Sultanı Öldürmek

·
Okunma
·
Beğeni
·
25464
Gösterim
Adı:
Sultanı Öldürmek
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051410135
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Sultanı Öldürmek
Sultanı Öldürmek
Sultanı Öldürmek
"Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"

Ahmet Ümit'in Nisan ayında yayınlanacak romanı Sultanı Öldürmek bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük tuhaf bir serüven. Sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülmüş bir tarih profesörü... Bir aşk cinayeti mi? Yoksa kökleri "Ulu Hakan"ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin bir imparatorluğa dönüştüğü o zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk. Ve bu heyecan verici yolculuk boyunca kulaklardan eksik olmayan o kadim soru: Tarih, geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mı?

"...Ve Sultan Mehmed Han. Mehmed Han oğlu Murad Han oğlu Fatih Sultan Mehmed Han. İki karanın ve iki denizin hâkimi. Allah'ın yeryüzündeki gölgesi. Kostantiniyye'yi zapt eden padişah. Roma İmparatorluğu'nun doğal varisi, farklı dinlerden, farklı dillerden, farklı ırklardan yepyeni bir millet yaratma aşkıyla yanıp tutuşan kudretli hükümdar. Uçsuz bucaksız ovalarda at koşturan ordular. Kılıç sesleri, savaş naraları, korku çığlıkları. Ardı ardına düşen şehirler, ardı ardına yıkılan devletler, ardı ardına el değiştiren kaleler. Kırk dokuz yaşında dünyaya nam salmış bir hükümdar. Ve değişmez kader. Akşama kavuşan gün. Ecel şerbetini içen insan. Ve Fatih Sultan Mehmed'in şüpheli ölümü. Ve onun iki şehzadesi. İkiye bölünen saray, ikiye bölünen devlet, hiçbir şeyden haberi olmayan bir halk. Ve iki şehzadenin kanlı boğazlaşması sürerken saray odasında unutulan Fatih Sultan Mehmed Han'ın cansız bedeni..."

Ahmet Ümit, kusursuz bir kurguyla ele aldığı bu cinayet-aşk-tarih örgüsünde edebiyat okurlarının gözündeki ayrıcalıklı yerini bir kez daha sağlamlaştırıyor.
528 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Sanırım Ahmet Ümit' in tarihi bu kadar güzel anlattığı başka bir eseri yok. 2. Murat, Fatih Mehmet ve 2. Bayezid' in baba katli teorisi üzerine 2. Bayezid' in Fatihi zehirlemesi teorisi üzerine farklı bir pencereden bakmış. Tarihin gizli kalmış yönlerinin aydınlatılmasının güzel bir talebi Sultanı Öldürmek. Oedipus kompleksi ile baba katli arasında bağ kurmak ister bir yandan Ahmet Ümit. Cevaplarını da okuyucunun yorumuna bırakır.

Tek eleştirebileceğim yanı katilin bu kadar basit biri olması. Normalde yazar katili kitap başında ya da ortalarında okuyucuya tanıtır. Sonlarında da hiç ummayacağınız bir yerden kurban katlini açıklar ve sizleri şaşırtır. Bu kitapta katili sonlarda keşfediyor oluşumuz biraz tuhaf geldi bana.

Okunması gereken kitaplar arasındadır türü sevenine göre...

Sanırım Ahmet Ümit' in tarihe bakış açısını ve tarihi öğretirken sevdirmesi benim en çok hoşuma giden yönü.

Ve diğer kitaplarını okuyanlar da bilir ki cinayetleri araştıran hep aynı kişiler. 6 komser Nevzat serisi vardır fakat seri dışındaki kitaplarında da mutlaka cinayetleri araştıran kişi aynıdır. Mesela Nevzat' ın yardımcıları Ali&Zeynep komserler(sevgili, nişanlı ve yakında evli olacaklar diye tahmin ediyorum yeni bir kitabında)' in birbirlerini tanımadan yani atanmadan önceki hallerini cinayeti araştıran kişiler olarak aktarınca, hikaye kahramanları size yolda rastladığınız tanıdık birileri olarak yansıyor. (:

