Patasana

·
Okunma
·
Beğeni
·
31646
Gösterim
Adı:
Patasana
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Patasana
Patasana
Patasana
Patasana
Patasana
Gaziantep yakınlarıdaki Antik Hitit kentinde bir kazı. Üç bin yıl önce yazılmış tabletler. Tabletlerin bulunmasıyla başlayan cinayetler. Yazman Patasana'nın itirafları. Parlak güneydoğu güneşinin altında karanlık sırlar... Hititlerin tükenişi, Asurlular... Osmanlının son dönemleri, Ermeniler... Günümüz Türkiyesi, Kürtler... Akan kardeş kanı... Bu toprakların değişmeyen yazgısı: Şiddet ve aşk... Bu topraklardaki kanlı tarihe bir ağıt... Bu toprakların zengin kültürüne bir güzelleme...

"Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Bedenine sinmiş soylu nefretini, görkemli giysilerin yüzündeki derin acıyı, tunçtan daha katı bir mutluluk maskesinin ardına gizleyerek Hatti kralının emrine koşan ikiyüzlü bir tören adamı. Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın vakarıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen, yeryüzünün en onursuz erkeği. Erkeklerin yüz karası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyüyen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen, sefihlerin en rezili. Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına, 'Sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır,' yazılan Saray Başyazmanı Patasana."
(Tanıtım Bülteninden)
400 syf.
·9/10
Polisiye roman sevmiyor olmama rağmen elime alınca bırakamayıp, bir sonraki sayfayı heyecanla çevirdiğim ve 2 günde okuduğum bir kitap. Olaylar öyle güzel iç içe bir şekilde işlenmiş ki Patasana 2700 yıl önce değil de günümüzde yaşıyor sanıyorsunuz. Sonunu güzel bir mesajla ve çözemeyeceğiniz bir sürprizle süslemiş yazarımız. Keyifle okuyacağınız bir kitap. Tavsiye ederim
400 syf.
·5 günde·Puan vermedi
PATASANA...
Değişik tarzda güzel bir kitap. Kitapta iki farklı zaman dilimi ve hikaye var. Gaziantep taraflarında kazı yapmakta olan arkeologlarin 3bin yıl öncesine ait saray yazmani Patasana 'nin yazdığı tabletleri bulur, arkeologlar o tabletleri çözer ve Hitit basyazmani Patasana' nin hayatı da kitapta anlatılır. Bi yandan da arkeologlarin kazı yaptigi bölgede gizemli cinayetler işlenir.
Başta okurken sıkıldım açıkçası, ama sonra Patasananin imkansiz aşkı devreye girince kitap güzelleşti, birde cinayetler karışık bir hal alinca iki hikayede heyecanli bir hal aldı. kitabin Hitit dönemleri kisimini daha çok sevdim. Kitapta sevmedigim tek kısım kitapta ne kadar karakter varsa onlarin da aci bir hikayesi vardi, hepsini tek tek anlatıldı, hikayedeki karakterlerle kalmadi o karakterlerde tanıdıklarının aci hikayelerini de okuduk:)) baya kitap uzasin diye onun bunun hikayesine girilmiş gibi hisettim. Herneyse genel olarak güzeldi sonu da oldukça şaşırtıcı. O 3 cinayeti işleyen katilin o adam olacağı aklima bile gelmemişti çoğu kişiden suphelendim ama ondan suphelenmedim. Kitabi bu yüzden sevdim zaten sonu beni şaşırttı. Güzel bir Ahmet Ümit kitabiydi.
402 syf.
·5 günde·Beğendi
Ahmet Ümit'in, sonuç kısmından tatmin olduğum ve beni çok şaşırtan romanlarından biri. Farklı bir üslup kullanıp, kurguda tarihi olaylardan beslenmesi ve olayların iki farklı zamanda ilerlemesi kitabı ilginç kılmış. Böyle iki farklı zamanda ilerleyen anlatım tarzını çok beğeniyorum.
Hititlerin başyazmanı Patasana'nın geçtiği bölümler çok güzeldi. Yazarı hiç okumamış olanlar bu romanından başlamalı bence. İyi okumalar.
400 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
***PATASANA***

Kendini, kralları, tanrıları yargılama cesaretini içinde barındıran Hitit' li Patasana' nın belki hiçbir zaman varolmamış bu karakterin; tarihte bir yerde mutlaka bu cesareti içinde barındırmış ve bir köşede öylesine unutulmuş aziz bir ruhun varlığını farkedebilmiş insanları hatırlatan Ahmet Ümit' e teşekkür ediyorum...

