Bab-ı Esrar

8,1/10  (820 Oy) · 
3.331 okunma  · 
703 beğeni  · 
11.050 gösterim
Kayıp babasıyla doğacak çocuğu arasında kalmış bir kadın... Hayatın anlamını arayan bir insan: Karen Kimya... Kapıları sırlara açılan bir kent... Sırların mucizelere dönüştüğü geceler. Mucizelerin hakikat sayıldığı zamanlar... Yedi yüz yıl öncesinden gelen bir fısıltı... Aşkı sadece aşkla tartanların ıtırlı soluğu... Ölümün yok edemediği bir sevda... Yıllara direnen bir sevgi; Şems-i Tebrizi ve Mevlâna Celaleddin-i Rumi... Günümüzden yedi yüz küsur yıl öncesine uzanan gerilim dolu, heyecan yüklü, mistik bir serüven...

"Taşta kan vardı, gökyüzünde dolunay, bahçede toprak kokusu. Ürkütücü bir serinlik içinde yüzüyordu ağaçlar. Kış güllerinin katmerlenme vaktiydi, nergislerin tazelenme demi. Yedi kişi girmişti bahçeye... Yedi öfkeli yürek, nefretin ele geçirdiği yedi akıl, yedi keskin bıçak. Yedi lanetli adam bahçenin sessizliğini yedi parçaya bölerek yürüdü kurbanlarının bulunduğu tahta kapıya...

Taşta kan vardı. Bahçede ürkütücü bir serinlik. Cinayetin tek tanığı dolunaydı. Hiç şaşırmadan, ürpermeden, korkmadan bakıyordu uzun boylu kavak ağaçlarının ölü yapraklarının arasından. Yedi kişiden en genç olanı vurmuştu kapıya. En yaşlı olanı çağırmıştı içeridekini. Yedi kişinin yedisi birden saplamıştı bıçaklarını içeriden çıkana.

Taşta kan vardı. İnsanların yüreklerinde nefret, dolunayda derin bir sükûnet..."
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2017
  • Sayfa Sayısı:
    408
  • ISBN:
    9786051411224
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hüseyin DEMİR 
 02 Tem 18:41 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

Allah, Kendisine Âşık Olun Diye Yaratmadı Sizi!!!

Yukarıdaki geçen ifadede ne demek istediğimi birazdan dile getireceğim. Fakat öncesinde kitabın kendisiyle ilgili iki üç kelam etmek isterim.

Kitap tamamen “Ahmet Ümit” üslubunda kitap olmuş. Diğer romanlarından farklı olarak şehir bu sefer İstanbul değil, Konya olarak seçilmiş. Yine her kitabında bildiğimiz Baş komiser Nevzat yok bu romanda. Kitabın konusuysa bu sefer “Mevlana ve Şems” arasındaki ilişki. Son yıllarda bu konunun sürekli işlenmesi artık can sıkmaya başladı. Yani daha kaç romancı kitabında Mevlana ile Şems’in hikâyesinden söz edecek merak ediyorum doğrusu. Kitap son derece güzeldi. Kurgu sağlam, merak ögesi çok iyi ayarlanmış ve hafif bir aksiyonda vardı. Fakat Mevlana ile Şems ilişkisinin anlatıldığı bölümler çok fazlaydı. Bu bölümler benim kitaptan kopmama sebep oldu. Bu bölümleri çıkarırsak kitap gayet güzeldi. Tavsiye ederim.

Kitabın eleştireceğim noktaları ise din konusunun işlendiği bölümler. Son dönemde iki üç yazarda sürekli din konusunu işlendiğine şahit oldum. Bunlardan biri Ahmet ümit… Bir diğeri ise Elif Şafak… İki yazarında din konusuna neden bu aralar yoğunlaştığını merak ediyorum. Biri yurt dışında yaşayan daha Türkiye’yi bile doğru düzgün tanımayan bir yazar. Ama ülkemizde her şey için ahkâm kesme hakkını kendinde bulabiliyor. ( Ahkâm kesiyor dediğime bakmayın. Tarihi yerden yere vuruyor. Halkı küçümsüyor. Halkın her yaptığına hor bakıyor.) Ahmet Ümit ise yıllarca komünizm için Rusya’da eğitim görmüş bir yazar. Hali hazırda kendini bir komünist olarak görüyor. Fakat gel gör ki bir İslam âlimi gibi Müslümanlara din anlatıyor. ( Yanlış anlaşılma olmasın. Ümit’in komünist olması beni ilgilendirmiyor. Bunu biliyorum ve severek kitaplarını okuyorum. Ama bir komünist olarak gelip bana dini ders verme ya. Evet, bu dini anlatırken bazı kıssalardan örnekler veriyor. Benim takıldığım noktada işte tam burası. Anlatılan uyduruk din. Uyduruk dinin temel çıkış noktası ise “Allah Aşkı…”