~~ Keyifli okumalar~~
~~Kitapla kalın~~
528 syf.
·7 günde·9/10·
Ahmet ümit bildiğimiz gibi yine kalemini severek ve beğenerek okuduğum bir yazardır. Sultanı öldürmek tarihi, psikoloji ve polisiye' yi bir araya getirmiş üstad
Yılardır aynı kadını bekleyen bir adam. Serhanzinlerin son temsilcisi Müştak serhanzin... Şahane bie aşk için harcanmış bir hayat. Ve hayatını Osmanlı tarihine adamış hırslı bir kadın... Başarılarla dolu bir kariyer... Sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağiyla öldürülmüş bir tarih profesörü... Bir aşk cinayeti mi yoksa kökleri Ulu Hakanın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin bir imparatorluğa dönüştüğü zaferler ve ihanetlerle dolu günlerine yapılan sıradışı bir yolculuk.



ALINTILAR


O kadar da zor olmasa gerekti. Fakat göstereceğim her çaba hüsranla sonuçlanır, unuttuğum dediğim anılar her zamankinden daha güçlü uyanır, bastırdım dedigim hisler daha beter kabarmaya başlardı yüreğimde.
Ne yazik ki, onun çok derinlere nakşolmuş varlığını bir türlü söküp atamazdım içimden. Sayfa 15

Ne güzel olurdu, hiç doğmamış olmak... Tehlikelerden uzakta, güvenli, meraklı gözlerden, insanı teşhir eden ışıkların menzilinin dışında... Öteki insanların sevgisine, şefkatine, merhametine ihtiyaç duymadan... Aslında hala geç değildi... Sayfa 49

Çünkü biz zavallı insanlar, bu tehlikesi, belası, zalimi, haramisi bol dünyada güvenli bir hayat süremem isteriz. Başımıza gelecekleri bilmesek de hatta bilmek istemesek de Allah'ın bize talihli bir baht bağışlamasını isteriz.... Sayfa 83

Çünkü ademoğlu denen bu mahlûk, iyilikten çok kötülükten anlar. Ve ne yazık ki, erdem doğuştan gelen bir vasif değildir. Insanları okutmak, yetiştirmek için binlerce molla, binlerce medrese gerekir ve daha binlerce kitap ve de onlarca yol gerekir. Ve siz bu işle uğraşırken düşman, bir gecede kökünüzü kurutabilir. Sayfa 325


Bir memlekette namuslu insanlar en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memleket için kurtuluş yoktur. Sayfa 329

Urban Hristiyan değil mi? Konstantinopolis'tekiler de Hrisitiyan... Neden Müslüman bir padişaha yardım ediyor ?

Ah Jale Hanımcım, insanoğlu öyle acayip bir mahluktur ki, onun öncelik sıralamasında ekmekle, din sık sık yer değiştirir.Karnı açsa, onun için en kutsal mekan midesidir.Ancak bedeninin ihtiyaçlarını giderince, yani dünyalığını kurtarınca, öteki dünya aklına gelir. Sayfa 389
528 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Okuduğum ilk tarihi polisiye roman. Gerçekten efsaneydi. Hani bir kitap okursunuz da ondan aldığınız tadı diğer kitaplarda da ararsınız, aynen öyle oldu. Kitap bittikten sonra hayatımda bir boşluk hissettim -her kitap bittikten sonra hissettiğim duygu bu.- Olayların içine girip bizzat yaşamış gibi olduğum nadir kitaplardan. Psikojenik füg hastası, Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin, aşkı için hayatını harcadığı Nüzhet'i ölü bulur. Korkunç olan, biricik aşkını onun öldürme ihtimalidir. Müştak, yirmi bir yıl yana yakıla beklediği aşkını kendi elleriyle mi öldürdü? Yoksa, hayatını Osmanlı tarihine adamış başarılı tarihçi Nüzhet ''bir saray entrikası''na mı kurban gitti? Fatih Sultan Mehmet Han... Bir cihanşümul imparatorluk hayali... Kadim Konstantiniyye'nin fethiyle başlayan eşsiz destan... At sırtında fetihten fethe koşan koca ''kartal''... Ve kudretli hükümdarın sır gibi ölümü. Kitabı şiddetle öneririm. Yalnız kitapta anlatılan tarihi ''hikayeleri'' başka yerlerden bir de siz araştırırsanız daha güzel olur. İyi okumalar...
528 syf.
·5/10
İlk defa okuduğum bir cinayet romanında katili tahmin edemedim. Sizde tahmin edemeyeceksiniz. Çünkü Ahmet Ümit okuyucuyu şaşırtmayı çok seven bir yazar. "Aaaa" diye bir tepki görmek için yazmış gibi sanki. Fatih Sultan Mehmet Han'ın hayatını okuyucuyu bazen merak ettirerek bazen de sıkarak anlattığı için çok sürükleyici bulamadım. Fakat sürpriz sonları sevenler için güzel bir okuma olabilir.
528 syf.
·7 günde·9/10
Tarih, psikoloji ve polisiyeyi bir araya getirmiş bu kitapta Ahmet Ümit. Beni en çok kahramanımızın ruh hali cezbetti açıkcası. Kitabın sonuna kadar pek çok kişiyi katil olarak düşünüyorsunuz ama hiç ummadığınız bir sebepten hiç ummadığınız bir kişi çıkıyor.
Keyifli okumalar...
528 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Uzun süre ara verdiğim Ahmet Ümit'e tekrar geri dönüş yaptım. İyi ki de yapmışım hem kalemini, hem de polisiyeyi özlemişim.… Ahmet Ümit’ten 3. Kitabım oldu sanırım. İstanbul Hatırası ile başlayan serüven yine Beyoğlu'nun En Güzel Abisi ile devam etmişti şimdi de Sultan'ı Öldürmek. Kendimce bir girizgahı geçersek hemen size 3 soru soracağım. Eğer bu 3 sorunun tümüne cevabınız evet ise alın hemen okuyun bu kitabı.
1- Polisiye – Cinayet seviyor musunuz ?
2- Tarih seviyor musunuz ? Özellikle İstanbul…
3- Felsefe, psikoloji ve bu türden bir vak'aları seviyor musunuz ?

