyargılarım nedeniyle hep erteledim fakat artık önyargısız bir şekilde okumaya ve değerlendirmeye hazır hissettiğim geçen hafta okudum, bitirdim. Aslında çok uzun yorum yazar, çok şey söylerim ya da söylemek isterim ama çok uzatmayacağım. Çünkü düşüncelerim tartışmaya ve dallanıp budaklanmaya çok müsait. Atsız'ın cumhuriyet döneminde ki dünya görüşü nedeniyle önyargılarımız oluşmuştu ama bu kısma yüzümü dönerek yazarı sadece bir yazar ve kitabını da edebi anlamda okuyup değerlendirmek istedim lakin olmadı. Atsız'ı sevmedim. Sebebi şu ki; "Çok genç bir kadın hatta bir kızdı", "İlahi bir kadına ya da kıza duyulan aşk..." gibi cümleleri aşırı rahatsız ediciydi. İki örnek vermek istedim ama birçok sayfada rastlayabilirsiniz bu gibi vurgulara.(Kadın nedir? Kız nedir?) Bu cumleler üzerinde tabii ki durmayacağım herkesin ne demek istediğimi anladığını düşünüyorum. Atsız 1905-1975 yılları arasında yaşamış bir yazar belki O yılları gözönüne aldığımızda yazarın bu zihniyetini tolere edebilirdim ama günümüzde de hala "kadın mıdır kız mıdır" naralari atıldığı için bunu görmezden gelmem, tolere etmem mümkün değil. Bu hayli önemli bir konu ve kitabın diğer yönleriyle ilgilenmeme engel oldu diyebilirim. (Hiçbir fikrim olmadığı anlamına gelmiyor.) Bundan dolayı Ruh Adam kitabının içeriğine hiç değinmeyeceğim, hikâyenin güzel olup olmadığı pek de önemli değil şu durumda. Yıllar yıllar önce yaşamış Atsız zihniyetini de ve bugün hala Atsız zihniyetine sahip olan günümüz insanlarını da reddediyorum. Hep de reddedeceğim. Atsız severlere saygı duyuyorum lakin benim sevmem mümkün değil. Söyleyeceklerim kısa bir şekilde bu kadar. Ufkumuzu açacak, zihinlerimizi aydınlatacak kitaplarda buluşmak dileğiyle. Kitapla kalın .
Ruh Adam
8.9/10
· 17bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
90
Stella
Ruh Adam'ı inceledi.
308 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Merhabalar hepinize. Aslında kitabı yaklaşık 2-3 gün önce bitirmiştim ama inceleme yazsam mı yazmasam mı diye ikilemde kalmıştım. Düşüncelerimi toplamakta zorlanırım diye düşünmüştüm. Çünkü kitapta aşk, edebiyat, tarih, siyasi, askeri, tasavvufi düşünceler bir arada... Ardından "Yazmazsam ayıp olur." düşüncesine kapılarak ben de fazla detaya girmeden kitap hakkında iki çift söz söyleyeyim dedim ve başladım yazmaya... . . ÖNCELİKLE ATSIZ HAKKINDAKİ OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİNİZİ BİR KENARA BIRAKINIZ VE KİTAPTAKİ PSİKOLOJİK TAHLİLLERE ODAKLANINIZ LÜTFEN! . . ESER HAKKINDA: Kamlançu ülkesinde bir Uygur masalıyla başlayıp yaşamın amacını askerlik üzerine kuran Selim Pusat´ın siyasi düşünceleri nedeniyle ordudan atılmasıyla olaylar başlıyor... Artık gazete manşetlerinde kendisinden “vatan haini” olarak söz edilen Selim Pusat bu yaşadıklarından sonra artık ruhu ölüyor. O artık ruhsuz bir adam oluyor ta ki edebiyat öğretmeni olan eşi Ayşe Pusat´ın öğrencisi Güntülü´ye aşık olana kadar... Ama bu aşk öyle sıradan bir aşk değil.. Bu aşk 2000 yıl önce ölen kişilerin ruh göçüyle var olan bir aşk.. . . "Râm ol bana, ruhun yeni bir âleme girsin... Yazmış kaderin: aşkıma ömrümce esirsin! Aklınla, şuurunla, hayalinle bilirsin: Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın." Kitapta geçen dörtlüklerden beni en çok etkileyendi bu da.. . . Ayrıca kitabın sonlarında ana karakter Selim Pusat´ın Tanrı ve Türk büyükleri tarafından çıkarıldığı mahkemede, onu savunacak kimse yokken dahi dimdik durması ve Tanrı´ya kafa tutması.. Tüylerimi diken diken etti. Sınırları zorlayan sembolik anlatımının altında yer alan tarihi unsurlar ve çok kıymetli mesajları var. . . Eveeet umarım eser hakkında kafanızda bir şeyler canlanmıştır.. Ben daha fazla uzatmak istemiyorum :)) Siz alın okuyun kitabı. . . Son olarak, ATSIZ ATA; İYİ Kİ VARMIŞ, İYİ Kİ YAZMIŞ! diyor ve ESENLİKLER DİLİYORUM..
Ruh Adam
8.9/10
· 17bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
55