Adı:
Patasana
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Gaziantep yakınlarıdaki Antik Hitit kentinde bir kazı. Üç bin yıl önce yazılmış tabletler. Tabletlerin bulunmasıyla başlayan cinayetler. Yazman Patasana'nın itirafları. Parlak güneydoğu güneşinin altında karanlık sırlar... Hititlerin tükenişi, Asurlular... Osmanlının son dönemleri, Ermeniler... Günümüz Türkiyesi, Kürtler... Akan kardeş kanı... Bu toprakların değişmeyen yazgısı: Şiddet ve aşk... Bu topraklardaki kanlı tarihe bir ağıt... Bu toprakların zengin kültürüne bir güzelleme...

"Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Bedenine sinmiş soylu nefretini, görkemli giysilerin yüzündeki derin acıyı, tunçtan daha katı bir mutluluk maskesinin ardına gizleyerek Hatti kralının emrine koşan ikiyüzlü bir tören adamı. Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın vakarıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen, yeryüzünün en onursuz erkeği. Erkeklerin yüz karası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyüyen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen, sefihlerin en rezili. Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına, 'Sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır,' yazılan Saray Başyazmanı Patasana."
(Tanıtım Bülteninden)
***PATASANA***

Kendini, kralları, tanrıları yargılama cesaretini içinde barındıran Hitit' li Patasana' nın belki hiçbir zaman varolmamış bu karakterin; tarihte bir yerde mutlaka bu cesareti içinde barındırmış ve bir köşede öylesine unutulmuş aziz bir ruhun varlığını farkedebilmiş insanları hatırlatan Ahmet Ümit' e teşekkür ediyorum...

Savaşın gerekliliği üzerine Mussolini' nin beyanlarını bilirsiniz. Onun bir gereklilik olduğu savunulamaz fakat tarihi ve günümüz dünyasını düşününce Mussolinin haksız olduğuyla ilgili bir kanıtımız henüz yoktur. İnsanoğlu bu gereklilik karşısında nedenlerini her zaman yaratmıştır (!)

İnsanın "gerçeğiyle" yüzleşmekten nefret etmek gibi kötü bir huyu da olmasa...

(Spoiler)

Mussolini insanı tanıdığı için mi yoksa o günün şartlarıdan dolayı mı öyle söyledi bilmiyorum ama Patasana' nın bana Mussolini' yi çağrıştırdığı kesin... Zira katilin(Timothy) bize anlattığı insanoğlunun içindeki değişmeyecek şiddet tutkusudur.

Anadolu tarihine ışık tutuyor kitap. Rengarenk kültürel motiflerini barındırıyor. Ufak bir hata; eski kil tabletlerin çevirilerinin günümüz Türkçesiyle değil de Ninatta' nın bileziği kitabındaki gibi eski nükteler tadında olsaydı çok daha iyi olurdu fakat kitabın diğer güzelliklerine gölge düşürmüyor.

Arkeoloji bilimi ile uğraşan insanların dinlerini sorgulama gibi kaçınılmaz meslekî bir hastalığı olduğunu biliyordum. Bu kitaptaki karakterker bana arka mahallemin insanları gibi geldi. Arkeologların hayata bakışından tutun da kazı bilimiyle ilgili bir çok ince araştırma yapılmış olması taktir edilesi bir durum.

Akıcılık, üslup, kendini okuyucu yerine koyma... Zaten Ahmet Ümit' ten bahsediyoruz... (Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz)


<Spoiler>

Patasana, Hititler zamanında yaşamış saray yazmanıdır. Kralın baş danışmanı olan bu kişi kralın gözde kadınlarından birine hareme girmeden önce aşık olmuştur. Kadın hareme girdiği için onunla evlenmesi gelenek açısından yasaklanmıştır. Kral Patasana' nın babasını komşu krallığa ölüme göndermiştir. Ölen babası yerine Patasana' yı saray yazmanlığına atamıştır. Bunu sonradan öğrenen bilgin yazman Patasana, geleneklerini bir kenara bırakarak kralına ihanet edecek midir?

Patasana' nın yazdığı tabletleri asırlar sonra Gaziantep' te ortaya çıkaran arkeoloji ekibi kazı sırasında üç farklı cinayetle karşılaşacaktır. Patasana' nın iki bin yedi yüz yıl sonraki cinayetlerle ne ilgisi vardır?

