Kırlangıç Çığlığı

·
Okunma
·
Beğeni
·
53063
Gösterim
Adı:
Kırlangıç Çığlığı
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051852478
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kırlangıç Çığlığı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kırlangıç Çığlığı
Kırlangıç Çığlığı
Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.

Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.

Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.

Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.

Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.

İnsanın insanı öldürdüğü o ilk ânı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.

Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.

İşte bu yüzden geri döndüm...
398 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
~Dinlence yazarı Ahmet Ümit~

Bilgi bankasından bilgi toplar zihnimiz...
"Bu bankada para yerine kullanılan şey kitaplardır." Yine bu bankada binlerce farklı insan çalışır. Bazen bir Kafka çıkar karşımıza ve acı satın alırız. İnsan olduğumuzu hatırlatır bize. Bazen bir Dostoyevski 'ye denk geliriz ve bize Vicdan' ı öğretir. Öyle değil mi önemi ne büyüktür bizler için. Bir bakarsınız Turganyev ağzında sarma sigarası ve size hiçkimse olmanın keyfini anlatır. Dinlersiniz, öyle güzel konudur ki, aslında konunun güzel olduğunu siz onun hitabetinden kaynaklandığını anladığınızda aradan günler geçmiştir...

Tabi bu binlerce çalışandan biri de Kari' lerdir, yani okuyucular. Bu okuyucular tüm bu bilgi edinimlerinden sonra yorulurlar. Öyle ya onlar da insanlar. Bu insanlar dinlenecek ki diğer çalışanların öğrettiklerinden bir şeyler anlasınlar... Yorulan insanlar altından gümüş sular akan nehirler üzerinde, tüm sinir sistemlerini gevşeten müzikler eşliğinde, tatları hiç tadılmamış meyve ağaçları, envayi çeşit zevkler üzerine dizayn edilmiş dinlence diyarlarına gidip dinlenmek ihtiyacı hissederler... Bu dinlence diyarının başında da Ahmet Ümit bulunur...

Ahmet Ümit ve alegorisi...
İşte benim için bütün mesele bu...

Anlamsal olarak yoğun kitaplar okuyacak ruh halinde değil misiniz?

Sinirleriniz mi bozuk?

Ciltli kitaplar gözünüzü mü korkutuyor?

İlacımız Ahmet Ümit...