Kitapta temel olarak anlatılan düşünce insanların yaptıkları ibadetlerin aslında çok bir işe yaramadığı, önemli olanın ise Allah aşkının peşinde koşmak gerektiği. Tasavvuf düşüncesi mi yoksa yazarın kendi fikirleri mi bilemiyorum. Ama tasavvuf kaynaklarından örnekler verdiği kesin. Sözün burasında bir hatırlatma yapmak gerekir. Bizim burada karşı çıktığımız şey değerli tasavvuf ehli, kendini Allah yoluna adamış kıymetli kültür büyüklerimiz ya da Allah aşkından dolayı sürekli ibadet eden nur yüzlü dervişlerimiz değil. Peki, tam olarak eleştirdiğimiz nedir? Örnek vereyim.

Yazar birkaç hikâye ile bu Allah aşkının en üst mertebelerini anlatmış. İlkin romanın başkarakteri Kimya Hanım babası kendini Allah aşkına adayan bir derviş. Allah aşkını bulmak adına ilkin beşeri aşka bulaşmış. Kimyanın annesine âşık olmuş sonra Kimya doğmuş. Babası Derviş Bey ise belli bir süre onlarla yaşamış. Daha sonra Allah aşkına doyduğu için onları terk edip. Allah ile arasına kimsenin girmesini istememiş. Çekip gitmiş. Derviş Allah’a ulaşacak diye bir kadın dul. Küçük bir kız çocuğu yıllarca yetim kalmış. Bunlara sebep Allah…

Sonra başka bir olay. Adamın birinin yıllarca çocuğu olmamış. Haliyle adamda bu sebeple kendini sürekli mutsuz hissetmiş. Yıllarca çocuğu olsun diye gitmediği doktor gitmediği hoca kalmamış. En sonunda Allah ona bir çocuk bahşetmiş. Günler geçtikçe bu adamın hem çocuğu büyümüş hem de baya bir zengin olmuş. Aradan yılar geçtikten sonra adam asıl mutluğun bunlarda olmadığı anlamış. Karısına bir gün Allah aşkının peşinden gideceğini söylemiş. Ve karısıyla oğlunu terk etmiş. Yılar sonra oğlu baba hasretine dayanmadığı için gidip onu bulmuş. Adam, oğlunu gördüğü gibi ağlamaya başlamış. ( Sakın oğlunu özlediği için ağladığını sanmayın ha!!!) Oğlu, kendi ile Allah arasına gireceği için ağlamaya başlamış. Sonra dua etmiş. Allah’ım benle senin arana girmesine izin verme ya benim canımı al ya onun. Sonra çocuk ölmüş. Adamında Allah arasına girmediği için sevinmiş. Allah aşkını aramaya devam etmiş. Vay be, müthiş, büyüleyici… Adam Allah için çocuğunun ölmesine sevinmiş. ( Ne kadar itici bir Tanrı. Oysa bizim rabbimiz olan Allah Hz. İbrahim’in çocuğunu öldürmesine izin vermiyordu.)

Sonra başka bir olay. ( Bu olay bu kitapta derviş başka bir yerde yer alıyordu.) Gencin bir tanesi bir kıza âşık olur. Gidip kıza açılır. Kız bunu kabul etmez. Genç ise kızın aşkından bir hal olmuştur. Bir türlü onun peşini bırakmaz. Aylarca kızın peşinden koşar. En sonunda kız dayanamaz kabul eder. Yıllarca mutlu mesut yaşarlar. Ama bir gün genç gelir kıza aslında yanlış yaptığını söyler. Kendini beşeri aşk ile oyalamıştır. Ama asıl aşk ise Allah aşkıdır der ve kızı yarı yolda bırakıp çekip gider Allah aşkını aramaya. Örnekler böyle sürüp gider…