Osmanlı-Türkiye siyasî tarihine Orhan Pamuk' tan çok daha detaylı ışık tutmasına rağmen Nobel ödülünü Orhan Pamuk' un almasına da her zaman şüpheyle yaklaşacağım (!)

Ahmet Ümit kitabın "son" larına uhrevî bir önem verdiğini bilirdim ama bu "son" beni varoluşun kör kuyularına attığını söylemeliyim.

~~Keyifli okumalar~~
~~Kitapla kalın~~
Farklı bir üslup kullanmış. Kurguda tarihi olaylardan beslenmesi ve olayların iki farklı zamanda ilerlemesi kitaba farklı bir boyut kazandırıyor. Bu tarzı çok beğeniyorum.
Hititlerin başyazmanı Patasana'nın geçtiği bölümler çok güzeldi. Ahmet Ümit'in, sonuç kısmından tatmin olduğum ve beni çok şaşırtan romanlarından biri. Yazarı hiç okumamış olanlar bu romanından başlamalı bence. İyi okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.746 Oy)18.346 beğeni41.524 okunma2.734 alıntı174.744 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.460 Oy)11.148 beğeni27.572 okunma1.519 alıntı144.946 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.382 Oy)12.970 beğeni33.180 okunma3.147 alıntı139.527 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.577 Oy)8.532 beğeni25.197 okunma2.312 alıntı108.896 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.837 Oy)5.520 beğeni18.021 okunma868 alıntı92.710 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.235 Oy)8.551 beğeni27.457 okunma787 alıntı133.791 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.055 Oy)6.750 beğeni19.562 okunma655 alıntı110.478 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.289 Oy)8.732 beğeni24.307 okunma1.304 alıntı119.762 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.070 Oy)5.673 beğeni14.923 okunma1.634 alıntı64.327 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (4.721 Oy)5.278 beğeni15.641 okunma889 alıntı75.175 gösterim
PATASANA...
Değişik tarzda güzel bir kitap. Kitapta iki farklı zaman dilimi ve hikaye var. Gaziantep taraflarında kazı yapmakta olan arkeologlarin 3bin yıl öncesine ait saray yazmani Patasana 'nin yazdığı tabletleri bulur, arkeologlar o tabletleri çözer ve Hitit basyazmani Patasana' nin hayatı da kitapta anlatılır. Bi yandan da arkeologlarin kazı yaptigi bölgede gizemli cinayetler işlenir.
Başta okurken sıkıldım açıkçası, ama sonra Patasananin imkansiz aşkı devreye girince kitap güzelleşti, birde cinayetler karışık bir hal alinca iki hikayede heyecanli bir hal aldı. kitabin Hitit dönemleri kisimini daha çok sevdim. Kitapta sevmedigim tek kısım kitapta ne kadar karakter varsa onlarin da aci bir hikayesi vardi, hepsini tek tek anlatıldı, hikayedeki karakterlerle kalmadi o karakterlerde tanıdıklarının aci hikayelerini de okuduk:)) baya kitap uzasin diye onun bunun hikayesine girilmiş gibi hisettim. Herneyse genel olarak güzeldi sonu da oldukça şaşırtıcı. O 3 cinayeti işleyen katilin o adam olacağı aklima bile gelmemişti çoğu kişiden suphelendim ama ondan suphelenmedim. Kitabi bu yüzden sevdim zaten sonu beni şaşırttı. Güzel bir Ahmet Ümit kitabiydi.
Polisiye roman sevmiyor olmama rağmen elime alınca bırakamayıp, bir sonraki sayfayı heyecanla çevirdiğim ve 2 günde okuduğum bir kitap. Olaylar öyle güzel iç içe bir şekilde işlenmiş ki Patasana 2700 yıl önce değil de günümüzde yaşıyor sanıyorsunuz. Sonunu güzel bir mesajla ve çözemeyeceğiniz bir sürprizle süslemiş yazarımız. Keyifle okuyacağınız bir kitap. Tavsiye ederim
Evet dördüncü Ahmet Ümit kitabımı da tamamlamış oldum. Ahmet Ümit gerçekten bu işi biliyor. Buram buram tarih kokusu yanında işleyen cinayetler… Tarzı genellikle cinayetin katilini bulmaya çalışırken aynı zamanda da tarihin derinliklerinde geziyorsunuz.

