Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

8,0/10  (840 Oy) · 
2.719 okunma  · 
728 beğeni  · 
9.719 gösterim
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi.

Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...

Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2013
  • Sayfa Sayısı:
    418
  • ISBN:
    9786051416830
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Muhayyelll 
14 Eyl 22:16 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir cinayet ve cinayeti çözmeye çalışan Nevzat başkomiser, yardımcısı Ali ve kriminolog Zeynep'in maceraları..
Bunun dışında konuyu anlatmama gerek yok sanırım. Zaten anlatsam spoiler olur. O yüzden es geçiyorum..

Normal polisiye kitapları hepimiz biliriz. Mükemmel bir polis.
Yakışıklı/Güzel şüpheliler.
Kusursuz bir cinayet.
Ve sonunda kitapta birkaç kere adı geçmiş olan katil..

Bu kitapta beni en çok etkileyen şeyden bahsetmek istiyorum önce, karakterler mükemmel değildi. Hayatın içinden insanlardı. Markette, parkta, orada burada rastlayacağımız cinsten insanlar.. Bu sebebptendir ki, kitabı daha çok benimsedim. Belki konu yabancı yazarların yazdığı kadar mükemmel ve sıradışı değildi ama bizdendi...

Kitaptaki bir başka güzel nokta da, cinayet dışında ufak ve tatlı ayrıntıların olmasıydı. Yazar bunları o kadar ustaca yerleştirmiş ki, bizi hiç konudan koparmadan, cinayetten uzaklaştırmadan yapmış bunu. Tabii bunlar ufak birer mola, hatta belki cinayeti anlamakta önenli şeyler..

Katil Uşak!
Siz de farkında mısınız bilmem. Çoğu dedektif kitabında yazar 100 tane isim sayar. Sonunda katil, o adı hiç geçemiş olan uşak çıkar. (tabi uşak işin şakası) Sanki mükemmel polisiye, katili tahmin edilemeyen polisiyeymiş gibi. Peh!
Ahmet Ümit ise şüphelilerin arasından çıkardı katili. Ah nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Tabiiki katili bulamadım. Hatta cinayet sebebini bile bulamamışım. Olsundu. Sonuç olarak katil uşak değildi.. (merak etmeyin bu spoiler değil. Kitapta uşak yok)

Son olarak kitabı 6 günde okumama bakmayın. Oldukça akıcı ve sürükleyiciydi. Ne yazık ben kitabı okurken bir hastalık dönemi geçirdim. Tabii iyileşince hemen bitirdim. (:
Keyifli okumalar..

insan_okur 
12 May 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

İstanbul Hatırası'ndan sonra ikinci Ahmet Ümit romanı oldu. Bu kitabı okumamdaki en büyük etkenlerden biri kesinlikle ve kesinlikle " Önce Söz Vardı " programı. Orada Ahmet Ümit'i canlı canlı dinleyince daha da farklı bir gözümde canlandı. Romanı okurken o hikaye anlatışındaki ses gibi okudum; daha doğrusu Ahmet Ümit'in sesinden canlandırma yaptım.... Buralar kitapla ilgisiz... :) Gelelim kitaba...

Yazarın dili çok güzel ve akıcı, dil yönünden sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyorum. Önceki okuduğum kitabında genel olarak cinayetlerle birlikte İstanbul tarihinden söz etmişti. Bu seferki arka planlardaki konular;
a) Irkçılık
b) Gezi Parkı olayları
c) 6-7 Nisan ( Azınlıkların İstanbul'dan gönderilmesi ) olayları
d) Tarlabaşı Semtinin tanıtımı ( Beyoğlu'nun sokakları )
e) Kadınlar, mafya babaları ve sokak çocukları.

olarak aralara serpiştirilmiş. Asıl olay mafya hesaplaşması altında bir aşk üçgeni ve bu üçgen arasında gelip giden cinayetin faili. Elbette sürprizler var ama katili önceden tahmin ettim. İçerisinde gerçekten mükemmel bilgilendirici alıntılar var.

Kendimce eksileri ise yazar olarak romanın içine kendini katıp kendini övmesini sevmedim. Arada bir rüyalara girip eski karısını hatırlayan bölümleri resmen hızlıca geçtim. Siyasini görüşünü bildiğim halde o kadar çok abartmış ki bazen kızmadım diyemem. Polisiye bir romanda siyasetin dibine vurmuş. Polisiyelerde nedendir bilmem son bölüm niye bu kadar kısa hala anlamış değilim. Hemen kesip bitirmek nedir ?

Kesinlikle kötü bir roman değil okunabilir güzel bir eser. Ben akıcılığını, merak uyandırmasını sevdim. Ahmet Ümit kalemi kuvvetli bir yazar. Sürükleyici bir dili, üslubu var. Tavsiye ederim. En beğendim alıntı ise;

Ben bile kendimi tam olarak anlayamazken, bir başkası beni nasıl anlatabilirdi ki?

İyi okumalar....

