Beyoğlu Rapsodisi

·
Okunma
·
Beğeni
·
39,1bin
Gösterim
Adı:
Beyoğlu Rapsodisi
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897380
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Beyoğlu Rapsodisi
Beyoğlu Rapsodisi
Beyoğlu Rapsodisi
Beyoğlu Rapsodisi
Beyoğlu Rapsodisi
Üç arkadaşın öyküsü bu. Beyoğlunda büyümüş, Beyoğlunda yaşayan üç ayrı kişilik, üç ayrı kimlik, üç ayrı insan. Ölümsüzlük merakıyla başlayan ölümler. Her cinayetin ardında gizemli bir neden... Ve soruşturma boyunca adım adım, bina bina, sokak sokak Beyoğlu. O çoksesli, çokrenkli, çokdilli, çokkültürlü Beyoğlu. Günümüzün Babil Kulesi... İnsanın bencilliğini, acımasızlığını, öfkesini, çaresizliğini en iyi anlatan mekân... Soluk soluğa bir gerilim, benzersiz bir final...Çok kollu, çok dallı büyük bir ırmağa benzeyen bu muhteşem cadde, papazı, fahişesi, cami hocası, pezevengi, hahamı, Alevi dedesi, bankacısı, işportacısı, öğrencisi, öğretmeni, tinercisi, dönercisi, dekoratörü, evsizi, midye satıcısı, esrar satıcısı, kanun kaçağı, Anadolu kaçağı, Avrupa kaçağı, Amerika kaçağı, Afrika kaçağı, yani yaşam kaçağı, beyazı, karası, sarısı, kızılı yani insan görünümünde olan kim varsa, hepsini, herkesi sorgusuz sualsiz kucaklamıştı.Kiliseleri, camileri, sinagogları, hanları, hamamları, bankaları, giyim mağazaları, kitabevleri, meyhaneleri, birahaneleri, şaraphaneleri, kafeleri, kültürevleri, randevuevleri, sinemaları, tiyatroları, galerileri, vakitleri çoktan dolduğu halde ömür sürmeye çalışan bilmem kaç yüzyıllık inatçı binaları, dar sokakları, kör çıkmazlarıyla Grande Rue de Pera, Cadde-i Kebir, İstiklal Caddesi ya da Beyoğlu nasıl adlandırılırsa adlandırılsın burası her gün, her an değişen yeryüzünün en büyük tiyatro sahnesi gibiydi."
408 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ahmet Ümit'in Sis ve Gecesini okuduktan sonra bir şey fark ettim. Ahmet Ümit, okuyucuyu son sayfalarda şoka uğratmasını iyi biliyor. Çünkü, bu kitabı bitirdiğimde en az 5 dakika -şaka yapmıyorum- boyunca ağzım açık bir şekilde ''O nasıl bir sondur öyle?!'' diye kendime sorgularken buldum.