Savaşın gerekliliği üzerine Mussolini' nin beyanlarını bilirsiniz. Onun bir gereklilik olduğu savunulamaz fakat tarihi ve günümüz dünyasını düşününce Mussolinin haksız olduğuyla ilgili bir kanıtımız henüz yoktur. İnsanoğlu bu gereklilik karşısında nedenlerini her zaman yaratmıştır (!)

İnsanın "gerçeğiyle" yüzleşmekten nefret etmek gibi kötü bir huyu da olmasa...

(Spoiler)

Mussolini insanı tanıdığı için mi yoksa o günün şartlarıdan dolayı mı öyle söyledi bilmiyorum ama Patasana' nın bana Mussolini' yi çağrıştırdığı kesin... Zira katilin(Timothy) bize anlattığı insanoğlunun içindeki değişmeyecek şiddet tutkusudur.

Anadolu tarihine ışık tutuyor kitap. Rengarenk kültürel motiflerini barındırıyor. Ufak bir hata; eski kil tabletlerin çevirilerinin günümüz Türkçesiyle değil de Ninatta' nın bileziği kitabındaki gibi eski nükteler tadında olsaydı çok daha iyi olurdu fakat kitabın diğer güzelliklerine gölge düşürmüyor.

Arkeoloji bilimi ile uğraşan insanların dinlerini sorgulama gibi kaçınılmaz meslekî bir hastalığı olduğunu biliyordum. Bu kitaptaki karakterker bana arka mahallemin insanları gibi geldi. Arkeologların hayata bakışından tutun da kazı bilimiyle ilgili bir çok ince araştırma yapılmış olması taktir edilesi bir durum.

Akıcılık, üslup, kendini okuyucu yerine koyma... Zaten Ahmet Ümit' ten bahsediyoruz... (Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz)


<Spoiler>

Patasana, Hititler zamanında yaşamış saray yazmanıdır. Kralın baş danışmanı olan bu kişi kralın gözde kadınlarından birine hareme girmeden önce aşık olmuştur. Kadın hareme girdiği için onunla evlenmesi gelenek açısından yasaklanmıştır. Kral Patasana' nın babasını komşu krallığa ölüme göndermiştir. Ölen babası yerine Patasana' yı saray yazmanlığına atamıştır. Bunu sonradan öğrenen bilgin yazman Patasana, geleneklerini bir kenara bırakarak kralına ihanet edecek midir?

Patasana' nın yazdığı tabletleri asırlar sonra Gaziantep' te ortaya çıkaran arkeoloji ekibi kazı sırasında üç farklı cinayetle karşılaşacaktır. Patasana' nın iki bin yedi yüz yıl sonraki cinayetlerle ne ilgisi vardır?

Osmanlı-Türkiye siyasî tarihine Orhan Pamuk' tan çok daha detaylı ışık tutmasına rağmen Nobel ödülünü Orhan Pamuk' un almasına da her zaman şüpheyle yaklaşacağım (!)

Ahmet Ümit kitabın "son" larına uhrevî bir önem verdiğini bilirdim ama bu "son" beni varoluşun kör kuyularına attığını söylemeliyim.