Hakan TEKİN 
 01 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabı 3 bölüme ayırmak istiyorum ilk bölüm sadece cinayet ile ilgiliydi ve olay örgüsü tam oluşmadığı için tam içine girememiştim
İkinci bölümde İstanbul'un gerçekleri ; gezi parkı, 6 7 eylül olayları olayı yaşayan kişilerin ağzından anlatılıyor bu kişilerin cinayetle alakalı kişiler olması sizi polisiyeden uzaklaştıracağı yerde duygusal ve psikolojik olarak trajediye dahil ediyor ve Beyoğlu sokaklarında buluyorsunuz kendinizi
Üçüncü bölüm ise cinayetin düğümünün çözüldüğü yer buraya gelene kadar öyle bir yoğruluyorsunuz ki kim bilir açılan her düğüm şimşek etkisi yapıyor, tüyleriniz diken diken oluyor
Sonuç olarak ; kitapta sizi bazı sürprizler daha bekliyor ve ben Ahmet Ümit ile tanıştığıma memnunum. Polisiye sevenler birde yakın tarihin gerçekleri ile yüzleşmek isteyenlere tavsiye olunur. Hep kitaplı günler dilerim...

Saudade 
24 Ağu 21:09 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Beyoğlu'nun En Güzel Abisi"
Kitabın adı bile "beni oku diyor" mübarek. :)

Öncelikle nerden geliyor bilmiyorum ama polisiye romanlarına, kitaplarına karşı önyargım vardı. Kısacası saçma buluyordum.
Sevmem ben öyle şeyler, falan filan.

Sonra bu kitabı okudum.
Tüm önyargım kırıldı diyebilirim size.
Gerçekten abartmıyorum.
Bu kitap sayesinde artık polisiye konulu romanları, kitapları okuyacağım.

Yani diyorum ki, önyargılı olanlar, okuyun.

Kitabın içinde her şey var.
Her duyguyu yaşıyorsunuz bildiğin.
Gülüyorsunuz, sinirlenebiliyorsunuz, gözleriniz dolabiliyor hatta ağlayabiliyorsunuz.

Çaresizlik diz boyu zaten.
Umut... Kadınların umudu yok.
Tüketmişler.
Bitmiş.

Geçmiş... Geçmiş var mı bilmiyorum ama geçmişin sebep olduğu bir sürü şey var.

Gelecek var...
Ama nasıl gelecek?

Yani kısacası millet, okuyun, derim.

İyi geceler, iyi okumalar... :"))

Nazlı Yavuz 
 10 Eyl 15:56 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir Ahmet Ümit kitabının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım.. Hüzünlüyüm bazı kitaplar hiç bitmesin istiyorum.. Bazı yazarlar hep mi hep kitap yazsin istiyorum.. Ben Ahmet Ümit hayranı bir okur olduğum için bana göre her kitabı muhteşem. Poliseye bir roman.
Duygular, insalar ve yaşam çok güzel kaleme alınmış..Okumanızı tavsiye ederim....

Spoiler içerir.
İlk kez Nar Ağacı'nda dillendirilmiş fakat Mustafa Kutlu'dan Kafka'ya, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'ndan Yeşil Deniz Kabuğu'na çok kitapta rastladığım "Hangi hikâye başladığı yerde bitmemiş ki?" üslubu Ahmet Ümit için de geçerli anladığım kadarıyla. En azından İstanbul Hatırası gibi bu kitap için de geçerli kılınmış yazar tarafından.
Kitap kısa bölümlerden oluşuyor. Yılbaşı gecesi Engin Akça'nın öldürülmesiyle Nevzat Başkomiser ve ekibinin etrafında yeni olaylar, zanlılar, muskalar, kilitli kasalardan ortaya saçılan fotoğraflar, tapular ve Dolapdere'nin, Tarlabaşı'nın topoğrafyasıyla sıkılaşan zincir bir aile yemeğinde (kitabın sonuna gelmiştik neredeyse :D) kopuyor. Yalnız İstanbul Hatırası'ndan bu yana Ali ve adaşım (ve favorim) Zeynep çıkmaya başlamışlar da Nevzat'tan saklıyorlar. :D
Muhteviyat: Yine her şeyin alışılmış, belli başlı sebeplere dayanmasına rağmen ASLA sıkıcı olmayan bir kitaptı. Yaklaşık 48 saat içerisinde bitirdim diyebilirim. Olumsuz eleştiri sayılabilecek tek nokta Gezi Parkı ve 6-7 Eylül olaylarına fazla mı değinilmiş bilemedim. Belki böyle düşünmemin sebebi siyasi görüşümle ilgilidir ama yazar elbette kitabında sosyal mesajını da verecek. Kınamanın aksine memnun oldum yanlış anlaşılmasın. :)