Polisiye severler için şiddetle tavsiye ettiğim bir kitaptır. Olay kurgusu inanılmaz. Yani şuraya bile yazarken, okuduğum zaman yaşadığım hisleri hissediyorum. Bazı okurların yaptığı yorum gibi Ahmet Ümit sürükleyici bir üslupla yazıyor ama bu kitapta yazdığı kurgu inanılmaz. Tüm kitaplarını okumadım ama hepsini okuyup kitaplığıma koymak istiyorum. Bu kitabı da ödünç almıştım. Kitap alışverişi yaptığım bir sırada alıp kitaplığıma da koymak istiyorum.
456 syf.
·7/10 puan
‘’Şeytan Ayrıntıda Gizlidir’’ kitabından sonra bu okuduğum ikinci Ahmet Ümit kitabı oldu. İstanbul’un belki de en sıra dışı en gizemli yeri olan Beyoğlu’nda geçiyor kitap. Üç arkadaşın hayatını konu almış. Selim, Kenan ve Nihat karakterleri çerçevesinde gelişiyor olaylar. İlk bölümler monoton gitmişti bir süre sıkıldım diyebilirim ancak olayların geliştiği son 200 sayfadan itibaren akıcı ve güzel gitti. Kitabı inceleme nedenim sonunun çok şaşırtıcı bitmesiydi hiç beklemiyordum diyebilirim. Polisiye roman sevenlerin doğru adresidir Ahmet Ümit. Yeniden buluşmak dileğiyle...
  • Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
    8.1/10 (5,3bin Oy)4.997 beğeni22bin okunma12,2bin alıntı67,6bin gösterim
  • İstanbul Hatırası
    8.7/10 (5,5bin Oy)5,5bin beğeni22,4bin okunma8,3bin alıntı67,5bin gösterim
  • Bab-ı Esrar
    8.1/10 (5bin Oy)5bin beğeni23,2bin okunma10,5bin alıntı72,1bin gösterim
  • Patasana
    8.4/10 (3.348 Oy)3.152 beğeni14,3bin okunma6,6bin alıntı45,8bin gösterim
  • Sultanı Öldürmek
    8.1/10 (2.933 Oy)2.704 beğeni12,6bin okunma8bin alıntı34,4bin gösterim
  • Mutluluk
    8.3/10 (4.690 Oy)5,1bin beğeni22bin okunma13,8bin alıntı81,4bin gösterim
  • İskender
    7.8/10 (2.725 Oy)2.462 beğeni14,5bin okunma4.260 alıntı33,7bin gösterim
  • Cehennem
    8.6/10 (4.431 Oy)4.503 beğeni17,5bin okunma5,9bin alıntı54,9bin gösterim
  • Dijital Kale
    8.4/10 (3.279 Oy)3.069 beğeni13,8bin okunma1.224 alıntı31,4bin gösterim
  • Adı: Aylin
    8.1/10 (2.672 Oy)2.560 beğeni13,5bin okunma1.372 alıntı41,4bin gösterim
551 syf.
·11 günde·Beğendi
.
Sürükleyici bir kitap. Akıcı bir dili var. Kitabın sonunda tahmin etmediğiniz olaylarla karşılaşıyorsunuz. Kitap karşımızdaki kişiye ne olursa olsun fazla güvenmememiz gerektiğini, insanların her zaman bizi şaşırtmayı başarabileceklerini anlatıyor.

Kitap Beyoğlu'nda büyüyen, Beyoğlu'nda yaşayan üç arkadaşın hikayesini anlatıyor. Birbirlerinden çok farklı üç arkadaşın başından geçenler...

Kitabın yarısına kadar olay olmasını bekledim. Ancak bu bekleyiş beni hiç sıkmadı ve sonu çok şaşırtı. Katilin kim olduğunu öğrendiğimde ürperdim diyebilirim.

Eğer kitaplığınızda varsa okumayı, edinmeyi düşünüyorsanız da hemen satın alıp kitaba başlamayı geciktirmemenizi tavsiye ederim.

:))
408 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Ahmet Ümit'in Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'den sonra okuduğum ikinci kitabı oldu, Beyoğlu Rapsodisi. Ahmet Ümit gerçekten kalemine hayran olduğum, beni kitabın sayfalarında olayların akıcılığı ile tatmin eden bir yazar. Polisiye roman denilince aklıma hemen Ahmet Ümit geliyor.

Üç arkadaş, üç farklı karakter, üç farklı hayal ve yaşam tarzı... Kitap başlarda çok fazla olay olmadan ilerliyor olsa da yine de okurken asla ama asla sıkmıyor. Mükemmel bir akıcılığa sahip. Sayfaların nasıl geçtiğini anlayamadım diyebilirim. Olay yaşanmaya başladığı zaman, kitap daha da çekti beni içine. Kitabı okurken, sonlara yaklaştıkça yüzlerce teori üretmiştim kafamda. Katil kimdi? Olaylar nasıl bu hale gelmişti? Son nasıl olacaktı? ...

Ahmet Ümit ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir yazar açıkçası. Kitabın son yirmili sayfalarına gelince gerilim arttı, kalbim hızla atmaya başladı. Yalan söylemiyorum kitabın son on sayfasını ağzım açık okudum. Dedim ya Ahmet Ümit'in ne yapacağı belli olmuyor. O kadar şaşırdım ki olayların nasıl olduğunu öğrenince... Üstelik olaylar açıklığa kavuşunca yaşanan şeyden ötürü bir şoka daha girdim. Bunu gerçekten beklemiyordum.