(Polisiye roman önyargısı diye bir tabir vardır. Bu önyargıyı beslemeyeler için... İçerikle ilgili en ufak bir inceleme yapamam. Spoiler en çok canımı sıkan durumlardan bir tanesi. Yazarın üslubu, yeteneği, şuyu buyunu daha önceki incelemelerde dile getirmiştim. Yerli Agatha olduğunu duyduğunuzu farz ediyorum.)

~~~Keyifli okumalar~~~

Ha bu arada, her defasında bu sefer tahmin edicem diyip bir türlü bulamıyorum katili. Ne sinir bozucu güzellik.
398 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bir Başkomser Nevzat romanını daha heyecanla okuyup bitirmenin mutluluğu ve aynı zamanda burukluğu içinde yazıyorum incelememi. (Uzun olacak ama konunun hassasiyeti nedeniyle bugün böyle olacak.) Bu kez diğer Ahmet Ümit romanlarından daha çok etkiledi beni Kırlangıç Çığlığı. Çünkü konu hepimizin, Türkiye'nin ve hatta dünyanın en çok konuştuğu çocuk tacizi idi. Bu okuyacaklarınızın hiçbiri ipucu değildir, kitap ile ilgili aşırıya kaçan bilgi içermeyecektir. (Bavul Dergi mart sayısı kitabın ilk bölümünden bir kesitte konu hakkında bilgi veriyor.)

Önce kısaca kitap konusuna değinmek istiyorum. İstanbul'da işlenen seri cinayetler sonucunda iş yine Nevzat Başkomser ve ekibine düşer. Onlar bir yandan "Körebe" lakaplı katilin peşindeyken bir yandan da Suriyeli sığınmacılar ile ilgili konularla uğraşırlar. Ve iki olay hiç beklemedikleri bir yerde kesişir.
* "Körebe" kimdir, neden cinayet işlemektedir?
* Öldürülen kişiler neye göre seçilmiştir?
Bu ve daha birçok sorunun cevabını bulacaksınız "Kırlangıç Çığlığı" okurken.

Ahmet Ümit'i tebrik etmek ve böyle bir kitaba imza attığı için büyük saygı duymak gerektiğini söylemek isterim. Konunun ne derece hassas olduğu konusunda hemfikiriz hepimiz. Ve bu konunun böyle açık ve korkusuz yazılması beni çok etkiledi. Çocuk tacizinin nedenleri, tacizcinin psikolojisi, tacize uğrayanların anlattıkları ve yaşadıkları hayal kırıklığı, değişen hayatlar, umutsuz insanlar, yıkılan hayaller ve daha fazlası ile karşılaşacaksınız kitapta.

Ben okurken öyle çok utandım ki insanlıktan. İnsan olmaktan, onlarla aynı havayı solumaktan utandım. Bir yerlerde yaşadıklarını, yediklerini, içtiklerini bilmekten iğrendim. Masum çocuklara yaşattıkları o kötü anların sonuçlarını ödesinler istedim. Ama bu kadar kolay değil bu elbette... Toplumun her bireyinin iyi eğitim almasıyla, yönlendirilip yerleştirilmesiyle çözüm bulunacak bu ve benzeri canice davranışlara. İnsanlar empati kuracak.

Ama en önemlisi bu konuda yapılması gereken şeylerdir. Umudumuzdur çocuklar. Onlar ailelerinden korkmayacak. Ailelerinin her koşulda yanlarında olduğunu bilecek, susturulmayacak. Sesini yükseltecek onlar. Çocuktur, yanlış anlamıştır deyip üstünü kapatmayacak aileler. Onlara konuşmayı, bağırmayı, sessiz kalmamayı öğretecek anne-babalar. Özgüvenli yetiştirecekler onları. Çocukların da birer birey olduğunu, yaşadıkları her şeyi er ya da geç idrak edeceklerini bilecek ebeveynler. İstismarı engellemek için iletişim kuracaklar çocukları ile. Okullarda da geleceğimizin mimarı öğretmenlerimiz anlayacak çocukların psikolojisini ve yönlendirecek onları. Bu bir adımdır evet. Ama bir adım ile başlar her şey. Bir adım atarsın ve sonra dünya değişir. Dünyayı değiştirmek elimizde dostlarım...

