Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

8,0/10  (657 Oy) · 
2.099 okunma  · 
524 beğeni  · 
8.213 gösterim
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi.

Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...

Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2013
  • Sayfa Sayısı:
    418
  • ISBN:
    9786051416830
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
KeMâL 
12 May 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

İstanbul Hatırası'ndan sonra ikinci Ahmet Ümit romanı oldu. Bu kitabı okumamdaki en büyük etkenlerden biri kesinlikle ve kesinlikle " Önce Söz Vardı " programı. Orada Ahmet Ümit'i canlı canlı dinleyince daha da farklı bir gözümde canlandı. Romanı okurken o hikaye anlatışındaki ses gibi okudum; daha doğrusu Ahmet Ümit'in sesinden canlandırma yaptım.... Buralar kitapla ilgisiz... :) Gelelim kitaba...

Yazarın dili çok güzel ve akıcı, dil yönünden sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyorum. Önceki okuduğum kitabında genel olarak cinayetlerle birlikte İstanbul tarihinden söz etmişti. Bu seferki arka planlardaki konular;
a) Irkçılık
b) Gezi Parkı olayları
c) 6-7 Nisan ( Azınlıkların İstanbul'dan gönderilmesi ) olayları
d) Tarlabaşı Semtinin tanıtımı ( Beyoğlu'nun sokakları )
e) Kadınlar, mafya babaları ve sokak çocukları.

olarak aralara serpiştirilmiş. Asıl olay mafya hesaplaşması altında bir aşk üçgeni ve bu üçgen arasında gelip giden cinayetin faili. Elbette sürprizler var ama katili önceden tahmin ettim. İçerisinde gerçekten mükemmel bilgilendirici alıntılar var.

Kendimce eksileri ise yazar olarak romanın içine kendini katıp kendini övmesini sevmedim. Arada bir rüyalara girip eski karısını hatırlayan bölümleri resmen hızlıca geçtim. Siyasini görüşünü bildiğim halde o kadar çok abartmış ki bazen kızmadım diyemem. Polisiye bir romanda siyasetin dibine vurmuş. Polisiyelerde nedendir bilmem son bölüm niye bu kadar kısa hala anlamış değilim. Hemen kesip bitirmek nedir ?

Kesinlikle kötü bir roman değil okunabilir güzel bir eser. Ben akıcılığını, merak uyandırmasını sevdim. Ahmet Ümit kalemi kuvvetli bir yazar. Sürükleyici bir dili, üslubu var. Tavsiye ederim. En beğendim alıntı ise;

Ben bile kendimi tam olarak anlayamazken, bir başkası beni nasıl anlatabilirdi ki?

İyi okumalar....

Hakan TEKİN 
 01 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabı 3 bölüme ayırmak istiyorum ilk bölüm sadece cinayet ile ilgiliydi ve olay örgüsü tam oluşmadığı için tam içine girememiştim
İkinci bölümde İstanbul'un gerçekleri ; gezi parkı, 6 7 eylül olayları olayı yaşayan kişilerin ağzından anlatılıyor bu kişilerin cinayetle alakalı kişiler olması sizi polisiyeden uzaklaştıracağı yerde duygusal ve psikolojik olarak trajediye dahil ediyor ve Beyoğlu sokaklarında buluyorsunuz kendinizi
Üçüncü bölüm ise cinayetin düğümünün çözüldüğü yer buraya gelene kadar öyle bir yoğruluyorsunuz ki kim bilir açılan her düğüm şimşek etkisi yapıyor, tüyleriniz diken diken oluyor
Sonuç olarak ; kitapta sizi bazı sürprizler daha bekliyor ve ben Ahmet Ümit ile tanıştığıma memnunum. Polisiye sevenler birde yakın tarihin gerçekleri ile yüzleşmek isteyenlere tavsiye olunur. Hep kitaplı günler dilerim...

