Geri Bildirim

Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit

·
Okunma
·
Beğeni
·
12.143
Gösterim
Adı:
Sultanı Öldürmek
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
528
ISBN:
6051410135
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest
"Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"

Ahmet Ümit'in Nisan ayında yayınlanacak romanı Sultanı Öldürmek bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük tuhaf bir serüven. Sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülmüş bir tarih profesörü... Bir aşk cinayeti mi? Yoksa kökleri "Ulu Hakan"ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin bir imparatorluğa dönüştüğü o zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk. Ve bu heyecan verici yolculuk boyunca kulaklardan eksik olmayan o kadim soru: Tarih, geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mı?

"...Ve Sultan Mehmed Han. Mehmed Han oğlu Murad Han oğlu Fatih Sultan Mehmed Han. İki karanın ve iki denizin hâkimi. Allah'ın yeryüzündeki gölgesi. Kostantiniyye'yi zapt eden padişah. Roma İmparatorluğu'nun doğal varisi, farklı dinlerden, farklı dillerden, farklı ırklardan yepyeni bir millet yaratma aşkıyla yanıp tutuşan kudretli hükümdar. Uçsuz bucaksız ovalarda at koşturan ordular. Kılıç sesleri, savaş naraları, korku çığlıkları. Ardı ardına düşen şehirler, ardı ardına yıkılan devletler, ardı ardına el değiştiren kaleler. Kırk dokuz yaşında dünyaya nam salmış bir hükümdar. Ve değişmez kader. Akşama kavuşan gün. Ecel şerbetini içen insan. Ve Fatih Sultan Mehmed'in şüpheli ölümü. Ve onun iki şehzadesi. İkiye bölünen saray, ikiye bölünen devlet, hiçbir şeyden haberi olmayan bir halk. Ve iki şehzadenin kanlı boğazlaşması sürerken saray odasında unutulan Fatih Sultan Mehmed Han'ın cansız bedeni..."

Ahmet Ümit, kusursuz bir kurguyla ele aldığı bu cinayet-aşk-tarih örgüsünde edebiyat okurlarının gözündeki ayrıcalıklı yerini bir kez daha sağlamlaştırıyor.
İlk defa okuduğum bir cinayet romanında katili tahmin edemedim. Sizde tahmin edemeyeceksiniz. Çünkü Ahmet Ümit okuyucuyu şaşırtmayı çok seven bir yazar. "Aaaa" diye bir tepki görmek için yazmış gibi sanki. Fatih Sultan Mehmet Han'ın hayatını okuyucuyu bazen merak ettirerek bazen de sıkarak anlattığı için çok sürükleyici bulamadım. Fakat sürpriz sonları sevenler için güzel bir okuma olabilir.
Bu sefer bir aşk cinayetini Fatih Sultan Mehmet Han zamanının entrikalarıyla harmanlayarak, dönemin gerçeklerine ışık tutan bir sorgulama şeklinde yazmış. Tarihi bilgi hatırlatmaya da birebir güzel bir kurgu olmuş.

Benzer kitaplar

Uzun süre ara verdiğim Ahmet Ümit'e tekrar geri dönüş yaptım. İyi ki de yapmışım hem kalemini, hem de polisiyeyi özlemişim.… Ahmet Ümit’ten 3. Kitabım oldu sanırım. İstanbul Hatırası ile başlayan serüven yine Beyoğlu'nun En Güzel Abisi ile devam etmişti şimdi de Sultan'ı Öldürmek. Kendimce bir girizgahı geçersek hemen size 3 soru soracağım. Eğer bu 3 sorunun tümüne cevabınız evet ise alın hemen okuyun bu kitabı.
1- Polisiye – Cinayet seviyor musunuz ?
2- Tarih seviyor musunuz ? Özellikle İstanbul…
3- Felsefe, psikoloji ve bu türden bir vak'aları seviyor musunuz ?