Kitabın okunması, sadece bir polisiye gerilim olarak bakılmaması taraftarıyım. Çünkü ne yazık ki hepsi gerçek... Tavsiyedir.
398 syf.
Seni seviyorum Ahmet Ümit, polisiye türü kitapları sevmiyorum ama seni taaa yıllar önce Eskişehir 'e imza gününe geldiğinde, kalabalık kuyrukta üzerimde üniforma, işe yetişmek için acele ettiğimi fark edip diğer okurlara " memur hanım sanırım işe yetişecek, öncelik versek" dediğin günden önce de bir kaç dakika olsa da ettiğimiz o muhabbet anında ve sonrasında da seviyorum.
Çalıştığım yıllarda çok fazla amir sevmemiş olsam da senin Nevzat Başkomiserini seviyorum.
Çok iyi biliyor Nevzat Başkomiser ;

Sakin bir yaşamı unutup sahiplenmek , ait olmak zorundasındır , bu mesleği seçmeye karar verdiysen eğer.
Boşveremezsin. Yeri gelir , herkes uyurken, bayramda, tatilde, gecenin kör bir vaktinde evinde, annenin babanın, arkadaşının, eşinin ya da sevgilinin yanında kalmayı hayal ederken , en zoru da çocuğunu o kadar özlemişken, onunla olmayı her şeyden çok isterken, çalışmak zorundasındır mesleğinin gereği için.
Vicdanlı davranmak, en gerekenini ve en doğrusunu yapmak için hep bir duruşun , bir iş disiplinin olmak zorundadır.
Tavrın, neşen , niyetin ve moralin ; ne yaşıyorsan yaşa, ister hastalık, ister bir yakınının vefatı , ister özlem isterse bir ayrılık acısı hep iyi olmalıdır ki, etrafındakiler de seninle birlikte iyi olabilsinler. Abla, anne, kardeş, arkadaş, sırdaş, dost, meslektaş olmak zorundasındır en samimisinden.
Objektif bakabilmelisindir tüm olaylara . İnsan olmalısındır sırt sırta verip çalıştıklarına, üzülene , sevinene çare arayana.
Adil olmalısındır dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tarafsızca durabilmelisin ki kim olursa olsun yanında güvende hissetsin kendini.
Sinirlerin çok sağlam olmak zorundadır mesela; hırsıza, tacizciye, tecavüzcüye , katile , yalancılara , psikopata, küçükten büyüğe yaşlıdan gence gıybetçiye, menfaatçiye, sahtekara, öğrenmişsindir artık anında duygusal tepki vermeye, sinirlenmeye, kızmaya küsmeye hele de alınganlığa hakkının olmadığını, aksi halde adaletli olamayacağını.
Hep kibar olmak, gülümsemek , anlayışlı davranmak zorunda olduğunu düşünürler unutup da insan olduğunu mesela. Ama sevmek zorundasındır insanları, işini, sorgusuz sualsiz , şikayetsiz ve beklentisiz sevmek, çünkü sorumluluğun çok ağırdır polissen eğer.

Çok detaylı anlatır Ahmet Ümit, mesleği , zorluklarını, duygularını ve olaylarını. Sadece bir cinayete, organ hırsızlığına, ya da suça bağlı değildir kitapları. Psikolojik terappide hissederken kendinizi bir bakmışsınız coğrafya turu yaptırıyor bölgelerde, kavimlerde kültürel molalar veriyorsunuz. Aşkı kayıpları, özlemleri, geleceği bir ezginin nağmesinde sorgulatıyor.
Okurları galeyana getiren kitapları merak
ediyorum diyorsanız deneyin pişman olmayacaksınız.
Keyifli okumalar.
400 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
