Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

·
Okunma
·
Beğeni
·
49021
Gösterim
Adı:
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
418
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416830
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
Beyoğlu
Beyoğlu’nun En Güzel Abisi
When Pera Trees Whisper
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi.

Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...

Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
(Tanıtım Bülteninden)
418 syf.
·3 günde·8/10
- Polisin kabusu, yılbaşı geceleridir. Herkesin gülüp eğlendiği, mutlulukla dans ettiği o gece, polisler için korkunç saatler demektir; öğleden sonra başlayıp yeni yılın ilk günü ışıyıncaya kadar süren, bir türlü bitmek bilmeyen kanlı, karanlık bir kabus. Bunları düşündüğümüz yeni yılın ilk saatlerinde Tarlabaşı'nda bulunan bir erkek cesediyle başlıyoruz aksiyona. Barbut İhsan, Kara Nizam, Saltanat Süleyman, Titiz Tarık, Pire Necmi, Janti Cemal, isimlerinden de anlaşılacağı gibi birbirinden farklı ve estetik biçimde kitaba yerleştirilmiş karakterler. Bunların arasında ne ararsanız var. Uyuşturucu işinden, kumarhane işletene, kadın pazarlayana, tetikçisine, hainine kadar hepsi var. ''Burası bizim semtimiz, sokakta bir kedi çiğnense, bir cam kırılsa haberimiz olur.'' diyorsunuz, diyorsunuz da burnunuzun ucundaki cinayeti kim işledi? Haberiniz yok. Başkomiser Nevzat bu görev için seçilmiş kişi tabii ki. Bu olayı aydınlatacak kişi O'ndan başkası olamazdı zaten.

- Başkomiser Nevzat, yardımcısı Ali ve kriminologumuz Zeynep kolları sıvayıp cinayet için şüphelileri sorguya çekerek ve delilleri toplayarak yola koyuluyorlar. Kitap sadece cinayet üzerine yazılmış bir polisiye roman değil, sayfaları karıştırdıkça önümüze çıkan, içimizi ısıttığı kadar yüreğimizi burkacak hikayelerle de karşılaşıyoruz. Başkomiser Nevzat'ın ''Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'' kitabın da adını taşıyan lakabından nasıl vazgeçmek zorunda kaldığı beni çok hüzünlendirdi. İçten içe bazı konuları yaşadığı olaylarla harmanlayarak ilerlemesi esere akıcılık ve derinlik kazandırmış. Örneğin olay Tarlabaşı'nda geçiyor ve yazar sık sık buradaki kentsel dönüşümden faydalanıp oradaki yaşayanlara zulüm edip mallarına zorla el koyan mafya babalarına, imar çakallarına ve bu işten rant sağlayacak herkesten şikayetçi. Kitabımızdaki birkaç gencin geçmişi Gezi Parkı protestolarına dayanıyor, yazar bunu da boş geçmeyerek güzel bir hikayeyle süslemiş. Evgenia yengenin Yunanistan'dan akrabalar gelir de geçmişimizde bu topraklarda yaşanan en büyük UTANÇ günlerinden biri olan 6-7 Eylül olaylarına değinmeden olur mu ? Yazarımız bunu da içimize işleyecek şekilde kazımayı başarmış.

- Sizce bu cinayet neden işlenmiştir? Mafya babasının en iyi adamısınız ve ondan gizli iş çevirip, ona ihanet ettiğiniz için mi? Yoksa yamuk yaptığınız başka biri mi öldürmüştür. Kumarda varını yoğunu aldığınız birinin intikamı mı? Pek tekin bi adam değil sonuçta maktul. Çok yakışıklı olduğu söyleniyor, etrafı da kadınlarla dolu üstelik. Kadınlar arası kıskançlıktan doğan bir sebepten mi acaba? Kitabı okurken bunları çokça düşüneceksiniz ve emin olabilirsiniz ki kitap tam bir bilinmez. Başladığı yer belli ama kışkırtmalar, mahallede yaşanan olayların tetiklediği kalabalığın gösterileri, mafya babalarının parsel ve insan kavgası, kişilerin kendi çıkarları derken kendimizi her adım attığımızda daha büyük bir boşluğa doğru sürüklenirken buluyoruz. Bir an diyorsunuz ki bu mafya babası ne kadar da yufka yürekli. Değil adam öldürmek karıncayı bile incitmez. Sonra da karşınıza başka bir şey çıkıyor ve aynı kişi için bu babasını bile kesmiştir diyorsunuz. Duygusal olarak ta sürekli iniş çıkışların olduğu bir eser. Her an silahlar patlayacak, bir yerden baskın yiyeceğiz diye korkarak bekliyoruz. Bu kitap cinayet çözümlenmeden bitecek diye bir düşünce oluşmuştu tam kafamda. Ne yaparsanız yapın doğru sonuca ulaşamayacağınız bir senaryo var çünkü. Katil hem herkes olabilir hem de hiç kimse olmayabilir. Böyle karışık bir durum derken hiç ummadığınız bir yerde ipin ucunu yakalıyor Başkomiserimiz ve bütün sorular cevaplarına kavuşuyor.