Bu romanında da yine tarihin derinlerine hatta en derinlerine Hititlere, Asurlulara, Frigyalılara kadar inmiş Ahmet Ümit. Fırat Nehri’nin kıyısında yapılan kazı çalışması esnasında işlenen cinayetleri ele almış yazar. Kazı’nın amacı ise Eski Hitit Kralı’nın başyazmanı Patasana’nın hayatı ve onun yazdığı tabletlerinin araştırılmasını işlemiş.

Roman aynı anda iki farklı bölüm işlenerek gidiyor. 28 tabletten oluşan kazı çalışması kitapta da 28 bölümden oluşmuş. Bir yandan Patasana’nın tabletlerini okurken diğer yandan da romanı okuyorsunuz. Bu arada katil kim diye arayıp durmayın :) bu romanında gerçekten çok güzel gizlemiş. Tahmin etsem de değiştirmiş ve kararsız kalmıştım, sonunda çok büyük sürpriz ile karşılaştım.

Cinayetleri anlatmayacağım ama romanda geçen olaylardan ve konulardan biraz biraz bahsedeceğim. Cami Hocasının ölümüyle başlıyor olaylar. Sonra yüzbaşı Eşref’in olayların içine girmesiyle askerlerden ve doğudaki yaşamdan çok fazla söz ediliyor. E tabi işin içinde hem doğu hem asker olunca terör örgütü ve örgütlerine de romanda yer verilmiş. Fırat Nehri’nin kıyılarında gezdirmiş Ahmet Ümit bizi. Cinayet ve arkeoloji çalışması dışında en fazla göze çarpan olay Ermeni Katliamı olmuş. Yazar bunu hem Türkler açısından hem de Ermeniler açısından karşıt görüşlerle tartıştırmış. Her iki tezi de romanda görebiliyorsunuz. Tabi işin içinde Ahmet Ümit olurda aşk olmaz mı ? Tabiki olmaz aşk da var. Arkeolog ile Yüzbaşı’nın kaçamakları romanda yer alıyor. Aynı zamanda cinayet üzerinde de dönen bir aşk mevcut. Savaşlar, askerlik, din ve hurafe inanışlarla ilgili eleştirel yaklaşımlar gayet yerinde. Yazar genellikle insanoğlunun hiç değişmeyen hırslarını, şiddet eğilimini ve zalimliğini ele almış.

Benim hoşuma giden bölüm 14. Bölüm oldu. Bu bölümde; aşkın ne olduğu, kadınların ne olduğu, ilişkinin nasıl yaşanması gerektiğini, sadakatın önemini, kıskançlığın ilişkideki etkisini ve uygun çiftin ne ve nasıl olması gerektiğini felsefik bir şekilde, kendi düşünceleriyle açıklamış. İnsanın devamlı kendini tekrarlamaması gerektiğini, monotonluğun aşkı öldürdüğünü anlatmış.
Bir yandan örgütün doğudaki halka yaptıklarını, bir yandan İttihat ve Terakki’nin Ermenilere yapılan zulümu anlatmış. Askerlerimizin ve halkımızın yaşadığı zorluğu da dile getirmiş.

Kitabın benim açımdan ana teması öldürmek. Yıllar geçse de doğu bölgesinin daha doğrusu mezapotamya’nın devamlı aynı kadere mağlup olması. 3000 yıl önce de öldürülmeler, hainlikler… Şimdi de aynı. Irk, din, dil ne olursa olsun öldürmemeli diyor.

“Barış insanın içimden gelmiyor, insan, öldürmek için gösterdiği çabayı, özveriyi, öldürmemek için göstermiyor. Barışı sağlamak için dışarıdan bir bilinç akışı gerek."

Barış üzerinde gayet net duruşu var Ahmet Ümit’in. Her ülkenin başka ülkeler üzerinde politikaları var. Terör konusunda şu cümle de çok dikkat çekici “ Terör’ün nedeni, devletlerin, ülkelerin, sınıfların çıkarlarıdır. Bunun için sıradan insanı suçlamak ne kadar doğru ? “

Çok güzel konularla bezenmiş, bu cinayet romanını beğendiğimi ve sizlere de tavsiye ettiğimi belirtirim. Yine bir alıntı ile bitireyim.