3. soruyu sormamda ki amaç bu tür konulardan sıkılabilirsiniz kitabın içerisinde. Çünkü genel olarak incelemelerde bazı bölümlerde sıkıldığını belirten arkadaşları gördüm. Bu yüzden tavsiye olarak size yukarıdaki 3 soruyu soruyorum. Sıkıldığınız kitapları şimdilik de olsa okumayın. Sonralara bırakın ( kişisel tavsiyemdir) Evet arkadaşlar kitap tamamen bu konulardan oluşuyor. Cinayet işlediğini sanan ( ya da işlemiş de olabilir ) spoiler vermemek adına bir şey demek istemiyorum. Bir tarih Profesörü ile başlayan bir cinayet. Öldürülen de tarih Profesörü. Amaç elbetteki katili bulmak ama zorlamayın. Yazar öyle bir düşündürecek ki sizi ( Bu mu ? - Yok lan bu kesin – Hayda bu da olamaz – Hadi canım bee ) en sondaki cümleyi kurarsınız sanırım. Hadi bee… Gerçekten bende beklemiyordum katilin kimliğini.

Gelelim içeriğine; tarih sever ve psikoloji seven arkadaşlar mutlaka bir göz atınız bu esere. Konu olarak Kardeş Katli ama düşünce Suç ve Ceza mı dersiniz ? Ne alaka diyeceksiniz ? Ama konu Baba katili… 2. Beyazıt'ın Fatih’i öldürdüğü düşünülmekte. Neyse yine ileriye gitmeyeceğim. Freud, Dostoyevski ve Fatih Sultan Mehmet arasındaki üçgeni merak ediyorsanız buyurun başlayın. Psikolojik füg hastası olan profesörün geçirdiği günler…

İstanbul’un fethini an be an yaşayacaksınız emin konuşuyorum. Çünkü gerçekten bilmediğim çok şey öğrendim. Tüm tarih sever arkadaşlar bir incelemeli. Kuruluş ve yükselme devri. O zamanki dinler arası tutum. Çok uluslu bir İmparatorluk düşünceleri, fethetmek ve siyasi politika. Sadrazamlar ve taht çekişmeleri kısacası Osmanlı Devleti ile ilgili bir çok inceleme. Ama her yönden…

Kitabın içinde Kroutzer Sonat ile geçen o kadar çok alıntı var ki. Bundan sonnraki kitabım da o olacak. Tolstoy'un eseri ile kurgu çok benzetmiş yazar. Cinayet anını yada öyle hatırlayan profesörü... :) Hemen yine susuyorum.... Spoiler vermemek adına.

Kurgu mükemmel, sıkıcı falan değil ( benim açımdan) gizemli , öğretici ve mantık yürütücü gayet okunulası bir eser. Çok beğendim ve etkilendim. Kesinlikle tavsiye ederim. Taa Habil ile Kabil’e kadar düşünce ve kurgu. Polisiye ve tarih iç içe… Aşk ise romanın asıl önemli teması….

Mutlu okumalar diliyorum.
Ahmet Ümit’in okuduğum ilk kitabıydı. Güzel akıcı bir kitaptı. Bazen hikayenin kurgusuna kapılarak gittim bazen ise tarih konularına.
Bu kitabı okuyacaksanız nette araştırmayın sakın ben katilin kim olduğunu bilerek 528 sayfa okudum...
Ahmet Ümit'in elimde en çok süründürdüğüm kitabıdır.Romandaki kahramanımız Müştak'ın sürekli olarak kendisiyle tartışıp durması,bu tartışmaların uzayıp tekrar tekrar zuhur etmesi,gece gündüz gördüğü düşler,vs. beni o kadar sıktı ki okurken arada ödünç verip durdum.Ancak Ahmet Ümit'i çok sevdiğimden ve alelade bir yazar olmadığını bildiğimden yarım bırakmayıp illa ki bitireceğim.Bu arada kahramanımız Müştak ve onun sevdiği kadın Nüzhet'in adları bana çok tanıdık geldi.El İdrisî'nin en önemli eseri olan "Nüzhetü'l Müştâk fi İhtırâkı'l Âfâk" adlı eserini getirdi aklıma.Bir coğrafya kitabı olmasına rağmen isminde bulunan o Nüzhetü'l Müştak kısmı okuyunca sanki iki aşığın adlarıymış gibi bir izlenim bırakıyor.Yazar bu ünlü eserin ismine atıfta bulunmuş olabilir mi? Ahmet Ümit bu,neden olmasın.
Neyse,lafın kısası ben sıkılmış olsamda herkesin beklentisi farklı,benim sıkıcı bulduğum şeyler başkalarına zevkli gelebilir elbet.Okuyup keşfedin der,tavsiye ederim.
MÜKEMMEL BİR KURGU, MÜKEMMEL İÇ MONOLOG, MÜKEMMEL BİLİNÇ AKIŞI, MÜKEMMEL BİR POLİSİYE!