İncelemeye geçmeden önce polisiye romanları okumamak için kendimce geçerli bir bahanem var: Kitabı açarsın, başlarsın ve bir katil vardır, sonunda katil bulunur, kitap biter. Bence çok sade ve basit. Ne anladım ben bundan? Hani nerde verilmek istenen mesaj? Ne anlatmak istedi yazar? İnsan öldürmek kötü bir şey mi dedi? Sonuç olarak Sadece merak duygusu kitabı bitirmemi sağlar. Katili merak ediyorsam "Müge Anlı" da izlerim.(İzliyorum zaten) Ama bence romanın okuyucuya bir dünya sunması lazım, öyle bir dünya ki kendini oralarda bir yerlerde kaybettiği için bitirsin o kitabı, merak ettiği için değil. Yani okuyucuya farklı duygular yaşatması lazım romanın, farklı tatlar. Ama bunun aksine polisiye romanlarında özellikle Türk milletinin ata sporu olan merak duygusu kullanılır. Başka bir albenisi yok bence.

Bunları anlattıysan neden bu kitabı okudun o zaman arkadaşım, diye sorabilirsiniz. Kitap beni en can alıcı yerimden(merak) vurdu. Bende de Türk kanı var çünkü. Hani bir bina yıkımı vardır, dozer gelir ve iş başındadır. Bizimkilerde oturup film seyreder gibi bakar ya o dozere. Heh işte bende öyle merak ettim bu kitabı. Evet katil herhangi biri. Ama dur bakalım hangi herhangi biri.

Ama bahsetmiş olduğum, polisiye romanı okumamak için bahanelerim tamamen etkisiz. Aksine bu tür kitapları büyük zevkle ve çok merakla okuyorum.
Buraya kadar anlattıklarım kitaptan bağımsızdır. Polisiye romanları için kendi fikrimi belirttim sadece.

Aslında polisiye romanları okumak veya seçmek için yorumlara bakmak bence çok tutarlı değildir. Çünkü ortada bir katil vardır ve okur katili tahmin etmeye çalışır. Kitabın sonunda katili tahmin edemeyip ters köşe olanla tahmini doğru olan aynı zevki alamaz diye düşünüyorum. Polisiye romanı okumak isteyenler için en iyi tavsiye kesinlikle yazar ismidir. "Ahmet Ümit" gibi bu işin ustası yazarların kitaplarını gözü kapalı alabilirsiniz. Tabi bende katili yanlış tahmin ettim ve sonu etkileyiciydi. Dolasıyla kitabı beğendim. Yazarımız usta bir şekilde, katil hakkında hep yanıltmacalarda bulunmuş. Kitap gayet sade ve tatlı bir üslup ile yazılmış. Hikaye hiçte karmaşık değil, her yaştan insanın okuyabileceği bir roman. İçlerinde hoşuma giden beni etkileyen bir çok cümle vardı, bunlardan bazılarını alıntı olarak paylaştım.

Ve kitap hakkında anlatmak istediğim ayrıntılar çok. Fakat spoiler olsun istemiyorum. Çünkü anlatacağım ayrıntılar katili tahmin ettirebilir. Sonra da okur bana çok küser.

Son olarak diyeceğim: "Müge Anlı" izleyenler kesinlikle okumalı.
"Meraklı olanlar" zaten okumalı.
Hele bir de "dozer seyredenler" okumuştur diye düşünüyorum.

Saygılarımla...
398 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bazı kitap karakterleriyle ister istemez duygusal bir bağ kuruyor insan; Dan Brown okurken gözlerim nasıl Robert Langdon'u arıyor ise Ahmet Ümit okurken de Başkomiser Nevzat'ı arıyor. Onsuz tüm Ahmet Ümit kitapları eksik geliyor bana. Çok özlemişim başkomiserimi ne yalan söyleyeyim. "Beyoğlu'nun En Güzel Abisi" kitabından bu yana tam 5 sene geçmiş, Komiser Ali, Komiser Zeynep, Olay Yeri İncelemeden Şefik, Janti Cemal ve Evgenia. Hepsi mevcut gene kitapta.

Polisiye kitaplarda spoiler vermeden anlatmak gerçekten zor, o yüzden yüzeysel bakmakta fayda var; Çocuk parkında bırakılmış bir ceset ile başlıyor bu sefer romanımız, enseden tek kurşun ve yanında oyuncak bir bebek.Katilimiz bu sefer sıradan bir katil değil, oldukça zeki biri. "Körebe" diye tanınıyor teşkilatta (nedenini kitapta detaylı açıklanmış), iz bırakmayan, işini anormal titizlikle yapan bir katil. Zor bir av.