Havva VAN 
04 Nis 01:56 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Polisiye roman sevmeme rağmen Ahmet Ümit'in kitaplarını seviyorum. Kitapta işlenen cinayetin yani sira gezi parki, 6-7 eylul olaylari ve tarlabasindan bahsedilmiş. Istanbul Hatırasını daha çok sevmiştim ama bu kitapta oldukça başarılı. Katili yine tahmin edemedim Sonunu güzel bitirmiş

Zeynep K. 
 17 Nis 09:10 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 7/10 puan

Spoiler içerir.
İlk kez Nar Ağacı'nda dillendirilmiş fakat Mustafa Kutlu'dan Kafka'ya, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'ndan Yeşil Deniz Kabuğu'na çok kitapta rastladığım "Hangi hikâye başladığı yerde bitmemiş ki?" üslubu Ahmet Ümit için de geçerli anladığım kadarıyla. En azından İstanbul Hatırası gibi bu kitap için de geçerli kılınmış yazar tarafından.
Kitap kısa bölümlerden oluşuyor. Yılbaşı gecesi Engin Akça'nın öldürülmesiyle Nevzat Başkomiser ve ekibinin etrafında yeni olaylar, zanlılar, muskalar, kilitli kasalardan ortaya saçılan fotoğraflar, tapular ve Dolapdere'nin, Tarlabaşı'nın topoğrafyasıyla sıkılaşan zincir bir aile yemeğinde (kitabın sonuna gelmiştik neredeyse :D) kopuyor. Yalnız İstanbul Hatırası'ndan bu yana Ali ve adaşım (ve favorim) Zeynep çıkmaya başlamışlar da Nevzat'tan saklıyorlar. :D
Muhteviyat: Yine her şeyin alışılmış, belli başlı sebeplere dayanmasına rağmen ASLA sıkıcı olmayan bir kitaptı. Yaklaşık 48 saat içerisinde bitirdim diyebilirim. Olumsuz eleştiri sayılabilecek tek nokta Gezi Parkı ve 6-7 Eylül olaylarına fazla mı değinilmiş bilemedim. Belki böyle düşünmemin sebebi siyasi görüşümle ilgilidir ama yazar elbette kitabında sosyal mesajını da verecek. Kınamanın aksine memnun oldum yanlış anlaşılmasın. :)

Derya Yalınkılıç 
30 Mar 22:09 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yılbaşında işlenen bir cinayetle başlıyor kitabımız. Beyoğlu'nun Tarlabaşı mevkiinde işlenen bu cinayeti çözmek için Başkomiser Nevzat ve yardımcıları Zeynep ile Ali görevlendiriliyor. Olaylar incelenirken cinayet bambaşka bir hal alıyor. Tarlabaşı'nın terkedilmişliği, evsiz tinerci gençler, yeraltı dünyasının mafya babaları, kumarhaneler, konsomatris kadınlar, ilginç bir aşk üçgeniyle bambaşka bir dünyanın kapılarını aralamış bize yazar.

Ahmet Ümit, Gezi Parkı Direnişi ve 6 7 Eylül olaylarından da bahsedip gerçekle kurguyu harmanlayarak kendine has uslübuyla konuşturmuş yine usta kalemini. Ayrıca kendini yazar kişiliğiyle romana dahil etmesi daha bir sempatik kıldı gözümde Ahmet Ümit'i. Velhasıl okuyunuz efendim. :)

Keyifli okumalar. :)

ESRA KADIOGLU 
26 Eki 2015 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

6-7 Eylül olayları, Azınlıklara yapılan saldırılar, Tarlabaşı'nın hikayesi, gezi olayları ve cinayetler derken kitap bitiverdi hemen. Çok üzücü ve hüzün doluydu hikayeler. Ben okuyup bilmediğim birçok konuda bilgi sahibi oldum; hikayeleri, ne yazık ki romanın bir parçası olarak okudum. Maalesef bu yaşanan birçok olayı maalesef değiştirmiyor. Gönül isterdi ki bu yaşananların hiç yaşanmayıp, kitapta Tarlabaşı'nın farklı güzel bir gerçeği olsun.... Herkese okumasını tavsiye ederim, sevgili yazarımız Ahmet Ümit'e teşekkürler.....

Ahmet Ümit'in okuduğum ikinci kitabıydı, ilki İstanbul Hatırası ikisini de çok beğendim kurgu, anlatımdaki sadeliği, samimiyeti çok hoşuma gitti. Kitabın kapağındaki yazı konusunu okumadan almama neden olmuştu. "Aşk, yaşamı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır."

Yılbaşı gecesi yaşanan bir cinayet, sebebi aşk. Maktülün o kadar çok düşmanı var ve o kadar çok can yakmış ki katil hangisi diye hepsinden tek tek bahsederken yine umulmadık, şaşırtıcı bir sonla bitti kitabımız.