Kübra BAYINDIR 
06 Eyl 02:10 · Kitabı okudu · 12 günde · Puan vermedi

Ahmet Ümit yazdıklarından ziyade şahsını sevdiğim bir yazar.. Önceden yazdıklarını da severdim ama şimdilerde çok tat alamıyorum yavan buluyorum; bunu da Yaşar Kemal kalemini görmüş olmama bağlıyorum. Elimde bulunduğu için başladım bu kitaba (elimde bir kitabı daha mevcut sonrasında uzuun bir süre Ahmet Ümit okumayı düşünmüyorum) Ahmet Ümit kitaplarından başka hiç polisiye roman okumadım sevmem, ilgimi çekmez o yüzden bu konuda çok bilgim yok ama kendini tekrar ediyormuş gibi hissediyorum yani Babacan Başkomiser Nevzat ve yerinde duramayan yardımcısı Ali'nin mecaraları... Bu kadar. Elbette öğretici bölümler var ayrıca gayet sürükleyici (benim uzun zamanda bitirmeme bakmayın bayramdan ötürü) fakat ben başta da söylediğim gibi biraz yavan buldum ve sevemedim sizlere keyifli okumalar :)

Havva VAN ÖZCAN 
04 Nis 01:56 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Polisiye roman sevmeme rağmen Ahmet Ümit'in kitaplarını seviyorum. Kitapta işlenen cinayetin yani sira gezi parki, 6-7 eylul olaylari ve tarlabasindan bahsedilmiş. Istanbul Hatırasını daha çok sevmiştim ama bu kitapta oldukça başarılı. Katili yine tahmin edemedim Sonunu güzel bitirmiş

ESRA KADIOGLU 
26 Eki 2015 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

6-7 Eylül olayları, Azınlıklara yapılan saldırılar, Tarlabaşı'nın hikayesi, gezi olayları ve cinayetler derken kitap bitiverdi hemen. Çok üzücü ve hüzün doluydu hikayeler. Ben okuyup bilmediğim birçok konuda bilgi sahibi oldum; hikayeleri, ne yazık ki romanın bir parçası olarak okudum. Maalesef bu yaşanan birçok olayı maalesef değiştirmiyor. Gönül isterdi ki bu yaşananların hiç yaşanmayıp, kitapta Tarlabaşı'nın farklı güzel bir gerçeği olsun.... Herkese okumasını tavsiye ederim, sevgili yazarımız Ahmet Ümit'e teşekkürler.....

Ahmet Ümit'in okuduğum ikinci kitabıydı, ilki İstanbul Hatırası ikisini de çok beğendim kurgu, anlatımdaki sadeliği, samimiyeti çok hoşuma gitti. Kitabın kapağındaki yazı konusunu okumadan almama neden olmuştu. "Aşk, yaşamı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır."

Yılbaşı gecesi yaşanan bir cinayet, sebebi aşk. Maktülün o kadar çok düşmanı var ve o kadar çok can yakmış ki katil hangisi diye hepsinden tek tek bahsederken yine umulmadık, şaşırtıcı bir sonla bitti kitabımız.

Kitapta yer yer eski şarkılara yer vermesi de güzel, tam efkarlanmışsınız, bi de içinizden Müzeyyen Senar şarkısı söylüyorsunuz tam oluyor.
"Maziye bir bakıver, neler neler bıraktık..."

En ilginci de karakterlerden biri polisiye kitap yazarı, babacan polisimizle yakından ilgili, tanışıp kaynaşmak istiyor ama Nevzat Başkomiser yüz vermiyor, yeni kitap hazırlıklarında ama dayanamayan durumu açıkça dile getiren başkomiserimize son bir hediyesi var yazarın, kendisini anlattığı bir romanı, Beyoğlu'nun En Güzel Abisi.

İyi okumalar dilerim.

Kitaptan 246 Alıntı

Aşk
"Aşk nedir, Başkomiserim?"
"Bilmiyorum ki... Sevip de kavuşamamaktır, isteyip de alamamaktır, ne bileyim. Bir insanı yanında istemektir... Ama herkesin kendine göre bir aşk tarifi var."

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 408)Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 408)

"Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden. "Kadınlar, onlarla oynayamazsın .. Oynadığını zannedersin..
"Kadinlar," diyor o ses yine. " Kadınlardan asla kurtulamazsın , hayaletleri hayatin boyunca seni takip eder."

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 1)Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 1)

"Şiddeti kullanarak ideal bir toplum yaratamazsın. Çünkü kullandığın yöntem, kendine benzetir seni."

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet ÜmitBeyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit
Feyza İrem 
03 Haz 11:56 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Belki eski kafalı diyeceksiniz, ama bir evde kadın yoksa, orası hiçbir zaman yuva olmuyordu galiba.

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet ÜmitBeyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit
Muhayyelll 
 09 Eyl 19:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

“İyilik her zaman iyi sonuçlar doğurmuyor...”

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 64 - Epub)Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 64 - Epub)
Muhayyelll 
14 Eyl 16:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

...eylül en güzel zamanıdır İstanbul’un.

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 325 - Epub)Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 325 - Epub)
25 /

Kitapla ilgili 1 Haber