“Patasana, insanın düzeleceğine ilişkin umut taşımasaydı bu tabletleri yazmazdı. İnsanlar dilleri, dinleri, ırkları farklı oldukları için birbirlerini öldürmesinler diye yazdı bunları. Öteki büyük metinler de bunun için yazıldı."
Genel olarak iyi olarak nitelendirilebilecek bir kitap. Katil öznesi benim için tahmin edilebilir oldu fakat gerekçeyi okuyunca kendimi "Şimdi ne alakası var bunun?"demekten alamadım. Kitaptaki Esra karakterini gerçeklikten uzak buldum. Tepkileri ve konuşma tarzı gerçek hayatta karşılaşabileceğiniz bir insan izlenimi yaratmıyor. Özellikle kitaptaki diyalogları çok yapmacık buldum. Okurken içimden sürekli "Kim günlük hayatta böyle konuşur ki?"dedirten cinsten diyaloglar vardı. Açıkçası diyalogların bu kadar günlük hayattan uzak olması amatörlük ve gözlem eksikliği hissiyatı uyandırıyor. Ayrıca bulunan 2700 yıl öncesine ait tabletlerin dili de beni pek tahmin etmedi. Tabii ki tam olarak o zamana ait bir dil veya konuşma tarzı beklenemez fakat tabletlerin dilinin tamamen günümüz dili olması da bana televizyondaki tarih dizileri kadar bir tatmin duygusu yarattı anca. Ümit'in "Elveda Güzel Vatanım" isimli kitabındaki dönem Patasana tabletlerinden binlerce yıl daha yakın olmasına karşı dil ve üslup daha fazla eski zamana aitken Patasa tabletlerinin dilinin günümüz dil ve üslubuna bu derece yakın olmasını yadırgadım. "Elveda Güzel Vatanım"da Şehsuvar Sami için üzülebilirken ya da herhangi bir his hissedebilirken bu kitaptaki hiçbir karakter bende bir his uyandırmadı. Ne kendime yakın hissettim ne üzüntülerine üzüldüm ne de hislerini ve konuşmalarını kendime yakın buldum. Kurgu olarak genel anlamda güzel olsa da bu tarz teknik detaylar nedeniyle beni kendine pek bağlayamadı.
3000 yıl önceki hikaye ile günümüzdeki hikaye ustaca birleştirilmiş. Bir kitabın içindeki iki kitabı aynı anda okumak istiyorsanız Patasa'yı kaçırmayın.
Klasik Ahmet Ümit tarzı olan iç içe geçmiş tarih, cinayet ve aşk üçgeninde akan bir kitap. Galiba bu sefer sıkmaya başladı dediğim anda beni son kısımlarıyla tekrar kitaba bağlamayı başardı. En önemli katkısı her kitabında olduğu gibi muhakkak farklı bir kültür tanıtması oldu. Ara sıra olayların kopuklaştığı bölümler ve anlatımın aceleye getirildiği kısımlar olduğunu düşünsem de genel olarak sürükleyici, eğitici kir kitaptı.
Kitap o kadar surukleyici ve guzelki tarih kokan yazar kitapda 3000 yıl önceki tarihe ve eserlerine ışık tutan kazı ekibinin yaşadıklarını konu almaktadır. 3 gizemli cinayet acaba katil kim? Mutlaka okuyun derim arkadaşlar iyi geceleriniz olsun..Tarih kokan mükemmel bir kitap
Normalde 5 gunde bitiricegim kitabi araya bayramdi tatildi derken anca bitirebildim.konusu 6 kisilik bir arkeolog ekip antep cevresinde arkeolojik kaziya başlar ve bu kazı suresince islenen cinayetler ele alınır.insanligin bitmek bilmeyen savaslari ,dusmanliklarini anlatir güzel bir mesaj veriyor okuyucuya fakat ermenilerle ilgili bölüm beni kizdirdi acikcasi basindan sonuna kadar surekli bir Ermeni soykırımı yapilmis gibisinden fikirler sunulmasi rahatsiz etti. Elin milleti wietnam savasini flmlerde kendi cikarlarina gosterirken ahmet umitin ermenilerle ilgili bu mesele uzerinden bizim aleyhimize daha dogrusu tarihi gercekleri görülmeyerek yazılmasına tuhaf karşıladım ama yinede okunmaya değer.
Patasana Ahmet Ümit'in ilk eserlerinden birisi. Gaziantep yakınlarındaki bir kazı alanında, Hititler döneminden kalan Patasana tabletlerini bulan bir arkeolog grubunun etrafında gelişen olayları anlatan roman hayli sürükleyici. Yörenin yaklaşık 3000 yıllık mazisini merkeze alan yazar, insanoğlunun hiç değişmeyen hırslarını, şiddet eğilimini ve zalimliğini ele almış.
Keyifle okuduğum sayılı polisiye romanlardan. Okurken biranda 400 sayfa bitiyor, sürükleyici bir roman, gerçekten sarıyor okumanızı tavsiye ederim.:)
Kızmıştım, doğru ama senden vazgeçebileceğimi nasıl düşünürsün? Yağmur yağmadığı için toprak buluttan vazgeçebilir mi?
Yüreğimin yap dediğini aklım yapma der.
Aklımın soylu bulduğunu yüreğimce dalkavukluktur.;yüreğimin doğru bulduğuysa aklıma suç.
Bir yanım bahar rüzgarı gibi uçarı, tez canlıdır, öteki yanim kış soğuğu gibi katı, ağır kanlıdır.
...bugüne dek yüzlerce kez savaş oldu, milyonlarca kişi öldü, insanlık bundan hiçbir ders çıkarmadı. Yani öldürmek bir işe yaramadı.
Sana kızmıştım, doğru; ama senden vazgeçebileceğimi nasıl düşünürsün? Yağmur yapmadığı için, toprak buluttan vazgeçebilir mi?
Korkum mu daha büyüktü, sevincim mi kestiremiyordum. Bildiğim, onu görmenin beni mutlu kıldığıydı; bildiğim, onu görmenin beni ürküttüğüydü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Patasana
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Gaziantep yakınlarıdaki Antik Hitit kentinde bir kazı. Üç bin yıl önce yazılmış tabletler. Tabletlerin bulunmasıyla başlayan cinayetler. Yazman Patasana'nın itirafları. Parlak güneydoğu güneşinin altında karanlık sırlar... Hititlerin tükenişi, Asurlular... Osmanlının son dönemleri, Ermeniler... Günümüz Türkiyesi, Kürtler... Akan kardeş kanı... Bu toprakların değişmeyen yazgısı: Şiddet ve aşk... Bu topraklardaki kanlı tarihe bir ağıt... Bu toprakların zengin kültürüne bir güzelleme...

"Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavukluk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı. Bedenine sinmiş soylu nefretini, görkemli giysilerin yüzündeki derin acıyı, tunçtan daha katı bir mutluluk maskesinin ardına gizleyerek Hatti kralının emrine koşan ikiyüzlü bir tören adamı. Sevdiği kadın, aşkı uğruna ölürken, kralına bağlılığın vakarıyla ellerini göğsünde kavuşturarak sessiz kalmayı seçen, yeryüzünün en onursuz erkeği. Erkeklerin yüz karası. Aşkı için ölmenin yüceliği yerine, sarayın taş duvarlarında büyüyen kendi değersiz varlığının görkemli gölgesine sığınmaktan çekinmeyen, sefihlerin en rezili. Ben ölüler içinde yüzen, ben, tanrılar tarafından alnına, 'Sonsuza kadar acılar içinde kıvranacaktır,' yazılan Saray Başyazmanı Patasana."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3.443 okur

  • Seda Nur Özer
  • Mine
  • Hülya
  • Derya
  • Fatma Yılmaz
  • Müslime Üstek
  • Emel Karadayı
  • Merve Atilgan
  • Sıla Kavri
  • Sümeyye

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.3
14-17 Yaş
%5.1
18-24 Yaş
%14.8
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%30.8
45-54 Yaş
%11.9
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.7
Erkek
%28.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.2 (256)
9
%23.4 (220)
8
%25.2 (237)
7
%13.7 (129)
6
%5.7 (54)
5
%2.1 (20)
4
%1.3 (12)
3
%0.2 (2)
2
%0.6 (6)
1
%0.5 (5)

Kitabın sıralamaları