Ahmet Ümit'i de sanırım bu yüzden çok seviyorum. Adam şaşırtmayı seviyor. Umarım bu harika yazarın bir o kadar harika olan diğer eserlerini de okuma fırsatı bulabilirim. Bu harika, akıcılığı mükemmel olan romanı mutlaka okuyun, okutun derim. Ben çok severek okudum.
Keyifli Okumalar! :)
456 syf.
·6 günde·10/10 puan
Beyoğlu rapsodisi…
Çocuklarından beri ayrılmayan üç kafadar Selim, Nihat, Kenan. Birbirinden farklı üç karakter üç yaşantı ve yıllarca süregelmiş bir birliktelik. Önce karakterlerden bahsetmek istiyorum

Selim : Babasından devraldığı Azya isimli giyim şirketinin başında olan evli ve bir Dowm Sendromlu oğlu olan başarılı bir iş insanı. Kültürlü, kendini geliştirmiş, sağlam adım atan çok yönlü bir karakter grubun aslında beyni.

Kenan : Babasından kalan sigorta şirketini yöneten fakat aklı uçarı tek gecelik ilişkiler içinde savrulan haşarı bir orta yaş karakteri. Son tutkusu entellektüel camiada kabul gören bir fotoğraf sanatçısı olmak ve ölümsüzlüğü bu şekilde yakalamak.
Nihat : Grubun en fakir üyesi Kenan ve Nihat’tan aldığı yardımlarla kızını okutan karısının hegomanyası altında sindirilen pasif bir karakter.

Gelelim öykümüze kitap İstanbul’un tarihiyle kültürüyle çok zengin ilçesi Beyoğlu’nda geçiyor adından da anlaşılacağı gibi bir fotoğraf sanatçası olmak için sıra dışı yollara başvuran Kenan cinayete kurban giden insanların olay yeri fotoğraflarını canlandırmayı ve onları yeniden çekip bir sergi açmayı planlar . Cinayet şubeden bir şekilde fotoğrafları temin edip çalışmalara başlarlar. İki fotoğraf arasında bir benzerlik bulan Kenan cinayetlerin izini sürer ve işin içine hiç beklenmedik şeyler karışır.

Yazar Beyoğlu tarihinin tüm detaylarını kitaba ustaca işleyip küçük bir tarihi gezintiye çıkarıyor kitapta. İstanbul’un kozmopolit yapısının küçük bir izdüşümü olan Beyoğlu sokaklarının nabzını tarihi mekanlarını ünlü lokantalarını gezdiriyor usul usul.. ve kitabın sonunda mükemmel bir ters köşe yapıyor herkese
408 syf.
Polisiye romanlarında katil tahminlerim iyidir o yüzden sonu pek şaşırtmadı beni ama her sayfa çevirişimde “umarım yanılıyorumdur” demekten de alamadım kendimi. Roman çok akıcıydı ve konusu gayet enteresan. Sonuna kadar keyifle okudum, 2 gün sürdü. Fakat kitap bence en olmaması gereken şekilde bitti sonuna gerçekten üzüldüm. Güzel bir dostluk vardı, benimsemiştim o dostuluğu haliyle sonu bir hayli üzdü beni. Ters köşe yapan kitaplar çok güzeldir ama bu sonda biraz zoraki bir şaşırtma yapılmış gibiydi. Daha çarpıcı bir sonla çok güzel bir kitap olan Beyoğlu Rapsodisi benim için muhteşem bir kitap olurdu. Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap.
390 syf.
·Puan vermedi
Kendi kendime daha önce polisiye okudum mu acaba sorusunu sordum bu kitaptan sonra . Başından sonuna kadar her cümlesi ile harika bir kitap. Kitabın sonu o kadar farklı bitti ki beş dakika gerçekten mi diye sorguladım kendimi , gerçekten inanılmaz bir kitapti . Samimi dostluklar vardı ama bu şekilde bitmesi bir noktada çok üzdü. Kısaca kesinlikle okunmaya değer bir kitap son kelimesine kadar ..
408 syf.
·8 günde
"Önce Söz Vardı" programındaki sohbetleri, coşkulu anlatımı ile Ahmet Ümit bende merak uyandırdı ve ilk kez bir romanını okumaya program sayesinde karar verdim. Polisiye roman okumayalı da bir hayli zaman olmuştu hem.