~~Keyifli okumalar~~
~~Kitapla kalın~~
400 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Ahmet Ümit yine çok güzel konularla bezemiş cinayet romanını. Evet begendıgım ve tavsiye ettiğimi söyleyebilirim. Bir alıntıyla bitireyim
"Patasana, insanın düzeleceğine ilişkin umut taşımasaydı yazarmıydı bu tabletleri. İnsanlar dilleri, dinleri, ırkları farklı oldukları için birbirini öldürmesin diye yazıldı. Öteki büyük metinlerde bunun için yazıldı..
400 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Genel olarak iyi olarak nitelendirilebilecek bir kitap. Katil öznesi benim için tahmin edilebilir oldu fakat gerekçeyi okuyunca kendimi "Şimdi ne alakası var bunun?"demekten alamadım. Kitaptaki Esra karakterini gerçeklikten uzak buldum. Tepkileri ve konuşma tarzı gerçek hayatta karşılaşabileceğiniz bir insan izlenimi yaratmıyor. Özellikle kitaptaki diyalogları çok yapmacık buldum. Okurken içimden sürekli "Kim günlük hayatta böyle konuşur ki?"dedirten cinsten diyaloglar vardı. Açıkçası diyalogların bu kadar günlük hayattan uzak olması amatörlük ve gözlem eksikliği hissiyatı uyandırıyor. Ayrıca bulunan 2700 yıl öncesine ait tabletlerin dili de beni pek tahmin etmedi. Tabii ki tam olarak o zamana ait bir dil veya konuşma tarzı beklenemez fakat tabletlerin dilinin tamamen günümüz dili olması da bana televizyondaki tarih dizileri kadar bir tatmin duygusu yarattı anca. Ümit'in "Elveda Güzel Vatanım" isimli kitabındaki dönem Patasana tabletlerinden binlerce yıl daha yakın olmasına karşı dil ve üslup daha fazla eski zamana aitken Patasa tabletlerinin dilinin günümüz dil ve üslubuna bu derece yakın olmasını yadırgadım. "Elveda Güzel Vatanım"da Şehsuvar Sami için üzülebilirken ya da herhangi bir his hissedebilirken bu kitaptaki hiçbir karakter bende bir his uyandırmadı. Ne kendime yakın hissettim ne üzüntülerine üzüldüm ne de hislerini ve konuşmalarını kendime yakın buldum. Kurgu olarak genel anlamda güzel olsa da bu tarz teknik detaylar nedeniyle beni kendine pek bağlayamadı.
432 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
“Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım.” Başlangıçta Patasana’nın neden böyle söylediğini anlamayıp onun kendisine haksızlık ettiğini düşündüm, ama kitabı okudukça söylediğine hak vermeye başladım. Ahmet Ümit’in kitabın sonuna kadar katilin kim olduğunu çözemediğiniz kitaplarını çok seviyorum ve bu kitap da tam olarak onlardan biri. Yine şaşkınlık içinde okudum kitabı. Bölümlerde geçmiş ve şimdiyi paralel anlatışı çok güzeldi, ama günümüzü anlattığı kısımdan çok Patasana’nın tabletlerindeki dili, ahengi, şiirsel tınıyı sevdim. Ahmet Ümit seven okuyucuların bu kitabı da çok seveceğine eminim. İyi okumalar:)
402 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir Ahmet Ümit macerası daha. Kitap, tarihin toprak altında sıkışmış taş tabletlerinin, taşlaşmış yüreklerimize bir feryat niteliğinde. Tarihin en eski yerleşim yeri olan Mezopotamya da Fırat nehri kıyılarında yapılan kazı çalışmalarında, ortaya çıkarılan 28 tablet ve bu tabletlerin çıkmasına kadar geçen sürede kazı bölgesinde yaşanan 4 cinayet. Hikaye sizi her an tetikte tutacak akıcılığa sahip. Kitabın temel konusu atalarının yüzyıllardan beri Hitit ülkesinde yazmanlık, kütüphanecilik görevi yaptığı Patasana' da yazgısı bu yolda olacaktı. Toplamda ulaşılan 28 tablet, Patasana' nın vicdan muhasebesinin bi örneği olacaktır. O yüzdendir ki Patasana şöyle başlayacaktır söze: " Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alacakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Patasana, kendisine sevgi ile bağlı olan büyükbabası Mitannuwa ile babası arasında bir kalan çocuktur. Hayatının aşkı aşmunikal, Patasana için kendisini feda ederken sesini çıkaramayan ve bu vicdan azabi yüzünden intikam hırsına kapılır Patasana. Ama bu intikam bile istediği gibi sonuçlanmaz. Patasana yaptığı tüm hataların başkaları tarafından da yapılmasın diye tüm bu yaşadıklarını gizli bir sekilde tabletlere yazıp, kütüphanede özel bir bölmede gizler. Patasana yaşadığı tüm bu felaketlerden sonra bizlere öğütleri vardır: " ben bu tabletleri insanlar okusun istiyorum. Tanrılarına karşı grlsinler, diye değil. Kimsenin benim gibi acı çekmesini istemem ama insanların tanrıları, kralları, kendilerini tanımalarını isterim. Bu yüzden tabletleri yazıyorum. Belki böylece, iki ırmak arasındaki bu verimli toprakları kardeşlerinin kanıyla sulamak yerine sevgiyle ekip biçerler. Belki akıllanırlar. Ömürlerini bir düğüne dönüştürerek mutluluk içinde yaşarlar. Bello gelecek kuşaklara acıyı değil sevinci, gözyaşlarını değil gülümsemeyi, kini değil sevgiyi, ölümü değil, yaşamı bırakırlar. Belki...
520 syf.
·6 günde·9/10
Evet dördüncü Ahmet Ümit kitabımı da tamamlamış oldum. Ahmet Ümit gerçekten bu işi biliyor. Buram buram tarih kokusu yanında işleyen cinayetler… Tarzı genellikle cinayetin katilini bulmaya çalışırken aynı zamanda da tarihin derinliklerinde geziyorsunuz.