3. soruyu sormamda ki amaç bu tür konulardan sıkılabilirsiniz kitabın içerisinde. Çünkü genel olarak incelemelerde bazı bölümlerde sıkıldığını belirten arkadaşları gördüm. Bu yüzden tavsiye olarak size yukarıdaki 3 soruyu soruyorum. Sıkıldığınız kitapları şimdilik de olsa okumayın. Sonralara bırakın ( kişisel tavsiyemdir) Evet arkadaşlar kitap tamamen bu konulardan oluşuyor. Cinayet işlediğini sanan ( ya da işlemiş de olabilir ) spoiler vermemek adına bir şey demek istemiyorum. Bir tarih Profesörü ile başlayan bir cinayet. Öldürülen de tarih Profesörü. Amaç elbetteki katili bulmak ama zorlamayın. Yazar öyle bir düşündürecek ki sizi ( Bu mu ? - Yok lan bu kesin – Hayda bu da olamaz – Hadi canım bee ) en sondaki cümleyi kurarsınız sanırım. Hadi bee… Gerçekten bende beklemiyordum katilin kimliğini.

Gelelim içeriğine; tarih sever ve psikoloji seven arkadaşlar mutlaka bir göz atınız bu esere. Konu olarak Kardeş Katli ama düşünce Suç ve Ceza mı dersiniz ? Ne alaka diyeceksiniz ? Ama konu Baba katili… 2. Beyazıt'ın Fatih’i öldürdüğü düşünülmekte. Neyse yine ileriye gitmeyeceğim. Freud, Dostoyevski ve Fatih Sultan Mehmet arasındaki üçgeni merak ediyorsanız buyurun başlayın. Psikolojik füg hastası olan profesörün geçirdiği günler…

İstanbul’un fethini an be an yaşayacaksınız emin konuşuyorum. Çünkü gerçekten bilmediğim çok şey öğrendim. Tüm tarih sever arkadaşlar bir incelemeli. Kuruluş ve yükselme devri. O zamanki dinler arası tutum. Çok uluslu bir İmparatorluk düşünceleri, fethetmek ve siyasi politika. Sadrazamlar ve taht çekişmeleri kısacası Osmanlı Devleti ile ilgili bir çok inceleme. Ama her yönden…

Kitabın içinde Kroutzer Sonat ile geçen o kadar çok alıntı var ki. Bundan sonnraki kitabım da o olacak. Tolstoy'un eseri ile kurgu çok benzetmiş yazar. Cinayet anını yada öyle hatırlayan profesörü... :) Hemen yine susuyorum.... Spoiler vermemek adına.