Kitabın temel konusunu pedofili ve Suriyeli Mülteci sorunu oluşturuyor, bu istikamette gidiyor kitap. Okurken gerçekten sinirleneceğiniz, üzüleceğiniz yerler çok fazla, para uğruna ruhunu satmış insanlar, biz onları gözümüzden sakınırken küçücük çocuklara tacizde bulunan, hatta tecavüz eden sapıklar, hayatta kalmak uğruna en sevdiklerinden vazgeçmiş mülteciler... Yaşanan bu insanlık dramına kayıtsız kalmamış ve kitabının arka planını oluşturmuş Ahmet Ümit, güzel de olmuş.

Her Ahmet Ümit kitabı gibi oldukça akıcı ve temiz bir dil ile yazılmış, gene çok tempolu ve sürükleyici bir cinayet romanı.

Güzel adamsın be Başkomiserim. Madam Anahit'in de dediği gibi "Beyoğlu'nun En Güzel Abisi" sin.

İyi okumalar.
Sinem
Sinem Kırlangıç Çığlığı'ı inceledi.
@muhayyilist·05 Oca 21:13·Kitabı okumadı
Spoiler içerir.!
Başkomiser Nevzat geri döndü. Ekibi Komiser Ali, Kriminolog Zeynep ile birlikte çocuk tacizcilerini öldüren ve Körebe ismini verdikleri bir seri katilin peşine düşüyorlar. 12 cinayet işleyen Körebe uzun süre sonra tekrar ortaya çıkınca bu cinayetleri çözme görevi Başkomiser Nevzat ve ekibine düşüyor...
Ahmet Ümit’in kaleminden yeni bir komiser nevzat macerası yani . Konusundan , sürprizlerinden çok, suriyeli sığınmacıların hayatlarına, dramlarına, çaresizliklerine değinmiş olmasını takdir ettim acizane.
gerçekten biz bu insancıklara gerçekten iyilik mi ediyoruz?
Ahmet Ümit’in en iyi kitabı değil ama bence en duygusal kitabı olmuş.

İlk başlarda katilin hicabi olduğundan şüphelensem de bunun fazla erken bir tahmin olduğuna karar verip vazgeçtim. Sonra hikayeye ilk dahil olduğu andan itibaren katilin savcı olduğunu anladım. Aslında diğer kitaplarından farkı bu oldu diyebilirim, zira hiçbirinde katili tahmin edememiştim.Zekai başkomiser öldürülünce emin oldum. yine de okumak çok güzeldi Ahmet Ümit iyi ki var .
398 syf.
·9/10
Merhabalar Ahmet Ümit’in ilk Sultanı Öldürmek kitabını okumuştum o eserinden sonra sıkı takipçisi olan bir okuru oldum.Son kitabı Kırlangıç Çığlığı’nda Başkomiser Nevzat,Komiser Ali, Kriminolog Zeynep ile birlikte çocuk tacizcilerini öldüren ve Körebe ismini verdikleri bir seri katilin peşine düşüyorlar.Körebe 12 cinayet işledikten sonra tekrar ortaya çıkmasıyla Başkomiser Nevzat ve ekibi cinayetleri çözmek için peşine düşüyorlar.Çok şaşıracağınız ve hayran kalacağınız bölümler barındırmaktadır.Diğer eseri gibi sade ve akıcı bir dille kaleme alınmış.Güncel konulara yer vererek okuyucusunuz ufkunu açıyor Okumanızı Tavsiye Ederim
398 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Bu kitaba inceleme yazmak istedim. Çünkü o kadar kitap okuyorum.Sosyal meselelere duyarsız kalan insanlar yazarlık yapıyorlar.(Konuları çiçek böcek)Haliyle aydın olamıyorlar.Ahmet Ümit ülkemdeki sosyal yaraya parmak basmış. Görmek istemeseniz de gözümüze sokmuş.Haksızlık karşısında susmamış.Dilsiz şeytan olmamış.Okurken hem utandım hem utanırken okumaya zorlandım.Beni bilen bilir.Genelde günlük 100-150 sayfa okuyorum. Kitabı bitirene kadar arada iki kitap daha okudum.Yazılanlardan utandım. Utanmamın sebebi şu: Bu coğrafya tarihte adaletin, kardeşliğin  olduğu topraklardı. Oysa kitapta çocuk tecavüzleri, organ mafyası,fakirlik, çöpten ekmek toplayan insanlar ve bir tarafı doyuramadığımız için kendi bedenini satan insanları gördükçe ülkem adına utandım. Bunlar benim ülkemde oluyordu.