Kitabı henüz bitirdim ve kitapla ilgili söyleyebileceğim ilk şey tuhaf bir kitap olduğu.

Üç eski dostun birbirinden farklı yaşamları ve kurduğu dostluk üzerinden ilerliyor kitap. Esas olaylar son 150 sayfada başlıyor denebilir hatta. Adından da anlaşılacağı üzere özellikle Beyoğlu adeta sözlü bir harita gibi betimlenmiş. Yemeğe gidilen her mekan, her mimari yapı tek tek anlatılıyor.

Dili sade, yormayan bir kitaptı Beyoğlu Rapsodisi. Güzel bir romandı ancak tatmin edici bir polisiye değildi kesinlikle. Spoiler vermek istemiyorum bu yüzden tuhaf bitti demekten daha net bir şekilde yorumlayamayacağım sanırım. Kitabın başları uzun uzadıya anlatılırken olayın çözümlendiği kısım oldu bittiye getirilmiş bana kalırsa.

Bunlara rağmen kesinlikle sıkıcı bir kitap değildi ve okuduğum son Ahmet Ümit kitabı da olmayacak.
408 syf.
Galiba okuyup okuyabileceğim en iyi, Ahmet Ümit kitaplarından birisi. İlk başta roman size sıkıcı gelebilir ama sonrasında inanılmaz bir maceranın içinde olacaksınız. Harika bir polisiye kitabı. Sizi bu denli şaşırtacak bir katil bulamazsınız. Bence polisiye olarak yine Ahmet Ümit bir ilke daha imza atmış. Bence okumadıysanız gidin okuyun. Iyi okumalar ♡♡
408 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10 puan
Baştan sona okuyucuyu içine çeken harika bir kitap. Hayatın akışında olan hiç beklenmedik küçük şeylerden bu kadar acı bir son çıkabileceğini kim bilebilir ki? Basit bir ölüm deneyi ve resim sergisi için çıkılan yolda geçmişin kötülüğü karşılayacaklarını ve böyle bir sonla karşılaşacaklarını bilebilirler miydi? Bilseler bu yola hiç çıkarlar mıydı?
408 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Türkiye' de polisiye roman dediğimiz zaman akla gelir Ahmet Ümit...
Ama benim ilgilenmediğim bir durum bu. Benim asıl ilgimi çeken şey romanda geçen karakterler gibi düşünebiliyor muyum, o karakterler gibi tepki verebilir miyim, sevebilir miyim, öfke duyup kin duyabilir miyim? Hatta ve hatta onun gibi cinayet işleyip, yalan söyleyip, ihanet edebilir miyim? Burdaki durum aslında insanî duyguların, hormonların, düşüncelerin ne derece realist bir süzgeçten geçtiğidir. Yani bir yazar fantastik bir distopya-ütopya kurarken bile bizim okuyucu olarak hayranlık duyduğumuz durum gerçekleşme ihtimali olan olayların (ki ihtimaller, gerçekleşmeme ihtimalini içinde barındırır) ne derece mantıklı olduğudur. İşte Ahmet Ümit' i diğer yazarlardan ayıran özelliğidir bu...

İncelemelerimde kitabın içeriğiyle ilgili hiçbir bilgi vermediğimi beni tanıyan dostlar bilir... Şu kadarını söyleyebilirim, bittiğine üzüldüğüm ender kitaplardan biri...

Kendisi İstanbul-Beyoğlu aşığı olduğu kadar İstanbul' un tehlikelerini de kabullenmiş biri. Çok az rastlanır bir durum bu. Çünkü bir insan aşık olduğu zaman genelde aşık olduğu kişinin güzel davranışlarını bilir. Göze inen o "perde" aşık olduğumuz kişinin kötü davranışlarını beynin bir savunma mekanizması olarak görmezden gelme eğilimini anlatır bize. (Frontal lob). Bu nörosinirsel-kimyasal olay Ahmet Ümit' te bilinçli bir aşık oluş olarak karşımıza çıkar...