Şimdi düşünsenize bir Allah var. Kulluğun en zirvesine çıkabilmeniz için. Onun yaratığı kullara ihanet etmeniz lazım. Yarı yolda bırakmanız lazım. Allah’a ulaşmak için eşinizin dul kalması lazım. Çocuğunuzun yetim. Cidden böyle bir Allah düşünebilir mi? Peki bu Allah’ın en sevdiği kul olan peygamberler böyle bir şey yaptılar mı? Dinin kaynağı olan binlerce kaynak var. Peki, hangisinde kulluğa erişmemiz için Allah’a âşık olmamız gerekiyor diye yazıyor. Ne zaman çıktı bu saçma düşünce. Kitapta yazan bir cümle aynen şöyleydi. “Allah’ı bulacaksan evlenemem lazım. Bir kalpte iki sevgi olmaz.” Böyle bir hareket dinin neresinden var. Hadi dinde oldu diyelim bunu bu adamlardan önce peygamberin yapması gerek miydi? Benim kızdığım başka bir mesele ise bu olayların İslam adına yapılması. Allah için İslam’ın neresinde var bunlar? Bir de üstüne üstlük kitabın çoğu yerinde de bu aşkı anlamayanlar çıkıyor. Onları da çok güzel eleştiriyor. Herkes zaten bu aşkı bu olayları anlayamazmış. Bunu anlamak için belli bir mertebe gerekir. Zaten benimde anlamayacağım dine ihtiyacım yok. Hali hazırda İslam dininde bir mertebede yok. Bütün bunlar bana Hristiyanlıktaki ruhban sınıfını hatırlattı. Birileri siz anlamazsınız diye diye kendine güzel bir yer edindi. Biz galiba bunu anlamadık.

Son olarak diyeceklerim:

Allah sizi kendisine âşık olun diye yaratmadı.
Allah sizi eşlerinizi dul bırakın diye yaratmadı.
Allah sizi sevdiğinize söz verip, onu yarı yolda bırakın diye yaratmadı.
Allah sizi çocuğunu yetim ya da öksüz bırakın diye de yaratmadı.
O, sizi insanları mutlu edin diye yarattı…

Güler Ayata 
01 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ahmet Ümit; Bab-ı Esrar' da yine yazacağını yazmış. Ne söylenebilir ki....Büyük usta...Fantastik, gizem, rüya, gerçek, AŞK, Mevlana ve Şems..Karen Kimya ve Poyraz, Suzan, Nigel, Mennan... Hepsi süper karakterler Fakaaaaaaaaaattttttt Nevzat Başkomser'in İstanbul ekibindeki Zeynep komiseri Konya' da hikayeye katması ayrı bir TAT olmuş..... Sadece bir roman okumadım. Müthiş bilgilerin özenle serpiştirilmiş bir kaynak okudum......Ayakta alkışlıyorum....Bravo AHMET ÜMİT....!!!!

Güler Bilkay Aygün 
27 Tem 14:31 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

İngiliz bir anne ve Konya' lı Mevlevi Türk bir babanın kızı olan Karen Kimya uluslararası bir sigorta şirketinde exper olarak çalışmaktadır. Çocuk yaştayken annesini ve kendisini terk eden babası Pakistan' da hayatını sürdürürken, genç kadın annesi ile birlikte İngilere'de yaşamaktadır. Her şey şirketi tarafından, yanan bir oteli araştırması için Konya'ya gönderilmesi ile başlar. Hayal ile gerçeğin, günümüzle geçmişin birbirine karıştığı, sırlarla dolu, uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız çok güzel bir kitap.

Tuncer KAHRAMAN 
10 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ahmet ümitin kalemini yazım dilini kurgusunu gerçekten beğenerek okuyorum Babı Esrarda da Konyayı Mevlanayı Şemş i Kimya Hatunu çok güzel ve akıcı dille tasvir etmiş.Beğenerek okudum ve özellikle polisiye severlere tavsiye ederim....

Suskun/ca 
09 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitaptaki güzel olan tek şey kurguydu...Dini konuda yeteri kadar bilgi sahibi olmayan insanların din büyükleri üzerine kitap yazmasını doğru bulmuyorum...

Nurhan Işkın 
16 Nis 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kesinlikle,Ahmet Ümit üstat unvanını hak ediyor.İngiliz bir anne ve Mevlevi kültürünün içinde büyümüş bir babanın evladı olan,Karen Kimya çalıştığı sigorta şirketinin poliçe araştırmasını yapmak için geldiği,Konya 'da yaşadığı gizem ile, sizi bir örtü gibi sarıyor.Şems ile karşılaştığını bir türlü kabul etmeyen aklı,bu mistik ve gizemli serüvende ona çok şeyler öğretirken,sizi de esir alıp acaba bir sonraki sayfada neler olacağını sık ,sık kendinize sormanıza sebep oluyor.Çok keyif alarak okudum.

MyBooks 
17 Nis 00:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Tekrar ve tekrar okunacak bir kitap. Hayran olunası... Kitap önerisi istedikleri zaman tek bu kitabı söylerim kesinlikle okumalısın diye. Ahmet Ümit tarihi günümüze taşımış. Polisiye, dram, macera vb. Ne ararsanız var bu kitapta. Hangi tür severseniz sevin bu kitabı es geçmeyin. Özellikle Mevlana severler için ayrı önerilir. Herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir yapıt.