( Hani sözde tüm dünyanın kıskandığı ???)  Gözlerinizi açıp çevrenize bakabilirsiniz. Meclise bile geldi bu konu. Maddiyata önem veren nesil haline gelmişiz. Maneviyat çökmüş. Her ne kadar kabul edilsin edilmesin. Hz.Ömer'i sözde kullanmayalım. Hz. Ömer'in yaptıklarının  zerresini uygulasanız bu topraklarda bunlar olmaz. Haliyle ülkemden bereket de kalktı. İsraf had safhada. Bugün kişi başı 59-300 lira arasında iftar menülerinde yemek yerken müslüman olup olmadığımızı sorgulayalım. Peygamber Efendimiz(sav) böyle biri değil. Evi bile yoktu. Benim öğrendiğim din bu değil diyeyim en az ifadeyle. Çöpten ekmek toplayan çocuklar var. Bugün muhacir-ensar olayını yanlış anlayanlar var. Hangimiz bir Suriyeli aileyi soframızda geçirdik, içirdik. Evimizde barındırdık. Sahabe böyleydi. Suriyeliler ülkemizde bedenini satar hale gelmişse utanmalıyız. Yüzümüz biraz kızarmalı. Ölseler daha iyiydi. Her yol başında dilencilik yapıyorlar maalesef. Kırlangıçlara çığlık attıranlara yazıklar olsun! Bu naif canlı türüne...Tokat gibi "Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem?”  sözüyle kitaba giriş yapmış yazar. Bundan sonra hiçbir söz yazmasaydı kitaptan hissesini almak isteyen yine alırdı. Çünkü vicdanı gitmişlere bir şey kâr etmez. Kitabı merakla okuduğum için kırlangıç ve çığlık nasıl Ahmet Ümit'in bu muhteşem kitabında bir araya geldi anlamaya çalıştım. Kırlangıçlarla ilgili bilgiler şöyle: Kırlangıçlar hakkında bilgiler veren Batman Kanatlı Hayvanlar Koruma ve Yetiştirme Derneği Başkanı Nesih Taş'tan aktarayım.
*"Kırlangıçlar sıcakların olduğu tüm ülkelerde yaşarlar" ( Kalplerin kaskatı kesilmediği,zulmün olmadığı, vicdanların hâlâ var olduğu, beyin göçünün yaşanmadığı,kendilerine karşı önyargıların olmadığı sıcaklık olarak algılıyorum.)
* Yuvaları yok ise Allah-u Teâlâ'nın verdiği bir sanat ve marifetle kırlangıçlar yuvalarını yeniden inşa ederler. ( Yuvasız, zulme maruz kalmış herkes. Bir gün yine yuvalarını yapabiliyorlar. Yeter ki 1.maddede sıcaklığın olduğu mekanları bulsunlar. Bu mekan her yer olabilir. Arz geniştir. Nerede rahatsan orası...) 
* "Kırlangıçlar toplu bir şekilde göç ederler" ( Zulmün olduğu yerde değil kırlangıçlar insanoğlu bile göçer, gider...)
* Et ve ot yiyemezler. ( Yani gıybet yapıp müslüman kardeşinin etini yemezler anlıyorum.)
* Kırlangıçlar arasında birlik ve beraberlik vardır. Çalışmalarında bir imece havası ve sabır vardır. Yuvalarını belli bir oran ve plan dâhilinde yaparlar. Kırlangıçlar arasında ilahi bir nizam ve intizam vardır. Onları tanıyanlara ve bilenlere de ne mutlu...
* Çalışkan, üretken ve tertemiz kuşlardır.
* Bu  güzel ince yapılı kuşların serçelerle kavgaları vardır.Kırlangıçlar geri döndüklerinde yuvalarında bu davetsiz misafirlerin bulunduğunu görürlerse, enteresan bir şey yaparlar: Çamur alır, harç karar; yuvanın ağzını kapatırlar. Serçe içeride kalır, kırlangıçlar da kendilerine yeni bir yuva yeri aramak üzere eski yuvalarından ayrılırlar. Bu arada serçelerle kıyısıya kavga ederler…Daha sonra Kırlangıçlar gelir,  bozulan yuvalarını da bir günde eski haline getirirler. Serçeleri kovalamaya başlarlar. Asıl kaçanlar serçeler olur… Alın teri dökmeden kırlangıçların yaptıklarını bozarlar çünkü. (blog.milliyet.com.tr/kirlangiclarin-dunyasi/Blog/?BlogNo=412346)