İyi okumalar, kitapla kalın.
408 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabıydı, polisiye seviyorum diye adını en çok duyduğum bir kitabını alıp okuyayım dedim.Olaylardaki bağlantılar güzel ve akıcıydı ama ilk 200 sayfada biraz sıkıldığımı söyleyebilirim.Son 200 sayfayı da bir çırpıda bitirdim özellikle son 50 sayfa çok heyecanlıydı.Aşırı ters köşe olmuş bir vaziyetteyim.Ilk sayfalarda sıkıldığım için böyle güzel biteceğini hiç tahmin etmemiştim ama bitişiyle beni fazlasıyla tatmin eden, adını duyduğumda herkese şok olacaksınız diyeceğim bir kitap olduğu için huzurluyum .Okuyacaklara daha fazla spoiler vermeden kaçayım :)
Hayat kudurmuşçasına akan bir ırmağa benzer, insanoğlu ise bu ırmağın azgın sularında yolculuk yapan bir dal parçasına. Bu yolculukta değişmeyen iki olgu vardır; İlki yalnız olduğun, ikincisi ise ne kadar uzun sürse de yolculuğunun ölümle sınırlı olması...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyoğlu Rapsodisi
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897380
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Beyoğlu Rapsodisi
Beyoğlu Rapsodisi
Beyoğlu Rapsodisi
Beyoğlu Rapsodisi
Beyoğlu Rapsodisi
Üç arkadaşın öyküsü bu. Beyoğlunda büyümüş, Beyoğlunda yaşayan üç ayrı kişilik, üç ayrı kimlik, üç ayrı insan. Ölümsüzlük merakıyla başlayan ölümler. Her cinayetin ardında gizemli bir neden... Ve soruşturma boyunca adım adım, bina bina, sokak sokak Beyoğlu. O çoksesli, çokrenkli, çokdilli, çokkültürlü Beyoğlu. Günümüzün Babil Kulesi... İnsanın bencilliğini, acımasızlığını, öfkesini, çaresizliğini en iyi anlatan mekân... Soluk soluğa bir gerilim, benzersiz bir final...Çok kollu, çok dallı büyük bir ırmağa benzeyen bu muhteşem cadde, papazı, fahişesi, cami hocası, pezevengi, hahamı, Alevi dedesi, bankacısı, işportacısı, öğrencisi, öğretmeni, tinercisi, dönercisi, dekoratörü, evsizi, midye satıcısı, esrar satıcısı, kanun kaçağı, Anadolu kaçağı, Avrupa kaçağı, Amerika kaçağı, Afrika kaçağı, yani yaşam kaçağı, beyazı, karası, sarısı, kızılı yani insan görünümünde olan kim varsa, hepsini, herkesi sorgusuz sualsiz kucaklamıştı.Kiliseleri, camileri, sinagogları, hanları, hamamları, bankaları, giyim mağazaları, kitabevleri, meyhaneleri, birahaneleri, şaraphaneleri, kafeleri, kültürevleri, randevuevleri, sinemaları, tiyatroları, galerileri, vakitleri çoktan dolduğu halde ömür sürmeye çalışan bilmem kaç yüzyıllık inatçı binaları, dar sokakları, kör çıkmazlarıyla Grande Rue de Pera, Cadde-i Kebir, İstiklal Caddesi ya da Beyoğlu nasıl adlandırılırsa adlandırılsın burası her gün, her an değişen yeryüzünün en büyük tiyatro sahnesi gibiydi."

Kitabı okuyanlar 16,8bin okur

  • Berkenin prensesiyim çünkü sevgilim ❤
  • ilkim Bahar SÜMER
  • Rabia Karabağ
  • pelin şenoğlu
  • Tuğçe Er
  • Meryem BÜYÜKELHAN
  • Alperen Ölçer
  • Eylül
  • züмrα ɴυr
  • FEYZA ÜSTÜN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%7
13-17 Yaş
%4.4
18-24 Yaş
%17.1
25-34 Yaş
%29
35-44 Yaş
%29.6
45-54 Yaş
%10.8
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.3
Erkek
%28.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.7 (870)
9
%19.1 (700)
8
%23.9 (878)
7
%13.1 (482)
6
%5.2 (190)
5
%2.7 (98)
4
%1.4 (53)
3
%0.7 (26)
2
%0.6 (22)
1
%0.4 (15)

Kitabın sıralamaları