Kitapta yer yer eski şarkılara yer vermesi de güzel, tam efkarlanmışsınız, bi de içinizden Müzeyyen Senar şarkısı söylüyorsunuz tam oluyor.
"Maziye bir bakıver, neler neler bıraktık..."

En ilginci de karakterlerden biri polisiye kitap yazarı, babacan polisimizle yakından ilgili, tanışıp kaynaşmak istiyor ama Nevzat Başkomiser yüz vermiyor, yeni kitap hazırlıklarında ama dayanamayan durumu açıkça dile getiren başkomiserimize son bir hediyesi var yazarın, kendisini anlattığı bir romanı, Beyoğlu'nun En Güzel Abisi.

İyi okumalar dilerim.

Nazan Yılmaz 
Dün 04:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“Ama olmuyor işte, geçmiş adım adım takip ediyor insanı. Vakti, saati gelince de sen hazır mısın, değil misin diye sormadan çıkıyor karşına.........”

sezen 
31 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

AŞK, YAŞAMI; CİNAYET ÖLÜMÜ SIRADANLIKTAN KURTARIR...

Ahmet Ümit'in son romanı "Beyoğlu'nun en güzel abisi" ne büyük bir merakla başladım. Uzun zamandır polisiye okumamıştım.

#Kitap yılbaşı işlenen bir cinayetle başlıyor. Bunu soruşturan baş komiser Nevzat ve yardımcıları Ali ve Zeynep... Bu sıradan bir cinayet romanı değil. Aslında içinde işlediği konulara, karakter analizine, dönem sorgulamasına bakılırsa bir cinayet romanından çok daha fazlası. Gezi Olayları, kimsesiz çocuklar, emniyet teşkilatı içindeki yozlaşmış polisler, Beyoğlu'nu parsellemiş şehir eşkıyaları, kadın cinayetleri, Rum ve Ermeni vatandaşlara yapılan 6-7 Eylül olayları, kötü yola düşmüş diye tabir edilen genç kızlar, uyuşturucu bağımlıları,kendilerini ideallerine adayanlar, kumarbazlar, tutkulu aşıklar, koca bir şehrin tarihi hakkında güzel bir serüven olmuş. İnsanı bazı bilgilerini tekrar gözden geçirmeye davet ediyor.

#Ahmet Ümit'in bir iki kitabı hariç hepsini okudum ve rahatlıkla dilinin çok akıcı olduğunu söyleyebilirim.

#Eserde hoşuma giden nokta son zamanlarda post-modern romanlarda görüldüğü gibi, yazarın yarattığı karakterin yazarın kendisi ile konuşması... Baş komiser Nevzat devamlı meraklı komşusu polisiye romancısı Ahmet Ümit ile karşılaşmaktadır. Okuyunca iç konuşmalar ve diyaloglar beni gülümsetti (Paul Auster'e ait New York Üçlemesi adlı kitapta da bu tarz bir bölüm vardı.Onu da tavsiye ederim.)

# 6-7 Eylül olayları ve şiddeti özellikle Beyoğlu, Tarlabaşı yani eski İstanbul denilen yerde yoğun hissedilmiş. 1955 yılında İstanbul'un göbeğinde Rumlar başta olmak üzere tüm azınlıklara karşı yapılan saldırı ve yağmalar... Bir de Vikipedi'den okuyalım kısaca:

Türk basınına göre 11 kişi, bazı Yunan kaynaklarına göre 15 kişi öldürülmüştür. Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Dilek Güven'in Sabah gazetesine verdiği röportaja göre ölü sayısının az oluşu gruplara "ölü olmasın" emri verilmesi sebebiyledir. Resmî rakamlara göre 30 kişi, gayriresmî rakamlara göre 300 kişi yaralanmıştır. Güven'e göre resmi rakamlara göre altmış olan tecavüze uğrayan ve utanmalarından veya korkmalarından dolayı şikayette bulunamayan kadın sayısının 400’e yakın olduğu tahmin edilmektedir.

4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekân saldırıya uğramıştır.
Maddi hasarın, o günün değerine göre 150 milyon - 1 milyar Türk Lirası arasında olduğu tahmin edilmektedir.Demokrat Parti hükümeti zarara uğrayıp tescil ettirenlere toplam 60 milyon Türk Lirası civarında tazminat ödemiştir.