  Rabbim tekrar bizi bu topraklarda mutlu etsin! Amin!
400 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
ah kırlangıç çığlığı..
bir polisiye-gerilimden ziyade almak istediklerinizi aldığınızda çok daha anlamlı bir kitaba dönüşüyor. çok daha anlamlı gerçeklere.. günümüzde sessiz kalan böylesine binlerce çocuğun sesi olsun bu çığlık. öyle sesli olsun, öyle sesli olsun ki kirinden, cinsinden utansın insanoğlu. kitabı az evvel bitirdim ve soluğu burada aldım, ne düşüneceğim ne yazacağım bile karmakarışık ve bir o kadar az iken aklıma, zihnime, gönlüme azez uğradı ansızın. senin sonunu bir nebze bize bıraktılar ama sen yine de evgenia’ya kavuş azez. evgenia’ya kavuş..
bir solukta okuyabileceğiniz, empatiyi yüreğinize kimi zaman yük, kimi zamansa bir yaşam tarzı olduğunu anlatan ahmet ümit kitabı. okuyun, lütfen okuyun ve bu sadece harfleri cümlelere vurmaktan ibaret olmasın..
|"Cehennem boşalmış şeytanlar aramızda"|
Son zamanlarda en çok incelenen kitaplardan bir tanesi oldu. içeriği harika, okumanız tavisye edilir. -Kırlangıç Çığlığı-
"Çok empati kuruyorsunuz Başkomserim, dedi samimi bir tavırla. Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne de insanlar bu kadar inceliği..."
Yıllarca ihanet ettim kendime. Beni ben yapan o şahane mutsuzluğumu, ucuz sevinç kırıntılarıyla tedavi etmeye çalıştım, kadim duyguların yerine kolay olanları seçtim. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım.
Kadınlar ama sahiden seven kadınlar erkeğin güçlü olmasıyla ilgilenmezler. Seni severler çünkü yüreklerinde bir yere dokunmuşsundur. Bunun farkına varmadan yapmışsan daha çok severler çünkü samimi olduğunu anlarlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırlangıç Çığlığı
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051852478
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kırlangıç Çığlığı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kırlangıç Çığlığı
Kırlangıç Çığlığı
Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.

Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.

Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.

Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.

Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.

İnsanın insanı öldürdüğü o ilk ânı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.

Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.

İşte bu yüzden geri döndüm...

Kitabı okuyanlar 10.139 okur

  • Umut yıldız
  • Göktuğ E
  • Şevval CANTEPE
  • Tuana Ecenur Çifci
  • Yusuf
  • Nessi
  • Gamze
  • Hamide İlik
  • Yasemin demir
  • ozlemlekitap

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.4
14-17 Yaş
%8.5
18-24 Yaş
%11.9
25-34 Yaş
%21.7
35-44 Yaş
%30.7
45-54 Yaş
%13
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.7
Erkek
%29.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.4 (1.098)
9
%23.9 (785)
8
%21.5 (706)
7
%9.5 (313)
6
%3.5 (115)
5
%1.9 (64)
4
%0.9 (28)
3
%0.3 (9)
2
%0.2 (5)
1
%0.2 (7)

Kitabın sıralamaları