Evet bu kitap benim Ahmet Ümit ile tanışma kitabımdır. Çok sevgili edebiyat hocam iki ay önce sınıf önünde bana hediye olarak taktim etmişti bu kitabı. Ona buradan çok teşekkür ediyorum , polisiyeyi çok sevmesem de beni Ahmet Ümit ile tanıştırdığı ve çok sevdiğim Raskolnikov’dan sonra bana sevecek ve özleyecek yeni bir karakteri , Müştak’ı kazandırdığı için.

Romanın konusunu burada anlatmayacağım , çünkü spoiler vermekten korkuyorum. Roman tarihi olaylarla bilhassa Fatih Sultan Mehmet , İstanbul’un Fethi gibi önemli olaylar hakkında bilmediğimiz bilgileri bize bilimsel bir şekilde sunuyor. (Kitabın arkasındaki kaynakça vesilesiyle bilgilere güvenebilirsiniz.) Tarihe bu romanın içinde tekrar nefes kesici güzel bir yolculuk yapıyorsunuz.

500 sayfa su gibi akıp geçti. İlgimi ve merakımı hep diri tuttu. Bir sayfasından bile sıkılmadım. Kahramanın kendi ile konuştuğu bölümleri kimi okurlar sıkıcı bulsa da bana çok büyük zevk verdi. Adeta güzel bir tabakta servis edilmiş limonlu ve çilekli dondurmayı yer gibi gitti roman. Polisiye okurlar Ahmet Ümit’e ben kefilim. Bu kitaptan sonra da polisiye okumaya diğer romanlarıyla devam edeceğim. Şimdiden iyi okumalarr!
Yazarın bu " Sultanı Öldürmek " okuduğum ilk kitabıydı.Kitabın başından sonuna kadar gizemini koruyan üç farklı konu.Tarih,Cinayet ve Psikolojik hastalık...
Bir yandan bir an önce kitabın son bulup katilin ortaya çıkmasını istiyor öte yandan tarihin derinliklerinden kurtulmak istemiyorsunuz.Ve kendi düşünceleriyle bocalayan ve bu psikolojik hastalıkla mücadele eden bir insan.
İstanbul'un fethi konusu aşırı derecede tarafsız anlatılmış.Neredeyse İstanbul' u hala alamadık mı düşüncesine kapılacaktım..
Cinayet olayında katil kendini kitap boyunca sır gibi saklıyor ve merak ettiriyor.
Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Bir polisiye kitabından çok tarih kitabı diyebilirim Sultanı Öldürmek için. Osmanlı ve Fatih dönemiyle ilgili birçok bilgi var. Bu anlamda önemli bir kitap.

Konu ise bir tarih profesörünün evinde öldürülmesi. Öldürülen profesörü bulan ana karakterimiz Müştak Serhazin de bir tarih profesörü. Ve maktulle aralarında özel bir ilişki var. Prof. Müştak ve Başkomiser Nevzat katili aramaya başlıyorlar.

Müştak Serhazin'in kendi kendine konuşmaları, git-gelleri çok hoşuma gitti, kitaba sempatik bir hava katıyor. Ahmet Ümit'in kitapları her zaman bir polisiyeden daha fazlasını veriyo okuyucuya. Mutlaka okunmalı tasviyedir.
"Leyla'nın sokağındaki köpeğin gözlerinden öper Mecnun. Psikologlara göre, bu bir davranış bozukluğudur. Edebiyatçılar ise, bu davranışın önünde saygıyla eğilir." Bu cümlelerde anlatılan o çok sevip saydığım edebiyatçılar gibi, kendisini kısacık bir notla 21 yıl önce terkeden kadını bir ömür bekleyen Müştak Serhazin'in bu davranışının önünde saygıyla eğilemeyeceğim ne yazık ki.