Ayfer Miroğlu 
22 Mar 05:29 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasindaki ilişkiyi baz alan bir kitaptır. Kitap aynı zamanda yüzyıllardır açığa çıkamayan bir cinayetten bahseder. Şemsi Tebrizi , evet öldürülmüştür.

Ezgi özkan 
 18 Haz 11:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ahmet Ümit'in okunması gereken bir kitabı kesinlikle her kesime hitap eden bir üslubu var. Mesnevilik gibi konulara ön yargı ile yaklasmamamız gerektiğini öğütleyen kitabımız bu konuyu en mükemmel biçimde ele almış olmakla birlikte geçmiş ve günümüz arasında geçen müthiş bir hikaye anlatmakta. Eğer mesnevilik konusunda kafanız karışıksa mutlaka okumanız gerektiğini düşünüyorum. Kitabımızda Londra'dan Konya'ya gelen Karen adlı genç kadının yapmış olduğu mistik seyahati şaşkınlıkla okuyacağınıza eminim.Olay örgüsünün sizi içine çekeceğinden hiç şüphem yok.

Librarian 
02 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ahmet Ümit, kaleminin ustalığına bu kez mistik bir esrar da katarak sadece polisiye romanlarda başarılı olmadığını da kanıtlamış. Ön planda yarı Amerikalı yarı Türk olan bir sigorta ekspertizinin Konya'daki bir otel yangınının aslını soruşturması işlenirken geri planda ise kendilerini küçük yaşta terk eden Mevlevi babası ile iç hesaplaşması Şems-i Tebrizi'nin rehberlerliğinde işlenmiş. Şems ile Mevlana'nın yüce dostluklarının Elif Şafak'ın Aşk romanında işlenişine bayıldığımı düşünürken bu romanla birlikte Mevleviliğe ve Şems ile Mevlana'ya asıl şimdi bir kez daha vuruldum. Bence Aşk romanını oldukça gölgede bırakan bir romandı Bab-ı esrar. Romanın açıklamasında Şems'in öldürürülmesine ışık tutan bir eser olarak izah ediliyor olsa da bence bundan çok daha ötesiydi. Mevlevilikteki aşk kavramı, Şems ile Mevlana'nın dostluklarının özü ve her iki şahsiyetin kişiliklerini daha iyi kavramayı sağlayan ayrıntılar, pek çok karakter ve romanın bence ikincil kahramanı Karen Kimya'nın yaşadığı rüya/halüsinasyon/doğa üstü anlar aracılığı ile çok güzel resmedilmişti. Romanın büyük bir kısmını boğazım düğüm düğüm, yüreğim kabından taşarcasına coşku dolu olarak okudum. Şiddetle tavsiye ederim.

Kitaptan 260 Alıntı

Aysel 
22 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Savaşların en büyüğü kendi nefsimizle olandır."

Bab-ı Esrar, Ahmet ÜmitBab-ı Esrar, Ahmet Ümit
Aysel 
20 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Birini sevmek onu kültürüyle birlikte sevmektir, derdi annem."

Bab-ı Esrar, Ahmet ÜmitBab-ı Esrar, Ahmet Ümit
Güler Bilkay Aygün 
20 Tem 21:43 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

'' Nereye kadar başkalarının sözlerinde arayacaksın kendi sırrını? ''

Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit (Sayfa 252)Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit (Sayfa 252)
Aysel 
20 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"İnsanoğlunun en büyük sırrı beynidir. Beynin çalışma biçimi ve kapasitesi tümüyle bilinmemektedir. Genlerimizden gelen bilgiler,duyularımızla algıladıklarımız, deneyimlerle öğrendiğimiz milyonlarca bilginin ne kadarının farkındayız? Duyduğumuz, gördüğümüz, hissettiğimiz, tattığımız, dokunarak farkına vardığımız, bilgilerden sıkça kullanmadıklarımız nerede dııruyor? Zihnimiz bunların ne kadarını siliyor, ne kadarını depoluyor? İşte büyük bulmaca."

Bab-ı Esrar, Ahmet ÜmitBab-ı Esrar, Ahmet Ümit
Aysel 
20 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Sadece kendi bildiğini doğru sanma.Ne kadar acayip görünse de başkalarının isteklerine saygı göster."

Bab-ı Esrar, Ahmet ÜmitBab-ı Esrar, Ahmet Ümit
Güler Bilkay Aygün 
24 Tem 21:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

'' Bizim için ölüm yok oluş değildir kızım. Ölüm sevgiliye kavuşma anıdır. ''

Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit (Sayfa 490)Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit (Sayfa 490)
Aysel 
19 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Dünya, rüya içinde rüyadır..."

Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit (Hint atasözü)Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit (Hint atasözü)
26 /