Bu romanında da yine tarihin derinlerine hatta en derinlerine Hititlere, Asurlulara, Frigyalılara kadar inmiş Ahmet Ümit. Fırat Nehri’nin kıyısında yapılan kazı çalışması esnasında işlenen cinayetleri ele almış yazar. Kazı’nın amacı ise Eski Hitit Kralı’nın başyazmanı Patasana’nın hayatı ve onun yazdığı tabletlerinin araştırılmasını işlemiş.

Roman aynı anda iki farklı bölüm işlenerek gidiyor. 28 tabletten oluşan kazı çalışması kitapta da 28 bölümden oluşmuş. Bir yandan Patasana’nın tabletlerini okurken diğer yandan da romanı okuyorsunuz. Bu arada katil kim diye arayıp durmayın :) bu romanında gerçekten çok güzel gizlemiş. Tahmin etsem de değiştirmiş ve kararsız kalmıştım, sonunda çok büyük sürpriz ile karşılaştım.

Cinayetleri anlatmayacağım ama romanda geçen olaylardan ve konulardan biraz biraz bahsedeceğim. Cami Hocasının ölümüyle başlıyor olaylar. Sonra yüzbaşı Eşref’in olayların içine girmesiyle askerlerden ve doğudaki yaşamdan çok fazla söz ediliyor. E tabi işin içinde hem doğu hem asker olunca terör örgütü ve örgütlerine de romanda yer verilmiş. Fırat Nehri’nin kıyılarında gezdirmiş Ahmet Ümit bizi. Cinayet ve arkeoloji çalışması dışında en fazla göze çarpan olay Ermeni Katliamı olmuş. Yazar bunu hem Türkler açısından hem de Ermeniler açısından karşıt görüşlerle tartıştırmış. Her iki tezi de romanda görebiliyorsunuz. Tabi işin içinde Ahmet Ümit olurda aşk olmaz mı ? Tabiki olmaz aşk da var. Arkeolog ile Yüzbaşı’nın kaçamakları romanda yer alıyor. Aynı zamanda cinayet üzerinde de dönen bir aşk mevcut. Savaşlar, askerlik, din ve hurafe inanışlarla ilgili eleştirel yaklaşımlar gayet yerinde. Yazar genellikle insanoğlunun hiç değişmeyen hırslarını, şiddet eğilimini ve zalimliğini ele almış.

Benim hoşuma giden bölüm 14. Bölüm oldu. Bu bölümde; aşkın ne olduğu, kadınların ne olduğu, ilişkinin nasıl yaşanması gerektiğini, sadakatın önemini, kıskançlığın ilişkideki etkisini ve uygun çiftin ne ve nasıl olması gerektiğini felsefik bir şekilde, kendi düşünceleriyle açıklamış. İnsanın devamlı kendini tekrarlamaması gerektiğini, monotonluğun aşkı öldürdüğünü anlatmış.
Bir yandan örgütün doğudaki halka yaptıklarını, bir yandan İttihat ve Terakki’nin Ermenilere yapılan zulümu anlatmış. Askerlerimizin ve halkımızın yaşadığı zorluğu da dile getirmiş.