- Keyifle okuduğum bir Ahmet Ümit romanıydı. Herkese tavsiye ederim.
418 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Bir cinayet ve cinayeti çözmeye çalışan Nevzat başkomiser, yardımcısı Ali ve kriminolog Zeynep'in maceraları..
Bunun dışında konuyu anlatmama gerek yok sanırım. Zaten anlatsam spoiler olur. O yüzden es geçiyorum..

Normal polisiye kitapları hepimiz biliriz. Mükemmel bir polis.
Yakışıklı/Güzel şüpheliler.
Kusursuz bir cinayet.
Ve sonunda kitapta birkaç kere adı geçmiş olan katil..

Bu kitapta beni en çok etkileyen şeyden bahsetmek istiyorum önce, karakterler mükemmel değildi. Hayatın içinden insanlardı. Markette, parkta, orada burada rastlayacağımız cinsten insanlar.. Bu sebebptendir ki, kitabı daha çok benimsedim. Belki konu yabancı yazarların yazdığı kadar mükemmel ve sıradışı değildi ama bizdendi...

Kitaptaki bir başka güzel nokta da, cinayet dışında ufak ve tatlı ayrıntıların olmasıydı. Yazar bunları o kadar ustaca yerleştirmiş ki, bizi hiç konudan koparmadan, cinayetten uzaklaştırmadan yapmış bunu. Tabii bunlar ufak birer mola, hatta belki cinayeti anlamakta önenli şeyler..

Katil Uşak!
Siz de farkında mısınız bilmem. Çoğu dedektif kitabında yazar 100 tane isim sayar. Sonunda katil, o adı hiç geçemiş olan uşak çıkar. (tabi uşak işin şakası) Sanki mükemmel polisiye, katili tahmin edilemeyen polisiyeymiş gibi. Peh!
Ahmet Ümit ise şüphelilerin arasından çıkardı katili. Ah nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Tabiiki katili bulamadım. Hatta cinayet sebebini bile bulamamışım. Olsundu. Sonuç olarak katil uşak değildi.. (merak etmeyin bu spoiler değil. Kitapta uşak yok)

Son olarak kitabı 6 günde okumama bakmayın. Oldukça akıcı ve sürükleyiciydi. Ne yazık ben kitabı okurken bir hastalık dönemi geçirdim. Tabii iyileşince hemen bitirdim. (:
Keyifli okumalar..
  • İstanbul Hatırası
    8.6/10 (4.124 Oy)4.048 beğeni16.474 okunma2.040 alıntı49.487 gösterim
  • Bab-ı Esrar
    8.1/10 (3.837 Oy)3.789 beğeni17.276 okunma2.745 alıntı52.785 gösterim
  • Beyoğlu Rapsodisi
    8.2/10 (2.740 Oy)2.608 beğeni12.287 okunma1.257 alıntı28.921 gösterim
  • Cehennem
    8.6/10 (3.459 Oy)3.472 beğeni13.373 okunma1.444 alıntı40.991 gösterim
  • Son Ada
    8.8/10 (5.522 Oy)5.476 beğeni18.557 okunma2.889 alıntı64.892 gösterim
  • İskender
    7.7/10 (2.263 Oy)1.999 beğeni11.715 okunma1.183 alıntı25.898 gösterim
  • Melekler ve Şeytanlar
    8.7/10 (4.483 Oy)4.546 beğeni19.285 okunma1.407 alıntı62.218 gösterim
  • Şah ve Sultan
    8.5/10 (3.811 Oy)3.841 beğeni16.410 okunma2.679 alıntı52.405 gösterim
  • Od
    8.5/10 (4.707 Oy)4.893 beğeni20.453 okunma5.479 alıntı71.458 gösterim
  • Ve Dağlar Yankılandı
    7.8/10 (3.245 Oy)3.207 beğeni14.055 okunma2.540 alıntı50.975 gösterim
456 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Polisiye beklentisi yüksek olanları tatmin etmeyecektir ama içindeki güzel ince ayrıntılar dikkat çekiyor.
Neden yalnizca "polisiye" etiketi takilarak elestirildigini anlamiyorum.Örneğin Umberto Eco'nun bir romanini tek bir türe sokabilir misiniz?
Sosyalist ahlaka sahip bir yazarin toplumun kanayan yaralarindan bazilarina deginmis olmasi kitabi değersiz kilmiyor. Bence cok başarılı bir eser olmuş.
418 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Yazarın son okuduğum üç kitabin da Beyoğlun da geçmesi tesadüf olmasa gerek, Tarlabaşı 'nın arka sokakların da yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet, geçmişin karanlık yüzü, ortaya çıkmamış sırlar, Tarlabaşın da yıkılmış hayatlar , farklı kimliklerin hayatların olduğu bu yerde masumiyetini korumaya çalışan bir adam Nevzar Baskomser . Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri Pera'sı , olayların nasıl gelisecegini kestirmek çok güç bu kitapta , Başkomiser Nevzat ve yardımcıları Ali ve Zeynep bu cinayetler ağında sureklenirken orda oraya her farklı bir karakterde yıkılmış ayrı bir hayata tanık olacaksınız. ..
418 syf.
·6 günde·9/10
İstanbul Hatırası'ndan sonra ikinci Ahmet Ümit romanı oldu. Bu kitabı okumamdaki en büyük etkenlerden biri kesinlikle ve kesinlikle " Önce Söz Vardı " programı. Orada Ahmet Ümit'i canlı canlı dinleyince daha da farklı bir gözümde canlandı. Romanı okurken o hikaye anlatışındaki ses gibi okudum; daha doğrusu Ahmet Ümit'in sesinden canlandırma yaptım.... Buralar kitapla ilgisiz... :) Gelelim kitaba...