Son olarak kitaptan bir alıntı ekleyeyim bu konuyla ilgili:

"Peki bizi sürdüler,kovdular da ne oldu? Başları göğe mi erdi? Ülke büyük bir kalkınma mı yaşadı? Aksine ne yazık ki daha beter hale geldi. Tarlabaşı'nın perişanlığını görüyorsun.Her türlü yoksulluk orada,yolsuzluk orada, en katmerli rezillik orada..Şehrin ortasında bir garabet. Sanki lanetlenmiş gibi canımın içi semt. "

# Kaybedilen bir kentin dokusu,renkleri, kokusu, tarihi... Sömürülen,kentsel dönüşüm! bağlamında müteahhitlere peşkeş çekilen bir kent. Dünyanın göz bebeği İstanbul. Üç kıtayı birleştiren görkemli şehirden, makyajı akmış yaşlı pörsümüş bir kadına geçiş. Okurken aklıma Teoman'ın İstanbul'da Sonbahar şarkısı geldi: İstanbul bugün yorgun,üzgün ve yaşlanmış, biraz kilo almış.Ağlamış yine,rimelleri akıyor... Bu şehri sözde fethettik, görkemli tarihimizle övündük, gün geldi burada yaşayanları yaşadığına pişman ettik ve onların mallarını yağmaladık. Ahlarını bıraktıkları bu kenti büyük bir tımarhaneye çevirdik ve her gün yavaş yavaş delilikler biriktirir olduk...

Kitaptan bir alıntıyla somutlayayım cümlelerimi:
"İstanbul'un tarihiymiş,kültürüymüş,güzelliğiymiş,bunların umurunda değil. Durmadan turistik oteller yapıyorlar, çirkin köprüler, iğrenç gökdelenler... Tek dertleri daha çok rant,daha çok vurgun, daha çok avanta..."

Hepinize keyifli okumalar dilerim...

Münzevi Okur 
 08 Nis 2016 · Kitabı okudu · 14 günde

Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabı oldu. Polisiye türünde olduğu gibi yine bir cinayet ve onu çözerken ortaya çıkan gerçekleri konu alıyor. Ben kitabı akıcı buldum. Özellikle son kısımları çok heyecanlıydı. Yazar gezi olaylarına ve ülkemizdeki bir çok soruna da değinmeden geçmemiş. Ayrıca yazar kendini de kitaba eklemiş ve diğer kitaplarının da reklamını yapmış. Kitap da geçen küfürler beni rahatsız etti. Bu kadar çok küfrün olduğu bir kitap okumamıştım.

Kitaptan 141 Alıntı

Aşk
"Aşk nedir, Başkomiserim?"
"Bilmiyorum ki... Sevip de kavuşamamaktır, isteyip de alamamaktır, ne bileyim. Bir insanı yanında istemektir... Ama herkesin kendine göre bir aşk tarifi var."

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 408)Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 408)

"Şiddeti kullanarak ideal bir toplum yaratamazsın. Çünkü kullandığın yöntem, kendine benzetir seni."

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet ÜmitBeyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit
Kübra Bozkurt 
25 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Paran varsa her şeyi satın alabilirsin, elbette en başta da insanları. Doktorları, hakimleri, savcıları, polisleri, yanlış anlamayın herkesi. Bu ülkenin sorunu ahlaksızlık, şeref yoksunluğu, onur kaybı..."

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 176)Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 176)

Ama insanın söz geçiremediği duygular vardır, engelleyemediğimiz düşünceler. Nezaket başkadır, insanın içinden geçenler başka.

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet ÜmitBeyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit
Arhon 
 22 Oca 2016 · Kitabı okudu

Bu memlekette kadınlar, erkeklere kurban diye sunulmuş, hem zevklensinler hem işlerini gördürsünler hem de öldürsünler diye…

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 175 - Everest Yayınları)Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit (Sayfa 175 - Everest Yayınları)
15 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Akşam Kitap 'Yılın En İyileri'ni ödüllendirdi!
Akşam Kitap 'Yılın En İyileri'ni ödüllendirdi! AKŞAM Kitap 'Yılın En İyileri'ni ödüllendirdi! - AKŞAM Kitap, yıllık değerlendirmeler için başvurulacak en iyi kaynaklardan biri olan kitapevlerinin işbirliği ile bir ödül kurumu oluşturdu.