Kitabın benim açımdan ana teması öldürmek. Yıllar geçse de doğu bölgesinin daha doğrusu mezapotamya’nın devamlı aynı kadere mağlup olması. 3000 yıl önce de öldürülmeler, hainlikler… Şimdi de aynı. Irk, din, dil ne olursa olsun öldürmemeli diyor.

“Barış insanın içimden gelmiyor, insan, öldürmek için gösterdiği çabayı, özveriyi, öldürmemek için göstermiyor. Barışı sağlamak için dışarıdan bir bilinç akışı gerek."

Barış üzerinde gayet net duruşu var Ahmet Ümit’in. Her ülkenin başka ülkeler üzerinde politikaları var. Terör konusunda şu cümle de çok dikkat çekici “ Terör’ün nedeni, devletlerin, ülkelerin, sınıfların çıkarlarıdır. Bunun için sıradan insanı suçlamak ne kadar doğru ? “

Çok güzel konularla bezenmiş, bu cinayet romanını beğendiğimi ve sizlere de tavsiye ettiğimi belirtirim. Yine bir alıntı ile bitireyim.

“Patasana, insanın düzeleceğine ilişkin umut taşımasaydı bu tabletleri yazmazdı. İnsanlar dilleri, dinleri, ırkları farklı oldukları için birbirlerini öldürmesinler diye yazdı bunları. Öteki büyük metinler de bunun için yazıldı."
400 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
3000 yıl önceki hikaye ile günümüzdeki hikaye ustaca birleştirilmiş. Bir kitabın içindeki iki kitabı aynı anda okumak istiyorsanız Patasa'yı kaçırmayın.
402 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Eger polisiye seviyorsaniz Ahmet Umit i, tarihe merakiniz varsa Patasana yi kesinlikle okuyun derim. Eserlerini keyifle okudugum onde gelen yazarlardandir Ahmet Umit. Patasana yida ayni buyuk keyifle okudum. Okumanizi tavsiye ediyorum...
402 syf.
·4 günde·10/10
Kızı Gül’e ithaf ettiği Patasana isimli kitabında olaylar zengin bir tarihi geçmişi olan Gaziantep’te bir arkeoloji kazısında geçmektedir. Bu kazıda, Patasana isimli bir antik bir yazarın tabletlerine ulaşılmaya çalışılmaktadır. Bu tabletler insanlık tarihinin en eski yazıları olabilecek nitelikte olup, bu çalışma bilimsel dünyaya büyük katkı sağlayacaktır.

Patasana krala hizmet eden bir yazardır ve kralın belirlediği şeyleri yazmakla sorumludur. Bununla birlikte Patasana, kendi hayatından kesitler de kaleme almıştır. Bu hikayede, Patasana’nın kralın cariyesi olan Aşmunikal’e olan aşkından ve bu aşkın elinden alınmasına sebep olan kraldan aldığı intikamdan bahsedilmektedir.

Bu kazı çalışması, Esra’nın direktörlüğündeki akademik bir ekiple ilerlemektedir. Bir sabah yüzbaşı Eşref, Esra’ya bir cinayet haberi verir. Esra ilk olarak aşırı dinci bir grup tarafından cinayetin işlendiğini düşünmektedir. Bununla birlikte yüzbaşı Eşref teröristlerden şüphelenir. Esra bu durum karşısında kazı çalışmalarına devam edip etmemek konusunda şüpheye düşer. Her ne kadar buldukları tabletler bilimsel geçmişe ayna tutacak önemli bir bilimsel buluş olsa da, yerel halktan bazı kesim bu çalışmalardan rahatsızdır ve Esra zaman zaman ölüm tehditleri almaktadır. Sonuçta can güvenliklerinin daha önemli olduğunu düşünür. Bu cinayetten sonra korkusu iyice artan Esra, bu durumu ekibiyle paylaşır fakat ekibi çalışmalara devam etmek ister. Böylece çalışmalar hız kesmeden devam eder, fakat çok geçmeden iki cinayet daha gerçekleşir. Esra bu cinayetlerin sebebini ve katilin kim olduğunu Eşref’le birlikte çözmeye çalışır. Acaba katil içlerinden biri midir? Bu esnada Eşref’le aralarında bir yakınlık oluşmaya başlar. Son olarak bir cinayet daha olur ve bu cinayet tüm ekibi derinden sarsar. Tabletler tamalandıktan sonra organize edilen basın toplantısında gerçekler gün yüzüne çıkacaktır.