Kurgu mükemmel, sıkıcı falan değil ( benim açımdan) gizemli , öğretici ve mantık yürütücü gayet okunulası bir eser. Çok beğendim ve etkilendim. Kesinlikle tavsiye ederim. Taa Habil ile Kabil’e kadar düşünce ve kurgu. Polisiye ve tarih iç içe… Aşk ise romanın asıl önemli teması….

Mutlu okumalar diliyorum.
528 syf.
·Beğendi·10/10
Bir arkadaşım önermişti bu kitabi. Şuan iyi ki okudum diyorum. Çünkü bittiğinde kendimi görmüş gibi oldum kitapta. Edebiyat, tarih, polisiye ve psikolojinin iç içe geçtiği bir şaheser olmuş adeta. Olaylar kitapla kalmayıp aklınızda zamanla çözülüp beklenmedik bir sona geliyor. İlk fırsatta Ahmet Ümit'in diğer kitaplarını okuyacağım ve şiddetle tavsiye ederim kitap sever her insana.
528 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Yine bir Ahmet Ümit zevkine daha vakıf olmak; bu kadar basit bir cinayet sebebi nasıl böyle gölgede bırakılır. Bir cinayet nasıl bu kadar süslenir başka yönlere çekilir; bir dünya şüpheli yaratılır. Bu kadar tarih bilgisinin içinde nasıl kaybolabilinir. Sonunda ise bu kadar mı yani dedirtir. Her zaman ki gibi süpriz bir son tadına doyulmayan tarih gezisi ile zevkle okuduğum bir kitap oldu.
528 syf.
·1 günde·Beğendi
Bu sefer bir aşk cinayetini Fatih Sultan Mehmet Han zamanının entrikalarıyla harmanlayarak, dönemin gerçeklerine ışık tutan bir sorgulama şeklinde yazmış. Tarihi bilgi hatırlatmaya da birebir güzel bir kurgu olmuş.
528 syf.
En sevdiğim ve etkinliklerini mutlaka takip ettiğim yazarların başında gelir Ahmet Ümit. Bilgisi, duyarlılığı, kurgu diliyle tarihi bilgisini güzelce harmanlayıp sunmayı bilen çok değerli bir yazardır. Bu kitabı biraz sonunun zayıflığı açısından hayal kırıklığı yaratsa da ciddi bir araştırma yapıldığı belli olan okunmayı hak eden bir kitap. Bazen sevdiğimiz yazarlara onun kitaplarına beklentilerimiz çok yüksek yaklaşırız ve ellerinde olmadan buna yaklaşamadıkları olur ama verdiği bilgiler olsun kurgusu olsun iyi işlenmeye çabalanmış bir kitap. Okunmalı ve herkes kendi görmeli neyin ne olduğunu bence. Burda biraz tarz değişikliğine gitmiş kişinin kendi içindeki monologları şüpheleri psikolojisi de işin içine girmiş. Hem edebiyat hem tarih hem polisiye hem psikolojik. Birçok açıdan kapsamlıca ele alınmış bir kitap. Okunmayı hak ediyor.
689 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ahmet Ümit'in okuduğum kitapları hiçbir zaman beni şaşırtmıyor. Her seferinde elime "evet yine muhteşem bir kitap okuyacağım." diyerek aldığım kitapları kütüphaneme tekrar yerleştirirken yüzümde bir mutluluk oluyor.

Kitapta polisiye-tarih-aşk-psikoloji gibi farklı türler barınıyor. Genelde yazarın kitapları polisiye türündedir. Elbette ki bu kitap da öyle ancak; kitap Başkomiser Nevzat bakış açısından değil de ünlü tarihçi Müştak Serhizan tarafından anlatılanca tarih yönü ağır bastı dersek yalan olmaz. Kitap Fatih Sultan Mehmet'in babasının ölümünden tahta çıkmasından başlıyor ve İstanbul ' un fethi ile Fatih'in ölümüne kadar ilerliyor. Bu süreç çok güzel anlatılmış. Tarihi sevdiğim için uzun uzun anlatılmış olan bu olaylar beni hiç sıkmadı. En sevdiğim yönü de şuydu ; tarihte kesin hiçbir şeyin olmadığı kitapta net bir şekilde belirtilmişti. Her tarihçi farklı bir bakış açısından bakar tarihi olaylara. Kitabımızda da farklı tarihçiler olduğu için bu olayların hepsini farklı bakış açılarıyla okuduk. Yazarımız bir tezi bize sunuyor, ama bizi ona ikna etmeye çalışmıyor. Farklı tezler de sunarak önümüze sunduğu belgelerle, seçimi bizlere bırakıyor.