Kitap tarih ve psikolojinin iç içe geçtiği ve tarih hakkında hiç aklıma gelmeyen şeylere de ışık tutan bir eser. Yalnız ben çok çokça sıkıldım okurken, elimde haftalarca süründü iki günde bitecek kitap. Bugün ne olursa olsun bitireceğim deyip ikinci yarısını okumayı başardım, mutluyum.

Güle güle paranoid şizofren Müştak Serhazin... :)
Yıllarca süren bir aşk ve Fatih Sultan Mehmed Han. Güzel bir olay örgüsü kurulmuş. Yazar beni yine yanıltmadı. İstanbul'un Fethini daha önce hiç bu kadar net, samimi, yaşayarak ve ağlayarak okumamıştım. Tarihimizi, polisiye ile harmanlayan en başarılı yazardır benim gözümde Ahmet ÜMİT. Başkomiser Nevzat, Komiser Ali ve Komiser Zeynep'in hikayeye dahil olmasına ise pek sevindim, güzel bir sürprizdi benim için. Kitap tam bir hapishane gibiydi çünkü ben içinden çıkamadım.
Çağın modası bu değil mi? Farklı olmak...
Ahmet Ümit
Sayfa 78 - Everest Yayınları
Devlet o kadar iffetli bir gelindir ki, iki kişinin birden karısı olamaz... Bir dağın tek kartalı olur... Dünyayı kurtaracak kişi, ister kral olsun, ister peygamber, her zaman yalnız bir kahramandır.
Ahmet Ümit
Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sultanı Öldürmek
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
528
ISBN:
6051410135
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest
"Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"

Ahmet Ümit'in Nisan ayında yayınlanacak romanı Sultanı Öldürmek bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük tuhaf bir serüven. Sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülmüş bir tarih profesörü... Bir aşk cinayeti mi? Yoksa kökleri "Ulu Hakan"ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin bir imparatorluğa dönüştüğü o zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk. Ve bu heyecan verici yolculuk boyunca kulaklardan eksik olmayan o kadim soru: Tarih, geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mı?

"...Ve Sultan Mehmed Han. Mehmed Han oğlu Murad Han oğlu Fatih Sultan Mehmed Han. İki karanın ve iki denizin hâkimi. Allah'ın yeryüzündeki gölgesi. Kostantiniyye'yi zapt eden padişah. Roma İmparatorluğu'nun doğal varisi, farklı dinlerden, farklı dillerden, farklı ırklardan yepyeni bir millet yaratma aşkıyla yanıp tutuşan kudretli hükümdar. Uçsuz bucaksız ovalarda at koşturan ordular. Kılıç sesleri, savaş naraları, korku çığlıkları. Ardı ardına düşen şehirler, ardı ardına yıkılan devletler, ardı ardına el değiştiren kaleler. Kırk dokuz yaşında dünyaya nam salmış bir hükümdar. Ve değişmez kader. Akşama kavuşan gün. Ecel şerbetini içen insan. Ve Fatih Sultan Mehmed'in şüpheli ölümü. Ve onun iki şehzadesi. İkiye bölünen saray, ikiye bölünen devlet, hiçbir şeyden haberi olmayan bir halk. Ve iki şehzadenin kanlı boğazlaşması sürerken saray odasında unutulan Fatih Sultan Mehmed Han'ın cansız bedeni..."

Ahmet Ümit, kusursuz bir kurguyla ele aldığı bu cinayet-aşk-tarih örgüsünde edebiyat okurlarının gözündeki ayrıcalıklı yerini bir kez daha sağlamlaştırıyor.

Kitabı okuyanlar 2.951 okur

  • Hilal Oral
  • Fatih SARIER
  • FERİDE YAZICI
  • Ayşe Nur ERYILMAZ
  • Mahmut Yıldız
  • Hasan yargül
  • Yunus Emre AVCI
  • B kaya
  • Firdevs
  • Erva

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%18.5
25-34 Yaş
%26.8
35-44 Yaş
%29.2
45-54 Yaş
%13.7
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.3
Erkek
%31.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.1 (198)
9
%19.6 (161)
8
%26.6 (219)
7
%14.1 (116)
6
%7.3 (60)
5
%3.8 (31)
4
%1.3 (11)
3
%1.7 (14)
2
%0.9 (7)
1
%0.7 (6)

Kitabın sıralamaları