Genel olarak Kürt ve Ermeni sorunlarına değinilmesinin yanı sıra, insan doğasındaki kötülük eğilimi üzerinde durulan felsefik yaklaşım, kitabın önemli parçalarıdır.

Bir çırpıda bitirebileceğiniz bu kitabı şiddetle tavsiye ederim.

İyi okumalar :)
Sana kızmıştım, doğru; ama senden vazgeçebileceğimi nasıl düşünürsün? Yağmur yağmadığı için, toprak buluttan vazgeçebilir mi?
Yüreğimin yap dediğini aklım yapma der.
Aklımın soylu bulduğunu yüreğimce dalkavukluktur.;yüreğimin doğru bulduğuysa aklıma suç.
Bir yanım bahar rüzgarı gibi uçarı, tez canlıdır, öteki yanim kış soğuğu gibi katı, ağır kanlıdır.
Aşk kadınlar için çok önemlidir. Kimileri gerçekten inanır. Onun sefasını sürmekten çok cefasını çeker, kimileriyse aşkı kullanarak erkekleri istedikleri gibi yönetirler.
Ahmet Ümit
Sayfa 243 - Esra
Kızmıştım, doğru ama senden vazgeçebileceğimi nasıl düşünürsün? Yağmur yağmadığı için toprak buluttan vazgeçebilir mi?
Seni hiç iyileşmiyecek bir yara gibi, bir türlü evine ulaşamayan yolcunun giderek acı veren hasreti gibi, seni özgürlük düşü kuran bir idam mahkümunun kararmayan umudu gibi hep yüreğimde taşıyacağım.
Ahmet Ümit
Sayfa 381 - Patasana

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Patasana
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Patasana
Patasana
Patasana
Patasana
Patasana
Gaziantep yakınlarıdaki Antik Hitit kentinde bir kazı. Üç bin yıl önce yazılmış tabletler. Tabletlerin bulunmasıyla başlayan cinayetler. Yazman Patasana'nın itirafları. Parlak güneydoğu güneşinin altında karanlık sırlar... Hititlerin tükenişi, Asurlular... Osmanlının son dönemleri, Ermeniler... Günümüz Türkiyesi, Kürtler... Akan kardeş kanı... Bu toprakların değişmeyen yazgısı: Şiddet ve aşk... Bu topraklardaki kanlı tarihe bir ağıt... Bu toprakların zengin kültürüne bir güzelleme...

"Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Bedenine sinmiş soylu nefretini, görkemli giysilerin yüzündeki derin acıyı, tunçtan daha katı bir mutluluk maskesinin ardına gizleyerek Hatti kralının emrine koşan ikiyüzlü bir tören adamı. Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın vakarıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen, yeryüzünün en onursuz erkeği. Erkeklerin yüz karası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyüyen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen, sefihlerin en rezili. Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına, 'Sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır,' yazılan Saray Başyazmanı Patasana."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9.735 okur

  • Cansu
  • Cengiz Yıldız
  • Brju
  • Apollon
  • Zeynep soysal
  • pınar güvenç
  • Emre Karabacak
  • Tuğçe Özsabuncu
  • Pınar Bay
  • Zelal KARADAĞOĞLU

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.3
14-17 Yaş
%5.1
18-24 Yaş
%14.8
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%30.8
45-54 Yaş
%11.9
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.7
Erkek
%28.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.3 (591)
9
%19.7 (461)
8
%22.6 (528)
7
%11.4 (267)
6
%4.9 (115)
5
%2.4 (55)
4
%1.1 (25)
3
%0.3 (7)
2
%0.4 (10)
1
%0.4 (10)

Kitabın sıralamaları