Yazarın dili çok güzel ve akıcı, dil yönünden sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyorum. Önceki okuduğum kitabında genel olarak cinayetlerle birlikte İstanbul tarihinden söz etmişti. Bu seferki arka planlardaki konular;
a) Irkçılık
b) Gezi Parkı olayları
c) 6-7 Nisan ( Azınlıkların İstanbul'dan gönderilmesi ) olayları
d) Tarlabaşı Semtinin tanıtımı ( Beyoğlu'nun sokakları )
e) Kadınlar, mafya babaları ve sokak çocukları.

olarak aralara serpiştirilmiş. Asıl olay mafya hesaplaşması altında bir aşk üçgeni ve bu üçgen arasında gelip giden cinayetin faili. Elbette sürprizler var ama katili önceden tahmin ettim. İçerisinde gerçekten mükemmel bilgilendirici alıntılar var.

Kendimce eksileri ise yazar olarak romanın içine kendini katıp kendini övmesini sevmedim. Arada bir rüyalara girip eski karısını hatırlayan bölümleri resmen hızlıca geçtim. Siyasini görüşünü bildiğim halde o kadar çok abartmış ki bazen kızmadım diyemem. Polisiye bir romanda siyasetin dibine vurmuş. Polisiyelerde nedendir bilmem son bölüm niye bu kadar kısa hala anlamış değilim. Hemen kesip bitirmek nedir ?

Kesinlikle kötü bir roman değil okunabilir güzel bir eser. Ben akıcılığını, merak uyandırmasını sevdim. Ahmet Ümit kalemi kuvvetli bir yazar. Sürükleyici bir dili, üslubu var. Tavsiye ederim. En beğendim alıntı ise;

Ben bile kendimi tam olarak anlayamazken, bir başkası beni nasıl anlatabilirdi ki?

İyi okumalar....
456 syf.
·7 günde·2/10
Şaka gibi!
Adam resmen kitap içerisinde kendini ve kitaplarını övmek için kitap yazmış ve bu roman burada 8 üzerinde bir puana sahip.

Bu kitabın içerisinde bir polisiye yok, bir kurgu falan yok; bu kitabın içerisinde bir yazarın egosu var, kibri var, kendini şişirmesi var. Kitapta yazarın aktarabildiği tek vurucu nokta: Bir dönem İstanbul Tarlabaşı halkının imrenilmeyecek yaşamları...

Kitapta neredeyse zeytinyağlı dolma yerken çözülen bir  cinayet :) (Tam bir safsataydı!)

Yani kitap içerisinde bir süre sonra "Ya bu Ahmet Ümit çok kaliteli, olağanüstü bir yazar" tarzı cümleler bekledim ama şükür ki o kadar abartmamış.

İmza gününe kaşe ile giden yazardan beklenecek hareketler aslında!