Polisiye tarafından bakacak olursak da; heyecan bir an olsun azalmadı. Sonu da oldukça şaşırtıcıydı ancak benim için pek tatmin edici olmadı. Çünkü katili tanımak , iç dünyasına girmek isterdim ancak kitapta böyle bir durum olmadı.

Çok kuvvetli bir tarih-polisiye romanıydı. Kitapta da sürekli belirtildiği gibi tarihimizi bilmemiz bizler için çok önemlidir. Kesinlikle okunması gereken muhteşem bir kitaptı.

Herkese iyi okumalar dilerim.
O kadar zor olmasa gerekti. Fakat gösterdiğim her çaba hüsranla sonuçlanır, unuttum dediğim anılar eskisinden daha güçlü uyanır, bastırdım dediğim hisler eskisinden daha beter kabarmaya başlardı yüreğimde. Ne yazık ki, onun çok derinlere nakşolmuş varlığını bir türlü söküp atamazdım içimden.
Ahmet Ümit
Sayfa 4 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sultanı Öldürmek
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051410135
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Sultanı Öldürmek
Sultanı Öldürmek
Sultanı Öldürmek
"Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"

Ahmet Ümit'in Nisan ayında yayınlanacak romanı Sultanı Öldürmek bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük tuhaf bir serüven. Sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülmüş bir tarih profesörü... Bir aşk cinayeti mi? Yoksa kökleri "Ulu Hakan"ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin bir imparatorluğa dönüştüğü o zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk. Ve bu heyecan verici yolculuk boyunca kulaklardan eksik olmayan o kadim soru: Tarih, geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mı?

"...Ve Sultan Mehmed Han. Mehmed Han oğlu Murad Han oğlu Fatih Sultan Mehmed Han. İki karanın ve iki denizin hâkimi. Allah'ın yeryüzündeki gölgesi. Kostantiniyye'yi zapt eden padişah. Roma İmparatorluğu'nun doğal varisi, farklı dinlerden, farklı dillerden, farklı ırklardan yepyeni bir millet yaratma aşkıyla yanıp tutuşan kudretli hükümdar. Uçsuz bucaksız ovalarda at koşturan ordular. Kılıç sesleri, savaş naraları, korku çığlıkları. Ardı ardına düşen şehirler, ardı ardına yıkılan devletler, ardı ardına el değiştiren kaleler. Kırk dokuz yaşında dünyaya nam salmış bir hükümdar. Ve değişmez kader. Akşama kavuşan gün. Ecel şerbetini içen insan. Ve Fatih Sultan Mehmed'in şüpheli ölümü. Ve onun iki şehzadesi. İkiye bölünen saray, ikiye bölünen devlet, hiçbir şeyden haberi olmayan bir halk. Ve iki şehzadenin kanlı boğazlaşması sürerken saray odasında unutulan Fatih Sultan Mehmed Han'ın cansız bedeni..."

Ahmet Ümit, kusursuz bir kurguyla ele aldığı bu cinayet-aşk-tarih örgüsünde edebiyat okurlarının gözündeki ayrıcalıklı yerini bir kez daha sağlamlaştırıyor.

Kitabı okuyanlar 8.963 okur

  • Lectore
  • Mesude Tarhan
  • Arzu yıldrım
  • Özlem Çağlar
  • Semra Y.
  • Melek ödemiş
  • Reyhan Asan
  • Salih Efe Yıldız
  • Lütfi Kocayaka
  • gönül Yavuz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.2
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%17.9
25-34 Yaş
%26.2
35-44 Yaş
%29.5
45-54 Yaş
%13
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.1
Erkek
%31.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.3 (469)
9
%19.1 (401)
8
%24.6 (517)
7
%13.6 (286)
6
%6.3 (132)
5
%3.3 (70)
4
%1 (21)
3
%1.2 (25)
2
%0.6 (12)
1
%0.6 (13)

Kitabın sıralamaları