Olumlu tarafı, arada bir bu tarz kitaplar okumak lazım ki beğenerek okuduğumuz bazı eserlerin değerini daha iyi anlamamızı sağlasın...

İyi okumalar dilemek isterdim, umarım okumazsınız :)
418 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Ahmet Ümit’in karakterler sığ, kurgusu zayıf, üslubu başarısız.. iyi bir romanda olması gereken özelliklerden hiç birine sahip değil, ama okutuyor.. bir cinayet var ve sanırım o cinayetin ardındaki gerçeği insan yine de öğrenmek istiyor.. kitabı okunur kılan da bu..

ben polisiye okuyacağımı zannetmiştim, ama gel gör ki Ahmet Ümit bu romanda komiseri ve kendini övmek için masa başına geçmiş gibi geldi. hele "gezi"den bahsettiği bölümlerde iyice ergen kafası yaşadığını hissettim. hem ne o öyle, kitap boyunca çözülemeyen sır, bir akşam yemeğinde sarma çatallarken mi çözüldü yani?

Bi istanbul hatırası değil ama Ahmet Ümit hatrına olmuş diyebileceğimiz bir roman.
418 syf.
·1 günde·Beğendi
Beyoğlunun En Güzel Abisi, 'Katil kim?' sorununa verdiği cevap yönüyle başarısız, anlatış ve betimleme açısından da oldukça başarılı bulduğum bir kitap. Sanırım tatmin edici bir puan alamaması da bu yüzden. Aslına bakarsak polisiye romanlarda bu konuya dikkat edilmesinin haklı sebepleri var. Okuyucu beyin jimnastiği yapıp suçluyu bulmaya çalışıyor haliyle. Sonuç hüsran olunca kitabın kalitesini de etkiliyor. Her şeye rağmen okunabilir bir roman. Neden mi? Şu detaylı incelemeye bir göz atın. #4286320
418 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı 3 bölüme ayırmak istiyorum ilk bölüm sadece cinayet ile ilgiliydi ve olay örgüsü tam oluşmadığı için tam içine girememiştim
İkinci bölümde İstanbul'un gerçekleri ; gezi parkı, 6 7 eylül olayları olayı yaşayan kişilerin ağzından anlatılıyor bu kişilerin cinayetle alakalı kişiler olması sizi polisiyeden uzaklaştıracağı yerde duygusal ve psikolojik olarak trajediye dahil ediyor ve Beyoğlu sokaklarında buluyorsunuz kendinizi
Üçüncü bölüm ise cinayetin düğümünün çözüldüğü yer buraya gelene kadar öyle bir yoğruluyorsunuz ki kim bilir açılan her düğüm şimşek etkisi yapıyor, tüyleriniz diken diken oluyor
Sonuç olarak ; kitapta sizi bazı sürprizler daha bekliyor ve ben Ahmet Ümit ile tanıştığıma memnunum. Polisiye sevenler birde yakın tarihin gerçekleri ile yüzleşmek isteyenlere tavsiye olunur. Hep kitaplı günler dilerim...
418 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi. Gerçekten bir Ahmet Ümit klasiği daha mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
"Paran varsa her şeyi satın alabilirsin, elbette en başta da insanları. Bu ülkenin sorunu ahlaksızlık, şeref yoksunluğu, onur kaybı."
"Aşk nedir, Başkomiserim?"
"Bilmiyorum ki... Sevip de kavuşamamaktır, isteyip de alamamaktır, ne bileyim. Bir insanı yanında istemektir... Ama herkesin kendine göre bir aşk tarifi var."
"Kaybetmiş insanları, kazananlardan daha yakın bulurum kendime. Onların yaşadıklarına çok daha fazla merhamet vardır, çok daha fazla acı."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
418
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416830
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi
Beyoğlu
Beyoğlu’nun En Güzel Abisi
When Pera Trees Whisper
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi.

Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...

Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 15.888 okur

  • Esra OCAKTAN
  • Refika
  • Sadık Günay
  • Pelin Can
  • Orhan D. Tanşeknay
  • Okan Doksar
  • Kıvanç topan
  • Slm drc
  • Sefa Kaya
  • Yasenya Deniz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.4
14-17 Yaş
%7.7
18-24 Yaş
%22.1
25-34 Yaş
%24.7
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%8.3
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.2
Erkek
%29.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (779)
9
%15.4 (601)
8
%21.1 (821)
7
%13.1 (511)
6
%5.4 (211)
5
%2.5 (97)
4
%1.5 (57)
3
%0.6 (23)
2
%0.5 (19)
1
%0.8 (30)

Kitabın sıralamaları